Mary
Kaldor - Yeni ve Eski Savaşlar -
Notlar
Küresel Çağda Örgütlü Şiddet
New And Old Wars: Organised Violence In A Global Era
Mütercim: S. Erdem Türközü, Fol Yayınları, 2023
Önsöz
Yeni savaşlar devlet ağlarını ve devletdışı aktörleri
içeriyor ve bu çatışmalarda şiddetin büyük bir kısmı sivillere yönelik oluyor.
Savaşı 'eski savaş' olarak tanımlama eğilimi, yeni
savaşların gerçekliğini bulanıklaştırıyor.
Giriş
1992 Dağlık Karabağ
Küreselleşen çağımızın bir veçhesi olarak ortaya çıkan bu
yeni örgütlü şiddet türü yeni savaştır.
Yeni savaşlar, savaş (genellikle devletler ya da siyası
güdüler için örgütlenmiş siyası gruplar arasındaki şiddet olarak tanımlanır),
örgütlü suç (özellikle özel amaçlar, genellikle mali kazanç için özel olarak
örgütlenmiş gruplarca işlenen şiddet) ve geniş çaplı insan hakları ihlalleri
(devlet ve siyaseten örgütlü grupların bireylere karşı işlediği şiddet)
arasındaki ayrımı bulanıklaştırıyor.
Bu savaşlar, literatürde "düşük yoğunluklu
çatışmalar", "postmodern savaşlar" veya "melez
savaşlar" olarak da adlandırılıyor.
Yeni savaşlar, küreselleşme süreci bağlamında anlaşılmalıdır.
Devletin meşru örgütlü şiddet tekelinin hem yukarıdan
(askeri güçlerin ulusaşırılaşmasıyla) hem de aşağıdan (özelleştirmeler,
paramiliter grupların ve mafyanın ortaya çıkışıyla) zayıflamasıyla yeni
savaşlar ortaya çıkmaktadır.
Eski Savaşlar
Bugün bizim anladığımız "klasik" savaş, 15. ve 18.
yüzyıllar arasında Avrupa'da şekillenmiş özgül bir olgudur ve modern devletin
evrimiyle yakından bağlantılıdır.
Savaş ve Modern Devletin Ortaya Çıkışı
Daimi orduların ve askeri bürokrasinin kurulması modern
devletin yükselişiyle paralel ilerlemiştir.
Devletin denetiminde daimi orduların kurumlaşması, modern
devlete içkin meşru şiddetin tekelleşmesinin ayrılmaz bir parçasıydı.
Devlet çıkarları, teolojik adalet kavramlarının yerini
alarak savaşın meşru gerekçesi haline gelmiştir.
Clausewitz'in "savaş siyasetin başka yollarla
sürdürülmesidir" yollu meşhur tespiti bu sekülerleşmenin ifadesidir.
Devletin içeride asayişi sağlamasıyla, ordu (dış güvenlik)
ile sivil polis (iç güvenlik) ayrımı doğmuş; sivil ve askeri, kamusal ve özel,
meşru muharip ile suçlu arasındaki ayrımlar belirginleşmiştir.
Clausewitz ve 19. Yüzyılın Savaşları
Clausewitz, savaşı "düşmanımızı irademize boyun eğmeye
zorlamayı amaçlayan bir şiddet eylemi" olarak tanımlar. Savaş; akıl
(devlet), şans (ordu/generaller) ve tutku (halk) unsurlarını bir araya getiren
üç ayaklı bir toplumsal etkinliktir.
Napolyon dönemindeki zorunlu askerlik ve 19. yüzyıldaki
sanayileşmiş üretim (demiryolları, telgraf, makineli tüfekler) savaşı
Clausewitzçi "mutlak savaş" soyutlamasına yaklaştırmıştır. Savaşta
ezici gücün ve muharebenin belirleyici an olduğu fikri bu dönemin ürünüdür.
20. Yüzyılın Topyekun Savaşları
20. yüzyılın ilk yarısındaki savaşlar, tüm toplumsal
enerjinin kitlesel seferberliğini içeren topyekun savaşlardı. Bu dönemde sivil
ile muharip arasındaki ayrımlar bozulmuş, soykırım ve sivillerin ayrım
gözetmeksizin bombalanması askeri zorunlulukla savunulmuştur.
"Sürtünme" olmaksızın topyekun yıkıma yol
açabilecek nükleer silahların keşfi, Clausewitz'in "devlet çıkarı"
öncülünü geçersiz kılmıştır; çünkü hiçbir akılcı amaç nükleer bir savaşta
devletin kendi kendini yok etmesini haklı çıkaramaz.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında askeri güçlerin ulusaşırı
ittifaklarda (NATO ve Varşova Paktı) bütünleşmesi, tek taraflı savaş açma
kabiliyetini kısıtlayan bir denetim ağı kurmuştur.
Bosna-Hersek: Yeni Savaşın Örnek Olayı
Bosna-Hersek'teki savaş (1992-1995), Soğuk Savaş sonrası
"yeni savaş" kavramsal çerçevesinin ilk ve en belirgin örneği haline
gelmiştir.
Savaşların Yapılma Gerekçesi: Siyasi Hedefler
Bosnalı Sırp ve Hırvat milliyetçilerin siyasi hedefi, kendi
kaderini tayin etme hakkı söylemiyle gerekçelendirilmiş "etnik
temizlik" yapmaktı.
Bu savaş kadim kabile nefretlerinden
("Balkanlaştırma" tezi) ziyade, iktidarı kaybetmekte olan yozlaşmış
seçkinlerin (nomenklatura-mafya ittifakı) kışkırttığı ve elektronik medya
aracılığıyla inşa ettiği yeni bir milliyetçilik biçimidir.
Bosna toplumu aslında güçlü bir "komsiluk" (iyi
komşuluk) ve çokkültürlülük geleneğine sahipti.
Savaşların Yapılma Şekli: Askeri ve İktisadi Araçlar
Bosna'da düzenli ordular (BSO, HSK, BHO) ile çok sayıda
paramiliter grup (Arkan'ın Kaplanları, Seselj'in Çetnikleri, HOS, Juka'nın
Kurtları), yabancı paralı askerler (Mücahitler vb.) ve suç çeteleri faaliyet
göstermiştir.
Klasik muharebelerden kaçınılmış, şiddet doğrudan sivil
nüfusu korkutmaya, yerinden etmeye ve "seçkinkırım" (elitocide)
yoluyla ılımlı kanaat önderlerini yok etmeye odaklanmıştır.
Resmi ekonomi çökmüş, onun yerini dış sponsor yardımları,
insani yardımların gasp edilmesi ("vergilendirilmesi"), karaborsa ve
yağmaya dayalı bir savaş ekonomisi almıştır.
Uluslararası Müdahalenin Doğası
Uluslararası toplum (BM, AB vb.) savaşı yanlış
kavramlaştırmış, onu tarafları eşit derecede suçlu olan klasik bir iç savaş
gibi görmüştür.
Müzakereciler, savaş suçlusu milliyetçi liderleri muhatap
alarak ve ülkeyi etnik temelde bölmeye (Vance-Owen, Carrington-Cutileiro
planları vb.) çalışarak milliyetçi hedeflere fiilen katkıda bulunmuşlardır.
BM'nin UNPROFOR barış gücü, rıza ve yansızlık ilkelerine
aşırı bağlı kalarak katliamları izlemiştir. Srebrenica'da güvenli bölgenin
istila edilmesi ve 8.000 erkeğin katledilmesi bu acziyetin zirvesidir.
Dayton'dan Sonra
Dayton Antlaşması Bosna'yı etnik olarak bölerek
milliyetçileri ödüllendirmiştir. Ancak sivil taraf ve yüksek temsilciler (Paddy
Ashdown vb.) kademeli olarak güçlenmiş, orduların bütünleştirilmesi, seyahat
özgürlüğü ve mülkiyet yasalarıyla sivil bir kozmopolit kolluk gücü felsefesi
uygulamaya çalışmışlardır.
Yeni Savaşların Siyaseti
Yeni savaşların siyasi hedefleri etnik, ırksal ya da dini
kimlik etrafında devlet iktidarı talep eden kimlik siyasetidir.
Küreselleşmenin Karakteristikleri
Küreselleşme, ulus devletlerin dikey ulusal kültürlerini
parçalamaktadır. Finansın, teknolojinin ve iletişimin ulusaşırılaşması, yeni
yatay kültürlerin doğmasına yol açmıştır.
Küreselleşmeden yararlanan ve ulusaşırı ağlara katılan
küresel sınıflar (simge analistleri) ile bu süreçlerden dışlanan, yerelliğe
bağlı ve güvensizlikle baş başa kalan büyük kitleler arasında yeni bir
toplumsal-kültürel ayrışma doğmuştur.
Kimlik Siyaseti
Fikir siyasetinin (sosyalizm, demokrasi gibi ileriye dönük
tasarılar) aksine, kimlik siyaseti parçalayıcı, geriye dönük ve dışlayıcıdır;
destansı bir geçmişin ve hayali adaletsizliklerin nostaljisine dayanır.
Siyasi meşruluğu çöken devletlerin seçkinleri hayatta kalmak
için popülist kimlik siyasetine başvururken; alttan gelen suç ağları ve paralel
ekonomi de bu söylemle kendilerini meşrulaştırır.
Seyahatin ve iletişimin kolaylaşmasıyla, anavatandan uzakta
yaşayan "romantik sürgünler" (diaspora), sahaya orantısız miktarda
para, silah ve radikal fikir pompalar.
Uydu televizyonları, internet ve sosyal medya bu nefret
söylemlerini hızla yaygınlaştırır.
Tikelciliğe Karşı Kozmopolitlik
Kozmopolitlikle kimlik inkarını kast etmiyorum. Aksine,
küresel kimliklerin çeşitliliğini ve kabulünü, hatta birden çok üst üste binen
kimliklere karşı coşkuyu, aynı zamanda tüm insanların eşitliğine ve insan
onuruna saygı gösterme taahhüdünü yüceltmeyi kastediyorum.
Kozmopolitlik, yeni savaşların dışlayıcı
"tikelcilik" siyasetine karşı tek alternatiftir.
Bu siyaset, yukarıdan (uluslararası kuruluşlar) ve aşağıdan
(NGO'lar, küresel sivil toplum) gelen kozmopolit aktörlerin, yerel düzeyde
şiddete ve etnik bölünmeye direnen sivil "uygarlık adalarıyla"
ittifak kurmasını gerektirir.
Küreselleşmiş Savaş Ekonomisi
Yeni savaş ekonomisi, 20. yüzyılın devlet güdümlü,
merkezileşmiş, kitle üretimine ve kendine yeterliliğe dayalı savaş ekonomisinin
neredeyse tam karşıtıdır; merkezsizleşmiştir, kayıt dışıdır ve yoğun biçimde
dış kaynaklara bağımlıdır.
Askeri Güçlerin Özelleştirilmesi
"Başarısız" ya da "çöken" devletlerde
meşru şiddet araçları üzerindeki devlet denetimi kaybolur.
Savaşan birimler melez bir "örümcek ağı"
koalisyonuna dönüşür.
Düzenli orduların kalıntıları (disiplinsiz, maaşsız ve
yağmaya açık)…
Suçlulardan ve işsiz gençlerden oluşan özel paramiliter
gruplar…
Çocuk askerler (bazı isyancı grupların %30'unu oluşturur)…
Özel askeri/güvenlik şirketleri (Executive Outcomes,
Blackwater/Xe, MPRI)…
Uluslararası barış koruma birlikleri ve yabancı güçler…
Ağır silahların kullanımı (maliyet ve altyapı
yetersizliğinden dolayı) sınırlıdır; bunun yerine kullanımı kolay, ucuz ve
çocuklar tarafından bile kullanılabilen hafif silahlar (AK-47 vb.) ve modern
iletişim araçları (cep telefonları) hakimdir.
Şiddet Örüntüleri
Yeni savaşçıların stratejisi, devrimci savaşın "toprak
kazanma yerine nüfusu siyasi olarak denetleme" ilkesi ile kontrgerillanın
"denizi zehirleme" taktiklerinin bir birleşimidir.
Siyasi denetim, halkın desteğini kazanarak değil,
"öteki" olan herkesi katlederek, tecavüz ederek ya da bölgeyi
mayınlar ve bombardımanla yaşanamaz kılarak zorla göç ettirmek suretiyle
kurulur.
Muharebe ölümleri azalırken, sivil kayıplar ve mülteci/ülke
içi yerinden edilmiş kişi (IDP) sayıları katlanarak artmıştır.
Savaş Çabasını Finanse Etmek
Üretimin çökmesiyle savaşan hizipler finansman için şu
yollara başvurur:
Varlık Aktarımı: Ganimet, gasp, soygun, rehin alma ve
ablukalar yoluyla temel maddelerin fiyatlarını yapay olarak şişirip
karaborsadan kazanç sağlama.
Kaçakçılık: Uyuşturucu (Afganistan, Kolombiya),
değerli madenler (elmas, zümrüt) ve petrol kaçakçılığı.
Dış Yardımlar: Diaspora işçi dövizleri, yabancı
devletlerin hami destekleri ve insani yardımların saptırılması ("gümrük
vergisi" adı altında gasp edilmesi).
Savaşın devam etmesi bu yasadışı gelirlerin tek kaynağı
olduğundan, savaş kendi kendini idame ettiren bir mantık kazanır.
Şiddetin Yayılması
Savaş ekonomileri sınırları aşarak komşu ülkelerin
ekonomilerini çökerterek, yasadışı uyuşturucu/silah rotaları ve devasa mülteci
kampları yaratarak bölgesel "kötü mahalleler" (bad neighbourhoods)
oluşturur (Balkanlar, Kafkaslar, Afrika Boynuzu vb.).
Sonuç
Siyasi, iktisadi, askeri ve sivil alanlar arasındaki modern
ayrımlar çöktüğü için, savaş ile barış arasındaki farkı ayırt etmek de gitgide
zorlaşmaktadır.
Kozmopolit Bir Yaklaşıma Doğru
Soğuk Savaş sonrasındaki insani müdahale deneyimleri
(Somali, Ruanda, Bosna vb.) büyük hayal kırıklıkları ve itibar kayıplarıyla
sonuçlanmıştır.
Bunun temel nedeni, yeni savaşa geleneksel Clausewitzçi
(devletlerarası savaş) terimlerle yaklaşılması ya da onu kaderci bir anarşi
olarak görerek sadece semptomları (insani yardım) tedavi etmeye çalışmaktır.
Yukarıdan Aşağı Diplomasiden Kozmopolit Siyasete
Savaş beyleriyle tepeden yapılan barış müzakereleri (etnik
bölünme veya iktidar paylaşımı antlaşmaları), suçluları meşrulaştırır ve
istikrarsız apartheid yapıları üretir.
Alternatif, şiddete teslim olmayı reddeden sivil toplum
gruplarını, kadın hareketlerini ve yerel "uygarlık adalarını"
(Soweto, Filipinler'deki barış bölgeleri, Somali'deki aşiret yaşlıları)
arabulucu ve siyasi ortak olarak kabul edip desteklemektir.
Barışın Korunmasından ya da Zorlanmasından Kozmopolit Hukukun Uygulanmasına
Giden Yol
Yeni savaşlar sivillere yöneldiği için geleneksel barışı
koruma (rıza ve yansızlığa dayalı) veya barışın zorlanması (taraf tutarak
savaşma) işlevsizdir.
İhtiyaç duyulan, sivilleri korumayı ve suçluları yakalamayı
amaçlayan kozmopolit hukukun (insan hakları ve insani hukuk) zorlanmasıdır.
Bu, askerlik ile polislik görevlerini birleştiren yeni bir
uluslararası sivil-askeri güç türü gerektirir.
Rıza
Savaş beylerinin resmi onayı yerine, asıl hedef kurbanların
ve yerel sivil nüfusun meşru rızasını ve güvenini kazanmaktır.
Tarafsızlık
Yansızlık (suç işleyen taraflara eşit mesafede kalıp sessiz
olmak) yerine, yasanın kimin çiğnediğine bakılmaksızın herkese eşit ve adil
şekilde uygulanması olarak tanımlanan "tarafsızlık" ilkesi
benimsenmelidir.
Güç Kullanımı
Kozmopolit güç kullanımında amaç bir düşmanı yenmek değil,
tüm taraflardaki (siviller dahil) can kayıplarını en aza indirmek, bireysel
suçluları yakalamak ve kurbanları korumaktır.
Batılı güçlerin kendi askerlerinin yaşamını riske atmamak
adına sivil kayıplara ("tali hasar") yol açan hava bombardımanlarına
bel bağlama alışkanlığı bu ilkeyle çelişir.
Kosova ve Libya Örnekleri
İnsani amaçlar ilan edilmesine rağmen, NATO'nun sadece
yüksek irtifa hava saldırılarına bel bağlaması Sırp güçlerinin sahadaki etnik
temizliğini durduramamış, aksine süreci hızlandırmış ve sivil kayıplara yol
açmıştır.
Libya'da da müdahale sivilleri korumaktan isyancılara destek
vererek diktatörü devirmeye kaymış ve milislerin güçlenmesine zemin
hazırlamıştır. Bu müdahaleler sivil korumadan ziyade geleneksel savaşa yakın
sonuçlar doğurmuştur.
İnsani Yardımdan Yeniden İnşaya
İnsani yardımlar yerel pazarları ve uzmanları felç etmemek
adına dikkatli hedeflenmeli; yeniden inşa (kanun ve düzenin, yargının, özgür
medyanın, eğitimin ve yerel üretimin tesisi) sivil toplumu güçlendirecek
şekilde yerelleştirilmeli ve bütünleştirilmelidir.
Irak ve Afganistan'daki Yeni Savaşlar
11 Eylül sonrasındaki "Teröre Karşı Savaş"
(Afganistan ve Irak müdahaleleri) yüksek teknoloji kullanan ama özünde
güncellenmiş bir "eski savaş" zihniyeti taşıyan yaklaşımlar yeni
savaş koşullarını körüklemiştir.
Teknoloji Ağırlıklı Eski Savaş
ABD askeri planlamacıları (Askeri İşlerde Devrim, Savunmanın
Dönüşümü), hassas mühimmat, uydular ve dronlar kullanarak sıfır kayıpla ve
uzaktan kesin zaferler kazanma fantezisine sahiptiler. Ancak
ordu sivil barışı kuracak sivil kapasiteden yoksundu.
Başarısız Olma Sürecindeki Devletler
Her iki ülkede de işgaller, zaten zayıflamış olan devlet
yapılarını tamamen yok ederek (Irak'ta ordunun dağıtılması ve Baasçıların
tasfiyesiyle) devasa bir güvenlik boşluğu ve yağma ortamı doğurmuştur.
Yeni Savaşlar & 4. Savaşan Taraflar
Şiddet kısa sürede isyancıların (Selefi milliyetçiler,
Neotaliban, Hakkani ağı), mezhepçi milislerin (Mehdi Ordusu, Bedir Tugayları),
özel güvenlik yüklenicilerinin (Blackwater) ve uyuşturucu/petrol kaçakçılığı
yapan mafya ağlarının bir araya geldiği melez bir yeni savaşa evrilmiştir.
Siyasi Hedefler & 6. Taktikler ve Yöntemler
Şiddet, etnik ve mezhepçi kimliklerin inşasında rol
oynamıştır (2006 Samarra Altın Kubbe Camisi'nin bombalanması Şii-Sünni iç
savaşını tetiklemiştir).
ABD'nin ağır topçu, hava saldırıları, gece baskınları ve
keyfi gözaltıları (Felluce kuşatması vb.) sivil halkı aşağılayarak isyana
itmiştir. İsyancılar ise intihar bombacıları, EYP'ler (el yapımı patlayıcılar),
kaçırma ve mahalleleri mezhepsel olarak temizleme taktiklerini benimsemiştir. Sivil
ölümler ve yerinden edilme oranları dramatik şekilde artmıştır.
Finans Kaynakları
Irak'ta yasadışı petrol kaçakçılığı ve petrol rantının gaspı,
Afganistan'da ise dünya üretiminin %90'ını oluşturan haşhaş/uyuşturucu
kaçakçılığı, haraç ve koalisyonun dış yardımları tüm hizipleri besleyen yağmacı
bir siyasal iktisat yaratmıştır.
Eski Savaşa Uyum Sağlamak mı?
2007'de General Petraeus komutasında "dalgalanma"
(surge) ve "halk odaklı kontrgerilla" yaklaşımıyla askerlerin halkla
yaşaması ve Sünni aşiretlerin (Irak'ın Oğulları) El Kaide'ye karşı örgütlenmesi
şiddeti geçici olarak azaltmıştır. Ancak ABD daha sonra insansız hava
araçlarıyla (Predator vb.) uzaktan "nokta suikastları"na ve terörle
mücadele yöntemlerine geri dönmüştür; bu da halkın gözünde "uzaktan
saldıran korkaklar" olarak görülmelerine yol açmıştır.
Alternatif Var mıydı ya da Var mı?
Alternatif; savaşbeylerine ve yolsuzluğa bulaşmış sürgünlere
dayanmak yerine, sivil topluma, kadın ve aşiret yaşlılarına danışmak,
uyuşturucuyu yasallaştırarak ekonomiyi kayıt altına almak ve güvenlik güçlerini
"kozmopolit hukukun zorlayıcıları" olarak sivil koruma amaçlı
kullanmaktı.
Yönetişim, Meşruluk ve Güvenlik
Yeni savaşlar coğrafi olarak sınırlandırılamaz; barış
bölgeleri ile savaş bölgeleri aynı coğrafyada yan yana var olmaktadır.
Uygarlıklar Çatışması
Samuel Huntington'ın tezi, ideoloji yerine dinsel-kültürel
blokların çatışmasını ve "küresel bir apartheid"ı öngörür. Bu
jeopolitik model, devlet egemenliğinin çözüldüğü, şiddetin özelleştiği
başarısız devletler gerçekliğini anlayamaz.
Yaklaşan Anarşi
Robert D. Kaplan'ın tezi, devletlerin çöktüğü ve Hobbesçu
bir kargaşanın dünyaya hakim olacağı kaderci bir umutsuzluk görüşüdür.
Ancak Kaplan, bu kargaşanın içinde sivil özyönetim kuran
"uygarlık adalarını" açıklayamaz.
Kozmopolit Yönetişim
Kaldor, toprak temelli olmayan, küresel sivil toplum
(NGO'lar, insan hakları izleyicileri) ile ulusaşırı kurumlar (UCM vb.) ve yerel
uygarlık adaları arasında kurulacak bir ittifakı savunur.
Avrupa Birliği bir "barış projesi" olarak
sınırlarını dışarıya kapatmak yerine, küresel düzeyde kozmopolit hukuku zorlama
kabiliyetlerini (insan güvenliği doktrini) geliştirmelidir.
Sonuç
Geleceğimiz sivil toplumun taleplerine ve kozmopolit
yaklaşımlara bağlıdır [301]. Ya ebedi barış ve kozmopolit yönetişim kurulacak
ya da sonu gelmeyen gayriresmi şiddet döngüleriyle karakterize postmodern
savaşlar dönemine girilecektir.
Sonsöz
Eleştirmenler yeni savaşların erken modern dönemdeki
savaşlara (eşkıyalık, yağma) benzediğini savunur. "Yeni" sıfatı
siyasa yapıcıların zihniyetini değiştirmek için elzemdir. Küreselleşme ile
enformasyon teknolojisinin getirdiği ulusaşırı ağlar tamamen yeni bir küresel
derinlik sunmaktadır.
Yeni Savaşlar "Savaş" mı?
Şiddetin suç ve insan hakları ihlalleriyle karışması
nedeniyle "savaş" denemeyeceği iddia edilse de faillerin şiddeti
meşrulaştırmak için etnik ya da dini siyasi anlatılara sığınması ve bu
çerçevede siyasi seferberlik yaratması nedeniyle bu şiddet türü siyasidir ve
savaştır.
Veri Tartışması & 4. Savaşun Sayıları ve Süresi
Geleneksel veritabanları (COW, UCDP) muharebe ölümlerine
odaklandığı için sivil katliamları dışarıda bırakır. Ancak devletlerarası
savaşların ve yüksek yoğunluklu muharebelerin azaldığı, buna karşın tek taraflı
şiddet, devletdışı çatışmalar ve savaşların süresinin uzadığı verilerle
doğrulanmaktadır.
Kayıplar
Muharebe ölümleri dramatik şekilde azalırken, kurbanların
büyük çoğunluğunu siviller oluşturur. Zorla yerinden edilme (2010'da 43,7
milyon kişi yerinden edilmiştir) yeni savaşların merkezi bir yöntemi haline gelmiştir.
Clausewitz Hakkında Tartışma
Clausewitz'in üçlemesi (akıl, şans, tutku) yeni savaşların
gevşek ağlarında da işler.
Ancak Clausewitzçi savaş "iradelerin mücadelesi"
olarak aşırılıklara (mutlak savaşa) yönelirken, yeni savaşlar bir
"karşılıklı girişimdir" (mutual enterprise).
Savaşan taraflar kazanıp kaybetmekten ziyade, siyasi
kimliklerini üretmek ve yağmacı çıkarlarını sürdürmek için savaşın kendisini
sürdürmek isterler.
Bu yüzden yeni savaşların içkin eğilimi sonu olmayan
savaştır.
Sonuç
Dünya Kalkınma Raporu'nun da (2011) doğruladığı üzere, 21.
yüzyılın yinelenen şiddet döngüleri, siyasi çatışmaları ve örgütlü suçu
birbirine bağlamaktadır. Bu kısırdöngüyü kırmanın yolu sivil toplumun
taleplerine dayalı kozmopolit bir siyasi tepkidir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder