Artvin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Artvin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2023 Pazar

Şavşat’ta Geleneksel Köy Meskenleri ve Başlıca Sorunları

 Şavşat’ta Geleneksel Köy Meskenleri ve Başlıca Sorunları

Hayati Doğanay 

Fatih Orhan

 

Şavşat’taki geleneksel köy meskenleri, yapı gereci olarak ahşap kullanımının yaygın olduğu, ev ve eklentileri ile bir bütünlük arz eden ve kış odası, ayvan, köşki ve buhari gibi kendine özgü kısımları bulunan, plan ve yapı teknikleri açısından oldukça ilgi çekici özelliklere sahip olan beşeri eserlerdir.

 

Dağlık ve engebeli topoğrafik yapısına bağlı olarak, dağınık yerleşme dokusunun egemen olduğu sahada, volkanik kayaçlar (özellikle bazalt ve andezit) yaygın olarak bulunur.

…en geniş alana yayılmış ağaç türleri ise, ladin, göknar ve sarıçamdır.

 

…yüksek köylerde taş kullanımı artmıştır. Yörenin nemli bir iklime sahip olması ve topraktan rutubet alması nedeniyle taş malzeme, konutların özellikle temel kısmında yoğun bir şekilde kullanılmıştır.

 

…en fazla kullanılan çatı örtü malzemesi ise, sac-eternittir

…hâlâ kullanımı devam eden bir çatı örtü malzemesi de ahşaptan yapılmış ve yörede bedevra olarak adlandırılan hartamadır

Hartamalar, erken çürümeleri ve çatıdaki diziliş düzenlerinin bozulma ihtimalinin yüksek olmasından dolayı, çok kullanışlı çatı örtü malzemeleri olmayıp, hemen hemen her yıl bakıma ihtiyaç duyarlar.

 

Sahada tamamıyla ahşap malzemeden yapılmış köy konutları olduğu gibi, ahşabın diğer bazı malzemeler ile, özellikle de taşla beraber kullanımı da oldukça yaygındır.

 

Sahada genel olarak hayvan barınağı olarak kullanılan alt kat, blok veya tomruk çantı tekniği ile inşa edilmektedir.

 

…ateşe dayanıklı taşlar (Meydancık yöresinde karhana adı verilir)

…ilk katın üzerini örten döşeme kirişleri, yörede satapav adı verilen döşeme tahtaları ile kaplanır.

 

…köy konutlarının kendine özgü özelliklerinin başında, iki veya çoğunlukla da üç tarafının, yörede ayvan adı verilen (Meydancık çevresinde çardak, tantraba gibi isimlendirmeleri de vardır) balkonlarla çevrili olması gelir. Ayvanlar aynı zamanda eve ilk girilen kısımdır. Salon her iki tarafından ayvana açılır. Söz konusu balkonlar, bazılarında süslemelerin de yer aldığı ahşap çitlerle çevrilmiştir. Sahadaki geleneksel köy konutlarının bir diğer ayırt edici ve özgün özelliği ise, söz konusu bu ayvanların altında asma tuvaletlerin yapılmasıdır

 

…ayvanın manzarası en güzel olan yerinde köşk (yöresel ifade şekli ile köşki) adı verilen bölümlerin olması

 

Şavşat evlerinde, olumsuz iklim koşullarından en az etkilenmek amacıyla, pencere sayısı ve ebatları oldukça sınırlı tutulmuştur. Ayrıca dışarıdan pencereleri kapatabilmek için de ahşap kepenkler takılmıştır. Kış aylarını başka yerlerde geçirecek olan aileler, bunları (Meydancık yöresinde akoşka adı verilir) kapatıp, evlerinden öyle ayrılırlar.

 

…

Doğanay,  Hayati – Orhan, Fatih (2014), Şavşat’ta Geleneksel Köy Meskenleri ve Başlıca Sorunları, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 18, Sayı: 1, s. 273-297

…

12 Şubat 2023 Pazar

Geleneksel Kırsal Mimaride Ekolojik Tasarım İlkeleri Artvin-Ardanuç Köyleri

Geleneksel Kırsal Mimaride Ekolojik Tasarım İlkeleri Artvin-Ardanuç Köyleri

…çalışmada Artvin’in ılımlı kuru iklim özellikleri görülen Ardanuç ilçesinin kırsalında bulunan geleneksel evler ele alınarak incelenmiştir.

Ardanuç ilçesinin geleneksel kırsal mimarisini oluşturan özelliklere sahip 16 ev belirlenmiş…

Bu evler oluşturulan tablolar ile ekolojik tasarım ilkeleri bağlamında analiz edilerek değerlendirilmiş…

 

Kırsal kesim ve köyler, ulaşımdaki zorluklar ve mevcut malzemelerin uzun süre kullanımı nedeniyle genellikle mimari karakterini korumaktadır

 

…ekoloji kelimesi, Eski Yunanca’da ev idaresi anlamına gelmektedir. Bilimsel tanımı ise “canlıların hem kendi aralarında hem de çevre ile ilişkilerini inceleyen bilim dalı” şeklindedir.

 

Toprak üstü ve toprak altı zenginliklerini ve mevcut arazi formunu mümkün olduğu kadar az zedeleyecek şekilde binayı konumlandırmak ekolojik tasarım anlayışının önde gelen kriterlerinden biridir.

…yapının kesitlerinin arazinin doğal formuyla uyumlu olduğu tasarımları gerçekleştirmek gerekmektedir

 

Bir binanın toprağa gömülmesi, toprağın sıcaklık dalgalanmalarına daha az duyarlı olması ve değişen dış iklimin etkisini azaltması nedeniyle ısı kayıplarını azaltır

 

…kuzey yarım küre için güneye yönelen eğimli araziler kuzeye yönelen arazilere göre güneş ışınlarını daha dik alırlar. Bu nedenle arazi eğimi kuzeye doğru olduğunda daha fazla ısıtma ve güneş ışığına ihtiyaç duyulur.

Güneş enerjisinden en iyi şekilde yararlanabilmek için güneye bakan alanlar yerleşim alanı olarak seçilmeli

Ilımlı-kuru iklim bölgelerinde ısı kayıplarının azaltılması için evlerin kuzey cephesinin büyük ölçüde toprağa gömülü olması avantajlıdır.

 

Binanın / yüzey alanı arttıkça; ısı kaybı ve dolayısıyla ısıtma talebi de artmaktadır. Bu nedenle ekolojik tasarımlarda kompakt formlar esas alınmalıdır.

zorlu iklimlerde en az yüzey alanının dışarıya sunulması önerilir.

 

Yatay düzenlenmiş pencereler güneş ışınlarının geniş alana yayılmasını sağlarken dikey düzenlenmiş pencereler ise mekân derinliğince ışınların yayılmasını sağlar. Kışın güneşin yataya yakın konumda olması ışınların düşey pencerelerden mekânın en derin kısımlarına ulaşmasını sağlar (s. 18).

 

Ilımlı-kuru iklim bölgesindeki geleneksel konutlar, yapı malzemesi olarak çevrede çok bulunan taş ve kerpiçten oluşan yığma sistem ile yapılmaktadır.

Yığma taş duvarların kalınlıkları en az 50-60 cm olarak uygulanmış, bu duvarlar ısı tutuculukları sayesinde iklimin sert etkilerinin iç mekânlara geçmesine de engel olmuşlardır.

 

Bağdadi / çıtaların arasında kalan boşluğun havalandırılması sayesinde çok ince duvarlarda bile, kusursuz bir yalıtıma olanak vermektedir

 

Taş, neme ve doğal koşullara dayanıklılığı sebebiyle, yapının zeminle temas ettiği kısımlarda yapı malzemesi olarak ve yapının duvarlarında taşıyıcı veya dolgu malzemesi olarak kullanılmaktadır

 

Ardanuç İlçesi

İlçede, M.Ö. VIII. yüzyılda sırasıyla Urartular, Sakalar ve İskit Türkleri, M.S. 75’ten sonra ise eski Oğuz kollarından olan Hazarlar, Barseller ve Bağratlılar yerleşmişlerdir. İlçe, 810 yıllarında Gürcü egemenliğine girmiş / Anadolu Selçuklularının akınları sırasında yöreye Türklerin yerleştikleri görülür.

Uzun yıllar Selçukluların yönetiminde kalan Ardanuç, Moğol istilası sonrasında Moğolluların ve ardından Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve İran Safavi devletlerinin hâkimiyetinde kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa 1551‘de Ardanuç’u fethederek Osmanlılara katmış / 93 Harbi sonunda yapılan antlaşma ile Rusya’ ya bırakılan İlçe, Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan halk oylaması sonucu tekrar Osmanlı İmparatorluğu’na katılmıştır. Mondros Mütarekesi’nden sonra Ardanuç, önce İngilizlerin sonra Gürcülerin istilasına uğramış, Gümrü Antlaşması ile 7 Mart 1921’de de Türkiye’ye katılmış

Ardanuç 1945’te merkezi Tütünlü köyü olmak üzere ilçe haline getirilmiştir. Daha sonra ilçe merkezi önce 1949 yılında Gevhernik Kalesi’nin altında bulunan Adakale’ye, 1952 yılı sonlarında da bugünkü yeri olan Meydanlar mevkiine nakledilmiştir.” / s. 24

 

Doğu Karadeniz Bölgesi ikliminin etkisi altındadır. İlçedeki köylerin birçoğu ormanlıktır ve hayvancılığa dönük geniş alanların varlığı dikkat çekmektedir. Tarım arazisinin dağınık ve topoğrafyanın dağlık olması nedeniyle bölgede dağınık yerleşme görülmektedir.

Ardanuç, ortalama yüksek sıcaklığın yaz aylarında yükseldiği ve kış aylarının serin geçtiği ılımlı kuru iklim bölgesindedir.

 

Bölge için temel geçim kaynakları arasında orman ürünlerine dayalı ormancılık faaliyetleri de hayvancılık kadar önemli bir yer tutmaktadır.

Köylerin çoğunluğunun orman köyleri olması orman varlığının etkilerinin her alanda olduğu gibi kırsal mimaride de görülmesini sağlamıştır.

 

Adakale Mahallesi, Artvin ilinin en eski yerleşim alanlarından biri olup, III. Derece Kentsel Arkeolojik Sit Alanıdır.

Adakale mahallesinde genellikle bahçe içerisinde kâgir ve üç katlı olan evler eğimden faydalanarak araziye yerleşmiştir. Alt katların tamamı ve üst katta bacaların olduğu arka duvarı taş duvar, diğer duvarlar çakatura denen bağdadi duvar sistemiyle inşa edilmiştir.

 

Meydanlar mevkiinde genel karakteristik mimariyi yansıtan ev kalmamıştır.

 

Evlerin çevresinde bulunan, kırsal yaşam tarzının gerektirdiği ahır ve merek gibi eklentiler tomrukların üst üste bindirilmesi şeklinde inşa edilmiştir.

 

Kürün, hayvanların su içtiği çeşme yalağının adıdır.

kürünler yaş olarak kesilen ağacın oyulmasıyla oluşturulur. Ayrıca kürünler, kırpılan koyun yünlerinin yıkanmasında da kullanılmaktadır.

 

Ev yapımında yörede bol bulunan, kolay sağlanan ve güveye karşı dayanıklı ağaç cinsi seçilir. En çok kullanılan iğne yapraklılardan çam ve ladindir. Toprakla temas eden ahırlarda rutubet çok olduğu için çürümeye dayanıklı olan çıralı çam cinsleri tercih edilir, ahır kirişleri (koşat) için de; eğer bulunabilirse, ardıç kullanılır. Bunlardan başka, bol olduğu yerlerde gürgen, kestane ve kızılağaçtan da ev yapımında yararlanılır.

 

Arazide eğim fazla olduğu ve evler genelde yamaçta inşa edildiği için iki katlı olan evlerin alt katlarının bir kısmı toprağa gömülü olmakta ve bu kısım taş duvardan örülmekte bu şekilde ev nemli olan topraktan olumsuz etkilenmemektedir.

 

Genellikle iki katlı olan evlerin alt katları tomrukların, üst katları ise kerestelerin köşelerde geçme yöntemiyle üst üste bindirilmesiyle inşa edilmiştir (s. 34).

 

Ahşap yığma yapılarda ağırlığın toplandığı köşe kısımlarına ‘köşetaşı’ denilen temel taşları yerleştirilir, bunların üzerine ahşap kirişler atılarak yığma duvar devam ettirilmiştir. Ahşap yığma duvar sisteminde ağaç tomruklar birbiri üstüne bindirilerek, köşelerde kara boğaz geçme yöntemi ile birleştirilip 30 cm dışarı taşırılmıştır. Bu sistem çoğunlukla hayvan barınağı ve kış odasının bulunduğu zemin katlarda uygulanmıştır (s. 35).

 

Artvin ve civarında çakatura olarak adlandırılan bağdadi olarak da bilinen duvar sistemi; yatay ve dikey (25-30 cm aralıkla) doğrultuda birbirleriyle birleştirilen duvar taşıyıcı direklerinin arasına sık aralıklarla çıtalar çakılarak oluşturulan ızgara aralarının çamurdan taşa kadar çeşitli malzeme ile doldurulduktan sonra üzerlerinin sıvanması ile elde edilmektedir (s. 36).

 

Çatılar bedevra denilen ahşap malzemenin ağaç lifleri düşey gelecek şekilde üst üste bindirilmesi ile oluşturulur (s. 37).

 

Kıyıdan içerde olmasına karşın etrafı dağlarla çevrili ve yükseltisi az olan Ardanuç yöresinde iklimin az yağışlı ve yumuşak oluşu hayatlı (çardaklı) ev tiplerini geliştirmiştir.

 

Ardanuç geleneksel kırsal evlerinde 3 farklı plan tipi görülmektedir. Geleneksel evlerde baskın unsur yerel adı ayvan olan balkonlardır. Bütün odalar günlük işlerin görüldüğü yanları açık ayvana açılmaktadır. En fazla görülen plan tipi dış sofalı (ayvanlı) tiptir. 2 ya da 3 odanın açıldığı dış sofalı tip en temel tip olarak düşünülebilir. Oda sayısı arttıkça evlerde köşe sofalı (ayvanlı), t sofalı(ayvanlı) tipler oluşmuştur (s. 40).

 

Büyükbaş hayvanların tutulduğu ahırlarda danalar için ahşap çitle (çeperle) ayrılmış ‘danalukh’ denilen alan da bulunmaktadır. Ahırdaki hayvanların dışkıları (akpun), denilen duvardaki delikten (kömzek) ahırın dışına atılıp akpunluk denilen kısımda biriktirilerek kurutulup gübre olarak çayırlara serilmektedir. Gündüz ahırın havalanması ve hayvan dışkısının (akpun) atılması için açık tutulan kömzeklerin kapakları geceleri kapatılır (s. 44).

 

Ardanuç / Rakımı yüksek olan köylerde toplu yerleşim daha fazla görülmektedir.

 

Ardanuç geleneksel kırsal evlerinde; ılımlı-kuru iklime uygun, kareye yakın dikdörtgen planlı ve daha az hareketli cephelere sahip rüzgârdan korunmuş kompakt formlar kullanılmıştır.

 

Sonuçlar

Ardanuç Köylerinin Genel Özelliklerine ilişkin Sonuçlar

• 1000 m’nin altında olan ve nispeten sıcaklık ortalaması fazla olan köylerde bahçe tarımı yapılmaktadır.

• 1000-1500 m arası yağış değerlerinin arttığı, ormana ve yaylalar kuşağına yakınlığı ile hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı köylerdir.

• 1500 m den itibaren sıcaklık ortalaması azalmakta, yağışlar azalarak kar halinde yağmakta ve belli bir yükseltiden sonra bütün yıl boyunca erimemektedir. Bu köylerde hâkim ekonomik faaliyet hayvancılıktır.

• Kırsal yerleşmelerin genel olarak konumlarına bakıldığında çoğunluğunun yamaç yerleşimi olduğu, köy yerleşim tipinin ise toplu veya dağınık olduğu görülmüştür (s. 101-102).

 

kırsal yerleşimlerin / yamaçta kurulması

eğimli arazinin olanaklarını kullanarak iki katlı olarak inşa edilmesi

toprağa gömülü olan evlerin / ısı kayıplarının azaltılması

Evlerin geniş yüzeyleri güneş enerjisini en fazla alabilecekleri şekilde güneyli yönlere dönüktür.

Taş malzemeden yapılan kalın duvarlar yazın iç mekânın serin olmasını, kışın sıcak kalmasını sağlar.

yarı açık mekân olan ayvanlar güneyli yönlere dönüktür.

 

Yöresel Sözlük / s. 107 vd.

 

…

Uygun Altunkaya, Gizem (2019), Geleneksel Kırsal Mimaride Ekolojik Tasarım İlkeleri Artvin-Ardanuç Köyleri, Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü

…

Camili Havzası (Macahel) Geleneksel Konutları

Camili Havzası (Macahel) Geleneksel Konutları

Esra Karahan - Suphi Saatçi

 

Camili Havzasının geleneksel mimarisi / bölge insanının, doğa ve çevresi ile ilişkilerini yansıtmaktadır.

yapım sistemi ahşap yığmadır.

 

Yeni yapılar ise genellikle, yaşam katları geleneksel ahşap yığma sistemi, bahçe katları ise kâgir yığma ya da betonarme karkas yapım sistemi kullanılarak inşa edilmektedir.

 

İklim koşullarının getirdiği kısıtlı inşaat süreleri, yerel malzeme olan ahşabın ön yapıma uygun olması, yapıların gerçekleştirilmesinde kısıtlı işçilik olanakları, havzanın yerel mimarisinde ön yapım mantığının gelişmesine neden olmuştur.

 

Camili Havzası, / Yukarı Macahel olarak adlandırılan ve 6 köy yerleşimini kapsayan bölüm Türkiye sınırlarında, Aşağı Macahel olarak adlandırılan ve 12 köy yerleşimini kapsayan bölüm ise Gürcistan sınırları içinde kalmaktadır.

 

Yoğun bir şekilde dereler tarafından parçalanan arazi örtüsü oldukça dağlık ve engebeli bir yapıya sahiptir.

Bu topografik şartlar altında gelişme imkânı bulan kırsal yerleşmeler genellikle az nüfuslu, dağınık şekilde bulunan mahalle ve köylerden ibarettir

…köyler, birkaç evin oluşturduğu birbirinden uzak mahallelerden oluşan dağınık yerleşimlerdir.

 

Konut, arazinin yüksek kotuna yerleştirilir ve manzaraya bakar. Yoldan evin arazisine ahşap bir kapıdan girilir.

Evin kapısının önünde, üstü çatı ile örtülü terasa birkaç merdiven ile çıkılır. Komşular ile bu terasta oturulur, misafir burada ağırlanır.

Kır yaşamı, evin kapalı ve açık mekânları arasında, ev- teras- bahçe arasında doğrudan bir ilişkiyi gerektirir. Evlerin daima iki girişi vardır. Ana girişin aksi yönündeki kapı, depo, ahır, samanlık ve bostana açılır. Bu ikili giriş çıkışlar ve önlerindeki teraslar, kırsal yaşamın değişik aktivitelerini bir arada yürütülmesini kolaylaştırır.

 

Konutlar, havzanın ahşap kalas yığma yapım sisteminin sökülüp tekrar kurulabilme özelliği sayesinde, mülkiyet değişimlerinde, onarım gerektiğinde ya da daha büyük bir eve ihtiyaç duyulduğunda sökülmekte, aynı ya da farklı bir arazide tekrar kurulabilmektedir.

 

…mutfak için özel bir alan ayrılmamış, ocağın olduğu oda; yemek pişirme, yemek yeme, oturma, yatma gibi çok işlevli olarak kullanılmıştır. Ocak, giriş kapısının karşısına gelen duvarın merkezinde yer alır. Ocağın yan duvarlarında ise gömme dolaplar yer alır.

Günümüzde, ocakların yerini kuzineler almıştır.

Geçmişte tuvalet bahçede çözülmüştür. Günümüze daha yakın örneklerde / yaşam katında yerini almıştır.

 

Konutların plan tipolojilerini giriş kat planları belirler.

…en erken konut örneği, iki odanın yan yana gelerek önlerindeki sofa ile birleştiği, ön sofalı plan tipidir.

 

Günümüze daha yakın yapılan yapıların plan tiplerinde ise sofa küçülüp daralarak yapıyı ikiye bölen koridora dönüşmüştür.

 

…yapıların toprak kotunun üzerinde kalan bölümleri ahşap yığma tekniği ile yapılmakta, zemin ile olan ilişkisi ve kot farklılıklarının çözümü taş malzeme ile kurgulanmakta, böylelikle ahşap malzemenin toprak ile teması kesilmektedir.

 

Temel çukuru, 50 ila 100 cm derinlikte açılmakta, temel pabucu olarak, sürekli taş temeller kullanılmakta, ahşap dikmelerin altında ise yüzeye yakın tekil taşlardan oluşan pabuçlar kullanılmaktadır.

 

ağaç cinsi kestane-çam

 

Üst üste binerek duvarları oluşturan kalaslara, yörede dizi denmektedir. Diziler, ahşap geçmeler ve ahşap kavelalar ile birbirlerine bağlanırlar.

Üst üste gelen dizilerin birleşim noktasına, yalıtım sağlaması için yosun konulduğu eski ustalardan öğrenilmiştir.

dikmeler, yörede soya adı ile anılmaktadır.

Soya- taban kirişi ve soya- tavan kirişi ilişkisi, lamba zıvanalı geçme ile çözülmektedir. Yörede lamba dil olarak anılmaktadır.

 

Yapıların kırsal ortamda ve birbirlerinden uzak ve dağınık yerleşmiş olmaları, ses izolasyonunu gereksiz hale getirmekte

 

Döşeme kirişlerine yörede dizme denmektedir.

Omuz, çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği yer olan mahyaya, yörede verilen isimdir. Yörede, iki eğimli çatıya semer, üç eğimli çatıya üç omuz, dört eğimli çatıya ise dört omuz ismi verilmektedir.

 

1968 yılında, ormanlık alanları koruma kapsamında bölge halkına hibe olarak galvanize edilmiş ondüle saç levhalar verilmiş ve bu tarihten sonra yapıların ahşap çatı örtülerinin yerini sac levhalar almaya başlamıştır.

 

…

Karahan, Esra -  Saatçi, Suphi (2020), “Camili Havzası (Macahel) Geleneksel Konutları,” FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Sayı: 16, s. 425-444

…

Biçimlendiren Etkenler Açısından Doğu Karadeniz Kırsal Kesiminde Geleneksel Evlerin Yapı Özellikleri

Biçimlendiren Etkenler Açısından Doğu Karadeniz Kırsal Kesiminde Geleneksel Evlerin Yapı Özellikleri

GİRİŞ

…mimari yapıların büyük çoğunluğunun mimarlık eğitim ve disiplini almamış kesim tarafından üretildiği bir gerçektir (s. 1).

 

Yöresel mimarlıktaki evrime yalnızca çevresel gerekircilik (environmental determinisim) anlayışı ile yaklaşmaktaki sakınca ve eksiklik, karmaşık olan insan- çevre ilişkilerini, karşılıklı süregiden etki ve tepkileri, yalnızca mekanik bir düzeyde ele almak olur (TURAN, Mete"Vernacular Architecture And Environmental Influences: An Analytic And Comparative Study", ODTÜ. Mimarlık Fakültesi Dergisi, Cilt. 1, Sayı. 2, Güz 1975, Ankara, 1975., 1975, s.245).

 

I. BÖLÜM

ÇALIŞMANIN AMACI, KAPSAMI, KAVRAM VE TANIMLAR

Halk Mimarisi, halkın içinden çıkan, bu konuda eğitim almamış ancak / kendini yetiştirmiş kişilerce gerçekleştirilen mimari ürünler bütünüdür

 

2. BÖLÜM

GELENEKSEL MİMARİ YAPI OLARAK EV, OLUŞUM SÜRECİ, BİÇİMLENDİREN ETKENLER

Belirli bir yapıya sahip herhangi bir eşyayı incelediğimizde onun niteliklerini belli sınır, ilişki ve tanımlar çerçevesinde ele almak gerekir. Kuban, bu ilişkileri 5 ana grupta toplamaktadır, (Kuban, Mimarlık Kavramları, Çevre Yayınları, İstanbul80, s.11).

. Amaç ve biçim

. Amaç ve malzeme

. Yapım (Construktion)

. Strüktür

. Teknik

 

Mimarlık ürünlerinin her türlüsünün yapı ve formunu belirleyen faktörler:

. Kültür (Yaşayış, Ekonomi, Üretim Biçimi, Din, Sosyal Çevre; Teknik, Strüktür ve Konstrüksiyon gelenekleri)

. Malzeme (Geleneksel, Çevresel Yapı Malzemeleri, Malzemeye Bağlı Geleneksel Eleman ve Strüktürler)

. Fiziksel Çevre Koşulları (Tüm İklim Parametreleri, Arazi Dokusu, Topografya, Örtü, Yönlenme) / s. 11

 

Başka yerleşim bölgelerinde yaşayan insan topluluklarından edinilen bilgiler, teknik ve malzeme değişimi, kapalı kültürlerin açık sisteme dönüşmesine katkıda bulunan önemli bir gelişmedir (s. 17).

 

FİZİKSEL ÇEVRE KOŞULLARI

Sıcaklık Yapıların dış duvar konstrüksüyonunu belirleyen en önemli etkendir.

Türkiye'de farklı yapı formunu gerektiren yedi tür iklim olduğu görülür. "Bunlar serin, ılıman kuru, ılıman, ılıman nemli, sıcak nemli, sıcak kuru, karma iklim bölgeleridir", (Özdeniz, Mesut. "Kent ve Yapı Tasarımı İçin Türkiye Meteorolojik Verileri", I.Ulusal Meteoroloji Kongresi, 23-24 Mart 1981, İTÜ.Temel Bilimler Fakültesi, İstanbul, 1981, s.17).

Sıcak ve kuru iklim bölgelerinde çözülmesi gereken sorun gündüz yüksek, geceleyin düşük sıcaklıklardır. Evlerin gündüz birbirine gölge sağlaması, geceleyip ışımanın aza indirilmesi için evlerin yanaşık olduğu toplu yerleşim yeğlenmiştir.

…ısı geçirimsizliği olan kerpiç yanında, ısıl geciktirme ve depolama özelliği olan taş malzemeler dış duvarlarda yeğlenir.

Pencerelerin sayıları azaltılmış ve boyutları küçülmüştür (s. 21).

 

Yapılarda nemin olumsuz etkileri havalandırma sağlamakla hafifletilebilmektedir.

…ayrık yerleşmeler düzeni seçilir. Amaç, yapılar arasından hava akımı geçirebilmektir (s. 22).

 

Zemin kat duvarları tümüyle ya da su basman bölümü tümüyle taş duvar olmakta, böylece zemin neminin yapıda hasarlara neden olması önlenmektedir.

Samsun ilinin / Yeşilırmak deltasında / Terme ve Çarşamba ilçelerinde / evler 30-40 cm. taş ayaklar üzerine tümüyle kaldırılmış, yapı zemin döşemesi altından hava akımı sağlanmıştır.

…ev yaşama katı duvarları hafif ahşap malzemelerden, ısı ve nem barındırmayan türlerden seçilmektedir. Genellikle saçak ve çatılarda yeralan açıklıklardan doğal havalandırma sağlanması da nem etkenini hafifletmeye yönelik çözümlerdendir (s. 22).

 

Yerleşmelerde, zorunluluk olmadıkça rüzgar alan yer ve yönlerden kaçınmak esastır.

…sıcak nemli iklimlerde rüzgar, istenen bir parametredir.

Doğu Karadeniz'de / Evlerin istenmeyen rüzgarlara açık yönlerine, yapraklarını dökmeyen ağaçlardan sıralar dikilmiştir (s. 23).

Yağışlar çatı eğimi, örtü malzemesi ve konstrüksiyon türünün seçiminde en önemli belirleyendir.

 

Bol yağmur alan iklimlerde su basmanının yüksek tutulması / yaygındır

Saçaklar geniş düzenlenir.

Eğimli arazilerde yağış sularının yukarı yöne akmaması için çatılar bu yöne kırılmaz.

 

Sıcak iklimlerde

Zeminden yansıyan radyasyona karşı yüksekte konumlandırılmış ve küçük ölçüde tutulmuş pencereler, pencere kapakları… / s. 24

Ev çevresinde yaprağını döken ağaçlardan oluşturulan perdeler de yazın eve gölge sağlayabilmektedir.

 

Kuzey enlemlerinde güneşe yönlenme bir zorunluluktur.

Manzara ve doğal güzellikler / yönlenmede etkili

 

…dinsel inançların, barınakların yönlenmesine olan etkisi…

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tuvaletler evin güney duvar ve yönlerinde düzenlenmezler.

…oturuş biçimi ön ve arka güney yöne dönmeyecek tarzda konumlandırılır (s. 25-26).

 

Evlerin yola, akarsu ve göllere yönelmesi sık rastlanılan yerleşim türlerindendir.

 

Binlerce yıldan beri ağaç, taş ve toprak, yapıların karakterini belirlemiştir.

 

Yüklerin taşıtılması açısından geleneksel strüktürler:

. Yığma (masif) sistemler

. İskelet (karkas) sistemler

. Karma sistemler / s. 27

 

Temeller, üst yapının basıncını ve türlü yönlerden gelebilecek tali yükleri karşılamakla görevli ve yapıyı zemine bağlayan sistemlerdir.

…yapının zemin kotunda korunması esastır. Bu yüzden yapının toprağa değen bölümlerinin yağmur etkileri ile sel sularına karşı güçlü olması, çabuk öğrenilmiş bir sonuçtur (s. 30).

 

…yapının en önemli görevi, insanları ve onların kullandıkları eşyaları tüm doğa etkenlerinin zararlarından korumaktır.

 

Geleneksel yapı duvarlarında duvarlar / ağaç, taş ve toprak / varyasyonları ve kombinasyonları biçiminde karşımıza çıkar.

 

Kagir Yığma Duvarlar

…yığma duvar sistemleri, bilinen en eski sistemlerdir.

Taşın küçük bloklar halinde kireç ve çimento (puzolan) harçlı kullanımı Roma mimarlığı ile başlar. Selçuklu, Ermeni, Roman taş işçiliği Gotik tarzla zirvesine ulaşmıştır.

 

…kerpiç üretimi, çömlekçiliğin paralelinde bir gelişme göstermiştir.

 

Ağacı az olan Mısır’da, ağaç iskelelerden tasarruf etmek için duvarlar kademeli olarak inşa ediliyordu,

 

Ahşap Yığma Duvar / türüne en çok "Doğu ve Batı Karadeniz Bölgesi'nde, Toros'larda, göller bölgesinde…

 

Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki kazılarda İ.Ö. 7. binden bu yana ağaç dikmelere rastlanmıştır. Bu dikmeler, çatı yükünün, basınç dayanımı olmayan kerpiç duvarlara gelmesini engelliyordu (s. 36),

 

…kilin, ahşap iskeletlerde dolgu malzemesi olarak kullanılması / Örnekleri az olmakla birlikte / ülkemizde Artvin, Rize yöresi

 

Çatı

Mimarlık tarihi boyunca en önemli buluş ve gelişmeleri, üst örtü ve kabuk konstrüksiyonlarında görürüz.

Ağacın bol olduğu bölgelerdeki çatılarda ağaç, işlenebilme, bağlantı ve boyutsal elverişliliği ile vazgeçilmez bir malzeme olmuştur (s. 39).

 

Kuzey Suriye ve Anadolu'da İ.Ö.2000 li yıllara kadar düz damlı çatı görülür. Kiremit kaplama ve beşik çatı ise daha Frigya çağında biliniyordu.

 

İç ve dağlık yörelerde eğimli çatılar, makas uygulama kolaylığı ve çatı arasının kullanım olanağı nedeniyle daha çok iki yöne eğimli yapılmakta, kırma çatılar kasaba ve kentlere yakın köylerde daha sık görülmektedir (s. 42).

Orman Köylerini Kalkındırma Kooperatifleri aracılığı ile tüketiciye uygun koşullarla sac dağıtılması sonucu, çatı örtüleri oluklu saca dönüşmüştür (s. 42).

 

Döşemeler

 

Doğramalar

(Pencere) Sürme sistemler, kanatların süpürdüğü alanda yer kaybını önlemenin yanı sıra, teknik ve donanım eksikliklerinin bir sonucudur (s. 46).

 

3. BÖLÜM

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ VE ARAŞTIRMA KAPSAMINDAKİ ALAN (AKA)

Bu araştırma… Giresun, Trabzon, Rize, Artvin sahil illerini kapsamaktadır.

 

Doğu Karadeniz’de bir kaç kale ile az sayıda taş kilise dışında mimari sürecin, yapı ve biçimleniş özelliklerinin belirlenebileceği, kuşaklararası bir mimari miras bulunmamaktadır (s. 53).

 

…konut mimarisi açısından sınıflama:

1. Güneydoğu Anadolu'nun kuzey Suriye ile ortak kültürünün ifadesi taş konut mimarisi

2. Erzurum'dan öteye kuzeydoğu Anadolu'nun güney Kafkasya ve Dağıstan ile akraba ahşap hatıllı taş mimarisi

3. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde görülen karakteristik ahşap iskeletli ev mimarisi

4. Ege ve Akdeniz Bölgesi'nin düz damlı 'kübik' taş mimarisi

5. Orta Anadolu'nun özellikle Niğde, Kayseri (eski Kapadokya) bölgesinin, kaynakta yine kuzey Suriye ile buluşan taş mimarisi

6. Orta Anadolu'nun daha çok köy ve küçük kent ortamında kalan ve kökü yeni taş çağma kadar uzanan kerpiç mimarisi

7. Anadolu'nun kıyıları ile orta yayla arasında bir ikinci çember gibi dolanan ve Sivas dolaylarından batıya ve iç ege'den Torosların kuzey yamaçlarına uzanan ve balkanlarda da görülen hımış, yani ağaç taşıyıcılı kerpiç dolgulu, zemin katı çoklukla taş olan yapı tekniği", / s. 54 (Kuban, 1975, s.194)

 

Doğu Karadeniz'in kırsal kesim mimari özelliklerine ait ilk bilgileri İ.Ö. 400 yıllarında Doğu karadeniz'den geçen Ksenophon'dan alıyoruz.

ağaç üzerinde kuleler / Yerleşme birimleri / birbirinden uzak…

Doğu Karadeniz'in Doğu Bölümü, Rize-Artvin Yöresi

Avarların Doğu Asya'da oturan bir kolu olan Lazlar…

Karadeniz kıyısı boyunca, köyler, kendi mahsullerinin ayrı ayrı ekildiği dağ kenarları ya da tepe üstlerine kurulu birçok köycüklerden oluşmuştur. Bu tip yerleşme tarzı, kümelenmiş Anadolu köyü ile kesin bir karşıtlık gösterir, ama batı Kafkaslarda birçok kırsal yerleşmelerde, özellikle Abazalarda, Çerkezlerde, Gürcülerde, Mingrellerde ve Osetlerde karakteristiktir / s. 56

 

Rize-Artvin yöresinin Trabzon, Giresun yörelerine göre bir ayrıcalığı, masif ahşap konstrüksiyonunun varlığıdır. Bu yapılarda kullanılan işçilik ve bağlantı teknikleri yöreye özgüdür.

Çatıda kiremit kullanımı Trabzon batısı ve Giresun kırsal kesiminde hiç görülmez / s. 57

 

Rize-Artvin yöresinin taş duvar işçiliği de Doğu Karadeniz kırsal kesimindeki en iyi örneklerdir.

 

Kırsal kesimde rastlanılan en eski evlerde / Taş duvarlarda işçilik kötü olup en çok moloz taş duvar uygulanmıştır.

 

Anadolu’nun başka yörelerinde hımış denilen kil dolgulu ağaç strüktürlü duvarlara benzer biçimde Doğu Karadeniz'de taş kırıklarıyla dolgulu ve ağaç strüktürlü 'dolma duvarlar' vardır.

 

Doğu Karadeniz'de kil, yağış ve nemlilik nedeniyle kerpiç olarak kullanılmamıştır. Tuğla kullanımı enderdir (s. 60).

 

Doğu Karadeniz'de orman ile ilişkisi olan yerleşmeler daha çok yüksek rakımlarda, ulaşılması zor yerlerdedir. Anadolu'da böylesine ulaşımı güç yerleşme yerlerinin seçiminde yönetime başkaldırmalar veya eşkıya saldırılarından korunmanın da payı bulunmaktadır (s. 62).

 

Doğu Karadeniz'de yapıda kullanılan ağaç cinslerinin ortak özelliği sert, neme ve ısı değişimlerine dayanıklı, uzun sürede bozulmaz olmasıdır. Bu koşulları sağlayan türlerin başında da kestane gelmektedir (s. 62).

 

Trabzon’un batısında ve Giresun’da kestane ağacı daha az bulunmaktadır. Bu yörelerde dişbudak, karaağaç, kayın, ladin gibi ağaçlar yeğlenmekdedir.

 

Tüm Doğu Karadeniz’de yaşama katını zeminden ayıran duvarlarla ahır ve depo mekanlarının duvarlarını istisnasız taş malzeme oluşturur (s. 64).

 

Yüksek nemlilikteki Doğu Karadeniz doğal zemini ile organik malzemelerden oluşan yapıyı bu zemine bağlamakta taş, kuşkusuz en iyi geçiş malzemesini oluşturmaktadır (s. 65).

 

Doğu Karadeniz jeolojik yapısı içinde çeşitli devirlere ait kayaç türleri görülür. "Bunlar arasında Kretase döneminin volkanik esaslı kayaçlarından kireçtaşı, tüfit, andezit, bazalt gibi türler yapı taşı olarak sıkça kullanılmaktadır.

 

kirecin kullanım alanı / dış duvarı sıvama geleneği çerçevesinde, kimi evlerde kireç harcı ile hazırlanmış ince bir sıvanın dolma duvar iç ve dış yüzeyine; taş duvarların da bazı mekanlarda iç yüzeylerine yapıldığı görülür (s. 66).

 

Doğal haliyle kil, harç biçiminde her türlü taş duvarlarda bağlayıcı olarak kullanılır.

…kile kireç katıldığı ve dış duvarlardaki dolgu derzlerini kapatmakta kullanıldığı görülmüştür,

Bölgede pişirilmiş kilden tuğla ve kiremit üretilmektedir.

 

Tuğla yer yer ağaç iskeletli yapılarda dolgu malzemesi olarak ve baca duvarlarının yapımında bileşen olarak kullanılır. Bölgede Rize ve Artvin başta olmak üzere birçok köyde küçük harman tuğlası ve kiremit fırını bulunmakta, bunlar 1960'lara kadar işletilmekteydi (s. 67).

 

Giresun ile Hopa arasında kesintisiz uygulanan sistemlerin en çok rastlanılanı ahşap iskelet (çatma) sistemdir. Trabzon'un doğusundaki yörelerde ahşap dolgu ve yığma sistemlere rastlanır.

 

Ahşap Yığma Duvar Sistemi

Bu sisteme, dayanıklı ağacın bol olduğu Of-Hopa arasındaki yörenin yüksek kesimlerinde daha çok rastlanır. Yapı, ahır katı hariç tümüyle masif ağaçtan kuruludur.

…ağaç kavelalarla birbirine tutturulmuş ve bağlantı yüzeylerine, yağışlara karşı özel profil uygulanmıştır.

 

Kalas ve Tomruk Yığma / genellikle mezra ve yayla yerleşmelerinde görülür.

 

Ahşap İskeletli / Çatma Duvar

Yapı yüklerinin duvar bünyesindeki ahşap dikme ve kirişler aracılığı ile zemine aktarıldığı sistemlerdir.

Ahşap Dolma Duvarlar: Taşıyıcı dikmeler arasında dolgu elemanı olarak ahşap kullanılmıştır.

Göz Dolma Duvarlar: Bu sistemde düşey taşıyıcılar daha küçük kesitli tutulmuş, buna karşılık aralıkları azaltılarak fazla sayıda kullanılmıştır.

Göz adı verilen bu dörtgenlere dolgu elemanı olarak en yaygın biçimde taş kırıkları / Rize'nin doğusunda / kenarları tıraşlanan sel taşları konulmaktadır. Taş kırıklarının bağlayıcısı kil'dir (s. 71).

 

Tek blok taşların ahşapla oluşturdukları derzler kil+kireç harcı ile kapatılır

Dolgu gereci olarak kil kullanımına Sürmene ve Of çevresinde az da olsa rastlanılmaktadır

Rize yöresinde, yalnız dolgu gereçlerinin sıvanıp badanalanması ile farklı cephe görünümleri elde edilmiştir,

 

Muskalı Dolma Duvarlar: Duvar yüzeyinde oluşan üçgenlerin içlerine yalnız taş kırıklarından dolgu yapılır.

 

Kâgir Duvarlar

Bölge genelinde temel ve ahır ile zemin katın şeve gömülü arka duvarları taş örgüdür.

Rize yöresindeki büyük planlı evlerle aşırı toprak basıncı alan duvarlarda duvar kalınlıkları 90-100 cm ye kadar ulaşabilmektedir.

 

Tüm Doğu Karadeniz'de iç bölmeler ahşaptır. Trabzon yöresinde çok az sayıda evde de taş ya da dolma iç bölme duvarı görülmüştür.

 

Yatak odası döşemeleri Doğu Karadeniz'in tümünde ahşaptır. Ahır duvarları üzerine konulan taban ağaçları, zemin kat döşeme kirişleri için yastık görevi görür. Kirişler odaların kısa boyutu yönünde uzatılır

 

Tirebolu ile Hopa arasında yer alan aşhaneli tip evlerde aşhane bölümünün zemini sıkıştırılmış topraktır.

 

Çatılar

Semer (iki yöne eğimli)

Üç Omuz (üç yöne eğimli; bir mahya ve iki eğik mahyalı)

Dört Omuz (dört yöne eğimli; bir mahya hattı veya noktası ile dört eğik mahyalı)

 

Çatı yapımı için sonlanan duvarların üzerine, dış yüzeye yakın gelmek üzere yastık kirişleri uzatılır. Yastık kirişlerin üzerine tavan döşeme kirişleri yerleştirilir. Mahya kirişini (omuz ağacı) taşıyacak dikmeler, döşeme kirişlerinin üzerine konur.

Aşhane gibi geniş açıklıklı mekanlar üzerine rastlayan çatı dikmelerini çok daha kalın kesitli (20 x 30 cm. bazen 30 x 50 cm) zor kirişleri taşımaktadır. Ocak zinciri, yayık ipleri, salıncak vs. bu kirişe asılır.

…makasların oluşturulmasından sonra mertekler dizilir. Mertek aralıkları çatı örtü gereci ile ilgilidir. Geçmişte, hartama kullanılan çatılarda mertek araları 20 cm. ye kadar inmekte ve saçağa paralel yerleştirilmekteydi. Hartamaların rüzgâr nedeniyle: uçmaması için üzerine taş ağırlık konulmaktadır (s. 77).

 

Kiremit fırınlarının olduğu yörelerde çatı örtüsü olarak genellikle kiremit kullanılmaktadır.

 

50 cm. den daha geniş saçakların kar ve örtü yükü altında deformasyona uğramadan biçimini koruması / için Sürmene ve doğusunda 'saray bağı' denilen bir tür saçak payandası kullanılır. Saray bağı, düz veya çok geniş 'V' şeklinde ağaç destektir.

 

Plan Tipleri

(Özgüner’e göre) …plan düzenlenmesine tesir eden esas faktörün yaşayışta aranması daha doğru olacaktır.

(Diğer bir sebep) yapı taassubu

 

Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki plan tipleri:

Salonlu tip evler

Hayatlı tip evler / s. 79

 

Salonlu tip evlerde giriş mekanı salon olarak adlandırılmıştır.

Bu plan tipine Giresun ili ve batısında yer alan 'orta Karadeniz' illerinde rastlanılmaktadır.

 

Hayatlı tip evlerde hayat mekanı olarak, 'aşhane' / kastedilmiş

Trabzon yöresinde yalnız toprak zeminli aşhane yer alır / Rize yöresinde aşhane ve buna yakın büyüklükte 'hayat' mekanı da bulunmaktadır.

 

Trabzon köy evindeki 'hayat1, aşhaneden geçilen servis mekanlarıdır ve farklı işleve sahiptir.

Trabzon Rize arasında hayat mekanı, evin aşağı yönünde yatak odaları arasına sokulan bir mekandır. Yatak odalarına girişte 'hol' görevi görmesinin yanı sıra bazı eşyaların koyulduğu bir 'depo' işlevini de üstlenir.

 

Salonlu Evler: Tirebolu-Bulancak arasında, Giresun'a özgü…

Basit Aşhaneli Evler: Görele (Giresun)-Yomra (Trabzon) arasında

Hayatlı-Aşhaneli Evler: Rize-Artvin arasında / s. 80-81

 

Doğu Karadeniz Bölgesi iklimi / Ilıman-nemli özellik taşır.

 

Doğu Karadeniz’de bol yağış, deniz etkisi ve bitki örtüsünün sıklığı nedeniyle nem oranı normalin üzerindedir.

 

Güney ve güneybatı rüzgarları genellikle ılık ve kurudur.

Kuzey-kuzeybatı rüzgarları serin veya mevsimine göre soğuk olur.  / deniz nemini birlikte taşır.

 

Doğu Karadeniz Bölgesi'nin yer aldığı 41. enlem, Türkiye'nin öteki bölgelerine oranla güneş ışınlarının daha eğik geldiği bölgelerdendir.

Vadilerin doğuya bakan yamaçları / öğleden sonra; batıya bakan yamaç / ise sabahleyin direkt güneş ışığı alamazlar (s. 93-94).

 

Doğu Karadeniz su buharı güneş ışınlarının / yoğunluğunu azaltmaktadır.

 

Doğu Karadeniz Bölgesi, topoğrafik özellikler açısından düzenli yerleşmelere en az elverişli bölgelerden biridir.

…çok eğimli sırt ve vadilerden oluşan bir engebeler düzeni

 

+ 700 m. ye kadar olan kıyı veya yayvan yapraklı etek ormanları şeridi.

700 ile 2000 m. arasında / karışık yapraklı nemli dağ ormanları şeridi.

1800-2700 m. arasında / yaylalar şeridi

 

Sahilde tarıma elverişli yeterince düzlük yok gibidir.

 

Doğu Karadeniz'in en yüksek dağlarının Rize iline rastlaması yüzünden sahil ile iç bölgenin bağlantısı oldukça zayıf kalmış, iç köyler son yirmi yıla kadar kapalı ekonomi sistemine bağımlı kalmışlardır.

Arazi birçok derelerle parçalanmıştır. Arazinin aşırı eğimi, derelerin çok şiddetli akmasına neden olmuştur.

 

Bölgenin iklimsel özellikleri, fazla yağış, ısı farkı, kolayca ayrışabilecek kayaçlar ve süreksizlikler; kıyı şeridinde jeolojik devirlerden bu yana kitle hareketlerinin meydana gelmesine ve tipik heyelan topografyasının her yerde görülmesine neden olmuştur (s. 97).

 

Yörelere göre değişen biçimde 1500-2000 m. arasında mezra / 1800-2800 m. arasında da yayla yerleşmelerine rastlanılmaktadır…

Yaylalar Doğu Karadeniz köylüleri için Haziran-Ekim ayları arasında barınılan yerleşmelerdir. Mezralar ise yayla döneminden önce ve sonra yaklaşık birer ay kalman geçici barınma alanlarıdır.

 

…akarsularla köyler arasında organik bir ilişki vardır. Yerleşmelere ulaşan yollar genellikle ırmağı takip eder. Zorunlu hallerde ırmaklar köprülerle aşılır.

Büyük ırmakların sahip olduğu büyük havzalarda yerleşim birimi sayısı da çok olmaktadır.

 

…yerleşme biçimleri dağınık yerleşmelerdir.

Dağınıklığın yardımlaşma, ilişkiler, haberleşme ve devlet hizmetlerinin iletilmesi açılarından sakıncaları vardır.

 

…evlerin, yönlenme açısından topografyaya uymaktan başka seçenekleri yoktur. Evin konumlanmasında aşırı eğimli yüzeylerden, uzun süre gölgede kalan alanlardan, rüzgârlı yerlerden kaçınılmaktadır (s. 99).

 

Verimli toprağın taşınımını önlemek için arazide düz ve kıvrımlı taş setler yapılmıştır. / teraslama düzeni

…kuzeye bakan yamaçların florasında yosunlara sık rastlanır.

 

Yol yapımına 1970’li yıllarda olanak bulunabilen / bölgede / kültürel iletişimi en aza indirmiş, yeni malzeme ve yapı tekniklerinin öğrenilmesini zorlaştırmıştır.

 

4. BÖLÜM

ARAŞTIRMADA KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER

…yerleşim birimi ve eve ilişkin çevresel-yapısal bilgilerin derlenmesi

Elde edilen verilerin analizi

 

İlçe merkezleri aynı zamanda, toplumsal kültür birikimine sahip vadilerin sahildeki başlangıç noktalarıdır. (ilçe merkezindeki kültür, ilçeye bağlı köylerle sürekli etkileşim halinde, ilçe bir ölçüde bölgedeki kültürel birikimin hülasasını verir).

 

Bulancak-Hopa arasında ilçeler arası uzaklıklar ortalaması 13.6 km. dir.

(Sümerkan bu çalışmasında Bulancak-Hopa arasını, aralarında yaklaşık 13-14 km mesafe bırakarak 22 bölgeye ayırmış, saha çalışmasını bu 22 aksı kılavuz edinerek yürütmüş) / s. 103

 

…sahilden başlayarak akslar üzerinde 7-17-27-37. km. lere rastlayan köyler seçilmiş

 

Örnek evin şu niteliklere sahip olmasına dikkat edilmiştir:

. 50 yıldan daha eski yapı olması,

. Köyün en çok rastlanılan, en yaygın yapı, malzeme ve plan türüne sahip olması,

. Hiç onarım görmemiş ya da plan ve yapı niteliğine zarar vermeyecek kadar onarım geçirmiş olması (s. 107).

 

…fiziksel çevreden elde edilen verilerin analizinin yapılması:

Topografyaya uyum/uyumsuzluk

. İklime uyum/uyumsuzluk

. Doğru uygulamalar/yanlış uygulamalar

. Çeşitli yapı elemanlarının AKA içinde boyutsal ilişkileri

. Çeşitli yapı elemanlarının saptandığı/saptanmadığı yerler

. Belirli yapı karakterlerini ortaya çıkarma ve dağılımlını inceleme

. AKA geleneksel kırsal kesim yapı karakterlerinin dayandığı ilkeler / s. 109

 

5. BÖLÜM

YERLEŞİM ÖZELLİKLERİ VE FİZİKSEL ÇEVRE İLE İLİŞKİLERİ

200-600 m. yükseltilerde yığılma vardır.

…geniş olmayan ve sel tehlikesi ile sık sık karşılaşılan vadi tabanları ile kuvvetli rüzgar alabilen sırtlar, yerleşim yeri için pek uygun görülmemektedir.

(Meskenleri topoğrafyadan dolayı istenilen yönde konumlandırmak mümkün olmayabilmekte, bulundukları vadi yamacının baktığı yöne göre ve mümkün olduğunca ön cephesi doğu yönüne bakacak şekilde konumlandırılmaya çalışılır.) / s. 113

 

6. BÖLÜM

EVLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Pazar, Ardeşen, Fındıklı’nın' düz sahil bandı ile bu yörenin geniş vadi tabanı düzlüklerinde, örneklem kapsamı dışında kalan çok az sayıda düz arazi evi karakterinde eve rastlanmıştır.

 

Denize dik uzanan vadi ve yamaçlardaki yerleşmeler, topografyanın zorunlu sonucu olarak doğuya ve batıya daha çok yönelmişlerdir.

…çift kapılı plan düzeni ve / iki avlu… (avlular çoğunlukla doğu ve batı yönlerinde bulunur)

 

Tek girişe sahip Giresun batısındaki evlerde girişlerin güneye açıldığı gözlenmiş

 

Evlerin yan cepheleri, / ön ve arka cephelerine oranla daha uzundur. / eğim yönündeki kayma ve yıkılma riskini (…)azaltmakta…

 

Evlerin Yan cephe/Aşağı cephe oranları: 1-5. Aks'larda 1’e çok yakın

6. ve 10. akslar arasında 1.5

11-22. Aks’lar arasında ise 1.25

 

…salonlu plan tipleri doğuya doğru 1. Aks'ta başlayıp 5. Aks’ta sona ermektedir.

6. Aks'tan 11. Aks’a kadar basit aşhanell tip görülürken; 11. Aks’tan Hayatlı-Aşhaneli plan tipi başlamakta

 

Yapı Boy/En oranlarının 1.5 olduğu 6.-10. akslar (Görele-Trabzon) arasında-yan cephelerin yalnızca yığma taş duvar

11. Aks (Yomra) da ahşap duvar türleri başlamakta,

Ahşap duvara 11. Aks batısında hiç rastlanılmamıştır (s. 120).

 

AKA / yapı alanları ortalaması 78.13 m2dir.

 

1-5 Akslar arası yapı alanları ortalaması= 59.35 m2

6-10 Akslar arası yapı alanları ortalamasi= 64.68 m2

11-22 Akslar arası yapı alanları ortalaması= 92.96 m2

 

1-5 ile 6-10 akslarda yapı alanları rakım yükseldikçe değişmezken,

11-22. aksların yapı alanları rakım yükseldikçe artar

…

 

…girişlerin düzenlenmesinde iklimsel koşullar yerine yapısal geleneklerin etkili

 

1 ile 6. Aks'a kadar (Bulancak-Görele) olan evlerde ahır giriş yeri yan duvarlarda yer alır (s. 127).

 

Çıkmalar / çıkma, daha çok servis mekanlarının ev kütlesinden ötelenmesi amacına yöneliktir.

 

…tuvaletlerin eve bir cephesinde dışarıdan bitişik ya da tümüyle ev uzağında yer aldığı / saptanmıştır.

 

7. BÖLÜM

YAPI DIŞ DUVARLARI

…kagir yığma, ahşap yığma ve ahşap iskeletli dolma duvar çeşitleri görülmektedir. Dolma duvarlarda dolgu gereci olarak kiremit, taş kırıkları ve ağaç malzemeler kullanılmıştır (s. 131).

 

(Meskenlerin zemin kat alanı bölgenin batısında 70-80 m2 iken bölgenin doğusunda 110m2 civarındadır.)

 

Ahır Katı

…bu katta yan ve arka duvarlarda yalnızca taş kullanılmıştır.

Zemin Kat

Toprağa (şeve) sokulmuş arka duvarlarının % 90’a yakın önemli bölümü taş duvarlardır,

Yan duvarların her birinde eğime göre taraf ve coğrafik yönler açısından konstrüktif farklılıklar bulunmaktadır.

 

İkili kombinasyonlar genellikle aşhane ile yatak odalarında ayırtedilen farklı duvar konstrüksiyonlarından oluşur (s. 135).

Aşhane bölümünde taş duvarlara rastlanırken, aşağı yöndeki yatak odaları yan duvarlarında ahşap ve dolma gibi hafif duvarlar yeğlenmektedir (s. 148).

 

Kombinasyonlar çoğunlukla Moloz Taş Duvar / Ahşap Duvar / Göz Dolma biçimlerinde olur.

(Yan duvarların tamamına yakınında sıvama/kaplama kullanılmamış) / s. 138

(Taş ve ahşap gibi doğal malzemelerin kullanıldığı dış cephede ayrıca kaplama ihtiyacı hissedilmemesi gayet doğal bir durum ve ayrıca kaplama malzemesi bölgede yaygın değil)

 

Doğu Karadeniz’de aşağı duvarlar aynı zamanda evin sembolik cephesi olup, yapının dış görünüşünü önemli ölçüde etkilerler. Yan ve arka duvarları taş olan Trabzon Aks’ı çevresi örneklerinde, yalnız aşağı duvarların dolma duvar olarak inşa edildiği saptanmıştır (s. 143).

 

(Eğimli araziye bakan cephede ağır konstrüksiyon ve malzemelerin yeğlenmediği gözlenmiş)

Aşağı cephenin inşasında meskenlerin yüzde 66’sında ahşap-taş bir arada kullanılmış; yüzde 14’ünde sadece ahşap ve yüzde 4’ünde sadece taş kullanılmış. / s. 144

 

Meskenlerin yüzde 30’u aşağı cephede sıvama-kaplama kullanmış. …estetik görünüm kazandırma endişesi olduğu açıktır.

 

Derzleri en çok olan Dolma Konstrüksiyon, en az yağış gelen doğu yönde düzenlenmiştir. Rüzgarla yağı ş m geldiği batı ve kuzey yönde neme dayanıklı Taş ve Sertağaç (kestane) duvarlar; güneşli güney yönde de ince bir konstrüksiyon olan Ahşap kullanılmıştır (s. 149).

 

Batı duvarlarında Ahşap konstrüksiyon en az orandadır,

Kuzey duvarlarında Taş ve Ahşap konstrüksiyon, yakın oranlarda ve daha çok kullanılmıştır,

Güney duvarlarında yüksek oranda ahşap konstrüksiyon yeğlenmiştir.

 

Taş duvarlar ahır katı ile yaşama arka duvarında yoğun kullanım alanı bulmaktadır.

 

Doğu Karadeniz’e egemen olan en yaygın konstrüksiyon türü Dolma Duvar çeşitleridir,

 

…tümüyle taş duvarlı evlere, bölgenin en az neme sahip yörelerinde rastlamak gerekir.

(Vakfıkebir-Yomra) arasında / yöre en az yıllık bağıl nem ortalamasına sahiptir (% 73-74) ve tümüyle taş duvara sahip evler bu kesimin yüksek yerleşmelerinde görülmektedir (s. 153).

 

Malzeme seçiminde ısı ve nem belirleyici olur ve bölgede inşa malzemesi seçiminde nem daha belirleyici / bölgenin soğuk olan iç ve yüksek kesimlerinde Taş duvar değil dolma veya ahşap duvarlı evlere rastlanmaktadır. / s. 154

 

Masif ahşap duvar türlerinin, (Bulancak-Yomra) arasında hiç görülmemesi, daha çok yapı geleneklerinden kaynaklı bir çelişkidir (s. 154).

 

Bloktaş dolguya (9. Aks, 3. Köy hariç) 15. Aks’ın (Rize merkez) batısında hiç rastlanmamaktadır (hâlbuki dere yatakları taş malzemeyle dolu).

 

600-800 rakımlarda Taş duvarlarda artma, Ahşap ve Dolma türlerinde azalma / görülüyor.

 

Uygulamada ayrıntılı teknik bilgi gerektiren / Ahşap ve Dolma duvar türleri sahile yakın düşük rakımlarda daha çok görülmesi, / nem ve / kaliteli yapıcılar bulma / imkânlarıyla açıklanabilir. / s. 156

 

Yağış miktarı ve nem oranı arasında doğrusal bir ilişki var; bölgede yağışın fazla olduğu yerlerde ahşap malzemenin kullanım alanı artar.

 

Isı geçirgenliği ve direnciyle ilgili incelemeler: s. 160-180

 

Dolma Duvarlar (ısıyı korumakta) yetersiz kalmaktadır.

 

…taş dış duvar çeşitleri arasında Moloz Taş duvar en yaygınıdır.

AKA’da taş duvarların kalınlık ortalaması 54.5 cm.dir.

 

Doğu Karadeniz’de en yaygın duvar türlerinin taş duvarlardan sonra Kırmataş Dolgulu Göz Dolma Duvar olduğu, ikinci olarak da Muskalı Dolma Duvarların görüldüğü, sayılama ile belirlenmiştir (s. 187).

 

Rakım yükseldikçe, ısı geçirgenlik direnci Dolma ve Taş duvara göre daha düşük olan Ahşap duvarlar azalmakta, daha yüksek dirence sahip taş duvarlar artmaktadır. Burada masif taş duvarların doğa ve toplumsal açıdan güvenilirliğinin de etkisi vardır.

 

Yağış ve nemin çok olduğu yörelerde yoğuşma oluşturmayan Ahşap malzeme daha çok kullanılırken, Taş ve Dolma duvarlarda azalma saptanmıştır (s. 187-188).

 

8. BÖLÜM

PENCERELER

Aşhane (mutfak) mekanları çoğu kez penceresiz, bazı örneklerde yüksekte tek ve küçük pencereli, bazılarında da yalnızca çatıdaki küçük bir açıklıktan ışık alır bir durumdadır.

…pencereler yalnızca geceleyin kullanılan yatak odalarında yer almaktadır (s. 189).

 

Kimi evlerin pencerelerinde soğuğa, rüzgara ve olası saldırılara karşı kepenkler düzenlenmiştir.

Çatı yüzeyi ile parapetinde havalandırma, aydınlatma ve çatıya çıkış işlevli pencereler söz konusudur.

 

Bölgenin batısında (Giresun ve çevresi) ortalama pencere sayısı 4, Trabzon ve çevresinde 4, Rize-Hopa arasında 8’dir.

Bölgenin doğusunda evlerin oda sayısı arttığı için pencere sayısı da artmakta

Sıcaklık ortalamasının düşük olduğu bölgelerde pencere sayısı az, sıcaklık ortalamasının yüksek olduğu bölgelerde pencere sayısı fazla…

 

AKA'daki saptamalar, evlerdeki pencerelerin yaklaşık yarısının aşağı yöndeki cephede yer aldığını göstermiştir. Bu pencereler büyük oranda yatak odaları pencereleridir (s. 194).

 

…ana yönlere bakan duvarlarda Doğu yönünün, ara yönlerde Güneydoğu yönünün pencerelerin düzenlenmesinde daha çok yeğlendiği saptanmıştır.

 

…pencere sayılarında, yerleşme rakımı yükseldikçe düşme görülür.

 

AKA pencereleri düşey dikdörtgen formlardadır.

 

Pencere boyutları örnek evlerin rakımlarıyla karşılaştırıldığında deniz kotundan yükseldikçe en-boy ölçülerinde birbirine yaklaşma eğilimleri saptanır (s. 200),

 

9. BÖLÜM

ÇATILAR

Doğu Karadeniz evlerinin tümünde, eğimli yüzeylere sahip ahşap oturtma konstrüksiyonlu çatılar bulunmaktadır.

 

Bölge genelindeki evlerin yarıya yakınında üç omuz çatı görülür, diğerleri semer ve dört omuz/kırma biçimindedir.

 

Semer çatı, iç kesimlerde daha çok görülür.

Kıyı kesimlerinde; bölgenin batısında (Bulancak-Görele arasında) kırma çatı yaygındır. Vakfıkebir’den itibaren üç omuz daha sık görülür. / s. 208-209

 

Sahil kesiminin kırma çatı tercihinin nedeni; kırma çatılarda çatı altı alanının olmayışı (çünkü kent merkezinde ot depolama alanına ihtiyaç duymuyorlar), kırma çatının görüntüsünün daha az kütleli olması vs.

 

Üç omuz çatı

Çatıda eğik olan bölüm evin ön cephesinde, yamaç tarafta değil, önü açık taraftadır. Böylece eğimli yüzey açık alandan gelecek rüzgara karşı çatının direncini artırır.

Çatının üçgen alınlı kısmı, depolama alanı olarak kullanılır. Evin dışından çatıya girişler genellikle bu üçgen alınlığın olduğu taraftan sağlanır.

Eğim olmayan bu bölüm, yağmur sularının evin arka kısmına ulaşmasına engel olur.

 

Semer çatı

Kurulumunun kolay olması ve geniş depolama alanı sağlaması nedeniyle yüksek rakımlı yerlerde daha çok tercih edilir.

 

Çatı arasının depolama amacıyla kullanımı söz konusu olduğunda son kat tavan döşemesi ile saçak dibi arasında 60-120 cm. yüksekliklerde bir parapet yerleştirilmektedir. Bu parapetler üzerinde karşılıklı dizilmiş ızgaralı havalandırma pencereleri yer alır (s. 211).

Çatı parapeti örneklerine / yağışın ve dolaylı olarak bağıl nemin en çok olduğu bölgelerde rastlanır (Giresun ve Sürmene-Arhavi arasındaki bölgede).

 

Üçgen alınlığın üst kısmının kırılıp/kesilip çatı örtüsüne dahil edilmesiyle ortaya çıkan çatı tipine sığırcıklı çatı diyor Sümerkan. Bu tipin örnekleri Sürmene-Of ve Fındıklı-Arhavi’de görülüyor. / s. 210-211

 

…çatı örtüsü olarak başlıca iki gerecin varlığı sözkonusudur:

. Hartama

. Oluklu Kiremit

 

Doğu Karadeniz’de 1930lu yıllara kadar, kiremit dışındaki çatı örtüleri hartama ya da daha kalın kesitli dilme tahtalardan (padar) oluşuyordu.

1930'lardan sonra gaz tenekelerinin açılımıyla elde edilen yan ve kapak yüzeyleri

1975'lerden sonra ise / oluklu sac levhalar

 

AKA'da örnek evlerin çatı örtülerinde % 53.8 (28 örnek) kiremit, % 46.2 (24 örnek) metal malzeme saptanmıştır.

 

Doğu Karadeniz'de çatı eğimleri, örtü gereci ile ilgilidir. Hartama örtülerde çatı eğimi, kiremit örtülere göre daha fazladır.

 

Oluklu kiremit örtülerde saptanan eğimler, literatürde önerilen % 20-33’lük eğimlerden daha diktir.

Kiremit örtülü 28 örneğin eğim ortalaması % 38

Metal kaplı çatılarda (önceden hartama) eğim ortalaması ise kiremit yüzeylerden daha fazla olup 24 örnekte % 44 dür.

 

Hartama, Trabzon’un batısında yaygın; Yomra’nın doğusundan itibaren kiremit ve sac kullanılmış.

 

Şu halde çatı eğimlerinin düzenlenmesinde, yağış rejimi yerine malzemeye bağlı gelenekler ve kurallar daha çok geçerlidir.

…hartama (sonradan metal) örtü yöresinde (1-10 Akslar) rakım yükseldikçe çatı eğimlerinin de arttığını göstermektedir. Kiremit örtü yöresinde (11-22. Aks’lar) ise / Rakım arttıkça çatı eğimi azalmaktadır (s. 217).

 

Saçaklar

Bölgedeki evlerin yarıya yakınında / Yatay Kaplamalı Saçak / görülür. Tavan kirişlerinin ya da yatay kirişlerin desteğindeki merteklerin oluşturduğu saçaklar. Kirişler serbest ya da alttan tahta kaplanmış olabilir.

 

Ahşabın çalışması, kar yükü gibi etkenler geniş saçaklarda payandayı zorunlu kılmıştır.

 

Sürmene’nin batısında saçak genişlik ortalaması 30 cm / Sürmene’nin doğusunda saçak genişlik ortalaması 90 cm’dir.

 

Saçak genişliği tercihinin rakım, yağış, güneş/gölgelenme ve kar gibi etkenlere bağlı olmadığı tespit edilmiş.

 

10.BÖLÜM

DÖŞEMELER

AKA'nın her yöresinde eğimin aşağı yönünde oluşan boşluğa ahır yerleştiğinden, bu yöndeki yaşama katı odaları (yatak odaları) ahır üzerinde yer almaktadır. Bu bölümün döşemeleri / tahta döşemeler biçiminde düzenlenmiştir (s. 226).

 

(Bölgedeki evlerin pek azında) ahır bölümü tavanında 50 cm.lik bir yalıtım boşluğu düzenlenerek buraya toprak doldurulmuş ve kuru toprağın yalıtım özelliğinden yararlanılmıştır. Böylece zararlı gazların yatak odalarına sızması önlenmiş olmaktadır.

 

Eğimin yukarı yönüne rastlayan döşemeler zemine oturmakta, / gündüz kullanılan bölümün sıkıştırılmış toprak oluşu, kırsal kesim yaşantısından kaynaklanan işlevlere başarılı bir çözüm getirmiş sayılmalıdır.

 

Görele’nin batısındaki evlerin aşhane dahil bütün zemini ahşap döşemeli; Of’taki evlerin döşemeleri de ahşap. Bölgede, belirtilen yerlerin dışındaki evlerin aşhanesi toprak zeminli, diğer odaları ise ahşap döşemelidir. / s. 229

 

AKA'da ’Aşhane' diye adlandırılan mekanlar tavansız düzenlenmektedir.

 

Ahır katı / ortalama yükseklik 2,17 m

Zemin kat / ortalama yükseklik 2,37 m

1. kat / ortalama yükseklik 2,24 m / s. 231

 

…yükselen rakımlarda tavan yüksekliklerinde de bir azalma eğilimi saptanmıştır,

 

11. BÖLÜM

ISITMA VE BACA SİSTEMLERİ

Bölgedeki yaşama biçimi de, günün büyük bölümünde (kış mevsimi dahil) insanların ev dışında olmasını ve eve çok sık girip çıkmasını gerektirecek uğraşılar içermektedir. / ısınmaya ve ısıtma sistemlerine gereken önemin verilmeyişi sonucunu doğurmuştur.

 

AKA örnek evlerinde saptanan bacalar ateş (duman) bacalarıdır. Havalandırma bacasına rastlanmamıştır.

Sobalar, AKA için 1940'lardan sonra çok yavaş yaygınlaşan ısıtma araçlarıdır. Evlerin kuruluşunda bu gibi araçlar düşünülmemiştir.

AKA'nın büyük kesiminde toprak zeminli aşhanede ocak olarak yerdeki sığ bir çukurdan yararlanılmaktadır.

 

AKA evlerinde en az iki yatak odası bulunmaktadır.

(çok odalı büyük evlerde) Isıtma sistemi açısından konuk yatak odalarının (gündüz de barınacağı düşünülerek) mutlaka bir şöminesi vardır.

 

Akçaabat’taki evlerde bütün odalarda ısıtma sistemi / şömine vardır. / s. 238

 

12. BÖLÜM

ÇALIŞMANIN SONUÇLARI

Doğu Karadeniz’in çok eğimli arazisi üzerine kurulan yerleşimlerde insanlar, ekonomik ve tarımsal faaliyetlerini sürdürebilecekleri yerleri seçerken topografik olgu ağır basmakta, evin çevresel etkenlerden göreceği zararlar ikinci planda kalmaktadır. İyi arazi tarıma ayrılmakta, arta kalan kötü koşullara sahip arazi parçasına ev kurulmaktadır.

…kötü etkenlerin maximum olduğu dere tabanı, sırt alanlarından bir ölçüde kaçınılmaktadır (s. 241).

 

Evler yamaç eğimine zorunlu uydurulmuş, girişler ve mekanlar buna göre düzenlenmiştir.

 

Görele'ye kadar etkisini sürdüren bir Giresun lokasyonunun, Eynesil-Yomra arasında bir Trabzon; Sürmene-Hopa arasında da Rize lokasyonlarının etki alanı oluşturduğu söylenebilmektedir. Son kesimde, Rize iç bölgesinin de kendine özgü bir yapısal anlayışı vardır.

 

Fiziksel çevre ile ilgili parametrelerin çok yakın değerlerde olduğu örnekler arasında uygulama farklarının saptanması, dış etkenlerin gözardı edildiği; bunun yerine yapı konstrüksiyon geleneklerinin ön planda olduğu sonucu çıkmaktadır (s. 242).

 

AKA evlerinin gündüz bölümleri gün ışığından yoksundur.

 

Rakım yükseldikçe duvarlar kalınlaşmakta / pencere alanları küçültülmektedir.

 

İnsanların salt yapısal gelenekleri, kapalı toplum düzeni nedeniyle gelişmeyen teknik bilgi kapasiteleri ve ekonomik zorunluluklar yüzünden yaşanılan çevredeki dış etkenlere karşı kimi önlemleri almayı ihmal edebileceği görülmüştür. Geleneklerden kaynaklı yapısal tutuculuk, gözlenebilen yanlışların tekrarında en büyük etkendir.

 

…

Sümerkan, Mustafa Reşat. (1990), Biçimlendiren Etkenler Açısından Doğu Karadeniz Kırsal Kesiminde Geleneksel Evlerin Yapı Özellikleri, Doktora Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Trabzon.

…

Artvin ve Çevresinde Halk Mimarisi

Artvin ve Çevresinde Halk Mimarisi

Cengiz Eruzun

…kültür yozlaşması

Yaşayış biçimleri değişmiş ve bu değişim yeni fonksiyonlar yaratmış, var olan bir takım araçlar ve mekânlar kullanılış amaçlarını yitirmişlerdir.

 

Bütün Karadeniz bölgesinde olduğu gibi toprağın her aileye dağılmış olması, büyük toprak sahibi ve ırgat gibi sınıfların ortaya çıkmasını engellemiştir.

Ekonomik farklılaşmanın fazla olmayışı yaşayış biçimleri ve konutlarda da görülmektedir.

 

Yöresel malzeme, geleneksel halk sanatlarını, bu arada mimariyi etkileyen en önemli unsurlardan biridir.

 

Kıyı kesimi ile iç kesim arasında görülen ekonomik farklılaşma konut planlarında olduğu gibi malzemenin kullanılışında da farklılaşma yaratmıştır.

 

6-7 cm. kalınlığında ve 35-40 cm. genişliğinde tahta çıkaracak ağaç bulmakta güçlük çekildiğinden, ahşap arasında taş kullanılma zorunluğu doğmuş ve bu zorunluk göz dolması, muskalı dolma, cakatura denen yapı sistemlerinin bölgede yaygınlaşmasında etken olmuştur.

 

Bölgede düz arazinin çok az oluşu dağınık yerleşmeyi doğuran etkenlerden biridir. İklimin sertleştiği iç kesimlerde gruplaşmalar olmuş hattâ sık dokulu köyler meydana gelmiştir.

 

Konut üniteleri tarlaların en üst nivolarında yer almış, alt kattaki ahırdan tarlaya gübreyi ulaştırma eylemi kolaylaştırılmıştır.

 

(çok yağış alan bölgede) nemi önleme sorunu / geçirgenliği az olan ahşap ve taş malzeme kullanılarak önlenmiştir.

…yapıların yağmurdan korunması alabildiğine geniş saçaklarla sağlanabilmektedir.

İklim, sert ve soğuk olmadığı için konutlarda büyük ve çok sayıda pencere yapılarak ışıklandırma, havalandırma eylemlerine önem verilmiştir.

 

…iç kısımlarında ev ile aynı çatı altında yer alan ambar, kıyılarda konuttan ayrılarak yağışa karşı daha gelişmiş, koruma olanaklarına kavuşturulmuştur (Serenderler).

 

 

Eruzun, Cengiz (1972), “Artvin ve Çevresinde Halk Mimarisi,” Mimarlık Dergisi, Sayı: 6, s. 51-58

…

7 Şubat 2019 Perşembe

“Bizim Dereyi Kim Çaldı Doğu Karadeniz’de Yaşlı Kadınlar ve Yaşlı Erkeklerin Doğa Anlatıları


“Bizim Dereyi Kim Çaldı” Doğu Karadeniz’de Yaşlı Kadınlar ve Yaşlı Erkeklerin Doğa Anlatıları
Meral Akbaş, Mehmet Bozok, Nihan Bozok

Borçka’nın bir köyünde yaşayan doksan altı yaşındaki bir Gürcü kadın Emine,
Kulaklarının duymadığım düşünüyordu,
…artık duyamadığı o ses vadinin tabanında akan derenin sesiydi,
Dereyi “birileri” çalmıştı. Dereyi besleyen küçük akarsular yakınlardaki bir hidro­elektrik santrali için toplanarak borulara sokulmuştu (s. 247),

…seksen iki yaşındaki Mehmet:
Dereleri İsrail çaldı!
Macahel ve Maradit bir zamanlar bolluk ve bereketin olduğu, cennet gibi yerlerdir.
Baraj mahalleyi yutuvermiş,
Barajda yalnızca başka yerlerden gelen mühendisler ve teknisyenler çalışmaktadır.
…barajın yapımından kısa bir süre sonra Maradit’de daha önce hiç görülmeyen/bilinmeyen böcek ve haşereler türemiş; eskiden yetişen elmalar, fındıklar, sebzeler (…) zarar görmüştür (s. 249).

…uzun yıllar çetin doğa koşullarında yaşayan/çalışan ve doğayla mücadele içinde olan erkeklerin doğayı hâkimiyetleri altına almaktan ziyade yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla dönüştürmeye çalıştıklarını ve çoğu zaman bu sebeple alet, erişilmesi güç noktalara köprü ve ev, foseptik ve yol yapmakta olduklarını ifade etmek gerekiyor. Bununla beraber erkekler, doğayla mesafeli bir ilişki de kuruyorlar (s. 254).

Bir kadın çok güzel atma türkü atarmış. Kimse kadınla yarışta kazanamazmış. Kadın dermiş ki beni yenenle evleneceğim. Bir gün yüksek dağların arkasından bir adam gelmiş. Demiş ki ben bu kadını yeneceğim. Fakat kadına âşık değilmiş.
Sadece onu yenmek için gelmiş. Kadınla adam başlamışlar atışmaya. Bu atışma üç gün üç gece sürmüş. Adam kadına âşık olmuş bu sırada... ve en sonunda adam iki dize atmış: “gel çikalum dağlara dağlar olsun evunıuz”. Kadın da kabul etmiş iki dizeyle: “her komardan bir yaprak olsun keremitumuz”... (s. 256)

Doğanın zamanı dairesel ve akış halindedir; eşit aralıklara parçalanmış değildir
…acelesi yoktur

Kadınlar sabah hayvanlarını besliyorlar ve aileleri için yemek hazırlıyorlar, hemen ardından bahçelerinde ve tarlalarında uzun saatler boyunca çalışmaya gidiyorlar, bu arada evdeki kız çocukları evi temizliyor, sürüleri güdüyor ve/veya küçük kardeşlerine bakıyorlardı; daha sonra kadınlar evlerine dönüyor ve akşam yemeği için hazırlık yapmaya başlıyorlar, peşi sıra da hayvanlarını besliyorlardı. Bu döngü her gün tekrarlıyor ve kadınlar hayatlarını Sisifosyen bir rutin çerçevesinde yaşıyorlardı (s. 261).

Çay, Doğu Karadeniz’deki yamaçları örten çalması bir bitkiden çok daha fazlasıdır.
Çay, yeşilin ve doğanın bir parçasıdır; fakat nihai olarak bir meta, yapılması gereken bir iş ve dolayısıyla bir angaryadır.
---
Sudan Sebepler: Türkiye’de Neoliberal Su-Enerji Politikaları ve Direnişler’in içinde (s. 247-268), İletişim Yayınları, İstanbul, 2016

6 Aralık 2018 Perşembe

Mehmet Bilgin - Doğu Karadeniz


Mehmet Bilgin - Doğu Karadeniz - Notlar

Trabzon’da veya çevresinde yaşamış halklar
a) Skythenter / İskitler
MÖ. 8 asırda Karadeniz'in kuzeyine Kimmerler (ya da Gemer/Kemer) hakimdi. MÖ. 8 asrın sonuna doğru Orta Asya’dan gelen İskitlerin baskısı ile bölgeden hareket eden Kimmerler, ilk önce Kafkaslara oradan da Doğu Anadolu’ya girmişlerdi.

b) Makronlar
Makron, Helen dilinde uzun başlı anlamındadır. Heredot bu halkın sünnet olduğundan bahseder.
Strabon Trabzon dağlarında yaşayan Sanni/Tzan/Canların eski çağlarda Makron diye anılan halk olduğunu kaydeder.

c) Kolkhlar
…ürettikleri kendir bitkisinden elde ettikleri keten kumaş ve bezler ilk çağın önemli tekstilcilerindendir.
Heredot, Kokhislilerin sünnet olduklarını belirterek, yaşayışları ve dillerindeki benzerliklerden dolayı Mısır kökenli olduklarını söyler.

d) Driller
Drillerin ülkesi bugünkü Dorila/Torul bölgesidir.

e) Mossynoikler
Mossyn denilen ağaçtan yapılmış ev ve kulübelerde oturdukları için Mossynoikler olarak adlandırılan halk Giresun/Kirazlık’ın batısındaki topraklarda yaşıyordu.
Ksenophon’un verdiği bilgilere göre bu halk doğu ve batı olarak ikiye bölünmüş ve birbirleriyle düşmandırlar.

f) Khalybler
Erzurum’un Kuzeybatısındaki dağlık bölgede yaşıyorlardı…
Urartuların tanrısı Haldi/Khaldi…
Bugün bile Trabzon ve çevresindekiler, Gümüşhane ve Bayburt illerinde oturanları halt (Khalt) diye adlandırır.
Helen dilinde Halybos karbonlu demir/çelik demektir.
(Araştırmacılar) Khaliblerin madencilikteki üstünlüklerinden dolayı Homeros’un destanlarındaki Halizonlar olduğu konusunda hemfikirdirler.

g) Tibarenler
(Bugünkü Piraziz’den Perşembe ilçesine kadar uzanan topraklarda yaşamışlar.)

h) Trapezus, Kerasus ve Kotyora Helenleri

Trabzon’un doğusunda yaşamış halklar
a) Moskhiler
Ksenophon bunlardan hiç söz etmez.
Şensettin Günaltay Moskhilerin Asur tabletlerinde kayıtlı Muşkiler olduğunu belirtir (s. 44).

b) Heptakomentler
Heptakomentler adı Yediköylüler anlamındadır.
Heptakometler adı bize Yediköyleri ve bugün Rize’ye bağlı İkizde ilçesini işaret ettiğine göre bu birliklerin bölgeden geçiş yolu bugün Rize - Erzurum karayolunun geçtiği Ovit Dağı Geçiti olmalı.
Yörede yaptığımız gezilerde “Ovit” kelimesinin bölgede “Arı” anlamına geldiğini ve eski çağlarda bu bölgede kaya ve ağaç kovuklarında çok sayıda yabani arı petekleri olduğu için dağa Arı Dağı anlamında Ovit Dağı dendiğini tespit ettik (s. 46).

…
Şark Meselesinde Osmanlıların tesis ettiği istikrar ve hoşgörü içinde ömürleri uzamış, etnik kimliklerini, kültürlerini yaşama ve geliştirme fırsatını yakalamış olan gruplar, kendilerine bu fırsatı sağlamış olan Osmanlıyı yıkmak için kullanmıştır. Bu etnik gruplar sadece Osmanlıya karşı değil birbirine karşı da kışkırtılarak düşmanlık tohumları ekilmiş, kanla sulanmış ve yeşertilmiştir (s. 10).

Bölge tarihi ile ilgili en büyük çarpıtma bölge tarihînin Yunanlı kolonicilerle başlatılmasıdır. Bu yapılırken özellikle Yunanlıların koloni kurmalarından önce veya sonra bölgede yaşayan halklar ya yok farz edilmiş ya da barbar, yaban, ilkel diye nitelenerek önemsiz olduktan kabul ettirilmek istenmiştir.

Skylax’ın verdiği bilgilere göre Rize çevresinde ve özellikle batısında yer alan topraklarda Bechireler yaşamaktaydı. Çayeli bölgesinden doğuya, Pazar bölgesi ve Furtuna Deresi’ne kadar olan bölgede Ekekheirieler, Ardeşen, Arhavi, Hopa bölgesinde Byzerler ve Byzerlerin doğusunda, Batum bölgesinde de Kolkhklar oturmaktaydı.
Bechire bölgesinde Bechire Limanı ve Bechire Şehri (Rize) vardı. Ekekheirielerein bölgesinde ise Pazar bölgesinde Odeinus şehri ve Pordanis (Furtuna Deresi) ağzında Limne şehri vardı. Odeinus’a adını veren Odena halkı Kafkas menşeli idi (s. 43).

…Gürcü kralı David ölünce yerine geçen Dimitri, Kıpçakları/Kumanları iktidardan uzaklaştırdı. Kumanları Ardahan, Göle, Oltu, Tortum, Şavşat, Ardanuç, Yusufeli bölgelerine yerleştirdi (12. yüzyılın ilk yarısı).

Bölgede yaygın olarak bulunan bir başka Kuman oymağı da Sarallardır. Diğer Kuman boylan gibi Sarallar da bölgede Artvin, Rize ve Trabzon illerinde yaygın olarak yerleşmişlerdir. Bugün Of ilçe merkezi ile Solaklı Deresi vadisinde ve Sürmene’de bu adı taşıyan birçok aile yaşamaktadır. Bu ailelerden bazıları dedelerinin “Sarı Ali” adlı birisi olduğu için Saral adını aldıklarını zannederek Cumhuriyetten sonra soyadı olarak Sarıalioğlu soyadını almışlardır. Oysa kelimenin aslı Sarı+el+il’dir. Saralların genelde sarışın oldukları bir gerçek ama bu ailede birkaç kuşak öncesinde Sarı Ali lakaplı birisi yaşamış olsa da ailenin adının buradan gelmediği muhakkaktır. Tıpkı bir Akkoyunlu boyu olan Çakırlı boyunun adını taşıyanların günümüzden birkaç kuşak önce yaşamış Çakıroğlu Çakırağa ismini taşıyan kişinin oğulları olmadığı gibi Sarallar da birkaç kuşak önce yaşamış San Ali’nin oğulları değil, Saral boyuna mensup kişilerdi. Aynı şeyleri bir diğer Akkoyunlu boyu olan Ustali / Ustacalular için de söyleyebiliriz. Onlar da bugün bazılarının zannettikleri gibi Usta Ali’nin soyundan gelenler değildir. Ustali (Anadolu’da Ustacalı) adlı bu boyun mensubudurlar. İran’da, Doğu Anadolu Bölgesinde ve Doğu Karadeniz’in Rize, Trabzon ve Giresun illerinde yaygın olarak yaşadıklarını bildiğimiz bu boyların mensuplarını bir kişinin torunları olarak düşünmek çok yanlıştır. Bu boyların bugün çok geniş bu coğrafyaya yayılışı, tarihi bir süreç içinde gerçekleşmiştir. Bilim tespitlerimize göre Ardeşen/lşıklı Ortaalan Köyü halkının tamamı Saral’dır (s. 96-97).

(Bölgede Akkoyunlu bakiyeleri)
Purnaklılar Rize, Çamlıhemşin, Araklı ve Sürmene’de Çakırlılar / Çakıroğulları yaygın olarak tüm bölgeye ve yoğun olarak Of, Sürmene ve Araklı’da, Beharlular / Baharoğulları Sürmene’de; Bayramoğulları Araklı, Arsın, Sürmene, Of ve Çaykara’da; Ahmetli / Ahmetoğulları (bir kısmı Öztürk soyadı taşıyor) Sürmene’de; Çapanlı Araklı’da; Şamlı / Şamlıoğulları Sürmene-Köprübaşı’nda (Köprübaşı merkezini oluşturan Güneşara köylerini kuran ve çevre köylerde yaygın olarak yaşayan bazı ailelerin köktarihlerini anlatan elyazması metinlerde bu ailelerin Benuşamlı / Şamlıoğlu olduğu açıkça kaydedilmiştir); Solaklı ve İkizdere vadisindeki köylerde Hacılı / Hacıoğulları bugün de bu soyadı altında yaygın olarak bölgede, Hacıhamzalı / Hacıhamzaoğulları Sürmene ve Araklı’da; Hamzalu ve İnallular Giresun’da; Emiroğullan Maçka’da; Bazioğulları ve Mirdasoğulları Araklı’da; Kaçarlar Rize’de; Mamaşlılar Giresun’da yaygın olarak yaşamaktadırlar. Akkoyunlu bakiyesi olarak Trabzon bölgesine sığınanlardan bir bölüğü de Mirzalulardır. Mirza, Emirza, Mirzallu, Mirzaloğlu, Emirali / Emral vb. gibi ad taşıyan aileler bu bölüğe mensuptur. Ustaliler ise Rize Güneysu, İslahiye, Pazarköy, Pazar ilçesi, Trabzon, Sürmene ve Giresun’da yaygındırlar (s. 115).

…Turgut Günay (bölge ağızlarında) tonsuz ünlülerin korunması ve tonlu ünsüzlerin tonsuzlaşmasını (diken / tiçen, doku / toku, gizli / kizli) bölgede eski bir Kıpçak yerleşmesinin düşünülmesine mahal veren bir husus olarak nitelerken “c, ç, ge, k ünsüzlerinin sızıcılaşması (git / cit, kimse / çimse, peki / peçi) hadisesinin de Rize ili ağızlarını Akkoyunlu yerleşme alanlarına tekabül eden bazı ağızlardan biri haline getirdiğini” belirtmektedir (s. 116-117).

----
Serander Yayınları, 2000, Trabzon