22 Temmuz 2026 Çarşamba

Şiir: Carlo Diano, Uyuyanlar

Filolog, heykeltıraş, ressam, şair, besteci Carlo Diano genç yaşlarında (Mart 1929’da) "Uyuyanlar" başlıklı bir mensur şiir yazmış/yayınlamış. Sayfanın devamında o şiirin bir kısmı yer alıyor.

Uyuyanlar

Uykuda yaşıyoruz, karanlık hayallerle sarsılıyoruz, donuk gözlerle yürüyoruz, sayısız hayatı çiğniyoruz ve başkalarının iradesinin çığlığı bize ulaşmıyor.

İçine kapanmış ruhumuzun eşiği.

Sonsuz yalnızlıkta, gökyüzünün baskısına dayanamayız. Duvarlar örüyoruz korkumuzu durdurmak ve hapsetmek için, boşuna; var olma irademizin hayaletlerini çiçekli çitlerle çevrelemek boşuna; boşluk her yere nüfuz ediyor; gözler ve eller arasında bir uçurum açılıyor.

Kollarımızı kime uzatacağız, sesimizi kim duyacak? 

Rüyalarda birbirimizi kovalıyoruz, kovalayanlar asla yetişemiyor, kaçanların da kurtuluşu yok. Gölgelerimizin güneşte belirgin hatları var, gece ise dehşet bizi sarıyor. Hayatı anlamıyoruz, ama ölmek de istemiyoruz.

...

8 Haziran 2026 Pazartesi

Michel Surya - Ölüm Uğraşı, Georges Bataille - Notlar

Michel Surya - Ölüm Uğraşı, Georges Bataille - Notlar

Georges Bataille, la mort à l'oeuvre, Mütercim: Işık Ergüden, Alfa Yayınları, 2017

 


Önsöz

Bir biyografinin hakikati, / sonunda sırrı elinden kaçırmasıdır, mezar taşıyla birlikte bir kez daha düştüğü sessizliğe mahkum olmasıdır.

 

GEORGES BATAILLE

1897-1962

 

Bataille: Bir kız giysisini nasıl çıkarırsa ben de öyle düşünüyorum. Giysiden tamamen kurtulduğunda, düşünce artık utanmaz, müstehcenliğin ta kendisidir.

 

Bataille: Düşünürken ya da konuşurken ölümü dikkate alma alışkanlığımız yok, ama ölüm bizi kesintiye uğratacaktır.

 

I

Başlangıçta Ölüm Vardı

İnsanın varlığı, sonsuz küçük olasılıklara ve radikal bir geçiciliğe dayanmaktadır.

 

1961 yılında L'Express dergisine verdiği söyleşide Bataille, gençliğinde takma adlar (Lord Auch, Louis Trente) altında yazdığı otobiyografik eserlerdeki hakikatleri kabullenmeye yaklaşmıştır.

Babasının frengi hastası, felçli ve deli olduğunu, annesinin ise akıl sağlığını yitirdiğini ifade etmiştir.

 

(Babası) Joseph-Aristide Bataille tıp öğrenimini tamamlayamayıp bürokraside (Melun hapishanesi görevlisi, posta müdürü) çalışmıştır.

Georges doğduğunda 44 yaşında ve frengi nedeniyle kördür; kısa süre sonra omurilik erimesi ve genel felç sonucu koltuğuna çivilenmiştir. Georges, babasının boşluktaki ölü gözlerle tuvalet ihtiyacını karşılamasını ve çığlıklarını derin bir tiksinti ile hatırlar. 14 yaşına kadar babasına tutkuyla bağlı olan Georges, ergenlikle birlikte ona karşı acımasız bir nefret duymaya başlamış ve onun acı çığlıklarından müphem bir haz almıştır.

 

1911 yılında babanın felce bağlı cinsel içerikli delilik krizleri patlak vermiştir. Bunun üzerine anne Marie-Antoinette ağır bir melankoliye sürüklenerek iki kez intihara kalkışmıştır (tavan arasında asılı bulunmuş ve kış ortasında buz tutmuş dereden kendi kendine çıkmıştır).

 

Dünyayı Altüst Etmeli, Dünyayı Kesinlikle Altüst Etmeli

Çocukluğunu Reims'te geçiren Bataille, kasvetli bir çevrede yatılı okumuş, dolmakalem çelik ucuyla kolunu yaralayarak acıya karşı kendisini sertleştirmeye çalışmıştır.

Reims'deki evin mahzeninde sakat babasının müstehcen ellerini kendisine uzattığı yolunda kabus benzeri anılara/sanrılara kapılmıştır. Ocak 1913'te Reims Lisesinden ayrılıp Épernay Lisesine geçmiş ve Haziran 1914'te diplomasını almıştır.

 

Her Şeyi Yıldırım Yönetir

1914'te Katolikliğe geçmiş ve katedralde vaftiz olmuştur.

1914 Eylülünde Alman ordusu Reims'i bombalarken, Georges ve annesi şehri terk ederek Riom-es-Montagnes'a kaçmış, kör ve felçli babayı bombardıman altındaki şehirde yalnız bırakmışlardır. Baba Joseph-Aristide 6 Kasım 1915'te terk edilmiş halde ölmüştür. Bu olay Bataille'da hayatı boyunca taşıyacağı derin bir günah, suçluluk ve babayı/Tanrı'yı terk etme duygusu yaratmıştır.

Benim dindarlığım bir firar teşebbüsüydü. Kaderi aldatmak için her şeyi göze almıştım. Babamı terk ettim.

 

Ave Caesar

1914-1918 yıllarında Auvergne dağlarındaki Riom-es-Montagnes'da dindar ve çileci bir hayat yaşamış, kendisini ibadet ve meditasyona adamıştır. Keşiş veya papaz olmayı hedefleyerek 1917-1918'de Saint-Flour papaz okulunda okumuştur. Askerliği sırasında ciğer hastalığı (tüberküloz) geçirdiği için terhis edilmiş ve ardından Paris'te École des Chartes'a kabul edilmiştir.

 

Bir Ceset Gibi Yere Serilmiş

1918'de yayımlanan ilk eseri Notre-Dame de Rheims, Reims Katedralini savunan dindar bir risaledir. Metinde Reims'te yalnız ölüme terk edilen babadan hiç söz edilmemiş, katedral yıkımı ve ölümü üzerinden kurban etme ve anne simgesi işlenmiştir.

 

Beden Okulunda

École des Chartes yıllarında Remy de Gourmont'un Le Latin mystique kitabını okuyarak Hıristiyan azizlerinin teni, bedeni ve kadını aşağılayan demonolojisiyle tanışmıştır.

Gerçekten de insanlar derinin altında ne olduğunu görebilselerdi... kadınları görmek bile midelerini bulandırırdı: Bu dişi zarafeti, pislik, kan, usare, safradan başka bir şey değildir.

 

Çatık Kaşlar, Açık Renk Gözler

1919'da çocukluk arkadaşı Marie Delteil ile evlenmek istemiş, ancak kızın ailesi babasının frengi, felç ve delilik geçmişini ileri sürerek bu izdivacı reddetmiştir.

 

Hengame ve Geri Çekilme

1920-1922 yıllarında dinsel bir inziva (Wight Adasındaki Quarr Abbey Manastırında kısa süreli kalış) ile dünyevi hengameden kaçarak Doğuya (Tibet, Amerika) yolculuk etme arzusu arasında bocalamıştır.

 

Dünyaların Dibi

1920'de Londra'dayken Bergson'un Gülme (Le Rire) kitabını okumuş, Bergson'un makul yaklaşımını yetersiz bulsa da gülmenin dünyaların dibini ortaya çıkaran Tanrısal bir sarsıntı olduğunu keşfetmiştir. Bu kahkaha deneyimi Katolik dogmalarını sarsmaya başlamış ve inançlarını bir oyuna dönüştürmüştür.

 

La Emocion

1922'de arşivci olarak Madrid'e giden Bataille, burada özel düş görme teknikleri geliştirmiş, flamenco (cante hondo) ezgilerinden etkilenmiştir. 17 Mayıs 1922'de 20 yaşındaki boğa güreşçisi Manolo Granero'nun boğanın boynuzuyla gözünün ve kafasının parçalanarak ölmesine tanıklık etmiş; bu dehşetli olay ölüm, kaygı ve haz arasındaki bağın temeli olmuştur.

“Huzursuzluğun genellikle en büyük hazzın sırrı olduğunu o zaman anlamaya başladım.”

 

Meçhul Bir Kadına Mektuplar

1922-1924 yıllarında "Matmazel C."ye yazdığı mektuplarda dinden uzaklaşarak günahkar eğilimlerine rıza gösterdiğini ve genelevde karşılaştığı hem "canavarca hem de güzel" bir kadına kapıldığını itiraf etmiştir. Dinsel ahlakın temizlik idealinden sıyrılarak ateşli tutkuyu, arzuyu ve ruhsal tedirginliği savunmaya başlamıştır.

 

Siz Göçmenlerin Denize Açılması Gerektiğinde

1923'te İtalya (Siena) gezisinde katedralin görkemi karşısında secde etmek yerine kahkahaya kapılmış, dinsel bağlılığının sonuna gelmiştir. Proust, Gide ve özellikle Nietzsche okumaları Katolik inancını yıkmış; Tanrı'yı inkar ederek varlığa sınırsız ve çekincesiz bir "Evet" demeyi ("hiper-Hıristiyanlık") benimsemiştir.

 

Neşeli Sinik

1922-1924 yıllarında etnolog Alfred Métraux ile yakın arkadaşlık kurmuş, gece hayatı ve sefahat içinde sinik bir ahlak sergilemiştir. Bir sokak serserisini onun yalın hayvanlığına ulaşmak amacıyla öldüren bir adamı konu alan Neşeli Sinik adlı roman taslağını hazırlamıştır.

 

Tristi Est Anima Mea Usque Ad Mortem

1922/1923-1925 döneminde Rus filozof Lev Shestov ile tanışarak Dostoyevski (Yeraltından Notlar), Pascal ve Plotinus okumalarına yönelmiştir.

Shestov'dan anti-idealizmi, aklın çaresiz kaldığı imkansızlık uçurumlarını ve kötülüğün sarsıcı gücünü öğrenmiştir.

1925'te Shestov'un Tolstoy ve Nietzsche'de İyilik Fikri kitabının çevirisine katıldıktan sonra Marksizme ve sefih hayata yönelerek Shestov'dan ayrılmıştır.

 

II

Uyuşuk Maurras ve Bir Ayağı Çukurda Moskova

1924 yılı, Georges Bataille'ın politikaya ve gerçeküstücülük alanına adım adım ilgi duymaya başladığı temel bir dönüm noktasıdır. Ekim 1924'te Anatole France'ın ölümü üzerine komünist ve sol çevrelerin yas tutması, gerçeküstücüleri tiksindirir. Aragon, France'a gösterilen bu toplu ilgiyi "Uyuşuk Maurras'tan bir ayağı çukurda Moskova'ya" sözleriyle eleştirir ve gerçeküstücüler Un cadavre [Ceset] adlı sert bir yergi broşürü yayımlarlar. Bu dönemde Clarté dergisi etrafında Marksist muhalif fraksiyon örgütlenirken Jean Bernier, devrim ile şiir arasında "salcılık" (aracılık) yaparak komünizm ile gerçeküstücülük arasında köprüler kurar.

André Breton liderliğinde La Révolution surréaliste dergisi ve Birinci Gerçeküstücülük Manifestosu yayımlanırken Bataille, bu gruba dışarıdan ama yakından tanıklık eder.

 

Manyetik Alan

Bataille 1924 sonunda Michel Leiris ile tanışır; Leiris onu "zayıf biriydi, hem romantik hem de döneminin insanı bir hali vardı" sözleriyle tarif eder. İkili bir gece Porte Saint-Denis yakınlarındaki bir geneleve giderek Dada'nın 'Hayır' tutumuna karşı her şeyi daimi onaylayan bir "Evet hareketi" fikrini geliştirirler.

 

Bataille, Breton'un etrafında oluşan otoriter atmosferden ve "şamatalı bir yutturmacadan" çekindiği için gruba katılmaktan vazgeçip kendi yalnızlığına çekilir. Bu süreçte Theodore Fraenkel, Antonin Artaud, André Masson (Blomet Sokağı Grubu) ve Jacques Prévert, Yves Tanguy (Château Sokağı Grubu) gibi isimlerle temas kurar.

Bataille, gerçeküstücülerin devrim ve şiir iddialarını yetersiz ve sahte görerek Aragon'a "bir hokkabaz olduğunuzu hissetmiyor musunuz?" sorusunu yöneltir.

 

Sefihliğin Uçurumvari Cesetliği

Bataille'ın 1920'lerdeki dindar ve sofu yaşamı, 1923-1924 yıllarında yerini kontrolsüz bir sefahat, kumar ve genelev müdavimliğine bırakır. Genelevleri geleneksel kilisenin yerine koyarak "Kerhane benim gerçek kilisemdir; bana gerçek tatmin veren tek kilise" ifadesini kullanır.

Kadın bedenini, müstehcenliği, arzuyu ve cinselliği Tanrı'yla değil; ölümle, utançla, dehşetle ve çürüyen cesetleşmeyle ilişkilendirir.

 

Filozof ve Sefıh

Lev Shestov'dan felsefi temeller alan 29 yaşındaki Bataille, 1926 yılında yayımlamayacağı ve sonradan imha edeceği W.-C. adlı ilk kitabını yazar. Kitap, 1870'te giyotinle idam edilen katil Troppmann imgesi ile yazarın kendi içindeki filozof ile sefih arasındaki dehşetli çatışmayı ele alır. W.-C.'nin ilk bölümü ve ana karakterleri (Troppmann ile Dirty), Bataille'ın daha sonra yazacağı Göğün Mavisi ve Gözün Öyküsü romanlarının nüvesini oluşturur.

 

Adımı Silmek İçin Yazıyorum

Bataille eserlerinde Lord Auch, Pierre Angélique, Louis Trente gibi takma adlar (müstear isimler) kullanır. Takma ad kullanımı hem kütüphanecilik mesleğindeki resmi konumunu koruma arzusu hem de babasının adından, toplumsal aidiyetlerden ve Tanrı mirasından sembolik olarak kopma çabasıdır. İlk romanında seçtiği Lord Auch ismi; Kutsal Kitap İngilizcesindeki "Lord" (Tanrı) ile Fransızcadaki "Auch" (tuvalet/bok) kelimelerinin kışkırtıcı bir birleşimidir.

 

Yüz Parça İşkencesi

1925 yılında Psikanalist Adrien Borel, Bataille'a 1905'te Çin'de uygulanan "Yüz Parça İşkencesi" (Fou Tchou Li'nin canlı canlı parçalanması) fotoğraflarını verir. Kurbanın işkence altındaki kendinden geçmiş yüz ifadesini gösteren bu fotoğraflar, Bataille'ın tüm düşünce dünyasını sarsar. Bataille bu görsel üzerinden dinsel vecd, acı, erotizm ve sadizm arasındaki sarsıcı bağı ömrü boyunca sorgular.

 

Torcy Rahibi

Bataille'ın marazi takıntılarından ve ruhsal bunalımlarından endişelenen dostlarının tavsiyesiyle, Freudcu dogmalara bağlı olmayan Dr. Adrien Borel ile bir yılı aşkın süren bir psikanaliz seansı gerçekleştirilir.

Borel, hastasının çocukluk ve sefahat takıntılarını yazıyla dışa vurmasını destekler; bu süreç Gözün Öyküsü'nün tamamlanmasını sağlar. Psikanaliz, Bataille'ı ketlenmelerinden ve suskunluğundan kurtararak onu yaşayabilir birine dönüştürür.

 

Triunfo De La Muerte

Bataille 1927'de Lord Auch imzasıyla kaleme aldığı Gözün Öyküsü (Histoire de l'œil) romanını yayımlar. Simone ve anlatıcı gençlerin Marcelle isimli kurban üzerinden yürüttükleri sınır ihlali, cinsellik, ölüm ve kutsala hakaret ritüelleri Sevilla'daki bir kilisede din adamının gözünün çıkarılmasıyla doruğa ulaşır. Breton'un tek eşli ve idealize edilmiş erotizm anlayışına karşı Bataille; ölümü, dışkısallığı ve "pis" olan sefahati savunur.

 

Göz İş Başında

1927-1930 yıllarında yazılan Güneşsi Anüs (L'anus solaire) ve Tepe Göz (L meza/L'œil pinéal) metinleri Bataille'ın anti-idealist evrenini şekillendirir. Güneş, baba ve göz simgeleri üzerinden dikelme, kokuşma ve körlük temaları işlenir. Maymunların anal çıkıntısı ile kafatasının tepesinde hayal edilen epifiz gözü (pineal göz), insanın hayvani ve aşağı kökenlerini temsil eder.

 

İdealizmle Vaktimi Harcayamam!

1928 sonunda gerçeküstücü hareket kendi içinde çözülmeler ve tartışmalar yaşar. Breton, üyeleri kontrol etmek ve safları sıklaştırmak amacıyla 12 Şubat 1929'da ortak bir toplantı çağrısı yapar.

Bağımsız duruşunu koruyan Bataille da bu toplantıya davet edilir; ancak Breton'un çağrısını tek bir cümleyle geri çevirir: "İdealizmle vaktimi harcayamam!"

 

Eşek Tepmesi

Bataille 1929'da Georges Wildenstein'ın fonladığı bilimsel ve etnografik Documents dergisinin genel sekreterliğini üstlenir. Leiris, Desnos, Limbour, Boiffard gibi gerçeküstücü muhaliflerle iş birliği yapan Bataille; dergiyi kısa sürede gerçeküstücülüğe ve idealizme karşı bir savaş makinesine dönüştürür. "Kayıp Amerika", "Bayağı Materyalizm", "Büyük Başparmak", "İnsan Yüzü" ve "Van Gogh'un Kesik Kulağı" yazılarıyla yüksek değerleri aşağı materyalizmle yıkar.

 

Kokuşmuş Filozof

André Breton 1929 sonunda yayımladığı Gerçeküstücülüğün İkinci Manifestosu ile Artaud, Masson, Limbour, Soupault gibi eski dostlarını sertçe aforoz eder. Breton, manifestonun geniş bir bölümünü ayırdığı Bataille'ı "kokuşmuş filozof", "psikastenik" ve marazi şeylerden zevk alan hasta biri olarak tanımlar.

 

İğdiş Edilmiş Aslan

Breton'un ağır suçlamalarına yanıt olarak dışlanan gerçeküstücüler ve Bataille, Ocak 1930'da Un cadavre [Ceset] başlıklı ortak bir protesto broşürü yayımlarlar. Bataille metninde Breton'a "aynasız", "rahip", "yaşlı din adamı idrar torbası" ve "iğdiş edilmiş aslan / öküz Breton" diyerek gerçeküstücülüğün ahlakçı idealizmini sert bir dille teşhir eder.

 

Gerçeküstücülüğün Gizli Özentileri

Polemiğin ardından Bataille, Breton'un Marki de Sade'ı kendi dar ve ehlileştirilmiş ahlak anlayışına göre uyarlamasını ikiyüzlülük olarak nitelemeye devam eder. Sade'ın metinlerindeki yıkıcı ve dışkısal güçlerden hareketle Bataille; tiksindirici olanın, kutsalın ve bastırılmışın bilimi olan "heteroloji" (bambaşka olanın bilimi) ve "agiyoloji" kavramlarını kavramsallaştırır.

Heteroloji: bambaşka olanının bilimi; öyle tiksindirici biçimde başka ki, buna dışkıbilim de denebilir.

 

Melek ve Hayvan (I)

Bataille, gerçeküstücülerin yıkıcılığı meşrulaştırmak adına soyut, göksel yetkelere (İkarusvari üst-kartal) sığınan idealizmini eleştirir. Bu soyutlamanın karşısına Marx'ın toprağın altını, çürümeyi ve toplumsal kaynaşmayı simgeleyen "yaşlı köstebek" imgesini yerleştirerek alt-materyalizmi savunur.

 

İnsan, Kendisinde Eksik Olandır

Bataille'ın hayatı iki zıt kutup barındırır: Bir yanda Ulusal Kütüphane'de çalışan son derece nazik, kibar ve düzenli bir arşivci-paleograf; diğer yanda sefih, marazi ve aşırı deneyimlerin peşindeki yazar.

1928'de Sylvia Makles ile evlenir. Ocak 1930'da annesi Marie-Antoinette ölür; Bataille annesinin cesedi karşısında yaşadığı ihlal edici ve trajik deneyimleri metinlerinde sarsıcı biçimde aktarır.

 

Dehşetli Arzulanan ve Müstehcen Bir Cinsellik

Documents dergisinin kapanması ve Ceset sonrasında Bataille derin bir entelektüel yalnızlığa sürüklenir.

Ölümü soyut bir kavram olarak değil, kendi bedeninde taşıdığı ve tutkuyla arzuladığı müstehcen bir cinsellik olarak kurgular.

Genelevde karşılaştığı Violette isimli fahişeyi oradan kurtarma çabası ve yaşadığı saplantı, sonradan yazacağı Madam Edwarda ve Ermiş metinlerinin otobiyografik zeminini oluşturur.

 

III

Gözü ile Açılan Biri

Gerçek adı Boris Lifschitz olan Boris Souvarine, 1895'te Kiev'de doğmuş ve ailesiyle Paris'e göç etmiştir. Sosyalist fikirlerle genç yaşta tanışan Souvarine, takma adı olan "Souvarine"i Émile Zola'nın Germinal romanındaki anarşist/terörist karakterden esinlenerek seçmiştir.

1920-1921 genel grevindeki eylemleri nedeniyle tutuklanmış, hapisteyken Fransız Komünist Partisi (FKP) Yönetim Komitesine seçilmiş ve Moskova'da Komintern'in üst kademelerinde görev almıştır. Ancak Stalinleşmeye ve Troçki'ye yönelik karalama kampanyalarına ilk karşı çıkan kişi olmuş; 1924 yılında partiden ihraç edilmiştir. Kendisini "bağımsız komünist" olarak tanımlayan Souvarine, 36 yaşında La Critique sociale dergisini çıkarmaya başlamış ve komünizmin soldan ilk sistemli eleştirisine girişmiştir. Dergi etrafında Pierre Kaan, Lucien Laurat, Simone Weil, Raymond Queneau, Michel Leiris, Georges Bataille ve Colette Peignot (Claude Araxe) gibi entelektüeller toplanmıştır.

 

Demokratik Komünist Çevre

Demokratik Komünist Çevre (Cercle Communiste Démocratique), 1926'da kurulmuş ve Komünist Parti'den ihraç edilen ya da ayrılan yoldaşlara açık bir tartışma platformu işlevi görmüştür.

Breton, Éluard, Aragon ve Tzara gibi gerçeküstücüler de gruba katılmıştır. Çevre içerisinde özellikle Simone Weil ile Georges Bataille arasında derin teorik ayrılıklar yaşanmıştır. Simone Weil devrimi rasyonel ve ahlaki bir yöntemli eylem olarak görürken, Bataille devrimi içgüdülerin, patolojik olanın serbest kalması ve irrasyonel bir felaket olarak ele almıştır.

 

Devlet: Derin Keder ve Bahtsızlık

Bataille'ın 1933 tarihli "Devlet Sorunu" yazısında sadece burjuva devletini değil, Stalin'in Sovyet polis devletini ve Alman/İtalyan faşist devletlerini hedef alan anti-devletçi tutumu incelenir.

Bataille'a göre tüm bu yapılar devleti güçlendirmiş ve insanlığı bir keder durumuna itmiştir. Aynı dönemde yayımladığı "İsraf Kavramı" metninde klasik iktisadın yalnızca "üretim ve koruma" odaklı bakışını reddetmiş; sosyolog Marcel Mauss'un Pasifik kabilelerinde gözlemlediği potlatch (servetin gösterişli imhası ve verilmesi) olgusundan hareketle, toplumların üretken olmayan harcama, kayıp ve tahrip ihtiyacını politik düzleme taşımıştır.

 

Dişleri Dökülmüş Moruklar ve Suretler Dünyası

Bataille'ın 1933 tarihli "Faşizmin Psikolojik Yapısı" yazısında toplum homojen (üretici, burjuva iktidarı, para düzeni) ve heterojen (uyum sağlamayan, kutsal, şiddet içeren, bilinçdışı öğeler) olmak üzere ikiye ayrılır.

Hitler ve Mussolini homojen burjuva dünyasının karşısına heterojen dünyadan doğan birer "tanrı-efendi" olarak çıkmışlardır. Ancak faşizm heterojenliğin sadece "soylu/militer" kısmını bünyesine katıp aşağı tabakaları bastırarak sadistçe bir baskı düzeni kurar. Bataille, komünizm ile faşizmi liberal devleti eriten ve devleti radikal biçimde büyüten iki benzer güç olarak görür.

 

Mezbahalık Sığır Gibi, Tek Darbede

1934 başındaki Stavisky skandalı ve 6 Şubat 1934'teki sağcı/faşizan parlamentoyla mücadele eylemleri Fransa'yı iç kargaşaya sürüklemiştir. Bu tehdit karşısında sol partiler ve Demokratik Komünist Çevre antifaşist bir Birleşik Cephe kurma çağrısı yapmış, 12 Şubat barışçıl gösterilerinde kitlesel olarak bir araya gelmiştir.

Bataille bu günleri sıcağı sıcağına günlüğüne kaydetmiş; Hitler'in iktidara gelişi ve Avusturya işçi hareketinin ezilmesiyle Avrupa işçi hareketinin felakete sürüklendiğini vurgulamıştır.

 

Tarih ve Amaçları; Tarihin Sonu

1933-1939 yılları arasında École des Hautes Études'de Alexandre Kojève'in Hegel'in Tinin Fenomenolojisi üzerine verdiği seminerler; Lacan, Queneau, Aron, Caillois, Merleau-Ponty ve Bataille üzerinde dönüştürücü bir etki yapmıştır. Kojève Hegel'e dayanarak tarihin sonunun (Napoléon ile başlayan ve Stalin'le tamamlanan süreç) gerçekleştiğini savunmuştur. Bataille Hegel'i pozitif zekanın ve mutlak bilginin zirvesi olarak görmüş, ancak bu mutlak sistemin zorunlu olarak kendi sınırına, yani bilmemeye, deliliğe, kahkahaya ve kendinden geçmeye açıldığını iddia etmiştir.

 

Hayvan Başlı Dergi: Minotaure

Albert Skira ve Tériade tarafından yayımlanan lüks sanat dergisi Minotaure, André Breton ile muhalif gerçeküstücüler olan Bataille ve André Masson'u aynı yayın organında bir araya getirmiştir. Dergi adını Nietzscheci labirent ve boğa mitolojisinden almıştır. Bataille dergiye yalnızca tek bir metinle katılmış olsa da, önceki dergisi Documentsın aşağı materyalizm, gece ve canavarlara dair kavrayışı Minotaure dergisine sinsice nüfuz etmiştir.

 

Dipsiz Uçurumun Azizesi

Georges Bataille ile Colette Peignot (Laure) arasındaki tutkulu, yıkıcı ve trajik aşk ilişkisi işlenmektedir. Katolik ve varlıklı bir aileden gelen Colette Peignot, savaşta babasını ve amcalarını kaybetmiş, Sovyetler Birliği'nde kolhozlarda yaşamış, Jean Bernier ve Souvarine ile birlikte olmuştur. 1934 Temmuz'unda Souvarine'i terk ederek Bataille'ın yanına gitmiştir. İlişkilerinde hiçbir romantik ya da idealist uyum yoktur; kutsal, erotizm, kıskançlık, suçluluk ve ölüm riski iç içedir. Michel Leiris onu "dipsiz uçurumun azizesi" olarak nitelendirmiştir.

 

Beklenmedik Olaylar ve Kehanet

1934 yılı Bataille için eşinden ayrıldığı, sağlık sorunlarıyla boğuştuğu, Avusturya Şansölyesi Dollfuss'un öldürüldüğü ve siyasi altüst oluşların yaşandığı bir kırılma yılıdır. İtalya seyahatleri ve Trento gecesi gibi kişisel deneyimler, yaklaşan Avrupa felaketinin kehanetleriyle birleşmiştir.

 

Tersyüz Olmuş Gökyüzü

Bataille'ın 1935 başında yazıp 1957'ye kadar yayımlamadığı Göğün Mavisi (Le Bleu du ciel) romanı incelenir. Karakterler Troppmann, Dirty (Dorothea), Lazare (Simone Weil'in kurgusal portresi) ve Xenie etrafında şekillenir. Roman; 1934 Katalonya isyanı, Paris gece hayatı ve Trier'deki mezarlık sahnesi eşliğinde kişisel erotik saplantılar ile faşizmin yükselişindeki kolektif felaketi birbirine örer.

 

Ya Devrimci Saldırı Ya Da ölüm

Kasım 1935'te Bataille ve André Breton öncülüğünde kurulan Contre-Attaque (Karşı Saldırı) hareketi; anti-kapitalist, anti-faşist, vatanseverlik karşıtı ve parlamenter cumhuriyet karşıtı radikal bir eylem örgütüdür. Grup Sade ve Marat adlarında iki kanada ayrılmıştır. Ancak hareket içindeki üslup çatışmaları, "üst-faşizm" tartışmaları yaratan bildiriler ve Breton ile Bataille arasındaki rekabet nedeniyle Nisan 1936'da dağılmıştır.

 

Melek ve Çirkin (II)

André Breton ile Georges Bataille arasındaki tarihsel rekabet ve zihinsel karşıtlık değerlendirilir. Şiirsel yücelik, estetik liderlik ve iyimser devrim vizyonunu temsil eden Breton ile toplumsal analizde usta, alt dünyaların, iğrençliğin ve ölümün üzerine giden Bataille, birbirlerine duydukları hayranlığa rağmen uzlaşamamışlardır.

 

Contre-Attaque'tan Acephale'e: Andre Masson

Bataille ile ressam André Masson'un 1924 Blomet Sokağı atölyesinden başlayan dostlukları; Nietzsche, Dostoyevski, trajik Yunan mitolojisi ve Sade tutkusu üzerine kurulmuştur. Masson, Marksizmin insanı tamamen yararcı ve rasyonel gören yapısına karşı çıkmış, Bataille'a yazdığı mektuplarla onu Marksist bağlardan kopararak Acéphale düşüncesine sevk etmiştir.

 

Her Şey Bizi Mahveden Ölümü Davet Eder

Nisan 1936'da Tossa de Mar'da temelleri atılan Acéphale dergisi ve gizli cemiyeti incelenir. Acéphale (başsız adam); zihnin, aklın ve Tanrı'nın otoritesinden kurtulmuş, Dionysosçu ve trajik insanı temsil eder. Derginin temel amaçlarından biri Nietzsche'yi faşist/Nazi tahrifatından ve anti-semitizmden kurtarmaktır. Gizli cemiyet üyeleri anti-semitistlerle el sıkışmayı reddetmiş ve XVI. Louis'nin idamını anmıştır. Topluluk bağı kurmak adına gerçek bir insan kurban etme ritüeli tasarlanmış ancak kurban ve kurban eden bulunamadığı için gerçekleşmemiştir. Törenler Saint-Nom-la-Bretèche ormanındaki yıldırım çarpmış bir ağaç etrafında yapılmıştır.

 

Gösterişli Boğa Güreşi

Colette Peignot'nun (Laure) ilerleyen verem hastalığı nedeniyle 7 Kasım 1938'deki ölümü ve can çekişme süreci aktarılır. Son anlarında Peignot ailesinin Katolik dini tören isteği ile Bataille ve Leiris'in din karşıtı tutumu arasında şiddetli gerilimler yaşanmıştır. Laure'un ölümü Bataille'ı ağır bir felaket ve yalnızlık hissiyle baş başa bırakmıştır.

 

Kutsal Sosyoloji

1937'de Bataille, Roger Caillois ve Michel Leiris tarafından kurulan Sosyoloji Koleji (Collège de Sociologie), toplumsal yaşamda kutsalın aktif varlığını inceleyen "kutsal sosyoloji" alanına odaklanmıştır. Kolej, 1938 Münih Anlaşması'nı kınayan sert bir bildiri yayımlayarak demokrasilerin faşizm karşısındaki korkaklığını eleştirmiştir. Ancak kurucular arasındaki anlayış farkları ve yaklaşan savaş nedeniyle Kolej, 4 Temmuz 1939'da Bataille'ın tek başına verdiği kapanış konferansıyla sona ermiştir.

 

Kolejin ana ilkesi: Düşünülen faaliyetin belirgin hedefi Kutsal Sosyoloji diye adlandırılabilir, çünkü kutsalın aktif varlığının gün ışığına çıktığı bütün tezahürleri içinde toplumsal varoluşu incelemeyi içermektedir.

 

Vivan Le Femmine, Viva Il Buon Vino, Sostegno E Gloria D'umanita

II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden hemen önce (1939) Bataille'ın ulaştığı nihai nokta değerlendirilir. Acéphale dergisinin Haziran 1939'daki son sayısı, Nietzsche'nin Torino'da delirmesinin 50. yılı anısına çıkarılmış ve "Ölüm Karşısında Sevinç Pratiği" metnini içermiştir. Bataille Tanrısız, nesnesiz ve felaketi göğüsleyen Deccalvari bir mistisizm geliştirmiş; her şeyin çöktüğü savaş ortamında trajik yalnızlığıyla baş başa kalmıştır.

 

IV

Şans

Laure'un (Colette Peignot) 1938'deki ölümünün ardından Georges Bataille'ın yaşadığı yas, inziva yerine aşırılık, sarhoşluk ve çıplaklık arayışıyla biçimlenir.

 

Kasım 1938 ile Ekim 1939 arasında birçok kadınla tanışan Bataille, 2 Ekim 1939'da melankolik güzelliği ve sessizliğiyle öne çıkan Denise Rollin-Le Gentil ile bağ kurar.

"Laure'un yanında olduğum zamanlar hariç, bu kadar rahat bir saflığı, bu kadar sessiz bir basitliği hiç hissetmedim."

 "Fakat ürkütücü bir dünyada bu kadar büyülü bir şans beni ürpertiyor."

 

Ben Savaşın Ta Kendisiyim

II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Bataille, savaş fikri ve felaketin büyüleyiciliği üzerine yoğunlaşır. Ona göre savaş, burjuva toplumunun biriktirme hırsıyla bastırdığı yıkıcı enerjilerin ve kurban etme arzusunun zincirinden boşanmasıdır.

 

Toplumun unuttuğu ölüm diyetini savaş zorla ödetmektedir. Savaş politik bir araç değil; tutkuların, dehşetin ve kaçınılmaz bir yıkım oyununun sahnelenmesidir.

 

Geleceğin Cahili Olmayı Seviyorum

Pierre Klossowski ve Boris Souvarine gibi isimler onun sapkınlık, sado-mazoşizm ve Hitler karşısında "büyülenme" yaşadığı iddialarını sunarken; Georges Duthuit, Denis de Rougemont, Michel Leiris ve Hans Mayer gibi dostları Bataille'ın radikal bir antifaşist olduğunu savunurlar.

Acéphale ve Bataille'ın çabası, Nazizmin kullandığı mitik ve kitleci baştan çıkarma gücünü solun ve kutsalın yararına tersine çevirme (kontratak) gayretidir.

 

Savaşın Dışkıları: Göç, Tahliye

Bataille 5 Eylül 1939'da Suçlu (Le coupable) eserini yazmaya başlar. Alman ordusunun Paris'e yaklaşması ve işgal üzerine Denise Rollin, kızı Laurence ve Masson ailesiyle birlikte Auvergne bölgesindeki Drugeac ve Ferluc köylerine tahliye olur. Bu göç ve kaçış günlerinde bozgunun dehşeti ile kişisel huzursuzluklar bir arada yaşanır.

Artık kaçış yok, açıkça konuşmanın vakti geldi.

 

Nobodaddy

William Blake'ten mülhem "Nobodaddy" kavramı, Tanrı'nın olmadığını veya delirmmiş, sakatlanmış bir hiçlik olduğunu simgeler.

Bataille'ın mistisizmi bir kurtuluş veya Tanrı'ya ulaşma değil; arzunun imkansızlığı, yalnızlık ve vecd içinde bedenini ve varlığını parçalama tecrübesidir.

Tanrı yok, yakaracak Tanrım yok benim.

Tanrı'nın yerinde... Sadece imkansız vardır, Tanrı değil.

 

Edwarda: İlahi Paçavralar

Bir genelev fahişesi olan Edwarda'nın bedenini ve "paçavralarını" (cinsel organını) sergileyerek kendisini "Tanrı" ilan etmesi, kutsal ile müstehcenin kesişimini gösterir.

Bu anlatı, Angela de Foligno'nun Hıristiyan vizyonlarındaki İsa'nın yaralarına bakma buyruğunun tersine çevrilmiş halidir.

 

Tanrı'nın İğrençliği Derler Bana

Ortaçağ mistiği Angela de Foligno'nun Görüntüler Kitabı metninin Bataille'ın dili, söylemi ve Suçlu ile İç Deney yapıtları üzerindeki etkisi…

Aklın ve kelimelerin bittiği uçurum, karanlık ve eziyet tecrübesi; Pascal ve Nietzsche hattında Bataille'ın "gece" kavramıyla buluşur.

Uçurum hakkında bir şey söylemeye imkan yok; sesi ona dair bir fikir verebilecek tek kelime yok...

Derinliği derinleştirmek, uçurumunun hiçliğini oymak istiyorum, hasret çekiyorum, hasret çekiyorum, açım ve susuzum.

 

Dostlar Topluluğu

1941 yılında Pierre Prévost aracılığıyla Georges Bataille ve Maurice Blanchot tanışır.

Eski bir Maurrasçı ve aşırı sağcı olan Blanchot'nun fikir dünyasındaki dönüşüm ve Bataille ile kurduğu 20 yıllık dostluk aktarılır. İki düşünür arasındaki bağ, "ortaklığın imkansızlığı", felaket ve başkasının ölümüne maruz kalma bilinci üzerinden şekillenir.

 

İmkansızın Ortaklığından İmkansız Ortaklığa

1941 sonbaharında Denise Rollin'in evinde düzenlenen okuma toplantıları ardından "Sokratesçi Kolej" projesi geliştirirler.

Bu girişim, insanların tecrit halini reddetme ve birlik olma çabasıdır; ancak kurtuluşun ve umudun olmadığı, "bilmeme" haline dayalı olumsuz bir içsel deneyim olarak kalır.

 

Marie'ye Yapılan Duyuru

1942'de verem hastalığı nükseder. Bu nedenle Panilleuse ve Tilly köylerinde zaman geçirir.

Düşürülen bir Alman uçağındaki cesedin kavrulmuş ayağının yarattığı insanlık dışı dehşet hissi, Bataille'ın en karanlık öykülerinden Ölü Adam (Le Mort) eserine ilham verir. Öyküdeki Marie karakteri, ölen sevgilisi Edouard'ın ardından müstehcen bir can çekişmeyle kendi ölümüne doğru ilerler.

 

Mide Bulandırıcı Şiirsel Duygusallık

Bataille'ın şiire yönelik nefreti ve şiiri yeniden tanımlama biçimi...

Zarafet, idealizm ve duygusallık içeren geleneksel şiiri reddeden Bataille; hakiki şiirin isyan, parçalanma, "mezbaha" ve "kasap bıçağı" gibi bir ihlal olması gerektiğini savunur.

Rimbaud'nun şiiri kendi yenilgisine vardırması ve atın mezbahaya götürülmesi, bunlar şiirin yokluğa ulaşma çabasıdır.

Şiir dil açısından, temel olanı temsil eder [...] Güzel, soylu, yüksek dilin içindeki kasap bıçağıdır, kurban edenin bıçağıdır.

 

Hafifmeşrep Felsefe

1943'te İç Deney (L'expérience intérieure) kitabı yayımlanır.

Gerçeküstücülerin Nom de Dieu bildirisiyle yönelttiği idealizm suçlamaları, Gabriel Marcel'in Hıristiyan eleştirileri ve Jean-Paul Sartre'ın Cahiers du Sud'da yayımladığı "Yeni Bir Mistik" başlıklı sert yazısı gelen tepkiler arasında dikkat çekenlerdir.

Sartre, Bataille'ı Tanrı'nın ölümünün ardından teselli bulamamış bir "dul" ve hastalıklı bir düşünür olarak niteler.

Sartre: Bay Bataille Tanrı'nın ölümünden sonra sağ kaldı.

 

Hem Sistem Gerekir Hem de Aşırılık

Bir şey daha kesindir: Bir Bataille sistemi vardır; düşüncesi iddia edildiği kadar sistemsiz değildir. Gerçekten de kesin bir kargaşa görünümü vermeye ne kadar özen gösterse de düşüncesi sağlam biçimde yapılanmıştır.

Hayatı (yani olasıyı) imkansızın düzeyine yerleştirmek,’ Bataille'ın Nietzsche'nin Kahkahası'nda manevi deneyim olarak tanımladığı görev budur.

 

Olası, organik hayat ve onun gelişimidir; imkansız, ölüm ve yok etme zorunluluğudur... İmkansızı yaşamak, ondaki hiçbir şeyi ıskalamamak; Bataille için manevi deneyim işte budur.

 

İmkansızı hiç ıskalamamak, Tanrı öldüğünden, insanın bir hayvan gibi terk edildiğini kabul etmektir... 'insanın sınırı Tanrı değildir, olası olan değildir; imkansızdır, Tanrı'nın yokluğudur.'

 

Sadece imkansıza, kötülüğe, ölüme, yalnızlığa ve kaygıya razı olmak ahlakidir.

 

Zirve, şehvet düşkünlüğüdür, zirve kötülüktür, zirve suçtur.

 

Ahlak gelecek kaygısı üzerinde temellenir..., şehvet ise geleceğe ilgisizdir... (Şehvet/erotizm) 'insanın bilgi arayışını en yıkıcı sınırlara taşıyan' 'erotik kendinden geçme'dir.

 

Hiçlik, varlığın ayrı olduğu, koptuğu ve bu haliyle, onu ölüme doğru iten şeydir.

 

İsa'nın kurban edilmesi / nihayet birbirlerine mutlak anlamda (çaresizce) parçalanmış olarak bakmaya mecbur insanları kendi aralarında birleştirir.

 

Yaşlılar Yurdunda Felsefe

Bataille, Vézelay köyüne taşındıktan sonra burada Diane Kotchoubey de Beauharnais ile tanışır ve yeni bir aşka başlar. Samois'da verem hastalığı tamamen iyileşir ve Julie romanına başlar.

 

Şans İlmihali

Samois'da aşk şiirleri ve Diane Kotchoubey için L'alléluiah’ı (Dianus'un İlmihali) yazar.

Sevmek can çekişmektir / Sevmek ölmeyi sevmektir.

 

V

Leş Kokulu ve Çaresiz Bir öfke Olasılığı

1945 sonrasında Auschwitz ve Hiroşima'nın gerçekleşmiş olması, dünyanın ve zamanın bir kaosa dönüştüğünü gösterir.

Dehşet karşısındaki büyülenme, büyük korkular kadar çekiciliği de içerir. Auschwitz insanın imzasını taşır ve insan imgesi gaz odalarından ayrılamaz. Hiroşima ise insan trajedisine eklenmiş bir olasılıktır; Bataille bu durum karşısında "Hiroşima düzeyinde yaşama"yı buyurur.

 

Faşizmin Son Mabedi

Bataille'ın savaştan sonra siyasetten uzaklaştığı düşünülse de 1940-1944 arasındaki sessizliği savaşın siyasetin trajik bir tükenişi olmasından kaynaklanır. Savaş sonrası Nietzsche'yi Nazi ideolojisinin yanlış yorumlarından arındırmaya çalışır.

1946'da yönettiği Actualité ("Özgür İspanya") defterinde İspanyol halkının faşizme karşı direnişini ve Picasso'nun Guernica'sını över.

 

Bataille'ın Politikaları

Bataille, 1946'da kurduğu Critique dergisi aracılığıyla "genel politika" anlayışını sürdürür.

Dergi felsefe, edebiyat, din ve politik ekonominin kesişim noktası olmayı hedefler. Yazarlar arasındaki ideolojik bölünmelere rağmen tarafsız ve eleştirel bir zemin korumaya çalışır.

 

Il Salto Mortale

İkinci Dünya Savaşı sonrasında beliren Soğuk Savaş ortamında Marshall Planı'nı öngörür ve destekler.

Bloklaşma karşısında iki tarafa da katılmayarak Sovyet dünyasının katı zorunluluklarını ve burjuvazinin cimriliğini anlamaya çalışır.

 

Tarihin Laneti

Klasik ekonomi anlayışına karşı Lanetli Pay (La part maudite) ve "genel ekonomi" kuramını geliştirir.

Toplumların ihtiyaç fazlası üretimi (artı-değer) saf israf, kurban etme veya lüks harcama (potlach) ile yok etmesi gerektiğini, aksi takdirde bu birikimin yıkıcı savaşlara (lanetli pay) yol açacağını savunur.

Çalışma olgusu insanı amaçlara ve zamana köleleştirerek kutsal içkinlikten ayırır.

 

İkiz İmparatorluğu

Georges Bataille'ın Fiziksel ve Ruhsal Portresi

İlk bakışta yüzündeki öfke, taşkınlık ve "şiddet" dikkat çekse de, özünde yavaş, ölçülü, sabırlı ve nazik bir konuşma tarzına sahiptir.

 

Sözlerini kasıtlı olarak el/kol hareketleriyle yarım bırakması, konuşurken arayış içinde olması ve belirsizliği kabul etmesi onu büyüleyici kılmaktadır. Maurice Blanchot’nun belirttiği gibi, Bataille "yazdığı gibi konuşabilen" ender insanlardandır.

 

Karşısındaki kişi ister Alexandre Kojève gibi bir entelektüel, ister kafedeki bir işçi olsun; herkese aynı düzeyde ve büyük bir özenle yaklaşır.

 

Dışarıdan bakanlar için yavaşlığı, kibarlığı ve zarafeti bir "kardinali" ya da "kötücül bir din adamını" çağrıştırır. Bununla birlikte çocuksu masumiyeti, kahkahaları ve gözyaşlarıyla tam bir insani genişliğe sahiptir.

 

İkizleşme / İkiye Bölünme

Eserlerindeki ikizleşme ve ikiye bölünme teması (İmkansız ve Rahip C.) sefih ve din adamı kardeşlerin çatışması üzerinden Tanrı, suç, kargaşa ve cehennemlik erotizmi işler.

 

İmkansız

Dianus (Sefih): Kaygılı, mütereddit, kendisini kötülüğün tuzağına kaptırmış; kadını, ölümü ve sefahati tek bir noktada birleştirmeye çalışan ateşli bir karakterdir.

 

Alpha / Monsenyör Alpha (Cizvit Din Adamı / Filozof): Soğuk, sinik ve mesafeli bir libertendir. Cinsel/tensel kargaşanın ortasında bile keskin bir bilince sahiptir.

 

Rahip C.

Charles C. (Sefih Kardeş): Kötülük iradesine sahip görünse de nihayetinde geri çekilen, korkuya karşı koyamayan yavan taraftır.

 

Robert C. (Rahip - Ikiz Kardeş): Arzulardan korkan ama şiddetli arzular duyan bir din adamıdır. Kutsal olanı kirleterek Tanrı'ya ulaşmayı hedefler. Eponine'in kışkırtmasıyla Tanrı’ya ve sevdiklerine ihanet ederek "iğrençliği" ve "bağışlanamaz olmayı" seçer. Böylece Tanrı'nın acımasızlığının dengi haline gelir.

 

Eponine: Gözün Öyküsü’ndeki Simone, Dirty ve Madame Edwarda gibi Bataille'ın "azizeler" efsanesinin parçasıdır. Kötülüğü doğrudan isteyen ilk kahramandır.

 

Eponine, Rahip Robert’in sofuluğunun ikiyüzlülüğünü açığa çıkarır. Kutsal kadehin yerini kendi bedeni alır; dindar insanı baştan çıkararak içindeki "canavarı" ve karanlığı dışarı çıkarır.

 

Vezelay' den Carpentas'a

Savaş sonrası Vézelay ve Carpentras'taki yaşamı maddi imkansızlıklar ve ağır depresyonlarla geçer. Geçimini sağlamak için istemeyerek de olsa kütüphanecilik mesleğine geri dönmek zorunda kalır.

 

Ortak Gereklilik

Bataille komünist olmadığını belirtir ve politik düzlemde delilerin sorumsuzluğunu talep eder. Edebiyatın angaje eyleme ve yararlılığa tabi kılınmasının edebiyatı tahrif edeceğini savunur.

 

Melek ve Hayvan (III)

André Breton ile aralarındaki rekabet savaştan sonra yerini derin bir anlayışa bırakır. Bataille kendisini gerçeküstücülüğün "içindeki eski düşmanı" olarak tanımlar ve hareketin gösterişinden ziyade kişisellikten uzak ilkesini savunur.

 

Kesintiye Uğrayan Kesintisizlik

Bataille'ın parçalı yazım tarzı ve sürekli elden geçirdiği tamamlanmamış projeleri (Ateolojik Derleme, Evrensel Tarih) ele alınır. Düşüncenin çöküşü ve kendi deniz kazasını gerçekleştirmesi incelenir.

 

Non Serviam

Edebiyatın "Non serviam" (Hizmet etmeyeceğim) ilkesine dayandığını ve şeytani olduğunu ifade eder.

Giono ve Benda gibi yazarları eleştirirken, Samuel Beckett'in Molloy romanındaki çıkışsız ve kaçınmasız gerçekliği över.

 

Bir Hiper-Ahlak: Sadece Kaygı Sevgisi Adına

Toplumsal ahlakı tersine çeviren bir "hiper-ahlak" önerir. Bu anlayışta kötülük doruktur (savurganlık, sapkınlık, kudurganlık, ölüm), iyilik ise çöküştür (ödlekçe varlığını sürdürme).

 

Ahlaki Kötülük

Auschwitz ile belirginleşen kökten kötülüğü inceler ve bunu devletin ve yasal gücün hizmetine giren tutkuya bağlar.

Camus'nün Veba eserindeki bahtsızlık ahlakını eleştirerek tutkulu isyanı savunur.

 

Egemen İnsan

Egemen insan Tanrı'dan ve gelecek beklentisinden (zamandan) özgürleşmiş kişidir.

Beklentinin HİÇ içinde eridiği an trajik ve egemendir.

Cinayet ve yasakların ihlali, ölüm kaygısının koyduğu sınırları reddederek egemenliğe kapı açar.

 

Azizelerin İlmihali

Bataille'ın edebi kurgularındaki kadın kahramanlar, erkekleri haz veya mutluluk için değil; aşırılık, çöküş ve kötülük üzerinden sınır deneyimlere iten birer eğitmen/azize rolü üstlenirler.

 

Eğitmen Helene (anne) erkeklere erotik bir ilmihal verir; tıpkı Dianus'ün, bir kadın aracılığıyla, kadınlara verdiği gibi... Annem, bir kadının nasıl bir azize olduğu ve ona erişmek için erkeklerin nasıl mistik olmaları gerektiği konusunda erkekleri eğitir.

 

Annem romanında anne (Hélène), sofu oğlu Pierre’i kendi sefahat dünyasına çekerek, temiz kalma yanılsamasını ve erdemli yapıyı tamamen yıkar.

 

Bataille kurgusunda erotizm, tatmin veya mutluluk arayışı değildir; aksine felakete, kokuşmaya ve kaçınılmaz bir yok oluşa (ölüme) doğru bilinçli bir sürüklenmedir.

Anladın mı? diye sözüne devam etti annem, zevk ancak kurt meyvenin içinde olduğu anda başlar ve mutluluğumuz zehirle yüklü olursa çok hoştur.

 

Charlotte d'Ingerville: Hélène'in yeğenidir; sofudur ancak günah çıkarmak için değil, "ava çıkmış azgın bir melek" olarak dua eder. Tanrı'yı mutlak bir tutku ve yıkım biçiminde tanımlar:

“…ben Tanrı'yı gördüğümde, annenin kalbinde tükenip giden ve hiçbir şeyin yatıştırmayacağı tutku biçimindeydi. Ben Tanrı'yı bu biçimde sevdim ve onun için ölmeye hazır oldum.”

 

Bataille’ın otuz yılı aşkın yazı hayatında edebi kurgu metinlerinin sayısı oldukça azdır ve bu eserler üzerinde belirgin bir "lanet" mevcuttur.

Bu kitapların sadece altısı Bataille'ın sağlığında yayımlanmıştır.

 

Bu dünyada sefahat, haz ya da mutluluk getiren bir eylem değil; dehşet, kokuşmuşluk ve ancak ölümle son bulabilecek dönüşsüz bir israftır. Bataille'ın az sayıdaki ve yasaklarla gölgelenmiş edebi külliyatı, insanın Tanrı'nın yokluğundaki boşlukla ve kendi tiksintisiyle yüzleştiği bu uç noktaları dramatize eder.

 

Yararlının Köleliği

1951'de Diane Kotchoubey ile evlenir.

Orleans Kütüphanesi müdürü olarak çalışmaya başlar.

 

Lanetli Beden

Bataille'ın erotizm anlayışı mutlu, lekesiz veya kuramsal bir özgürleşme vaat etmez. Aksine onun erotizmi karanlık, bahtsız ve doğası gereği lanetlidir.

Bataille, cinsel yasakların kaldırılmasıyla mutluluğa ulaşılacağını savunan "bayağı ve özgürlükçü" söylemlere karşı çıkar. Cinsel yasaklar olmaksızın insan potansiyeli ve erotizmin kendisi var olamaz.

 

Erotizm, dinin ve ahlakın koyduğu sınırların ve yasakların yalnız başına, egemen bir biçimde ihlal edilmesiyle anlam kazanır. Yasak ortadan kalkarsa, ihlalin sunduğu o korkunç ve cehennemi haz da yok olur.

 

Erotizm, gücünü ve büyüleyiciliğini doğrudan ölümden alır.

Ölüm erotizmi yüceltir, erotizm ölümü arzu edilir kılar. Sevişme anı (küçük ölüm), tekil varlığın yok oluşa sürüklendiği parçalayıcı bir andır.

Tanrı'nın yokluğunda, bedenleri birbirine yönelten tek sebep ölüme mahkûm olmalarıdır. Mutlak olan tek şey, ölümlü bedenlerin ayrılığıdır.

 

Doğum da ölüm de tenin çürümesine bağlıdır. İnsan, içinden çıktığı ve tekrar döneceği bu doğal balçıktan/hayvanlıktan utanç ve tiksinti duyar.

Bataille’ı büyüleyen şey, tam da bu tiksindirici hayvanlık ve kokuşmuşluktur. Dehşetten kaçmak yerine, varlığın hoşgörülemeyecek sırrına dokunmak için bu tiksintiye susamayı ve ondan haz almayı seçer.

 

Erotik kargaşa anında bireysel kimlik ve toplumsal kişilik askıya alınır.

Saygın bir kadının erotik taşkınlık anında geçirdiği başkalaşım, bir tür "kişiliğin ölümü" deneyimidir.

Kişiliğin ortadan kaybolduğu o sessizlik ve yokluk anında, dizginleri eline alan wild/hayvani dürtü ("fahişe"), bu yok oluşun içerisinden gürültülü bir biçimde haz alır.

 

Mutsuzluğun Ötesinde

Fakat ben mutlu bir filozof olduğumu söylemeyi tercih ederim, çünkü kendimi Nietzsche'den daha karanlık görmüyorum.

Felsefesi bahtsızlığa rıza göstermek yerine ahlakın getirdiği kısıtlamaları inkar ederek egemenliğe ulaşır.

 

Felix Culpa

Gilles de Rais'nin tarihsel ve cinsel canavarlığını inceler. Hıristiyanlığın bağışlama ve Tanrı'nın alicenaplığını göstermek için felix culpa'ya (mutlu günaha) ve suça ihtiyaç duyduğunu iddia eder.

Hıristiyanlık suçu gerektirmektedir, bir anlamda, bağışlamak için dehşete ihtiyaç duyar.

 

Evrensel Tarih

Yazarın ömrü boyunca tasarladığı ancak tamamlayamadığı Evrensel Tarih projesinin izleri Lascaux ya da Sanatın Doğuşu ve Eros'un Gözyaşları yapıtlarında görülür.

 

Gemi Azıya Alma

Sanatın ve resmin uzlaşından kaçıp dehşete ve ateşe ulaştığı anlar (Gautier d'Agoty, Goya, Manet) incelenir. Manet ile "konunun yıkılışı" gerçekleşmiş, Goya ise Üç Mayıs tablosunda ölümün anlık ışıltısını sessizlikle yakalamıştır.

 

Gülmekten ölmek ve ölmekten Gülmek

1954 sonrasında yakalandığı beyin arteriyosklerozu hastalığıyla zihinsel yeti kayıpları yaşar.

Bu süreci yaşamının ve felsefesinin bir parçası kılan Bataille, deliliği sanatın göze aldığı bir risk ve "ölçüsüz zafer" olarak görür.

 

İnsanları Ne ölçüde Ürpertirse Ürpertsin Her Şeyi Düşünün

1956'da Sade'ın kitaplarının davasında tanıklık yaparak insanın anlamının dibine inebilmek için her şeyin düşünülmesi gerektiğini vurgular.

 

Tanrı: Feydeau Tarzı Bir Durum Komedisi

1957'de tanınırlığı artan Bataille, Marguerite Duras ile yaptığı söyleşide Tanrı'yı durumu komedisine benzetir ve umutsuzluk yüzünden intihar etmeyi anlamadığını belirtir.

Çıkamayan Genèse dergisi projesi son büyük kolektif girişimidir.

Ben umut içinde yaşayan biri değilim. Umutsuzluktan insan nasıl kendini öldürür asla anlamadım.

 

Günün Birinde Bu Canlı Dünya Benim Ölü Ağzımda Çoğalacak

Bedenin ve bilincin çöküşünü izleyerek geçirdiği son yıllarının ardından 8 Temmuz 1962'de ölür ve Vézelay'e gömülür.

Altmış beş yaşında, ciddi biçimde hasta olan Bataille çalışmak zorundadır. O zamana kadar yazdıklarının hiçbiri onun eserlerine kendini adamasına imkan tanımamıştır.

 

Sonda Tamamlanmamışlık Vardı

Bataille'ın düşüncesinde ölüm hiçbir şeyi tamamlamaz; yapıtı doğası gereği açık ve tamamlanmamıştır. 1961'de Madeleine Chapsal ile yaptığı söyleşide temel kavramlarını yeniden en yalın haliyle ifade etmiştir:

Erotizm ve İçsel Deneyim: Erotizm, anın içine girmenin ve geleceği harcamanın/israf etmenin en güçlü yoludur.

Gülmek (Kahkaha) ve Ölüm: Gülmek, Tanrı'nın bıraktığı boşluk karşısında duyulan en derin muğlaklıktır.

 

Bataille için son an bir yenilgi değil; Tanrı’nın yokluğundaki boşluğu kahkahayla, erotik israfla ve varoluşun sınırına duyulan "öfke dolu bir Evet" ile göğüsleme eylemidir.

 

Sonsöz

Tanrı'nın yokluğunun yarattığı baş döndürücü boşluk

 

Bu eksiklik herkes tarafından hissedilmeyebilir veya pragmatik hayatın içinde "vazgeçilebilir" görülebilir; ancak bu farkındalığa sahip insan için Tanrı'nın çekilmesi, varoluşun merkezinde ikame edilemez bir uçurum yaratır.

 

Tanrı’nın ölümü, sadece dinsel bir kurumun ya da inancın yıkılması değildir; insanın üzerine basabileceği, sığınabileceği mutlak zeminlerin kaybolmasıdır.

 

Ek: Atalarım Köylü mü?

Bataille'ın aile soykütüğü

Soy ağacı incelendiğinde kan bağı evliliklerinin ve akrabalıkların yoğunluğu dikkat çeker.

Atalarının köylü olduğu yönündeki beyanlarının aksine, aile geçmişinde zanaatkarlar, öğretmenler ve memurlar vardır.

 

Mark Hewson, Marcus Coelen - George Bataille - Notlar

Mark Hewson, Marcus Coelen - George Bataille - Notlar

Anahtar Kavramlar

Georges Bataille, Key Concepts, Routledge, Oxxon, 2016

 


Giriş (Mark Hewson, Marcus Coelen)

Georges Bataille'ın entelektüel kariyeri, André Breton ile yaşadığı çelişkili ilişkiye ve sürrealizmle olan temasına dayanır.

1929 tarihli Gözün Hikayesi ve Güneş Anüsü metinleri erotizm ile toplumsal değerleri yüzleştirir.

1929–1931 yıllarında editörlüğünü yaptığı Belgeler (Documents) dergisi, sanatı estetik idealizmin dışına çıkararak popüler kültür, etnografya ve gündelik nesneleri yan yana getirmiş ve bir "eleştirel sözlük" sunmuştur. Sanatçılar ve sanat tarihçileri Documents ile sanatsal eserlerin maddiliği ve yüksek ve düşük sanat arasındaki sınırın ortadan kalkması ile ilgili son zamanlardaki meşguliyetleriyle bu döneme yoğun ilgi göstermiştir.

Bataille ayrıca Émile Durkheim, Robert Hertz ve Marcel Mauss'un sosyoloji/etnografya okumalarından beslenmiş ve homojen düzenin dışladığı anormal unsurları inceleyen "heteroloji" kuramını tasarlamıştır.

1931 sonrasında Boris Souvarine'in Sosyal Eleştiri dergisine geçen Bataille, dikkatini ekonomi politiğe ve faşizmin yükselişine çevirir. "Harcama Kavramı" (1933) makalesinde insanlığın sadece üretime odaklı olduğu yönündeki Marksist ve kapitalist varsayımı reddederek üretken olmayan israfın (potlaç, festivaller, lüks) merkeziliğini savunur.

"Faşizmin Psikolojik Yapısı" makalesi ve André Breton'la kurduğu Contre-Attaque hareketi, faşizmin kitleler üzerindeki duygusal çekim gücünü sol siyasete kazandırmayı amaçlar. Bu hareketin ardından kurulan gizli topluluk ve dergi Acéphale (1936–1939), kamusal ajitasyon yerine mistik ve ritüelistik bir "dini" topluluk deneyine yönelir. Bireyin yalıtılmışlığı kınanırken, arkaik toplumlardaki kurban ve bayram ritüelleri incelenir.

İnsan yaşamının dansı artık şiddete yaklaşacak, şimdi dehşet içinde ondan uzaklaşacak, sanki tavırları bizzat şiddet ile uzlaşmaya göre şekilleniyormuş gibi bir yapı sergiler.

1937'de kurulan Sosyoloji Koleji ise kutsalın toplumsal bağ yaratıcı rolünü incelemeye devam eder.

 

İkinci Dünya Savaşı yıllarında kamusal faaliyetlerden çekilen Bataille, İç Deneyim (1941), Suçlu (1943) ve Nietzsche üzerine (1944) metinlerinden oluşan ve Ateolojik Toplama olarak adlandırılan ruhani arayış dönemine girer.

Tanrı'nın yokluğu tecrübesi ve "bilgisizlik" (non-savoir) kavramı etrafında biçimlenen bu süreçte, geceye girmek, 'insanlığın gelecek kaderinin tehlikede olduğu' kararın koşuludur.

 

Savaş sonrasında Eleştiri (Critique) dergisini kuran Bataille; Lanetli Paylaşım (1949), Din Teorisi, Lascaux, Manet, Erotizm (1957) ve Edebiyat ve Kötülük (1957) gibi olgunluk eserlerini kaleme alır.

Bu dönemde fikirlerini daha berrak ve felsefi bir dille detaylandırarak "genel ekonomi", harcama, egemenlik ve erotizm kavramlarını bütünsel bir teorik çerçeveye oturtur.

 

Bölüm I: Bağlamlar

Sürrealizm (Marina Galletti)

Bataille'ın sürrealizmle ilişkisi ömrü boyunca süren çelişkili bir yüzleşmedir; durumu ölmeden önce belirttiği "Sürrealizm Öldü ve diğer tarafta, Yaşasın Sürrealizm" sözüyle ifade eder.

 

André Breton ile yaşadığı şiddetli çatışmalar sonucunda Bir Ceset (Un Cadavre) broşüründe Breton'u "İğdiş edilmiş aslan" metniyle hedef almıştır.

 

Bataille, sürrealistlerin idealizmini ve "Ikarus kompleksini" (yukarıya, yüce olana kaçış) eleştirerek, alçak olanı, iğrenç olanı ve dışkısal olanı olumlayan "düşük materyalizm" ve "heteroloji" kavramlarını geliştirir.

 

Breton'un "kalabalığa rastgele ateş etme" şeklindeki sürrealist eylem tanımını Malay kültüründeki Amok çılgınlığı ve "imkansıza yönelik irade" olarak yeniden okur.

 

Savaş sonrasında sürrealizmi ahlaki bir talep olarak olumlamakla birlikte, onun sanatsal/estetik kalıplarını aşarak "topluluğun yokluğu" ve varlığın derinliğindeki "gece" deneyimi doğrultusunda yeniden tanımlar.

 

Sosyoloji ve Etnografya (Simonetta Falasca-Zamponi)

Bataille, Émile Durkheim'ın toplumun ortak inançlar ve "kutsal" etrafında kenetlendiği yönündeki tezinden ve Marcel Mauss'un Hediye (Le Merve) adlı eserindeki potlaç analizinden derinden etkilenmiştir.

 

Kapitalist modernitenin faydacı ve birikimci yapısına karşı Mauss'un yerli kabilelerde gözlemlediği Karşılıksız israfı ve servetin imhasını içeren "potlaç" mekanizmasını kendi "faydasız harcama" kuramının temeline koyar.

 

1937'de Roger Caillois ve Michel Leiris ile kurduğu Sosyoloji Koleji, modern dünyada kutsalın, ritüellerin ve mitlerin toplumsallaştırıcı gücünü araştırmayı amaçlar.

 

Kendi mitlerini ritüel olarak sahiplenmeyi başaramayan bir topluluk, yalnızca zayıflamakta olan bir gerçeğe sahiptir.

 

Fransa'da Faşizm ve 1930'ların Siyaseti (Andrew Hussey)

1930'larda Fransa'da yaşanan ekonomik krizler, Stavisky skandalı ve 6 Şubat 1934 sokak çatışmaları toplumu radikalleştirmiştir.

 

Bataille, Boris Souvarine'in Sosyal Eleştiri dergisinde ve Contre-Attaque örgütünde faşizme karşı faal olarak mücadele eder.

 

"Faşizmin Psikolojik Yapısı" (1933) metninde, faşizmin başarısının ardında yatan rasyonel olmayan, mistik ve "heterojen" duygusal süreçleri analiz eder. Solun mantığa dayalı söyleminin yetersiz kaldığını, faşizmin kullandığı bu kitle coşkusunun ve kolektif duygusallığın devrimci sol tarafından sahiplenilmesi gerektiğini savunur.

 

Otobiyografik izler taşıyan Öğle Mavisi (Le Bleu du ciel) romanı, bu dönemin siyasi çöküşünü ve yaklaşan felaket karşısındaki "kara ironi"yi gözler önüne serer.

 

Nietzsche (Giulia Agostini)

Bataille'ın Nietzsche ile ilişkisi akademik bir yorumlama değil, "Nietzsche 'olmak'" ve onunla kan bağına dayalı bir "suç ortaklığı" kurma çabasıdır.

 

Nietzsche'nin "güç arzusu" (güç istemi) kavramını "şans arzusu" (şans istemi) ve amor fati (kader sevgisi) ile yeniden kavramsallaştırır.

 

Zerdüşt'teki "O okyanus ol" emri doğrultusunda topluluk ve yalnızlık diyalektiğini "çöl" metaforu üzerinden ele alır.

 

Maurice Blanchot ile diyalog halinde "bilgisizlik" (non-savoir), zihnin kavrayamadığı "kör nokta" (point aveugle) ve "şiir nefreti" temalarını işler.

 

Ey atılan zarlar / mezarın derinliklerinden… mısraları şansı, rastlantısallığı ve gecenin karanlığından doğan başka bir şafak vaktini simgeler.

 

Bölüm II: Anahtar Kavramlar

Harcama (Stuart Kendall)

Harcama (dépense) kuramı, canlıların yaşamı sürdürmek için gerekenden daha fazla enerji alması olgusuna dayanır. Büyüme için kullanılamayan fazla enerji ("lanetli pay"), kâr amacı gütmeksizin isteyerek ya da istemeyerek, görkemli ya da felaketle harcanmalıdır.

 

Üretken olmayan harcama biçimleri; lüks, kahkaha, erotizm, kurban, festivaller, sanat ve savaştır. İnsanlığın temel sorunu yokluk değil, aksine fazla enerjinin ve zenginliğin nasıl tüketileceğidir.

 

Modern dünya harcamayı bastırıp her şeyi dar fayda ölçütlerine indirgemeye çalışsa da bu kaçınılmaz kozmik ve ekonomik bir kanundur.

 

Heteroloji (Marcus Coelen)

Heteroloji, Bataille tarafından türetilen ve "heterojen olanın bilimi" veya "ötekinin bilimi" anlamına gelen bir terimdir.

 

Homojen toplum düzeni, bilim ve rasyonalite tarafından dışlanan, sindirilemeyen unsurları (dışkı, sperm, kan, kadavra, dehşet, kahkaha, kutsal iğrençlik) inceler.

 

Sistemli felsefeye ve bilime karşı duran bu pratik, kavramsal bir bütünlük sunmak yerine varlığın yetersizliğini ve tahrifatını seslendirir. Basit yazma projesi, kişinin hemcinslerini sizi kusturacak kadar kışkırtma iradesini ima eder.

 

Kurban (Elisabeth Arnould-Bloomfield)

Kurban ritüeli, canlıları veya nesneleri çalışma ve fayda dünyasındaki kölece durumlarından çıkarıp kutsal alana ve "kaybolmuş yakınlığa" geri kazandırır.

 

Bataille, Hubert ve Mauss'un kurban kuramını incelemekle birlikte, onların kurbanın faydacı ve yatıştırıcı "son aşamasına" verdikleri öneme karşı çıkar; ritüelin özünün kurbanın vahşice öldürüldüğü andaki şiddetli coşkuda yattığını savunur.

Kurban, hiçbir karşılık veya kazanç beklenmeksizin gerçekleştirilen "topyekün bir yıkım" ve kaygıyla karışık bir "tiyatro"dur.

 

İç Deneyim (Gerhard Poppenberg)

Hristiyan mistisizminden (Haçlı Aziz John, Avila'lı Teresa) beslenen bu kavram, Tanrı inancından ve dogmalardan arındırılarak ateolojik bir zemine oturtulur.

 

"Bilgisizlik" (non-savoir), kaygı, acı, esrime ve kahkaha içsel deneyimin temel öğeleridir. Kahkaha mümkün olandan imkansıza doğru bir sıçramadır.

 

Çinli bir mahkuma uygulanan işkence fotoğrafı, benliğin çözüldüğü ve ölümlülüğün son sınırına ulaşıldığı içsel deneyimin simgesi haline gelir.

 

Egemenlik (Claire Nioche)

Etik Bir Ufuk Olarak Egemenlik: Egemenlik, gelecekteki yararı düşünmeden şimdiki anın tadını çıkarmak, ölçeklere sığmayan felaketlerle ve ölümle yüzleşebilmektir.

Derrida'nın analiz ettiği gibi, Hegelci efendilikten farkı, anlamı ve kârı muhafaza etme amacı taşımamasıdır.

 

Egemenliğin Arkaik Paradigması

Arkaik Egemenliğin İhtişamı ve Sefaleti: Eski kral ve rahiplerde görülen egemenlik, gösterişli tüketime dayanır ancak işlevsellik ve hiyerarşi yüzünden bozulmuştur.

 

Egemen Gücün Yıkılması Olarak Devrim: Modern devrimler feodal egemenliğin israfçı yapısını yıkmış; hem burjuvazi hem de proletarya birikim ve üretim mantığında birleşerek egemenlik ilkesine düşman olmuştur.

 

Bir Öznellik Olarak Egemenlik: Egemenlik iktidar veya mülkiyet değil, zihnin tüm bilgi süreçlerini askıya aldığı anlık bir durumdur: esas olan hep aynıdır: egemenlik HİÇBİR ŞEYDİR.

 

Erotizm (Nadine Hartmann)

İhlal ve yasak: Erotizm, hayvani cinsellikten farklı olarak yasağın ve ihlalin bilincine dayanır. Yasak ihlal edildiğinde ortadan kalkmaz, geçici olarak askıya alınarak kutsalın alanı açılır.

 

Zevk ve arzu: Erotizm amaçsız bir harcamadır. Zevk, dehşet ve acı ile iç içedir. Arzu ise ötekinin arzusunu arzulamaktır.

Madam Edwarda örneğindeki fahişe figürü, ulaşılamaz ve dokunulmaz kutsalın simgesidir.

 

Erotizm ve bilgi: Kinsey raporları gibi cinsel davranışı istatistiksel bir nesneye indirgeyen bilimsel yaklaşımları (scientia sexualis) eleştirir; erotizmin hakikati nesnelleştirilemez, ancak bizzat deneyimlenebilir (ars erotica).

 

Sanat (Michele Richman)

Egemenliğin belgelenmesi: Sanat, kurban gibi nesneleri çalışma dünyasından çıkarır. Lascaux mağara resimleri ve insan karalamaları, insanın doğadan kopuşunu ve insanlığın reddini belgeler.

 

Egemen sanat eseri: Goya ve Manet incelemelerinde sanatçı, geleneksel anlatı ve konu bağımlılığını yıkarak sanatı özgürleştirir.

 

Sanatın egemen toplulukları: Masson, Fautrier ve Giacometti ile kurulan yakınlıklar, egemen sessizlik etrafında bir topluluk oluşturur.

 

Festival olarak sanat/sanat olarak festival: Sanat, kuralların ihlal edildiği, enerjinin karşılıksız harcandığı çalkantılı bir oyun ve festival patlamasıdır.

 

Bataille’ın mirası: Belgeler dergisinden itibaren biçimsizlik (informe), aşırılık ve alt-üst etme estetiği modern ve çağdaş sanat teorisini derinden etkilemiştir.

 

Din (Mark Hewson)

Arkaik din, insanın alet kullanımı ve çalışma ile kaybettiği "dünyayla doğrudan yakınlığı" (intimité) kurban ve bayram ritüelleriyle geri kazanma çabasıdır

. İnsan çalışarak nesneler dünyasına ve yabancılaşmaya girer.

 

Din zamanla askeri ve siyasi güçlerin elinde ahlaki kurallara ve devlet düzenini koruma aracına indirgenmiştir.

 

Reformasyon ve Protestanlık, dini alanı içsel imana çekerek ekonomik faaliyeti serbest bırakmış ve endüstriyel kapitalizmin önünü açmıştır.

 

Dinin özü Tanrı inancından ziyade karşılıksız tüketim, esrime ve sarhoşluk halidir.

 

Kötü [Kötülük] (Tiina Arppe)

Bataille, Edebiyat ve Kötülük eserinde Kötülük kavramını egemenlik, iletişim ve ihlal ile bağdaştırır. Jean-Paul Sartre'ın Saint Genet kitabındaki analizlerine karşı çıkar.

 

Kötülük, yasakların ve kuralların ihlali yoluyla bireysel sınırların aşılmasını ve ötekiyle en derin düzeyde "iletişim" kurulmasını sağlar.

Tüketim, ayrı varlıkların iletişim kurma şeklidir.

 

Bataille'ın Edebi Yazıları (Patrick Ffrench)

Bataille'ın edebi eserleri (Gözün Hikayesi, Öğle Mavisi, Madam Edwarda, Baba C, Annem, Ölü Adam) takma adlarla yayımlanmış, ihlalci ve parçalanmış anlatılardır.

Bu metinler düzenli bir anlatı sunmaktan ziyade dili ve insan deneyimini sınırlarına taşır, düşünürün teorik görüşleriyle doğrudan paralellik gösterir.

 

Bataille'ın edebi kurgu külliyatı nicelik olarak sınırlıdır ve altı ana anlatı etrafında şekillenir:

 

Gözün Hikayesi (Histoire de l'œil), "Lord Auch" adıyla (1928, revize edilişi 1947)

 

Öğle Mavisi (Le Bleu du ciel), (1935'te yazılmış, 1957'de basılmıştır)

 

Madam Edwarda (Madame Edwarda), "Pierre Angélique" adıyla (1941)

 

Rahip C (L'Abbé C), Georges Bataille imzasıyla (1950)

 

Annem (Ma Mère), ölümünden sonra yayımlanmıştır (1966)

 

Ölü Adam (Le Mort), 1940'ların başında yazılmış 28 "tablo"dan oluşan bir anlatı (ölümünden sonra yayımlanmıştır).

 

Bunların yanında İmkansız kitabındaki “Farelerin Hikayesi” (Histoire de rats) ile Charlotte d'Ingerville ve Yanmış Ev (La Maison brûlée) gibi tamamlanmamış taslaklar da bu kategoriye girer.

 

Kurgu, gerçekçi bir taklit (mimesis) değil; kaygı, dehşet, tiksinti ve arzunun en uç noktadaki duygulanımsal yoğunluğudur.

Bataille için yalnızca aşırı yoğunluk durumlarından kaynaklanan veya bunları tetikleyen hikayeler değer taşır.

 

Kurgular başarısızlık, arzunun sönümlenmesi ve dilin sınırlarında askıda kalma üzerine kuruludur.

 

Madam Edwarda'da Paris'teki Porte St Denis ve Aynalar (Les Glaces) genelevi gibi gerçek mimari unsurlar, erotik dramayı Tanrı'nın ölümünden sonraki modern aşamaya bağlar. Fahişe Edwarda, cinselliğin müstehcenliği içinde Tanrı'yı temsil eder.

Tablo benzeri erotik sahnelerde (örneğin Edwarda'nın "Görüyorsun, ben Tanrıyım" dediği sahnede) kutsal ile bayağı olan parodileştirilerek birleştirilir.

 

Öğle Mavisi: İç Savaş öncesi Barselona, Viyana ve Dolfuss suikastı zemininde geçer... Troppmann’ın cinsel dürtüleri, amansızca faşizme sürüklenen Avrupa'nın arka planına oturur.

 

Bataille'ın edebi metinleri; aşırılığı temsil eden, dramatize eden ama aynı zamanda onu tam olarak temsil etmekte başarısız olan melez ve zorlu yapılardır. Aşırılığı sadece teorize etmekle kalmaz, onu bizzat gerçekleştirir ve okuyucuyu baş döndürücü bir anlam kaybıyla baş başa bırakırlar.

 

Jacques Chatain - Georges Bataille - Notlar

Jacques Chatain - Georges Bataille - Notlar

Seghers, Paris, 1973

 


Okuma Soru(ları)

Dilin düzensiz kullanımı sessizliğin düzensiz bir biçimi olabilir

Nietzsche, Freud, Sade, Lautréamont ve Georges Bataille’in yazıları / yazı biçimi…

 

"Yolu yapanlar yoldan geçenlerdir" (Çuang-Tzu)

 

Şiir her halükarda kendi kendisinin olumsuzlamasıdır

Bilinenden başlayıp bilinmeyene giden, çılgınlık sınırına varan ve kendi kendini olumsuzlayan bir hareket…

 

Sisteme ihtiyacımız var, aşırılığa da ihtiyacımız var.

 

Çağdaş insanın dilin ve rasyonel kalıpların kurgusal hapishanesinden çıkması mümkün müdür?

 

Yazma hatasını telafi etmenin tek yolu, yazılanı yok etmektir... Kalemim ilerledikçe siler

 

Trajik

Kelimelerin faydacı kullanımı anlamı homojenleştirirken, trajik şiddet anonim ve sessiz kalır.

 

İnsan hayatı hiçbir şekilde makul tasarımlarla kendisine tahsis edilen kapalı sistemlerle sınırlandırılamaz.

 

Madde / ancak suçun hukuka göre temsil ettiği şeyi, evrenin ekonomisine göre temsil eden mantıksal olmayan farkla tanımlanabilir.

 

Ölümden dehşetle kaçan ve kendini yok olmaktan arınmış halde koruyan bu yaşam değil, ölümü taşıyan ve ölümün kendisinde varlığını sürdüren yaşam, tinin yaşamıdır.

 

İç deneyim kişisel bir öznellik veya mistik deneyim değil, "bedenin yazımı" ve hedefsiz bir çileciliktir.

 

İnsanın aşırı, koşulsuz arzusu ilk kez Nietzsche tarafından ahlaki bir hedeften ve bir Tanrı'ya hizmetten bağımsız olarak ifade edildi.

 

Deneyim sonuçta, bilmeyen bir özne olarak, bilinmeyen bir nesne olarak nesne ile öznenin kaynaşmasını sağlar.

 

Şiir tek kişi tarafından değil herkes tarafından yazılmalıdır.

 

Eğer hayat benim içimde bir bütünse, onu parçalamadan... bir iyiliğin hizmetine sunamam.

 

Pratik (teorik) bilginin üstündedir, çünkü sadece evrensel değil, aynı zamanda dolaysız gerçektir...

 

Aşktaki iletişimde arzunun nesnesi hiçliktir.

 

Metaforun Gözü, Gözün Metaforu

Anlamada gözün yapısını hatırlatan bir kör nokta vardır.

 

Kronoloji

1897: Billom'da doğumu.

1922-1924: Bibliothèque Nationale ve Madalya Kabinesi'nde kütüphaneci olarak çalışmaya başlaması.

1926-1927: Dr. Borel ile psikanalitik tedavi görmesi ve Gözün Tarihi metnini "Lord Auch" takma adıyla gizlice kaleme alması.

1929-1930: Documents dergisini yönetmesi, "Çiçeklerin Dili", "Ayak Başparmağı" ve "Düşük Materyalizm" makalelerini yayımlaması; Breton ile tartışmaları.

1931-1933: Güneş Anüs yayımlanması, La Critique Sociale dergisine katılması ve "Harcama Kavramı" (Le notion de dépense) makalesini yazması.

1935-1936: André Breton ile birlikte Contre-Attaque grubunu kurması; Acéphale dergisini ve gizli cemiyetini başlatması.

1941-1944: Madame Edwarda ("Pierre Angélique" takma adıyla), Le Petit ("Louis XXX" takma adıyla), İç Deneyim, Suçlu ve Nietzsche Üzerine eserlerinin yayımlanması.

1947-1950: İmkansız (Şiir Nefreti), Lanetli Kısım (La Part maudite) ve L'Abbé C. kitaplarının basılması.

1955-1961: Erotizm, Edebiyat ve Kötülük, Gilles de Rais'in Duruşması, Ateolojik Toplam ve Eros'un Gözyaşları eserlerinin yayımlanması.

1962: Paris'te vefatı.

 

Gioele Cima - Georges Bataille - Notlar

Gioele Cima - Georges Bataille - Notlar

Şiddet İçeren Düşünme

Feltrinelli, Milano, 2022

 


Giriş

Bataille, 20. yüzyılın geleneksel akademisinden ve entelektüel kibirinden tamamen uzakta duran "lanetli" bir figürdür.

Foucault’ya göre "yüzyılının en önemlilerinden", Sartre’a göre "mistik", Souvarine’e göre "sapık", Eric Weil’e göre ise "hasta adam"dır.

 

Seçkin yayıncılık veya salon toplantıları yerine genelevleri, sokakları, aşırı alkol tüketimini ve takma adlarla yazılan, karanlık arzuları itiraf eden edebi metinleri seçmiştir.

 

Bataille’ın düşüncesi kapalı, tutarlı ve tamamlanmış bir sistem sunmaz; aksine var olan tüm sistemleri sarsan sinir bozucu bir "enfeksiyon" gibi yayılır.

 

Heteroloji (Öteki-Bilim): Sistemin, aklın ve dilin sindiremeyip dışarıda bıraktığı "artık", "pislik" ve "kurban" edilen unsurların bilimidir.

 

A-teoloji (Somma Ateologica): Tanrı’nın basit ve yüzeysel bir reddi (ateizm) değil; Tanrı kavramının, ahlakın, bilginin ve seküler otorite biçimlerinin alçaltılması, küçük düşürülmesidir.

 

Yamalı Bilgi: Hakikate ulaşma iddiasında olan sistemlerin aksine, kendi ufalanışının ve çaresizliğinin dehşetini arzulayan parçalı bir bilgi modelidir.

 

Şiddet, "üstün" iddiasındaki her türlü güce (Tanrı, Devlet, Mutlak Akıl) karşı bir başkaldırıdır. Aşkınlığı yok etmenin ve onu aşağılamanın en radikal yolu gülmektir.

 

Şiddet, kavramların ve yapının sertliğini yumuşatan, durağanlığı bozan ve evreni kesintisiz bir hareket/sarsıntı halinde tutan felsefi bir dinamiktir.

 

Bataille’ın eserleri kronolojik bir sırayla ilerlemez. Sürekli yeniden yazılan, terk edilen, imha edilen veya metinler arası kesişimlerle tabakalaşan devasa bir "hazırlık taslakları" toplamıdır.

 

1. Gözün hikayeleri

Gözdeki farklılıklar

Bataille'ın ilk resmi romanı Gözün tarihi (Histoire de l'œil), yazarın Lord Auch ("Tuvaletlerdeki tanrılar") takma adı altında 1928'de gizlice yayımlanmıştır. Takma ad kullanımı, hem Bibliothèque Nationale'deki kütüphanecilik görevini koruma kaygısından hem de baba soyadına/mirasına yönelik diyalektik bir saygısızlık ve çileden çıkarma eyleminden kaynaklanır.

 

Hayalet anılar

Romanın olay örgüsü; anlatıcı, Simone ve trajediyle sonuçlanan masum Marcelle arasındaki aşırı erotik deneyimleri konu alır.

Bataille'ın erotizmi özgürleştirici değil; ölüm, korku ve pislik erotizmidir.

Eserin ikinci kısmı olan Tesadüfler (son baskıda Anılar), metnin otobiyografik ve çocukluk takıntılarıyla (asetilen fenerli çarşaf şakası, boğa güreşçisi Granero'nun gözünün çıkarılması) olan doğrudan ilişkisini sergiler.

 

Karşı psikanaliz

Bataille, romanını psikanalist Adrien Borel ile yürüttüğü seansların ardından kaleme alabilmiştir.

Borel, hastasını bilinçdışının şiddetiyle yüzleşmeye teşvik ederek klasik yöntemi altüst eden bir "karşı-psikanaliz" modeli sunmuştur.

Oedipal yapı geleneksel anne-çocuk üçgeninden kaçar; kör ve tabetik baba figürü (Joseph-Aristide Bataille), dehşet verici bakışıyla zihni felç eden bir odak noktasıdır.

 

Romandaki temel fantezi zinciri yumurta, göz küresi, boğa testisi ve idrar arasındaki mide bulandırıcı çağrışımsal eşdeğerlikler üzerinden kurulur.

 

Günlük korku sayesinde

Roland Barthes romanı insan figürlerinden ziyade göz organının katettiği nesne hatları üzerinden okur.

Ancak göz, basit bir dilsel gösterge değil; dilin eklemlenmesine yabancı mide bulandırıcı ve zulmedici bir harekettir.

Göz; şiddet ile zevkin bir arada var olduğu, ölürken bile bakmaya devam eden amansız bir erojen bölgeye dönüşür.

 

Seks ve ölümün kozmolojisi

Güneş anüsü (1927) metninde göz, dünyadaki tüm nesneleri birbirine bağlayan ve dilin blöfünü ortaya çıkaran bir kopula (bağ) olarak işlev görür.

Dünya parodiktir ve kopula, yapıcı ve yıkıcı gücüyle seks ve ölüm kozmolojisini sürekli şekillendirir.

Cinsel birleşme ve orgazm anında "ben" ve "sen" sınırları erir; et, kemik ve spazm kütlesine dönüşür. Seks ve ölüm, bu kozmik parçalanma ve yeniden toplanma döngüsünün yeryüzündeki yansımalarıdır.

 

Güneş felaketi

Gözün işlevi kozmolojik ölçekte Güneş ile özdeşleştirilir.

Güneş hem düzenleyici soyut bir ışık hem de dünyayı parçalayan kokuşmuş/çürük bir ateştir. Kartezyen epifiz bezi fikrini altüst eden Bataille, insanı Güneş'e köleleştiren dikey organ olarak epifiz gözünü (kafatası cinsel organı) öne sürer.

 

İmkansız antropoloji

Bataille, pozitivist antropolojinin hümanist yanılsamasına karşı çıkar. Pozitivist ve hümanist antropoloji, insanı evrenin merkezine koyup yaşamın vahşetini ve dehşetini dışlarken; Bataille'ın negatif antropolojisi, insanı kendi hayaletlerinin ve hayvansallığının kurbanı olan "yırtık" bir varlık olarak ele alır.

İki ayak üzerinde dik duruşla anal bölgedeki yaşamsal/hayvani güçler kafaya ve yüze çekilmiştir.

İnsanın dikey yükseliş arzusu zorunlu bir düşüş ile sonlanır; İkarus gibi düşmek, ahlaki bir ceza değil, özgürleştirici bir yarık ve etik bir zorunluluktur.

 

Korkunç performans

Sürrealizm sorunu

Bataille'ın sürrealizm ile ilişkisi zıtlıklar, polemikler ve dönemsel yakınlaşmalarla doludur.

Sürrealizmi katı bir teoriye sokmak yerine, görüntünün ve dilin imkansızlığı üzerinden şekillenen tutarsız bir deneyim alanı olarak kavrar.

 

Kısırlaştırılmış Aslan: Breton'a karşı

André Breton İkinci Manifesto metninde Bataille'a ve muhalif sürrealistlere sertçe saldırır.

Bataille ve arkadaşları Bir ceset broşürüyle yanıt vererek Breton'u dini niyetler güden bir "şarlatan" ve "iğdiş edilmiş bir aslan" olarak niteleyip gruptan reddederler.

 

Görüntülerin kasvetli oyunu: Belgelerin savaş makinesi

Bataille, Belgeler (Documents) dergisini sürrealizme ve burjuva idealizmine karşı bir savaş makinesine dönüştürür.

Dergi, "aşağı materyalizm" (bas materyalizm) doğrultusunda, insan imgesine darbe vurarak biçimsiz olanı (informe) ve toz, ayak başparmağı gibi kaba unsurları öne çıkarır.

 

“Büyük Gerçeküstücülük” Başkaldırı Olarak Şiir

1940'larda Bataille sürrealizmi yeniden değerlendirir ve onu varoluşçuluğa karşı devrimci bir güç olarak "büyük sürrealizm" şeklinde kavrar.

Sürrealist şiir, yararlı amaçlara hizmet etmeyen, dili ve değeri sabote eden otomatik yazma vasıtasıyla insanı anlık özgürlüğe kavuşturan bir eylemdir.

 

Deneyim uçurumu

Ateolojik Toplam veya: Tanrı'nın ölümü

Bataille, yirmi yıldan fazla bir süre Somma Ateologica (Ateolojik Toplam) projesi üzerinde çalışmıştır. Tanrı'nın ölümü bir dogma değil, varoluşu anlamsızlığa, imkansıza ve anlık deneyime açan ateolojik bir sıfır noktasıdır.

 

Mutlak olanın reddi

Bataille ergenlikteki dindarlık döneminin ardından inancını kaybetmiş; ortaçağ mistiklerinin eziyet metinlerinden (Mistik Latince), Bergson'un gülme analizinden ve Lev Šestov kanalıyla Nietzsche'den etkilenmiştir.

Gülme, Tanrı ihtiyacını çözerek insanı anlamsızlık uçurumuna bırakır.

 

Beden ne kadar kirli ve yozlaşmış görünürse, Tanrı da o kadar ölü olur. Ve bedenin ahlaksızlığını skandal ama aynı zamanda ruhsal açıdan arzu edilen bir uygulama haline getiren de tam olarak böyle bir şekil bozukluğu olacaktır.

 

Deneyim sorunu

İç deneyim, insani olarak mümkün olanın sınırlarına yapılan bir yolculuktur.

Kant sonrasında deneyim nesnenin pasif/fiziksel algısına indirgenmişken, Bataille bunu insanın kendi varoluşsal sınırlarını, imkânlarını ve yetkilerini sorguladığı dinamik bir çileye dönüştürür.

 

Mistik tecrübeden farkı; Tanrı'da durup pekişmek yerine, her türlü otoriteyi, inancı ve projeyi çözerek hiçliğin sefaletinde ve aşırılıkta kalmasıdır.

 

Bilmemenin ihlali

İçsel deneyim özne-nesne ikiliğini, Kantçı korelasyonculuğu ve saf gerçekçiliği aşar. Akıl, aşırı olanla karşılaştığında patlar ve özne-nesne ikiliği bir "felaket" içinde erir.

 

Bilgiden bilmemeye (non-savoir) ve ıstıraba geçişi sağlar. Bu ıstırap, aklın kendini imha etme/kendi sınırlarını çatlatma berraklığıdır.

 

Söylemsel dili aşan bu durum, Hegel'in mutlak bilgi sınırında yaşadığı felaketle ve kurban etme pratiğiyle ilişkilendirilir.

Bataille'a göre Hegel, gençliğinde bu bilinmeyenin dehşetini hissetmiş fakat bundan kaçmak için devasa diyalektik sistemini (projeyi) kurmuştur. Ancak sistem Mutlak Bilgi ile kapandığında, akıl gidecek yer bulamayarak yine bilinmeyenin uçurumuna ("bilginin içindeki lekeye") batmıştır.

 

Kötülüğün filozofu

Bataille, Nietzsche'yi bir "kötülük filozofu" olarak benimser. Nietzsche ilgisi akademik bir tefsir değil, kandan ve arzudan beslenen varoluşsal bir yakınlıktır.

Acéphale (Başsız) cemiyetinde Nietzsche'yi faşist tahrifatlardan kurtarır.

 

Kötülük, bencil olmayan, insanı anın içkinliğine ve şansa açan bir aşk kaynağıdır.

İyilik ikiyüzlülük ve geleceğe yönelik faydacı bir hesapken; Kötülük, hiçbir çıkar gözetmez.

 

İletişim ve mezar

Deneyim ancak ölümün sınırında yer alan varlıklar arasında iletildiğinde (saçıldığında) anlam kazanır.

Bireysel hapishaneleri kıran bu bulaşıcı iletişim, zamansız ve başsız bir topluluk ufku yaratır.

 

Fazlalığın yetiştirilmesi: harcanan varyasyonlar

Varlıkların kararsız bileşimi

Bedenler ve sistemler durağan değil, sürekli enerji birikimi ve boşaltımı içindedir. Bireysellik sahiplenme (tahsis) ve boşaltım (dışkılama) dürtülerinin çatışmasıyla sarsılır.

 

Bakhtin'in grotesk gerçekçiliğinden farklı olarak, Bataille'da doğum ve çürüme aynı anda, kayıtsızca gerçekleşir.

 

Harcananın önceliği

Harcama kavramı metninde yararlılık ilkesi sorunsallaştırılır.

Dar ve sınırlı ekonominin ötesinde, hiçbir amaca hizmet etmeyen kayıp ve lükse dayalı üretken olmayan harcama (dépense) ve genel ekonomi savunulur.

 

Güneş ekonomisinden astral parazitizme

Gök cisimleri metninde Güneş artık tek egemen merkez değil, galaktik uzaydaki yıldızlardan biridir.

İnsan, kozmik enerjiyi yağmalayan ve birikimi israfın önüne koyan asalak bir canlıdır.

 

Aşırılığın soykütüğü

Arkaik toplumlarda (Aztekler, Kuzey Amerika yerlilerinin potlaç ritüeli) zenginlik biriktirmekle değil, yıkım ve hediye vasıtasıyla harcamakla ölçülürdü.

 

Hıristiyanlık ve özellikle Protestanlık/Kalvinizm harcamayı yasaklayarak kapitalist birikim rejimini doğurmuştur.

Gilles de Rais, feodal harcama ekonomisinden burjuva faydacılığına geçişin trajik kurbanıdır.

 

Din teorisi

Din teorisi eserinde din, insanı hayvanlığın dolaysızlığından ("su içinde su gibi") ayıran yasaklar ve ritüeller dizisidir.

Çalışma dünyası insanı şeyleştirirken; festival, savaş ve kurban ritüelleri insanı mahrem sürekliliğe geri döndürür.

 

Harcama ekolojisi

İklim felaketi, gezegende biriken güneş enerjisi fazlalığının tüketime yönlendirilememesinden kaynaklanır.

Kapitalist tüketimcilik ve yüzeysel "sürdürülebilirlik" söylemleri eleştirilerek, gerçek çözümün harcanan ekolojisinde (atık ekolojisi) yattığı belirtilir.

 

Erotizmin laneti

Erotizmin işkencesi

Erotizm, varoluşun dehşetine ve karanlığına maruz kalmaktır. Düşünce aseksüeldir ve erotizmin yıkıcı aşırılığını doğrudan kavrayamaz; onu tıp veya psikanaliz gibi disiplinlerle zararsız hale getirmeye çalışır.

 

Erotizm ve cinsellik

Cinsellik fizyolojik/hayvani bir dürtü iken, erotizm insan bilincine özgü, üretimi değil sürekliliği hedefleyen bir eylemdir. Foucault'nun cinsellik tarihi söylemsel iktidar rejimini incelerken, Bataille erotizmi tarih içindeki trajik çelişki olarak ele alır.

 

Ceset Gelin

Cinsellik, ölüm ve dışkı birbiriyle iç içe geçmiş ilkel fobilerdir. Ceset ve çürüme, ölümü aşan ve filizlenmeye devam eden "olumsuz yaşam" olarak en derin dehşeti yaratır.

 

İhlal: Ölüm içinde yaşamak

Yasaka ve ihlal (transgression) birbirini tamamlayan diyastol ve sistol gibidir. İhlal yasağı yok etmez, aksine onun esnek kuralı içinde erotik alanı ve "küçük ölümü" mümkün kılar.

 

Eros paradoksu

Erotik nesne (çıplaklık, kurban, Madam Edwarda örneği) özneye doyum getirmez, aksine onu yok oluşa sürükler. Arzu, yasağın direnciyle alevlenen ve insanı varlığın yarasıyla yüzleştiren ölümcül bir dürtüdür.

 

EK: Felaket, Komplo, Özgürlük

Sefalete övgü

Siyaset, evrenin kayıtsızlığı karşısında insanların birbirleriyle kurduğu ortak anlam çalışmasıdır. Ortak çalışma birliğe dönüştüğünde siyaset körelir; bu nedenle "sefalet bilinci" ve kardeşlik ilkesi harekete geçirilmelidir.

 

İsyanın jeolojisi

Bataille'ın ilk dönem devrim anlayışı, yer altındaki lav güçlerinin ve proleter durumun pisliğinin burjuva düzenine vuracağı jeolojik bir patlamadır. Harcama kavramı sonrası devrim, sınıf mücadelesi ve üretken olmayan harcama ile birleşir.

 

Korkunç heterojenlik: faşizme karşı

Faşizmin psikolojik yapısı metninde toplum homojen (üretim/düzen) ve heterojen (dışlanan/aşkın) olarak ayrılır. Faşizm, lider figüründe kutsal/zorunlu heterojenlik ile homojen ordu/devlet yapısını birleştiren tehlikeli bir sentezdir.

 

Karşı saldırı: Düşmanların silahlarını çalın

Bataille ve arkadaşları Contre-Attaque (Karşı Saldırı) grubunu kurarak faşizme ve parlamenter demokrasinin iktidarsızlığına karşı çıkar. Amaç, faşizmin duygusal/organik kitle silahlarını çalarak onları devrimci özgürleşme için kullanmaktır.

 

“Numancy! Özgürlük!"

Acéphale (Başsız) cemiyeti ile Bataille apolitik ve tarafsız bir alana çekilir. Siyasalın yerini mit ve başsız topluluk alır. Numantia halkının Romalılara teslim olmamak için topluca intihar etmesi, lideri ve teslimiyeti reddeden başsız topluluğun simgesidir.

 

Cemaat, ölüm duygusunu içtenlikle paylaşan sefaletimizin inatçı eseridir. Cemaat varoluşun diğer tarafıdır.