B.
H. Liddell Hart - Strateji Dolaylı Tutum - Notlar
Strategy: The Indirect Approach
Mütercim: Selma Koçak, Doruk Yayınları, 2003
Savaş, aldatmaya dayanır
Üstün sevk ve idare, düşmanın direnişini çarpışmaksızın kırmak
demektir.
Önsöz/ler
Nükleer silahlar / Kazanılan bu deneyimlerin kesin olarak
ortaya koyduğu değerlendirmeye göre, nükleer silahların gelişmesi, her şeyden
önce, bunların caydırıcı etkisini yok etmeye yönelecektir.
Yeni bir düşünceyi bir amire kabul ettirmenin en sağlam
yolu, onu bu fikrin kendisine ait olduğuna inandırmaktır.
Bu kitap özel öğrenciler için tarihin bir özeti olmaktan
ziyade, tarihe bir ışık tutucu, yol gösterici olarak tasarlandı.
…
BÖLÜM 1: MÖ V. YÜZYILDAN MS XX. YÜZYILA KADAR STRATEJİ
Pratik Bir Tecrübe Kaynağı Olarak Tarih
Askerlikte doğrudan deneyim (savaş) sınırlı olduğu için,
başkalarının hatalarından ders çıkarmak hayati önemdedir.
Budalalar deneyerek öğrendiklerini söylerler. Bense,
başkalarının tecrübelerinden yararlanmayı tercih ederim.
Maddi araçlar ve şartlar sürekli değişse de tehlike
karşısındaki insan psikolojisi ve moral faktörler sabit kalmaktadır.
Psikolojinin fizik üzerindeki üstünlüğü ve daha devamlı
oluşu, herhangi bir savaş teorisi temelinin mümkün olduğu kadar geniş olması
sonucunu ortaya koymaktadır.
Düşmanın psikolojik ve fiziksel dengesinin altüst edilmesi,
onu yenme yolunda girişilen başarılı bir hareket için hayati bir başlangıç
oluşturmuştur.
Yunan Savaşları - Epaminondas, Philip ve İskender
Maraton
Maraton'da Persler Atina ordusunu yemleyerek şehri
savunmasız bırakmaya çalışmıştır.
Salamis
Salamis'te Temistokles'in hilesi Pers donanmasını dar boğaza
çekerek sayı üstünlüklerini yok etmiştir.
Peloponnes Savaşı
Perikles, düşmanı doğrudan savaşla değil, ekonomik ve moral
olarak yıpratmayı hedefleyen "Yüksek Strateji" (High Strategy)
izlemiştir.
Peloponnes Savaşı’nın ilk safhasında Perikles, karada savaşa
girmeyip üstün Atina donanmasıyla düşmanın dengesini yıpratmayı amaçlamıştır.
Veba salgını Atina'nın moral ve ekonomik dengesini bozunca
bu strateji yerini Cleon ve Demosthenes'in başarısız dolaysız taarruzlarına
bırakmıştır.
Savaşın sonunda Ispartalı Amiral Lisandros, çarpışmaktan
kaçınıp Atina'nın buğday ikmal hattını (Çanakkale Boğazı) kesmiş;
Aigospotamoi'de Atina donanmasını hazırlıksız yakalayarak tek mermi atmadan ele
geçirmiş ve 27 yıllık savaşı bir saatte bitirmiştir.
Epaminondas
Isparta’nın Yunanistan’ı ele geçirmesinden sonra Epaminondas
komutasındaki Thebai ordusu, MÖ 371'de Leuctra Muharebesi'nde üstün Isparta
ordusunu yenmiştir. Epaminondas, askerlik tarihine geçen "eğik düzen"
taktiğini uygulayarak en güçlü kuvvetlerini sol kanada yığmış ve düşmanın
komuta merkezini ezmiştir.
Leuctra sonrasında Peloponnes içlerine kış ortasında 3
koldan yürüyen Epaminondas, sahra muharebesine girmeden Isparta’nın
kontrolündeki bölgelerde yeni devletler (Mesene ve Megalopolis) kurarak
Isparta’nın ekonomik ve politik gücünü kökten kesmiştir.
Philip ve İskender
Makedonya Kralı Philip, Atina ve Thebai ittifakına karşı
Yunanistan egemenliğini ele geçirmek için siyasal, moral ve stratejik dolaylı
tutumlar sergilemiştir.
Trakya'ya döneceğini belirten sahte bir mektubun düşman
eline geçmesini sağlayarak stratejik geçitlerin boşaltılmasını başarmış, batı
geçidini geceleyin aşarak düşmanın gerisine düşmüştür. MÖ 338'deki Chaironeia
(Haironeia) Muharebesi'nde sahte bir geri çekilmeyle Atinalıları mevzilerinden
çıkarıp alçak araziye çekmiş ve bir karşı darbeyle düşman saflarını dağıtarak
Yunanistan'da Makedonya egemenliğini kurmuştur.
İskender, Pers donanmasını açık denizde yenmek yerine; Ege,
Karya, Likya, Pamfilya ve Orta Anadolu kıyılarını ele geçirerek üslerinden
mahrum bırakmış ve donanmayı karadan felce uğratmıştır.
İssos Muharebesi öncesinde Darius'un Amanos geçitlerinden
İskender'in gerisine sarkmasıyla İskender'in ikmal bağı kesilmiş; ancak
İskender taktik üstünlüğü sayesinde durumu kurtarmıştır. Ardından doğrudan
Babil'e yürümek yerine Suriye ve Mısır kıyılarına inerek Pers donanmasını
oluşturan Fenike kaynaklarını kurutmuş ve Mısır'ın ekonomik gücünü arkasına
almıştır. Gaugamela (Arbela) öncesinde Dicle'yi yukarı kesimden geçip Pers
ordusunun mevzi değiştirmesini sağlayarak stratejik dengeyi bozmuş ve zafere ulaşmıştır.
İskender'in Hint sınırında Kral Poros ile karşılaştığı
Hydaspes (Hidaspes) Muharebesi, onun stratejik ve taktik olgunluğunu gösterir.
Süvarilerinin nehir boyunca yaptığı gürültülü ve aldatıcı gösteri
yürüyüşleriyle Düşman Kral Poros'un dikkatini ve tepki verme yetisini
körleştirmiştir. Poros'un ana dikkatini karşısındaki orduya sabitledikten
sonra, seçkin bir kuvvetle geceleyin 18 mil yukarıdan nehri geçmiş ve baskın
etkisi yaratmıştır. Düşmanın fiziksel, moral ve zihinsel dengesini altüst eden
bu hazırlayıcı manevra sayesinde, İskender ordusunun sadece bir kısmını
kullanarak Poros'un büyük ordusunu bozguna uğratmıştır.
İskender’in ölümünün ardından bütün Asya'yı kontrolü altına
alan Antigon'a karşı koyan Kasandros, doğrudan çatışmak yerine stratejik bir
ittifak kurmuş ve stratejik bir darbe planlamıştır. Demetrios'un
Yunanistan'daki baskısına karşı 31.000 kişi bırakıp ordusunun kalanını
Anadolu'ya sevk etmiş; Selevkos (Hindistan'dan getirdiği 500 savaş fili ile) ve
Lysimachus ile Antigon'un merkez üssüne yakınsak bir manevra başlatmıştır.
Bu dolaylı tehdit karşısında Antigon, Demetrios'u
Yunanistan'dan geri çağırmak zorunda kalmıştır. MÖ 301'deki İpsos
Muharebesi'nde dolaylı taktikler ve savaş filleriyle Demetrios'un süvarilerinin
geri dönüş yolu kesilmiş, Antigon öldürülmüş ve zafer kazanılmıştır.
Kasandros'un planladığı dolaylı tutum, güçler dengesini tamamen değiştirerek
imparatorluğun parçalanmasını kesinleştirmiştir.
Roma Savaşları Anibal, Scipio ve Sezar
Roma ve Kartaca arasındaki mücadeleler dolaylı tutumun en
parlak örnekleridir.
Anibal
Roma'nın müttefikleriyle bağını koparmak için sarp yolları
ve bataklıkları tercih ederek baskınlar düzenlemiştir.
Anibal, MÖ 218'de İspanya'dan yola çıkarak Alp Dağları
üzerinden İtalya'ya geçmiştir.
Kuzey İtalya'daki Kelt (Gal) kabilelerini Roma'ya karşı
kendi saflarına çekmek amacıyla İspanya'dan yola çıkarak Alp Dağları üzerinden
İtalya'ya geçmiştir.
Scipio (Afrikanus'un babası), Anibal'i Rhône Nehri geçidinde
durdurmaya çalışmış fakat başaramamıştır.
Anibal, çetin ve dolaşık kuzey yollarını kullanarak
Lombardiya ovalarına inmiş; üstün süvari gücü sayesinde Ticinus ve Trebia
zaferlerini kazanmıştır.
Trasimene gölünde tarihin en büyük tuzağını kurmuştur.
MÖ 217'de bataklık yollardan geçerek gerçekleştirdiği
şaşırtıcı manevrayla Trasimen Göl Muharebesi'nde Roma ordusunu tuzağa düşürüp
yok etmiştir.
Diktatör seçilen Fabius, Anibal'in askeri ve süvari
üstünlüğünü bildiğinden meydan muharebelerinden kaçınmıştır.
Roma ordusunu daima tepelerde tutmuş, Anibal'in ikmal
hatlarını kesmeye ve orduyu çimdikleyici küçük saldırılarla yıpratmaya
çalışmıştır.
Cannae (Kan) Muharebesi
Roma, tarihinin en büyük ordusunu (8 lejyon, yaklaşık
76.000-80.000 kişi) sahaya sürmüştür.
Anibal, merkezdeki Kelt ve İspanyol birliklerini kasıtlı
olarak geri çekip Romalıları içeri çekmiş; ardından tecrübeli Afrikalı
piyadeleri ve geriden dolanan süvarileriyle Roma ordusunu tamamen kuşatmıştır
(tarihin en ünlü çifte kuşatma/tuzak manevrası).
Roma ordusu neredeyse tamamen (yaklaşık 70.000 kişi) imha
edilmiştir.
Scipio (Africanus)
MÖ 209'da Cartagena (Yeni Kartaca) kentini ani bir baskınla
alarak Kartaca'nın insan ve lojistik kaynaklarını kesmiştir.
Scipio, Fabius'un İtalya'da kalıp Anibal ile savaşma
önerisini reddedip doğrudan Afrika'ya (Kartaca topraklarına) geçmiştir.
Gece baskınlarıyla Numidya Kralı Syphax ve Hasdrubal
Gisco'nun ordularını büyük kayıplara uğratmıştır.
Masinissa'yı Numidya tahtına ototurtarak Anibal'in en büyük
kozu olan Numidya süvarilerini kendi tarafına çekmiştir.
İkmal kaynakları kesilen Kartaca, Anibal'i Afrika'ya geri
çağırmak zorunda kalır.
Scipio, Anibal'in kendi taktiklerini (özellikle Numidya
süvari üstünlüğünü) Anibal'e karşı kullanarak onu mağlup etmiştir.
Bu zaferle İkinci Pön Savaşı bitmiş ve Roma, Akdeniz
Havzası'nın tek egemen gücü haline gelmiştir.
Sezar, Ilerda seferinde düşmanı hiç kan dökmeden,
sadece manevra ve aç bırakma yoluyla teslim alarak stratejik bir zafer
kazanmıştır.
Sezar, sayıca az olmasına rağmen zaman kazanma, baskın
unsuru ve rakibi Pompeius'un zihniyetini doğru okuma avantajı sayesinde hızla
ilerleyerek üstünlüğü ele geçirmiştir.
Sezar ne zaman düşmana doğrudan taarruz etmişse (Ilerda ilk
aşama, Dyrrachium) başarısızlığa uğramış veya ağır kayıplar vermiştir.
Ne zaman manevra, ikmal hattını kesme, düşman askerinin
zihnini çelme ve psikolojik baskı (dolaylı tutum) uygulamışsa kan dökmeden veya
az kayıpla kesin zafer elde etmiştir.
Bizans Savaşları Belisarius ve Narses
Belisarius
378 tarihli Edirne (Adrianople) Muharebesi'nden sonra piyade
merkezli klasik lejyon yapısı yerini süvari hakimiyetine bırakmıştır.
Belisarius’un ordusu; mızrak, ok ve ağır zırhla donatılmış,
Hun/Pers atlı okçularının hızı ile Got süvarisinin vurucu gücünü disiplinli tek
bir savaşçıda birleştiren bir "çevik kuvvet" modelidir (modern tank
birliklerinin tarihsel öncülü). Piyade ise süvarinin etrafında manevra
yapabileceği sabit bir merkez (mihver) olarak kullanılmıştır.
Belisarius'a göre asıl zafer, düşmanı amacından az kayıpla
vazgeçirmektir.
Belisarius, 100.000 kişilik Vandal ordusuna karşı sadece
15.000 kişilik seçkin bir kuvvetle (5.000 süvari, 10.000 piyade) Afrika'ya
çıkmıştır.
Tricameron Nehri gerisindeki Vandalları kışkırtıcı süvari
taarruzlarıyla mevzilerinden çıkarmış, ardından tüm cepheden yüklenerek Vandal
ordusunu tamamen dağıtmıştır. Afrika bu sayede kısa sürede yeniden
imparatorluğa katılmıştır.
Got Kralı Vitiges, Franklarla uğraşmak için Roma'da zayıf
bir garnizon bırakınca Belisarius şehri savaşsız ele geçirmiştir.
Vitiges 150.000 kişilik dev bir orduyla dönerken, Belisarius
sadece 10.000 kişiyle şehri 1 yıl boyunca savunmuştur. Okçu süvarilerini menzil
avantajıyla kullanmış, kışkırtıcı çıkış hareketleriyle Gotları yıpratmıştır.
Belisarius sayıca ve kaynakça daima az olduğu için doğrudan
imha savaşlarından kaçınmış; düşmanı kışkırtarak kendi seçtiği mevzilere
saldırtmıştır.
Düşmanın zihnini, ikmal hatlarını ve psikolojisini hedef
alarak; kan dökmeden, manevra, gizlilik (su kemeri sızması gibi) ve süvari
hareketliliği ile imparatorluğun sınırlarını yeniden genişletmiştir.
Pers Kralı I. Hüsrev Colchis'e (Karadeniz) saldırdığında
Belisarius Pers topraklarına ve Asurya'ya akınlar düzenleyerek Hüsrev'in ikmal
hattını tehdit etmiş ve onu geri çekilmeye zorlamıştır.
Narses
Casilinum Muharebesi, 553 / 80.000 kişilik yaya Frank
ordusuna karşı Narses okçularını ve mızraklılarını merkeze koymuş, Frank
taarruzunu süvarileriyle yanlardan sararak durdurmuştur.
Frankların baltalarının menzili dışında kalarak onları ok
yağmuruyla çaresiz bırakmış; safları bozulan Frank ordusunu imha etmiştir.
Belisarius’un geliştirdiği savunma-taarruz stratejisi, Doğu
Roma'nın (Bizans) Dark Ages (Karanlık Çağlar) boyunca hayatta kalmasını
sağlayan temel askeri sistem olmuştur.
Ortaçağ Savaşları
Normanların İngiltere İstislası / 1066
William, düşmanı Harold’ı acele bir taarruza kışkırtmış ve
taktik alanda sahte geri çekilme gibi dolaylı yöntemler kullanmıştır.
Hastings öncesinde Norveç Kralı Harald Hardrada ve Tostig'in
Yorkshire'a çıkması, İngiltere Kralı Harold'un dikkatini kuzeye çekmiş ve
güçlerini bölmüştür.
William (Fatih William), Harold'ı alelacele güneye gelmeye
kışkırtarak onu takviyelerinden uzaklaştırmıştır.
Normanlar sahte çekilme manevrasıyla Saxon savunma hattını
bozmuş; son safhada yüksek açılı ok atışlarıyla (dolaylı atış) Kral Harold'ı
öldürerek kesin zafer kazanmıştır.
William, Londra'ya doğrudan saldırmak yerine etrafındaki
ikmal hatlarını keserek "çevresel bir imha çemberi" kurmuş, şehri
açlıkla teslim almıştır.
Yüzyıl Savaşları
Fransız Komutan Du Guesclin, İngilizlerle ana muharebeye
girmekten kesinlikle kaçınmış, düşmanın konvoylarını dağıtmış, müfrezelerini
basmış, hoşnutsuz garnizonları gece baskınlarıyla ele geçirmiştir.
Hiçbir büyük meydan muharebesine girmeden 5 yıldan az sürede
İngiliz işgal alanını dar bir şeride düşürmüştür.
Gül Savaşları / 1461 - 1471
IV. Edward, Lancaster ordusuna karşı 100 milden fazla
mesafeyi inanılmaz bir yürüyüş hızıyla katetmiş, Londra'ya giren ilk taraf
olarak tahtı ele geçirmiştir.
Moğol İstilaları
Dikkati güneydeki Kaşgar yönüne çekip asıl kuvvetlerini
kuzeyden sürümüştür.
İhtiyat ordusuyla Kızılkum Çölü'nü aşarak hiç beklenmeyen
bir yönden, düşman savunmasının tam gerisinde (Buhara'da) ortaya çıkmış ve
Harzemşah moralini çökertmiştir.
Sabutay
Tuna kıyısındaki Macar ordusuna karşı yavaşça çekilerek
onları korunaklı nehir hattından dışarı çekmiş; ardından Sajo Nehri'nde gece
manevrası ve baskınla Macar ordusunu imha edip Orta Avrupa'yı ele geçirmiştir.
XVII. Yüzyıl - Gustavus, Cromwell ve Turenne
Otuz Yıl Savaşı
Otuz Yıl Savaşı (1618-1648) boyunca sürdürülen harekatların
neredeyse hiçbirinde kesin bir stratejik sonuç elde edilememiştir. Savaş,
kaynakları ve Avrupa'yı tüketmiştir.
Wallenstein, yoktan var ettiği 40.000 kişilik orduyla
Bavyera'yı doğrudan korumak yerine, İsveç Kralı Gustavus Adolphus'un zayıf
müttefiki Saksonya'ya yürümüştür.
Saksonya'nın düşme tehlikesi, zaferden zafere koşan İsveç
Kralı'nı Bavyera'daki harekatını bırakıp müttefikinin yardımına koşmaya
zorlamıştır.
Wallenstein, disiplinli İsveç ordusuyla doğrudan meydan
muharebesine girmek yerine mevzilenmiş ve İsveç ikmal hatlarını kesmiştir.
Gustavus, parlak bir yürüyüşle Saksonya'ya ulaşmış ve Lützen
Muharebesi gerçekleşmiştir. İsveç ordusu taktiksel bir zafer kazansa da Kral
Gustavus'un ölmesi sebebiyle stratejik bir yıkım yaşamıştır.
İngiltere İç Savaşı
Cromwell doğrudan saldırılardan kaçınıp düşmanın dengesini
bozacak manevralara odaklandı.
Cromwell ise İskoç ordusuna doğrudan saldırmak yerine
Nottingham üzerinden geniş bir kavis çizerek düşmanın gerisine ve böğrüne
(Preston) sızmıştır.
İskoç ordusunu yürüyüş kolunda yakalayıp parça parça imha
etmiş; bu kesin zafer Kral I. Charles'ın yargılanıp idam edilmesinin önünü
açmıştır.
Dunbar Muharebesi / 1650
Cromwell, Leslie komutasındaki İskoç ordusunun Edinburgh
çevresindeki güçlü mevzilerini gördüğünde, elinde fırsat olmasına rağmen
yıpratıcı bir cephe taarruzundan kesinlikle kaçınmıştır.
Zorlu hava şartları, hastalıklar ve ikmal sıkıntısı
nedeniyle Dunbar'a çekilen Cromwell, elverişsiz şartlarda savaşmak yerine
düşmanın hata yapmasını beklemiştir.
İskoçların papazların baskısıyla hakim Doon Tepesi'nden
aşağı inip dar alana sıkışması üzerine, Cromwell ve Lambert düşmanın sağ
kanadına beklenmedik bir baskın düzenlemiş; sol kanadı dere ile tepe arasında
sıkıştırarak iki katı büyüklükteki düşman ordusunu paramparça etmiştir.
Gerçek askeri deha, düşmanı istemediği zeminde savaşmaya
zorlamak, ikmal hatlarını kesmek, gerisine sızmak ve rakibin hatalarından
faydalanmaktır.
Kış Seferi / 1674-75
XVII. yüzyılda Fransa, müttefiklerini kaybetmiş; İspanya,
Hollanda, Danimarka, Avusturya ve Alman prenslerinden oluşan büyük bir düşman
koalisyonuyla karşı karşıya kalmıştır.
Turenne, Palatinate bölgesini boşaltıp Ren Nehri gerisine
çekilmek zorunda kalmıştır. Müttefik Alman kuvvetleri (Bournonville ve
Brandenburg Elektörü) Alsas'a yayılmış, Strasbourg ile Belfort arasında geniş
kışlık ordugahlar kurmuştur.
Turenne kış ortasında harekete geçerek ilk büyük stratejik
baskınını başarmıştır.
Düşmanı aldatmak için Orta Alsas kalelerini savunma
pozisyonuna getirdikten sonra sahra ordusunu gizlice Doren'e çekmiştir.
Kuzeyden terk ettiği Alsas'a hiç beklenmedik bir şekilde en
güneyden (Belfort üzerinden) tekrar girmiştir.
Alman kuvvetleri dağılarak Ren'in ötesine (Brandenburg'a)
çekilmek zorunda kalmış, Fransızlar kış ordugahlarında üstünlüğü yeniden ele
geçirmiştir.
Turenne, "Çok iyi yetişmiş askerler, boş yere feda
edilemeyecek kadar değerlidirler" kuralına sadık kalarak, doğrudan kıyım
yerine zeki manevralarla zafer kazanmıştır.
Düşmanın fiziki gücünü yok etmektense; onun lojistik
düzenini, moralini ve karar alma mekanizmasını dolaylı tutumla felç etmek kesin
sonucu getirmiştir.
XVIII. Yüzyıl Marlborough ve Frederick
Avusturyalı Prens Eugene, İtalya'daki Rivoli Boğazı'nı
kapatan Fransız General Catinat'ya karşı geçilmez sanılan dağ geçitlerini
gizlice keşfetmiş, geniş bir kavis çizerek ovalık alana inmiştir. Aldatıcı
manevralarla Fransızları Chiari’de taarruza kışkırtarak ağır kayıplar
verdirmiş; bu başarı Savoy Dükü'nin taraf değiştirmesini sağlayarak İtalya'daki
Fransız gücünü felce uğratmıştır.
Marlborough'un Tuna Seferi
Fransa-Bavyera müttefik ordusu Viyana'yı tehdit ederken
Marlborough ordusunu Meuse'den Tuna'ya kaydırma kararı almış, yürüyüş
güzergahını sürekli değiştirerek (Moselle, Alsas, Ren); Fransızların hedefini
anlamasını 6 hafta boyunca engellemiştir.
Marlborough ve Eugene, Margrave'i Ingolstadt kuşatmasına
gönderip Fransız-Bavyera ordusu (Tallard ve Marsin) ile 56.000'e 60.000 sayısal
dengede karşı karşıya gelmiştir.
Muharebenin sonucunda Fransızların "yenilmezlik"
imajı yıkılmış, Viyana kurtarılmıştır.
Sabit kalelere, tahkimat hatlarına ve depolara bağımlı 18.
yüzyıl askeri doktrini; hareket kabiliyeti, hız ve şaşırtmaya dayalı
stratejiler karşısında etkisiz kalmıştır.
Büyük Frederick
Prusya Kralı Büyük Frederick Silezya'yı erken ele geçirip
savaştan çekilerek pragmatik bir dolaylı tutum sergilemiş ve Prusya'ya büyük
devlet statüsü kazandırmıştır.
Yedi Yıl Savaşı / 1756-1763
Çevresini saran geniş koalisyona (Avusturya, Fransa, Rusya,
İsveç) karşı merkezî konumunu kullanarak, düşmanları birbiriyle birleşmeden
teker teker avlamaya çalışmıştır.
Frederick doğrudan taarruzlara yöneldiğinde, elde ettiği
zaferler Prusya'yı yıkımın eşiğine getiren ağır kayıplara (Pirus zaferlerine)
dönüşmüştür.
Fransız İhtilali ve Napolyon Bonapart
Napolyon’un stratejisi, düşmanın gerisine yönelmek ve
"stratejik barajlar" kurmaktır.
Düşman orduları dakikada ortalama 70 adım atarken, Fransız
birlikleri dakikada 120 adıma ulaşan bir yürüyüş temposu kazanmıştır.
Ordunun kendi kendine yetebilen bağımsız tümenlere bölünmesi
sayesinde, tek bir hantal kütle olmaktan çıkıp esnek bir yapıya kavuşmuştur.
Napolyon’un İtalya Seferleri
1796'da Bonapart, düşmanın "birleşim noktasını"
hedef alarak Piyemonte ile Avusturya ordularını birbirinden ayırmış; önce küçük
düşman olan Piyemonte'yi barışa zorlamıştır.
Napolyon birliklerini tek bir kütle yerine geniş bir ağ gibi
konuşlandırmış, düşman bir noktaya girdiğinde çevre birliklerle onu kuşatıp
ezmiştir.
Mısır dönüşü Birinci Konsül olan Napolyon, Alpleri St.
Bernard geçidinden aşarak İtalya'daki Avusturya ordusunun gerisindeki Milan'a
geçmiş, stratejik bir baraj oluşturarak düşmanın çekilme ve ikmal yollarını
kesmiştir.
Austerlitz Zaferi / 1805
Napolyon, Kutusov komutasındaki Rus-Avusturya ordusunun
İtalya’dan dönen birliklerle birleşmesini önlemek istemiştir. Düşmanı erken bir
muharebeye kışkırtmak için zayıf göründüğü izlenimini vermiş; Brünn’de 80.000
kişilik düşman karşısında sadece 50.000 asker toplamış ve barış teklifleriyle
psikolojik bir aldatma (yem) uygulamıştır.
Austerlitz’de düşmanı zayıf sol kanadına taarruz etmeye
teşvik ederek hattını uzatmaya zorlamış; zayıflayan merkez kesime
("birleşim noktası") sert bir darbe indirerek kesin zafer
kazanmıştır.
Yarımada Savaşı
Fransızların nizami İspanyol ordularını yenmesi, direnci
bitirmemiş; aksine İspanyolları ele geçirilemez bir gerilla ağına yöneltmiştir.
Wellington, sadece 20.000-25.000 kişilik bir İngiliz
kuvvetiyle Portekiz’i savunurken, Fransızların bölgeye 100.000’den fazla asker
yığmasını zorunlu kılmıştır. Bu durum, Fransızların ana cephelerdeki (örneğin
Avusturya karşısındaki) gücünü zayıflatmıştır.
İngiltere'nin Yarımada'daki az sayıda birlik ve gerilla
desteğiyle yürüttüğü yıpratma savaşı, doğrudan devasa muharebelere girmeden bir
imparatorluğun insan ve lojistik kaynaklarını kurutmanın ("İspanya
Ülseri") en belirgin yüksek strateji örneğidir.
1812 Rusya Seferi
Napolyon'un 450.000 kişilik devasa ordusu (Grande Armée),
hareket kabiliyetini kaybetmiş ve hantal bir hat düzenine mahkûm olmuştur.
Rus ordusu doğrudan muharebeye girmekten kaçınarak geri
çekilmiş; Napolyon’un imha etmek/yok etmek istediği hedefi sürekli boşlukta
bırakmıştır.
1813 Almanya Seferi
Müttefiklerin Bohemya üzerinden Dresden’e (gerisine)
sarkması üzerine Napolyon, taarruzu seçmiş Dresden’de taktik zafer kazansa da
müttefik ordusunu yok edememiştir.
Müttefiklerin üç koldan baskısıyla Leipzig’de ağır bir
yenilgi almıştır.
Fransa Seferi (1814)
Napolyon, Blücher (Prusya) ve Wellington (İngiliz)
ordularının "birleşim noktasına" girerek zamanlama açısından
stratejik bir baskın düzenlemiştir.
Waterloo’da Napolyon, Wellington’ın güçlü mevzilerine
düpedüz dolaysız (cepheden) taarruz etmiş, ağır kayıplar vermiştir.
Mareşal Grouchy’nin Prusyalıları engelleyememesi Napolyon’un
nihai çöküşünü hazırlamıştır.
Ordu büyüdükçe lojistik bağımlılık artar, esneklik ve
aldatma kabiliyeti düşer. Napolyon ordusunu büyüttükçe "dolaylı
tutum" esnekliğini kaybedip doğrudan yıpratma savaşlarına kaymıştır.
Zafer, düşman ordusunu fiziki olarak son kişisine kadar yok
etmekle değil; onun zihinsel, lojistik ve stratejik dengesini (ekilibriyumunu)
bozarak kaçmaya veya teslim olmaya zorlamakla ("Dolaylı Tutum")
kazanılır.
1854- 1914
Kırım Savaşı / 1853–1856
Stratejik esneklikten yoksun, körlemesine cephe
taarruzlarının başarısızlığı…
İş, bilim ve düşünce dünyasının yenilikçi etkisinden uzak
kalan, sadece tören alanlarına ve bürokrasiye hapsolan profesyonel askerlik
yapısı; üst kademe sevk ve idarede büyük sakatlıklar ve stratejik körlük
doğurmuştur.
Amerikan İç Savaşı / 1861–1865
Demiryolları stratejiye hız kazandırmış fakat esnekliği
öldürmüştür. Orduları dar ve sabit hatlar boyunca iş görmeye mahkûm etmiştir.
Demiryolları devasa orduları ileriye taşıyabilmiş ancak
onları daha etkili savaştırmaktan ziyade sadece besleyebilmiştir.
Lee’nin Kuzey istilası, Gettysburg'da Meade'in güçlü
mevzilerine yapılan doğrudan/cepheden taarruz ısrarı yüzünden Konfederasyon
kuvvetlerinin yarısının kaybıyla yıkıma dönüşmüştür.
Grant, Lee ordusunu yıpratarak yok etme ("sürekli
darbe") stratejisi uygulamıştır. Ancak doğrudan temas ve kanlı cephe
taarruzları büyük kayıplara (Wilderness, Cold Harbor) yol açmış, Birlik
ordusunda moral çöküntü yaratmıştır.
William T. Sherman
Sherman, orduları felç eden sabit demiryolu ikmal hattı
bağımlılığını teşhis eden ilk komutandır.
Ağırlıkları en aza indirerek ordusunu kendi kendine yeten,
60.000 kişilik hafif bir "uçan yürüyüş kolu" haline getirmiştir.
Sherman'ın az kayıplı, doğrudan sonuca ve moral/ekonomik
merkezlere odaklanan stratejisi, demokratik yönetimler için ideal modeldir.
Yeni teknolojiler (demiryolları) stratejik hız kazandırsa da
esneklikten ödün verildiğinde orduları kilitler. Stratejik özgürlük ancak
lojistik zincirlerin esnetilmesiyle mümkündür.
Helmuth von Moltke
Avusturya - Prusya Savaşı / 1866
Prusya'nın kuyruktan dolma tüfek üstünlüğü ve Moltke'nin
kuvvetlerini 250 mili aşan geniş bir cephede indirmesi stratejik bir esneklik
sağlamıştır.
Prusya ordusunun geniş alana yayılması Avusturya
komutanlığında zihinsel bir huzursuzluk yaratmış, planlanmamış bir dolaylı etki
doğurarak Königgrätz'deki kesin zaferin zeminini hazırlamıştır.
Fransa - Prusya Savaşı / 1870
Alman 3. Ordusu'nun beklenmedik yan manevraları ve Fransız
kuvvetlerinin felce uğraması, tasarlanan meydan muharebelerinden daha kesin
sonuçlar üretmiştir.
Ordu’nun bağımsız ilerleyişi Fransız MacMahon ordusunu
tuzağa düşürmüş ve Sedan'da teslim olmalarını sağlamıştır.
Rus-Japon Savaşı
Alman doktrinini izleyen Japon stratejisi, Rusya'nın
Trans-Sibirya demiryolu hattı gibi son derece hassas ve dar ikmal hattını
kesmek yerine Rus ordusuna göğüs göğüse doğrudan saldırmayı tercih etmiştir.
Japonlar, Sedan benzeri bir kuşatma zaferi elde etmek
amacıyla Port Arthur'u hedef almış ancak bu strateji ağır kayıplara yol açan
yıpratıcı bir sürece dönüşmüştür.
Mukden muharebesi sonrasında Japon ordusu tükenmiş, elindeki
kuvvetlerin henüz çok azını kullanmış olan Rusya ile barış yapmak zorunda
kalmıştır.
2500 Yıldan Çıkarılan Sonuçlar
Kitapta 280'den fazla askeri harekat incelenmiştir. Bunlardan
yalnızca altısı (Issos, Gavgamela, Friedland, Wagram, Sadowa ve Sedan) düşmanın
asıl ordusuna doğrudan stratejik taarruz planıyla kesin sonuca ulaşmıştır.
Doğrudan tutum (direkt saldırı) tarih boyunca genel bir
kural/klasik yöntem olarak görülmüş olmasına rağmen dolaylı tutumun, zafer
kazanmada en verimli ve ekonomik yol olduğu görülmüştür.
Tarihteki en başarılı komutanlar, güçlü bir mevzide
konuşlanmış düşmana karşı doğrudan taarruz etmekten kaçınmışlardır.
Kesin zaferle sonuçlanan muharebelerde ortak nokta; çarpışma
başlamadan önce düşmanın psikolojik ve fiziksel dengesinin ("yem"
veya "tuzak" gibi yöntemlerle) altüst edilmiş olmasıdır.
BÖLÜM 2: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI STRATEJİSİ
Planlar ve Bunların 1914'te Batı Harekât Alanında Uygulanışı ve Sağladığı
Sonuçlar
150 millik dar Fransız-Alman sınırı, zorunlu askerlik
sisteminin yarattığı devasa ordular için son derece kısıtlı bir manevra alanı
sunmaktaydı. Fransızların ilk planı (Epinal, Toul, Verdun hattına dayalı) sınır
kalelerine tutunarak düşmanı belirli boşluklara çekmeyi ve ardından dolaylı bir
karşı taarruz geliştirmeyi öngörüyordu.
Genelkurmay Başkanı Joffre yönetiminde hazırlanan Plan XVII
ile savunma yaklaşımı terk edilip Alman merkezine karşı doğrudan bir taarruz
stratejisi benimsenmiştir.
İngiltere, deniz gücünün sağladığı esnek hareket
kabiliyetinden vazgeçerek Fransız sol kanadının bir uzantısı olmayı kabul
etmiştir.
Alman Schlieffen Planı, Fransız sınırındaki tahkimatları
aşmak için Belçika üzerinden geniş bir çark hareketi (kuşatma) yapmayı öngören
dolaylı ve esnek bir stratejiye dayanıyordu. Planın ana fikri; sağ kanadı
maksimum düzeyde güçlü tutmak, sol kanadı ise zayıf bırakarak Fransız ordusunu
içeri çekmek ve onları arkadan kuşatarak ezmek üzerine kuruluydu.
Alman sağ kanat komutanı Kluck'un, Le Cateau sonrasında
Paris'in dışından dolanmak yerine içeriye (güneydoğuya) doğru yönelerek Schlieffen
Planı'ndan sapmıştır.
Kluck'un bu yön değişimi neticesinde 1. ve 2. Alman Orduları
arasında 30 millik bir gedik oluşmuştur.
İngiliz Görev Kuvveti'nin bu gediğe doğru ilerlediği haberi,
Alman Yüksek Komutanlığı'nda moral çöküntü yaratarak Bülow ve Kluck'un geri
çekilmesine neden olmuştur.
Özetlersek, Marne Muharebesi'nin kaderini bir sarsıntı ile
bir gedik tayin etmiştir.
Marne sonrasında her iki taraf da birbirinin batı böğrünü
kuşatmaya çalışmış, ancak bu çabalar sonuçsuz kalarak cepheyi Ypres ve Belçika
kıyılarına kadar uzatmıştır (Denize Yarış).
Her iki tarafın doğrudan taarruzlarla bir sonuca
ulaşamayacağı anlaşıldığında, İsviçre sınırından Kuzey Denizi'ne kadar uzanan
kesintisiz siper hatları kurulmuş ve Batı Cephesi tam bir stratejik
kilitlenmeye (çıkmaza) girmiştir.
Kuzeydoğu Harekât Alanı
Doğu Cephesinin coğrafi yapısı (Rus Polonyası çıkıntısı,
Doğu Prusya, Galiçya, Karpatlar) hesaplanabilir tek sabit unsurken, Rusya'nın
savaşa ne ölçüde katılabileceği belirsizdi.
Almanlar için en ideal strateji, taarruz etmek yerine
Rusları içeri çekerek bir karşı harekete kışkırtmaktı.
Grandük Nikola komutasındaki Rus orduları Doğu Prusya'ya
hızlı bir giriş yaptı. Rennenkampf komutasındaki ordu 19-20 Ağustos'ta
Prittwitz komutasındaki 8. Alman Ordusu'nu geri attı. Samsonov'un da güneyden
girdiğini öğrenip paniğe kapılan Prittwitz, Vistül gerisine çekilmeyi önerince
görevden alındı; yerine Hindenburg ve kurmay başkanı olarak Ludendorff atandı.
Ludendorff, Rennenkampf'ın hareketsizliğinden ve Rusların
telsiz şifrelerini çözebilme avantajından yararlanarak büyük bir risk aldı.
Birlikleri cepheden çekip Samsonov'un üzerine yöneltti.
Tannenberg Muharebesi
Samsonov'un her iki kanadı kuşatılarak imha edildi.
Rusya 250.000 kayıp verdi; ancak bu hamle Almanların
Batı'dan kuvvet ayırmasına neden olarak Fransızların Marne'da toparlanmasını
sağladı.
3. ve 8. Rus Orduları Avusturya sağ kanadını ağır bir
yenilgiye uğrattı (Lemberg). Conrad genel bir çekilme ile Cracow'a kadar
geriledi.
Müttefikini kurtarmak isteyen Almanlar, Doğu Prusya'daki
birliklerle yeni bir 9. Ordu kurarak Polonya'nın güneybatısına kaydırdı ve
Varşova'ya doğru ilerledi.
Rusların karşı taarruza geçip Silezya'yı tehdit etmesi
üzerine Hindenburg-Ludendorff-Hoffmann ekibi, demiryolu ağını yıkarak çekildi
ve ardından 9. Ordu'yu kuzeye (Posen-Thorn) kaydırarak 11 Kasım'da Rus sağ
kanadına beklenmedik bir darbe indirdi (Lodz Manevrası).
Doğu Cephesi'nde 1915 yılının gerçek hikayesini Ludendorff
ile Falkenhayn arasındaki irade güreşi oluşturur.
Brusilov Taarruzu
Haziran 1916'da Rus Generali Brusilov, İtalya'nın isteği
üzerine Luck yakınlarında bir taarruz başlattı.
Beklenmedik bu hamle Avusturya savunmasını felç etti ve
200.000 esir alındı.
Brusilov Taarruzu Falkenhayn'ın Verdun operasyonunu
bitirmesine yol açtı, Romanya'yı savaşa girmeye cesaretlendirdi ve
Falkenhayn'ın düşerek yerine Hindenburg-Ludendorff ikilisinin gelmesini
sağladı.
Rus komutanlığının bu başarıya rağmen direnç noktalarına
körü körüne saldırması 1 milyon kişilik devasa kayba yol açtı. Bu anlamsız
insan kıyımı, Rus ordusunun moralini sıfırlayarak 1917 İhtilali'ne ve askeri
çöküşe zemin hazırladı.
Brusilov Taarruzu'ndan cesaret alan Romanya, Ağustos 1916'da
Müttefikler yanında savaşa girerek Transilvanya'ya doğru doğrudan bir taarruz
başlattı.
Mackensen Tuna'yı geçerek Bükreş üzerine yürüdü ve Romen
ordusunu kuşatma tehdidi altına soktu.
Bükreş düştü, Romanya'nın buğday ve petrol kaynakları ele
geçirildi. Romen ordusu tamamen yok edilemeyip Sereth hattına çekilse de, Aralık
1917'de teslim olmak zorunda kaldı.
Güneydoğu veya Akdeniz Harekât Alanı
Coğrafi ve lojistik zorluklar nedeniyle İtalya, Avusturya’ya
karşı doğu yönünde doğrudan (dolaysız) bir taarruza mahkûm oldu. 2,5 yıl
boyunca sürdürülen muharebeler sonunda İtalyanlar 1.100.000 kayıp verdi.
Çanakkale (Gelibolu) Seferi
Batı Cephesi'ndeki tıkanıklık üzerine Gallieni (Fransa),
Kitchener, Churchill ve Lloyd George (İngiltere) gibi isimler düşmanın
"arka kapısı" sayılan Balkanlar veya Osmanlı Devleti üzerinden bir harekât
uygulanmasını savundular.
Mayın engelleri nedeniyle donanma ilerleyemedi. Churchill İstanbul’un
alınmasını ve Rusya ile temas kurulmasını teklif etti.
Hamilton’ın Suvla Körfezi (Anafarta) çıkarması stratejik
olarak doğru bir dolaylı tutum hamlesi olsa da sonuç felaket oldu.
Filistin ve Mezopotamya Harekât Alanları
Filistin'de Allenby doğrudan Gazze'ye saldırmak yerine şaşırtma
taarruzuyla Türklerin dikkatini bu tarafa çekerek çölden hızlı bir çark
hareketiyle Birüssebi’deki su kaynaklarını ele geçirdi.
T. E. Lawrence yönetimi altına aldığı bölgedeki Araplarla
yürüttüğü gerilla harekâtı, Türklerin ikmal hatlarını kesmeyi ve orduyu
yıpratmayı amaçlıyordu. Bunda da başarılı oldu.
Eylül 1918 Nablus/Eflak (Megiddo) Taarruzu
Allenby hava kuvvetlerini kullanarak Afula'daki ana
haberleşme ve telgraf hatları bombalatarak komuta kademesini "kör, sağır
ve dilsiz" bıraktı.
Araplar Deraa'da demiryolunu keserek ikmali kesti.
Türk orduları (4., 7. ve 8. Ordular) Şam'dan uzanan tek bir
ana demiryoluna ve bunun Deraa, Afule, Hayfa ile Beisan (Baysan) kollarından
oluşan ulaştırma ağına dayanıyordu.
Allenby, söylentiler ve dezenformasyon ile Türklerin
dikkatini kıyı bölgesinden alıp Ürdün (doğu) kanadına çekmiştir.
Türklerin dikkati doğudayken, İngiliz birlikleri gizlice
batıya (kıyıya) kaydırılmıştır.
19 Eylül'de sadece 15 dakikalık yoğun bir topçu hazırlık
ateşinin ardından piyade taarruza geçerek Türklerin iki savunma mevziisi
geçildi.
21 Eylül'de geri çekilmeye çalışan 7. ve 8. Türk Orduları
Nablus-Şeria boğazında uçaklarca imha edilmiş; geride kalan birlikler ve 4.
Ordu sürekli yıpratılarak Halep'e kadar takip edilmiştir.
Savaşın kaderini tayin eden şey can kaybı değil, umudun yok
olmasıdır.
1918 ve Savaşın Sonu
Ludendorff, en az direnişle karşılaşılan hatları izlemek
yerine sertleşen direniş karşısında ihtiyatlarını (yedek kuvvetlerini) azar
azar ve çekingen bir şekilde harcamıştır.
General Pétain ve Foch yönetimindeki Müttefikler, kitlesel
hafif tank desteğiyle Almanların Marne çıkıntısına baskın tarzında bir karşı
taarruz başlatarak inisiyatifi ellerine almışlardır.
Bulgaristan’ın çöküşü Avusturya ve Almanya’nın "arka
kapısını" Müttefiklere açmış ve Hindenburg ile Ludendorff’u 29 Eylül’de
acilen mütareke (ateşkes) istemek zorunda bırakmıştır.
BÖLÜM 3: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI STRATEJİSİ
Hitler'in Stratejisi
Hitler, geleneksel Alman askeri düşüncesinin aksine, asıl
zaferin askeri harekât başlamadan önce kazanılması gerektiğine inanmıştır.
Temel amacı, asker harcamak yerine düşmanı içten çökertmek, moralini bozmak ve
savaşmadan teslim olmasını sağlamaktır.
Bütün hedeflerini Mein Kampf (Kavgam) ve söylevlerinde
açıkça yazmış olmasına rağmen, insan psikolojisini iyi bildiğinden ve "en
doğrudan tutumun en az beklenen hareket tarzı olacağı" kuralını (gizleme
sanatını) kullandığından Müttefikleri gafil avlamıştır.
Muharebelere başlamadan önce şu adımları attı:
1934 Polonya Paktı ile doğu kanadını emniyete alma.
1935 Versay sınırlandırmalarını reddetme ve 1936 Ren
bölgesini askerleştirme.
İspanya İç Savaşı'na müdahale ederek Fransa ve İngiltere'nin
gerisini tehdit etme.
Mart 1938 Avusturya ve Eylül 1938 Münih Anlaşması (Südetler)
ile Çekoslovakya’yı felç etme ve Orta Avrupa’daki Müttefik çemberini kırma.
Mart 1939 Çekoslovakya'nın işgali ile Polonya'yı kanat
doğrultusunda kuşatma.
İngiltere'nin Polonya ve Romanya’ya garanti vermesi büyük
bir hata olmuştur. Bu durum Müttefikleri savunma avantajından mahrum bırakmış,
tecrit edilmiş bir cephede savaşa zorlamıştır.
1940 Batı Taarruzu
lman Komutanlığı, güçlü Majino Hattı’nı doğrudan yarmaktan
kaçınmıştır. Tarafsız Hollanda ve Belçika’ya yapılan "yemleme
taarruzu" ile Müttefik kuvvetleri Belçika sınırındaki savunma
mevzilerinden dışarı çekilmiştir.
Almanlar, ormanlık ve engebeli Ardenler bölgesine küçük ama
etkili zırhlı tümenlerden oluşan vurucu bir kuvvetle baskın yaparak Müttefikleri
geriden kuşatmıştır.
Alman zırhlıları ilerleme sırasında Paris, Amiens, Lille ve
Manş Kıyısı gibi alternatif hedefleri sırayla tehdit ederek Fransız komuta
kademesinde sürekli tereddüt ve belirsizlik yaratmıştır.
Hitler’in Zaferler Dizisi
Hitler, askeri harekât başlamadan önce hedef ülkede nüfuzlu
kişileri ve sempatizanları kullanarak içten çökertme sağlama yoluna gitmiştir.
Hitler, askeri strateji ve düşmanın iradesini kırma
konularında başarılı olsa da; savaştan sonra kalıcı bir barış kurmayı
hedefleyen "yüksek strateji" seviyesinde (tıpkı Napolyon gibi)
yetersiz kalmıştır.
Polonya'nın İşgali / 1939
Alman komutanlar Vistül Nehri'nin batısındaki Polonya
kuvvetlerinin gerisine sarkmış, düşmanın üsleri ve ikmal yollarıyla olan
bağlantısını keserek kesin zafer elde etmişlerdir.
General Guderian öncülüğünde Almanya'da hayata geçirilen
hızlı mekanize savaş doktrini, dünya güç dengesini kökünden değiştirmiştir.
Fransa Seferi / 1940
Alman harekât planı, içinde gizli belgeler bulunan bir
kurmay subayın uçakla yanlışlıkla Belçika topraklarına inmesi sonucu riske
girmiştir.
Bu plan uygulansaydı Almanlar, Müttefiklerin en güçlü
kuvvetleriyle Belçika'da çetin nehir ve şehir savaşlarına girecek ve kesin
zafer kazanamayacaktı.
Müttefikler en seçkin birliklerini Belçika içlerine (Dyle
hattına) ilerletmişlerdir.
Müttefikler Belçika'da ne kadar ileri gittiyse, Almanların
Ardenler üzerinden yapacağı kuşatma manevrası da o kadar etkili hale gelmiş ve
Müttefiklerin gerisini kesmelerini kolaylaştırmıştır.
General Student yönetimindeki paraşütçü birlikler Lahey ve
Rotterdam'a sürpriz baskınlar düzenlemiş, Hollanda ordusunu şaşkınlığa
uğratarak harekâtın 5. gününde teslim olmaya zorlamıştır.
Fransızlar, Almanların topçu desteği gelmeden Meuse Nehrini geçemeyeceğini
(en az 4-5 gün süreceğini) hesapladı. Ancak General Guderian (Sedan'da) ve
Erwin Rommel (Dinant'ta) derhal taarruza geçerek nehri hızla aşmış ve Fransız
savunmasını çökerterek Manş Kıyısı'na doğru hızla ilerlemişlerdir.
Guderian'ın Manş Kıyısı'na ulaşıp İngiliz ordusunu Dünkerk'te sıkıştırmasına az bir mesafe kala,
Hitler ve bazı üst düzey komutanlar (Kleist, Rundstedt) panikleyerek harekâtı
durdurma emri vermiştir.
Bu duraksama İngilizlere zaman kazandırmış; 224.000 İngiliz
ve 114.000 Müttefik askeri deniz yoluyla tahliye edilmiştir.
Dünkerk'teki tereddüt, savaşın nihai kaderini belirleyen en
kritik hatadır.
Rommel, Somme Nehri üzerindeki iki demiryolu köprüsünden
geçerek cüretkâr bir manevrayla Rouen ve Seine Nehri'ne ulaşmış, Fransız ve
İngiliz tümenlerini kuşatarak teslim almıştır.
Guderian, güneydoğuya hızla ilerleyerek 17 Haziran'da
İsviçre sınırına (Pontarlier) ulaşmış ve Majino Hattı'ndaki Fransız ordularının
gerisini tamamen kesmiştir. Fransa aynı gün mütareke talep etmiştir.
Hitler'in Düşmeye Başlaması
1940 Haziranı itibarıyla Almanya, İngiltere ve Sovyetler
Birliği hariç tüm Orta ve Batı Avrupa'ya hakim olmuştur.
Hitler, işgal ettiği ülkelerdeki halkları "Yeni
Düzen"e inandıramamıştır.
Balkanlar Harekâtı / 1941
İngilizlerin Selanik'e çıkması üzerine başlayan Yunanistan
istilasında Almanlar dolaylı bir manevra uygulamıştır.
Trakya'daki ve Arnavutluk'taki Yunan ordularının ulaştırma
hatları kesilmiş, İngiliz birlikleri kuşatılma tehdidiyle geri çekilmek zorunda
kalmış ve Yunanistan hızla düşmüştür.
Barbarossa Harekâtı / Haziran 1941
Hitler Kuzeyde Leningrad'ı alıp Baltık'ı emniyete almak;
güneyde ise Ukrayna'nın tarım ve sanayi kaynaklarını ele geçirmek istiyordu.
Minsk ve Smolensk çevresinde büyük kuşatma muharebeleriyle
yüz binlerce Sovyet askeri esir alındı.
Hitler, Ağustos ayında ağırlığı Moskova yerine Kiev'e
kaydırdı.
Kiev Muharebesinde (Eylül 1941) 600.000'den fazla Rus
askerinin esir alındığı devasa bir taktik zafer kazanıldı.
Moskova taarruzu (Tayfun Harekâtı), erken bastıran kış,
çamur (Rasputitsa) ve Sovyetlerin sert direnci nedeniyle durdu. Hitler,
Generalkurmay Başkanı Brauchitsch'i görevden alarak ordunun doğrudan kontrolünü
üstlendi.
Almanlar 1942'de hedefini Kafkas petrollerine kaydırdı.
Almanlar Don'u geçtikten sonra birliklerini Kafkas
Petrolleri (Güney) ve Stalingrad (Doğu) olarak iki ayrı yöne bölmüş, böylece
stratejik esnekliklerini yitirmişlerdir.
Dar cephede sıkışan Alman ordusunun kanatları Zayıf
Rumen/İtalyan birliklerine bırakılmış; Ruslar kasım ayındaki dolaylı karşı
taarruzla bu kanatları yararak 6. Ordu'yu kuşatmıştır.
Stalingrad felaketi sonrası Ruslar hızla Dnieper'e
ilerlerken, Mareşal von Manstein büyük bir soğukkanlılıkla Rusların
derinlemesine ilerlemesine göz yummuştur.
İkmal hatları kopan Rus kuvvetlerinin böğrüne 26 Şubat'ta
darbe indiren Manstein, 8 kat üstün düşmanı bozguna uğratmış; Harkov ve
Belgorod'u geri alarak cepheyi stabilize etmiştir.
Pasifik Savaşı
Japonya'nın Çinhindi'yi işgali üzerine ABD (Roosevelt)
akaryakıt ambargosu koymuş ve varlıkları dondurmuştur. Ekonomik boğulmayla
yüzleşen Japonya savaşa mecbur kalmıştır.
Pearl Harbour baskını, ABD Pasifik filosunu etkisiz hale
getirerek Japonya'ya bölgede ani bir deniz üstünlüğü kazandırmıştır.
Japonlar Malaya, Singapur, Filipinler, Hollanda Doğu Hint
Adaları (Cava) ve Burma'yı hızla ele geçirmiş; Ancak cephelerini kontrol
edemeyecekleri kadar genişletmişlerdir.
General MacArthur ve Amiral Nimitz, Japonların müstahkem
adalarına tek tek saldırmak yerine, kritik stratejik adaları atlayarak (Island
Hopping) ilerlemişlerdir.
Filipinler'in merkezindeki Leyte'ye yapılan sıçrama, Japonya
ile güneydeki hammadde/petrol kaynakları arasına dev bir takoz saplamış ve
savaşı nihai sonuna yaklaştırmıştır.
İtalyanların Mısır İstilası
İtalyan ordusu, Mısır'daki İngiliz kuvvetlerine kıyasla çok
üstündü. Ancak düşük hareket kabiliyeti, yetersiz mekanizasyon ve idari
aksaklıklar nedeniyle 70 mil ilerledikten sonra Sidi Barrani’de çakılıp
kalmıştır.
9 Aralık'taki ani baskınla İtalyan ordusu dağıtılmış; Sidi
Barrani, Bardia ve Tobruk art arda düşerek 100.000’den fazla esir alınmıştır.
Rommel'in Karşı Taarruzları
Rommel, zayıf kuvvetine rağmen hızlı gece manevraları ve yan
kavrama hareketleriyle İngilizleri 15 gün içinde Cyrenaica dışına atmıştır.
İngilizlerin doğrudan cephe taarruzları, Rommel’in
savunma-taarruz yöntemiyle püskürtülmüştür.
Müttefik denizaltılarının Mihver tankerlerini batırması
sonucu Rommel kronik bir akaryakıt krizi yaşamıştır.
General Montgomery, devasa hava, topçu ve tank üstünlüğüyle
Ekim ayı sonunda taarruza geçmiştir.
Napolyon'un İspanya ve Rusya arasında sıkışması gibi, Hitler
de Afrika ve Rusya (Stalingrad) arasında kuvvetlerini aşırı yayarak çöküşünü
hızlandırmıştır.
Hitler’in Yıkılışı
Stalingrad ve Kafkaslar'dan çekiliş sonrası Almanların
Rusya'da zafer umudu kalmamıştı.
Hitler, arazi vermeyi ve savunmayı reddederek taarruz
ısrarını sürdürdü.
Tunus'ta Mihver kuvvetlerinin esir düşmesi, Sicilya'nın
takviye edilmesini imkansız kıldı; bu durum İtalya'daki Mussolini rejiminin
çöküşünü hazırladı ve "Avrupa Kalesi"nin güney duvarında gedik açtı.
Sicilya Harekatı
Montgomery doğu kıyısından Messina'ya ilerlerken, Patton'un
7. Ordu'su ansızın batıya ve kuzeye yönelip Palermo'yu aldı. Alternatif
hedeflerin aynı anda tehdit edilmesi İtalyan ordusunu tamamen saf dışı bıraktı.
Normandiya Çıkarması / 1944
Alman Başkomutanı Rundstedt, Müttefiklerin geçmişte hep
"en kısa yolu" ve "en yüksek hava korumasını" tercih
ettiklerini bildiğinden, çıkarmanın Dieppe-Calais arasına yapılacağına kesin
gözüyle bakıyordu.
Hitler ve Rommel Normandiya'dan şüphelense dahi Alman
ihtiyatlarının çoğu Manş'ın dar kısmında (Seine nehrinin doğusunda) çakılı
kalmıştır.
Müttefikler aynı anda hem Le Havre hem de Cherbourg
limanlarını tehdit eder bir pozisyon alarak Almanları ikileme sokmuştur.
Çıkarmanın doğu kanadındaki İngiliz kuvvetleri (Caen
bölgesinde) zırhlı Alman ihtiyatlarını üstüne çekip onları meşgul ederken bir
"kalkan" görevi görmüş; bu örtü altında batı kanadındaki Amerikalılar
Cherbourg yarımadasını hızla temizleyip yarayı derinleştirmiştir.
Rus İlerlemesi / 1944
Alman komutanların 90 mil gerideki Beresina hattına çekilme
teklifini Hitler'in reddetmesi, Alman 3. Zırhlı ve 4. Ordularının kuşatılmasına
ve Minsk'in düşmesine (3 Temmuz) yol açtı.
Ordunun ikmal hatlarının uzaması ve demiryolu hatlarını
onarma ihtiyacı (stratejik aşırı yayılma kanunu), Almanların toparlanıp karşı
taarruz yapmasına fırsat verdi.
Savaşın başında esnek taarruz metotları uygulayan Hitler,
son safhada "oynak olmayan/katı savunma" emri vererek Alman ordusunun
esnek çekilmesini engellemiş ve yıkımı hızlandırmıştır.
BÖLÜM 4: STRATEJİ VE YÜKSEK STRATEJİ ESASLARI
Strateji Teorisi
Clausewitz, stratejiyi "savaşta amaca ulaşmak için
muharebeleri bir araç olarak kullanmak sanatı" şeklinde tanımlar.
Bu yaklaşım stratejiyi siyaset alanına/yüksek seviyedeki
devlet yönetimine taşımıştır.
Moltke stratejiyi "bir komutanın emrine verilen
imkanların, öngörülen hedefin elde edilmesini sağlayacak biçimde uygulama
alanında kullanılması" olarak tanımlar. Bu tanım komutanın hükümete karşı
sorumluluğunu ve yetki sınırlarını net çizer.
Strateji, siyasal amaçlara ulaşmak için askeri imkanların
dağıtımı ve uygulanması sanatıdır.
Taktik: Askeri imkanların
doğrudan çatışma/savaşma eylemine dönüşmesidir (çatışmanın düzenlenmesi ve
yönetilmesi).
Strateji: Taktiğin bir
üst seviyesidir. Savaşma eylemini mümkün olan en düşük seviyeye indirmeyi
amaçlar.
Yüksek Strateji (Yüce
Strateji): Stratejinin üstündedir. Bir milletin veya müttefikler grubunun tüm
imkanlarını (ekonomik, insan gücü, diplomatik, ticari, moral/psikolojik)
savaşın siyasi hedefine ulaşmak için koordine eder.
Başarılı strateji, eldeki araçlar ile hedeflenen amaç
arasındaki mükemmel dengeye dayanır.
Savaşta her durum iki yüzü olan bir para gibidir. Etkili bir
darbe vurmak (taarruz) için önce düşmanın korunma durumunun kaldırılması
gerekir; bunu sağlamak için de düşmanı geniş bir alana yaymak (dağıtmak)
zorunludur.
Tek bir hedefe kilitlenmek kısır bir tutumdur.
Düşman sizin tek bir hedefe kilitlendiğinizi anlarsa
kendisini kolayca savunabilir.
İkmal/ulaştırma sistemi düşman kuvvetine ne kadar yakın
kesilirse, etkisi o kadar çabuk olur.
Strateji ve Taktiğin Özü
Kapasitenizi aşan amaçlar belirlemeyin
Amaca giden birden fazla yol vardır, çıkmaz sokaklara
sapmayın.
Düşmanın en az beklediği, önceden sezemeyeceği yolu tercih
edin.
Alternatif hedefler kapsayan bir hareket tarzı benimseyin,
böylece düşmanı ikilemde (çıkmazda) bırakırsınız.
Başarısızlığa uğramış bir taarruzu aynı istikamette
tekrarlamayın.
Milli Hedef ve Askeri Amaç
Milletler savaşmak için değil, politik/siyasi bir amaca
ulaşmak için savaşırlar. Askeri amaç, daha iyi bir barış durumuna ulaşmak için
sadece bir araçtır.
Clausewitz'in "Savaş şiddetin son sınırına kadar
sürdürülmesidir" ilkesi, siyasi amacı askeri araçların kölesi yapmıştır.
Strateji: Sadece askeri zaferin kazanılmasıyla ilgilenir.
Yüksek Strateji: Barışın kazanılmasıyla ilgilenir. Bütüncül
ve geleceğe dönüktür.
Bugünün düşmanı, yarının müşterisi ve geleceğin
müttefikidir.
Bir ülkeyi ve kaynağı tamamen tahrip etmek, savaştan sonra
kazanılan barışı sürdürülemez ve ekonomik olarak iflas etmiş kılar.
I. Dünya Savaşı sonrası mekanize birlikler düşmanla cepheden
kanlı muharebelere girmek yerine; düşmanın zayıf noktalarından derinliklere
sızarak ikmal yollarını, ulaştırma hatlarını ve komuta merkezlerini kesmeyi
sağladı.
Almanya, sadece 6-10 mekanize tümen ve hava desteğiyle
Polonya ve Fransa'yı haftalar içinde çökertti. Bu zaferler devasa imha
muharebeleriyle değil, ikmal ve komuta sistemini felç eden stratejik
manevralarla ve çok az kan dökülerek kazanıldı.
Yüksek Strateji
Asıl amaç, kanlı bir "muharebe" aramak veya
düşmanı fiziksel olarak yok etmek değildir.
Asıl amaç, düşmanı taktiksel olarak direnç gösteremez (felç)
hale getirecek avantajlı bir stratejik durum (stratejik harekat) yaratmaktır.
Yüksek strateji, askeri stratejiyi kontrol altında tutan,
ülkenin tüm kaynaklarını kapsayan daha geniş bir politik alandır.
Savaşta amaç yalnızca askeri zafer kazanmak değil, savaş
sonrasında daha iyi bir barış düzeni kurmaktır.
Gücünü sonuna kadar tüketen bir devlet, zafer kazansa bile
geleceğini iflasa sürükler.
Yıpranarak ulaşılan kötü bir barış, bünyesinde yeni bir
savaşın mikroplarını taşır.
Kuvvetler Dengesi
Zorlama birleşmeler ve tek tipleşmeler düşünsel gelişimi
felce uğratır. Gerçek ilerleme ve canlılık farklılıklardan ve karşılıklı
toleranstan doğar.
Her çeşit iktidar çürür. Mutlak iktidarlar ise kesinlikle
çürür.
Haris / Saldırgan Devletler: Arazi işgalini ve
yayılmayı amaçlayan devletlerdir. Hedeflerine ulaşmak için zafer kazanmak ve
büyük riskler almak zorundadırlar.
Stratejinin ve diplomasinin en önemli kurallarından biri;
sıkıştırılan düşmana kendisini kurtarabileceği ya da aşağı inebileceği bir
merdiven (çekilme yolu) bırakmaktır. Düşmanı umutsuzluğa sevk etmek direncini
sertleştirir.
Gerilla Savaşı
Eğer barış istiyorsanız savaşı, özellikle gerilla ve yıkıcı
(yeraltı) savaş türlerini anlayınız.
Nükleer güç genel bir savaşı caydırırken, düşmanları
gerilla, sızma ve dolaylı/kamufle edilmiş savaş metotlarına teşvik etmiştir.
T. E. Lawrence gerillanın taarruz değerini ve esaslarını
ortaya koymuştur. Arap Ayaklanması, I. Dünya Savaşı'nda gerillanın büyük etki
yaptığı bir örnektir.
Churchill, Lawrence'ın fikirlerinden etkilenerek işgal
altındaki Avrupa'da direnme hareketlerini kışkırtmayı ve desteklemeyi bir
devlet politikası haline getirmiştir.
Tito'nun Komünist Partizanları da bunun etkili bir örneğidir.
Mao, gerilla ile yıkıcı (yeraltı) savaşı birleştirmiş; Japon
işgaline karşı direnirken bir yandan da gelecekte idareyi ele alacak altyapıyı
kurmuştur.
Gerilla Savaşının Stratejik Prensipleri
Gerillada durağanlığa yer yoktur. Taktiksel çatışmalardan ve
zayiattan kaçınılmalı; "vur ve kaç"
ilkesiyle düşman sürekli rahatsız edilerek moralman çökertilmelidir.
Gerillalar "akıcı kuvvet" olmalı, geniş alana
dağılmalı ve asgari hedef oluşturmalıdır.
Gerilla ile mücadele etmek isteyen düzenli bir ordunun
kontrol etmesi gereken alan büyüdükçe ihtiyaç duyduğu asker sayısı katlanarak
artar.
Düzensiz savaş; otoriteye meydan okumayı, kuralları
çiğnemeyi ve yasadışılığı "vatanseverlik" adı altında övgüye değer
bir nitelik haline getirir. İstilacı gittikten sonra bile bu durum meşru
otoriteye saygısızlık olarak devam eder.
Napolyon'a karşı İspanya'daki gerilla başarısı, savaştan
sonra yarım yüzyıl süren iç silahlı ayaklanmalar salgınına yol açmıştır.
EKLER
1940-1942 Kuzey Afrika Seferinde Uygulanan Dolaylı Tutum Stratejisi (İngiliz
Ortadoğu Kuvvetleri Komutanlığı'nın 1942 Yılında Tuğgeneral Eric Dorman-Smith’in,
bu eserin yazarına gönderdiği mektup)
1940 Sidi Barrani Muharebesi ve İtalyanların Bozguna Uğratılması
İngiliz komutanlığı önce standart talimnamelere uygun,
gündüz saatlerinde yapılacak riskli bir cephe taarruzu (prova) planlamıştı.
O'Connor, Galloway ve mektubu yazan subay bir araya gelerek
ezber bozan bir plan hazırladı.
İngiliz ve Hint birlikleri İtalyan mevzilerine beklenmeyen
bir yönden —geriden ve topçu hazırlık ateşi olmadan (baskın unsuruyla)—
saldırdı. 7. Zırhlı Tümen İtalyanların arkasına sızarak ikmal hatlarını kesti.
Çok daha az bir kuvvetle İtalyan ordusunun büyük kısmı esir alındı.
Rommel
Churchill ve Wavell’in talimatıyla Tobruk’un elde tutulması
kararı, Rommel’in ivmesini kırdı ve onun dolaylı tutum kozunu tersine çevirdi.
lışılmış usullerden biraz da olsa ayrılmak, tehlikeli bir
şeydir. Ancak bu yapılmaksızın, muharebeyi kazanma şansı da pek azdır.
Arap - İsrail Savaşının Stratejik Bir Analizi (1949 Yılında İsrail
Genelkurmay Başkanı olan General Yigael Yadin'in, Jsrail Silahlı Kuvvetler
Dergisi'nin Eylül 1949 sayısında yayımlanan yazısının özeti)
Muharebesiz veya en az kayıpla zafer kazanmak için stratejik
dolaylı tutumun şu üç amacı gerçekleştirmesi gerekir:
Fiziksel Felç: Düşmanın ulaştırma ve ikmal hatlarını kesmek.
Moral ve İrade Çöküşü: Düşmanın çekilme yollarını tıkayarak
moralini ve savaşma iradesini kırmak.
Komuta-Kontrolün Felç Edilmesi: Yönetim/komuta merkezlerini
vurarak "beyin" (komuta kademesi) ile "vücut" (birlikler)
arasındaki bağı koparmak.
Sayıca ve malzemece üstün olan düşman karşısında
doğrudan/cephesel yıpratma savaşlarına girilmemeli; dolaylı tutum, manevra
kabiliyeti, ikmal/çekilme yollarının kesilmesi ve komuta yapısının felç
edilmesiyle düşman çatışmaya girmeden veya çatışmanın başında pes
ettirilmelidir.
Harekatın Anlatılması, (İsrail Genelkurmay Başkanlığı Savaş Tarihi Dairesi
Başkanı Yarbay N. Lorch tarafından sunulmuştur)
On Bela Harekatı (Operation Ten Plagues) / 15-21 Ekim 1948
Ayin Harekatı (22 Aralık 1948 - 7 Ocak 1949)
Hiram Harekatı (28-30 Ekim 1948)
…