4 Haziran 2026 Perşembe

B. H. Liddell Hart - Strateji Dolaylı Tutum - Notlar

B. H. Liddell Hart - Strateji Dolaylı Tutum - Notlar

Strategy: The Indirect Approach

Mütercim: Selma Koçak, Doruk Yayınları, 2003

 

Savaş, aldatmaya dayanır

 

Üstün sevk ve idare, düşmanın direnişini çarpışmaksızın kırmak demektir.

 

Önsöz/ler

Nükleer silahlar / Kazanılan bu deneyimlerin kesin olarak ortaya koyduğu değerlendirmeye göre, nükleer silahların gelişmesi, her şeyden önce, bunların caydırıcı etkisini yok etmeye yönelecektir.

 

Yeni bir düşünceyi bir amire kabul ettirmenin en sağlam yolu, onu bu fikrin kendisine ait olduğuna inandırmaktır.

 

Bu kitap özel öğrenciler için tarihin bir özeti olmaktan ziyade, tarihe bir ışık tutucu, yol gösterici olarak tasarlandı.

 

BÖLÜM 1: MÖ V. YÜZYILDAN MS XX. YÜZYILA KADAR STRATEJİ

Pratik Bir Tecrübe Kaynağı Olarak Tarih

Askerlikte doğrudan deneyim (savaş) sınırlı olduğu için, başkalarının hatalarından ders çıkarmak hayati önemdedir.

 

Budalalar deneyerek öğrendiklerini söylerler. Bense, başkalarının tecrübelerinden yararlanmayı tercih ederim.

 

Maddi araçlar ve şartlar sürekli değişse de tehlike karşısındaki insan psikolojisi ve moral faktörler sabit kalmaktadır.

 

Psikolojinin fizik üzerindeki üstünlüğü ve daha devamlı oluşu, herhangi bir savaş teorisi temelinin mümkün olduğu kadar geniş olması sonucunu ortaya koymaktadır.

Düşmanın psikolojik ve fiziksel dengesinin altüst edilmesi, onu yenme yolunda girişilen başarılı bir hareket için hayati bir başlangıç oluşturmuştur.

 

Yunan Savaşları - Epaminondas, Philip ve İskender

Maraton

Maraton'da Persler Atina ordusunu yemleyerek şehri savunmasız bırakmaya çalışmıştır.

 

Salamis

Salamis'te Temistokles'in hilesi Pers donanmasını dar boğaza çekerek sayı üstünlüklerini yok etmiştir.

 

Peloponnes Savaşı

Perikles, düşmanı doğrudan savaşla değil, ekonomik ve moral olarak yıpratmayı hedefleyen "Yüksek Strateji" (High Strategy) izlemiştir.

Peloponnes Savaşı’nın ilk safhasında Perikles, karada savaşa girmeyip üstün Atina donanmasıyla düşmanın dengesini yıpratmayı amaçlamıştır.

Veba salgını Atina'nın moral ve ekonomik dengesini bozunca bu strateji yerini Cleon ve Demosthenes'in başarısız dolaysız taarruzlarına bırakmıştır.

Savaşın sonunda Ispartalı Amiral Lisandros, çarpışmaktan kaçınıp Atina'nın buğday ikmal hattını (Çanakkale Boğazı) kesmiş; Aigospotamoi'de Atina donanmasını hazırlıksız yakalayarak tek mermi atmadan ele geçirmiş ve 27 yıllık savaşı bir saatte bitirmiştir.

 

Epaminondas

Isparta’nın Yunanistan’ı ele geçirmesinden sonra Epaminondas komutasındaki Thebai ordusu, MÖ 371'de Leuctra Muharebesi'nde üstün Isparta ordusunu yenmiştir. Epaminondas, askerlik tarihine geçen "eğik düzen" taktiğini uygulayarak en güçlü kuvvetlerini sol kanada yığmış ve düşmanın komuta merkezini ezmiştir.

Leuctra sonrasında Peloponnes içlerine kış ortasında 3 koldan yürüyen Epaminondas, sahra muharebesine girmeden Isparta’nın kontrolündeki bölgelerde yeni devletler (Mesene ve Megalopolis) kurarak Isparta’nın ekonomik ve politik gücünü kökten kesmiştir.

 

Philip ve İskender

Makedonya Kralı Philip, Atina ve Thebai ittifakına karşı Yunanistan egemenliğini ele geçirmek için siyasal, moral ve stratejik dolaylı tutumlar sergilemiştir.

Trakya'ya döneceğini belirten sahte bir mektubun düşman eline geçmesini sağlayarak stratejik geçitlerin boşaltılmasını başarmış, batı geçidini geceleyin aşarak düşmanın gerisine düşmüştür. MÖ 338'deki Chaironeia (Haironeia) Muharebesi'nde sahte bir geri çekilmeyle Atinalıları mevzilerinden çıkarıp alçak araziye çekmiş ve bir karşı darbeyle düşman saflarını dağıtarak Yunanistan'da Makedonya egemenliğini kurmuştur.

 

İskender, Pers donanmasını açık denizde yenmek yerine; Ege, Karya, Likya, Pamfilya ve Orta Anadolu kıyılarını ele geçirerek üslerinden mahrum bırakmış ve donanmayı karadan felce uğratmıştır.

 

İssos Muharebesi öncesinde Darius'un Amanos geçitlerinden İskender'in gerisine sarkmasıyla İskender'in ikmal bağı kesilmiş; ancak İskender taktik üstünlüğü sayesinde durumu kurtarmıştır. Ardından doğrudan Babil'e yürümek yerine Suriye ve Mısır kıyılarına inerek Pers donanmasını oluşturan Fenike kaynaklarını kurutmuş ve Mısır'ın ekonomik gücünü arkasına almıştır. Gaugamela (Arbela) öncesinde Dicle'yi yukarı kesimden geçip Pers ordusunun mevzi değiştirmesini sağlayarak stratejik dengeyi bozmuş ve zafere ulaşmıştır.

 

İskender'in Hint sınırında Kral Poros ile karşılaştığı Hydaspes (Hidaspes) Muharebesi, onun stratejik ve taktik olgunluğunu gösterir. Süvarilerinin nehir boyunca yaptığı gürültülü ve aldatıcı gösteri yürüyüşleriyle Düşman Kral Poros'un dikkatini ve tepki verme yetisini körleştirmiştir. Poros'un ana dikkatini karşısındaki orduya sabitledikten sonra, seçkin bir kuvvetle geceleyin 18 mil yukarıdan nehri geçmiş ve baskın etkisi yaratmıştır. Düşmanın fiziksel, moral ve zihinsel dengesini altüst eden bu hazırlayıcı manevra sayesinde, İskender ordusunun sadece bir kısmını kullanarak Poros'un büyük ordusunu bozguna uğratmıştır.

 

İskender’in ölümünün ardından bütün Asya'yı kontrolü altına alan Antigon'a karşı koyan Kasandros, doğrudan çatışmak yerine stratejik bir ittifak kurmuş ve stratejik bir darbe planlamıştır. Demetrios'un Yunanistan'daki baskısına karşı 31.000 kişi bırakıp ordusunun kalanını Anadolu'ya sevk etmiş; Selevkos (Hindistan'dan getirdiği 500 savaş fili ile) ve Lysimachus ile Antigon'un merkez üssüne yakınsak bir manevra başlatmıştır.

Bu dolaylı tehdit karşısında Antigon, Demetrios'u Yunanistan'dan geri çağırmak zorunda kalmıştır. MÖ 301'deki İpsos Muharebesi'nde dolaylı taktikler ve savaş filleriyle Demetrios'un süvarilerinin geri dönüş yolu kesilmiş, Antigon öldürülmüş ve zafer kazanılmıştır. Kasandros'un planladığı dolaylı tutum, güçler dengesini tamamen değiştirerek imparatorluğun parçalanmasını kesinleştirmiştir.

 

Roma Savaşları Anibal, Scipio ve Sezar

Roma ve Kartaca arasındaki mücadeleler dolaylı tutumun en parlak örnekleridir.

 

Anibal

Roma'nın müttefikleriyle bağını koparmak için sarp yolları ve bataklıkları tercih ederek baskınlar düzenlemiştir.

 

Anibal, MÖ 218'de İspanya'dan yola çıkarak Alp Dağları üzerinden İtalya'ya geçmiştir.

Kuzey İtalya'daki Kelt (Gal) kabilelerini Roma'ya karşı kendi saflarına çekmek amacıyla İspanya'dan yola çıkarak Alp Dağları üzerinden İtalya'ya geçmiştir.

 

Scipio (Afrikanus'un babası), Anibal'i Rhône Nehri geçidinde durdurmaya çalışmış fakat başaramamıştır.

Anibal, çetin ve dolaşık kuzey yollarını kullanarak Lombardiya ovalarına inmiş; üstün süvari gücü sayesinde Ticinus ve Trebia zaferlerini kazanmıştır.

 

Trasimene gölünde tarihin en büyük tuzağını kurmuştur.

MÖ 217'de bataklık yollardan geçerek gerçekleştirdiği şaşırtıcı manevrayla Trasimen Göl Muharebesi'nde Roma ordusunu tuzağa düşürüp yok etmiştir.

 

Diktatör seçilen Fabius, Anibal'in askeri ve süvari üstünlüğünü bildiğinden meydan muharebelerinden kaçınmıştır.

Roma ordusunu daima tepelerde tutmuş, Anibal'in ikmal hatlarını kesmeye ve orduyu çimdikleyici küçük saldırılarla yıpratmaya çalışmıştır.

 

Cannae (Kan) Muharebesi

Roma, tarihinin en büyük ordusunu (8 lejyon, yaklaşık 76.000-80.000 kişi) sahaya sürmüştür.

Anibal, merkezdeki Kelt ve İspanyol birliklerini kasıtlı olarak geri çekip Romalıları içeri çekmiş; ardından tecrübeli Afrikalı piyadeleri ve geriden dolanan süvarileriyle Roma ordusunu tamamen kuşatmıştır (tarihin en ünlü çifte kuşatma/tuzak manevrası).

Roma ordusu neredeyse tamamen (yaklaşık 70.000 kişi) imha edilmiştir.

 

Scipio (Africanus)

MÖ 209'da Cartagena (Yeni Kartaca) kentini ani bir baskınla alarak Kartaca'nın insan ve lojistik kaynaklarını kesmiştir.

Scipio, Fabius'un İtalya'da kalıp Anibal ile savaşma önerisini reddedip doğrudan Afrika'ya (Kartaca topraklarına) geçmiştir.

Gece baskınlarıyla Numidya Kralı Syphax ve Hasdrubal Gisco'nun ordularını büyük kayıplara uğratmıştır.

Masinissa'yı Numidya tahtına ototurtarak Anibal'in en büyük kozu olan Numidya süvarilerini kendi tarafına çekmiştir.

 

İkmal kaynakları kesilen Kartaca, Anibal'i Afrika'ya geri çağırmak zorunda kalır.

Scipio, Anibal'in kendi taktiklerini (özellikle Numidya süvari üstünlüğünü) Anibal'e karşı kullanarak onu mağlup etmiştir.

 

Bu zaferle İkinci Pön Savaşı bitmiş ve Roma, Akdeniz Havzası'nın tek egemen gücü haline gelmiştir.

 

Sezar, Ilerda seferinde düşmanı hiç kan dökmeden, sadece manevra ve aç bırakma yoluyla teslim alarak stratejik bir zafer kazanmıştır.

Sezar, sayıca az olmasına rağmen zaman kazanma, baskın unsuru ve rakibi Pompeius'un zihniyetini doğru okuma avantajı sayesinde hızla ilerleyerek üstünlüğü ele geçirmiştir.

 

Sezar ne zaman düşmana doğrudan taarruz etmişse (Ilerda ilk aşama, Dyrrachium) başarısızlığa uğramış veya ağır kayıplar vermiştir.

Ne zaman manevra, ikmal hattını kesme, düşman askerinin zihnini çelme ve psikolojik baskı (dolaylı tutum) uygulamışsa kan dökmeden veya az kayıpla kesin zafer elde etmiştir.

 

Bizans Savaşları Belisarius ve Narses

Belisarius

378 tarihli Edirne (Adrianople) Muharebesi'nden sonra piyade merkezli klasik lejyon yapısı yerini süvari hakimiyetine bırakmıştır.

Belisarius’un ordusu; mızrak, ok ve ağır zırhla donatılmış, Hun/Pers atlı okçularının hızı ile Got süvarisinin vurucu gücünü disiplinli tek bir savaşçıda birleştiren bir "çevik kuvvet" modelidir (modern tank birliklerinin tarihsel öncülü). Piyade ise süvarinin etrafında manevra yapabileceği sabit bir merkez (mihver) olarak kullanılmıştır.

 

Belisarius'a göre asıl zafer, düşmanı amacından az kayıpla vazgeçirmektir.

Belisarius, 100.000 kişilik Vandal ordusuna karşı sadece 15.000 kişilik seçkin bir kuvvetle (5.000 süvari, 10.000 piyade) Afrika'ya çıkmıştır.

Tricameron Nehri gerisindeki Vandalları kışkırtıcı süvari taarruzlarıyla mevzilerinden çıkarmış, ardından tüm cepheden yüklenerek Vandal ordusunu tamamen dağıtmıştır. Afrika bu sayede kısa sürede yeniden imparatorluğa katılmıştır.

 

Got Kralı Vitiges, Franklarla uğraşmak için Roma'da zayıf bir garnizon bırakınca Belisarius şehri savaşsız ele geçirmiştir.

Vitiges 150.000 kişilik dev bir orduyla dönerken, Belisarius sadece 10.000 kişiyle şehri 1 yıl boyunca savunmuştur. Okçu süvarilerini menzil avantajıyla kullanmış, kışkırtıcı çıkış hareketleriyle Gotları yıpratmıştır.

 

Belisarius sayıca ve kaynakça daima az olduğu için doğrudan imha savaşlarından kaçınmış; düşmanı kışkırtarak kendi seçtiği mevzilere saldırtmıştır.

Düşmanın zihnini, ikmal hatlarını ve psikolojisini hedef alarak; kan dökmeden, manevra, gizlilik (su kemeri sızması gibi) ve süvari hareketliliği ile imparatorluğun sınırlarını yeniden genişletmiştir.

 

Pers Kralı I. Hüsrev Colchis'e (Karadeniz) saldırdığında Belisarius Pers topraklarına ve Asurya'ya akınlar düzenleyerek Hüsrev'in ikmal hattını tehdit etmiş ve onu geri çekilmeye zorlamıştır.

 

Narses

Casilinum Muharebesi, 553 / 80.000 kişilik yaya Frank ordusuna karşı Narses okçularını ve mızraklılarını merkeze koymuş, Frank taarruzunu süvarileriyle yanlardan sararak durdurmuştur.

Frankların baltalarının menzili dışında kalarak onları ok yağmuruyla çaresiz bırakmış; safları bozulan Frank ordusunu imha etmiştir.

 

Belisarius’un geliştirdiği savunma-taarruz stratejisi, Doğu Roma'nın (Bizans) Dark Ages (Karanlık Çağlar) boyunca hayatta kalmasını sağlayan temel askeri sistem olmuştur.

 

Ortaçağ Savaşları

Normanların İngiltere İstislası / 1066

William, düşmanı Harold’ı acele bir taarruza kışkırtmış ve taktik alanda sahte geri çekilme gibi dolaylı yöntemler kullanmıştır.

Hastings öncesinde Norveç Kralı Harald Hardrada ve Tostig'in Yorkshire'a çıkması, İngiltere Kralı Harold'un dikkatini kuzeye çekmiş ve güçlerini bölmüştür.

William (Fatih William), Harold'ı alelacele güneye gelmeye kışkırtarak onu takviyelerinden uzaklaştırmıştır.

Normanlar sahte çekilme manevrasıyla Saxon savunma hattını bozmuş; son safhada yüksek açılı ok atışlarıyla (dolaylı atış) Kral Harold'ı öldürerek kesin zafer kazanmıştır.

William, Londra'ya doğrudan saldırmak yerine etrafındaki ikmal hatlarını keserek "çevresel bir imha çemberi" kurmuş, şehri açlıkla teslim almıştır.

 

Yüzyıl Savaşları

Fransız Komutan Du Guesclin, İngilizlerle ana muharebeye girmekten kesinlikle kaçınmış, düşmanın konvoylarını dağıtmış, müfrezelerini basmış, hoşnutsuz garnizonları gece baskınlarıyla ele geçirmiştir.

Hiçbir büyük meydan muharebesine girmeden 5 yıldan az sürede İngiliz işgal alanını dar bir şeride düşürmüştür.

 

Gül Savaşları / 1461 - 1471

IV. Edward, Lancaster ordusuna karşı 100 milden fazla mesafeyi inanılmaz bir yürüyüş hızıyla katetmiş, Londra'ya giren ilk taraf olarak tahtı ele geçirmiştir.

 

Moğol İstilaları

Dikkati güneydeki Kaşgar yönüne çekip asıl kuvvetlerini kuzeyden sürümüştür.

 

İhtiyat ordusuyla Kızılkum Çölü'nü aşarak hiç beklenmeyen bir yönden, düşman savunmasının tam gerisinde (Buhara'da) ortaya çıkmış ve Harzemşah moralini çökertmiştir.

 

Sabutay

Tuna kıyısındaki Macar ordusuna karşı yavaşça çekilerek onları korunaklı nehir hattından dışarı çekmiş; ardından Sajo Nehri'nde gece manevrası ve baskınla Macar ordusunu imha edip Orta Avrupa'yı ele geçirmiştir.

 

XVII. Yüzyıl - Gustavus, Cromwell ve Turenne

Otuz Yıl Savaşı

Otuz Yıl Savaşı (1618-1648) boyunca sürdürülen harekatların neredeyse hiçbirinde kesin bir stratejik sonuç elde edilememiştir. Savaş, kaynakları ve Avrupa'yı tüketmiştir.

Wallenstein, yoktan var ettiği 40.000 kişilik orduyla Bavyera'yı doğrudan korumak yerine, İsveç Kralı Gustavus Adolphus'un zayıf müttefiki Saksonya'ya yürümüştür.

Saksonya'nın düşme tehlikesi, zaferden zafere koşan İsveç Kralı'nı Bavyera'daki harekatını bırakıp müttefikinin yardımına koşmaya zorlamıştır.

Wallenstein, disiplinli İsveç ordusuyla doğrudan meydan muharebesine girmek yerine mevzilenmiş ve İsveç ikmal hatlarını kesmiştir.

Gustavus, parlak bir yürüyüşle Saksonya'ya ulaşmış ve Lützen Muharebesi gerçekleşmiştir. İsveç ordusu taktiksel bir zafer kazansa da Kral Gustavus'un ölmesi sebebiyle stratejik bir yıkım yaşamıştır.

 

İngiltere İç Savaşı

Cromwell doğrudan saldırılardan kaçınıp düşmanın dengesini bozacak manevralara odaklandı.

Cromwell ise İskoç ordusuna doğrudan saldırmak yerine Nottingham üzerinden geniş bir kavis çizerek düşmanın gerisine ve böğrüne (Preston) sızmıştır.

İskoç ordusunu yürüyüş kolunda yakalayıp parça parça imha etmiş; bu kesin zafer Kral I. Charles'ın yargılanıp idam edilmesinin önünü açmıştır.

 

Dunbar Muharebesi / 1650

Cromwell, Leslie komutasındaki İskoç ordusunun Edinburgh çevresindeki güçlü mevzilerini gördüğünde, elinde fırsat olmasına rağmen yıpratıcı bir cephe taarruzundan kesinlikle kaçınmıştır.

Zorlu hava şartları, hastalıklar ve ikmal sıkıntısı nedeniyle Dunbar'a çekilen Cromwell, elverişsiz şartlarda savaşmak yerine düşmanın hata yapmasını beklemiştir.

İskoçların papazların baskısıyla hakim Doon Tepesi'nden aşağı inip dar alana sıkışması üzerine, Cromwell ve Lambert düşmanın sağ kanadına beklenmedik bir baskın düzenlemiş; sol kanadı dere ile tepe arasında sıkıştırarak iki katı büyüklükteki düşman ordusunu paramparça etmiştir.

 

Gerçek askeri deha, düşmanı istemediği zeminde savaşmaya zorlamak, ikmal hatlarını kesmek, gerisine sızmak ve rakibin hatalarından faydalanmaktır.

 

Kış Seferi / 1674-75

XVII. yüzyılda Fransa, müttefiklerini kaybetmiş; İspanya, Hollanda, Danimarka, Avusturya ve Alman prenslerinden oluşan büyük bir düşman koalisyonuyla karşı karşıya kalmıştır.

Turenne, Palatinate bölgesini boşaltıp Ren Nehri gerisine çekilmek zorunda kalmıştır. Müttefik Alman kuvvetleri (Bournonville ve Brandenburg Elektörü) Alsas'a yayılmış, Strasbourg ile Belfort arasında geniş kışlık ordugahlar kurmuştur.

Turenne kış ortasında harekete geçerek ilk büyük stratejik baskınını başarmıştır.

Düşmanı aldatmak için Orta Alsas kalelerini savunma pozisyonuna getirdikten sonra sahra ordusunu gizlice Doren'e çekmiştir.

Kuzeyden terk ettiği Alsas'a hiç beklenmedik bir şekilde en güneyden (Belfort üzerinden) tekrar girmiştir.

Alman kuvvetleri dağılarak Ren'in ötesine (Brandenburg'a) çekilmek zorunda kalmış, Fransızlar kış ordugahlarında üstünlüğü yeniden ele geçirmiştir.

 

Turenne, "Çok iyi yetişmiş askerler, boş yere feda edilemeyecek kadar değerlidirler" kuralına sadık kalarak, doğrudan kıyım yerine zeki manevralarla zafer kazanmıştır.

Düşmanın fiziki gücünü yok etmektense; onun lojistik düzenini, moralini ve karar alma mekanizmasını dolaylı tutumla felç etmek kesin sonucu getirmiştir.

 

XVIII. Yüzyıl Marlborough ve Frederick

Avusturyalı Prens Eugene, İtalya'daki Rivoli Boğazı'nı kapatan Fransız General Catinat'ya karşı geçilmez sanılan dağ geçitlerini gizlice keşfetmiş, geniş bir kavis çizerek ovalık alana inmiştir. Aldatıcı manevralarla Fransızları Chiari’de taarruza kışkırtarak ağır kayıplar verdirmiş; bu başarı Savoy Dükü'nin taraf değiştirmesini sağlayarak İtalya'daki Fransız gücünü felce uğratmıştır.

 

Marlborough'un Tuna Seferi

Fransa-Bavyera müttefik ordusu Viyana'yı tehdit ederken Marlborough ordusunu Meuse'den Tuna'ya kaydırma kararı almış, yürüyüş güzergahını sürekli değiştirerek (Moselle, Alsas, Ren); Fransızların hedefini anlamasını 6 hafta boyunca engellemiştir.

Marlborough ve Eugene, Margrave'i Ingolstadt kuşatmasına gönderip Fransız-Bavyera ordusu (Tallard ve Marsin) ile 56.000'e 60.000 sayısal dengede karşı karşıya gelmiştir.

Muharebenin sonucunda Fransızların "yenilmezlik" imajı yıkılmış, Viyana kurtarılmıştır.

Sabit kalelere, tahkimat hatlarına ve depolara bağımlı 18. yüzyıl askeri doktrini; hareket kabiliyeti, hız ve şaşırtmaya dayalı stratejiler karşısında etkisiz kalmıştır.

 

Büyük Frederick

Prusya Kralı Büyük Frederick Silezya'yı erken ele geçirip savaştan çekilerek pragmatik bir dolaylı tutum sergilemiş ve Prusya'ya büyük devlet statüsü kazandırmıştır.

 

Yedi Yıl Savaşı / 1756-1763

Çevresini saran geniş koalisyona (Avusturya, Fransa, Rusya, İsveç) karşı merkezî konumunu kullanarak, düşmanları birbiriyle birleşmeden teker teker avlamaya çalışmıştır.

 

Frederick doğrudan taarruzlara yöneldiğinde, elde ettiği zaferler Prusya'yı yıkımın eşiğine getiren ağır kayıplara (Pirus zaferlerine) dönüşmüştür.

 

Fransız İhtilali ve Napolyon Bonapart

Napolyon’un stratejisi, düşmanın gerisine yönelmek ve "stratejik barajlar" kurmaktır.

Düşman orduları dakikada ortalama 70 adım atarken, Fransız birlikleri dakikada 120 adıma ulaşan bir yürüyüş temposu kazanmıştır.

 

Ordunun kendi kendine yetebilen bağımsız tümenlere bölünmesi sayesinde, tek bir hantal kütle olmaktan çıkıp esnek bir yapıya kavuşmuştur.

 

Napolyon’un İtalya Seferleri

1796'da Bonapart, düşmanın "birleşim noktasını" hedef alarak Piyemonte ile Avusturya ordularını birbirinden ayırmış; önce küçük düşman olan Piyemonte'yi barışa zorlamıştır.

Napolyon birliklerini tek bir kütle yerine geniş bir ağ gibi konuşlandırmış, düşman bir noktaya girdiğinde çevre birliklerle onu kuşatıp ezmiştir.

 

Mısır dönüşü Birinci Konsül olan Napolyon, Alpleri St. Bernard geçidinden aşarak İtalya'daki Avusturya ordusunun gerisindeki Milan'a geçmiş, stratejik bir baraj oluşturarak düşmanın çekilme ve ikmal yollarını kesmiştir.

 

Austerlitz Zaferi / 1805

Napolyon, Kutusov komutasındaki Rus-Avusturya ordusunun İtalya’dan dönen birliklerle birleşmesini önlemek istemiştir. Düşmanı erken bir muharebeye kışkırtmak için zayıf göründüğü izlenimini vermiş; Brünn’de 80.000 kişilik düşman karşısında sadece 50.000 asker toplamış ve barış teklifleriyle psikolojik bir aldatma (yem) uygulamıştır.

Austerlitz’de düşmanı zayıf sol kanadına taarruz etmeye teşvik ederek hattını uzatmaya zorlamış; zayıflayan merkez kesime ("birleşim noktası") sert bir darbe indirerek kesin zafer kazanmıştır.

 

Yarımada Savaşı

Fransızların nizami İspanyol ordularını yenmesi, direnci bitirmemiş; aksine İspanyolları ele geçirilemez bir gerilla ağına yöneltmiştir.

 

Wellington, sadece 20.000-25.000 kişilik bir İngiliz kuvvetiyle Portekiz’i savunurken, Fransızların bölgeye 100.000’den fazla asker yığmasını zorunlu kılmıştır. Bu durum, Fransızların ana cephelerdeki (örneğin Avusturya karşısındaki) gücünü zayıflatmıştır.

 

İngiltere'nin Yarımada'daki az sayıda birlik ve gerilla desteğiyle yürüttüğü yıpratma savaşı, doğrudan devasa muharebelere girmeden bir imparatorluğun insan ve lojistik kaynaklarını kurutmanın ("İspanya Ülseri") en belirgin yüksek strateji örneğidir.

 

1812 Rusya Seferi

Napolyon'un 450.000 kişilik devasa ordusu (Grande Armée), hareket kabiliyetini kaybetmiş ve hantal bir hat düzenine mahkûm olmuştur.

Rus ordusu doğrudan muharebeye girmekten kaçınarak geri çekilmiş; Napolyon’un imha etmek/yok etmek istediği hedefi sürekli boşlukta bırakmıştır.

 

1813 Almanya Seferi

Müttefiklerin Bohemya üzerinden Dresden’e (gerisine) sarkması üzerine Napolyon, taarruzu seçmiş Dresden’de taktik zafer kazansa da müttefik ordusunu yok edememiştir.

Müttefiklerin üç koldan baskısıyla Leipzig’de ağır bir yenilgi almıştır.

 

Fransa Seferi (1814)

Napolyon, Blücher (Prusya) ve Wellington (İngiliz) ordularının "birleşim noktasına" girerek zamanlama açısından stratejik bir baskın düzenlemiştir.

 

Waterloo’da Napolyon, Wellington’ın güçlü mevzilerine düpedüz dolaysız (cepheden) taarruz etmiş, ağır kayıplar vermiştir.

 

Mareşal Grouchy’nin Prusyalıları engelleyememesi Napolyon’un nihai çöküşünü hazırlamıştır.

 

Ordu büyüdükçe lojistik bağımlılık artar, esneklik ve aldatma kabiliyeti düşer. Napolyon ordusunu büyüttükçe "dolaylı tutum" esnekliğini kaybedip doğrudan yıpratma savaşlarına kaymıştır.

 

Zafer, düşman ordusunu fiziki olarak son kişisine kadar yok etmekle değil; onun zihinsel, lojistik ve stratejik dengesini (ekilibriyumunu) bozarak kaçmaya veya teslim olmaya zorlamakla ("Dolaylı Tutum") kazanılır.

 

1854- 1914

Kırım Savaşı / 1853–1856

Stratejik esneklikten yoksun, körlemesine cephe taarruzlarının başarısızlığı…

 

İş, bilim ve düşünce dünyasının yenilikçi etkisinden uzak kalan, sadece tören alanlarına ve bürokrasiye hapsolan profesyonel askerlik yapısı; üst kademe sevk ve idarede büyük sakatlıklar ve stratejik körlük doğurmuştur.

 

Amerikan İç Savaşı / 1861–1865

Demiryolları stratejiye hız kazandırmış fakat esnekliği öldürmüştür. Orduları dar ve sabit hatlar boyunca iş görmeye mahkûm etmiştir.

Demiryolları devasa orduları ileriye taşıyabilmiş ancak onları daha etkili savaştırmaktan ziyade sadece besleyebilmiştir.

 

Lee’nin Kuzey istilası, Gettysburg'da Meade'in güçlü mevzilerine yapılan doğrudan/cepheden taarruz ısrarı yüzünden Konfederasyon kuvvetlerinin yarısının kaybıyla yıkıma dönüşmüştür.

Grant, Lee ordusunu yıpratarak yok etme ("sürekli darbe") stratejisi uygulamıştır. Ancak doğrudan temas ve kanlı cephe taarruzları büyük kayıplara (Wilderness, Cold Harbor) yol açmış, Birlik ordusunda moral çöküntü yaratmıştır.

 

William T. Sherman

Sherman, orduları felç eden sabit demiryolu ikmal hattı bağımlılığını teşhis eden ilk komutandır.

Ağırlıkları en aza indirerek ordusunu kendi kendine yeten, 60.000 kişilik hafif bir "uçan yürüyüş kolu" haline getirmiştir.

Sherman'ın az kayıplı, doğrudan sonuca ve moral/ekonomik merkezlere odaklanan stratejisi, demokratik yönetimler için ideal modeldir.

 

Yeni teknolojiler (demiryolları) stratejik hız kazandırsa da esneklikten ödün verildiğinde orduları kilitler. Stratejik özgürlük ancak lojistik zincirlerin esnetilmesiyle mümkündür.

 

Helmuth von Moltke

Avusturya - Prusya Savaşı / 1866

Prusya'nın kuyruktan dolma tüfek üstünlüğü ve Moltke'nin kuvvetlerini 250 mili aşan geniş bir cephede indirmesi stratejik bir esneklik sağlamıştır.

Prusya ordusunun geniş alana yayılması Avusturya komutanlığında zihinsel bir huzursuzluk yaratmış, planlanmamış bir dolaylı etki doğurarak Königgrätz'deki kesin zaferin zeminini hazırlamıştır.

 

Fransa - Prusya Savaşı / 1870

Alman 3. Ordusu'nun beklenmedik yan manevraları ve Fransız kuvvetlerinin felce uğraması, tasarlanan meydan muharebelerinden daha kesin sonuçlar üretmiştir.

Ordu’nun bağımsız ilerleyişi Fransız MacMahon ordusunu tuzağa düşürmüş ve Sedan'da teslim olmalarını sağlamıştır.

 

Rus-Japon Savaşı

Alman doktrinini izleyen Japon stratejisi, Rusya'nın Trans-Sibirya demiryolu hattı gibi son derece hassas ve dar ikmal hattını kesmek yerine Rus ordusuna göğüs göğüse doğrudan saldırmayı tercih etmiştir.

Japonlar, Sedan benzeri bir kuşatma zaferi elde etmek amacıyla Port Arthur'u hedef almış ancak bu strateji ağır kayıplara yol açan yıpratıcı bir sürece dönüşmüştür.

 

Mukden muharebesi sonrasında Japon ordusu tükenmiş, elindeki kuvvetlerin henüz çok azını kullanmış olan Rusya ile barış yapmak zorunda kalmıştır.

 

2500 Yıldan Çıkarılan Sonuçlar

Kitapta 280'den fazla askeri harekat incelenmiştir. Bunlardan yalnızca altısı (Issos, Gavgamela, Friedland, Wagram, Sadowa ve Sedan) düşmanın asıl ordusuna doğrudan stratejik taarruz planıyla kesin sonuca ulaşmıştır.

 

Doğrudan tutum (direkt saldırı) tarih boyunca genel bir kural/klasik yöntem olarak görülmüş olmasına rağmen dolaylı tutumun, zafer kazanmada en verimli ve ekonomik yol olduğu görülmüştür.

 

Tarihteki en başarılı komutanlar, güçlü bir mevzide konuşlanmış düşmana karşı doğrudan taarruz etmekten kaçınmışlardır.

Kesin zaferle sonuçlanan muharebelerde ortak nokta; çarpışma başlamadan önce düşmanın psikolojik ve fiziksel dengesinin ("yem" veya "tuzak" gibi yöntemlerle) altüst edilmiş olmasıdır.

 

BÖLÜM 2: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI STRATEJİSİ

Planlar ve Bunların 1914'te Batı Harekât Alanında Uygulanışı ve Sağladığı Sonuçlar

150 millik dar Fransız-Alman sınırı, zorunlu askerlik sisteminin yarattığı devasa ordular için son derece kısıtlı bir manevra alanı sunmaktaydı. Fransızların ilk planı (Epinal, Toul, Verdun hattına dayalı) sınır kalelerine tutunarak düşmanı belirli boşluklara çekmeyi ve ardından dolaylı bir karşı taarruz geliştirmeyi öngörüyordu.

Genelkurmay Başkanı Joffre yönetiminde hazırlanan Plan XVII ile savunma yaklaşımı terk edilip Alman merkezine karşı doğrudan bir taarruz stratejisi benimsenmiştir.

İngiltere, deniz gücünün sağladığı esnek hareket kabiliyetinden vazgeçerek Fransız sol kanadının bir uzantısı olmayı kabul etmiştir.

 

Alman Schlieffen Planı, Fransız sınırındaki tahkimatları aşmak için Belçika üzerinden geniş bir çark hareketi (kuşatma) yapmayı öngören dolaylı ve esnek bir stratejiye dayanıyordu. Planın ana fikri; sağ kanadı maksimum düzeyde güçlü tutmak, sol kanadı ise zayıf bırakarak Fransız ordusunu içeri çekmek ve onları arkadan kuşatarak ezmek üzerine kuruluydu.

Alman sağ kanat komutanı Kluck'un, Le Cateau sonrasında Paris'in dışından dolanmak yerine içeriye (güneydoğuya) doğru yönelerek Schlieffen Planı'ndan sapmıştır.

Kluck'un bu yön değişimi neticesinde 1. ve 2. Alman Orduları arasında 30 millik bir gedik oluşmuştur.

İngiliz Görev Kuvveti'nin bu gediğe doğru ilerlediği haberi, Alman Yüksek Komutanlığı'nda moral çöküntü yaratarak Bülow ve Kluck'un geri çekilmesine neden olmuştur.

Özetlersek, Marne Muharebesi'nin kaderini bir sarsıntı ile bir gedik tayin etmiştir.

 

Marne sonrasında her iki taraf da birbirinin batı böğrünü kuşatmaya çalışmış, ancak bu çabalar sonuçsuz kalarak cepheyi Ypres ve Belçika kıyılarına kadar uzatmıştır (Denize Yarış).

Her iki tarafın doğrudan taarruzlarla bir sonuca ulaşamayacağı anlaşıldığında, İsviçre sınırından Kuzey Denizi'ne kadar uzanan kesintisiz siper hatları kurulmuş ve Batı Cephesi tam bir stratejik kilitlenmeye (çıkmaza) girmiştir.

 

Kuzeydoğu Harekât Alanı

Doğu Cephesinin coğrafi yapısı (Rus Polonyası çıkıntısı, Doğu Prusya, Galiçya, Karpatlar) hesaplanabilir tek sabit unsurken, Rusya'nın savaşa ne ölçüde katılabileceği belirsizdi.

Almanlar için en ideal strateji, taarruz etmek yerine Rusları içeri çekerek bir karşı harekete kışkırtmaktı.

 

Grandük Nikola komutasındaki Rus orduları Doğu Prusya'ya hızlı bir giriş yaptı. Rennenkampf komutasındaki ordu 19-20 Ağustos'ta Prittwitz komutasındaki 8. Alman Ordusu'nu geri attı. Samsonov'un da güneyden girdiğini öğrenip paniğe kapılan Prittwitz, Vistül gerisine çekilmeyi önerince görevden alındı; yerine Hindenburg ve kurmay başkanı olarak Ludendorff atandı.

Ludendorff, Rennenkampf'ın hareketsizliğinden ve Rusların telsiz şifrelerini çözebilme avantajından yararlanarak büyük bir risk aldı. Birlikleri cepheden çekip Samsonov'un üzerine yöneltti.

 

Tannenberg Muharebesi

Samsonov'un her iki kanadı kuşatılarak imha edildi.

Rusya 250.000 kayıp verdi; ancak bu hamle Almanların Batı'dan kuvvet ayırmasına neden olarak Fransızların Marne'da toparlanmasını sağladı.

 

3. ve 8. Rus Orduları Avusturya sağ kanadını ağır bir yenilgiye uğrattı (Lemberg). Conrad genel bir çekilme ile Cracow'a kadar geriledi.

Müttefikini kurtarmak isteyen Almanlar, Doğu Prusya'daki birliklerle yeni bir 9. Ordu kurarak Polonya'nın güneybatısına kaydırdı ve Varşova'ya doğru ilerledi.

Rusların karşı taarruza geçip Silezya'yı tehdit etmesi üzerine Hindenburg-Ludendorff-Hoffmann ekibi, demiryolu ağını yıkarak çekildi ve ardından 9. Ordu'yu kuzeye (Posen-Thorn) kaydırarak 11 Kasım'da Rus sağ kanadına beklenmedik bir darbe indirdi (Lodz Manevrası).

 

Doğu Cephesi'nde 1915 yılının gerçek hikayesini Ludendorff ile Falkenhayn arasındaki irade güreşi oluşturur.

 

Brusilov Taarruzu

Haziran 1916'da Rus Generali Brusilov, İtalya'nın isteği üzerine Luck yakınlarında bir taarruz başlattı.

Beklenmedik bu hamle Avusturya savunmasını felç etti ve 200.000 esir alındı.

 

Brusilov Taarruzu Falkenhayn'ın Verdun operasyonunu bitirmesine yol açtı, Romanya'yı savaşa girmeye cesaretlendirdi ve Falkenhayn'ın düşerek yerine Hindenburg-Ludendorff ikilisinin gelmesini sağladı.

Rus komutanlığının bu başarıya rağmen direnç noktalarına körü körüne saldırması 1 milyon kişilik devasa kayba yol açtı. Bu anlamsız insan kıyımı, Rus ordusunun moralini sıfırlayarak 1917 İhtilali'ne ve askeri çöküşe zemin hazırladı.

 

Brusilov Taarruzu'ndan cesaret alan Romanya, Ağustos 1916'da Müttefikler yanında savaşa girerek Transilvanya'ya doğru doğrudan bir taarruz başlattı.

Mackensen Tuna'yı geçerek Bükreş üzerine yürüdü ve Romen ordusunu kuşatma tehdidi altına soktu.

 

Bükreş düştü, Romanya'nın buğday ve petrol kaynakları ele geçirildi. Romen ordusu tamamen yok edilemeyip Sereth hattına çekilse de, Aralık 1917'de teslim olmak zorunda kaldı.

 

Güneydoğu veya Akdeniz Harekât Alanı

Coğrafi ve lojistik zorluklar nedeniyle İtalya, Avusturya’ya karşı doğu yönünde doğrudan (dolaysız) bir taarruza mahkûm oldu. 2,5 yıl boyunca sürdürülen muharebeler sonunda İtalyanlar 1.100.000 kayıp verdi.

 

Çanakkale (Gelibolu) Seferi

Batı Cephesi'ndeki tıkanıklık üzerine Gallieni (Fransa), Kitchener, Churchill ve Lloyd George (İngiltere) gibi isimler düşmanın "arka kapısı" sayılan Balkanlar veya Osmanlı Devleti üzerinden bir harekât uygulanmasını savundular.

Mayın engelleri nedeniyle donanma ilerleyemedi. Churchill İstanbul’un alınmasını ve Rusya ile temas kurulmasını teklif etti.

 

Hamilton’ın Suvla Körfezi (Anafarta) çıkarması stratejik olarak doğru bir dolaylı tutum hamlesi olsa da sonuç felaket oldu.

 

Filistin ve Mezopotamya Harekât Alanları

Filistin'de Allenby doğrudan Gazze'ye saldırmak yerine şaşırtma taarruzuyla Türklerin dikkatini bu tarafa çekerek çölden hızlı bir çark hareketiyle Birüssebi’deki su kaynaklarını ele geçirdi.

 

T. E. Lawrence yönetimi altına aldığı bölgedeki Araplarla yürüttüğü gerilla harekâtı, Türklerin ikmal hatlarını kesmeyi ve orduyu yıpratmayı amaçlıyordu. Bunda da başarılı oldu.

 

Eylül 1918 Nablus/Eflak (Megiddo) Taarruzu

Allenby hava kuvvetlerini kullanarak Afula'daki ana haberleşme ve telgraf hatları bombalatarak komuta kademesini "kör, sağır ve dilsiz" bıraktı.

Araplar Deraa'da demiryolunu keserek ikmali kesti.

Türk orduları (4., 7. ve 8. Ordular) Şam'dan uzanan tek bir ana demiryoluna ve bunun Deraa, Afule, Hayfa ile Beisan (Baysan) kollarından oluşan ulaştırma ağına dayanıyordu.

 

Allenby, söylentiler ve dezenformasyon ile Türklerin dikkatini kıyı bölgesinden alıp Ürdün (doğu) kanadına çekmiştir.

Türklerin dikkati doğudayken, İngiliz birlikleri gizlice batıya (kıyıya) kaydırılmıştır.

 

19 Eylül'de sadece 15 dakikalık yoğun bir topçu hazırlık ateşinin ardından piyade taarruza geçerek Türklerin iki savunma mevziisi geçildi.

 

21 Eylül'de geri çekilmeye çalışan 7. ve 8. Türk Orduları Nablus-Şeria boğazında uçaklarca imha edilmiş; geride kalan birlikler ve 4. Ordu sürekli yıpratılarak Halep'e kadar takip edilmiştir.

 

Savaşın kaderini tayin eden şey can kaybı değil, umudun yok olmasıdır.

 

1918 ve Savaşın Sonu

Ludendorff, en az direnişle karşılaşılan hatları izlemek yerine sertleşen direniş karşısında ihtiyatlarını (yedek kuvvetlerini) azar azar ve çekingen bir şekilde harcamıştır.

 

General Pétain ve Foch yönetimindeki Müttefikler, kitlesel hafif tank desteğiyle Almanların Marne çıkıntısına baskın tarzında bir karşı taarruz başlatarak inisiyatifi ellerine almışlardır.

 

Bulgaristan’ın çöküşü Avusturya ve Almanya’nın "arka kapısını" Müttefiklere açmış ve Hindenburg ile Ludendorff’u 29 Eylül’de acilen mütareke (ateşkes) istemek zorunda bırakmıştır.

 

BÖLÜM 3: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI STRATEJİSİ

Hitler'in Stratejisi

Hitler, geleneksel Alman askeri düşüncesinin aksine, asıl zaferin askeri harekât başlamadan önce kazanılması gerektiğine inanmıştır. Temel amacı, asker harcamak yerine düşmanı içten çökertmek, moralini bozmak ve savaşmadan teslim olmasını sağlamaktır.

 

Bütün hedeflerini Mein Kampf (Kavgam) ve söylevlerinde açıkça yazmış olmasına rağmen, insan psikolojisini iyi bildiğinden ve "en doğrudan tutumun en az beklenen hareket tarzı olacağı" kuralını (gizleme sanatını) kullandığından Müttefikleri gafil avlamıştır.

 

Muharebelere başlamadan önce şu adımları attı:

1934 Polonya Paktı ile doğu kanadını emniyete alma.

1935 Versay sınırlandırmalarını reddetme ve 1936 Ren bölgesini askerleştirme.

İspanya İç Savaşı'na müdahale ederek Fransa ve İngiltere'nin gerisini tehdit etme.

Mart 1938 Avusturya ve Eylül 1938 Münih Anlaşması (Südetler) ile Çekoslovakya’yı felç etme ve Orta Avrupa’daki Müttefik çemberini kırma.

Mart 1939 Çekoslovakya'nın işgali ile Polonya'yı kanat doğrultusunda kuşatma.

 

İngiltere'nin Polonya ve Romanya’ya garanti vermesi büyük bir hata olmuştur. Bu durum Müttefikleri savunma avantajından mahrum bırakmış, tecrit edilmiş bir cephede savaşa zorlamıştır.

 

1940 Batı Taarruzu

lman Komutanlığı, güçlü Majino Hattı’nı doğrudan yarmaktan kaçınmıştır. Tarafsız Hollanda ve Belçika’ya yapılan "yemleme taarruzu" ile Müttefik kuvvetleri Belçika sınırındaki savunma mevzilerinden dışarı çekilmiştir.

 

Almanlar, ormanlık ve engebeli Ardenler bölgesine küçük ama etkili zırhlı tümenlerden oluşan vurucu bir kuvvetle baskın yaparak Müttefikleri geriden kuşatmıştır.

 

Alman zırhlıları ilerleme sırasında Paris, Amiens, Lille ve Manş Kıyısı gibi alternatif hedefleri sırayla tehdit ederek Fransız komuta kademesinde sürekli tereddüt ve belirsizlik yaratmıştır.

 

Hitler’in Zaferler Dizisi

Hitler, askeri harekât başlamadan önce hedef ülkede nüfuzlu kişileri ve sempatizanları kullanarak içten çökertme sağlama yoluna gitmiştir.

Hitler, askeri strateji ve düşmanın iradesini kırma konularında başarılı olsa da; savaştan sonra kalıcı bir barış kurmayı hedefleyen "yüksek strateji" seviyesinde (tıpkı Napolyon gibi) yetersiz kalmıştır.

 

Polonya'nın İşgali / 1939

Alman komutanlar Vistül Nehri'nin batısındaki Polonya kuvvetlerinin gerisine sarkmış, düşmanın üsleri ve ikmal yollarıyla olan bağlantısını keserek kesin zafer elde etmişlerdir.

General Guderian öncülüğünde Almanya'da hayata geçirilen hızlı mekanize savaş doktrini, dünya güç dengesini kökünden değiştirmiştir.

 

Fransa Seferi / 1940

Alman harekât planı, içinde gizli belgeler bulunan bir kurmay subayın uçakla yanlışlıkla Belçika topraklarına inmesi sonucu riske girmiştir.

Bu plan uygulansaydı Almanlar, Müttefiklerin en güçlü kuvvetleriyle Belçika'da çetin nehir ve şehir savaşlarına girecek ve kesin zafer kazanamayacaktı.

 

Müttefikler en seçkin birliklerini Belçika içlerine (Dyle hattına) ilerletmişlerdir.

Müttefikler Belçika'da ne kadar ileri gittiyse, Almanların Ardenler üzerinden yapacağı kuşatma manevrası da o kadar etkili hale gelmiş ve Müttefiklerin gerisini kesmelerini kolaylaştırmıştır.

 

General Student yönetimindeki paraşütçü birlikler Lahey ve Rotterdam'a sürpriz baskınlar düzenlemiş, Hollanda ordusunu şaşkınlığa uğratarak harekâtın 5. gününde teslim olmaya zorlamıştır.

 

Fransızlar, Almanların topçu desteği gelmeden Meuse Nehrini geçemeyeceğini (en az 4-5 gün süreceğini) hesapladı. Ancak General Guderian (Sedan'da) ve Erwin Rommel (Dinant'ta) derhal taarruza geçerek nehri hızla aşmış ve Fransız savunmasını çökerterek Manş Kıyısı'na doğru hızla ilerlemişlerdir.

 

Guderian'ın Manş Kıyısı'na ulaşıp İngiliz ordusunu Dünkerk'te sıkıştırmasına az bir mesafe kala, Hitler ve bazı üst düzey komutanlar (Kleist, Rundstedt) panikleyerek harekâtı durdurma emri vermiştir.

Bu duraksama İngilizlere zaman kazandırmış; 224.000 İngiliz ve 114.000 Müttefik askeri deniz yoluyla tahliye edilmiştir.

Dünkerk'teki tereddüt, savaşın nihai kaderini belirleyen en kritik hatadır.

 

Rommel, Somme Nehri üzerindeki iki demiryolu köprüsünden geçerek cüretkâr bir manevrayla Rouen ve Seine Nehri'ne ulaşmış, Fransız ve İngiliz tümenlerini kuşatarak teslim almıştır.

Guderian, güneydoğuya hızla ilerleyerek 17 Haziran'da İsviçre sınırına (Pontarlier) ulaşmış ve Majino Hattı'ndaki Fransız ordularının gerisini tamamen kesmiştir. Fransa aynı gün mütareke talep etmiştir.

 

Hitler'in Düşmeye Başlaması

1940 Haziranı itibarıyla Almanya, İngiltere ve Sovyetler Birliği hariç tüm Orta ve Batı Avrupa'ya hakim olmuştur.

Hitler, işgal ettiği ülkelerdeki halkları "Yeni Düzen"e inandıramamıştır.

 

Balkanlar Harekâtı / 1941

İngilizlerin Selanik'e çıkması üzerine başlayan Yunanistan istilasında Almanlar dolaylı bir manevra uygulamıştır.

Trakya'daki ve Arnavutluk'taki Yunan ordularının ulaştırma hatları kesilmiş, İngiliz birlikleri kuşatılma tehdidiyle geri çekilmek zorunda kalmış ve Yunanistan hızla düşmüştür.

 

Barbarossa Harekâtı / Haziran 1941

Hitler Kuzeyde Leningrad'ı alıp Baltık'ı emniyete almak; güneyde ise Ukrayna'nın tarım ve sanayi kaynaklarını ele geçirmek istiyordu.

 

Minsk ve Smolensk çevresinde büyük kuşatma muharebeleriyle yüz binlerce Sovyet askeri esir alındı.

Hitler, Ağustos ayında ağırlığı Moskova yerine Kiev'e kaydırdı.

Kiev Muharebesinde (Eylül 1941) 600.000'den fazla Rus askerinin esir alındığı devasa bir taktik zafer kazanıldı.

 

Moskova taarruzu (Tayfun Harekâtı), erken bastıran kış, çamur (Rasputitsa) ve Sovyetlerin sert direnci nedeniyle durdu. Hitler, Generalkurmay Başkanı Brauchitsch'i görevden alarak ordunun doğrudan kontrolünü üstlendi.

Almanlar 1942'de hedefini Kafkas petrollerine kaydırdı.

 

Almanlar Don'u geçtikten sonra birliklerini Kafkas Petrolleri (Güney) ve Stalingrad (Doğu) olarak iki ayrı yöne bölmüş, böylece stratejik esnekliklerini yitirmişlerdir.

 

Dar cephede sıkışan Alman ordusunun kanatları Zayıf Rumen/İtalyan birliklerine bırakılmış; Ruslar kasım ayındaki dolaylı karşı taarruzla bu kanatları yararak 6. Ordu'yu kuşatmıştır.

 

Stalingrad felaketi sonrası Ruslar hızla Dnieper'e ilerlerken, Mareşal von Manstein büyük bir soğukkanlılıkla Rusların derinlemesine ilerlemesine göz yummuştur.

İkmal hatları kopan Rus kuvvetlerinin böğrüne 26 Şubat'ta darbe indiren Manstein, 8 kat üstün düşmanı bozguna uğratmış; Harkov ve Belgorod'u geri alarak cepheyi stabilize etmiştir.

 

Pasifik Savaşı

Japonya'nın Çinhindi'yi işgali üzerine ABD (Roosevelt) akaryakıt ambargosu koymuş ve varlıkları dondurmuştur. Ekonomik boğulmayla yüzleşen Japonya savaşa mecbur kalmıştır.

 

Pearl Harbour baskını, ABD Pasifik filosunu etkisiz hale getirerek Japonya'ya bölgede ani bir deniz üstünlüğü kazandırmıştır.

Japonlar Malaya, Singapur, Filipinler, Hollanda Doğu Hint Adaları (Cava) ve Burma'yı hızla ele geçirmiş; Ancak cephelerini kontrol edemeyecekleri kadar genişletmişlerdir.

 

General MacArthur ve Amiral Nimitz, Japonların müstahkem adalarına tek tek saldırmak yerine, kritik stratejik adaları atlayarak (Island Hopping) ilerlemişlerdir.

 

Filipinler'in merkezindeki Leyte'ye yapılan sıçrama, Japonya ile güneydeki hammadde/petrol kaynakları arasına dev bir takoz saplamış ve savaşı nihai sonuna yaklaştırmıştır.

 

İtalyanların Mısır İstilası

İtalyan ordusu, Mısır'daki İngiliz kuvvetlerine kıyasla çok üstündü. Ancak düşük hareket kabiliyeti, yetersiz mekanizasyon ve idari aksaklıklar nedeniyle 70 mil ilerledikten sonra Sidi Barrani’de çakılıp kalmıştır.

9 Aralık'taki ani baskınla İtalyan ordusu dağıtılmış; Sidi Barrani, Bardia ve Tobruk art arda düşerek 100.000’den fazla esir alınmıştır.

 

Rommel'in Karşı Taarruzları

Rommel, zayıf kuvvetine rağmen hızlı gece manevraları ve yan kavrama hareketleriyle İngilizleri 15 gün içinde Cyrenaica dışına atmıştır.

 

İngilizlerin doğrudan cephe taarruzları, Rommel’in savunma-taarruz yöntemiyle püskürtülmüştür.

 

Müttefik denizaltılarının Mihver tankerlerini batırması sonucu Rommel kronik bir akaryakıt krizi yaşamıştır.

General Montgomery, devasa hava, topçu ve tank üstünlüğüyle Ekim ayı sonunda taarruza geçmiştir.

 

Napolyon'un İspanya ve Rusya arasında sıkışması gibi, Hitler de Afrika ve Rusya (Stalingrad) arasında kuvvetlerini aşırı yayarak çöküşünü hızlandırmıştır.

 

Hitler’in Yıkılışı

Stalingrad ve Kafkaslar'dan çekiliş sonrası Almanların Rusya'da zafer umudu kalmamıştı.

Hitler, arazi vermeyi ve savunmayı reddederek taarruz ısrarını sürdürdü.

 

Tunus'ta Mihver kuvvetlerinin esir düşmesi, Sicilya'nın takviye edilmesini imkansız kıldı; bu durum İtalya'daki Mussolini rejiminin çöküşünü hazırladı ve "Avrupa Kalesi"nin güney duvarında gedik açtı.

 

Sicilya Harekatı

Montgomery doğu kıyısından Messina'ya ilerlerken, Patton'un 7. Ordu'su ansızın batıya ve kuzeye yönelip Palermo'yu aldı. Alternatif hedeflerin aynı anda tehdit edilmesi İtalyan ordusunu tamamen saf dışı bıraktı.

 

Normandiya Çıkarması / 1944

Alman Başkomutanı Rundstedt, Müttefiklerin geçmişte hep "en kısa yolu" ve "en yüksek hava korumasını" tercih ettiklerini bildiğinden, çıkarmanın Dieppe-Calais arasına yapılacağına kesin gözüyle bakıyordu.

Hitler ve Rommel Normandiya'dan şüphelense dahi Alman ihtiyatlarının çoğu Manş'ın dar kısmında (Seine nehrinin doğusunda) çakılı kalmıştır.

 

Müttefikler aynı anda hem Le Havre hem de Cherbourg limanlarını tehdit eder bir pozisyon alarak Almanları ikileme sokmuştur.

 

Çıkarmanın doğu kanadındaki İngiliz kuvvetleri (Caen bölgesinde) zırhlı Alman ihtiyatlarını üstüne çekip onları meşgul ederken bir "kalkan" görevi görmüş; bu örtü altında batı kanadındaki Amerikalılar Cherbourg yarımadasını hızla temizleyip yarayı derinleştirmiştir.

 

Rus İlerlemesi / 1944

Alman komutanların 90 mil gerideki Beresina hattına çekilme teklifini Hitler'in reddetmesi, Alman 3. Zırhlı ve 4. Ordularının kuşatılmasına ve Minsk'in düşmesine (3 Temmuz) yol açtı.

Ordunun ikmal hatlarının uzaması ve demiryolu hatlarını onarma ihtiyacı (stratejik aşırı yayılma kanunu), Almanların toparlanıp karşı taarruz yapmasına fırsat verdi.

 

Savaşın başında esnek taarruz metotları uygulayan Hitler, son safhada "oynak olmayan/katı savunma" emri vererek Alman ordusunun esnek çekilmesini engellemiş ve yıkımı hızlandırmıştır.

 

BÖLÜM 4: STRATEJİ VE YÜKSEK STRATEJİ ESASLARI

Strateji Teorisi

Clausewitz, stratejiyi "savaşta amaca ulaşmak için muharebeleri bir araç olarak kullanmak sanatı" şeklinde tanımlar.

Bu yaklaşım stratejiyi siyaset alanına/yüksek seviyedeki devlet yönetimine taşımıştır.

 

Moltke stratejiyi "bir komutanın emrine verilen imkanların, öngörülen hedefin elde edilmesini sağlayacak biçimde uygulama alanında kullanılması" olarak tanımlar. Bu tanım komutanın hükümete karşı sorumluluğunu ve yetki sınırlarını net çizer.

 

Strateji, siyasal amaçlara ulaşmak için askeri imkanların dağıtımı ve uygulanması sanatıdır.

 

Taktik: Askeri imkanların doğrudan çatışma/savaşma eylemine dönüşmesidir (çatışmanın düzenlenmesi ve yönetilmesi).

 

Strateji: Taktiğin bir üst seviyesidir. Savaşma eylemini mümkün olan en düşük seviyeye indirmeyi amaçlar.

 

Yüksek Strateji (Yüce Strateji): Stratejinin üstündedir. Bir milletin veya müttefikler grubunun tüm imkanlarını (ekonomik, insan gücü, diplomatik, ticari, moral/psikolojik) savaşın siyasi hedefine ulaşmak için koordine eder.

 

Başarılı strateji, eldeki araçlar ile hedeflenen amaç arasındaki mükemmel dengeye dayanır.

 

Savaşta her durum iki yüzü olan bir para gibidir. Etkili bir darbe vurmak (taarruz) için önce düşmanın korunma durumunun kaldırılması gerekir; bunu sağlamak için de düşmanı geniş bir alana yaymak (dağıtmak) zorunludur.

 

Tek bir hedefe kilitlenmek kısır bir tutumdur.

Düşman sizin tek bir hedefe kilitlendiğinizi anlarsa kendisini kolayca savunabilir.

 

İkmal/ulaştırma sistemi düşman kuvvetine ne kadar yakın kesilirse, etkisi o kadar çabuk olur.

 

Strateji ve Taktiğin Özü

Kapasitenizi aşan amaçlar belirlemeyin

Amaca giden birden fazla yol vardır, çıkmaz sokaklara sapmayın.

Düşmanın en az beklediği, önceden sezemeyeceği yolu tercih edin.

Alternatif hedefler kapsayan bir hareket tarzı benimseyin, böylece düşmanı ikilemde (çıkmazda) bırakırsınız.

Başarısızlığa uğramış bir taarruzu aynı istikamette tekrarlamayın.

 

Milli Hedef ve Askeri Amaç

Milletler savaşmak için değil, politik/siyasi bir amaca ulaşmak için savaşırlar. Askeri amaç, daha iyi bir barış durumuna ulaşmak için sadece bir araçtır.

 

Clausewitz'in "Savaş şiddetin son sınırına kadar sürdürülmesidir" ilkesi, siyasi amacı askeri araçların kölesi yapmıştır.

 

Strateji: Sadece askeri zaferin kazanılmasıyla ilgilenir.

 

Yüksek Strateji: Barışın kazanılmasıyla ilgilenir. Bütüncül ve geleceğe dönüktür.

 

Bugünün düşmanı, yarının müşterisi ve geleceğin müttefikidir.

Bir ülkeyi ve kaynağı tamamen tahrip etmek, savaştan sonra kazanılan barışı sürdürülemez ve ekonomik olarak iflas etmiş kılar.

 

I. Dünya Savaşı sonrası mekanize birlikler düşmanla cepheden kanlı muharebelere girmek yerine; düşmanın zayıf noktalarından derinliklere sızarak ikmal yollarını, ulaştırma hatlarını ve komuta merkezlerini kesmeyi sağladı.

 

Almanya, sadece 6-10 mekanize tümen ve hava desteğiyle Polonya ve Fransa'yı haftalar içinde çökertti. Bu zaferler devasa imha muharebeleriyle değil, ikmal ve komuta sistemini felç eden stratejik manevralarla ve çok az kan dökülerek kazanıldı.

 

Yüksek Strateji

Asıl amaç, kanlı bir "muharebe" aramak veya düşmanı fiziksel olarak yok etmek değildir.

Asıl amaç, düşmanı taktiksel olarak direnç gösteremez (felç) hale getirecek avantajlı bir stratejik durum (stratejik harekat) yaratmaktır.

 

Yüksek strateji, askeri stratejiyi kontrol altında tutan, ülkenin tüm kaynaklarını kapsayan daha geniş bir politik alandır.

Savaşta amaç yalnızca askeri zafer kazanmak değil, savaş sonrasında daha iyi bir barış düzeni kurmaktır.

Gücünü sonuna kadar tüketen bir devlet, zafer kazansa bile geleceğini iflasa sürükler.

Yıpranarak ulaşılan kötü bir barış, bünyesinde yeni bir savaşın mikroplarını taşır.

 

Kuvvetler Dengesi

Zorlama birleşmeler ve tek tipleşmeler düşünsel gelişimi felce uğratır. Gerçek ilerleme ve canlılık farklılıklardan ve karşılıklı toleranstan doğar.

 

Her çeşit iktidar çürür. Mutlak iktidarlar ise kesinlikle çürür.

 

Haris / Saldırgan Devletler: Arazi işgalini ve yayılmayı amaçlayan devletlerdir. Hedeflerine ulaşmak için zafer kazanmak ve büyük riskler almak zorundadırlar.

 

Stratejinin ve diplomasinin en önemli kurallarından biri; sıkıştırılan düşmana kendisini kurtarabileceği ya da aşağı inebileceği bir merdiven (çekilme yolu) bırakmaktır. Düşmanı umutsuzluğa sevk etmek direncini sertleştirir.

 

Gerilla Savaşı

Eğer barış istiyorsanız savaşı, özellikle gerilla ve yıkıcı (yeraltı) savaş türlerini anlayınız.

Nükleer güç genel bir savaşı caydırırken, düşmanları gerilla, sızma ve dolaylı/kamufle edilmiş savaş metotlarına teşvik etmiştir.

 

T. E. Lawrence gerillanın taarruz değerini ve esaslarını ortaya koymuştur. Arap Ayaklanması, I. Dünya Savaşı'nda gerillanın büyük etki yaptığı bir örnektir.

Churchill, Lawrence'ın fikirlerinden etkilenerek işgal altındaki Avrupa'da direnme hareketlerini kışkırtmayı ve desteklemeyi bir devlet politikası haline getirmiştir.

Tito'nun Komünist Partizanları da bunun etkili bir örneğidir.

 

Mao, gerilla ile yıkıcı (yeraltı) savaşı birleştirmiş; Japon işgaline karşı direnirken bir yandan da gelecekte idareyi ele alacak altyapıyı kurmuştur.

 

Gerilla Savaşının Stratejik Prensipleri

Gerillada durağanlığa yer yoktur. Taktiksel çatışmalardan ve zayiattan kaçınılmalı; "vur ve kaç" ilkesiyle düşman sürekli rahatsız edilerek moralman çökertilmelidir.

 

Gerillalar "akıcı kuvvet" olmalı, geniş alana dağılmalı ve asgari hedef oluşturmalıdır.

 

Gerilla ile mücadele etmek isteyen düzenli bir ordunun kontrol etmesi gereken alan büyüdükçe ihtiyaç duyduğu asker sayısı katlanarak artar.

 

Düzensiz savaş; otoriteye meydan okumayı, kuralları çiğnemeyi ve yasadışılığı "vatanseverlik" adı altında övgüye değer bir nitelik haline getirir. İstilacı gittikten sonra bile bu durum meşru otoriteye saygısızlık olarak devam eder.

Napolyon'a karşı İspanya'daki gerilla başarısı, savaştan sonra yarım yüzyıl süren iç silahlı ayaklanmalar salgınına yol açmıştır.

 

 

EKLER

1940-1942 Kuzey Afrika Seferinde Uygulanan Dolaylı Tutum Stratejisi (İngiliz Ortadoğu Kuvvetleri Komutanlığı'nın 1942 Yılında Tuğgeneral Eric Dorman-Smith’in, bu eserin yazarına gönderdiği mektup)

1940 Sidi Barrani Muharebesi ve İtalyanların Bozguna Uğratılması

İngiliz komutanlığı önce standart talimnamelere uygun, gündüz saatlerinde yapılacak riskli bir cephe taarruzu (prova) planlamıştı.

O'Connor, Galloway ve mektubu yazan subay bir araya gelerek ezber bozan bir plan hazırladı.

İngiliz ve Hint birlikleri İtalyan mevzilerine beklenmeyen bir yönden —geriden ve topçu hazırlık ateşi olmadan (baskın unsuruyla)— saldırdı. 7. Zırhlı Tümen İtalyanların arkasına sızarak ikmal hatlarını kesti. Çok daha az bir kuvvetle İtalyan ordusunun büyük kısmı esir alındı.

 

Rommel

Churchill ve Wavell’in talimatıyla Tobruk’un elde tutulması kararı, Rommel’in ivmesini kırdı ve onun dolaylı tutum kozunu tersine çevirdi.

 

lışılmış usullerden biraz da olsa ayrılmak, tehlikeli bir şeydir. Ancak bu yapılmaksızın, muharebeyi kazanma şansı da pek azdır.

 

Arap - İsrail Savaşının Stratejik Bir Analizi (1949 Yılında İsrail Genelkurmay Başkanı olan General Yigael Yadin'in, Jsrail Silahlı Kuvvetler Dergisi'nin Eylül 1949 sayısında yayımlanan yazısının özeti)

Muharebesiz veya en az kayıpla zafer kazanmak için stratejik dolaylı tutumun şu üç amacı gerçekleştirmesi gerekir:

Fiziksel Felç: Düşmanın ulaştırma ve ikmal hatlarını kesmek.

Moral ve İrade Çöküşü: Düşmanın çekilme yollarını tıkayarak moralini ve savaşma iradesini kırmak.

Komuta-Kontrolün Felç Edilmesi: Yönetim/komuta merkezlerini vurarak "beyin" (komuta kademesi) ile "vücut" (birlikler) arasındaki bağı koparmak.

 

Sayıca ve malzemece üstün olan düşman karşısında doğrudan/cephesel yıpratma savaşlarına girilmemeli; dolaylı tutum, manevra kabiliyeti, ikmal/çekilme yollarının kesilmesi ve komuta yapısının felç edilmesiyle düşman çatışmaya girmeden veya çatışmanın başında pes ettirilmelidir.

 

Harekatın Anlatılması, (İsrail Genelkurmay Başkanlığı Savaş Tarihi Dairesi Başkanı Yarbay N. Lorch tarafından sunulmuştur)

On Bela Harekatı (Operation Ten Plagues) / 15-21 Ekim 1948

 

Ayin Harekatı (22 Aralık 1948 - 7 Ocak 1949)

 

Hiram Harekatı (28-30 Ekim 1948)

 

Alan Stephens, Nicola Baker - Savaşı Anlamak - Notlar

Alan Stephens, Nicola Baker - Savaşı Anlamak - Notlar

21. Yüzyıl İçin Strateji

Making Sense of War

Mütercim: Süleyman Yazır, Phoenix Yayınları, Ankara, 2009

 


Kitap savaşa girme faaliyetinin, kapsamlı ve açık bir analizini yapmaktadır.

 

Önsöz

Birden altıya kadar olan bölümler Alan Stephens, yediden ona kadar olan bölümler Nicola Baker tarafından yazılmıştır. Giriş ve on birinci bölüme her iki yazar da katkıda bulunmuşlardır.

 

Giriş

Uluslararası ortamda yaşanan küreselleşme, bilgi devrimi ve ulus-devlet yapısının aşınması gibi faktörler güvensizliği ve belirsizlikleri artırmıştır.

 

Soğuk Savaş sonrası dönemde çatışmalar daha çok iç savaş niteliğine bürünmüştür. Bu durum insani krizleri ve devletlerin egemenlik hakları ile müdahale sorumlulukları arasındaki yasal/ahlaki açmazları beraberinde getirmiştir.

Bir tarafta ABD gibi yüksek teknolojiye ve ezici güce sahip süper güçler bulunurken, diğer tarafta sınırlı imkânlara sahip veya devletsiz aktörler yer almaktadır.

 

Strateji; siyasi amaçlara ulaşmak için askerî gücün planlanması, yani politika ile uygulama arasındaki köprü olarak tanımlanır.

 

Başarılı bir stratejinin temeli "sonuçlar" (siyasi amaçlar/etkiler), "yollar" (yöntemler) ve "araçlar" (mevcut imkânlar) arasındaki uyuma dayanır. Askerî zaferler, doğrudan siyasi bir amaca hizmet etmediği sürece anlamsızdır.

 

Kitabın Bölümleri

1. ve 2. Bölümler (Teori): Stratejinin doğasını, sonuçlar-yollar-araçlar mantığını ve geleneksel Batı strateji teorilerini ele alır.

3. ve 4. Bölümler (Teoriden Uygulamaya Geçiş): Savaşı yürüten geleneksel yaklaşımları, manevra kavramlarını ve gücün eyleme aktarılışını inceler.

5. ve 6. Bölümler (Uygulamalı Stratejik Kavramlar): Stratejik felç (rakibi eylemsiz bırakarak kazanma) ve şekillendirme (savaşmadan nüfuzla kazanma ve etki odaklı sonuçlar) kavramlarına odaklanır.

7, 8 ve 9. Bölümler (Siyaset, Hukuk ve Asker-Sivil İlişkileri): Savaşın siyasi/sosyal boyutlarını, ABD’nin tek süper güç olarak etkisini, stratejideki hukuki/ahlaki sınırları ve asker-sivil ilişkilerinin yarattığı gerilimleri irdeler.

10. ve 11. Bölümler (İnsani Müdahaleler ve Geleceğin Tehditleri): Silahlı insancıl müdahaleleri, çıkarılacak dersleri ve 21. yüzyıl tehditleri karşısında stratejide neyin kalıcı olup neyin değişeceğini tartışır.

 

1. Nasıl Kazanılır? Stratejinin Doğası

Strateji; kullanılan silahtan, rütbeden veya çatışmanın ölçeğinden bağımsız olarak "nasıl kazanılacağını" gösteren bir teoridir. Başarılı bir strateji; net biçimde tanımlanmış politik hedefler (sonuçlar), bu hedeflere ulaştıracak yöntemler (yollar) ve bunları destekleyecek gerçekçi kaynakların (araçlar) tutarlı bir şekilde bir araya getirilmesine dayanır.

 

Büyük Strateji: Devlet veya kurumların en üst kademesi tarafından belirlenir.

Ulusal çıkarlar doğrultusunda tüm ulusal kaynakların (beşerî, diplomatik, ekonomik, askerî, bilimsel, sanayi) yönlendirildiği temel hedeftir.

 

Stratejik Sonuç: Mevcut durumu, güç dengesini veya kontrolü köklü ve derin biçimde değiştiren eylemdir.

 

Çekim Merkezi: Clausewitz'in ifadesiyle "her şeyin bağlı olduğu güç ve hareket merkezi"dir. Liderlik, ordu, ekonomi veya halkın morali olabilir.

 

Bir eylemi stratejik kılan şey kullanılan silah veya aracın büyüklüğü değil, yarattığı nihai etki ve siyasi amaca katkısıdır.

 

Strateji sabit bir kalıp değil, şartlar, müttefikler ve eldeki araçlar değiştikçe sürekli güncellenmesi gereken dinamik bir düşünce sürecidir.

 

2. Soba Borusu Stratejisi: Stratejik Düşünce Okulları

Geleneksel olarak strateji; kara, deniz, hava, nükleer, gerilla ve terör gibi konuları birbirinden ayrılmış özel alanlar ("soba boruları") halinde ele almıştır.

 

Anakara (Kara) Stratejisi

Kara harekâtlarının tarihsel olarak hâkim savaş şekli olması nedeniyle en eski ve dikkat çekici okuldur.

“Ateş gücü ve manevra” / Kara stratejistlerinin temel özdeyişidir.

 

Deniz Stratejisi

Alfred Thayer Mahan, 19. yüzyılın sonunda, deniz gücünün uluslararası hâkimiyet ve ekonomik zenginlikteki anahtar rolünü savunmuştur.

 

Hava Gücü

Giulio Douhet, hava gücünün en hırslı savunucusudur. Hava kuvvetlerinin, karadaki orduları pas geçip düşmanın gerçek çekim merkezlerine (yönetici elit, nüfus, hükümet) doğrudan yıkıcı darbeler (yüksek patlayıcılar, yangın ve gaz bombaları) indirerek savaşı çabuk ve az kayıpla bitirebileceğini savunmuştur.

 

Nükleer Teori

Kitlesel misillemenin esneksizliği nedeniyle kademeli caydırma, esnek karşılık ve tedrici hızlandırma (risk stratejisi) gibi kavramlar geliştirilmiştir. Ancak nükleer savaşın kontrol edilebilirliği şüpheli görülmüştür.

 

Gerilla Savaşı

Sun Tzu ilkelerine dayanan aldatma, sürpriz, hızlı ve keskin saldırılar ile hemen ardından geri çekilme taktiğidir. Zaman ve geniş arazi, zayıf tarafın güçlüye karşı kullandığı en temel silahlardır.

 

Harekât ilerledikçe örgüt, küçük ve esnek gerilla birimlerinden zırhlı araçlar ve ağır silahlarla desteklenen konvansiyonel/kitlesel bir orduya dönüşür.

 

Gerilla taktiği sadece mevcut yönetici eliti değiştirmeyi hedefleyebilirken; "Halk Savaşı" devletin politik, ideolojik ve ekonomik düzeninde devrimci bir değişiklik yapmayı amaçlar

 

Terörizm

Baskı, bilgi toplama veya cezalandırma amacıyla sistematik olarak korku yaratılmasıdır.

 

Stratejik Dâhiler

Sun Tzu

Çatışmanın siyasi ve psikolojik boyutlarına en yüksek önceliği vermiştir.

Tüm savaşlar aldatmaya dayanır.

 

Carl von Clausewitz

Savaş, politikanın/siyasetin başka araçlarla devamıdır.

Şiddet sadece bir araçtır; amaç, düşmana irademizi kabul ettirmektir.

 

Savaş fiziki yok edişten ziyade düşmanın moral/manevi cesaretini kırma mücadelesidir.

 

Niccolò Machiavelli

İnsanların olayları "olmaları gerektiği gibi" değil, "oldukları gibi" görmelerini savunur.

Korkulmak, sevilmekten çok daha güvenlidir.

Tüm silahlı peygamberler fethetti ve silahsızlar başarısızlığa uğradı.

 

Strateji, nasıl kazanılacağı ile ilgilidir.

 

3. Geleneksel Savaş Kavramları ve Uygulamaları: Strateji Ne Oldu?

Teori sürekli olarak gerçeklik testini geçmelidir.

Savaşta nihai amaç düşmanın savaşma arzusunu kırmak, direniş maliyetinin teslim olma maliyetinden daha yüksek olduğuna karar vermesini sağlamaktır.

İdeal olan, tek bir kurşun atmadan psikolojik, ekonomik ve diplomatik baskı ile zafer kazanmaktır.

 

Zorlama (Coercion): Açık güç kullanımıdır.

 

Baskı (Compellence): Fiziki şiddet veya kabul edilemeyecek bir baskı tehdidi ile yürütülür.

 

Tarih boyunca (özellikle 19. yüzyıla kadar) askeri ve siyasi zafer iç içeydi; devlet başkanı aynı zamanda ordu komutanı olduğu için ordunun yenilmesi devletin de çökmesi anlamına geliyordu

 

Günümüzde bir ülkenin ordusunu yenmek otomatik olarak siyasi zafer getirmemektedir.

1968 / ABD ve müttefikleri askeri olarak Vietkong'u ezmesine rağmen, komünistler ABD kamuoyunu sarsarak devasa bir siyasi zafer kazanmıştır.

 

Yıkıcı darbe: Düşmanın yönetim yapısını, çekim merkezlerini, ana nüfus veya ekonomik kaynaklarını hızlı bir şekilde tasfiye etmeyi amaçlar.

Tarihte güçlü donanmalar (Atina, Portekiz, İngiltere vb.) beklenmedik ve hızlı darbeler vurma kapasitesine sahipti.

Kara ordularında ise coğrafya ve lojistik sınırlamaları hızlı bir yıkıcı darbeyi zorlaştırır.

 

Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları "yıkıcı darbe" kavramını tam olarak gerçekleştiren nadir örneklerdendir.

 

Tedrici Tırmandırma (Risk Stratejisi): Thomas Schelling'in teorileştirdiği bu yaklaşımda, düşmana kademeli olarak artan bir acı/risk düzeyi uygulanır.

 

Kafa Koparma Operasyonları (Decapitation): Düşmanın siyasi/askeri liderliğini, komuta-kontrol mekanizmalarını doğrudan hedef alarak rejimi çökertecek "yıkıcı darbe"yi vurma amacı taşır.

 

Caydırıcılık (Deterrence): Caydırıcılığın temel unsuru güvenilirliktir (karşı tarafın, sizin o gücü ve iradeyi kullanacağınıza inanması gerekir).

 

Çekim Merkezi (Center of Gravity): her şeyin bağlı olduğu güç ve hareket merkezi.

Totaliter rejimlerde diktatörün kendisi çekim merkezi gibi görünse de liderleri ortadan kaldırmak son derece zordur. Ayrıca bir diktatörün ölümü, sıklıkla yerine başka bir baskıcı yapının geçmesiyle sonuçlanır.

 

Savaşın son yılında Almanya'nın petrol tedarik ve dağıtım hatlarının hedef alınması, çekim merkezi analizinin doğru yapıldığında muazzam sonuçlar verdiğini göstermiştir.

 

4. Manevra ve Güç Kullanımı: Stratejiyi Uygulama

Manevra; ister tek bir asker, ister kitle askeri, uçak filosu veya gemi olsun; bir gücü koşulların elverdiği ölçüde en doğru zamanda en avantajlı konuma getirme planıdır.

 

Manevra ve ateş gücü ilkeleri; Büyük İskender, Cengiz Han ve Napolyon döneminden günümüz modern jet savaşlarına kadar değişmeyen, zamansız stratejik esaslardır.

 

Granikos Meydan Muharebesi (M.Ö. 334)

Büyük İskender, piyadenin eğik ilerleyişi ile süvarinin aldatıcı saldırısını birleştirerek Pers hatlarında yapay boşluklar yaratmış ve bu zayıf noktalardan kesin darbeyi vurmuştur.

 

Tsushima Deniz Savaşı (1905)

Amiral Togo (Japonya), yüksek hız avantajını kullanarak Rus filosuna karşı "T Çaprazlaması" (Crossing the T) tekniğini iki kez uygulamış ve Rus gemilerini çapraz ateşe tutarak yok etmiştir.

 

Üstün manevra ve hız gösterisi, bazen hiç ateş açmadan veya tek bir mermi atmadan düşmanın geri adım atmasını (caydırılmasını) sağlayabilir.

 

Amerikan İç Savaşı'nda Birlik Komutanı General Grant'ın uyguladığı "ne pahasına olursa olsun" yaklaşımı, niceliğin (kitlenin) kendi başına bir nitelik olduğunu ve ilham verici manevraları dahi bastırabileceğini göstermiştir.

Zamanla kitlenin tanımı değişmiş, teknolojik gelişmeler, kitleye karşı en büyük meydan okumayı oluşturmuştur.

Günümüzde sayıca az ancak teknolojik olarak ileri, hızlı hareket eden ve bilgi hakimiyetine sahip güçler, büyüklüğe üstün gelmektedir.

 

Clausewitz, yaşadığı dönemin şartları gereği savunmayı savaşın daha güçlü şekli olarak görmüştür. Bu anlayış sayısal üstünlük kuralını ve arazinin sunduğu avantajları ön plana çıkarmıştır.

 

Barut ve topun icadından önce (Örn: Truva Kuşatması) güçlü engellerin arkasına çekilmek en iyi seçenekken; 1453'te İstanbul'un Fethi ile topların surları yıkabileceği kanıtlanmış ve savunma anlayışı kökten değişmiştir.

 

Strateji, daima rakibin zayıf noktasına kendi gücümüzü yönlendirerek uyumsuzluk (süreksizlik) yaratma mücadelesidir.

 

Önceden Davranma (Preemption)

Pearl Harbor (1941), Almanya'nın SSCB'yi işgali (1941) ve İsrail'in Altı Gün Savaşı (1967) ile Osirak Nükleer Santralı saldırısı (1981) tarihsel önleyici müdahale örnekleridir.

11 Eylül Sonrası Değişim (Bush Doktrini): Haziran 2002'de Başkan George W. Bush, geleneksel "caydırıcılık" yerine "Önceden Davranarak Önleme" (Preemption) stratejisini ilan etti.

 

Silahlı Çatışma Hukuku

Savaşta kullanılan gücün miktarını ve türünü sınırlandıran Uluslararası İnsani Hukuk üç temel kavrama dayanır: Askerî Gereklilik, İnsaniyet ve Oransallık.

 

Çin-Vietnam Savaşı (1979): Çin'in sınır geçip 40 km ilerledikten sonra 3 hafta içinde çekilmesi; hedefin sadece "ders vermek" olduğu, Oransallık ve sınırlandırılmış amaç içeren bir güç kullanımı örneğidir.

 

Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları…

 

Satyagraha / Şiddetsiz Direniş

Şiddete dayanmayan pasif direniş

Baskıcı güce (İngiliz yönetimi) violent (şiddetli) tepki vermeyerek, işgalcinin gayrimeşruluğunu ve ahlaksızlığını ortaya çıkarma stratejisidir. Pasif protestocuya saldıran, öldüren askerin vicdani çöküş yaşaması, pasifliği güçlü bir psikolojik ve asimetrik silaha dönüştürmüştür.

 

5. Stratejiyi Şekillendirme: Stratejiyi İşletmek

Silahlı çatışmaya başvurmak genel olarak bir politik başarısızlıktır.

İdeal büyük strateji, hedeflere güç kullanmadan ulaşmayı amaçlar.

Bu süreç üçlü bir hiyerarşiyi takip eder:

 

Şekillendirme (Shaping): Diplomatik, ekonomik, kültürel, sosyal ve askeri araçlarla (tatbikatlar, ittifaklar, ticaret) stratejik çevreyi kendi lehinize etkilemek.

 

Caydırma (Deterrence): Şekillendirmenin yetersiz kaldığı durumlarda, karşı tarafın sizin çıkarlarınıza aykırı eylemlerde bulunmasını engellemek/gözünü korkutmak.

 

Tepki Gösterme (Responding): Caydırıcılık çöktüğünde, hafif yaptırımlardan TKY (Topyakün Savaş) boyutuna kadar uzanan yelpazede güç kullanmak.

 

İttifaklar ve diplomasi "ebedi dostluklara" değil, zamanın fırsatçı "ebedi çıkarlarına" dayanır.

 

Güç Dengesi

Rekabet eden devletlerin veya ittifakların stratejik sonuçlarda üstünlük sağlamak veya dengesizliği önlemek amacıyla askeri, ekonomik ve siyasi araçlarla kurduğu denge durumudur.

SSCB ile ABD arasındaki rekabet.

 

SSCB'nin 1991'de çöküşüyle birlikte NATO'nun varlık nedeni sarsılmış, devasa nükleer ve konvansiyonel gücünün nasıl kullanılacağı belirsizleşmiştir.

 

Avustralya

İkinci Dünya Savaşı'ndaki Japon planlamacılar da Avustralya'yı işgal etmek için gereken gemi ve tümen sayısının hava/deniz engelini aşmak için çok büyük ve maliyetli olduğunu hesaplamışlardır.

 

Avustralya bu jeostratejik tespitle gözetleme, keşif, hava üstünlüğü ve deniz vurucu gücüne öncelik veren bir kuvvet yapısı oluşturmuştur.

 

Terörizm ülke sınırı tanımadığı ve görünür/öngörülebilir araçlara bağlı kalmadığı için yeteneklere dayalı kuvvet planlama metodolojisini bozmaktadır.

 

Etkili bir stratejik yaklaşım "Şekillendir - Caydır - Karşılık Ver" zinciri üzerine kurulur.

 

6. Stratejik Felç: Bir İdeal Olarak Strateji

Düşmanı, onun çekim merkezine (center of gravity) yönelmiş karar alma, manevra ve ateş gücünün kararlı ve son derece hızlı bir birleşimine tabi tutarak iradesini kırma ve sistemi çalışmaz hale getirme teorisidir.

 

Hava kuvvetleri odaklı düşünen John Warden felcin fiziki ve yapısal boyutuna odaklanır.

Beş Eşmerkezli Daire Modeli (Hedef/Çekim Merkezi Analizi):

1. Daire (En İç / En Yüksek Değer): Liderlik (En kritik hedef)

2. Daire: Organik Zaruretler (Sistemik tesisler ve süreçler)

3. Daire: Altyapı

4. Daire: Nüfus / Ulusal İrade

5. Daire (En Dış / En Düşük Değer): Sahadaki Askeri Güçler

 

Düşmanın fiziki çöküşünün otomatik olarak psikolojik teslimiyeti getireceğini varsayması yönüyle doğrusal/mekanik bulunmuştur.

 

Eski bir savaş uçağı pilotu olan John Boyd felcin psikolojik boyutuna ve zihinsel rekabete odaklanır.

 

OODA Döngüsü

Gözlem (Observe): Hasım ve çevre takip edilir.

Çevreye Uyum (Orient): Sürecin en kritik aşamasıdır. Kültür, deneyim, coğrafya ve istihbarat ışığında durum değerlendirilir.

Karar (Decide): Hareket tarzı seçilir.

Eylem (Act): Karar uygulamaya konur ve döngü baştan başlar.

 

Boyd'a göre amaç, zamanı bir müttefik olarak kullanarak OODA döngüsünü rakipte daha hızlı işletmek ve düşmanın karar alma döngüsünün içine girmektir. Düşman ne olduğunu anlayamadan kararlarını geçersiz kılarak onu zihinsel olarak felç etmektir.

 

1991 Irak İşgali

Yoğun ve nokta atışı hava harekâtıyla Saddam Hüseyin'in komuta-kontrol mekanizmaları felç edilmiştir. Düşmanın OODA (Gözlem, Yönelim, Karar, Eylem) döngüsü kırılarak içten dışa felce uğratılmış ve kara savaşının sadece 100 saatte bitmesi sağlanmıştır.

 

2003 Irak İşgali

1991'deki yoğun hava gücü kullanımının aksine, felç edici tempo esas olarak Basra'dan Bağdat'a hızla ilerleyen ortak hava/kara kuvvetleri ile sağlanmıştır.

 

Ağ Merkezli Savaş (NCW)

NCW'nin amacı; denizaltı, kara, hava ve uzaydaki tüm algılayıcıları (sensörleri) ve silah sistemlerini (atıcıları) birbirine bağlayarak ISTAR (İstihbarat, Gözetleme, Hedef Tespiti, Keşif) üstünlüğü sağlamaktır.

Müşterek bir harekât resmini paylaşan farklı kuvvetler, karmaşık emir-komuta zincirlerine takılmadan ortak amaç doğrultusunda eylemlerini hızla uyumlaştırabilir.

 

7. Savaşa Niyetlenmek: Siyasi Zorunluluklar ve Stratejik Düşünceler

Savaş hiçbir zaman yalnızca askeri bir zaferden ibaret değildir; daima stratejik ve siyasi bir amaca (rejimi devirmek, caydırmak, güvenlik sağlamak veya nüfuz artırmak) hizmet eder.

Savaşlar tesadüfen değil, kasıtlı kararlarla başlar.

 

20. yüzyılın ortalarından itibaren devletler arası doğrudan savaşların sayısı önemli ölçüde azalmıştır.

(Çünkü) Küreselleşme, serbest ticaret ve teknolojik gelişmeler sayesinde kaynaklara erişim için toprak işgal etme gereksinimi ortadan kalkmıştır.

 

Yükselen milliyetçilik, demokrasi bilinci ve hafif silahların yaygınlaşması nedeniyle işgal edilen halkları kontrol altında tutmak zorlaşmış ve maliyetli hale gelmiştir.

 

Savaşlar genellikle bölgede olumlu bir dönüşüm sağlama beklentisiyle başlatılır. Ancak rejim değişiklikleri çoğu zaman mezhepsel/etnik dengeleri bozarak (Irak'taki Şii egemenliğinin Sünni komşuları ve Kürt özerkliğinin Türkiye'yi rahatsız etmesi gibi) öngörülemeyen bölgesel istikrarsızlıklara yol açar.

 

Diplomasi, askeri çevreleme, ekonomik yaptırımlar, ambargolar ve ödünler gibi seçenekler tüketilmeden savaşa başvurulmamalıdır.

 

Strateji; amaçlar, yollar ve araçlar arasında köprü kurar. Stratejiden yoksun güç kullanımı yalnızca rastgele bir şiddet eylemidir.

 

Devletler kendi askerlerinin can kaybını önlemek için yerel müttefikleri veya silahlı grupları kara gücü olarak kullanır.

 

Sivil altyapıya (elektrik, ulaşım vb.) verilen zarar hem rejimin iç desteğini artırır hem de işgal sonrası istikrarı imkansız kılar.

 

8. Savaş Üzerindeki Kısıtlamalar: Strateji, Meşruiyet ve Sağduyu

Thucydides’in aktardığı Melia Konseyi diyalogundaki "güçlü yapabileceğini yapar, zayıf kabul eder" anlayışı…

 

BM Anlaşması (1945) ve Madde 2(4): Devletlerin birbirinin ülke bütünlüğüne karşı güç kullanımının yasaklanması. Güç kullanımına yalnızca iki durumda izin verilmesi: Meşru müdafaa ve BM Güvenlik Konseyi yetkilendirmesi.

 

BM Güvenlik Konseyi'ni baypas ederek yapılan müdahaleler uluslararası toplumda "yumuşak dengeleme" (soft balancing) tepkilerini ve ABD gücüne karşı direnci artırmıştır.

 

Açık olmayan amaçlar ve orantısız güç kullanımı hem meşruiyet kaybına hem de ağır yenilgiye yol açmıştır (ABD-Vietnam).

 

9. Savaşın Kontrolü: Askerler, Siviller ve Optimum Güç Kullanımı

Savaşın siyasi amaçlarla yapılması nihai karar yetkisinin daima sivil/siyasi liderlikte olmasını gerektirir.

 

Weinberger Öğretisi (1984)

Lübnan/Beyrut'taki 241 ABD deniz piyadesinin öldüğü intihar saldırısı fiyaskosunun ardından Savunma Bakanı Caspar Weinberger güç kullanımı için sıkı şartlar getirdi:

Hayati ulusal çıkar olmalı.

Açık ve ezici bir kazanma niyetiyle yapılmalı.

Siyasi ve askeri amaçlar net tanımlanmalı.

Halkın ve Kongre'nin desteği olmalı.

Güç kullanımı son çare olmalı.

 

Görev Esnemesi (Mission Creep)

Sınırlı ve net bir askeri görevin, gelişen olayların etkisiyle askeri olmayan daha zor ve geniş görevlere dönüşmesi.

 

Donald Rumsfeld, askeri bürokrasi üzerindeki sivil otoriteyi güçlendirip orduyu daha kıvrak/hızlı bir güç aracına dönüştürmek istedi.

"Görevi belirleyen koalisyon" anlayışının yerini "Görev koalisyonu belirler" prensibi aldı.

 

10. Barış Yapma: Korumak ve Onarmak İçin Müdahale

İç savaşlar; siyasi topluluklar içinde gücün, yetkinin, yönetim biçiminin ve kaynakların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıkların çözümsüz kalması nedeniyle ortaya çıkar.

 

Bağımsızlık dalgasıyla birlikte toplumsal uyuşmazlıklar ve ayrılıkçı hareketler artış göstermiştir.

 

Soğuk Savaş yıllarında dış müdahaleler genellikle insancıl nedenlerden ziyade ideolojik ve stratejik çıkarlar doğrultusunda gerçekleşmiştir.

 

Normal şartlarda BM Anlaşması'nın 2(7). maddesi uyarınca bir devletin iç işlerine karışmama ilkesi esastır. Ancak Soğuk Savaş sonrası insancıl felaketler bu kuralı esnetmiştir.

 

Tarafsız kalmak bazen en büyük insan hakları ihlalini yapan güçlü tarafa dolaylı destek sağlamak anlamına gelebilir.

Somali örneğinde olduğu gibi barış koruyucuların taraf tutuyor görünmesi, kendilerini çatışmanın doğrudan hedefi (muharebe tarafı) haline getirebilir.

 

İç savaşlar karmaşık dinamiklere sahiptir. Taraflar maliyetleri karşılayabildikleri ve kazanacaklarına inandıkları sürece silahsızlanmaya yanaşmazlar.

 

11. 21. Yüzyılda Savaş: Stratejinin Sonu mu?

11 Eylül saldırıları, geleneksel ve nükleer caydırıcılık sistemlerinin devlet dışı aktörlere ve intihar eylemcilerine karşı yetersiz kaldığını göstermiştir.

 

Irak'ın işgali ve sonrasındaki uygulamalar, uluslararası toplumda ve İslam dünyasında ABD’nin meşruiyetini zedelemiş, asimetrik direnci ve terör örgütlerine katılımı artırmıştır.

 

Küreselleşmenin getirdiği ekonomik ve kültürel kaygılar, küresel çapta ulusalcılığı tetiklemiştir. Ulusalcılık ise çatışmaların çözülmesini zorlaştırmakta ve direnme kararlılığını artırmaktadır.

 

Günümüz çatışmaları artık sadece ordular arasında değil, halkın içinde ve sivil nüfusun katılımıyla gerçekleşmektedir. Askeri teknolojiler ne kadar gelişmiş olursa olsun, sivil nüfusun desteğini ve meşruiyeti kazanamayan stratejiler kalıcı başarı sağlayamamaktadır.