2 Şubat 2026 Pazartesi

Nihat Keklik - el Futûhât el Mekkiyye Cilt II A - Notlar

Nihat Keklik - el Futûhât el Mekkiyye Cilt II A - Notlar

İbn'ül-Arabi'nin Eserleri ve Kaynakları İçin Misdak Olarak

el-Futûhât el-Mekkiyye, Bölüm A, Edebiyat Fakültesi Matbaası, 1974


 

Önsöz

Çalışma, İbnü'l-Arabî'ye atfedilen eserlerin hangilerinin gerçekten ona ait olduğunu belirleyebilmek için bilimsel ölçütler (misdaklar) geliştirme amacıyla kaleme alınmıştır.

 

Misdâk (criterium) olarak kullanacağımız örneklerden birbirine benzeyenlerin, bâzı kümeler teşkil ettiğini gördük.

İşte, motif dediğimiz şey de, ayni cinsten örnekleri bir arada gösteren bu kümelerden ibârettir.

Motif adını verdiğimiz bu sivri uçlar sayesinde, İbn'ül-arabî'nin nasıl bir müellif ve mütefekkir olduğunu görmek kolaylaştığı için, ona izafe edilen eserlerin gerçek olup olmadığına dair emin bir hükme ulaşabiliyoruz.

 

Giriş

Batı dünyasında İbnü’l-Arabî üzerine yapılan bilimsel çalışmalar

Bu sahadaki öncülük İspanyol bilgin Miguel Asin Palacios’a aittir.

 

1900-1920 Arası: İlk metin neşirleri ve psikolojik yaklaşımlar ön plandadır.

1920-1950 Arası: "Vahdet-i Vücud" felsefesine dair derinleşen analizler

1950 Sonrası: Osman Yahya’nın kapsamlı bibliyografya çalışması (1964) ve Henry Corbin’in fenomenolojik yaklaşımları dönüm noktasıdır.

 

Birçok çalışma yanlış metotlar içermekte veya yüzeysel kalmaktadır.

 

İbnü’l-Arabî’nin vefatından kısa süre sonra başlayan Moğol istilaları (1243 Sivas ve 1258 Bağdat baskınları), İslam dünyasında büyük bir kültürel tahribata yol açmıştır.

 

İbnü’l-Arabî’nin devasa ünü, vefatından sonraki yedi asır boyunca ona ait olmayan pek çok eserin (500'den fazla) onun adıyla anılmasına neden olmuştur.

 

Motiflerin Sınıflandırılması

I-IV. Motifler: Akılcılık ve dogmatizm arasındaki uzlaştırıcı tavır.

V-VIII. Motifler: Mistik bilgi metotları (keşif, rüya, Hızır ile görüşme vb.).

IX-XIV. Motifler: Şeyh'in kendine izafe ettiği "üstün yetenekler" ve toplumsal hakimiyet arzusu.

XV-XVII. Motifler: Metafizik determinizme karşı tutumu.

XVIII-XXVI. Motifler: Yazarlık özellikleri ve mistik kaynakları.

XXVII-XXX: Kendi biyografisi, andığı eserleri, ona ait şiirler ve ilimler tasnifi.

 

(Yazara göre) Bir eserin İbnü’l-Arabî’ye ait olup olmadığını anlamak için, o eserin bu 30 motifle uyumuna bakılır. Eğer bir kitap bu motiflere "ters düşüyorsa", üzerinde adı yazsa bile sahtedir.

 

BİRİNCİ MOTİF

Felsefeyi Savunması ve Toleransı

İbnü’l-Arabî, özellikle İmam Gazzâlî’den sonra İslam dünyasında yaygınlaşan "filozofları tekfir etme" (kâfir ilan etme) modasına karşı durur. O, felsefeyi "bid'at" olarak gören dogmatik ulemanın saldırılarını önlemeye çalışır.

Akıl, en yüce hakikatlere ulaşmak için temel bir araçtır.

Fikir (= tefekkür), insana mahsus kuvvetlerden biridir. (Bunlar) insandan başka (bir varlık)ta bulunmaz...

Burhân’a (isbat’a) dayanan bir kimse, kılıca güvenenden daha doğru müslümandır.

Her akıl sahibi aslında hikmeti sever.

Hakimler (feylesoflar) insan için aranan gayenin Allaha benzemek olduğuna işaret ederken, sûfîler de, (Allahın) isimleriyle ahlak kazanmağa inanırlar: Tabirler ihtilaf etmiştir fakat mana birdir.

 

İbnü’l-Arabî mucizeleri ve Allah’ın aktif yaratıcılığını (fiillerini) reddeden filozofları sertçe eleştirir.

Müslüman olan hiç kimse düşüncesinden dolayı kafir ilan edilmemeli.

Bilgi hiyerarşisinde ilim ve kanıtlanmış inanç, taklidin üstündedir.

 

İKİNCİ MOTİF

Fıkıh, Kelam ve Tasavvufa Karşı Tenkidleri

İbnü’l-Arabî, fıkıh ilmine ve hukukçulara saygı duyar fakat dar görüşlü fakihleri çok ağır bir dille eleştirir.

Bu fakihler üzerinde güneş tutulması hiç zail olmaz (gerçeği göremezler).

 

Halkın (avâmın) saf inancının Kelam tartışmalarıyla bozulmaması gerektiğini savunur. İnancı sağlam olan halkın tefekkür (nazar) ve Kelam okumasına karşı çıkar.

 

Gazzâlî’nin Allah’ın zâtı hakkındaki bazı çıkarımlarında "cehaletin son noktasına ulaştığını" söyler.

 

İbadet kastıyla yapılan müzikli, defli ve danslı (sema) törenleri İslam'ın ruhuna aykırı bularak yerer. Dinin oyun ve eğlenceye alet edilmesine şiddetle karşı çıkar.

Din def, mizmar (flüt/ney) ve oyunla olmaz; Din ancak Kur’an ve edeb ile olur.

 

ÜÇÜNCÜ MOTİF

Orta Yol’u Takib Etmesi; Zâhir-Bâtın ve İfrat - Tefrît’den kaçınması

Bir düşüncenin veya eylemin aşırılığı (ifrat) ya da gereğinden azlığı (tefrit) her zaman yerilmiştir.

Bâtınîlik (Tefrit) şeriatın dış kurallarını ve dini hükümleri yok sayarak her şeyi "gizli manalara" indirger.

Zâhirîlik (İfrat) metinlerin sadece dış manasına takılıp kalır. Bu durum, Allah'ı bir cisim gibi düşünmeye (tecsim) ve yaratılmışlara benzetmeye (teşbih) yol açar.

Gerçek saadet, bu iki kanadı birleştirenlerdedir.

 

DÖRDÜNCÜ MOTİF

İlhâm’a Dayanması; Taklid’ten Kaçınması; Tasavvufsun Gerçek Hikmet Olduğunu Söylemesi ve Aklı Hududlandırıp, Allah’ın Zatı’nı Düşünmeği Yasaklaması, Kur’an Sevgisi

İbnü’l-Arabî rasyonel bilimleri (pozitif ilimler, kıyas ve ispata dayalı bilgiler) tamamen reddetmez. Ancak ona göre akıl, "son hakikatlere" ulaşmada yetersizdir. Akıl bir "yaratık" (muhdes) olduğu için "Yaratıcı" hakkında mutlak hüküm veremez.

 

İbnü’l-Arabî’ye göre bilgiye ulaşmanın üç yolu vardır:

Rivayet ve Nakil: Aktarılan, pozitivist ve tarihsel bilgiler.

İlham: Şiir, edebiyat ve sanatın kaynağı olan sezgisel duyuş.

İlahî Bilgi (Keşf): Allah’ın doğrudan kulun kalbine bıraktığı (ilkâ) emîn ve kat’î hakikat.

 

İbnü’l-Arabî, iki tür taklitten söz eder: Bir insanın kendi aklını ve fikirlerini (beşerî çıkarımlarını) taklid etmesi (kötü taklit).

Allah’ın kalbe attığı bilgiyi (Rabbini) taklid etmek (iyi/üstün taklit).

 

Tasavvuf bütünüyle hikmet ve ahlaktır. Tasavvufun özü, Hz. Peygamber’in Kur'an ahlakı ile ahlaklanmaktır.

 

Aklın yanılma sebepleri

(Hayal) Sadece duyuların getirdiği verileri zapt edebilir.

(Düşünce) Sadece akli ilkeler ve duyular arasındaki "münasebetleri" kurabilir.

 

Allahtan sana bir ilim geldiği zaman, onu sakın fikir terazisine (mizanü'l-fikr) sokma; derhal helak olursun.

 

İbnü’l-Arabî’ye göre insan aklının en büyük yanılgısı, kendi kapasitesini aşan "Allah’ın Zâtı" (Mâhiyetü’llâh) üzerine hüküm vermeye çalışmasıdır.

Allah’ın zâtı (özü), akıl terazisine girmez.

Filozoflar Allah'ın zâtı hakkında konuştukça birbirine zıt görüşler üretmişlerdir

Peygamberler Allah'ın sıfatları konusunda tek bir dil (lisan-ı vahid) üzerine birleşmişlerdir.

Akıl sahipleri, ancak kendi zihinlerinde tasavvur ettikleri (yarattıkları) bir tanrıya ibadet ederler. Oysa gerçek Allah, şuhûd ehlinin (kalp gözü açık olanların) müşahede ettiğidir.

 

İlim süt ise Kur'an baldır.

Kur'an'ın manaları sonsuzdur; ne kadar derine dalınırsa dalınsın sonuna ulaşılamaz.

 

Kur'an'ı tefsir ederken yabancı kültürlerden gelen hikâyelerin (İsrailiyat) kullanılmasını Hz. Peygamber’in emrine aykırı bulur ve şiddetle reddeder.

 

Kur'an okuyan kişi sırasıyla; hocasının, sahabenin, Hz. Peygamber’in, Cebrail’in ve nihayet Allah’ın huzurunda olduğunu hissetmelidir.

 

BEŞİNCİ MOTİF

Müşahede, Mükaşefe ve Tecelliye Dayanması

Müşâhede, sâlikin (yolcu) akıl ve duyularla ulaşamadığı hakikatleri doğrudan "görmesi" halidir.

Müşâhede hali kişiye özeldir.

Müşâhedenin üç türü vardır:

1. Yaratılmışları Hak'ta görmek.

2. Hakk'ı yaratılmışlarda görmek.

3. Yaratılmışlar olmaksızın Hakk'ı (yakînen) görmek.

 

Mükâşefe "mânalar" (idealar) ile ilgilidir.

Bir şeyi sadece görmek yetmez, onun ne anlama geldiğini, "hareket ettirenin" kim olduğunu anlamak keşf ile olur.

 

Tecellî Allah’ın "Zâhir" (Açık/Görünür) ismiyle kendisini açığa vurmasıyla gerçekleşir.

 

ALTINCI MOTİF

Gâibten Besler İşitmesi ve Muhayyile Dünyâsı Vâkıa’lar ve Rüyâ’lar

"Vâkıa", uyku ile uyanıklık arasında, bilincin hem bu dünyada hem de mana âleminde olduğu özel bir andır.

İbnü’l-Arabî’ye göre hayal, sadece boş bir kuruntu değil, ruhun hakikatleri sembollerle gördüğü bir Berzah (Ara Durak) âlemidir.

 

İbnü’l-Arabî Kâbe ile arasında geçen konuşmaları Tâcü’r-Resâil (Mektupların Tacı) adlı eserinde topladığını belirtir.

 

YEDİNCİ MOTİF

Seçkin Ruhlar İle Bağlantı Kurması

Ruhların bir beden kalıbına bürünerek görünür hale gelmesi, Tecessüdü’l-Ervâh

 

İbnü’l-Arabî Ahmed (veya Muhammed) el-Sebtî, Zünnûn-ı Mısrî, Ebû Said el-Harrâz ve Ebû Abdurrahman es-Sülemî gibi büyük mutasavvıfların ruhlarıyla da görüştüğünü ve onlardan manevi hakikatler öğrendiğini belirtir.

 

İbnü’l-Arabî, ruhların tecessüd etmesini (bedenlenmesini) savunurken, Reenkarnasyon/Tenasüh (ruhların başka bir bedende yeniden doğması) fikrini kesinlikle reddeder.

İbnü’l-Arabî Tanrı'nın bir insana girmesi (hulûl) veya kulun Tanrı ile birleşmesi (ittihad) fikirlerini "ayağı kaydıran hatalar" olarak niteler.

 

SEKİZİNCİ MOTİF

Hızır’la Görüştüğünü Söylemesi Mehdi ve Deccal Meselesi

İbnü’l-Arabî, henüz genç bir sâlikken hocası Şeyh Ureynî ile bir meselede anlaşmazlığa düşer ve öfkeyle huzurundan ayrılır. Hanne Çarşısı'nda yürürken bir adam yanına gelir ve henüz kimseyle paylaşmadığı bu tartışmaya atıfta bulunarak: "Şeyhinin dediğini kabul et" der. Arabî geri döndüğünde, hocası Ureynî daha o ağzını açmadan: "Hızır’ın seni uyarmasına gerek var mıydı?" diyerek kerameti mühürler.

 

Dolunaylı bir gecede, geminin bordasından denize bakan Arabî, bir adamın suyun üzerinde batmadan, ayakları bile ıslanmadan kendisine doğru yürüdüğünü görür.

 

Bir mescidde, kerametleri inkar eden bir arkadaşına ders vermek için Hızır'ın bir hasırı (seccadeyi) havaya serip yerden 4-5 metre yükseklikte namaz kıldığına şahit olur.

 

Tasavvufun klasik sembolü olan "hırka" giyme geleneği

Hırka, fiziksel bir kumaş parçası değil; "güzel ahlak ve edep" elbisesidir

 

Deccal, yaşlı, tek gözü patlak bir üzüm gibi, alnında "K-F-R" (Kafir) yazan bir figür.

 

 

DOKUZUNCU MOTİF

Hazret-i Peygamberi Rüyâda Görüp Bilgi ve Talimat Alması

İbnü’l-Arabî için rüyalar bilginin doğrudan kaynağından (Peygamber'den) alındığı, hataların düzeltildiği ve ilahi talimatların iletildiği bir "manevi derslik" hükmündedir.

Bir rüyasında Hz. Peygamber, Arabî'ye sözlü emirlerini iletmesi için Hz. Osman’ı elçi olarak gönderir.

 

İbnü’l-Arabî, çok sevdiği hocası Ebû Medyen'e düşmanlık besleyen bir zata karşı kalbinde nefret taşımaya başlar. Hz. Peygamber rüyasında onu sertçe uyarır:

"Ebû Medyen'e kızıyor diye, Allah'ı ve beni seven birine neden buğz ediyorsun? Onu Allah ve Resul sevgisi için sevemez misin?"

 

ONUNCU MOTİF

Allah’ı Rüyada Görüp, İzin ve Talimat Alması

Arabî, rüyalarında bizzat Cenâb-ı Hakk ile muhatap olduğunu, O'nun kendisine ayetler okuduğunu ve sırlar açtığını söyler.

 

ONBİRİNCİ MOTİF

Kendisine Ayet Gelmesi

Yirmi altı yaşlarında, Endülüs’ün İşbiliyye (=Sevilla) şehrinde bulunurken, adı geçen şehrin kabristanında kendisine böyle bir hal olmuş, âyet adını verdiği bir söz işitmiştir.

 

ONİKİNCİ MOTİF

Kendi Miracından Bahsetmesi

Cismânî ve Ruhânî Miraç

Velilerin miracı ruhsaldır.

 

İbnü’l-Arabî, manevi miracı sırasında yedi kat göğü geçer ve her katta bir peygamberle derin felsefi/tasavvufi konuşmalar yapar.

1. Gök: Hz. Adem / İnsanlığın aslı ve daha önce bilinmeyen sırlar.

2. Gök: Hz. İsa ve Yahya  / Ruhun diriliği ve hayatın hakikati.

3. Gök: Hz. Yusuf / Suretlerin ve hayallerin güzelliği.

4. Gök: Hz. İdris / İctihad meselesi: İdris, temel meselelerde bile ictihadın caiz olduğunu, çünkü Allah'ın herkesin zannında/görüşünde olduğunu söyler. Ayrıca 40.000 yıl önceki bir "Adem"den bahsedilir.

5. Gök: Hz. Harun  / Varlıkta yokluk (fena) halini yaşayan ariflerin durumu.

6. Gök: Hz. Musa / Allah'ı görme (Rüyetullah) arzusu ve bu dünyanın kuralları.

7. Gök: Hz. İbrahim / Beyt-i Mamur'un aslında arifin "kalbi" olduğunun keşfi.

 

Yedi kat göğü geçtikten sonra Arabî, Sidre-i Müntehâ'ya ulaşır

Burada gördüğü Nil, Fırat, Süt ve Bal nehirlerini, dört temel ilahî bilgi (vehbî ilimler) olarak yorumlar.

"Nihayet bütün bir nur oldum" diyerek, tüm ilahi isimlerin tek bir cevherde (Allah'ta) toplandığını görür.

 

ONÜÇÜNCÜ MOTİF

Peygamber Olmadığını Açıklaması

Hz. Muhammed’den sonra şeriat peygamberliği iddia eden kimse, mutlaka yalan söylemiş ve kâfir olmuştur.

Allah’ın isimleri arasında "Veli" ismi vardır (bu yüzden velayet sürer), ancak "Nebi" veya "Resul" diye bir isim yoktur.

 

ONDÖRDÜNCÜ MOTİF

İnsanlara Nasihat ve Tebliğ Vazifesini Yüklenmesi

Fütûhât'ta belirttiğine göre, rüyasında iki kez bizzat Cenâb-ı Hakk'ı görmüş ve kendisine şu kesin talimat verilmiştir:

"Kullarıma nasihat et..."

Arabî'nin nasihatlerinin içeriği korkutucu bir dilden ziyade, Allah'ın sonsuz rahmetini müjdeleyen bir mahiyettedir.

Fütûhât-ı Mekkiyye'nin son bölümü (560. Bab) pratik öğütler, ahlaki düsturlar ve dervişlerin yolunu aydınlatacak vasiyetlerle doludur.

 

ONBEŞİNCİ MOTİF

Nadir Tabiat Olayları ve Kerametlerden Bahsetmesi

Anadolu'dayken Fırat Nehri'nin tamamen buz tuttuğunu ve üzerinden kervanların geçtiğini görmüş

Mekke'deyken gökyüzünü kaplayan yoğun kuyruklu yıldız yağmuruna ve eş zamanlı olarak Yemen'de gündüz vakti fenerle gezmeyi gerektirecek kadar şiddetli kum fırtınalarına şahit olmuştur.

 

ONALTINCI MOTİF

Tabiattaki Acaib Yaratıklardan Bahsetmesi

İbnü’l-Arabî, Sevilla (İşbiliyye) civarında bulunan, ne büyük ne de küçük olan garip bir hayvandan bahseder. Bu hayvanın en çarpıcı özelliği, yenilen parçasına göre insana anında (kitap okumadan) bir ilim dalını kazandırmasıdır:

Baş kısmı: Astronomi (İlm-i Nücum) bilgisini verir.

Gövde kısmı: Botanik (İlm-i Nebat) ve bitkilerin özelliklerini öğretir.

Kuyruk kısmı: Hidroloji (yeraltı sularını keşfetme) yeteneği kazandırır.

 

Irak ile Mekke arasındaki ıssız bir mağarada yaşayan, Arapça konuşan ve kadın suretinde olan bir hayvandan bahseder.

Bu hayvanın etini yiyen veya suyunu içen kişi, dünyadaki külli ve cüz’i olaylardan (gelecekten) haberdar olur.

 

Deniz kenarında Hz. Yunus kavminden kaldığına inandığı, 3-4 karış uzunluğunda devasa ayak izlerine şahit olduğunu anlatır.

 

ONYEDİNCİ MOTİF

Hikmetli Fıkralar ve Zahidlik Hikâyeleri Anlatması

Bir araya getirilmiş çubukların kırılamaması…

 

ONSEKİZİNCİ MOTİF

Benzetmeler (Teşbih ve Temsil) Yapması

Yaratılış "İlk Akıl" ile başlar, "İnsan" ile biter. Dairenin başı ve sonu birleşince varlık tamamlanır.

İnsan, kâinatı ayakta tutan ana direktir.

Allah’ın "Ol" demesi, birinin aynaya bakması gibidir. Aynada beliren suret (kâinat), ne bakanın aynısıdır ne de ondan tamamen başkadır.

 

Güneş ışığı (Varlık nûru), kırmızı bir camdan geçince kırmızı, yeşil camdan geçince yeşil görünür. Işık renksizdir (Allah değişmez); renklenmiş görünen şey, ışığın geçtiği mahalin (dünyevi varlıkların) özelliğidir. Dünyadaki değişimler Allah'ın zatında bir değişiklik yapmaz.

 

ONDOKUZUNCU MOTİF

Nükteli İfadeler ve Mizaha Baş Vurması

İbnü’l-Arabî, yoğun felsefi ve metafizik tartışmaların arasında okuyucuyu dinlendirmek, bazen de bir hakikati daha sarsıcı bir şekilde sunmak için nükte (esprit) ve mizah unsurlarını kullanır.

 

Bir dilenciye sadaka verecekken kesesinde uzun süre küçük para arayan adama hitaben / Allah katındaki değerini arıyor.

 

YİRMİNCİ MOTİF

Atasözü, Vecize ve Özdeyişlere Rağbeti

Arabî, düşüncelerini dondurmak ve akılda kalıcı kılmak için kendi buluşu olan veya gelenekten gelen özdeyişleri (aphorisms) bolca kullanır.

Üfleyerek kandili söndürür ve üfleyerek ateşi alevlendirir. Nefes aynı fakat istidadı farklı varlıklarda tecellisi farklı…

Kederliler için gece çok uzundur, nimet sahipleri için ise çok kısa.

 

YİRMİBİRİNCİ MOTİF

Arapça Olmayan Kelimeler Kullanması ve Ethnik Düşünceleri

Arabî, sadece Arapça ile sınırlı kalmamış; hayatının farklı safhalarında temas ettiği dillerden kelimeleri eserlerine (özellikle Fütûhât’ın son bölümlerine) dahil etmiştir.

 

YİRMİİKİNCİ MOTİF

Harflere Metafizik ve Sembolik Manâlar Vermesi Ayet ve Hadislerdeki Mülâhazalari; Ebced Hesabı

Harfler, varlığın yapı taşlarıdır ve her birinin ilahi bir mertebesi vardır.

Elif, birliği (Tevhid), yüce varlık sahasını ve kutbu temsil eder. Diğer harfler ona dahil olur ama o hiçbirine katılmaz.

Lâm varlık sahası ve ilahi sıfatların mahallidir.

Mim maddi (süfli) alem ve mülk sahibi Allah (Melik) ile ilişkilidir.

Kün emri / K (Kaf) harfi fiziksel dünyaya, N (Nûn) harfi ise ruhani (batıni) aleme bakar.

 

Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı

Yani Allah insanı "insan suretinde" (mükemmel bir biçimde) yaratmıştır.

 

YİRMİÜÇÜNCÜ MOTİF

Tekrarlamalar ve Çeşitli Unsurlar

Arabî, Futûhât'ı "bir enmûzec (hulâsa)" olarak görür.

 

Kâinatı bir tek kişi içinde toplamak Allah'a hiç de zor değildir

 

Bilin ki Allah'tan başka her şey batıldır

 

Her insanın değeri, yaptığı güzel işlerdir

 

YİRMİDÖRDÜNCÜ MOTİF

Tipik Rivayetler ve Süflilere Dair Menkıbeler

Ebû Bekir’in “İdrakin kavranmasındaki acizlik dahi bir idraktir" sözü, Tanrı'nın zatının tam olarak bilinemeyeceğinin itiraf edilmesinin en yüksek bilgi düzeyi olduğunu vurgular.

 

Bir şeye verilen isim o şeye bakış açısını ve fıkhi statüsünü belirler.

 

Bistâmî'nin "İrade etmemeyi irade ediyorum" sözü, kişinin kendi cüzi iradesini tamamen Allah'ın külli iradesinde yok etmesi (fena) durumunu anlatır.

 

Ebû Yezîd el-Bistâmî

Eserde Bistâmî, şeriat kurallarına son derece sadık, ancak manevi cezbe anlarında "şathiyye" denilen garip ve sarsıcı sözler söyleyen bir figür olarak betimlenir.

Ona göre asıl keramet, şeriat edeplerini muhafaza etmektir.

 

Hakîm et-Tirmizî

"Hakîm" unvanıyla anılan Tirmizî, tasavvuf düşüncesine felsefi derinlik katan ilk isimlerden biri kabul edilir.

 

Cüneyd-i Bağdâdî

Tasavvufun Kur'an ve Sünnet ile kayıtlı olduğunu savunan dengeli ekolün temsilcisidir.

Suyun rengi kabının rengidir

"Bin tane sıddık senin zındık olduğuna şahitlik etmedikçe hakikate ulaşamazsın" diyerek, zahir ehli ile hakikat ehli arasındaki derin uçuruma dikkat çeker.

 

Sehl b. Abdullah et-Tüsterî

"Azık nedir?" sorusuna "Allah'tır" cevabını vererek, gerçek yaşam kaynağının maddi gıdalar değil, ilahi varlık olduğunu vurgular.

 

Ebû Saîd el-Harrâz

Fenâ (benliğin yok olması) ve bekâ (Allah ile var olma) nazariyesinin kurucusu olarak anılır.

Harrâz, "Allah'ı ne ile bildin?" sorusuna, "O'nu iki zıt arasında bir araya getirerek (cem ederek) bildim" cevabını verir.

 

Hallâc-ı Mansûr

Şiblî, "İkimiz de aynı kaseden içtik ama ben ayık kaldım (sahv), o ise sarhoş oldu (sekr)" der.

 

Zünnûn el-Mısrî

Belâyı bir nimet olarak görmeyenin hikmet sahibi olamayacağını savunur.

"Kiminle oturup kalkalım?"

Görünüşü Allah'ı hatırlatan, sözü ameli artıran, hareketi dünyadan soğutan kişi.

 

Abdülkâdir Geylânî

Onu "güvenilir" ve "kendi zamanının kutbu" olarak tanımlar.

 

Ebu’s-Su’ûd ibn el-Şiblî

"Biz hissemizi Hakk’a bıraktık" diyerek en yüksek edep makamını sergiler. Bu, Allah’ın vekil kılındığı bir makamdır.

 

Muhammed ibn Kâid el-Evânî

Geylânî’nin arkadaşı olan İbn Kâid, tasarruf yetkisini aktif olarak kullanan bir sufidir.

 

YİBMİBEŞİNCİ MOTİF

Ömrün Kısalığından Şikâyet Etmesi

Gazâlî gibi seleflerinin aksine, o "vaktin müsaadesi" yerine "vaktin genişliği" (vus'ati) tabirini kullanır. Bu, hakikatlerin anlatılması için gereken "manevi zamanın" darlığına bir vurgudur.

 

YİRİMİALTINCI MOTİF

Kısa Zamanda ve Süratli Şekilde Yazması

O, kalbine doğan ilhamı doğrudan kağıda döker.


Nihat Keklik - el Futuhat el Mekkiyye Cilt II B - Özet / Notlar

Nihat Keklik - el Futuhat el Mekkiyye Cilt II B - Notlar

İbn'ül-Arabi'nin Eserleri ve Kaynakları İçin Misdak Olarak

el-Futûhât el-Mekkiyye, Bölüm B, Edebiyat Fakültesi Matbaası, 1980

 


Önsöz

Nihat Keklik’in İbnü’l-Arabî’ye nispet edilen yüzlerce eserin hangisinin gerçek (otantik), hangisinin uydurma olduğunu tespit etmek için geliştirdiği yöntem Fütûhât-ı Mekkiyye'deki üslup, terim ve düşünce kalıplarını (motifleri) tespit etmektir.

 

İbnü’l-Arabî, kelimelerin dış kabuğuna (lafız) değil, özündeki anlama (mana) odaklanır. Bir tercüman gibi, sadece sözcükleri değil, o sözcüklerin işaret ettiği hakikati aktarmayı hedefler.

 

YİRMİYEDİNCİ MOTİF

Kendi Biyografisinden ve Ayrıca Hocaları İle Arkadaşlarından Bahsetmesi

İbnü’l-Arabî’nin 599 (1203) yılından sonra bir daha Endülüs ve Mağrip’e gitmediği sabittir.

Arabi’ye ait olduğu rivayet edilen eserlerde bu tarihten sonra Endülüs’te olduğu belirtilmişse o eser uydurmadır.

 

Babası Ali ibn Muhammed, hem Sultan İbn Merdenîş’in dostu hem de ünlü filozof İbn Rüşd’ün yakın arkadaşıdır.

Annesinin kökeni "Ensar"a (Medineli müslümanlara) dayanır. Dayısı Yahya ibn Yagan ise bir sultan iken tahtı bırakıp tasavvufa girmiş bir derviştir.

Meryem, ilk eşidir ve İbnü’l-Arabî onun yüksek manevi makamından övgüyle bahseder.

Zeyneb, kundaktayken düzgün bir Arapça ile konuşabilen, derin sorulara cevap veren bir çocuk olarak tasvir edilir.

 

İbnü’l-Arabî orta boylu, beyaz tenli, sarı saçlı ve iri gözlü olarak tasvir ediliyor.

 

560/1165: Mürsiye’de (Endülüs) doğdu

580/1184: İşbiliyye’de tasavvuf yolunda

586/1190: Hızır’la karşılaşıyor, manevi keşif dönemi

589/1193: Doğuya seyahat

598/1201: Mekke’ye gidiyor.

 

591 yılında Arabî, Fas’tayken Muvahhidî ordusunun Hristiyanlara (frenklere) karşı kazandığı zaferlere şahitlik eder. Fetih suresinin ilk ayeti olan "İnnâ fetha'nâ leke fethan mubînâ" ibaresindeki harflerin sayısal değerinin, fethin gerçekleştiği 591 yılına denk gelmesini bir ilahi müjde olarak kaydeder.

 

598 yılında İbnü’l-Arabî 37 yaşındayken Batı İslam dünyasından temelli ayrılır.

 

609 yılında Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus’un Antakya’dan yazdığı mektuba, İbnü’l-Arabî Malatya’dan nasihatlerle dolu bir cevap gönderir.

 

İbnü’l-Arabî 71-73 yaşlarındayken hala Şam’da Fütûhât’ın yüzlerce sayfasını yazmaya devam etmektedir.

 

Ebu’l-Bedr el-Temâşekî, İbnü'l-Arabî'nin Bağdatlı güvenilir bir dostu ve râvisidir.

 

Zâhir ibn Rüstem el-İsfahânî, İbnü'l-Arabî'nin Mekke'de hadis dinlediği ve "İmamü'l-Makâm" (Makâm-ı İbrahim imamı) olarak anılan hocasıdır.

 

İbnü'l-Arabî'ye nispet edilen bir kitabın uydurma olup olmadığını anlamak için, o kitapta adı geçen kişilerin Fütûhât'taki biyografik verilerle çelişmemesi gerekir.

 

YİRMİSEKİZİNCİ MOTİF

Kendi Eserlerini Zikretmesi

Fütûhâtü'l-Mekkiyye içerisinde bizzat ismini zikrettiği eserleri

 

Risâletü’l-Ahlâk

Fahreddin Râzî’ye hitaben, İbnü'l-Arabî henüz 32 yaşındayken (H. 591) yazılmıştır.

 

Ankâ-u Mugrib

İlâhî isimlerin evrenin yaratılışındaki rolü, Hz. İsa’nın velâyeti ve Mehdî meselesini anlatır.

 

el-Cem’u ve’t-Tafsîl

Alışılmış tefsirlerden farklı olarak "harflerin sırları" üzerinden bir Kur'an açıklaması sunar.

Ona göre tefsir, keşif ve harflerin metafizik mertebeleri (ulvi, orta, süfli âlemler) üzerinden yapılmalıdır.

 

Dîvân

 

El-Dürret'ül-Fahire

Karşılaştığı sufileri, hocalarını ve onlardan aldığı dersleri anlatır.

 

El-Ezel

Ezel (= ezelî) lafzının anlatılmasına dâirdir.

 

El-Fena fil-Müşâhede

 

Hılyet'ül-Ebdal

Ebdâl hânesinin dayandığı direkler dört tânedir ki onlar da: seher, açlık, sessizlik ve yalnızlık’dır.

 

Heyâkil el-envâr

Menzil, Allahın sana indiği ve senin de Allaha indiğin (ulaştığın) bir makâmdan ibârettir

 

El-Hüve

Zamir isimlerinden söz eder.

 

İnşâ’ud-Devâir vel-Cedâvil

Varlığın mertebelerini, akıl ve madde arasındaki ilişkiyi "daireler ve tablolar" (devâir ve cedâvil) şeklinde görselleştirerek anlatır.

 

El-İrşad fi hark’il-edeb'il-mutad

 

El-İsfar an Netaic il-esfar

Manevi yükselişi (miraç) ve peygamberlerin (Hz. Muhammed, Hz. Musa) hicret ve seferlerinin batıni anlamlarını inceler.

 

El- İsra ve Tertib'ür-Rahile

Sûfîlerin mîrâcından söz eder.

 

El-İttihad

 

El-Mebadi vel-Gayat

Harf İlmi (İlmü’l-Hurûf) üzerine yoğunlaşır.

Örneğin; "Ayn", "Gayn", "Sin" ve "Şin" harflerinin cinler alemiyle, "Nun" ve "Sad"ın insanî mertebelerle ilişkisini açıklar.

 

Mefatih'ül-guyub

Ana menziller/mertebelerden söz eder.

 

El-Ma'lum min akdid ehl ir-rusum

Secili bir dille yazılmış bir akide kitabıdır.

 

Manahic el-İrtika

300 makam ve 3000 menzil içeren devasa bir manevi yol haritasıdır.

 

Meratib ulum el-vehb

Sidre-i müntehâ’daki dört (tane) nehirden söz eder.

 

El-Ma'rife

Sufilerin akidesini ele alır

 

Ma'rifet'ül-medhal ila el-esma vel-kinayat

İlahi isimler (Esmâ-i Hüsnâ) üzerinedir.

 

Marifet'ül-Kutb vel-İmameyn

Kutub ve onun iki vekili (İmamlar) hakkındadır.

 

El-Merkez

Elementlerin (toprak, su, ateş, hava) mutlak bir "merkez" arayışında olduğu fikrine karşı çıkar.

 

Meşahid'ül-Kudsiyye

Kulun Rabbine, Rabbin de kuluna olan "yardımı" ve "dostluğu" arasındaki ince farkı anlatır.

 

Mevaki'un-Nucum

Vücut azalarının (el, dil, kalp vb.) manevi temizliğini ve kerametlerini anlatır.

Abdest ve namazın zahiri temizlikten öte, göklerin kapısını açan birer anahtar olduğu vurgular.

 

El-Mev'izet'ül-Hasene

Tıp ilmi ile bedensel itidal (denge) arasındaki ilişki / İtidâl isteyerek noksan olanı fazlalaştırmak yahut fazla olanın (bir kısmını) noksanlaştırmaktan söz eder.

 

Mubâyaat'ül-Kutb fi hazreti'l-Kutb

"Kutub" ve onun yardımcıları "İmamlar" arasındaki manevi biat sürecini anlatır.

 

Nasaih

Nasihatler

Din ve ahlak konusunda nasihat verecek kişinin sahip olması gereken derin bilgi ve mutedil mizaç üzerine bir eserdir.

 

El-Rahmet'ül-İlahiyye

Ariflerin kalplerindeki gizli sırların şerhidir.

 

El-Şe'n

Zamanın ve mekanın hakikatini inceler.

Zamanı bir "gün" olarak ele alır ve gece ile gündüzü anne-baba metaforuyla açıklar. Birinin diğerini örtmesiyle meydana gelen "doğumlar", o zaman diliminde yaratılan olaylardır.

 

Şerh'ül-Esma il-husna

 

Şerh Tercüman'il-Eşvak / Zehâir ve’l-A’lâk

Zahiren aşk şiiri gibi görünen Divanı hakkında yazdığı şerhtir. Şeyh bu şerhte, şiirlerindeki her bir imgenin (sevgili, kaş, göz, diyar) aslında ilahi tecellilere ve manevi makamlara işaret ettiğini göstermiştir.

 

Tac'ür-Resail ve Minhac'ul-vesail

Kâbe ile olan "haberleşme", "serzeniş" ve "konuşmalarını" topladığı risaleleridir.

 

El-Tedbirat'ül-İlahiyye

Bir devlet başkanının (akıl) kendi memleketinde (beden) nasıl adaletle hükmetmesi gerektiğini, ilahî yönetim ilkeleriyle paralellik kurarak açıklar.

Mikro-kozmos (insan) ile makro-kozmos (evren) arasındaki siyasi ve idari benzerliği işler.

 

Tefsir'ul-Kur'an / el-Cem’u ve’t-Tafsîl

el-Cem’u ve’t-Tafsîl fî ma’âni’t-Tenzîl ismiyle Tefsîr’ül-Kur’ân ismi aynı kitaba delalet eder.

Arabî için tefsir, sadece kelime manası değil, ilahi kelamın varlık mertebelerindeki karşılıklarını bulma işlemidir.

 

El-Tenezzülat'ül-Mevsıliyye

İbadetlerin ve varlığın "semavi" boyutlarını eşsiz bir sistemle ele alır.

Namaz vakitlerinin, gök tabakalarındaki (felekler) hareketlerle ve peygamberlerin ruhaniyetleriyle olan derin bağını açıklar.

 

Uklet'ül-Müstevfiz

Kâinatın yaratılış hiyerarşisini ve varlık katmanlarını anlatan en temel kozmolojik eserlerinden biridir.

"Tabiat" ve "Hebâ" (ilk madde/cevher) kavramlarını birer anne-baba gibi tasvir eder.

 

Kitâb’ül-Yakîn

İmanın mertebelerini ve kesin bilgiye ulaşmanın yollarını anlatır.

 

El-Zaman ve Marifet'üd-Dehr

Zamanın (zaman ve dehr) ne olduğunu ve insan algısındaki yerini tartışır.

 

El-Zehair vel-A'lak

Şiirlerini topladığı Tercümânü’l-Eşvâk'ın bizzat kendi kaleminden çıkan savunmasıdır.

 

İsmi Açıklanmamış Eserleri

Fi acaib el-Arz

Yeryüzünün fevkaladelikleri üzerine

 

Fi'l-Enhar’il-erbaa

Cennetteki su, süt, şarap ve bal nehirlerinin dünyadaki tasavvufi zevklerle (ilimlerle) olan ilişkisini anlatan bir kitap vaadidir.

 

Fil-Evveliyat

Yaratılış silsilesinin en başındaki "ilk varlıkları" (Akl-ı Evvel vb.) konu alır.

 

Fi ilm’il-Aded

Sayıların keşf yoluyla gelen "acaip sırları" olduğunu ve ömrü yeterse bu konuda müstakil bir eser yazmak istediğini söyler.

 

Fi ilm’il-mufazala

Ahiretteki ceza-mükafat dengesi, peygamberlerin sıfatları ve ruhların kurtuluşu gibi eskatolojik (ahiret bilimi) konuları içeren bir çalışmadır.

 

Fi mesail iş-Şer'

Dini meseleleri Kur'an'daki zahir karşılıklarıyla ele alacak bir fıkıh-metafizik sentezi yazmaya niyeti olduğunu belirtir.

 

Fi'n-Nikah is-Sari beyn'el-Ümmehat ve’l-Aba

Gökleri "babalar", yer unsurlarını ise "analar" olarak görür. Bu ikisi arasındaki etkileşimi (nikâh) var oluşun temeli sayar.

 

Fi Tabakat’il-Menazil

Tasavvufi makamların derecelerini ele alır.

 

Fütûhât'ta ismi geçen bu 48 eser (40 isimli, 8 isimsiz), İbnü'l-Arabî bibliyografyasının sadece "bir kısmı"dır.

 

YİRMÎDOKUZUNCU MOTİF

Şairlik Yönü ve Kendi Şiirleri

Fütûhât içinde yaklaşık 6700 beyit bulunmaktadır.

1041 beyit Arabî’nin "dedim ki" veya "bize aittir" dediği şiirlerdir.

Her bölümün (bâb) başında yer alan beyitlerin 2272’sinde isim zikredilmez.

Arabî bölüm başlarında yer alan şiirlerin o bölümün anahtarı/özeti olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla isimsiz şiirler de ona aittir.

 

Arabî şiiri şifreleme amacıyla kullanır.

Ona göre şiir; bilmeceler, semboller ve tevriyeler (bir sözü iki anlama gelecek şekilde kullanma) mahallidir.

 

Şiirlerinde geçen kadın isimleri, nehirler, mekanlar veya gençlik tasvirleri aslında birer perdedir.

 

Şiirleri

İnzâl’ül-Guyûb

Gençlik döneminde hocası Şeyh Mârtulî'nin teşvikiyle yazdığı, günümüze tam ulaşmayan ilk eseridir.

 

Tercümânü’l-Eşvâk

600-900 beyitlik, ilahi aşkın sembolik zirvesi olan ünlü divanıdır.

 

Büyük Divan

10.450 beyitlik şiir koleksiyonudur.

 

Şiirlerini sadece birer edebi ürün olarak değil, ulaştığı manevi mertebelerin (menzil, makam) birer "meyvesi" veya "tadı" (zevk) olarak sunar.

Şiir, düz yazının (nesir) bittiği veya yetersiz kaldığı yerde, o manevi tecrübenin "hal dili" olarak devreye girer.

 

Arabî, kendisine ait 3313 beyiti belirlerken şu kalıpları birer "mülkiyet işareti" olarak kullanır:

"Bu bâbı tazammun eden (içine alan) sözümüz..."

"Nutk ettim (söyledim)", "İnşâd ettim (okudum)", "Nazm ettim (şiire döktüm)."

"Bu mânâda bize âid...", "Bizim sözümüz..."

 

Bir yerde Emevi şairi el-Ahtal'a ait olduğunu söylediği bir beyti, başka bir yerde "Bu İbnü'l-Arabî'nin sözüdür" diyerek zikreder.

 

OTUZUNCU MOTİF

Tasavvufi-Felsefî Fragmentler

Arabî, bilgiyi elde ediliş yöntemine göre keskin çizgilerle ayırır:

Aklî İlim: Delil ve mantıksal yürütme (nazar) ile kazanılan, zorunlu veya çıkarımsal bilgidir.

Ahvâl (Hâl) İlmi: Sadece tecrübe (zevk/tatma) ile anlaşılabilir. Balın tatlılığını anlatamazsınız, ancak tattırabilirsiniz.

Sırlar İlmi: Aklın ötesindedir; ilham ve keşf yoluyla doğrudan kalbe üflenir.

 

Arabî'ye göre "Duyular asla yanılmaz." Göz, hızla çevrilen ateş parçasını bir "daire" olarak görüyorsa, o anki fiziksel şartlar altında görevini tam yapıyordur. Hata, duyuda değil; o duyuyu yorumlayan ve "orada gerçekten bir daire var" hükmünü veren akıldadır.

İlim varlıktır (vücud), cahillik ise yokluktur (adem).

 

Dilin yapı taşları, varlığın temel kategorilerinin birer yansımasıdır:

İsim = Zat: Varlığın kendisi, cevher.

Fiil = Hudûs: Oluş, meydana geliş, arazların hareketi.

Harf (Edat) = Rabıta: Şeyler arasındaki ilişki, bağ (copula).

 

Cevher, bölünemez olan "tek" hakikattir.

Arazlar (Nisbetler) bir an baki kalmayan, sürekli değişen tezahürlerdir.

Zaman ve mekan gerçek varlıklar (mevcud-ı aynî) değil, vehmî nisbetlerdir.

 

Mümkün / Âlemdir; varlık ve yokluk arasındadır. Kendi başına "yok" hükmündedir, ancak Allah'ın nuruyla "var" görünür.

 

Varlık, sadece dış dünyada (ayn) değil, dört farklı düzlemde gerçekleşir:

Aynî Vücud: Dış dünyadaki somut varlık.

Zihnî Vücud: Bilinenin insan zihnindeki tecellisi (hakikate uygunsa geçerlidir).

Lafzî Vücud: Kelimeler ve sesler aracılığıyla var olan gerçeklik.

Rakkamî (Kitâbi) Vücud: Yazı ve semboller (sayılar/harfler) aracılığıyla sabitlenen varlık.

 

Dehr: Sonu olmayan, ezel ve ebedi kapsayan, akılla kavranan mutlak hakikattir.

Zaman: Fiziksel dünyada feleklerin hareketiyle oluşan "vehmî" (göreli) bir süredir.

 

İlahi İsimler

Önder İsimler (Eimme-i Esma): Hayy (Diri), Âlim (Bilen), Mürîd (İrade eden), Kâdir (Güç yetiren), Kâil (Söyleyen), Cevâd (Cömert) ve Muksit (Adil).

Müdebbir ve Mufassıl: Âlemi yaratmak ve ayrıntılandırmak için "ilk ayağa kalkan" isimlerdir.

 

Her isim, diğer tüm isimlerin hakikatini içinde barındırır

 

Hz. Adem: İsimleri taşıyandır (hâmil).

Hz. Muhammed: Bu isimlerin mânâlarını ve özlerini (cevâmi’ul-kelim) taşıyandır.

 

İsimler ve sıfatlar, Zat üzerine eklenmiş somut nesneler (aynlar) değildir; sadece "ilişkilerdir" (nisbet).

"Vucûd" (Varlık) tektir; çokluk ise bu tek varlığın farklı aynalardaki (nisbetlerdeki) yansımasıdır.

 

Kozmik yapı

Amâ (Kozmik Bulut)

Yaratılış henüz başlamadan önceki "yer"dir. İbnü'l-Arabî buna Amâ der.

Amâ, tüm formları, ruhları ve tabiatları kabul etmeye hazır olan "evrensel cevher"dir. Allah'ın isimlerinin ilk tecelli ettiği, mekânın (eyniyet) başladığı ilk rütbedir.

 

Allah, mahlukatı yaratmayı irâde edince ilk olarak Akl-ı Evvel'i (İlk Akıl) yaratır.

Kalem (Akıl): Tasarlayıcı ve yazıcı güçtür.

Levh (Nefs): Üzerine yazılacak olan, her şeyin kaydedildiği korunan levhadır.

 

Kalem (akıl) ve Levh (nefs)’ten sonra evrenin inşası başlar: Tabiat → Hebâ (İlk Madde) → Cisim

Arş: Cisimler âlemini kuşatan en dış çemberdir. Varlığın sınırıdır.

Kürsî: Arş'ın içinde yer alır; emir ve nehyin (yasaların) başladığı yerdir.

Felekler (Gökler): İç içe geçmiş küreler gibi tasarlanmıştır. Her feleğin bir ruhu (meleği) ve bir görevi vardır.

Unsurlar (Dört Element): Ateş, Hava, Su, Toprak. Bunlar "süfli analar"dır; yeryüzündeki oluşumların maddesel temelidir.

 

Hebâ (Toz/Kozmik Toz), modern fizikteki "sicim" veya "ilk madde" kavramlarına benzer. Bu tozun içindeki ışığı en mükemmel şekilde kabul eden ise Hakikat-i Muhammediyye'dir (İlk Işık/Akıl).

 

İlk cisim yaratıldığında, ona "şekillerin en faziletlisi" olan dâirevî şekil verilmiştir.

 

Küresel formdan sonra gelen ilk şekil üçgendir.

Arabî'ye göre tüm karmaşık cismânî varlıklar, eşit kenar ve açılı üçgenlerden (fraktal bir yapı gibi) neşet eder.

 

Atlas Feleği

Yıldızsız ve şeffaf bir küredir. Zamanın (günler, aylar) ana ölçüsü bu feleğin hareketidir.

12 burç, aslında "Kuşatıcı Felek"te (Arş) görevli 12 büyük meleğin makamlarıdır.

 

Cevher-i ferd

Madde mimarisinin en küçük yapı taşıdır. Her atomun eşsiz olduğu ve benzerinin bulunmadığı belirtilir

 

İnsan zihni beş rûhâni kuvvetten oluşan bir bilgi işleme merkezidir.

Hiss (Duyular): Dış dünyadan veri toplar.

Hayâl: Duyuların verilerini "berzah" (ara bölge) olan hayal hazinesine taşır.

Hıfz (Hafıza): Verileri depolar.

Mütehayyile/Musavvire: Bu verilerden, daha önce görülmemiş yeni imgeler/sûretler terkib eder (Yaratıcı hayal gücü).

Akıl: Bu verileri analiz eder ve tümel sonuçlara ulaşır.

 

İnsan, yaratılış hiyerarşisinin (Melek, Can, Maden, Bitki, Hayvan) hem son halkası hem de özetidir.

İnsan "zıtların toplamıdır." Hem topraktan gelen yoğunluğa (kesif) hem de ilahi ruhtan gelen inceliğe (latif) sahiptir.

İnsan, "Büyük Mushaf" olan evrenin bir "küçük nüshasıdır." Evrende ne varsa (felekler, elementler, ruhaniyetler) insanda bir karşılığı vardır.

Arş: İnsan bedeni.

Kürsî: İnsanın nefsi.

Beyt-i Ma’mûr: Kalp.

Gezegenler: Beynin farklı bölümlerine ve zihinsel yetilere karşılık gelir.

"İnsan-ı Kâmil", varlığın varoluş sebebidir (illet-i gaye).

 

Allah, kendi isim ve sıfatlarını görebilmek için kainatı yaratmış, ancak insan-ı Kâmil ilahi tecellinin tam olarak göründüğü yerdir.

Kainat bir beden ise, İnsan-ı Kâmil onun ruhudur.

 

Tasavvufi Hiyerarşi

Kutub (Gavs): Zamanın tek yöneticisi, Hz. Muhammed’in ruhunun o asırdaki mazharıdır.

İmâmeyn (İki İmam): Kutbun sağ ve sol vezirleri (Mülk ve Melekût alemlerine bakarlar).

Evtâd (Dört Direk): Dünyanın dört yönünü (Kuzey, Güney, Doğu, Batı) koruyan manevi sütunlar.

Ebdâl (Yediler): Yedi iklimi (coğrafi bölgeleri) muhafaza eden veliler.

 

Ahlak hükümleri ülkelerin ve niyetlerin değişmesiyle değişir/dönüşür.

Herhangi bir eylem, niyetine ve sonucuna göre "iyi" veya "kötü" olabilir.

 

Aşk

Mecnûn o kadar yoğun bir içsel aşk yaşamıştır ki, zihnindeki (batıni) Leylâ sureti, dışarıdaki (zahiri) gerçek Leylâ’dan daha hakiki hale gelmiştir.

Bazı sufilere göre Mecnûn aslında Allah’a âşıktır; Leylâ ise bu aşkın yeryüzündeki perdesidir (hicab).

 

Arabî insanın dünyadaki amellerinin (eylemlerinin) mezarda bir "suret" (kişilik) olarak karşısına çıkacağını söyler. Yani eylemlerimiz, ahiretteki bedenimizi inşa eden tuğlalardır.

Dirilişin sadece nefs (ruh) ile değil, bir form/beden ile olacağını savunur.

 

TATBİKAT VE SONUÇ

Fütûhât'ta tespit edilen 30 motiften 19 tanesi Dîvân'da açıkça bulunur.

 

Dîvân'da kendisini eleştiren fakihlere karşı takındığı tavır, Fütûhât'taki sert üslubuyla tam bir paralellik içindedir. / Düşünce özgürlüğü

 

Her iki kitapta da (Fütûhât ve Dîvân) "ben aklımla yazmıyorum, Hakk bana imla ediyor (yazdırıyor)" iddiasını yineler.

 

Rüyasında Tanrı'yı görmesi, rüyada şiirler ilham edilmesi iki eserde de ortaktır.

 

Fütûhât'ta bahsettiği dayısı (Havlânî) ve amcasından (Tâî) Dîvân'da da aynı şekilde bahseder.

 

Kur'an'daki gizemli harflere (Elif-Lâm-Mîm vb.) duyduğu ilgi Dîvân'da ve pek çok eserinde dikkat çeker.

 

Dîvân üzerinde İbnü’l-Arabî’nin ismi bulunmasaydı bile, bu motifler sayesinde eserin ona ait olduğunu ispat edebilirdik.

23.3.26

Mustafa Çakmakoğlu - Klasiklerimiz X, Fütühat-ı Mekkiyye / makale özeti

Mustafa Çakmakoğlu - Klasiklerimiz X, Fütühat-ı Mekkiyye

Tasavvuf Dergisi, cilt: IV, sayı: 11, 2003, s. 407-444

 

Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin Hayatı ve Eserleri

Tam künyesi: eş-Şeyhu’l-Ekber Muhyiddin Muhammed b. Ali b. Muhammed el-Arabî et-Tâî el-Hâtımî şeklindedir.

 

Halis bir Arap olduğunu, asil bir soydan geldiğini ve soyunun, cömertliği ve mertliği ile meşhur Hâtem-i Tâî’ye dayandığını, Benû Tayy kabilesinden geldiğini İbnü’l-Arabî’nin kendisi söyler.

 

Babası, (saraya yakın) İbn Rüşd’ün yakın dostu Ali b. Muhammed’dir.

 

590/1194 yılında babasının, hemen ardından da annesinin vefatından sonra, ailenin tek erkek çocuğu İbnü’l-Arabî’ye iki kız kardeşine bakma yükümlülüğü kalır. Halbuki o, yıllar önce fakirlik yolunu seçip bütün variyetini terk ederek maişetini Allah’a havale etmiştir.

Fakat iki kız kardeşinin bakımını da ihmal etmez

 

İlk evliliğini memleketinin ileri gelenlerinden olan Muhammed b. Abdun el-Bicâî’nin kızı Meryem ile yapmıştır.

İkinci evliliği Mekke’de, Haremeyn Emîri Yunus b. Yusuf’un kızı Fatıma iledir.

Bu evliliğinden Muhammed İmâdüddîn (ö. 667/1268) adındaki oğlu olur.

Üçüncü evliliğini Sadreddin el- Konevî’nin dul annesiyle, dördüncü evliliğini ise Şam kadısı ez-Zevâvî’nin kızıyla yaptığı rivayet edilir.

Amcası ve dayıları devrin önemli sufilerindendir. / yetişmesinde büyük tesirlerinin oldu

 

Mürsiye’de 560/1165 yılında doğdu.

…tam doğum vakti 17 Ramazan 560/27 Temmuz 1165 Pazartesi gecesi.

İlk sekiz yılı Mürsiye’de geçmiştir.

Ailesi muhtemelen 568/1173’de, Mürsiye (Murcia)’den kesin olarak ayrılıp başkent Işbiliyye (Seville)’ye gider ve Ibnü’l-Arabî’nin babası burada Sultan Ebu Yakub’un hizmetine girer.

 

Çocukluk çağlarında Ebu Abdullah el-Hayyat isimli tasavvuf ehli bir zattan Kur’an-ı Kerim dersleri almıştır.

Yirmi yaşlarındayken, 580/1184 yılında artık bir şeyhe intisap eder.

İlk mürşidi Ebu’l-Abbas el-Uryebî

 

Meriye mektebi temsilcilerinden İbnü’l-Arif, İbnü’l-Arabi, bu sufîden etkilenmiş.

Tasavvufi bir eğitim almakla kalmaz şer‘î ilimlerde de derinlemesine vukûfiyet kazanır.

Kendisini ciddi bir şekilde Kur’an ve Hadis ilmine verir.

 

Hayatının büyük bir kısmını hakikati aramakla, sürekli seyahatle geçirir.

589/1193 yıllarında Fas’ın önemli bir liman kenti Sebte’ye, oradan da Tunus’a geçer ve burada, Şeyh Abdü’l-Aziz el-Mehdevî ile tanışır.

596/567 yıllarında hac niyetiyle, Mekke’ye doğru yola çıkar.

598/1201’de Hicaz’a ulaşır. Büyük eseri el-Fütuhâtü’l-Mekkiyye ilk defa Mekke’de kendisine ilham olunmaya başlar.

601/1204 yılında Urfa, Diyarbakır ve Sivas üzerinden Malatya’ya gelir.

602/1205’te Konya’ya gelir.

620/1221 yılında artık Şam’a yerleşmiştir.

Burada 627/1229 yılı muharrem ayında manevi bir işaretle Fusûsü’l-Hikem isimli kitabını yazar.

 

Fütûhât’ın ilk nüshasını Şam’da, 629/1231 yılında tamamlar. Şeyhü’l-Ekber Muhyiddin İbnü’l-Arabî 22 Rebiülâhir 638/ 8 Kasım 1240 tarihinde Şam’da vefat etmiş ve burada Kasyûn dağı eteklerine defnedilmiştir.

 

Osman Yahya’nın oluşturduğu genel fihristten, mükerrer ve izafeler çıkartıldığında İbnü’l-Arabî’nin yaklaşık 550 civarında eseri olduğu tahmin edilmektedir (Historie et Classification de L’oeuvre d’Ibn ‘Arabî, Şam 1964).

 

En meşhur eserleri:

el- Fütûhatü’l-Mekkiyye,

Füsûsü’l-Hikem,

İnşâü’d-Devair,

Ukletü’l-Müstevfiz,

et-Tedbîrâtü’l-İlahiyye,

et-Tenezzülâtü’l-Mevsıliyye,

Ankâ-ı Muğrib,

el-Meârifü’l-İlahiyye (Divan),

el- Abâdile,

Ruhu’l-Kuds,

Tercümanü’l-Eşvâk...

 

el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye

…eserini özellikle şeyhi Abdülaziz el-Mehdevî ve yakın dostu, âzatlı köle Abdullah Bedr el-Habeşî’ye ithâfen kaleme almıştır.

 

Fütûhât’ın ilk nüshasını Şam’da, 629/1231 yılı Safer/Aralık ayında tamamlar.

632/1234’te bu eseri bütünüyle gözden geçirerek ikinci kez yazmaya başlamış ve 24 Rebîülevvel 636/1238’de tamamlamıştır.        İbnü’l-Arabî, vefatından iki yıl önce bizzat kendi eliyle otuz yedi cilt halinde yazdığı bu ikinci nüshaya bazı eklemeler yaptığını söyler.

 

Osman Yahya bu iki nüsha arasında tespit ettiği lafzî, fikrî ve tarihî bazı farklılıklara işaret eder ve İbnü’l-Arabî’nin ilk nüshada ifade bakımından daha cüretkâr olduğunu vurgular.

 

Müellif tarafından kaleme alınan ikinci nüsha İstanbul’da Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndedir (nr. 1845-1881). Konya nüshası olarak bilinen ve otuz yedi ciltten müteşekkil bu nüsha açık ve itinalı bir mağrib neshiyle yazılmıştır.

 

Eser, ilk olarak Emir Abdulkadir el-Cezairî tarafından Mısır’da neşredilmiştir (Bulak 1297).

 

Eser, ilk olarak Emir Abdulkadir el-Cezairî tarafından Mısır’da neşredilmiştir (Bulak 1297).

 

Batıda ilk kez Michel Valsan (Mustafa Abdülaziz) tarafından Fransızca kısmî bir tercüme yapılmış ve on bir parçadan ibaret olan bu tercüme 1953-1966 yılları arasında Etudes Traditionneles (Paris) dergisinin           çeşitli sayılarında yayımlanmıştır.

 

Özlü ve dolaysız bir nesir üslûbu, şeyhin diğer bazı eserleriyle mukayese edildiğinde Fütûhât’ın okumasını kolaylaştırmaktadır. Özellikle müellifin Fusûsü’l-Hikem, el-Ankâu’l-Mugrib ya da Kitâbu’l-İsrâ gibi veciz eserlerini dikkate aldığımızda, Fütûhât’ın, bazı bölümleri istisna edilmek kaydıyla sade bir nesir üslûbuyla yazıldığını söyleyebiliriz.

 

İlahî tevfik rehber olmadıkça “aklın ayağı”nın kayma korkusu vardır.

 

O, ele aldığı konuları, ya vahdet-i vücûd anlayışından hareketle işlemekte ya da nihaî olarak vahdet-i vücûda bağlamaktadır.

 

Fütûhât otuz yedi kitaptan (sifr) meydana gelmektedir. Eser şematik olarak altı ana bölüme (fasl), bu ana bölümler de 560 alt bölümlere (bâb) ayrılmıştır.

 

…bir çok farklı menazilin sırlarını ihtiva eden 559. bâb hacim itibarıyla en geniş olanıdır ve müstakil bir kitap gibidir.

…bu bâb-ı câmî’ Fütûhât’ın özeti mahiyetindedir.

 

eserin altı ana bölümü

1- Mearif: Genel olarak tasavvuf ilmi, sırlar ilmi ve şeriat ilimlerine ayrılmış olan bu bölüm 73 bâbdan müteşekkildir.

harfler ilminden bahseder.

Zayıf kalbe gelen bir vesvese ona hemen etki ederken, ilimle, ruhû’l-kudsle teyit edilmiş sağlam bir kalbe gelen vesvese ve şüphe onda kaybolup gider.

 

2- Muâmelât: Sûfînin seyr-i sülukuyla alakalı olarak yapması gerekenleri ihtiva eden bu bölüm 116 bâba ayrılmıştır.

Bu bölümde tevbe, mücahede, halvet, uzlet, takva, zühd, fütüvvet, haset, şehvet, tevekkül, şükür, sabır, murakabe, ihlas... gibi tasavvufî bir çok konu ve kavrama yer verilmiştir.      

 

3- Ahvâl: Ruhânî miracında salike arız olan halleri ihtiva eden bu bölüm 80 bâba ayrılmıştır.

Sefer, tarik, hal, makam, şath, riyazet, tecellî, telvin, hayret, kabz, bast, fena, beka, cem, tefrika, himmet, vecd, tevacüd, mahv, isbat... gibi bir çok tasavvufi konu ele alınmıştır.

 

4- Menâzil: Manevî tahakkuk esnasında salikin yükseldiği rûhânî derecelerin yer aldığı bu bölüm 114 bâbdan oluşmaktadır. Bu bölümde kutb, iki imamın menzilleri, Muhammedi ve Mûsevî menziller, şehadet ve gayb âlemleri, saadet ve şekavet ehli, melamet, vahyin iniş şekilleri, nebi, veli ve meleklerin dereceleri, azap, azabın gerekliliği, uhuvvet...gibi bir çok konu ve bunların sırları hakkında geniş malumât verilmiştir.

 

5- Münâzelât: Sufînin manevi miracına mukabil olarak ilâhî tenezzülâtı ihtiva eder. Salikin yükseldiği, tavsifi mümkün olmayan en son noktayı ihtiva eden bu bölüm 78 bâb halindedir.

 

6- Makâmât: Salikin ruhânî terakkisi esnasında katettiği merhaleler ve tahakkuk ettiği makamları ihtiva eden bu bölüm ise 99 bâba ayrılmıştır. Bu bölümün başında ricâlü’l-gayb konusuna yer verilmiştir.

 

559. babda eserini özetledikten sonra son bâbda da müridlerine şer‘î ve hikemî nasihatlerde bulunur.

 

Eserin bölüm ve bâblarının sayısının dahi sembolik anlamlar taşıdığı ileri sürülmüştür. Meselâ, altı ana bölüm Allah (cc.)’ın semaları ve yer yüzünü yarattığı altı günü, Meârif bölümünün bâb sayısı imanın 73 şubesini, Menâzil bölümünün bâb sayısı Kur’an’ın 114 suresini, Makâmât bölümünün bâb sayısı ise Allah’ın 99 ismini sembolize etmektedir. Yine müellifin doğum tarihiyle (560/1165) feth suresinin kelimelerinin toplamının da Fütûhât’ın bâb sayısıyla aynı (560) olması da dikkat çekicidir.


Futûhatü'l Mekkiyye Okuma Kılavuzu - Özet - Notlar

İbrahim Muhammed Salim – Futûhatü'l Mekkiyye Okuma Kılavuzu - Notlar

Kitabın bütün bölümlerinin tanıtımı ve özeti

Mütercim: Ali Akay

Kurtuba Yayınları, 2011

 


Çevirenin Önsözü

İbnü’l-Arabî, Fütûhât’ı Kabe’yi tavaf ederken veya murakebe halindeyken Allah’ın kendisine "açtığı" bilgilerle (ilahi imla) yazdığını söyler.

 

Endülüs’ten başlayıp Şam’da biten, arada Anadolu’dan geçen rota, İbnü’l-Arabî’yi evrensel bir düşünür yapar.

 

Önsöz

Mimari olarak Kâbe, dikey bir eksen (aks) temsil eder. Eserin burada doğması, bilginin yatay (insani) değil, dikey (ilahi) bir kaynaktan geldiği mesajını verir.

 

Futûhatü’l Mekkiyye

Arabî eserini 6 bölümde takdim eder:

1-        ilimlerin mertebeleri.

2-        ilmin türleri hakkında özel bir vasıl.

3-        Bu yüce tarikatın, sebepler, temeller, ahlak ve hakikat şeklindeki dört kısmının özeti.

4-        Genel olarak İslam ehlinin yani taklit ve tetkik ehlinin akidesi.

5-        Eğitimsiz ve eğitimliler hakkında vasıl.

6-        Allah ehlinden ihtisas ehlinin tetkik ve keşif arasındaki iti-kadı hakkında bir vasıl.

 

Birinci Bölüm

Kendisinden ilahi ilimlerin elde edildiği tafsili ruh hakkında

 

İkinci Bölüm

Harf ve harekelerin alemdeki mertebeleri

 

Üçüncü Bölüm

Allah’ın kitabında kendisine Itlak ettiği kelimelerin İçeriklerinden ve Reslü’nün dili üzre gelen teşbih ve tecsimden O’nun tenzih edilmesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dördüncü Bölüm

Alemin başlangıç sebebi ve bütün alemdeki esmâ-i hüsnâ’nın mertebeleri hakkındadır.

 

Beşinci Bölüm

Besmele, Fatiha ve Bakara Sûresi’nden birkaç ayet hak-kında bir incelemedir.

 

Altıncı Bölüm

Ruhani yaratılışın başlangıcı / Başlangıç ve yaratılış açısından alemin sırlarını toplayan önemli bir bolümdür.

 

Yedinci Bölüm

Âlemin özellikle de beşerî cisimlerin yaratılışının mertebeleri hakkındadır.

 

Sekizinci Bölüm

Âdem’in (a.s.) yaratıldığı çamurun mayasının arta kalanın-dan yaratılan yerin bilinmesi hakkındadır.

 

Dokuzuncu Bölüm

Yalın ateşten yaratılan ruhlar hakkında.

 

Onuncu Bölüm

Resûlullah’ın liderliğini incelemedir.

 

On Birinci Bölüm

Yüce demdeki ulvi baba ve annelerimiz, külli nefis, tabiat, heba, külli cisim hakkında

 

On ikinci Bölüm

Resulullah’ın liderliği ve ona özgü nitelikleri hakkındadır.

 

On Üçüncü Bölüm

Arşın taşıyıcılarının bilinmesi hakkındadır.

 

On Dördüncü Bölüm

Velilerin nübüvveti hakkında önemli bir incelemedir.

 

On Beşinci Bölüm

Kutupların sırları

 

On Altıncı Bölüm

İblisin geldiği dört cihet, evtâd ve evtâd’ın ilimleri ve mertebeleri incelenmiştir.

 

On Yedinci Bölüm

Kevni ilimlerin bilinmesi, yardımcı temel ilahi ilimlerin miktarının bilinmesi hakkındadır.

 

On Sekizinci Bölüm

Müteheccidlerin (Geceleyin uyanık kalanların) ilimlerinin bilinmesi hakkındadır.

 

On Dokuzuncu Bölüm

İlimlerin artış ve eksiliş sebebi, nazarî ve tecrübî ilimler ile ilimlerde artış ve eksiliş sebepleri hakkında bir incelemedir

 

Yirminci Bölüm

İsevî ilim

 

Yirmi Birinci Bölüm

Alemin tekten yaratıldığı hakkında bir incelemedir.

 

Yirmi İkinci Bölüm

Menzillerin esasları hakkında

 

Yirminci üçüncü Bölüm

Korunmuş kutupların ve korunmuşluklarının sırları

 

Yirmi Dördüncü Bölüm

Menzillerinin sayısının bilinmesi hakkındadır.

 

Yirmi Beşinci Bölüm

Dört tür ilim bahşedilmiş kutupların sırları

 

Yirmi Altıncı Bölüm

Remiz sahibi kutuplar

 

Yirmi Yedinci Bölüm

İlahi vuslat ve yakınlık, pabuçların giyilmesi ve çıkarılması, Musevi kelam hakkında bir incelemedir.

 

Yirmi Sekizinci Bölüm

“Elem tere keyfe”  kutuplarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yirmi Dokuzuncu Bölüm

Selman’ı Ehl-i Beyt’e katan sırrın ve ona mirasçı olan kutupların ve sırlarının bilinmesi

 

Otuzuncu Bölüm

İbadet ehlinin makamları hakkında

 

Otuz Birinci Bölüm

Süvarilerin esasları

Sufilerin Hakk'ın isimlerinin o'na nispetinin hakikatini bilmeleri.

 

Otuz ikinci Bölüm

İkinci tabakadan üzengi sahibi yönetici kutupların bilinmesi

 

Otuz Üçüncü Bölüm

Niyetçi kutupların, sırlarının ve esaslarının kemiyetinin bilinmesi

 

Otuz Dördüncü Bölüm

Nefesler menziline ulaşıp durumları müşahede etmiş şahsın bilinmesi

Hak Teâlanın gecenin son üçte birinde dünya semasına inmesinin incelenmesi.

 

Otuz Beşinci Bölüm

Nefesler menziline ulaşmış şahsın ve ölümünden sonraki sırlarının bilinmesi

 

Otuz Altıncı Bölüm

İsevilerin, kutuplarının ve usullerinin bilinmesi hakkında

 

Otuz Yedinci Bölüm

İsevî kutupların ve sırlarının bilinmesi

 

Otuz Sekizinci Bölüm

Muhammedi makama muttali olmuş kutupların ve ona ulaşmamış kutupların bilinmesi

 

Otuz Dokuzuncu Bölüm

Hak, kendisini kendi katından kovduğunda velinin düştüğü makamın bilinmesi

 

Kırkıncı Bölüm

Kevn ilimlerinden cüzî ilme komşu menzilinin, tertibinin, sırlarının ve kutuplarının bilinmesi

 

Kırk Birinci Bölüm

Gece ehli

 

Kırk ikinci Bölüm

Fütüvvet ve fetâların, menzilleri

 

Kırk Üçüncü Bölüm

Vera’ sahipleri

 

Kırk Dördüncü Bölüm

Behlüllerin ve onların Behlül mertebesindeki imamları hakkındadır.

 

Kırk Beşinci Bölüm

Erdikten sonra geri dönenin ve onu geri döndürenin bilinmesi

 

Kırk Altıncı Bölüm

Az ilmin ve salihlerden onu elde edenlerin bilinmesi

 

Kırk Yedinci Bölüm

Süflî menzillerin ve makamlarının vasfı

Sonun, başın özlemini çekmesi ve bunun sebebi.

Dairedeki sırlar.

 

Kırk Sekizinci Bölüm

Bu bundan dolayı böyle oldu’nun bilinmesi hakkında. Bu illet ve sebebin İspatıdır.

 

Kırk Dokuzuncu Bölüm

"Ben Rahmanın nefesini Yemen yönünden buluyorum" hadisinin ve bu menzilin ve adamlarının bilinmesi

 

 

Ellinci Bölüm

Hayret ve acizlik adamlarının bilinmesi

 

Elli Birinci Bölüm

Vera’ ehlinden nefes-i rahman menziline ulaşmış kişilerin bilinmesi

 

Elli ikinci Bölüm

Keşif sahibinin onu gördükten sonra gayb aleminden şahadet alemine kaçışının sebebinin bilinmesi

 

Elli Üçüncü Bölüm

Müridin, şeyhin varlığından önce nefsine telkin ettiği amellerin bilinmesi

Müride lazım olan şeyler: açlık, uzlet, susmak, seher.

 

Elli Dördüncü Bölüm

İşaretlerin bilinmesi

 

Elli Beşinci Bölüm

Şeytani tehlikelerin bilinmesi hakkında

 

Elli Altıncı Bölüm

İstikra ve sağlamını zayıfından ayırt etmenin bilinmesi

 

Elli Yedinci Bölüm

İlham ilminin istidlal türlerinden herhangi bir türle elde edilmesinin bilinmesi

 

Elli Sekizinci Bölüm

İstidlalde bulunan ilham ehlinin bilinmesi, kalbe dolup taşan ve kalbin temayüllerini bölen ve onları dağıtan ilahi ilmin bilinmesi

 

Elli Dokuzuncu Bölüm

Mevcut ve mukadder imanın bilinmesi

 

Altmışıncı Bölüm

Unsurların, ulvî alemin süflî alem üzerindeki otoritesinin bilinmesi

Alemin yaratılışına yönelik dört isim, dört melekî hakikat ve onun altındaki, burûc melekleri, menziller, yedi gök ve diğerleri, unsurların, rükünlerin ve müvelledâtın yaratılışı, insanın yaratılışı hakkında bir incelemedir.

 

Altmış Birinci Bölüm

Cehennemin, azap açısından oradaki varlıkların en büyüğünün bilinmesi

 

Altmış İkinci Bölüm

Ateş ehlinin mertebeleri hakkındadır.

 

Altmış Üçüncü Bölüm

İnsanların, dünya ile diriliş arasında berzahta kalmalarının bilinmesi

 

Altmış Dördüncü Bölüm

Kıyametin ve menzillerinin ve dirilişin kemiyetinin bilinmesi

 

Altmış Beşinci Bölüm

Cennetin, menzillerinin, derecelerinin ve bu bölümle ilgili midelerin bilinmesi

 

Altmış Altıncı Bölüm

Zahir ve batin olarak şeriatın sırrının bilinmesi, hangi ilahi ismin onu var ettiğinin bilinmesi

 

Altmış Yedinci Bölüm

“Lâ ilahe illallah Muhammedun Resûlullah" şahadetinin –ki bu imandır- bilinmesi hakkındadır

 

Altmış Sekizinci Bölüm

Temizliğin sırları

 

Altmış Dokuzuncu Bölüm

Namazın ve umumi oluşunun sırlarının bilinmesi

 

Yetmişinci Bölüm

Zekâtın sırları

 

Yetmiş Birinci Bölüm

Orucun sırları

 

Yetmiş İkinci Bölüm

Hacc ve sırları

 

Yetmiş Üçüncü Bölüm

Karşılaşma ve sapma esnasında müşahede sahibinin elde ettiği sırların sayısının ve karşılaşmadan ne kadar saptığının bilinmesi hakkındadır.

 

Yetmiş Dördüncü Bölüm

Tövbe hakkındadır.

 

Yetmiş Beşinci Bölüm

Tövbeyi terk etme hakkındadır.

 

Yetmiş Altıncı Bölüm

Mücahede hakkındadır.

 

Yetmiş Yedinci Bölüm

Mücahedenin terki hakkındadır.

 

Yetmiş Sekizinci Bölüm

Halvetin bilinmesi hakkındadır.

 

Yetmiş Dokuzuncu Bölüm

Celvet olarak tabir edilen halvetin terki hakkındadır.

 

Sekseninci Bölüm

Uzlet hakkındadır.

 

Seksen Birinci Bölüm

Uzletin terki hakkındadır.

 

Seksen İkinci Bölüm

Firar hakkındadır.

 

Seksen Üçüncü Bölüm

Firarin terki hakkındadır.

 

Seksen Dördüncü Bölüm

Allah’tan sakınmak hakkındadır.

 

Seksen Beşinci Bölüm

Perde ve örtü taşası hakkındadır.

 

Seksen Altıncı Bölüm

Dünyevi sınırlar takvası hakkındadır.

 

Seksen Yedinci Bölüm

Ateşe karşı korunma hakkındadır.

 

Seksen Sekizinci Bölüm

Şeriat hükümlerinin usullerinin sırlarının bilinmesi

 

Seksen Dokuzuncu Bölüm

Genel olarak nafilelerin bilinmesi hakkındadır.

 

Doksanıncı Bölüm

Farzlar ve sünnetlerin bilinmişi hakkındadır.

 

Doksan Birinci Bölüm

Vera’ ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Doksan İkinci Bölüm

Vera’yı terk etme makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Doksan Üçüncü Bölüm

Zühd hakkındadır.

 

Doksan Dördüncü Bölüm

Zühdü terk bölümü.

 

Doksan Beşinci Bölüm

Cömerdik ile kerem hakkındadır.

 

Doksan Altıncı Bölüm

Susma ve sırlan hakkındadır.

 

Doksan Yedinci Bölüm

Konuşma makamının ve ayrıntılarının bilinmesi

 

Doksan Sekizinci Bölüm

Seher makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Doksan Dokuzuncu Bölüm

Uyku makamı hakkındadır.

 

Yüzüncü Bölüm

Korku makamı hakkındadır.

 

Yüz Birinci Bölüm

Korkunun terki makamı hakkındadır.

 

Yüz ikinci Bölüm

Ümit makamı hakkındadır.

 

Yüz Üçüncü Bölüm

Ümidin terki hakkındadır.

 

Yüz Dördüncü Bölüm

Hüzün makamı hakkındadır.

 

Yüz Beşinci Bölüm

Hüznün terki hakkındadır.

 

Yüz Altıncı Bölüm

Matlub olan açlığın bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yedinci Bölüm

Açlığın terki hakkındadır.

 

Yüz Sekizinci Bölüm

Fitne, şehvet, gençler ve kadınlarla konuşmanın, onlardan arkadaş edinmenin ve müridin ne zaman arkadaş edindiğinin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Dokuzuncu Bölüm

Şehvetle irade, dünya şehvetiyle cennet şehveti arasındaki farkın bilinmesi

 

Yüz Onuncu Bölüm

Huşû’ makamı hakkındadır.

 

Yüz On Birinci Bölüm

Huşû’nun terki hakkındadır.

 

Yüz On ikinci Bölüm

Nefse muhalefet hakkındadır.

 

Yüz On Üçüncü Bölüm

Arzularında nefte müsaade etmenin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz On Dördüncü Bölüm

Haset ve gıptanın bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz On Beşinci Bölüm

Gıybetin, övülen ve yerilen gıybetin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz On Altıncı Bölüm

Kanaat ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz On Yedinci Bölüm

Cimrilik, kanaat etme yerine daha fazla isteme hırsı makamı hakkındadır.

 

Yüz On Sekizinci Bölüm

Tevekkül makamı hakkındadır.

 

Yüz On Dokuzuncu Bölüm

Tevekkülü terk hakkındadır.

 

Yüz Yirminci Bölüm

Şükür makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yirmi Birinci Bölüm

Şükrü terk makam hakkındadır.

 

Yüz Yirmi İkinci Bölüm

Yakîn makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yirmi Üçüncü Bölüm

Yakin terk makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm

Sabır makamının, aşıntılarının ve sırlarının bilinmesi hak-kındadır.

 

Yüz Yirmi Beşinci Bölüm

Sabrı terk makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

 

Yüz Yirmi Altıncı Bölüm

Murakabe makamının bilinme؛ hakkındadır.

 

Yüz Yirmi Yedinci Bölüm

Murakabeyi terk hakkındadır.

 

Yüz Yirmi Sekizinci Bölüm

Rıza makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yirmi Dokuzuncu Bölüm

Rızayı terkin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Otuzuncu Bölüm

Ubudet (Kulluk) makamı hakkındadır.

 

Yüz Otuz Birinci Bölüm

Ubudiyeti terk makamı hakkındadır.

 

Yüz Otuz İkinci Bölüm

İstikamet makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Otuz Üçüncü Bölüm

İstikameti terk makamı hakkındadır.

 

Yüz Otuz Dördüncü Bölüm

İhlâs makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Otuz Beşinci Bölüm

İhlâsı terk makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Otuz Altıncı Bölüm

Sıdk makamının sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Otuz Yedinci Bölüm

Sıdkı terk makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Otuz Sekizinci Bölüm

Hayâ makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Otuz Dokuzuncu Bölüm

Hayâyı terk makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırkıncı Bölüm

Hürriyet makam ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Birinci Bölüm

Hürriyeti terk makamı hakkındadır.

 

Yüz Kırk ikinci Bölüm

Zikir makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Üçüncü Bölüm

Zikri terk makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Dördüncü Bölüm

Fikir makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Beşinci Bölüm

Fikri terk makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Altıncı Bölüm

Fütüvvet makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Yedinci Bölüm

Fütüvveti terk makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Sekizinci Bölüm

Feraset makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Kırk Dokuzuncu Bölüm

Ahlak makam ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Ellinci Bölüm

Setr olan gayret makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Elli Birinci Bölüm

Gameti terk makam ve sırlan hakkındadır.

 

Yüz Elli İkinci Bölüm

Velayet makam ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Elli Üçüncü Bölüm

Beşerî velayet makam ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Elli Dördüncü Bölüm

Meleki velayet makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Elli Beşinci Bölüm

Nübüvvet makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Elli Altıncı Bölüm

Beşerî nübüvvet makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Elli Yedinci Bölüm

Melekî nübüvvet makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Elli Sekizinci Bölüm

Risalet makamı ve sırları hakkındadır.

 

Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm

Beşerî risalet makamı hakkındadır.

 

Yüz Altmışıncı Bölüm

Meleki risaletin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Birinci Bölüm

Nübüvvet ve Sıddıklık arasındaki makamın bilinmesi hak-kındadır. Bu kurbet makamıdır.

 

Yüz Altmış İkinci Bölüm

Fakr ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Üçüncü Bölüm

Zenginlik makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Dördüncü Bölüm

Tasavvuf makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Beşinci Bölüm

Tahkik ve muhakkiklerin makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Altıncı Bölüm

Hikmet ve hikmet sahipleri makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Yedinci Bölüm

Kimyay-ı saadetin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Sekizinci Bölüm

Edep makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm

Edebi terk makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yetmişinci Bölüm

Sohbet makamı ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yetmiş Birinci Bölüm

Sohbeti terk makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yetmiş İkinci Bölüm

Tevhid makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yetmiş Üçüncü Bölüm

Şirk makamının bilinmesi hakkındadır. Bu ikilik makamıdır.

 

Yüz Yetmiş Dördüncü Bölüm

Sefer makam ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yetmiş Beşinci Bölüm

Seferi terk makamı hakkındadır.

 

Yüz Yetmiş Altıncı Bölüm

Sufilerin (radiyallahu anhum) ölüm anındaki hallerinin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Yetmiş Yedinci Bölüm

Marifet makamının bilinmesi hakkındadır.

Kalplerle yapılan zikrin incelenmesi.

Hayal âleminin incelenmesi

Söz hastalığı bu bölümün diğer konularıdır.

 

Yüz Yetmiş Sekizinci Bölüm

Muhabbet makamının bilinmişi hakkındadır.

Amellerin incelenmesi

Şeyhin sevgi makamı

Vahdet hakkında eşsiz önemli açıklamalar.

 

Yüz Yetmiş Dokuzuncu Bölüm

Dostluk makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Sekseninci Bölüm

Aşık muhiplerin sıfatlarından olan şevk ve özlem makamlarının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Seksen Birinci Bölüm

Şeyhlere hürmet makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Seksen İkinci Bölüm

Semâ makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Seksen üçüncü Bölüm

Semâyı terk makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Seksen Dördüncü Bölüm

Kerametler makamının bilinmişi hakkındadır.

 

Yüz Seksen Beşinci Bölüm

Kerametleri terk makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Seksen Altıncı Bölüm

Harikuladelikler makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Seksen Yedinci Bölüm

Mucize makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Seksen Sekizinci Bölüm

Müjdeleyiciler olan rüya makamının bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Seksen Dokuzuncu Bölüm

Salik ve sülük hakkındadır.

 

Yüz Doksanıncı Bölüm

Yolcunun bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Doksan Birinci Bölüm

Yolculuk ve yolun bilinmesi hakkındadır

 

Yüz Doksan İkinci Bölüm

Halin bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Doksan üçüncü Bölüm

Makamın bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Doksan Dördüncü Bölüm

Mekânın bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Doksan Beşinci Bölüm

Şathiyatın bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Doksan Altıncı Bölüm

Tavâli’nin (Kalbe Doğanlar) bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Doksan Yedinci Bölüm

Gidişin (Yolculuk) bilinmesi hakkındadır.

 

Yüz Doksan Sekizinci Bölüm

Nefesin bilinmesi hakkındadır.

İnsanın (Allah'ın) suretinde yaratılmasının anlamı

Havkale (lâ havle ve lâ kuvvete İllâ billah) zikri hakkında

el-Bedî’ ilahî ismi hakkında

el-Bâ'is ilahi ismi hakkında

el-Batın ilahî ismi hakkında

Cisimlerin kendisinde ortaya çıktığı heba cevherini yarat-maya yönelik olan el-Ahir ilahi ismi hakkında

Küll cismi var etmeye yönelik olan Rahmani nefeslerden ez-Zâhir ilahi ismi hakkında

el-Hâkim ilahi ismi hakkında

Arşı var etmeye yönelik olan el-Muhit ismi ve er-Rahman ismiyle arşa istiva hakkında

Kürsü ve iki ayağı var etmeye yönelik olan eş-Şekûr ilahi ismi hakkında

Atlas feleğini var etmeye yönelik olan el-Ganî ismi hakkında

el-Mukaddir ismi hakkında

er-Rabb ismi hakkında

el-Alîm ismi hakkında

el-Kâhir ismi hakkında

en-Nûr ismi hakkında

el-Musavvir ismi hakkında

el-Muhsi ismi hakkında

el-Mubin ismi hakkında

el-Kâbız ilahi ismi hakkında

el-Hayy ilahî ismi hakkında

el-Muhyî ismi ve sırları hakkında

el- Mümît ilahi ismi hakkında

el-Azîz ilahî ismi hakkında

er-Rezzâk ilahî ismi hakkında

el-Müzil ilahî ismi hakkında

el-Kavî ilahi ismi hakkında

el-Latif ilahi ismi hakkında

el-Cami’ ilahî ismi hakkında

Refiu’d-Derecât ve Zu'l-Arş ilahî isimleri hakkında

 

Açık ve gizli nefesler hakkında

ez-Zâhir ismi hakkında

 

Yüz Doksan Dokuzuncu Bölüm

Sır hakkındadır.

 

İki Yüzüncü Bölüm

Vasıl hali hakkındadır.

 

İki Yüz Birinci Bölüm

Fasıl hali hakkındadır.

 

İki Yüz ikinci Bölüm

Edep hali hakkındadır.

 

İki Yüz Üçüncü Bölüm

Riyazet hali hakkındadır.

 

İki Yüz Dördüncü Bölüm

Tahalli ( ح ile) (Süslenme) hakkındadır.

 

İki Yüz Beşinci Bölüm

Tahalli (Soyutlanma) hakkındadır.

 

İki Yüz Altıncı Bölüm

Tecelli hakkındadır.

 

İki Yüz Yedinci Bölüm

İllet hali hakkındadır.

 

İki Yüz Sekizinci Bölüm

İnzi’âc (rahatsız olmak) hali hakkındadır.

 

İki Yüz Dokuzuncu Bölüm

Müşahede hakkındadır.

 

İki Yüz Onuncu Bölüm

Mükâşefe hakkındadır.

 

İki Yüz On Birinci Bölüm

Levâih hakkındadır.

 

İki Yüz On ikinci Bölüm

Telvîn hakkındadır.

 

İki Yüz On Üçüncü Bölüm

Gayret hali hakkındadır.

 

İki Yüz On Dördüncü Bölüm

Hürriyet hali hakkındadır.

 

İki Yüz On Beşinci Bölüm

Latife ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz On Altıncı Bölüm

Fetihlerin ve sırlarının bilinmişi hakkındadır.

 

İki Yüz On Yedinci Bölüm

Resim, vesem (karakteristik/niteleme) ve sırlarının bilinmesi

 

İki Yüz On Sekizinci Bölüm

Özet ve hülasa olarak kabz ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz On Dokuzuncu Bölüm

Bast ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirminci Bölüm

Fena ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi Birinci Bölüm

Beka ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi ikinci Bölüm

Cem’ ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi üçüncü Bölüm

Tefrika halinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm

Tahakkümün bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi Beşinci Bölüm

Ziyadelerin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi Altıncı Bölüm

İradenin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi Yedinci Bölüm

Murad halinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi Sekizinci Bölüm

Müridin hali hakkındadır.

 

İki Yüz Yirmi Dokuzuncu Bölüm

Himmet hali hakkındadır.

 

İki Yüz Otuzuncu Bölüm

Gurbet hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz Birinci Bölüm

Mekr hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz İkinci Bölüm

İstilam hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz Üçüncü Bölüm

Rağbet hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz Dördüncü Bölüm

Rehbet’ hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz Beşinci Bölüm

Tevacüd hakkındadır, o da vecdi çağırmaktır.

 

İki Yüz Otuz Altıncı Bölüm

Vecd hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz Yedinci Bölüm

Vücud hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz Sekizinci Bölüm

Vakit hakkındadır.

 

İki Yüz Otuz Dokuzuncu Bölüm

Heybet hakkındadır.

 

İki Yüz Kırkıncı Bölüm

Ünsiyet hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk Birinci Bölüm

Celalin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk İkinci Bölüm

Cemal hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk Üçüncü Bölüm

Kemal hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk Dördüncü Bölüm

Gaybet hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk Beşinci Bölüm

Huzur hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk Altıncı Bölüm

Sekr hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk Yedinci Bölüm

Sahv hakkındadır.

 

İki Yüz Kırk Dokuzuncu Bölüm

İçmek hakkındadır.

 

İki Yüz Ellinci Bölüm

Kanma hakkındadır.

 

İki Yüz Elli Birinci Bölüm

Kanma’nın olmayışı hakkındadır.

 

İki Yüz Elli ikinci Bölüm

Mahv hakkındadır.

 

İki Yüz Elli Üçüncü Bölüm

İspatın bilinmesi hakkındadır, o da adet hükümleri ve kavuşturucuların ispatıdır.

 

İki Yüz Elli Dördüncü Bölüm

Setrin bilinmesi hakkındadır, o da seni yok olmaktan gizleyen şeydir.

 

İki Yüz Elli Beşinci Bölüm

Mahk'ın -ki o, O'nun zatında fena olmandır- ve mahku'l-mahkın —ki o da O'nun zatında sabit kalmandır- bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Elli Altıncı Bölüm

İbdâr ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

Maruf edatların kullanımından bahseder

 

İki Yüz Elli Yedinci Bölüm

Muhadaranın bilinmesi hakkındadır.

Muhadara ilahi isimlerle baş başa kalmaktır.

 

İki Yüz Elli Sekizinci Bölüm

Levami’in bilinmesi hakkındadır. Levami’, iki vakit veya daha yakın bir sürede tecelli nurlarından sabit olanlardır.

 

İki Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm

Hücum ve bevadihin bilinmesi hakkındadır Hücum, kişinin tasannuu olmadan vaktin geçmesiyle kalbe gelen şeydir

Bevadih ise ürkme yoluyla gaybten kalbe ansızın gelen şeydir

 

İki Yüz Altmışıncı Bölüm

Kurb’un bilinmesi hakkındadır. Kurb, itaatleri yerine getirmektir.

 

İki Yüz Altmış Birinci Bölüm

Bu’d’un bilinmesi hakkındadır.

Bu’d, muhalefette kalmaktır.

 

İki Yüz Altmış ikinci Bölüm

Şeriat’ın bilinmesi hakkındadır.

Şeriat, fiili kendine nispetle kulluğa bağlanmaktır.

 

İki Yüz Altmış üçüncü Bölüm

Hakikatin bilinmesi hakkındadır.

Hakikat, sıfatlarının eserlerini O’nun sıfatlarıyla olumsuzlamandır.

 

İki Yüz Altmış Dördüncü Bölüm

Havatır’ın bilinmesi hakkındadır. Havatır, kalbe gelen şeydir.

 

İki Yüz Altmış Beşinci Bölüm

Varid’in bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Altmış Altıncı Bölüm

Şahid’in bilinmesi hakkındadır. Şahid, müşahede edenin suretinin müşahede edende kalmasıdır.

 

İki Yüz Altmış Yedinci Bölüm

Nefs’in bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Altmış Sekizinci Bölüm

Ruhun bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm

Bölümde geniş bir şekilde ilme'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve hakke’l-yakin açıklanmıştır.

 

İki Yüz Yetmişinci Bölüm

Muhammedi münacatta geçen kutup ve iki imamın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yetmiş Birinci Bölüm

Muhammedi münacattan sabah vakti kavmi hamd eder menzilinin bilinmesi hakkındadır. Bu ayni zamanda emniyet menzillerindendir.

 

İki Yüz Yetmiş ikinci Bölüm

Tevhidin tenzihinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yetmiş üçüncü Bölüm

Musevi alemden nefis ve hevanın helakinin bilinmesi hak-kındadır.

 

İki Yüz Yetmiş Dördüncü Bölüm

Musevi alemden belirlenmiş ecelin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yetmiş Beşinci Bölüm

Musevi makamdan putlardan teberri etmenin bilinmesi hakkındadır. Bu yedi emir menzilindendir.

 

İki Yüz Yetmiş Altıncı Bölüm

Muhammedi makamdan havuz menzili ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yetmiş Yedinci Bölüm

Musevi makamdan yalanlama ve cimriliğin ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yetmiş Sekizinci Bölüm

Musevi ve Muhammedi makamdan ülfet makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Yetmiş Dokuzuncu Bölüm

Muhammedi makamdan itibar menzilinin ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Sekseninci Bölüm

Musevi makamdan bana ne makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Seksen Birinci Bölüm

Muhammedi mertebeden toplanma menzilinin ve birin topluluğun yerine ikamet etmesinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Seksen ikinci Bölüm

Musevi mertebeden illileri ziyaret etme menzilinin ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Seksen Üçüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden kavasım (kırıcılar/öldürücüler) menzilinin ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Seksen Dördüncü Bölüm

Muhammedi makamdan değerli komşuluk makamının ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Seksen Beşinci Bölüm

Cansızların münacatının menzilinin bilinmesi

Tecelliler O’nun hakikatinin nurlarıdır.

 

İki Yüz Seksen Yedinci Bölüm

Muhammedi mertebeden samedâni tecelli menzilinin ve sırlarının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Seksen Sekizinci Bölüm

Musevi mertebeden ilk tilavet mertebesinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Seksen Dokuzuncu Bölüm

Musevi mertebeden kendisinden önce bilginin bulunmadığı ümmî bilginin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksanıncı Bölüm

Musevi mertebeden nimetleri takrir menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Birinci Bölüm

Muhammedi mertebeden dördüncü felek olan zamanın başlangıcının bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan ikinci Bölüm

Musevi mertebeden gayb alemi ile şahadet aleminin ortak- ilk menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Üçüncü Bölüm

Musevi mertebeden şahadet aleminin varlığının ve gayb aleminin zuhurunun sebebinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Dördüncü Bölüm

Musevi mertebeden Mekki Muhammedi menzilin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Beşinci Bölüm

Muhammedi makamdan yüce sayıların menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Altıncı Bölüm

Musevi mertebeden ahiret hayatında saadet ehlinin sıfatlarının şeka ehline intikal menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Yedinci Bölüm

Muhammedi mertebeden en yüce mertebede insanî letafet tesviyesinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Sekizinci Bölüm

Muhammedi mertebede ulvi âlemden zikir menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

İki Yüz Doksan Dokuzuncu Bölüm

Muradî Muhammedi mertebede, Süryânî makamdan müminlerin azabı menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüzüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden ulvî âlemin bölünün esinin men-zilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Birinci Bölüm

Nimet ehliyle azap ehli arasında taksim edilmiş kitabin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz ikinci Bölüm

Muhammedi, Musevi ve İsevî mertebeden en yüce alemin gidişinin ve en aşağı alemin varlığının menzilinin bilinme؛ hakkındadır.

 

Üç Yüz Üçüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden Cebraili arif in menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Dördüncü Bölüm

Musevi makamda zenginliğin fakirliğe tercih ve İsevî mertebeden fakirliğin zenginliğe tercih menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Beşinci Bölüm

Muhammedi mertebeden sufîlerin kalplerine hallerin peş peşe geliş menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altıncı Bölüm

Musevi mertebeden Mele-i A’lâ’nın çekişmesinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yedinci Bölüm

Musevi-Muhammedi mertebeden meleklerin Muhammedi durağa iniş menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Sekizinci Bölüm

Muhammedi mertebeden külli alemin karışma menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Dokuzuncu Bölüm

Muhammedi mertebeden Melamiyye menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Onuncu Bölüm

Musevî mertebeden ruhanî çan sesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz On Birinci Bölüm

Muhammedi mertebeden gaybi özel yaratılışların bilin- m esi hakkındadır.

 

Üç Yüz On İkinci Bölüm

Muhammedi mertebeden vahyin velilerin kalplerine inme keyfiyeti ve bu konuda onların şeytanlardan korunma menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz On Üçüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden Nuh ve ağlama menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz On Dördüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden meleklerin, nebilerin ve velilerin dereceleri arasındaki fark menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz On Beşinci Bölüm

Muhammedi mertebeden azabın zorunluluğu menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz On Altıncı Bölüm

Bu bölümde namaz kılanların halleri açıklanmıştır.

 

Üç Yüz On Yedinci Bölüm

İbtila ve bereketlerinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz On Sekizinci Bölüm

Muhammedi olan ve Muhammedi olmayan şeriatın nefsani gayelerle nesh edilmesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz On Dokuzuncu Bölüm

Nefsin şeriatın yönlerinden birisinin kaydından başka bir şekilde kurtulma menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirminci Bölüm

İki kabzanın teşbihinin ve birbirinden temyiz edilmelerinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Birinci Bölüm

Muhammedi mertebeden şahadet alemiyle gayb alemi arasındaki farkın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi İkinci Bölüm

Muhammedi mertebeden Hakk'ı halka satan kiminin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Üçüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden müjdeleyicinin müjdelenen verdiği müjdenin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm

Asımiyye mertebesinden bazı ilahi mertebelerde kadınların ve adamların toplanma menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Beşinci Bölüm

Muhammedi mertebeden Kur’ân menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Altıncı Bölüm

Muhammedi-Musevi mertebeden muhavere ve münazaa menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Yedinci Bölüm

Muhammedi mertebeden med ve nasif menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Sekizinci Bölüm

Muhammedi mertebeden, ayrıştırma halinde mürekkep varlıkların basit varlıklara dönüşmesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yirmi Dokuzuncu Bölüm

Muhammedi mertebeden nimetler ilminin ve belaya hasretmenin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuzuncu Bölüm

Muhammedi mertebeden, dolunay ve hilal gibi ayin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuz Birinci Bölüm

Muhammedi-Ademi mertebeden görme ve üzerindeki kuvvet, sarkma, terakki, telakki ve tedelli menzilinin bilinmesi

 

Üç Yüz Otuz ikinci Bölüm

Musevi mertebeden Muhammedi makam sahipleri için ilahi koruma menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuz Dördüncü Bölüm

Musevi mertebeden madumun yenilenmesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuz Beşinci Bölüm

Muhammedi ve Musevi mertebeden uhuvvet (kardeşlik) menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuz Altıncı Bölüm

Muhammedi mertebeden bitkilerin bütün zamanlarda vaktin sahibi olan kutba biat etmelerinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuz Yedinci Bölüm

Musevi mertebeden alemin bir kısmıyla beraber Muhammed'in (s.a.) menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuz Sekizinci Bölüm

Muhammedi mertebeden Sevik Akabeleri menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Otuz Dokuzuncu Bölüm

Muhammedi mertebeden hakikatin önünde şeriatın boyun eğmesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırkıncı Bölüm

Hz. Peygamberin ibn Sayyâd'a Dııhân Suresi'ni gizlemesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk Birinci Bölüm

Sırlarda taklit menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk İkinci Bölüm

Musevi mertebeden vahyin mertebelerinden tek bir mertebenin topladığı üç sırdan ayrılmış iki sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Klik Üçüncü Bölüm

Bütün mülkün hamd mertebesinden vahyin tafsilindeki iki sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk Dördüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden mağfiretin sırlarından iki sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk Beşinci Bölüm

Dinde İhlasın sırrı, din nedir, şeriata niçin din denmiştir, Hz. Peygamberin adeten hayrı söylemesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk Altıncı Bölüm

Muhammedi mertebeden bir arifin doğru söylediği ve nurunun bu menzil yönünden nasıl çıktığını gördüğü bir sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk Yedinci Bölüm

İlahî indiyyet ve Allah’ın katında ilk saffın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk Sekizinci Bölüm

Cem’ ve vücud kalbinin sırlarından iki sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Kırk Dokuzuncu Bölüm

Muhammedi mertebeden kapının açılması ve kapanması ve her ümmetin yaratılması menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Ellinci Bölüm

Muhammedi mertebeden Rab isminden manaların gözlerinden örtünün kaldırılması ve istidamın tecellisinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Elli Birinci Bölüm

Muhammedi gayret mertebesinden Vedud isminden nefis ve ruhların sıfatlarda ortaklık menzilinin bilinmesi hakkındadır.

Ahirette insanın batını (iç dünyası) sabit bir suret olur; zahiri (dış görünüşü) ise hızla değişir.

 

Üç Yüz Elli İkinci Bölüm

Muhammedi mertebeden tılsımlı, tasvir edici, yönetici üç sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Elli Üçüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden menzilin sebebini bilmeye ve hakkını ifa etmeye işaret eden üç hikmetli, tılsımlı sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Elli Dördüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden uzak Süryani menzilin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Elli Beşinci Bölüm

Yolların bilinmesi, ibadet arzı ve genişliği ve Allah'ın “Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir, sadece bana ibâdet ediniz” sözünün menzilinin bilinmesi hakkındadır.

Ruhlar, cisimlerden yaratılmıştır.

Diriliş, cehalet perdesinin kaldırılmasıyla keşfetmektir

 

Yüz Elli Altıncı Bölüm

Muhammedi mertebeden gizlenmiş Üç sırrın, ilahi edep, nefsi ve tabii vahiydeki Arabi sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Elli Yedinci Bölüm

İlahi mertebeden evcil hakanlar menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Elli Sekizinci Bölüm

Nurları farklı üç ayrı nur, kaçma, korkutma ve haberlerin doğrusu sırrının menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm

Muhammedi mertebeden “seni kastediyorum ey komşu duy" menzilinin bilinmesi hakkındadır.

Hakikatler:

“iki misil, iki beyaz ve iki siyah gibidir. Tanım ve hakikat ikisini de kapsar, iki zıt, beyaz ve siyah, güzel ve çirkin gibidir. İki hilaf tek bir varlıkta renk ve tat gibidir.

Zikredilen bu üç kavramdan her birinde bütünün hükmü vardır.

 

Üç Yüz Altmışıncı Bölüm

Övülen karanlıklar ve görülen nurların menzilinin bilinmesi hakkındadır.

Yaratılış, nurla karanlık arasında bir berzahtır.

 

Üç Yüz Altmış Birinci Bölüm

Muhammedi mertebeden takdirde Hak ile ortaklık menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altmış İkinci Bölüm

Kalp ve yüz, parça ve bütün secdesinin menzilinin bilinmesi hakkındadır. Bu iki sücûd ve iki secde menzilidir.

 

Üç Yüz Altmış Üçüncü Bölüm

Kendisinden daha aşağıda bulunan ve kendisini tanımayan arifin halinin menzilinin bilinindi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altmış Dördüncü Bölüm

Bilenin dünya ve ahirette rahatlık ve ilahi gayrete kavuştuğu iki sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altmış Beşinci Bölüm

Muhammedi mertebeden hali ve makam alemlere gizlenen kimseye rahmet mertebesinde ulaşan sırların menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altmış Altıncı Bölüm

Resûlullah’ın müjdelediği ahir zamanda ortaya çıkan Mehdi’nin vezirlerinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altmış Yedinci Bölüm

Onu kabul edeceklerin azlığı ve kavramada zihinlerin yetersizliği nedeniyle muhakkiklerden hiç kimsenin keşfedemediği beşinci tevekkül menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altmış Sekizinci Bölüm

Geldi, gelmedi gibi fiillerin ve tek emir mertebesi menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm

Cömertlik hazineleri anahtarlarının menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmişinci Bölüm

Muhammedi mertebeden artma ve var ilk ve değişme sırlarından bir ve iki sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Birinci Bölüm

Muhammed ümmetine vasiyet edilen bir ve üç sırrın men-zilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş İkinci Bölüm

Muhammedi mertebeden sana ait olmayan şeyle kendini övmen ve bunda Hakk’ın seni şereflendirmek amacıyla sana icabet sırrının ve iki sırrın menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Üçüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden mertebesi inayetle alemden üstün olan hikmetli suda ortaya çıkan üç sırrın ve sureti değişse de alemin ebedi olarak kalmasının menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Dördüncü Bölüm

Muhammedi mertebeden rüya ve riya menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Beşinci Bölüm

Muhammedi mertebeden hayali benzerliğin, hakikat ve karışım aleminin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Altıncı Bölüm

Hikmet mertebesinden dostlarla düşmanları bir araya getiren menzilin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Yedinci Bölüm

Kıyam, doğruluk, şeref, inci ve surelerin sadelerinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Sekizinci Bölüm

İlahi mertebeden behimi ümmetin, ihsanın, üç ulvi sırrın, sonradan gelenin öne alınmasının, önce gelenin sona bırakılmasının menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Yetmiş Dokuzuncu Bölüm

Hall ve akd, ikram ve ihanet, duanın haber verme tarzında meydana gelmesinin menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Sekseninci Bölüm

Muhammedi makamdan alimler peygamberlerin varisleridir menzilinin bilinmişi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Birinci Bölüm

Tevhid ve cem menzilinin bilinmişi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen İkinci Bölüm

Hatemlerin, ilahi gelinlerin sayısı, yabancı, Musevi ve gerekli sırlar menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Üçüncü Bölüm

Muhammedi büyüklükleri kendisinde toplayan büyüklük menzilinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Dördüncü Bölüm

Hitabi münazelelerin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Beşinci Bölüm

"Değersiz olan galip gelir" ve "büyüklenen men edilir" münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Altıncı Bölüm

"Şah damarı" ve "beraberliğin eyniyyeti” münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Yedinci Bölüm

Büyüklük tevazusu münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Sekizinci Bölüm

Meçhul bir münazelenin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Seksen Dokuzuncu Bölüm

Varlığın bana, varlığım sana münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Doksanıncı Bölüm

Bu bölümde, zamanın mahiyetini ve felekî günlerin hesaplanması konusunu incelemiştir.

 

Üç Yüz Doksan Birinci Bölüm

Sual ayaklarının üzerinde sabit kalmadığı akışkan yol münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Doksan İkinci Bölüm

Bu münazelede, ahirette rahmetin umumiliğini incelemiş, rahmetle ilgili ayet ve hadisleri açıklamıştır.

 

Üç Yüz Doksan Üçüncü Bölüm

Kendisini korkutan şeyi görme sınırında duran kimse helak olur münazlesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Doksan Dördüncü Bölüm

Edepli olan erer, eren edepli olmasa bile dönmez münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Doksan Beşinci Bölüm

Mertebeme girip üzerinde hayâsı kalan kimsenin ölümünde dayanağı benim münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Doksan Altıncı Bölüm

Muhammedi mertebeden kendisini benden perdeleyen ilimleri ve maarifi toplayan kimsenin münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Üç Yüz Doksan Yedinci Bölüm

Bu münazeleyle, Hüviyye mertebesi ve Tasrif mertebesi incelenmiştir. Birinci mertebe Ebû Suûd b. Şibli'in mertebesidir. İkinci mertebe Şeyh Abdulkadir el-Cîlî'nin mertebesidir.

 

Üç Yüz Doksan Sekizinci Bölüm

Bu münazelede öğüt, hatırlatma ve ilahi günler incelenmiştir.

 

Üç Yüz Doksan Dokuzuncu Bölüm

Bu münazelede ittihat makamı incelenmiştir

 

Dört Yüzüncü Bölüm

Bu münazeleyle, ez-Zâhir ve el-Battn isimleri ve evvellik ve ahirlik incelenmiştir Önemli bir münazeledir

 

Dört Yüz Birinci Bölüm

Ölüye ve diriye beni görmeye yol yoktur münazelesinin bilinmesi hakkındadır

 

Dört Yüz İkinci Bölüm

Bu münazeleyle ilahi isimlerle ahlaklanma konusu incelenmiştir.

 

Dört Yüz Üçüncü Bölüm

Bu münazeleyle, rahmetin umumiyeti incelenmiştir.

 

Dört Yüz Dördüncü Bölüm

Bu münazeleyle ubudiyet incelenmiştir.

 

Dört Yüz Beşinci Bölüm

Bu münazeleyle, kalbin Hak için genişlemesi ve nazar edenlerin türleri hakkında peygamberlerden gelen haberler incelenmiştir

 

Dört Yüz Altıncı Bölüm

Bu münazeleyle, vahdet, isimler, mümkünler, zahirler ve batınlar hakkında önemli incelemeler yapılmıştır.

 

Dört Yüz Yedinci Bölüm

Bu münazeleyle teklif ve kulun amelleri konusu incelenmiştir.

 

Dört Yüz Sekizinci Bölüm

Bu münazele “ebediyet günü" olan cumartesi gününe özgüdür.

 

Dört Yüz Dokuzuncu Bölüm

Bu münazele, mahza ubudiyet makamına ait marifetlere özgü bir incelemedir.

 

Dört Yüz Onuncu Bölüm

Bu münazele, âlemle Allah arasındaki nispeti incelemeye özgüdür.

 

Dört Yüz On Birinci Bölüm

Bu münazeleyle, kitabin öne geçmesi, ilmin maluma tabiiyeti konusu incelenmiştir.

 

Dört Yüz On İkinci Bölüm

Bu münazele, kulun ilahi izzete karşı zilleti ve “benim için olan" sözündeki Allah için olanların mertebeleri incelemiştir.

 

Dört Yüz On Üçüncü Bölüm

Bu münazeleyle kaza ve kader konusu incelenmiştir, ilave olarak ilmin maluma tabiiyeti tahkik edilmiştir.

 

Dört Yüz On Dördüncü Bölüm

Bu münazele, rüyeti incelemeye özgüdür.

 

Dört Yüz On Beşinci Bölüm

Alem vasıtasıyla Allah'ı bilme münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz On Altıncı Bölüm

Kalbin hakikati münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz On Yedinci Bölüm

Ücreti Allah’a ait olanın münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz On Sekizinci Bölüm

Anlamayana hiçbir şey ulaşmaz münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz On Dokuzuncu Bölüm

Bu münazele, indirilen İlahî kitaplar ve müjdeler gibi ilahî kayıtları iliklemeye tahsis edilmiştir.

 

Dört Yüz Yirminci Bölüm

Makamlardan kurtulma nünazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Yirmi Birinci Bölüm

Bu münazeleyle, mantıki delil yoluyla Allah'ı bilmenin imkansızlığı incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yirmi İkinci Bölüm

Bu münazeleyle, yeryüzünde konulmuş teraziler ve ahiretteki teraziler incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yirmi Üçüncü Bölüm

Bu münazeleyle, müşahedede zikir incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm

Bu münazeleyle, hüviyye ve rububiyet hükümleri ve Hakk’ın diliyle gelen garip lafızlar incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yirmi Beşinci Bölüm

İlim talep edenin gözü benden uzaklaşmıştır münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Yirmi Altıncı Bölüm

Bu münazeleyle nur incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yirmi Yedinci Bölüm

Bu münazele, vücudî-şuhudî vahdeti tahkiktir.

Bu münazele, dairenin merkezinin noktasıyla muhitinin birleşmesini araştırır. Çünkü çevre noktayla birleştiğinde, aralarında var olan şey ortadan kalkar. Bu da alemin Hakk’ın varlığında yok olmasıdır.

 

Dört Yüz Yirmi Sekizinci Bölüm

Hakkın ve halkın inniyeti incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yirmi Dokuzuncu Bölüm

Benim Celalim kakışında küçülene inerim, bana karşı büyüklenene büyüklenirim münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Otuzuncu Bölüm

Bu münazele hayretin incelemesi içindir.

 

Dört Yüz Otuz Birinci Bölüm

Bu münazele perdenin incelemesine tahsis edilmiştir. Vakit ve vatanların hükmü de incelenmiştir.

 

Dört Yüz Otuz İkinci Bölüm

Kendini bilmeyene şaşılır münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Otuz Üçüncü Bölüm

Bu münazeleyle fena ve beka hakkında özel bir inceleme yapılmıştır.

 

Dört Yüz Otuz Dördüncü Bölüm

Bu münazeleyle, meşiet ve ilim incelenmiştir.

 

Dört Yüz Otuz Beşinci Bölüm

Bu münazeleyle va'd ve vaîd incelenmiştir

 

Dört Yüz Otuz Altıncı Bölüm

Bu münazeleyle tabii ve mevzui rahmet incelenmiştir.

 

Dört Yüz Otuz Yedinci Bölüm

Kim şeriatımdaki payını bilirse, bendeki payını bilmiştir

Bu münazeleyle "Allah katında olan şey, senin katıda olan şey gibidir" konusu incelenmiştir

 

Dört Yüz Otuz Sekizinci Bölüm

Bu münazeleyle Kur’ân’ın tilaveti incelenmiştir.

 

Dört Yüz Otuz Dokuzuncu Bölüm

Bu münazeleyle ilmi verasetin mertebeleri ve kıyamette ilimle amel edenlerin mertebeleri incelenmiştir.

 

Dört Yüz Kırkıncı Bölüm

Kitabın önceliği ve ilim maluma tabidir konusu da incelenmiştir.

 

Dört Yüz Kırk Birinci Bölüm

Alim ile arif arasındaki fark incelenmiştir.

 

Dört Yüz Kırk İkinci Bölüm

Hakkın görülmesi konusunda bir incelemedir.

 

Dört Yüz Kırk Üçüncü Bölüm

Tekvin tecellileri ve arifin bu tecellilere vakıf olma isteği incelenmiştir.

 

Dört Yüz Kırk Dördüncü Bölüm

Saf ahit hakkındadır. Saf ahit dini Allah’a has kılmaktır.

 

Dört Yüz Kırk Beşinci Bölüm

Velilerin alametleri, velayet ile hilafet arasındaki fark incelenmiştir.

 

Dört Yüz Kırk Altıncı Bölüm

Gece ibadetleri canlı bir tablo şeklinde tahkik edilmiştir.

 

Dört Yüz Kırk Yedinci Bölüm

Kaderin sırrı tahkik edilmiştir.

 

Dört Yüz Kırk Sekizinci Bölüm

Doğuş ve barış ve Musevi rüyet tahkik edilmiştir.

 

Dört Yüz Kırk Dokuzuncu Bölüm

“Mülkün mülkü" ifadesinin anlamı incelenmiştir.

 

Dört Yüz Ellinci Bölüm

Kendileriyle Allah için olan kullar ve Allah'la Allah için olan kullar hakkında bir incelemedir.

 

Dört Yüz Elli Birinci Bölüm

İlahî isimler yönünden Hakk’ın halkla irtibatı hakkında bir incelemedir.

 

Dört Yüz Elli İkinci Bölüm

Bu münazeleyle kelamullah ve mertebeleri ve öğüdün çeşitleri incelenmiştir.

 

Dört Yüz Elli Üçüncü Bölüm

Cömertlik ve cömertliğin cömertliği tahkik edilmiştir.

 

Dört Yüz Elli Dördüncü Bölüm

Bu münazeleyle ilahi nispetler incelenmiştir.

 

Dört Yüz Elli Beşinci Bölüm

Zahirimle yöneldiğim kişi asla mutlu olamaz, batınımla yöneldiğim ise asla mutsuz olamaz ve bunun tersi münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Elli Altıncı Bölüm

Musevi ağaçta, ilahi kelam tahkik edilmiştir.

 

Dört Yüz Elli Yedinci Bölüm

Mutlak teklif münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Elli Sekizinci Bölüm

Görünen tecellileri idrak münazelesinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm

"Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba mirasçı kıldık... " ayeti açıklanmıştır

 

Dört Yüz Altmışıncı Bölüm

İslam, iman ve ihsan tahkik edilmiştir.

 

Dört Yüz Altmış Birinci Bölüm

Hakk’ın esirgedikleri arifler, bu ariflerin Allah'ı ve alemi bilmeleri incelenmiştir.

 

Dört Yüz Altmış İkinci Bölüm

Muhammedi kutuplar ve menzilleri İçinde Kutupların zikirleri ve Muhammedi makamlar.

 

Dört Yüz Altmış Üçüncü Bölüm

Kendi zamanlarındaki alemin etraflarında döndüğü on iki kutbun bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Altmış Dördüncü Bölüm

Zikri “Lâ ilahe illallah” olan kutbun hali hakkındadır.

 

Dört Yüz Altmış Beşinci Bölüm

Menzili "Allahu ekber" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Altmış Altıncı Bölüm

Mertebesi ve zikri “Subhanallah” olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Altmış Yedinci Bölüm

Menzili “Elhamdulillah” olan kutbun hali hakkındadır.

 

Dört Yüz Altmış Sekizinci Bölüm

Menzili “Elhamdulillah alâ kulli hâl" olan kutbun hali hakkındadır.

 

Dört Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm

Menzili “İşimi Allah’a havale ediyorum" olan kutbun hali hakkındadır.

 

Dört Yüz Yetmişinci Bölüm

Bu bölümde ibadet ve vahdetin özellikleriyle ilgili önemli marifetler incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yetmiş Birinci Bölüm

Hak’tan olan muhabbet incelenmiş, faiz ve nafile açıklanmıştır.

 

Dört Yüz Yetmiş İkinci Bölüm

Bu bolümde söz incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yetmiş Üçüncü Bölüm

Bu bolümle, tevhid hakkında önemli incelemeler yapılmıştır.

 

Dört Yüz Yetmiş Dördüncü Bölüm

Bu bolümle Hakkın ve halkın yanında olmak (indiyyet) incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yetmiş Beşinci Bölüm

Şiarların tahkiki

 

Dört Yüz Yetmiş Altıncı Bölüm

Menzili “la havle ve lâ kuvete İllâ billah” olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Yetmiş Yedinci Bölüm

Bu bolümle dünya ve ahirette zühdün yokluğu incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yetmiş Sekizinci Bölüm

Kula ve ilahi isimlere özgü olan rızık incelenmiştir.

 

Dört Yüz Yetmiş Dokuzuncu Bölüm

İlahi hürmet hakkında bir incelemedir, o da alemdir ve Haktandır.

 

Dört Yüz Sekseninci Bölüm

Beşikte İsevi konuşma ve Yahya'ya çocukluğunda hükmün verilmesi hakkında incelemedir

 

Dört Yüz Seksen Birinci Bölüm

Amelin İhsanı ve amellerin suretlerinin inşası incelenmiştir.

 

Dört Yüz Seksen İkinci Bölüm

Allah’ın rızasına teslim olma, gerçek kul, velilerin sıfatlan incelenmiştir.

 

Dört Yüz Seksen Üçüncü Bölüm

Nefsin tezkiyesi ve kirletilmesi incelenmiştir

 

Dört Yüz Seksen Dördüncü Bölüm

Bu bolümle, ihtizar (ölüm, can çekişme) esnasında hâsıl olan keşif ve dünyada arifin bu keşifteki hissesi incelenmiştir.

 

Dört Yüz Seksen Beşinci Bölüm

Bu bolümle dünyadaki ve ahiretteki ceza ile dünyada muaccel ceza incelenmiştir.

 

Dört Yüz Seksen Altıncı Bölüm

Menzili "Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse, apaçık bir şekilde sapmıştır" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

Bölümün sonunda acze varmak için çaba harcamak incelenmiştir.

 

Dört Yüz Seksen Yedinci Bölüm

Salah mertebesi ve peygamberlerin salihlerden olma talepleri incelenmiştir.

 

Dört Yüz Seksen Sekizinci Bölüm

Nefsin çift yönlülüğü, İlahî ve tabii rızık, aynalarda görülen suret ilmi incelenmiştir.

 

Dört Yüz Seksen Dokuzuncu Bölüm

İnsanın örnekliği, tasarrufunun tam oluşu, amellerin kullara nispeti, özellikle şeriata göre, esenlik ve kurtuluş yolunun ne olduğu incelenmiştir

 

Dört Yüz Doksanıncı Bölüm

Menzili "Yapamayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir günahtır" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Doksan Birinci Bölüm

Kul ne ile böbürlenir, dünya böbürlenme yeri değildir konusu incelenmiştir.

 

Dört Yüz Doksan İkinci Bölüm

Menzili "O, gaybı bilendir Hiç kimseyi gaybına muttali kılmaz. Ancak resullerinden razı oldukları müstesna" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Dört Yüz Doksan Üçüncü Bölüm

Bu bölümde Hakk'ı ve halkı bilmenin tahkikatları ve tecellileri vardır.

 

Dört Yüz Doksan Dördüncü Bölüm

Alîmden ve Allah'ın ismi olan isimlerden korkma, ilahî isimler hakkında ince sırlar incelenmiştir.

 

Dört Yüz Doksan Beşinci Bölüm

Menzili "Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Dört Yüz Doksan Altıncı Bölüm

Tenzih ve teşbih hakkındadır

 

Dört Yüz Doksan Yedinci Bölüm

Menzili "Onların çoğu Allah'a şirk koşarak inanır" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Dört Yüz Doksan Sekizinci Bölüm

Menzili "Kim Allah'tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir ve hesaplamadığı yerden rızıklandırır" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Dört Yüz Doksan Dokuzuncu Bölüm

Menzili "O'nun benzeri olabilecek hiçbir şey yoktur" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Beş Yüzüncü Bölüm

İlah ismi ve bu isimle gerçekleşen şeyler incelenmiştir.

 

Beş Yüz Birinci Bölüm

Menzili "Allah'tan başkasına mı dua ediyorsunuz. Doğru sözlü iseniz... "'" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Beş Yüz İkinci Bölüm

Menzili "Bile bile Allah'a ve Resulüne hıyanet etmeyiniz, emanetlerinize de hıyanet etmeyiniz" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Beş Yüz Üçüncü Bölüm

İbadeti Allah'a has kılmak konusunda incelemelerdir

 

Beş Yüz Dördüncü Bölüm

Bu bölümle, ayetlerde derinleşmek hakkında incelemeler yapılmıştır O da varlıktaki isimlerin hükmü, müşahedeye yönelik işaret ve marifetlerdir

 

Beş Yüz Beşinci Bölüm

Menzili "Rabbinin hükmüne sabret, sen gözetimimizdesin" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Beş Yüz Altıncı Bölüm

Tuzak, kandırma ve aldatma hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Yedinci Bölüm

Hadler, zikir ve rüyet ve diğer marifetler hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Sekizinci Bölüm

İlahî ve kula ait velayet ve mümin ismi hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Dokuzuncu Bölüm

İnfak edilen şeyin yerine koyan Hüve hakkında bir incelemedir

 

Beş Yüz Onuncu Bölüm

İlahi kibriyâ ve onunla vasıflanan - gerçekten veya iddia olarak- hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz On Birinci Bölüm

Takvadan doğan Furkan ve bu Furkan'ın ilimleri hakkında bir incelemedir

 

Beş Yüz On İkinci Bölüm

Zikir ehlinin vasfı olan korku hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz On Üçüncü Bölüm

Rahmetin türleri, Şeyh'in kıyamet sahnelerini keşfi ve zan hakkında bir incelemedir

 

Beş Yüz On Dördüncü Bölüm

Zorunluluk, muhal ve imkân hakkında bir incelemedir.

Mümkünün gerçekleşmesi bu üçüyle olur.

 

Beş Yüz On Beşinci Bölüm

Ademi ve Davudi hilafet arasındaki farkı incelemiştir.

 

Beş Yüz On Altıncı Bölüm

Oğulluk, babalık, kardeşlik ve ayetin sonuna kadar zikredilen diğerleri hakkında incelemelerdir.

 

Beş Yüz On Yedinci Bölüm

Teklik, çiftlik ve birlik, son genel rahmet hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz On Sekizinci Bölüm

Melekler âlemine, ahiret dirilişine özgü incelemeler.

İncelemede önemli şiirler vardır.

 

Beş Yüz On Dokuzuncu Bölüm

Vahdet, ilahî yakınlık, Allah'ın ve Resulünün kelamının kapsamlılığı hakkında bir incelemedir

 

Beş Yüz Yirminci Bölüm

Menzili "Ancak duyanlar icabet eder" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

Ayet, rahmetin kapsamlılığını ve genişliğini anlatır.

 

Beş Yüz Yirmi Birinci Bölüm

Takva, yolculuk ve yolun duraklarının incelenmesidir.

 

Beş Yüz Yirmi İkinci Bölüm

Menzili "Yerine getireceklerini içleri titreyerek yerine getirirler. Şüphesiz ki onlar Rablerine dönecekler. Onlar hayırlarda koşanlardır Onlar o hayır için öne geçenlerdir" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Beş Yüz Yirmi Üçüncü Bölüm

İzafeti ve mutlaklığı yönünden Rab ismi hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm

Alem olan vücut bulmuş kelimelerin incelenmesidir.

 

Beş Yüz Yirmi Beşinci Bölüm

Şer'i hükümlere özgü sınırlar ve eşyanın zati sınırları incelenmiştir.

 

Beş Yüz Yirmi Altıncı Bölüm

İnsanın sekiz azası ve amacına uygun olarak kullanıldıklarında onlardan çıkan keramet, menziller ve ilahî makamlarla münasebeti hakkında incelemelerdir.

 

Beş Yüz Yirmi Yedinci Bölüm

Her şeyde Hakk'ın rızasını arayanlarla beraber sabretme incelenmiştir.

 

Beş Yüz Yirmi Sekizinci Bölüm

Menzili "Kötülüğün cezası dengi olan bir kötülüktür Kim affeder ve ıslah ederse onun ücreti Allah'a aittir" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Beş Yüz Yirmi Dokuzuncu Bölüm

Menzili "Temiz belde, bitkileri Rabbinin izniyle çıkar" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır

 

Beş Yüz Otuzuncu Bölüm

Gizlenmek hakkında bir incelemedir. "Allah kötülüğün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz" ayetine dikkat çekmiştir.

 

Beş Yüz Otuz Birinci Bölüm

Vahdet, irade, emir, eşyanın yaratılışı, masiyetle isimlenenin mahiyeti, icbar ve ihtiyar hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Otuz İkinci Bölüm

Beş vakit namaz hakkında incelemeler ve işaretlerdir.

 

Beş Yüz Otuz Üçüncü Bölüm

Dua ve icabet hakkında bir incelemedir, icabet, her isteyenin sadece duasıyla hâsıl olur. Bu konuda bölüme bakmalısın.       

 

Beş Yüz Otuz Dördüncü Bölüm

Nebevi miras olan Kur’ân’la ahlaklanma hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Otuz Beşinci Bölüm

Hakk'ı müşahede ve murakabe hakkında önemli incelemelerdir.

 

Beş Yüz Otuz Altıncı Bölüm

Ahiret İçin çalışma, dünya ve ahiret evlatlığı hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Otuz Yedinci Bölüm

Vahdet ve marifette acizlik hakkında incelemelerdir

 

Beş Yüz Otuz Sekizinci Bölüm

Emir, irade, ilmin maluma tabiiyeti, kaderin sırrı hakkında yüce tahkikatlardır.

 

Beş Yüz Otuz Dokuzuncu Bölüm

Allah'a Muhammedi kaçış, velilere özgü olan veraset hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Kırkıncı Bölüm

Resûlullah’ı (SAV) görme ve bunun gerçekleşmesi ve Hakkin bütün suretlerde tecellisi hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Kırk Birinci Bölüm

Muhtelif, işarî manalarla zulüm ve Allah’ın temsilciliği hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Kırk İkinci Bölüm

Allah’ı bilme hakkında garip bir incelemedir. Allah'ı bilmenin son noktası hayrettir.

 

Beş Yüz Kırk Üçüncü Bölüm

Allah'tan ve Peygamberden alma hakkında garip bir incelemedir

 

Beş Yüz Kırk Dördüncü Bölüm

İlahî koruma ve gözetim, ayni şekilde meleki koruma hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Kırk Beşinci Bölüm

Secde ve secdede Hakk’ı müşahede hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Kırk Altına Bölüm

Menzili ve zikri "Zikrimize sırt çevirenden yüz çevir" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Beş Yüz Kırk Yedinci Bölüm

Emri yerine getirme hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Kırk Sekizinci Bölüm

Kulun Hakk'ı, Hakk'ın kulu zikri, akılla Allah'ı bilme ve marifetlerin türleri, düşünce ve keşif hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Kırk Dokuzuncu Bölüm

Menzili "Kendisini müstağni görene gelince, sen bütün ilgini ona yöneltiyorsun" olan kutbun halinin bilinmesi hakkındadır.

 

Beş Yüz Ellinci Bölüm

Zati ve suduri tecelli hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Elli Birinci Bölüm

Allah ve Elçisinin mükellefin amellerini görmesi hakkında bir incelemedir.

 

Beş Yüz Elli İkinci Bölüm

Zalimin nefsini Resûlullah’a getirmesi hakkında bir incelemedir. Bu dakik bir incelemedir.

 

Beş Yüz Elli Üçüncü Bölüm

İlahi kuşatma ve vahdet hakkında dakik bir incelemedir.

 

Beş Yüz Elli Dördüncü Bölüm

Gerçek anlamda Hakk'a ait olduğu halde fiilin kula isnat edilmesi hakkında bir incelemedir. Bu Hatemu'l-Evliya'nın menzilidir.

 

Beş Yüz Elli Beşinci Bölüm

Günümüzden kıyamete kadar olan Kutuplardan geri kalanları zikretmemi engelleyen sebebin bilinmesi hakkındadır.

 

Beş Yüz Elli Altıncı Bölüm

Mana ve hissedilenler hakkında ilave bir incelemedir

Hakk'ın eli olan bu zakir vasıtasıyla kullara verilen hediyeler hakkındadır

 

Beş Yüz Elli Yedinci Bölüm

Genel anlamda velilerin mührünün bilinmesi hakkındadır İsevi mühür hakkında bir incelemedir Bu bölüm tamamıyla bir sırdır

 

Beş Yüz Elli Sekizinci Bölüm

İzzet Rabbine mahsus olan güzel isimlerin ve ona verilmesi uygun olan ve olmayan lafızların bilinmesi hakkındadır.

 

Allah ismi olan ilahi mertebe: Bu mertebenin özeti ve neticesi hayrettir.

Rab imi olan Rabbani mertebe

Rahman-Rahîm ismi olan Rahmût mertebesi: Minnettarlık ve zorunluluk rahmetinin incelenmesidir

Melik ismi olan mülk ve melekût mertebesi

Kuddûs ismi olan takdis mertebesi: Hakk'ın ve mümkün varlıkların takdisi hakkında bir incelemedir.

Selam ilahî ismi olan selam mertebesi: Muhammedi aynalarda Hakkın görülmesi, Zatta dalmanın imkânsızlığı.

Mümin ismi için olan eman mertebesi

Müheymin ismi için olan şahadet mertebesi: Bu mertebe Kur'âni hakikatleri içermektedir

Azîz ismi için olan izzet mertebesi

Cebbar ismi için olan ceberrût mertebesi

Mütekebbir ismi için olan azameti kazanma mertebesi

Halik ismi için olan halk ve emr mertebesi

Bari ismi için olan bariiyyet mertebesi: Rablığın bir sırrı vardır Bu sır zahir olsaydı, Rablık batıl olurdu. Rablığın bir sırrı vardır Bu sır zahir olsaydı, nübüvvet batıl olurdu.

Musavvir ismi için olan tasvir mertebesi: Amellerin suretlerinin inşası.

Gaffar, Gafir ve Gafur ismi İçin olan ferdeki sarkıla mertebesi

Kahr mertebesi

Vehhab ismi için olan vehb mertebesi

Rezzak ismi için olan erzak mertebesi

Fettâh ismi için olan fetih mertebesi: Fethin çeşitleri; Surî, manevî ve vasati fetih.

Alîm, Âlim ve Allâm ismi için olan ilim mertebesi

Kabız ismi için olan kabz mertebesi

Basit ismi için olan bast mertebesi: Bast mertebesi, bu mertebede oturanın edebe riayette yapması gereken şeyler.

Hafd mertebesi

Rif'at mertebesi

İ'zâz (sevip-sayma) mertebesi

İzlâl (Küçük düşürme/rezil etme) mertebesi: Filozofların "Birden ancak bir çıkar" sözünün incelemesi yapılmıştır

Sem' mertebesi

Basar mertebesi: "Dilediğini işle, çünkü sen bağışlandın" sözünün incelenmesi.

Hüküm mertebesi

Adalet mertebesi

Lütuf mertebesi

Tecrübe ve deneme mertebesi: Kaza ve kaderin incelenmesi.

Hilm mertebesi: Amellerin suretleri olan mühlet verme ve değiştirme hakkında incelemeler

Azamet mertebesi

Şükür mertebesi

Yükseliş mertebesi

Koruma mertebesi

Mukit (Muktedir/Rızık veren) mertebesi

İktifa mertebesi

Celâl mertebesi

Kerem mertebesi

Murakabe mertebesi

İcabet mertebesi

Genişlik mertebesi

Hakim, Hikmet mertebesi

Veddâd, vedd (dostluk/sevmek) mertebesi

Mecd, Mecd (Ululuk/izzet) mertebesi

Haya, Haya mertebesi: Vahdet hakkında marifetler.

Sâhî, Sehâ (Cömertlik) mertebesi: Hediyenin türleri. Îsâr (nefse tercih), kerem, cûd (cömertlik) ve sehâ (karşılıksız vermek, ek açıklık).

Tayyib, Tayyib mertebesi

Muhsan, İhsan mertebesi

Dehr, Dehr (Zaman) mertebesi

Sahip, Sohbet mertebesi

Halife, Hilafet mertebesi

Cemîl, Cemâl mertebesi

Mus'îr, Tesir (Narh koyan/ koymak) mertebesi

Karibu'l-Akrab, Kurbet, Kurb ve Kurab mertebesi

Mu'tî, Atâ ve İ'tâ mertebesi

Şâfî, Şifa mertebesi

Ferdu'l-Vitru'l-Ahad, İfrâd mertebesi: Ferd, vitr ve ahad hakkında sırlar.

Refik, Rıfk ve Murafaka mertebesi: Vahdet hakkında incelemeler, refiku'l-a'lanın sırları.

Ba’is, Ba’s mertebesi

Hak, Hak ismi mertebesi

Vekil, Vekalet mertebesi

Kavi, Kuvvet mertebesi

Metin, Metanet mertebesi

Nasîr, Nasr mertebesi: iman ve imanın genelliği konusunda büyük sırlar.

Hamid, Hamd mertebesi

Muhsî, İhsâ mertebesi

Mubdî, Bed' mertebesi

Muîd, İade mertebesi: İnce sırlar, ahiret dirilişinin sırları.

Muhyî, İhya mertebesi: Ölüm ve hayatın sırları, bu mertebede ölümün sebebi.

Mümît, Mevt mertebesi: İntikal olan ölümün sırları, ölümün kurbanlığı.

Hayy, Hayat mertebesi

Kayyûm, Kayyûmiyye mertebesi

Vicdan mertebesi: Bu “Kün” mertebesidir

el-Vahidu'l-Ahad, Tevhid mertebesi: el-Vahidu'l-Ahadın sırları, vahdeti bilmenin özü.

Samed, Samediyye mertebesi

Kadir, Kadir, Muktedir, İktidar mertebesi

Mukaddim, Takdim mertebesi

Muehhir, Teehhür (Geciktiren, Gecikme) mertebesi

İlk, İlklik Mertebesi

Son, Sonluk mertebesi

Zahir, Zuhur mertebesi

Bâtın, Butûn Mertebesi

Tevvâb, Tövbe mertebesi

Af, Af mertebesi

Rauf Rafet mertebesi

Vâlî, İmamet mertebesi

Cami' Cem' mertebesi

Gani, Ginâ ve Iğnâ mertebesi

Mu'tî-Mâni', Atâ ve Men’ (Veren- Engelleyen, Verme ve Engelleme) mertebesi

Zârr, Zarar mertebesi: Hem olumsuzlama hem de olumlama lazımdır. Böylece zararın olması da gereklidir.

Nâfi, Nef’ (Fayda Veren, Fayda Verme) mertebesi: İradenin hüküm ve varille açısından yok olanla ilişkisi incelenmiştir.

Nur, Nur mertebesi

Hadî, Hedy ve Hüdâ mertebesi: Allah'ın içimizde Peygamberlerin getirdiklerinden başka beyan dili yoktur.

Bedî', İbda (Vareden, Varetme) mertebesi

Vâris, Veres mertebesi: Özellikle ilmin maluma tabiiyeti konusunda ince sırlar.

Güzel İsimleri Toplayan mertebeler mertebesi: İsimlerin hakikatlerinin ve manalarının özetidir. Bu önemli ve kapsamlı bir özettir

 

Beş Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm

Farklı menzillerden hakikat ve sırların bilinmesi hakkındadır.

Kesif varlıklar olmasaydı latifler bilinmezdi.

Şeriatla hareket eden edeplenir ve edeplenen ulaşır.

 

Beş Yüz Altmışıncı Bölüm

Hikmetli vasiyetler.