Marie Delcourt - Hefaistos veya Büyücünün Efsanesi - Notlar
Hefaistos ou la legende du magicien, Les Belles Lettres,
Paris, 1982
Kitap Marie Delcourt’un Hefaistos miti üzerine yaptığı
araştırma ve André Green’in bu mite yönelik psikanalitik perspektifini içerir.
André Green - Hefaistos'un Büyüsü İçin
Psikanalist için mit, bir rüya gibi yoğunlaşma ve yer
değiştirme mekanizmalarıyla dolu bir malzemedir.
Tutarlı mitler rüya çalışmasındaki "ikincil
işleme" (mantıklı bir hikâyeye büründürme) gibi görünürler.
Parçalı mitler bilinçdışının mantıksal bağlardan kopuk, saf
arzusunu daha iyi ele verirler. Hefaistos miti bu yönüyle zengin bir parçalar
bütünüdür.
Yunan mitolojisi, dürtülerin en iyi görüldüğü yerdir.
Hefaistos’un topallığı veya kıvrık ayakları, psikanalitik
anlamda hadım edilme (kastrasyon) sembolüdür.
Sakatlığın kökeni "bakmak" ve "görmek"
ile ilgili olabilir: Anne ve babanın birleşmesini izleyen çocuğun yaşadığı şok.
Hefaistos, Athena’nın doğumunda (Zeus’un kafasından çıkışı)
hem tanık hem de ebedir. Doğum anında "yüzünü çevirirken arkasına bakmaya
devam etmesi", yasak olanı (kadın kastrasyonu veya ebeveyn birleşmesi)
görme arzusu ile ondan kaçma korkusu arasındaki felç edici gerilimi simgeler.
Hefaistos’un annesi Hera’yı sihirli bir tahta hapsetmesi
veya karısı Afrodit’i Ares ile yataktayken görünmez ağlarla bağlaması…
İlksel sahneye tanık olan çocuk, dehşetle donup kalır.
Hefaistos bu pasif hareketsizliği, annesini veya sadakatsiz karısını
"bağlayarak" aktif bir güce dönüştürür.
Taht, hem birleşmiş iki bedeni simgeler hem de anneyi
hareketsiz kılarak onu babadan (veya diğer aşıklarından) ayırma arzusunu ifade
eder.
Hefaistos, fiziksel olarak zayıf ve sakat olmasına rağmen,
tanrıların en büyük "yaratıcısıdır."
Hefaistos’un sahip olduğu bilgi / teknik (techne), cinsel
güç eksikliğinin yerini alan bir yüceltmedir (sublimation).
Hefaistos babanın doğrudan fallik gücüne sahip olmayan,
ancak "biçim verme" ve "doğurma" yeteneğini zanaat yoluyla
kazanan bir konumdadır.
Hefaistos, kadın olmadan (veya kadını bir nesne olarak inşa
ederek) yaratır.
Yaratıcı (büyücü/sanatçı), rüyasında bir adam yaratır ama
sonunda kendisinin de başkasının rüyasındaki bir görüntü olduğunu anlar
(Borges).
Hefaistos acı çeken, reddedilen ama bu acıyı mücevhere,
silaha ve otomata dönüştüren öznedir. Onun büyüsü, "bakılamayanın"
yerine "yapılanı" koymaktır.
…
Giriş
Hefaistos, Hera'yı tahtına zincirleyen "bağlayıcı"
güce sahip olduğu gibi, Athena'nın doğumunda Zeus'un kafasını açarak (çözerek)
hayat veren bir "ebe" rolündedir.
İndra veya Thor gibi kaba kuvvetle savaşan tanrıların
aksine, Hefaistos illüzyon, görünmez ağlar ve aşılmaz kilitler aracılığıyla
hükmeder. Onun silahları sessizdir, öldürmez ama felç eder.
Mitolojide büyücü figürleri genellikle bedensel bir eksiklikle
(tek gözlülük, topallık, cücelik) tanımlanır. Hefaistos’un topallığı, onun
"öteki dünyaya" (denizin dibindeki dokuz yıl veya yanardağların altı)
yaptığı yolculuğun ve yasak olan teknik bilgiyi elde etmesinin fiziksel
mührüdür.
Topallığına rağmen Hefaistos, bereket ve dölleme
sembolleriyle (Erichthonius’un doğumu) iç içedir. Bu durum, fiziksel
güçsüzlüğün yerini alan yaratıcı enerjinin bir dışavurumudur.
Ateş, sadece yakıcı bir güç değildir; balçığı
(Erichthonius/Pandora) canlandıran veya metali dönüştüren yaşamsal bir
enerjidir.
Hefaistos'un Olimpos'tan uzak, Lemnos veya Lipari gibi
adalardaki kültü, onun toplumun kıyısında yaşayan ama toplumu inşa eden
(saraylar, mücevherler, zırhlar yapan) zanaatkâr sınıfının psikolojisini
yansıtır.
Hefaistos, arkaik dönemde korkulan ve saygı duyulan bir
büyücü-demirciyken, Klasik Atina’da daha "çalışkan ve uygar" bir
figüre dönüşmüştür.
Prometheus ateşi çalarak insana verir; Hefaistos ise o
ateşle ne yapılacağını (tekniği) kurumsallaştırır. Atina’da bu iki tanrı,
şehrin zenginliğini sağlayan endüstriyel üretimin koruyucuları olarak yan yana
gelirler.
Bağlantıların Gücü
Hefaistos’un en belirgin özelliği, tanrıları ve nesneleri
görünmez bağlarla birbirine bağlama yeteneğidir.
Hikâyesinin en çarpıcı bölümlerinde, Hefaistos araya girerek
onları bağlar. Hera ve Afrodit'i birbirine bağladığı bağlar gizemli ve
görünmezdir.
Antik çağda bağların (düğümlerin) cinsel yaşam ve büyüyle
doğrudan ilişkisi vardır.
Büyü uygulamalarında (ligature) en çok cinsel organların
"bağlanması" (iktidarsızlık büyüsü) görülür. Hefaistos, cinsel bir
hayal kırıklığının (sakatlık ve aldatılma) ardından bu gücü en yüksek seviyede
kullanır.
Hamile kadınların düşük yapmamak için taktığı kemerler gibi
"faydalı düğümler" de vardır. Hefaistos, hem felç eden (Hera) hem de
hayat veren (Athena'nın doğumu) bir döngünün merkezindedir.
Uranüs’e bazı kaynaklarda "Akmon" (Örs) denir.
Gökyüzü, antik dönemde "metalik bir kubbe" (bronz veya demir) olarak
hayal edilmiştir.
Yıldızların gökyüzüne "çivilenmiş" olması, evrenin
bir demirci atölyesi gibi inşa edildiği fikrini doğurur. Hefaistos, bu metalik
gökyüzünü işleyen ilahi güçtür.
Kronos (Zaman) bağlayıcıdır çünkü her şeyi yaşlılıkla
kısıtlar. Uyku da "tunç prangalara ihtiyaç duymadan" bedeni
zincirleyen bir bağlayıcıdır.
Hefaistos'un Çocukluğu
Hesiodos geleneği, Hefaistos’u yalnızca Hera’nın oğlu olarak
kabul eder.
Hera, Zeus'un Athena'yı tek başına (başından) doğurmasına
misilleme olarak Hefaistos'u doğurur. Ancak bu doğum "kusurlu"
(sakat) bir doğumdur.
Sakat doğan Hefaistos ile dev yılan Typhon arasındaki
benzerlik dikkat çekicidir. Her ikisi de Toprak Ana (Gaia) veya topraklaşmış
bir Hera figürünün "kontrolsüz" yaratımlarıdır.
Hera, sakat oğlundan utandığı için onu gökyüzünden atar. Hefaistos,
Thetis ve Eurynome tarafından kurtarılır. Dokuz yıl boyunca su altındaki bir
mağarada "daidala" (büyülü/sanatlı nesneler) yapmayı öğrenir.
Annesini savunduğu için Zeus tarafından atılır. Bütün gün
düşer ve gün batımında Lemnos adasına ulaşır. Burada "vahşi dilli"
Sintiler tarafından kabul edilir.
Deniz tanrıçaları Thetis (dönüşüm ustası) ve Eurynome (bağlı
balık tanrıça) yanında kalması, Hefaistos’un sanatının akışkan ve büyüsel
yanını vurgular.
Bazı versiyonlarda Hefaistos, metal sanatını dev
Cedalion'dan öğrenir. Bu, usta-çırak ilişkisinin mitolojik bir yansımasıdır.
Kendisini atan annesi Hera'ya gönderdiği "görünmez
bağları olan altın taht", onun uğradığı haksızlığı teknik bir dehayla
nasıl bir iktidar aracına dönüştürdüğünü gösterir.
Sakatlık, bir eksiklik değil; tanrılar dünyasında kimsenin
sahip olmadığı "yaratma ve bağlama" gücünün fiziksel bedelidir.
Hefaistos'un Eserleri
Hefaistos, gökyüzünden atıldıktan sonra dokuz yıl boyunca
Thetis ve Eurynome’nin yanında, Okyanus’un derinliklerinde kalmıştır. Burada
yaptığı nesneler (tokalar, spiral bilezikler, kolyeler) sadece süs eşyası
değil, takan kişiyi koruyan veya bağlayan apotropaic (kötülük kovucu)
tılsımlardır.
Hefaistos'un asla saldırı silahları yapmadığı da bir
gerçektir. Sadece koruyucu silahlar yapıyor.
Akhilleus’un Kozmik Kalkanı: Bu kalkan, sadece bir savunma
aracı değil, üzerinde dünyayı, denizi, güneşi ve yıldızları barındıran minyatür
bir evrendir.
Aegis (Zırh): Zeus için yaptığı bu korkunç kalkan,
sarsıldığında düşmana dehşet salar; bu bir metal işinden çok, büyüsel bir
prestij nesnesidir.
Kralların otoritesini simgeleyen asalar veya tanrıların
ziyafetlerini süsleyen, asla tükenmeyen kraterler onun barışçıl ama görkemli
dehasının ürünleridir.
Hefaistos, antik dünyanın "robotik" mühendisidir.
Akıllı, konuşabilen ve efendilerine yardım eden mekanik genç kızlar, kendi
başlarına tanrılar meclisine gidip dönebilen tekerlekli sehpalar yapar.
Pandora / Kilden yoğurduğu ve hayata döndürdüğü ilk kadın;
güzelliği ve kurnazlığıyla bir "büyü" eseridir.
Afrodit ve Ares'i suçüstü yakaladığı ağ, örümcek ağından
ince ama bir tanrının bile koparamayacağı kadar güçlüdür.
Annesinden intikam almak için gönderdiği altın taht, oturanı
görünmez bağlarla hapseden bir tuzaktır.
Orfik gelenek onu ve Athena'yı Kiklopların (yıldırımı döven
devler) öğrencisi olarak görür.
Zincirlenmiş ve Özgürleştirilmiş Tanrılar
Hefaistos, antik dönemde metallerin hiyerarşisine göre
uzmanlaşmıştır.
Homeros şiirlerinde altın, gümüş ve bronz işleyen tanrı,
ancak Aiskhylos ile birlikte "çelik" (demir) işçisi kimliği kazanmaya
başlar. Ancak bu geçişte bile, zincirleri ifade etmek için kullanılan
"adamant" (yenilmez/çelik) terimi, maddesel bir tanımdan ziyade
büyülü bir gücü temsil eder.
Devlerin kaba kuvvetine karşılık Hefaistos, kurnazlık ve
zanaatla (metis) üretilmiş tılsımlı nesneleri kullanır.
Hefaistos’un en karakteristik gücü, düşmanlarını veya
intikam almak istediği kişileri çözülemez bağlarla sabitlemesidir.
Sparta'daki kültlerde Ares ve Afrodit heykellerinin
ayaklarında prangalar bulunması, bu mitin sadece edebi bir kurgu değil, derin
bir ritüelistik kökeni olduğunu gösterir. En yavaş tanrı (topal Hefaistos), en
hızlı tanrıyı (Ares) zanaatının gücüyle yakalar.
Zincire Vurulmuş Prometheus oyununda Hefaistos, bir cellat
rolüne zorlanır.
Tanrı, "akrabalık" duyduğu Prometheus'u kayaya
sabitlemek için perçinler ve halkalar kullanır. Bu sahne, Hefaistos’un büyücü
kimliğinden zanaatkâr (demirci) kimliğine geçişinin en somutlaştığı andır.
Hefaistos’un annesi Hera’ya hediye ettiği "Altın
Taht"
Doğar doğmaz kendisini sakat olduğu için Olimpos’tan atan
annesine duyduğu öfkeyle, Hefaistos ona muazzam güzellikte ancak büyülü bir
taht yapar.
Hera tahta oturduğu anda görünmez bağlarla (mıknatıslı veya
mekanik olduğu rivayet edilir) sabitlenir. Hiçbir tanrı, hatta Ares bile, Hefaistos’u
bu bağları çözmeye ikna edemez.
Hefaistos’un güvendiği tek tanrı olan Dionysos, onu şarapla
sarhoş ederek bir katırın üzerinde Olimpos’a geri getirir ve annesini serbest
bırakmasını sağlar.
Arkaik dönem (6. yüzyıl) vazolarında Hefaistos’un tasviri ayakları
tamamen ters dönmüş, cüceleşmiş veya sakat bir figür olarak betimlenir.
Başlangıçta büyücü kimliğine uygun olarak asalar veya
iplerle betimlenirken, 5. yüzyıldan itibaren Atina’nın koruyucu zanaatkârı olarak
çift başlı balta veya çekiç gibi demircilik aletleriyle görülmeye başlar.
Samos’taki Hera kültünde, tanrıçanın heykeli her yıl deniz
kıyısına götürülür, temizlenir ve Lygos (hayat ağacı veya iffet ağacı)
dallarıyla sıkıca bağlanırdı.
Argosluların heykeli çalma girişimi başarısız olunca,
korsanlar korkuyla heykeli sahile bırakmış; Samoslular ise heykelin kaçmasını
engellemek için onu dallarla bağlamışlardır.
Bu bağlar, tanrıçanın adada kalmasını sağladığı gibi, aynı
zamanda onun bekaretini ve sadakatini temsil eden bir "düğün bağı"
işlevi görür.
Hasta Büyücü
Hefaistos sadece "topal" değildir; o
Kyllo-podion'dur (bükülmüş/çarpık ayaklı).
Arkaik vazo resimlerinde ayakları, sanki tendonları kopmuş
gibi geriye dönük veya içe bükülmüş tasvir edilir.
Denize atılması ve dokuz yıl saklı kalması, ölüm ve yeniden
doğuş ritüelleriyle (şamanizm) ilişkilidir.
Cermen ve Kelt mitolojisindeki Volund veya Odin örneklerinde
olduğu gibi, üstün bir zanaat veya gizli bir bilgiye (büyüye) sahip olmak için
fiziksel bir parçadan feragat etmek zorunludur.
Hefaistos sadece bir demirci değil, bir büyücüdür. Gücü,
fiziksel zayıflığının bir telafisidir.
Demirci atölyelerinin kapısına asılan grotesk Hefaistos
muskaları, "nazarı" ve kötü ruhları gülünçlükle (kahkaha ile) kovma
gücüne sahiptir.
Kendine yardım etmesi için yaptığı altın hizmetçiler, onun
cansız maddeye hayat verme yeteneğini gösterir.
Hefaistos, sanatta genellikle pilos adı verilen yarım küre
şeklinde bir keçe başlıkla tasvir edilir. Bu başlık sadece zanaatkârların
kullandığı bir aksesuar değil, Cermen mitolojisindeki Odin'in şapkası veya
Hades'in görünmezlik miğferi gibi büyülü bir nesnedir. Geç dönem antik
yazarlara göre pilos, gökyüzünün dönüşünü ve evrensel bütünlüğü simgeler.
Hefaistos’un ayaklarının geriye dönük tasvir edilmesi
(özellikle arkaik dönemde), büyü dünyasındaki "tersine çevirme"
(inversion) kuralıyla doğrudan ilişkilidir.
Büyüde isimler tersten okunur, danslar ters yönde yapılır.
Ters ayaklı bir tanrı, doğa kanunlarını ihlal edebilen ve normların ötesine
geçen "ters insan"ın zirvesidir.
Mucize Doğumlar
Athena'nın doğumu, erkek egemen bir inisiyasyonun ve
"erkeksi anneliğin" zirvesidir.
Hefaistos, Zeus’un kafasını bir balta veya çekiç darbesiyle
yararak Athena’nın zırhlı ve yetişkin bir halde çıkmasını sağlar. Burada balta,
sadece bir alet değil, "varlığı dönüştüren" ve "bilgiyi serbest
bırakan" kutsal bir nesnedir.
Hefaistos, balçık ve suyu yoğurarak Pandora’yı (ilk kadını)
yaratır. Bu, sanatın cansız maddeye can verme (animasyon) yeteneğini simgeler.
Vazo resimlerinde Pandora, topraktan çıkan bir gelin (Kore)
gibi tasvir edilir. Hefaistos (veya Epimetheus), ellerindeki tokmaklarla
toprağa vurarak onu yüzeye davet eder. Bu, kıştan sonra baharın uyandırılması
ritüelidir.
Hefaistos'un Athena'ya duyduğu arzu sonucu toprağa dökülen
tohumundan yarı insan yarı yılan bir varlık doğar. Erichthonius'un yılan formu,
toprağın gizemli ve koruyucu güçlerini temsil eder. Hefaistos burada, doğanın
üretken gücünü (Gaia) harekete geçiren fallik bir deha rolündedir.
Hefaistos, sadece eşyalar yapan bir demirci değildir; o
"bağları çözen" (Lysios) bir güçtür. Zeus’un kafasını yararak zihni,
Gaia’ya vurarak toprağı, Hera’yı tahtına bağlayarak (ve sonra çözerek) kaderi
kontrol eder. Onun sanatı, yaşamın gizli olduğu yerlerde çıkış kapılarını
açmaktır.
Hefaistos İle İlgili Figürler
Hefaistos ve
Prometheus
Homeros'ta canlı metal heykeller yapan tek kişi Hefaistos
iken, Hesiodos ve sonrası dönemde "çömlekçi yaratıcı" rolü
Prometheus’a geçer.
Aiskhylos, Prometheus’un çaldığı ateşi doğrudan Hefaistos’un
"ateş çiçeği" (sanatların efendisi) olarak tanımlar.
Daidalos
Daidalos heykellerin "ayaklarını serbest bırakır,
gözlerini açar." Ancak onun eserleri, Hefaistos’un altın hizmetkarları
gibi biyolojik bir hayata değil, tanrısal varlığı temsil eden mistik bir hayata
sahiptir.
Daidalos efsanesindeki uçuş (kanatlar) ve dalış (denize
düşüş/intihar) temaları, büyücünün doğa yasalarını zorlamasını simgeler.
Daktiller
"Sağ parmaklar" metalurjiyi (demir/çelik işleme),
"sol parmaklar" ise büyücülüğü (bağlama/çözme) temsil eder. Hefaistos
gibi onlar da demiri "evcilleştiren" ilk ustalardır.
Telkhinler
Rodoslu bu varlıklar hem kuyumcu hem de tehlikeli
büyücülerdir. Havayı kontrol edebilir, bitkileri zehirleyebilirler. Onların
"sırlarını kıskanma" özelliği, sanatın ve tekniğin karanlık/tehlikeli
yönünü yansıtır.
Pygmalion
"Fallik cüce" (Pygmy) kökünden gelen bu isim, Hefaistos’un
"sanatın sevgi/arzusuyla maddeyi canlandırma" gücünün romantik bir
varyasyonudur.
Hefaistos, Palaimonios ve Periphetes gibi figürlerin ortak
özelliği topallık veya bacak zayıflığıdır. Bu, büyücünün ruhsal dünyadaki gücü
için bedensel bir bedel ödediği inancına dayanır.
Testere (Talos), Labirent (Daidalos), Sopalar (Periphetes)
ve Çift Balta; sadece araç değil, doğayı dönüştürme iradesinin sembolleridir.
Lemnos ve Adalarda Hefaistos
Hefaistos’un adı Yunanca değildir ve kökeni doğrudan Lemnos
adasına ve oradaki Mosychlos Dağı'na bağlıdır.
Mosychlos Dağında yer altından kendiliğinden çıkan ve "Hefaistos
alevi" olarak adlandırılan kutsal bir ateşe sahipti. Prometheus’un ateşi
buradan çaldığına inanılırdı.
Adanın "kırmızı toprağı", Hefaistos'un gökten
düştüğü yer olması hasebiyle kutsal sayılmış; zehirlenmelere ve hastalıklara
karşı panzehir olarak kullanılmıştır.
Lemnoslu Kadınlar: Afrodit tarafından cezalandırılan (kötü
kokutulan - dysosmia) kadınlar, kendilerini ihmal eden kocalarını
öldürmüşlerdir.
Pelasg Katliamı: Atinalı kadınları kaçıran Pelasgların, daha
sonra bu kadınları ve çocuklarını öldürmesi "Lemnos cinayetleri"
tabirini doğurmuştur.
Ateşin Yenilenmesi Ritüeli
Adadaki tüm ateşler dokuz gün boyunca söndürülürdü. Bu
süreçte ada "kirlenmiş" sayılır, hayat dururdu.
Saf ateş, bir gemiyle kutsal Delos adasından getirilirdi.
Ateşin adaya varmasıyla "yeni bir yaşamın" başladığı ilan edilir,
ateş zanaatkarların demirhanelerine ve evlere dağıtılırdı.
Bu ritüel, büyücülükle eşdeğer görülen metal işçiliğinin yarattığı
manevi kirliliği temizlemek için yapılırdı.
Kabiriler, Lemnos'ta Hefaistos'un etkisiyle metalurji uzmanı
ve büyücü kimliği kazanmışlardır.
Aiskhylos'un kayıp Kabiriler oyununda,
bu varlıkların Argonautlar ile içki içip eğlendikleri tasvir edilir. Onlar hem
toprağın bereketini hem de metalin gizemli gücünü temsil ederler.
Bazı ezoterik kaynaklara göre Lemnos, "Cabire"yi
(güzel çocuk) doğurmuştur. Hefaistos, bu yerel mitolojide hem bu çocukların
babası hem de kadim bir "Anne" (Büyük Tanrıça) figürünün eşi/yerine
geçen kişi konumundadır.
Hesychius, bu tanrıların "yengeç" olarak
anıldığını belirtir. Bu hem demirci kerpetenlerini hem de büyücü-iblislerin
kıskaç benzeri bağlayıcı gücünü simgeler (Karkinoi / Yengeç).
Philoktetes: Dokuz yıl boyunca ıssız Lemnos’ta acı çeken,
topal ve Herakles'in yayına (yenilmez tılsım) sahip olan bu kahraman, Hefaistos'un
efsanevi bir uzantısı gibidir.
Antik Çağ'ın sonunda Hefaistos, artık sadece bir demirci
değil, bir Kobold veya yeraltı iblisidir. Lipari Adaları'nda (Sicilya) bir
parça ham demiri bırakıp sabahına bitmiş bir balta bulma efsanesi, tanrının
teknolojik üretimden ziyade sihirli bir dönüşümün (transmütasyon) efendisi
haline geldiğini gösterir.
Atina’da Hefaistos
Atina'da Hefaistos, Lemnos'taki karanlık ve izole
kimliğinden sıyrılıp şehrin koruyucusu Athena ile yan yana gelir.
Athena ile ortak çocukları sayılan yılan-kahraman
Erichthonius aracılığıyla şehrin köken efsanesine (autochthony) dahil olur.
Platon, her iki tanrıyı da "bilim ve sanata duydukları
benzer sevgi" nedeniyle Atina'nın ruhani kurucuları olarak nitelendirir.
Chalkeia
Başlangıçta tüm halkın kutladığı, zamanla metal işçilerinin
(bronzcuların) festivaline dönüşen bu bayramda Athena Ergane (İşçi Athena) ile Hefaistos
birlikte onurlandırılır.
Hefaistos kültünün en belirgin ritüeli, ateşin kutsal bir
kaynaktan (genellikle Akademi'deki Prometheus sunağından) şehre taşındığı
yarışlardır.
Bu sadece bir spor müsabakası değil, "saf ateşin"
bir sunaktan diğerine hızla ve söndürülmeden ulaştırılmasıdır.
Atina'da Hefaistos ve Prometheus arasındaki sınırlar zaman
zaman bulanıklaşır. Prometheus, "ateşi ilk getiren" ve daha kıdemli
olan figürken; Hefaistos, o ateşi "medeniyete dönüştüren"
zanaatkârdır.
Vulcan
Roma'da Vulcanus, sadece bir demirci tanrısı değil, çok daha
ilkel ve korkutucu bir güçtür.
Etrüsk aynalarında görülen Sethlans, Hefaistos'un
özelliklerini taşırken (balta tutması, Athena'nın doğumuna yardım etmesi gibi),
Velchans ismi dilsel olarak Vulcanus'a daha yakındır ve şimşekle ilişkilidir.
Hefaistos'un aksine Vulcanus, göksel ateşle (yıldırımla)
doğrudan bağa sahiptir. Etrüsk disiplinine göre Jüpiter ve Minerva ile birlikte
yıldırım atma yetkisine sahip tanrılardan biridir.
Roma askeri geleneklerinde mağlup edilen düşmanın silahları
bir yığın haline getirilip Vulcanus onuruna yakılırdı.
Vulcanus'un oğlu Cacus, Herkül'ün öküzlerini kuyruklarından
çekerek geriye doğru mağarasına kaçırır. Bu "tersine işlem",
büyücülük ve kurnazlık içeren bir Hefaistos/Hermes özelliğidir.
Olimposlu
Hefaistos’un yaptığı nesneler (zincirler, hareketli
heykeller) büyüyle donatılmıştır. O, maddeleri birbirine bağlayan veya sihirli
bir şekilde çözen bir "magos" (büyücü) gibidir.
Bazı geç dönem efsanelerinde Vulcanus/Hefaistos'un yaşlıları
"yeniden şekillendirerek" gençleştirdiği anlatılır. Bu, metalin
eritilip yeniden form verilmesi işleminin insan bedeni üzerindeki mistik bir
izdüşümüdür.
Yunan panteonunda ateş iki ana figür arasında paylaşılır:
Hestia (Evcil Ateş): Ocağın merkezindeki, sabit ve kutsal
ateş.
Hefaistos (Uygarlık Kuran Ateş): Mağaralardan çıkan insanı
uygarlaştıran, zanaat ve teknik ateş.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder