Tobias
Hauffe - Eylemin Merkezindeki Boşluk -
Notlar
Dolaysız Şiddetin Sosyolojisi
Die Leere im Zentrum der Tat, Eine Soziologie unvermittelter
Gewalt, Hamburger Edition, Hamburg, 2024
Konu Nedir?
Kitabın ana sorusu: daha önce hiç şiddet suçu işlememiş ya
da çok az işlemiş "önceden sabıkası olmayan/sıradan" kişilerin,
gündelik ve basit kamusal kavgalarda (taksi sırası, sarhoş arkadaşı yatıştırma,
anlık hakaret vb.) neden ve nasıl aniden yerde yatan birinin kafasına/vücuduna
tekme atacak kadar ağır, aşırı ve tırmanmayan ama aniden patlayan bir şiddete
(vahşete) başvurabildiğidir.
Bu çalışma şiddetin gerçekleştiği o anın kendisine",
durumsal bağlamına, bedenleşmiş haline (fiziksel/duyusal boyut) ve eylem
biçimine odaklanmaktadır.
Şiddet anında mağdur durumsal olarak gölgede kalır. Failin, karşısındaki
nesne/insan ile bağının tamamen kopar.
Şiddet eylemi burada bir çatışmadan çok bir tür
"vandalizme / yıkıcılığa" dönüşmektedir.
Yaklaşımlar: Şiddet Anını Kavramak
Temellendirilmiş Teori Yöntemi (Grounded Theory)
Araştırma, ampirik verilerden yola çıkarak teori üretmeyi
amaçlayan "Grounded Theory" (Temellendirilmiş Teori) yöntemine
dayanmaktadır.
Bu yöntem, katı tarifler yerine "sosyal gerçeklik
hakkında düşünmenin ve keşfetmenin belirli bir yolu veya tarzı" olarak
tanımlanır.
Anı koruma çabası: Andrew Abbott’un "Lirik Sosyoloji"si
Lirik sosyoloji, "sosyal anları duygusal olarak
yakalamayı" hedefler.
Lirik tutum, "duruma yukarıdan bakmak yerine kendini
onun içine kaptırmak" demektir.
Bu yaklaşım sayesinde şiddet anına "farklı
merceklerden" bakmak mümkün olmaktadır.
Çalışmayı somut olarak yapın: Dava nedir ve dava nasıl bu hale geldi?
Şiddet içeren durumlar karmaşıktır: her şiddet durumunun
kendine has bir durumu vardır.
Şiddet insanların duyusal algısını ve kendini
ifade etme yeteneğini yok eden trajik bir eylemdir.
Berlin Metrosu Tekmeleme Olayı
Kamusal alanda bir adam merdivenlerden inen bir kadının
sırtına hiçbir görünür neden (tartışma, ırkçılık, soygun vb.) olmaksızın, son
derece sakin ve kayıtsız bir biçimde tekme atar ve sigarasını içerek uzaklaşır.
Eylemin vahşetinden ziyade, failin gösterdiği aşırı
umursamazlık, kayıtsızlık ve anlamsızlık analizi çıkmaza sürükler.
Medyada faile karşı linç ve şiddet içeren ("taşakları
kesilmeli", "halkın önüne çıkarılmalı") tepkiler doğar.
Berlin olayına benzeyen (aniden beliren, sebepsiz) olayların
medyanın yarattığı algının aksine istatistiksel olarak yeni bir
"salgın" veya yaygın bir trend olmadığı, ancak polisin elinde benzer
özellikler taşıyan somut ağır cinayete teşebbüs dosyalarının bulunduğu
anlaşılır.
Mesele failin psikolojisi veya "Neden" yaptığı
değil, şiddete geçiş anının durumsal olarak "Nasıl" gerçekleştiği
olmalıdır.
…bir feneri söndürür gibi bir insanı merdivenden aşağı
tekmelemek
Veri Materyali Üzerine: Olasılıklar, Sorunlar ve Yeni Yollar
Polis ve savcılık belgeleri…
Sosyal bilimler araştırmalarında suç, şiddet içeren bir
durumdan farklıdır.
Soruşturmalar bireysel faile odaklanırken, sosyolojik analiz
durumsal dinamikleri yakalamaya çalışır.
Hafıza ve Algı Sorunları
Şiddet eylemi sırasında kişilerin "mikroskobik
ayrıntıları hatırlayıp bunların nereye ait olduğunu hatırlayamadıkları"
durumlar gözlemlenmiştir.
Şiddetten etkilenenler mikroskobik bir ayrıntıyı hatırlar
ama bunun nereye ait olduğunu hatırlayamaz.
Edebiyat ve Sosyoloji
Sosyoloji dili, şiddeti anlatmakta yetersiz
kaldığında edebiyattan (özellikle Albert Camus’nün Yabancı romanından)
yardım alır.
Bu sayede duyguların, tutkuların ve bedenin pratik zekasının
sosyolojik dile nasıl taşınabileceği tespit edilebilir.
Dört Ani Şiddet Vakası
Bu vakaların ortak özelliği, faillerin daha önce ciddi
şiddet suçuna karışmamış olmaları ve şiddetin "aniden" patlak
vermesidir.
Vaka 1: İki arkadaşın eğlenceli geçen bir gecesinin
ardından, birinin aniden diğerine sokak ortasında vahşice saldırması.
Soruşturma raporuna göre sanığın, mağdurun zararına
saldırıyı açıklayabilecek bir saik tespit edilememiştir.
Vaka 2: Tren istasyonunda evsiz ve sarhoş bir grubun içinde
çıkan tartışmada, failin mağdurun kafasına "futbol topuna vurur gibi"
tekmeler atması.
Vaka 3: Bir taksi durağında çıkan sıra tartışmasının, bir
kişinin araçtan zorla indirilip yerde sürüklenmesi ve tekmelenmesiyle
sonuçlanması.
Vaka 4: İki grup arasındaki sözlü atışmanın, failin aniden
tişörtünü çıkarıp mağdura hücum etmesi ve onu "asfaltın üzerine bir çuval
gibi" düşürene kadar dövmesiyle sona ermesi.
Şiddet İçeren Anti-sosyal Davranış Biçiminin Yönleri
Yön 1
Şiddet anında failin dış dünya ile bağı kopar ve şiddetli
bir öfke durumu içine hapsolur.
Mağdurun yere düştüğü an kritik bir dönüm noktasıdır; bu an
şiddeti durdurmak yerine şiddetin patlak vermesini hızlandırır.
Yön 2
Failler, eylemden kısa süre sonra "sanki hiçbir şey
olmamış gibi" mesafeli ve kayıtsız davranabilirler.
Şiddet uygulayanların şiddetli öfke durumunu terk ettiği
görülüyor. Dahası, sanki bunların hiçbiri gerçekten onu ilgilendirmiyormuş gibi
görünüyor.
Bu noktada şiddet uygulayanların da sözde bilinç kaybı
yaşadıklarını da eklemek gerekiyor.
Yön 3
Faillerin şiddet uygulama konusundaki deneyimsizliğine
rağmen, eylemleri popüler kültürdeki (filmler, videolar) kalıplara
benzemektedir.
Ek ders: Albert Camus'nün Yabancı'sı
Camus’nün Yabancı’da kullandığı dil, anlatı
teknikleri ve duyusal yoğunluk; şiddet eyleminin failin gündelik hayatı,
alışkanlıkları ve anlık duyusal algılarıyla (güneş, sıcaklık, ter, bıçağın
parıltısı) nasıl iç içe geçtiğini göstermektedir.
Bu edebi-sosyolojik okuma, şiddetin sosyolojik analizinde
eksik kalan öznel gerçeklik anını, durumun ne kadar hızlı yorumlandığını ve
spontane eylem dürtülerinin bedensel/duyusal algılar tarafından nasıl
tetiklendiğini anlamaya yardımcı olur.
"Annem bugün öldü. Belki dün de olabilir.
Bilmiyorum." cümlesiyle başlayan olaylar silsilesinde Meursault, toplumsal
beklentilerin (yas tutma, ağlama, üzüntü gösterme) aksine tamamen mesafeli ve
kayıtsızdır.
Marie’nin kendisini sevip sevmediği sorusuna "bunun bir
anlamı olmadığını" söyler.
Cenazenin ertesi günü "aslında hiçbir şeyin
değişmediğini" düşünür. Yaşamındaki hiçbir şey onun için bir
"anlam" veya "gerekçe" kaynağı değildir.
Meursault’nun dünyasında ahlaki, psikolojik veya sosyolojik
güdülerden ziyade doğal ve bedensel faktörler (özellikle güneş, ısı, ter,
gözlerin körleşmesi, baş ağrısı) eylemleri yönlendirir.
Cinayet anı, kriminolojik bir nedensellik veya kişisel bir
husumet üzerinden değil, durumsal ve bedensel bir refleks olarak gerçekleşir.
Meursault'nun şiddet eyleminde psikolojik veya sosyal
motifler rol oynamaz.
Bir olay diğerini nedensizce tetikler; tüm sürece şans,
tesadüf ve fiziki ortam şartları hakimdir.
Tıpkı Berlin metrosundaki adamın kadını merdivenlerden
aşağıya tepelemesinde olduğu gibi, Meursault'nun cinayeti de bir
gerekçeye/nedene dayanmayan, durumsal ve anlamsız bir refleks eylemidir.
Meursault, cinayeti ahlaki bir motifle işlemediği için
mahkemenin aradığı "faile" dönüşemez.
Kahve içmek, denize girmek, mektup yazmak veya bir insanı
vurmak Meursault için eşit derecede anlamsızdır.
Şiddet eyleminin kurbanı olan "Arap" isimsizdir (sömürgeci
güç ilişkilerinin yansıması…)
Sonuç: Oyunun Ortasındaki Boşluk
Şiddet içeren a-sosyal eylem tarzı üç temel boyutta ele
alınır:
1.
Kapsüllenmiş Öfke Durumu (Durumsal Anlık)
Fail, şiddet anında dış dünyaya kapalı, aşırı bir öfke
durumuna hapsolur. Eylem radikal biçimde anlıktır.
2.
Vandalistik Boyut (Yıkım ve Şeyleştirme)
Şiddet bir insana değil, nesneleşmiş/şeyleşmiş bir
"cesede" veya "boşluğa" yöneliktir. Eylem insanlık dışı bir
vandalizme (maddi hasara) benzer.
3.
Resimsel/Performans Yönü (Gerçeklik Sıçraması)
Şiddet durumsal bir tırmanıştan ziyade bir
"sıçrama"dır. Popüler kültür ve medyadaki soyut eylem kalıpları (film
sahneleri) taklit edilir.
Kurbanın yere düşmesi çatışmayı bitirmez; aksine şiddeti
körükler. Fail kurbanı özne olarak değil, bir nesne/parça gibi görür. Bu
asimetri, failin karşıdakinin insanlığını ve paniğini tanımasını engeller.
Failler eylem anını ve biyografilerini anlatırken
"Sonra durdu, şokunu yaşadı" veya "Bu kadar yaralandığını fark
etmedim" gibi edilgen ifadeler kullanır. Failler kendilerini aktif bir
aktörden ziyade, olayların sürüklediği pasif bir "bilardo topu" gibi
konumlandırırlar.
Camus'nün Yabancı romanındaki Meursault karakteri gibi,
şiddet eylemi hayatın diğer gündelik rutinleri (yemek pişirmek, yürümek) kadar
sıradan, nedensiz ve "hiyerarşiden arındırılmış" bir eylem grameriyle
gerçekleştirilir.
Şiddet her zaman "haz/coşku" arayışıyla
(Reemtsma'nın ototelik şiddet kavrayışı) gerçekleşmez; aksine soğuk, kayıtsız
ve failin kendi eylemine yabancılaştığı biçimlerde de ortaya çıkar.
Bu eylemler faillerin olağan "eylem repertuarında"
veya geçmiş şiddet kariyerlerinde yer almamasına rağmen, anlık bir sıçrama
(jump into action) şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Günther Anders'in teknoloji ve medya felsefesi
Şiddet faili, eylemin gerçekleştiği fiziksel ortam ile
dijital/medyatik kurgu arasındaki farkı tam olarak kavrayamaz (orada/burada,
gerçek/görünüş çelişkisi).
Bireyler televizyon, internet ve sosyal medya aracılığıyla
şiddete, acıya ve ölüme dair muazzam miktarda bilgi biriktirir. Ancak bu bilgi
"cansızdır"; insanın incitme gücü ve başkasının incinmeye açıklığıyla
gerçek bir empati bağı kuramaz.
Ekranda izlenen ölümcül bir kazanın yarattığı sarsıntı nasıl
"küçük ve hayali" kalıyorsa, gerçek hayattaki şiddet anında da failin
eyleminin sonuçlarına dair sarsıntısı "küçük ve hayali" kalmaktadır.
Lee Ann Fujii kitlesel veya kamusal şiddet gösterilerinde
izleyicilerin dahi pasif kalmadığını, "aktif katılım" gösterdiğini
savunur. Şiddet performansı; fiziksel mekânda kimin gruba ait olduğunu, kimin
"öteki" olduğunu belirleyen ve toplumsal düzen üreten bir süreçtir.
Sosyal medyada gerçek şiddet videolarını çeken, editleyen,
sohbet gruplarında paylaşan, altına emojiler/yorumlar ekleyen veya onlardan
caps/meme üreten kişilerin de şiddet gösterisine dahil olur.
Ani şiddet sıçramalarında (örneğin Kongre Binası baskını,
yasadışı araba yarışları, canlı yayınlanan vahşi suçlar); failin kendi
incitme/zarar verme gücünün farkında olmaması ile kurbanın fiziksel olarak
incinmeye açıklığı/kırılganlığı arasındaki gerçeklik bağı kopmaktadır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder