15 Mart 2012 Perşembe

ed. Harold Bloom - Joyce Carol Oates - Notlar

ed. Harold Bloom - Joyce Carol Oates - Notlar

Bloom's Modern Critical Views, Joyce Carol Oates, Chelsea House Publishers, 1987

 


Kitapta Yer Alan İncelemeler

Walter Sullivan: Oates'in erken dönem romanlarına olumsuz bir açıyla yaklaşır; Oates'in temsil etmeye çalıştığı çağı, içinde yaşanılan "fantazmagorik bir gerçekdışılığın kurbanı" olarak değerlendirir.

 

Calvin Bedient (Do With Me What You Will / Benimle Dilediğini Yap): Oates'i sosyal bir doğa bilimci kılığında güçlü bir efsane yaratıcısı (mit oluşturucu) olarak nitelendirir.

 

Gordon O. Taylor & G. F. Waller (Wonderland / Harikalar Diyarı): Taylor romanı otobiyografik bir aciliyetle okurken; Waller metnin, tarihin yerini kendine zarar veren tutkuların aldığı hissini vurgular.

 

Eileen T. Bender (Marriages and Infidelities / Evlilikler ve Sadakatsizlikler): Oates'in Henry James, James Joyce ve Franz Kafka'nın ünlü öyküleriyle kurduğu bağları inceleyerek egonun ölümü vizyonunu açığa çıkarır.

 

Mary Allen: Oates'in fiziksel şiddet ve ekonomik çöküş altında ezilen "dehşete düşmüş kadınlar" konusundaki duyarlılığını genel bir bakışla ele alır.

 

Rose Marie Burwell (With Shuddering Fall / Ürpertici Düşüşle): Oates'in ilk romanında toplumun sürekli direnç gösterdiği Jungcu bireyselleşme modelini inceler.

 

John Gardner (Bellefleur): Romanı, meraka ve dehşete doğru kaçan neşeli bir alegori olarak görür.

 

Thomas R. Edwards (Angel of Light / Işık Meleği): Oates'in Bellefleur’deki fanteziden sıyrılarak kamusal şiddetin kişisel köklerini çıkardığı tanıdık gerçekçi bölgesine döndüğünü savunur.

 

Frederick R. Karl (them / Onlar): Oates'in Detroit kıyametini tasvir edişini Theodore Dreiser'ın natüralist eserleriyle karşılaştırır.

 

Samuel Chase Coale (Bellefleur): Bellefleur’ü Oates'in başyapıtı olarak nitelendirir; başarısını Nathaniel Hawthorne ve William Faulkner geleneğine bağlar.

 

Elaine Showalter (Marya: A Life / Marya: Bir Hayat): Derlemenin son makalesidir. Feminist çevrelerde şiddet dolu vizyonları nedeniyle mesafeyle karşılanan Oates ile feminist eleştirmenleri uzlaştıran anlamlı bir saygı duruşudur.

…

 

Giriş (Harold Bloom)

Oates, sanatta ve yaşamda sınırlamaları kabul etmeyi öğretirken aynı zamanda yaşam gücüne (vitalizm) tapınmayı teşvik eder.

 

Oates’in eserlerinde hem Theodore Dreiser hem de D. H. Lawrence’ın izleri açıkça görülür. Romantizm geleneğine karşı mücadele etmesine rağmen, tek günahın sınırlama olduğu konusunda Ralph Waldo Emerson ile ayrışır ve kendi iradesine aykırı olarak bu romantik gelenekte kendine bir yer bulur. Lawrence’ın Aşık Kadınlar (Women in Love) eseri üzerine yazdığı makalede Oates şöyle der:

"Tarihten nasıl kaçacağız? Kültürümüzün ölüm sürecine nasıl meydan okuyacağız? Zorlukla. Acı içinde. Yaşadığımız sürece, erkeklerle kadınlar arasındaki 'mistik birleşme', 'nihai birliktelik' ile güçlenmiş olsak bile, hayatlarımız bir metafor değil, tek evimiz olan dünyanın yönetilemez beklenmedik durumları tarafından şekillendirilir."

 

Bloom, Oates’te en dokunaklı bulduğu unsurun, "hakarete uğrayan ve yaralananlarla olan yoğun empatisi ve Amerikan alt sınıflarıyla derin özdeşleşmesi" olduğunu vurgular.

 

Romanın sonunda (Onlar) kardeş Jules Wendall’ın kız kardeşi Maureen’e yönelttiği "Ama tatlım, sen de onlardan biri değil misin?" sorusu, beklenmedik durumların içinde sıkışıp kalmış insan gerçeğini simgeler.

 

Oates'in radikal ve dönüştürülmüş Katolikliği, O'Connor'ın kıyametçi ve mistik dünyasıyla akrabadır. Oates'in Son of the Morning (1978) romanı, O'Connor'ın The Violent Bear It Away (1960) yapıtının dengidir.

 

Yapay Şeytan: Joyce Carol Oates ve Gerçeğin Boyutları (Walter Sullivan)

Oates’in karakterleri sıradan insanlardan ziyade zengin ya da fakir, suçlu ya da hastadır.

The Wheel of Love derlemesindeki yirmi öyküde çok sayıda cinayet, intihar ve nevroz vakası yer alır.

Oates'in en ünlü öykülerinden "Where Are You Going, Where Have You Been?" (Nereye Gidiyorsun, Neredeydin?) üzerinden korkunun doğasını açıklar:

"Tüm iyi yazarların anladığı gibi gerçek terör budur: Bir rüya manzarasının çarpıklıklarından korkabiliriz; ama korku, en iyi bildiğimiz şeyin, hayatımızın mahrem ve rahatlatıcı ayrıntılarının aniden tehdit edici hale gelmesinin dönüşümünde gizlidir."

 

Diğer öykülerden "Wild Saturday" anne-baba bencilliğinde kaybolan Buchanan adındaki masum çocuğun sürüklenişini, "Bodies" ise boğazını kesen bir adamın kanıyla yıkanan heykeltıraş Pauline'in deliliğe gidişini inceler.

 

A Garden of Earthly Delights romanında gezici tarım işçisi Carleton Walpole ve kızı Clara’nın amansız yoksulluk mücadelesi anlatılır.

Edebiyat ahlaki açıdan önemli bir eylemi gerektirir; bu da karakterlerin en azından teorik olarak kendileri için seçim yapmada özgür olması gerektiği anlamına gelir. Eğer Macbeth'in kralı... kontrolü dışında kral öldürmeye zorlayan bir tür psikozun sonucu olarak öldürdüğüne ikna olursak, o zaman oyunun pek bir anlamı kalmaz.

 

Them (Onlar)

Them, Detroit yoksullarının yaşantısını Loretta, Maureen ve Jules üzerinden destansı bir dille aktarır. Maureen’in fahişelik yapması, üvey babasından dayak yemesi, akıl hastalığına yakalanması ve ardından bir profesörle evlenerek kaçış arayışı ayrıntılandırılır.

 

Eğer Tanrı'ya olan toplumsal inanç... azaldıysa, o zaman Tanrı'nın insanın halüsinasyonlarının en uzak noktalarına göre yeniden tanımlanması bize trajedi için yeni bir temel sağlayabilir.

 

Uyuyan Güzel ve Nefret Gibi Aşk (Calvin Bedient)

Oates’in romanları ezici, acımasız ve son derece klostrofobiktir.

Oates, sosyal bir doğa bilimcinin sıkıcı görünümüne bürünmüş güçlü bir efsane yaratıcıdır. Detroit'in ıssız sokaklarına kabus gibi şeyler salıyor.

 

Do With Me What You Will romanı odağında Elena Ross karakterinin pasif bir "Uyuyan Güzel" durumundan, varoluşsal riske ve cinsel saldırganlığa doğru gelişimi çözümlenir.

 

Joyce Carol Oates, Wonderland Sanatçısı (Gordon O. Taylor)

Wonderland romanında insan beynini, kimlik dönüşümlerini ve hafızayı sorgular.

Romanın kahramanı Jesse Harte; Pedersen ve Vogel soyadlarını alarak sürekli yeni benliklere bürünür.

Jesse'nin babası tüm ailesini katleder; tek sağ kalan Jesse yetimhaneden Dr. Pedersen’in evine geçer. Pedersen’in evinde oburluk, zenginlik ve zihinsel yıkım iç içedir. Jesse’nin hafızasındaki temel ilke şudur:

"Geçmiş her zaman oradadır, kafanın içinde." "Jesse Harte burada, hayatta kalanlardan biri."

 

Jesse tıp eğitimi alıp başarılı bir beyin cerrahı olur. Ancak içsel huzursuzluğu ve parçalanmışlığı bitmez; Reva Denk ile yaşadığı saplantılı ilişki ve kızı Shelley’yi uyuşturucu dünyasından kurtarma çabası romanın sonunu hazırlar.

 

Joyce Carol Oates'in Wonderland'ı: Giriş (G. F. Waller)

Pedersen ailesinin aşırı yemek yemesi ve hijyen fetişi, ruhsal boşluğu bastırma çabasıdır.

Organizmanın dış etkenlere karşı dengesini koruma çabası metafizik bir kavrama dönüşür:

"Canlı sabittir. Onu çevreleyen devasa güçler tarafından yok edilmemek, çözülmemek veya parçalanmamak için böyle olması gerekir... Kararlıdır çünkü değiştirilebilir; hafif bir istikrarsızlık organizmanın gerçek istikrarı için gerekli koşuldur."

 

Jesse'nin Reva Denk’e olan aşkı ve kendini usturayla kestiği sahne, temiz yüzeyin altındaki şiddetin fışkırmasıdır.

 

Özerklik ve Etki: Joyce Carol Oates'in Marriages and Infidelities'i (Eileen T. Bender)

Harold Bloom'un "etki kaygısı" aksine Oates, edebi geçmişle bağ kurmayı bir evlilik olarak görür.

"Sanatçı, sanatını hem yaratır hem de onun tarafından yaratılır."

 

Henry James – "The Turn of the Screw": Oates, James’in gizemli yapısını cinsel açlık çeken genç bir adam ve yaşlı bir röntgencinin karşılıklı yanlış anlamalarına dönüştürür.

Franz Kafka – "Metamorfoz" (Dönüşüm): Kafka'da kurban oğul (Gregor) iken, Oates kurban rolünü sinir krizi geçiren otomobil satıcısı babaya aktarır.

James Joyce – "Ölüler" (The Dead): Joyce’un Gabriel Conroy’u yerine Oates, uyuşturucu ve çöküş içindeki kadın yazar Ilena Williams’ı merkeze koyar:

"Ben bir birey olarak var değilim, sadece bir geleneğin tamamlanması olarak varım, bir şeyin sonu, onun en iyi kısmı değil sadece sonu..."

 

"Kutsal Evlilik" (Sacred Marriage): James’in The Aspern Papers öyküsüne karşılık olarak ölen şairin karısının akademisyenlerle kurduğu ritüelistik ilişki işlenir.

 

Joyce Carol Oates'in Dehşete Düşmüş Kadınları (Mary Allen)

Oates’in kadın karakterlerinin yaşadığı temel terör ve ekonomik baskılar:

En büyük gerçekler fiziksel ve ekonomiktir; hayatın tüm incelikleri sonradan gelir...

Cinsel eylem kadınlar için neşe değil işkencedir:

"Aşk eylemindeki bir kadın neşe duymaz, yalnızca terörü, doğum yapmanın bir parodisini hisseder. İşkence... Bedenin kendisi de bir şaka değil mi?"

 

Kadınlar kendilerini erkeklerden korumak için şişmanlar (Hilda Pedersen, Sally), yüzlerini yaralamak isterler ya da pasaklı giyinirler ("Stalking", "In the Region of Ice").

 

Annelik uğursuz ve kanlı bir süreçtir; anneler çocuklarından ve onların kontrol edilemezliğinden korkarlar ("Normal Love", "Puzzle", "Children").

 

With Shuddering Fall ve Bireyselleşme Süreci (Rose Marie Burwell)

Karen Herz'in Ahlaki Olgunlaşması: Karen, babasının patriarkal otoritesinden ve ahlaki uykusundan uyanarak yarış arabası sürücüsü Shar Rule ile kaçar.

Varoluşçu Seçimler ve Shar’ın Ölümü: Yarış sponsoru Max’in temsil ettiği pasifliğe karşı Shar ve Karen varoluşçu kararlar alırlar. Friedrich Nietzsche’nin "Sevgiyle yapılanlar her zaman iyinin ve kötünün ötesinde gerçekleşir" ilkesi uyarınca Shar ölümü kucaklayarak kendi benliğini bulur.

Sonuç: Karen psişik bütünlüğe ulaşarak Eden County’ye döner:

"Varoluşta anlam aramak delilik - ve bunu yapmamak delilik."

 

Garip Gerçek Dünya (John Gardner)

Bellefleur ailesinin nesiller boyu süren hikayesi; hayaletler, şekil değiştirenler, vampirler ve mucizelerle doludur.

 

Oates'e göre hepimiz tek bir yaşam gücünün ifadeleriyiz; ancak bireyleştiğimizde bunu unuttuğumuz için birbirimize düşman kesiliriz.

 

Değişim, gurur, açgözlülük ve zamanın göreceliğidir. Gideon Bellefleur uçağını malikaneye düşürerek ailesinin Ölüm Meleği olurken, Jedediah yaşam gücünün simgesi haline gelir.

 

Evin Şimdisi (Thomas R. Edwards)

Angel of Light

Roman, Yunan trajedisindeki Atreus Hanesi mitinin (Orestes ve Electra) modern Amerika'daki hükümet, iş dünyası ve terörizm bağlamına uyarlanmasıdır.

 

Dürüst bürokrat Maurice Halleck'in şüpheli intiharından sonra çocukları Kirsten ve Owen, anneleri Isabel ile sevgilisi Nick'ten intikam almak için kanlı bir komplo kurarlar.

 

Roman adını Henry David Thoreau'nun abolisyonist John Brown için kullandığı "Işık Meleği" (Lucifer) ifadesinden alır. Owen ve Kirsten, idealler uğruna şiddeti meşrulaştıran sapkın bir adalet arayışına girerler.

 

Hayatta Kalma Modları (Frederick R. Karl)

Them

Erkekler (Howard, Brock, Furlong) şiddet ve yıkım getirirken, kadınlar (Loretta, Maureen) bir şekilde hayatta kalmayı başarırlar.

 

Maureen’in duygusal boşluğu, cinsel ilişkiyi bir "çamaşır yıkama makinesi döngüsüne" dönüştürerek kontrol etmesiyle somutlaşır.

 

Maureen’in eski öğretmeni Oates’e yazdığı mektup, akademik sistem ile alt sınıfın acı gerçekliği arasındaki derin uçurumu ortaya koyar:

"Senden nefret ediyorum ve bu benim için kesin olan tek şey... Zaten bir ömür yaşadım ve kendimi içeri ve dışarı çevirdim ve bundan hiçbir şey elde edemedim, hiçbir şey... Hayatımı yaşadım ama onun bir biçimi yok. Şekli yok."

 

Joyce Carol Oates: Mücadele Eden Ruhlar (Samuel Chase Coale)

Akıl ile kör irade, ruh ile beden, heves ile yıkım arasındaki amansız savaş Oates’in gotik romantizmini şekillendirir.

 

The Triumph of the Spider Monkey: Gitarist Bobbie Gotteson’ın birinci şahıs itirafları üzerinden medyanın, cinayetin ve "Örümcek Maymun" benliğinin şizofrenik analizi.

 

The Assassins: Sağcı politikacı Andrew Petrie’nin suikastından sonra kardeşleri Hugh (karikatürist), Yvonne ve Stephen’ın (mistik) Püriten mirası ve bilincin hadım edici kelimeleri içinde yok oluşları.

 

Son of the Morning: Nathanael Vickery’nin karizmatik bir vaiz olarak geçirdiği yedi dinsel vizyon ve Tanrı ile benlik arasındaki Maniheist trajedisi.

 

Bellefleur: İç ve dış dünyaların Poe ve Hawthorne tarzında muhteşem bir gotik kurguyla birleşmesi. Oates şöyle yazar:

"Bellefleur ruhun bir bölgesidir, bir halidir ve vardır; ve orada, kutsal yasalar son derece mantıklıdır."

 

Joyce Carol Oates: Bir Portre (Elaine Showalter)

Oates’in çok yazması ve şiddet öğelerine yer vermesi erkek eleştirmenlerce sıkça eleştirilmiştir. Oates bu eleştirilere cevaben şiddetin erkek eyleminin özel alanı olmadığı gibi erkek yazarların da tekelinde olmadığını savunur.

 

Bellefleur, A Bloodsmoor Romance ve Mysteries of Winterthurn romanlarında kadınların uğradığı tarihsel haksızlıklar ve dişil anlatı gelenekleri işlenir. Solstice ise iki kadın arasındaki güç ve erotik gerilim ilişkisini inceler.

 

Marya: A Life: Kahraman Marya Knauer’in akademide ve edebiyatta ilerlerken kaybettiği annesini ve kadın mirasını arayışının otobiyografik ve dokunaklı anlatımıdır.

…

 

Kronoloji

1938: 16 Haziran'da Millerport, New York'ta doğdu.

1960: Syracuse Üniversitesi'nden sınıf birincisi olarak mezun oldu.

1961: Raymond J. Smith ile evlendi; Wisconsin Üniversitesi'nde yüksek lisansını tamamladı.

1963–1964: İlk öykü kitabı By the North Gate (1963) ve ilk romanı With Shuddering Fall (1964) yayınlandı.

1967–1970: A Garden of Earthly Delights (1967), Expensive People (1968) ve Ulusal Kitap Ödülü kazanan them (1969) romanları yayınlandı.

1971–1978: Wonderland (1971), Do With Me What You Will (1973), The Assassins (1975), Son of the Morning (1978) yayınlandı; Princeton Üniversitesi'nde öğretim üyesi oldu.

1980–1986: Gotik romanları Bellefleur (1980), A Bloodsmoor Romance (1982), Mysteries of Winterthurn (1984) ve feminist dönüm noktası Marya: A Life (1986) ile Boxing (1987) eserlerini verdi.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder