25 Temmuz 2020 Cumartesi

Kavafis - Sanat Her Zaman Yalan Söylemez mi?

Pek kıymetlidir Kavafis'in yazdıkları, biçimlerden önce "içerik" / "anlam" arayan diğer pek azı gibidir yazdıkları, bu ne demek oldu, yap(a)mayan ya da yaşamayan gayet net görebilir, Kavafis böyle biri, bir tür öğretmen. Şair türünden.


Konstantinos Kavafis - Sanat Her Zaman Yalan Söylemez mi?
Poetika ve Etika Üstüne Notlar

1
Hiç kırda yaşamadım.
Buna karşılık kırları övdüğüm bir şiir yazdım
Yazılabilecek en az içten şeylerden biri: kusursuz bir yalan.
Sanat her zaman yalan söylemez mi zaten?
En çok yalan söylediği zaman, en yaratıcı olduğu zaman değil midir? / s. 7

2
Acı çekmeden Düşgücü'nü yadsımaya zorlayabilseydim kendimi, belki gücümü de yitirirdim ve pratik işler, sıradan insanlara olduğu kadar zor gelebilirdi bana.

4
Sıradan bir insanın (…) bir kanısı vardır, bir kurum ya da basmakalıp bir düşünceye karşı çıkar; ama büyük çoğunluğun tersini düşündüğünü bildiği için susar; konuşmanın gereksiz olduğuna ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğine inanmıştır çünkü.
Çekingen biri olduğumu biliyorum ben, eyleme geçmek elimde değil. Ama sözlerimin yararsız olduğunu sanmıyorum. Bir başkası eyleme geçer bir gün ama benim, bu çekingenin sözleri, onun eylemini kolaylaştırır. Araziyi temizleyip düzler (s. 10).

5
Aşkım üstüne yazmayı düşündüm. Ama yapmayacağım bunu.

8
Yalnız insanlar, bizim görmediğimiz şeyleri görürler: dünyaya son derece duyarlı bir bakışla bakarlar. Yalnızlık, derin düşünce ve dünyadan elini eteğini çekme, ruhu inceltir, keskinleştirir. Bizse insanlarla görüşerek, düşünmekten kaçarak ve yeryüzü zevkleriyle köreltiriz onu (s. 14).

9
…ancak hayran olmadığında bir yargıya varabilir.

10
Genç bir ozan, beni görmeye geldi.
"Ne korkunç şey, yaşamını kazanmak için savaşmak zorunda olmak" dedi,
…ama ben nasıl da pahalı ödemiştim küçük lükslerimi! Onlar için doğal yeteneğimden uzaklaştım, bir devlet görevlisi oldum
Çoğu kez, çalıştığım sıralarda, güzel bir düşünce gelir aklıma, az bulunur bir imge, kusursuz bir iki dize ve onları unutmak zorunda kalırım, çünkü büro işleri bekleyemez. Sonra eve döndüğümde, biraz dinlendikten sonra onları anımsamaya çalışırım ama boşuna. Doğrusu da budur. Sanat şöyle der sanki bana: Ben, geldiğinde kovulabilen, çağırıldığında da yeniden gelen bir hizmetçi değilim. Dünyanın en büyük Hanımefendisiyim ben. Ve sen, zavallı güzel evin, güzel giysilerin ve zavallı iyi konumun için beni yadsıdıysan -sefil hain- o zaman bununla yetin (nasıl yaparsın bilmem!) ve yalnızca beni karşılamaya hazır olduğun o çok ender zamanlarda geldiğimin farkındaysan, eşikte dur ve bekle beni, o her gün bulunman gereken yerde (s. 16).

11
Herkese göre değildir benim şiirlerim, birkaç kişiye göredir. Az şey değildir bu da.

14
Ne büyük bir aldatmacadır Sanat, içtenlikten söz ettiğinde. Oturup kimi sorunlar üstüne yazmaya başlarsınız -çoğu kez düşgücünüzle- sonra zaman geçer, acaba yanıldım mı diye sorarsınız kendi kendinize (s. 20).

16
Heyecan olmadan -ki bunun içine öfkeyi de katıyorum- insanoğlunun eyleme geçmesi olanaksızdır. Oysa heyecan içinde doğru dürüst bir eylem yapılamaz. Onu aşmak gerekir, sonuç alabilmek için.

17
(İskenderiye) burası sanki yaşamımın anılarına bağlı bir vatan benim için.

22
…ağırbaşlılık gerektiren konularda ağırbaşlılığı, olsa olsa bir yarım saat seviyorum
Geri kalan zamandaysa dalga geçmeyi, şakayı, alayı…
Ama pek uygun düşmüyor bu.
Çünkü çoğunlukla aptal ve cahil insanlarla benim işim (s. 28).

25
Madem toplum biçiminde yaşamak zorundayız, madem uygarlık buna bağlı, madem bununla insanlığı başlangıçta tehdit eden en zor koşullara direnmeyi başarmışız - ne anlamı var bu katılık, egemenlik üstüne deliliklerin...
Katılık değil, tersine Yakınlıktır, Şefkattir, Acımadır, (ölçülü ve kuşkusuz abartısız olmak koşuluyla) İyiliktir, Gücü ve Bilgeliği oluşturan (s. 31).

Türkçeleştiren: Samih Rifat
Yapı Kredi Yayınları, 1993

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder