1 Aralık 2022 Perşembe

Aldous Huxley - Ada - Özet-Notlar

Aldous Huxley - Ada - Özet-Notlar

Mütercim: Seniha Akar, Yol Yayınları, 1983


 

Gazeteci Will Farnaby’nin kaza sonucu ulaştığı bu ütopik toplum; Budizm, biyoloji ve Batı bilimi arasında özgün bir denge kurarak manevi uyanışı merkezine alır.

Karakterler arası diyaloglar üzerinden farkındalık, ölüm sanatı ve eğitim gibi felsefi temalar işlenirken, adanın barışçıl ışığının dış dünyanın hırsları karşısındaki kırılganlığı vurgulanır. Roman genelinde, bireyin kendi öz varlığını tanıması ve "burada ve şimdi" prensibiyle yaşaması idealize edilen temel düşüncedir.

Pala, bilgeler kurulu tarafından yönetilmektedir.

Teknolojik kirlenmeyi önlemek için doğal çevreden faydalanılarak yapılmış elektrik jeneratörlerine sahiptir.

Nüfus planlaması için geleneksel sevişme yogası olan maithun özendirilmektedir.

Çocuk, istediği çifti veya gurubu kendisine aile olarak seçebilmektedir.

 

Sunuş

Akşit Göktürk

Yeni Dünya’da bilim baskıcı bir araçken, Ada’da mutluluğun temeli özgürlüktür.

Endonezya’da düşsel bir ada olan Pala, Batı’nın bilimi ile Doğu’nun bilgeliğini harmanlamıştır. Pala halkı doğuştan barışçı, ordusuz, silahsız bir ulustur.

Eğitim, ortak bir insanlık ülküsüne dayanır.

Suç, bir hastalık olarak görülür ve cezalandırılmak yerine iyileştirilmeyi gerektirir.

Pala toplumu Budisttir ancak bu, soyut bir Nirvana yerine gerçek dünyayı benimsemeyi öğretir.

Pala’nın yıkımı, en yakın komşusundan gelir. Zorbalıkla gözü dönmüş, budala bir genç raca, komşu ada Rendang’dan saldırıya geçer. Pala’nın zengin petrol yataklarına, madenlerine göz dikmiştir, bütün dünya zorbaları gibi.

Pala’nın güzel aydınlığı, dünyanın çirkin karanlığına gömülmüştür.

 

Ada

1

«Dikkat,» diye bağırdı bir ses, sanki bir obua ansızın dile gelmişti.

Will Farnaby, irkilerek uyandı.

Obua, belki yüzüncü kez dikkat etmesini buyurdu.

 

Burası, o güne dek hiçbir gazetecinin giremediği yasak ada Pala’ydı. Ve bu an, Rendang-Lobo limanının dışında tek başına yelkenliyle gezmek aptallığında bulunduğu öğleden sonranın ertesi sabahı olmalıydı. Herşeyi anımsıyordu—

 

2

Will gözlerini açtı, ve olağanüstü güzel iki küçük çocuğun / kendisini izlediklerini gördü.

«Yemek mi istiyorsunuz?» diye sordu kız, kusursuz bir İngilizceyle.

«Evet - yemek,» diye onayladı Will, «yemek.»

 

«Tanrı aşkına çabuk ol,» diye yalvardı Will.

Çocuk, beklenmedik bir ilgiyle, «Tanrı mı? Hangi Tanrı?» diye sordu. «O kadar çok Tanrı var ki.»

 

«Adın ne?» diye sordu kız, sonunda.

Will kendini tanıttı.

«Benim adım da Mary Sarojini MacPhail.»

 

3

Sırası gelmişken, ben Dr. MacPhail’im. Sen kimsin?»

Mary Sarojini genç adamdan önce atıldı. «Adı Will. Soyadı da Farbilmemne.»

 

(Will) «Yüzüm oldum olası çirkindir.»

«Aksine, Baudelair’i andıran bir güzelliğin var. Sırtlan gibi sesler çıkarttığın anlar dışında. Sahi, neden bu tuhaf sesleri çıkartıyorsun?»

 

«Ben gazeteciyim,» diye açıkladı Will. «Dünyanın dört bir yanını dolaşıp güncel pislikleri bildirmekle görevli «Özel Muhabirimiz..»

 

Gazetecilik Lord Adelhyde’ın uğraşlarının yalnızca bir bölümüydü. O aynı zamanda Güneydoğu Asya Petrol Ortaklığı, Emperyal ve Yabancı Bakır Limited Ortaklığı demekti. Görünürde Will Rendang’a, ülkenin askerleşmiş havasına sinen ölüm kokusunu araştırmaya gelmişti; ama asıl görevi diktatörün yabancı sermaye üzerine görüşlerini almak, ulusallaştırma konusunda ne gibi güvenceler vereceğini, ne kadar vergi iadesi önerdiğini ortaya çıkarmaktı. Kârların ne kadarı yurt dışına çıkartılabilirdi? İşletmelerde yerli teknisyen ve yöneticilerin oranı ne olacaktı?

 

4

«Ben Susila MacPhail’im,» dedi ses, «Mary Sarojini’nin annesi.»

 

Elini adamın alnına koydu, ve birden sözcükler betimlediklerin varlıklarla olaylara dönüştüler; düş gerçek oldu. Will artık gerçekten süzülüyordu.

«Süzülüyorsun,» diye ısrarla yineledi yumuşak ses.

 

5

«Büyük Racamızın ‘Gerçeklerin gerçekliği, ve gerçekler konusunda akılcılıkla neler yapılabileceği üzerine notlar’ adlı yapıtı.»

Dr. Robert. «Hepsi hepsi birkaç sayfa. Ama Pala’yı tanımak istersen bundan daha iyi bir giriş kitabı bulamazsın.»

 

Will onun gitmesini bekledi, sonra küçük yeşil kitabı açarak okumaya başladı.

Hiçkimsenin bir yerlere varmak icin çabalaması, gerekmez. Çünkü, aslında hepimiz varmak istediğimiz yerdeyiz.

 

Dinde tüm sözcükler küfürdür. Buda, Tanrı veya İsa’yı dillerinden düşürmeyenlerin ağızlarını karbonatla yıkamalı.

 

Öz varlığımızı tanımak bizi Erdemli Kişi kılar,

 

«Tek tek nesneler üzerine bilgimiz arttıkça Tanrı’yı daha yakından tanırız.»

 

…inan herkesin öz varlık bilincine varabileceğine ve saplantılı, bağımlı ikici beninden kurtularak Erdemli Kişi olabileceğine duyulan, yaşam deneyleriyle desteklenip doğrulanan güvendir.

 

Raca Murugan / Birinci görevimiz: bu ülkeyi çağdaşlaştırmak.

«Pala’nın da Petrol gelirleri var, değil mi?» diye sordu Will.

«Tek kuruşu bile yok,» dedi Murugan. «Oysa adanın güneyi petrol kaynıyor.

 

«Anne!» Murugan ayağa fırladı.

Will döndü, ve kapıda tepeden tırnağa beyaz muslinlere bürünmüş iri yarı, gösterişli bir kadın gördü. (Kraliçe Rani)

 

6

Ben hemşire Appu’yum,

Pala’nın sağlık ve cinsellik felsefesi…

Maithuna yaptığınızda bedensel aşk kutsal aşkla özdeşleşir

 

7

Herkes bir "KEEK" (Karşılıklı Evlat Edinme Kulübü) üyesidir ve çocukların ortalama yirmi ailesi vardır.

 

8

Adanın tarihi

 

9

Ekonomi politikası / Elektrik eksi ağır sanayi artı doğum kontrolü eşittir demokrasi ve refah.

 

10

 

11

 

12

Yemek artı okşayış artı dokunuş artı ‘iyi’, eşittir sevgi

 

13

Eğitim sistemi…

 

14

Ölüm / Işığa git, erince, parlak ışığın erincine git

 

15

Albay Dipa’nın ordusu adayı işgal eder. Bir gecede yüzyıllık emek yok edilirken, papağanlar hâlâ "Karuna" (Sevecenlik) ve "Dikkat" diye bağırır.

 

İki bambu çalısı arasından ardarda dizilmiş taşıtların farları göründü, bir an nilüfer havuzunun yanındaki ulu Buda yontusunun sol yanağını aydınlattı bir ışık ve geçti, bir kez daha özgürleşme umuduna vurdu ışıklar ve geçip gittiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder