Aldous Huxley - Ada - Özet-Notlar
Mütercim: Seniha Akar, Yol Yayınları, 1983
Gazeteci Will Farnaby’nin kaza sonucu ulaştığı bu ütopik
toplum; Budizm, biyoloji ve Batı bilimi arasında özgün bir denge kurarak manevi
uyanışı merkezine alır.
Karakterler arası diyaloglar üzerinden farkındalık, ölüm
sanatı ve eğitim gibi felsefi temalar işlenirken, adanın barışçıl ışığının dış
dünyanın hırsları karşısındaki kırılganlığı vurgulanır. Roman genelinde,
bireyin kendi öz varlığını tanıması ve "burada ve şimdi" prensibiyle
yaşaması idealize edilen temel düşüncedir.
Pala, bilgeler kurulu tarafından yönetilmektedir.
Teknolojik kirlenmeyi önlemek için doğal çevreden
faydalanılarak yapılmış elektrik jeneratörlerine sahiptir.
Nüfus planlaması için geleneksel sevişme yogası olan maithun
özendirilmektedir.
Çocuk, istediği çifti veya gurubu kendisine aile olarak
seçebilmektedir.
Sunuş
Akşit Göktürk
Yeni Dünya’da bilim baskıcı bir araçken, Ada’da mutluluğun
temeli özgürlüktür.
Endonezya’da düşsel bir ada olan Pala, Batı’nın bilimi ile
Doğu’nun bilgeliğini harmanlamıştır. Pala halkı doğuştan barışçı, ordusuz,
silahsız bir ulustur.
Eğitim, ortak bir insanlık ülküsüne dayanır.
Suç, bir hastalık olarak görülür ve cezalandırılmak yerine iyileştirilmeyi
gerektirir.
Pala toplumu Budisttir ancak bu, soyut bir Nirvana yerine
gerçek dünyayı benimsemeyi öğretir.
Pala’nın yıkımı, en yakın komşusundan gelir. Zorbalıkla gözü
dönmüş, budala bir genç raca, komşu ada Rendang’dan saldırıya geçer. Pala’nın
zengin petrol yataklarına, madenlerine göz dikmiştir, bütün dünya zorbaları
gibi.
Pala’nın güzel aydınlığı, dünyanın çirkin karanlığına
gömülmüştür.
…
Ada
1
«Dikkat,» diye bağırdı bir ses, sanki bir obua ansızın dile
gelmişti.
Will Farnaby, irkilerek uyandı.
Obua, belki yüzüncü kez dikkat etmesini buyurdu.
Burası, o güne dek hiçbir gazetecinin giremediği yasak ada
Pala’ydı. Ve bu an, Rendang-Lobo limanının dışında tek başına yelkenliyle
gezmek aptallığında bulunduğu öğleden sonranın ertesi sabahı olmalıydı. Herşeyi
anımsıyordu—
2
Will gözlerini açtı, ve olağanüstü güzel iki küçük çocuğun /
kendisini izlediklerini gördü.
«Yemek mi istiyorsunuz?» diye sordu kız, kusursuz bir
İngilizceyle.
«Evet - yemek,» diye onayladı Will, «yemek.»
«Tanrı aşkına çabuk ol,» diye yalvardı Will.
Çocuk, beklenmedik bir ilgiyle, «Tanrı mı? Hangi Tanrı?»
diye sordu. «O kadar çok Tanrı var ki.»
«Adın ne?» diye sordu kız, sonunda.
Will kendini tanıttı.
«Benim adım da Mary Sarojini MacPhail.»
3
Sırası gelmişken, ben Dr. MacPhail’im. Sen kimsin?»
Mary Sarojini genç adamdan önce atıldı. «Adı Will. Soyadı da
Farbilmemne.»
(Will) «Yüzüm oldum olası çirkindir.»
«Aksine, Baudelair’i andıran bir güzelliğin var. Sırtlan
gibi sesler çıkarttığın anlar dışında. Sahi, neden bu tuhaf sesleri
çıkartıyorsun?»
«Ben gazeteciyim,» diye açıkladı Will. «Dünyanın dört bir
yanını dolaşıp güncel pislikleri bildirmekle görevli «Özel Muhabirimiz..»
Gazetecilik Lord Adelhyde’ın uğraşlarının yalnızca bir
bölümüydü. O aynı zamanda Güneydoğu Asya Petrol Ortaklığı, Emperyal ve Yabancı
Bakır Limited Ortaklığı demekti. Görünürde Will Rendang’a, ülkenin askerleşmiş
havasına sinen ölüm kokusunu araştırmaya gelmişti; ama asıl görevi diktatörün
yabancı sermaye üzerine görüşlerini almak, ulusallaştırma konusunda ne gibi
güvenceler vereceğini, ne kadar vergi iadesi önerdiğini ortaya çıkarmaktı.
Kârların ne kadarı yurt dışına çıkartılabilirdi? İşletmelerde yerli teknisyen
ve yöneticilerin oranı ne olacaktı?
4
«Ben Susila MacPhail’im,» dedi ses, «Mary Sarojini’nin
annesi.»
Elini adamın alnına koydu, ve birden sözcükler
betimlediklerin varlıklarla olaylara dönüştüler; düş gerçek oldu. Will artık
gerçekten süzülüyordu.
«Süzülüyorsun,» diye ısrarla yineledi yumuşak ses.
5
«Büyük Racamızın ‘Gerçeklerin gerçekliği, ve gerçekler
konusunda akılcılıkla neler yapılabileceği üzerine notlar’ adlı yapıtı.»
Dr. Robert. «Hepsi hepsi birkaç sayfa. Ama Pala’yı tanımak
istersen bundan daha iyi bir giriş kitabı bulamazsın.»
Will onun gitmesini bekledi, sonra küçük yeşil kitabı açarak
okumaya başladı.
Hiçkimsenin bir yerlere varmak icin çabalaması, gerekmez.
Çünkü, aslında hepimiz varmak istediğimiz yerdeyiz.
Dinde tüm sözcükler küfürdür. Buda, Tanrı veya İsa’yı
dillerinden düşürmeyenlerin ağızlarını karbonatla yıkamalı.
Öz varlığımızı tanımak bizi Erdemli Kişi kılar,
«Tek tek nesneler üzerine bilgimiz arttıkça Tanrı’yı daha
yakından tanırız.»
…inan herkesin öz varlık bilincine varabileceğine ve
saplantılı, bağımlı ikici beninden kurtularak Erdemli Kişi olabileceğine
duyulan, yaşam deneyleriyle desteklenip doğrulanan güvendir.
Raca Murugan / Birinci görevimiz: bu ülkeyi çağdaşlaştırmak.
«Pala’nın da Petrol gelirleri var, değil mi?» diye sordu
Will.
«Tek kuruşu bile yok,» dedi Murugan. «Oysa adanın güneyi
petrol kaynıyor.
«Anne!» Murugan ayağa fırladı.
Will döndü, ve kapıda tepeden tırnağa beyaz muslinlere
bürünmüş iri yarı, gösterişli bir kadın gördü. (Kraliçe Rani)
6
Ben hemşire Appu’yum,
Pala’nın sağlık ve cinsellik felsefesi…
Maithuna yaptığınızda bedensel aşk kutsal aşkla özdeşleşir
7
Herkes bir "KEEK" (Karşılıklı Evlat Edinme Kulübü)
üyesidir ve çocukların ortalama yirmi ailesi vardır.
8
Adanın tarihi
9
Ekonomi politikası / Elektrik eksi ağır sanayi artı doğum
kontrolü eşittir demokrasi ve refah.
10
11
12
Yemek artı okşayış artı dokunuş artı ‘iyi’, eşittir sevgi
13
Eğitim sistemi…
14
Ölüm / Işığa git, erince, parlak ışığın erincine git
15
Albay Dipa’nın ordusu adayı işgal eder. Bir gecede yüzyıllık
emek yok edilirken, papağanlar hâlâ "Karuna" (Sevecenlik) ve
"Dikkat" diye bağırır.
İki bambu çalısı arasından ardarda dizilmiş taşıtların
farları göründü, bir an nilüfer havuzunun yanındaki ulu Buda yontusunun sol
yanağını aydınlattı bir ışık ve geçti, bir kez daha özgürleşme umuduna vurdu
ışıklar ve geçip gittiler.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder