1 Aralık 2022 Perşembe

Aldous Huxley - Ses Sese Karşı - Notlar

Aldous Huxley - Ses Sese Karşı - Notlar

Mütercim: Minâ Urgan, İletişim Yayınları, 2014

 


Romanda modernleşme sancıları, sınıf çatışmaları ve bilimsel ilerlemenin insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkileri farklı karakterlerin bakış açısıyla ele alınır. Özellikle Rampion ve Spandrell gibi figürler aracılığıyla hayatın anlamı, ahlaki yozlaşma ve entelektüel yabancılaşma derinlemesine sorgulanır.

Olaylar Birinci Dünya Savaşından önceki Londra’da geçer.

Tiplemeler cemiyet hayatındandır.

Walter Bidlake hafifmeşrep bir edebiyatçıdır. Karısı Marjorie hamiledir ve Lucy adlı zengin bir kadına aşıktır. Lucy, Walter’dan kısa sürede sıkılıp Paris’e gider.

 

Roman karakterlerinden Philip Quarles, bizzat Huxley’nin kendisini temsil eder.

Düşünce ve duyguları bağdaşan tek olumlu kişi Mark Rampion’dur.

 

Walter’in kızkardeşi Elinor, Hindistan’da yaşıyor. Elinor’un kocası Ses Sese Karşı adlı bir kitap yazmak için sürekli notlar tutuyor. Elinor, kocasıyla birlikte İngiltere’ye döner.

Elinor’un kayı pederi Sidney, demokrasi tarihi üzerine bir kitap hazırlamakta olduğunu söyleyerek sık sık evden ayrılmakta ancak zamanını Gladys adında bir kadınla geçirmektedir. Kadın bir gün Sidney’in malikânesine gelerek hamile olduğunu söyler. Olay hukuki bir soruna dönüşür.

 

Kocasının ilgisizliğinden bunalan Elinor, faşist bir derneğin lideri olan Everard’la ilişkiye girer.

Elinor’un oğlu hastalanıp ölür.

 

Mark Rampion / Karısı Mary’yle mutlu bir evliliği vardır. Doğaya tutkun başarılı bir ressamdır. Saygı duyulan biridir. Arkadaşı Maurice ise melankolik bir tiptir.

 

Önsöz

Huxley’nin büyükbabası ünlü biyolog Thomas Henry Huxley, babası ise editör Leonard Huxley'dir. Anne tarafı ise eğitimci Thomas Arnold ve şair Matthew Arnold gibi isimlere dayanır.

Eton’da okurken geçirdiği ağır göz hastalığı nedeniyle okuldan ayrılmış.

Oxford’da İngiliz Edebiyatı okumuş, çeşitli dergilerde sanat eleştirmenliği yapmış

50’ye yakın kitap yayımlayan yazar; şiir, deneme, gezi yazısı ve 11 roman kaleme almıştır.

 

Huxley’nin romancılığındaki en belirgin özellik düşüncedir ve bu nedenle romanları kusurludur.

Deneme alanında yetenekli olan yazar romanlarına da küçük denemeler yerleştirir.

Karakterleri bazen gerçek insanlardan ziyade belirli fikirlerin sözcüsü gibidir.

 

Roman, müzikteki "counterpoint" (ezgiye eşlik eden karşı ezgi) tekniğiyle kurgulanmıştır. Birçok karakterin farklı hayatları aynı anda, birbirine zıt şekilde ilerler.

 

1

"Gecikmeyeceksin, değil mi?" Marjorie Carling'in sesinde kaygı vardı, yalvarmayı andıran bir şeyler vardı.

 

Walter Bidlake’in hamile sevgilisi Marjorie Carling’den soğuması ve Lucy Tantamount’a duyduğu saplantılı aşkı

Walter, Marjorie’nin sevgisini ayakbağı olarak görmeye başlar.

 

2

Tantamount’ların evinde verilen büyük müzikli toplantı

Bach’ın müziği eşliğinde farklı sınıflardan karakterlerin iç dünyaları anlatılıyor.

 

3

Lord Edward Tantamount’un bilimsel çalışmaları ve asistanı Illidge ile olan ilişkisi

 

4

Müziğin bitişiyle birlikte, sessizlik yerini davetlilerin yapmacık nezaketlerine ve arkadan konuşmalarına bırakır. Konser boyunca zor tuttukları gevezelikleri, seller gibi aktı.

Faşist Everard Webley / Britanyalı Hür Adamlar lideri ve komünist Illidge arasındaki gerilim…

Illidge, generallerin ve aristokratların arasında, sırf aksanı ve kökeni yüzünden ne kadar dışlandığını ve hor görüldüğünü acı bir şekilde hisseder.

Bidlake, kendi tablosunu seyrederken kadınları ruhsuz birer "ten yığını" olarak gördüğünü itiraf eder.

 

5

Toplantıdaki karmaşa devam ediyor.

 

6

Philip ve Elinor Quarles’ın Hindistan seyahatinden sahneler

Philip’in duygusal kopukluğu ve entelektüel kayıtsızlığı, Elinor’u mutsuz etmektedir.

 

7

Walter, davette Lucy’yi bulur. Ona karşı duyduğu hisler mantıklı bir sevgi değil, bir tür "soğuk kin" ve kaçınılmaz bir tutkudur. Lucy ise insanlarla oynamayı seven, onları garip durumlara düşürüp tepkilerini izleyen bir yapıdadır.

İnsanlara beklenmedik şeyler yaparsınız, onları garip durumlara düşürürsünüz, sonra da ne olacağını görmek için beklersiniz. Darwin ile Pasteur’ün yöntemiydi bu.

Walter ve Lucy taksiyle Sbisa lokantasına giderken aralarındaki gerilim fiziksel bir boyut kazanır.

Lucy, Walter’ın "köpekleşmiş" bağlılığından ve miskinliğinden sıkılır. Onu kışkırtmak için tırnaklarını etine batırır. Canı yanan Walter, Lucy’ye saldırırcasına karşılık verince Lucy ilk kez gerçek bir haz duyar; ancak Walter tekrar yalvaran, zayıf haline döner.

Madem ki Walter dövülmüş bir köpekti, Lucy de, dövülmüş bir köpeğe nasıl davranılırsa öyle davranacaktı ona karşı.

Walter, rezil olmuş, perişan bir halde, Lucy’nin peşinden yürüdü.

 

8

Senin derdin de bu, Spandrell. Kendi iğrenç, kokuşmuş iç dünyanda kalmanın keyfini sürüyorsun.

 

9

Mark ve Mary Rampion’un nasıl evlendikleri anlatılıyor.

 

10

Spandrell, kadınları nasıl baştan çıkardığını ve ahlaki olarak yozlaştırdığını anlatır.

 

11

 

12

Walter’in Marjorie’ye karşı duyduğu suçluluk ve Lucy’ye olan bitmek bilmeyen arzusu arasındaki bocalama.

 

13

Walter’in dergi ofisi

 

14

Philip Quarles’ın romancılık üzerine düşünceleri.

 

15

Marjorie başlangıçta evi terk etmeye karar verir ancak ekonomik bağımsızlığının olmayışı ve hamileliği onu geri adım atmaya zorlar.

Walter, Lucy’ye duyduğu hayvanca arzuyu, ona "sevecenlik" ve "aşk" katarak kutsallaştırmaya çalışır.

Lucy ise "bilinçli bir şehveti" tercih eder.

 

16

Asalak bir kişiliğe sahip olan Denis Burlap’ın Mark Rampion’u ziyareti ve iki karakter arasındaki felsefi çatışma…

Mary, Burlap’dan nefret ederdi. Burlap'ın evlerine son gelişinden sonra, kocasına, "bir çeşit akbaba bu adam” demişti. "Hayır, akbaba da değil; çünkü akbabalar yalnız leş yerler. Canlı insanları yiyen bir asalak o; üstelik, bulabileceği en seçkin insanlarla beslenir hep. Seçkin insan bulmakta eşi yoktur onun; bunu kabul ediyorum. Ruh açısından tam bir sülük bu adam. Senin kanım emmesine neden göz yumuyorsun?"

 

17

Spandrell, çalışmayı bir "uyuşturucu" ve insanın kendinden kaçış yolu olarak görür.

 

18

Philip ve Elinor Quarles’ın Port-Said’e varışları anlatılır.

Sahilde karşılaştıkları bir satıcı on yedi dilde müstehcen kartpostallar satmaya çalışması Philip’in Milletler Cemiyeti üzerine ironik bir tespitte bulunmasını sağlar: "Milletler Cemiyeti’nin ancak bir tek temel üstüne kurulabileceğini de anladım. Bütün milletleri ilgilendiren ancak bir tek konu var."

 

19

Quarles ailesinin Gattenden’e dönüşü ve küçük Phil ile buluşmaları

 

20

Philip’in babası Sidney Quarles’ın gösterişli ama içi boş karakteri

İçten içe duyduğu aşağılık duygusunu Londra’daki metresi Gladys Helmsley ile bastırmaya çalışır.

 

21

Philip ve Elinor Londra’ya dönerler.

Elinor, kendisine tutkun olan Everard Webley ile buluşur.

 

22

Philip Quarles’ın Not Defterinden başlığı altında yazarın estetik görüşleri sunulur.

 

23

Rampion, tüm siyasi akımların insanlığı aynı "ruhsal çıkmaza" sürüklediğini savunur.

Aklı başında bir insan için önemli olan cehennemdir; oraya varmak için kullanılacak araç değil.

 

24

 

25

Lucy Tantamount’un Paris’ten Walter Bidlake’e yazdığı mektuplar

Lucy’nin sıkıntısı, Paris’teki bohem hayatı

 

26

Philip Quarles’ın Not Defteri

Sanskrit dilinden de, kimyadan da, iktisat biliminden de çok daha güç bir iştir yaşamak.

 

27

John Bidlake karısı Janet’in yanına sığınıyor.

Sözü edilmeyen bir olay, aslında var olduğu halde, yok gibidir.

 

28

Bedenin yitirdiğini ruh kazanır.

 

29

Everard Webley’nin Hyde Park’taki gövde gösterisi ve disiplin üzerine söylevi

Illidge’in toplantıyı sabote etme girişimi başarısız olur.

 

30

Phil’in hastalığı şiddetini artırır.

 

31

Gladys Helmsley, Sidney Quarles’ın evine gelerek hamile olduğunu haykırır.

 

32

Elinor, Everard ile buluşup bir seçim yapmak zorundadır (kocası Philip’i bırakıp ona gitmek veya bağları koparmak). Çocuğunun hastalığı haberi, onu bu ağır karardan "kurtaran" bir bahane olur.

Everard’ın saat altıda Elinor’u görmek üzere eve gelecektir. Spandrell bunu öğrenince planladığı intikam planını hayata geçirir.

Everard, Elinor’un bıraktığı notu okurken arkasından yaklaşan Spandrell tarafından saldırıya uğrar.

Sopa sol şakağına indi. Sanki bir ışık sönüvermişti ansızın. Everard yere yıkıldığını bile anlamadı.

 

Mr. Quarles, hamile bıraktığı Gladys meselesinden ve yarattığı skandallardan kaçmak için "ölüyorum" maskesine bürünür.

 

33

Spandrell durmuş, elleri cebinde, ölüye bakıyordu.

Cesedi otomobile taşıma süreci…

 

34

İnsandan üstün olmaya kalkışanlar, her zaman insandan aşağı olurlar.

 

35

Phil ölür.

 

36

Webley cinayeti faili meçhul olarak kalır

 

37

Beethoven, Heilige Dankgesang

Spandrell için bu müzik, dünyanın pisliğinden (cinayetten, ahmaklıktan, kuraklıktan) kaçabileceği tek yerdir. Müziğin "insanüstü" saflığıyla Tanrı'nın varlığını Rampion’a kanıtlamak ister.

Rampion’a göre bu müzik "hadım edilmiş," bedensiz ve soyut bir ruhun kanseridir.

Spandrell, polise (Britanyalı Hür Adamlar) kendi ihbar mektubunu yazarak onları eve çağırır. Müzik en yüce noktasına ulaştığında, polislerin kurşunlarıyla ölmeyi seçer. Bu bir intihardır; ancak başkasına yaptırılan, trajik ve teatral bir intihardır.

 

İşte böylelerinden oluşur Tanrının Cenneti!

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder