Aldous Huxley - Ses Sese Karşı - Notlar
Mütercim: Minâ Urgan, İletişim Yayınları, 2014
Romanda modernleşme sancıları, sınıf çatışmaları ve bilimsel
ilerlemenin insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkileri farklı karakterlerin bakış
açısıyla ele alınır. Özellikle Rampion ve Spandrell gibi figürler aracılığıyla
hayatın anlamı, ahlaki yozlaşma ve entelektüel yabancılaşma derinlemesine
sorgulanır.
…
Olaylar Birinci Dünya Savaşından önceki Londra’da geçer.
Tiplemeler cemiyet hayatındandır.
Walter Bidlake hafifmeşrep bir edebiyatçıdır. Karısı Marjorie
hamiledir ve Lucy adlı zengin bir kadına aşıktır. Lucy, Walter’dan kısa sürede
sıkılıp Paris’e gider.
Roman karakterlerinden Philip Quarles, bizzat Huxley’nin
kendisini temsil eder.
Düşünce ve duyguları bağdaşan tek olumlu kişi Mark
Rampion’dur.
Walter’in kızkardeşi Elinor, Hindistan’da yaşıyor. Elinor’un
kocası Ses Sese Karşı adlı bir kitap yazmak için sürekli notlar tutuyor. Elinor,
kocasıyla birlikte İngiltere’ye döner.
Elinor’un kayı pederi Sidney, demokrasi tarihi üzerine bir
kitap hazırlamakta olduğunu söyleyerek sık sık evden ayrılmakta ancak zamanını
Gladys adında bir kadınla geçirmektedir. Kadın bir gün Sidney’in malikânesine
gelerek hamile olduğunu söyler. Olay hukuki bir soruna dönüşür.
Kocasının ilgisizliğinden bunalan Elinor, faşist bir
derneğin lideri olan Everard’la ilişkiye girer.
Elinor’un oğlu hastalanıp ölür.
Mark Rampion / Karısı Mary’yle mutlu bir evliliği vardır. Doğaya
tutkun başarılı bir ressamdır. Saygı duyulan biridir. Arkadaşı Maurice ise melankolik
bir tiptir.
Önsöz
Huxley’nin büyükbabası ünlü biyolog Thomas Henry Huxley,
babası ise editör Leonard Huxley'dir. Anne tarafı ise eğitimci Thomas Arnold ve
şair Matthew Arnold gibi isimlere dayanır.
Eton’da okurken geçirdiği ağır göz hastalığı nedeniyle
okuldan ayrılmış.
Oxford’da İngiliz Edebiyatı okumuş, çeşitli dergilerde sanat
eleştirmenliği yapmış
50’ye yakın kitap yayımlayan yazar; şiir, deneme, gezi
yazısı ve 11 roman kaleme almıştır.
Huxley’nin romancılığındaki en belirgin özellik düşüncedir
ve bu nedenle romanları kusurludur.
Deneme alanında yetenekli olan yazar romanlarına da küçük
denemeler yerleştirir.
Karakterleri bazen gerçek insanlardan ziyade belirli
fikirlerin sözcüsü gibidir.
Roman, müzikteki "counterpoint" (ezgiye eşlik eden
karşı ezgi) tekniğiyle kurgulanmıştır. Birçok karakterin farklı hayatları aynı
anda, birbirine zıt şekilde ilerler.
…
1
"Gecikmeyeceksin, değil mi?" Marjorie Carling'in
sesinde kaygı vardı, yalvarmayı andıran bir şeyler vardı.
Walter Bidlake’in hamile sevgilisi Marjorie Carling’den
soğuması ve Lucy Tantamount’a duyduğu saplantılı aşkı
Walter, Marjorie’nin sevgisini ayakbağı olarak görmeye
başlar.
2
Tantamount’ların evinde verilen büyük müzikli toplantı
Bach’ın müziği eşliğinde farklı sınıflardan karakterlerin iç
dünyaları anlatılıyor.
3
Lord Edward Tantamount’un bilimsel çalışmaları ve asistanı
Illidge ile olan ilişkisi
4
Müziğin bitişiyle birlikte, sessizlik yerini davetlilerin
yapmacık nezaketlerine ve arkadan konuşmalarına bırakır. Konser boyunca zor
tuttukları gevezelikleri, seller gibi aktı.
Faşist Everard Webley / Britanyalı Hür Adamlar lideri ve
komünist Illidge arasındaki gerilim…
Illidge, generallerin ve aristokratların arasında, sırf
aksanı ve kökeni yüzünden ne kadar dışlandığını ve hor görüldüğünü acı bir
şekilde hisseder.
Bidlake, kendi tablosunu seyrederken kadınları ruhsuz birer
"ten yığını" olarak gördüğünü itiraf eder.
5
Toplantıdaki karmaşa devam ediyor.
6
Philip ve Elinor Quarles’ın Hindistan seyahatinden sahneler
Philip’in duygusal kopukluğu ve entelektüel kayıtsızlığı,
Elinor’u mutsuz etmektedir.
7
Walter, davette Lucy’yi bulur. Ona karşı duyduğu hisler
mantıklı bir sevgi değil, bir tür "soğuk kin" ve kaçınılmaz bir
tutkudur. Lucy ise insanlarla oynamayı seven, onları garip durumlara düşürüp
tepkilerini izleyen bir yapıdadır.
İnsanlara beklenmedik şeyler yaparsınız, onları garip durumlara
düşürürsünüz, sonra da ne olacağını görmek için beklersiniz. Darwin ile
Pasteur’ün yöntemiydi bu.
Walter ve Lucy taksiyle Sbisa lokantasına giderken
aralarındaki gerilim fiziksel bir boyut kazanır.
Lucy, Walter’ın "köpekleşmiş" bağlılığından ve
miskinliğinden sıkılır. Onu kışkırtmak için tırnaklarını etine batırır. Canı
yanan Walter, Lucy’ye saldırırcasına karşılık verince Lucy ilk kez gerçek bir
haz duyar; ancak Walter tekrar yalvaran, zayıf haline döner.
Madem ki Walter dövülmüş bir köpekti, Lucy de, dövülmüş bir
köpeğe nasıl davranılırsa öyle davranacaktı ona karşı.
Walter, rezil olmuş, perişan bir halde, Lucy’nin peşinden
yürüdü.
8
Senin derdin de bu, Spandrell. Kendi iğrenç, kokuşmuş iç
dünyanda kalmanın keyfini sürüyorsun.
9
Mark ve Mary Rampion’un nasıl evlendikleri anlatılıyor.
10
Spandrell, kadınları nasıl baştan çıkardığını ve ahlaki
olarak yozlaştırdığını anlatır.
11
…
12
Walter’in Marjorie’ye karşı duyduğu suçluluk ve Lucy’ye olan
bitmek bilmeyen arzusu arasındaki bocalama.
13
Walter’in dergi ofisi
14
Philip Quarles’ın romancılık üzerine düşünceleri.
15
Marjorie başlangıçta evi terk etmeye karar verir ancak
ekonomik bağımsızlığının olmayışı ve hamileliği onu geri adım atmaya zorlar.
Walter, Lucy’ye duyduğu hayvanca arzuyu, ona
"sevecenlik" ve "aşk" katarak kutsallaştırmaya çalışır.
Lucy ise "bilinçli bir şehveti" tercih eder.
16
Asalak bir kişiliğe sahip olan Denis Burlap’ın Mark
Rampion’u ziyareti ve iki karakter arasındaki felsefi çatışma…
Mary, Burlap’dan nefret ederdi. Burlap'ın evlerine son
gelişinden sonra, kocasına, "bir çeşit akbaba bu adam” demişti.
"Hayır, akbaba da değil; çünkü akbabalar yalnız leş yerler. Canlı
insanları yiyen bir asalak o; üstelik, bulabileceği en seçkin insanlarla
beslenir hep. Seçkin insan bulmakta eşi yoktur onun; bunu kabul ediyorum. Ruh
açısından tam bir sülük bu adam. Senin kanım emmesine neden göz
yumuyorsun?"
17
Spandrell, çalışmayı bir "uyuşturucu" ve insanın
kendinden kaçış yolu olarak görür.
18
Philip ve Elinor Quarles’ın Port-Said’e varışları anlatılır.
Sahilde karşılaştıkları bir satıcı on yedi dilde müstehcen
kartpostallar satmaya çalışması Philip’in Milletler Cemiyeti üzerine ironik bir
tespitte bulunmasını sağlar: "Milletler Cemiyeti’nin ancak bir tek temel
üstüne kurulabileceğini de anladım. Bütün milletleri ilgilendiren ancak bir tek
konu var."
19
Quarles ailesinin Gattenden’e dönüşü ve küçük Phil ile
buluşmaları
20
Philip’in babası Sidney Quarles’ın gösterişli ama içi boş
karakteri
İçten içe duyduğu aşağılık duygusunu Londra’daki metresi
Gladys Helmsley ile bastırmaya çalışır.
21
Philip ve Elinor Londra’ya dönerler.
Elinor, kendisine tutkun olan Everard Webley ile buluşur.
22
Philip Quarles’ın Not Defterinden başlığı altında yazarın
estetik görüşleri sunulur.
23
Rampion, tüm siyasi akımların insanlığı aynı "ruhsal
çıkmaza" sürüklediğini savunur.
Aklı başında bir insan için önemli olan cehennemdir; oraya
varmak için kullanılacak araç değil.
24
…
25
Lucy Tantamount’un Paris’ten Walter Bidlake’e yazdığı
mektuplar
Lucy’nin sıkıntısı, Paris’teki bohem hayatı
26
Philip Quarles’ın Not Defteri
Sanskrit dilinden de, kimyadan da, iktisat biliminden de çok
daha güç bir iştir yaşamak.
27
John Bidlake karısı Janet’in yanına sığınıyor.
Sözü edilmeyen bir olay, aslında var olduğu halde, yok
gibidir.
28
Bedenin yitirdiğini ruh kazanır.
29
Everard Webley’nin Hyde Park’taki gövde gösterisi ve
disiplin üzerine söylevi
Illidge’in toplantıyı sabote etme girişimi başarısız olur.
30
Phil’in hastalığı şiddetini artırır.
31
Gladys Helmsley, Sidney Quarles’ın evine gelerek hamile
olduğunu haykırır.
32
Elinor, Everard ile buluşup bir seçim yapmak zorundadır (kocası
Philip’i bırakıp ona gitmek veya bağları koparmak). Çocuğunun hastalığı haberi,
onu bu ağır karardan "kurtaran" bir bahane olur.
Everard’ın saat altıda Elinor’u görmek üzere eve gelecektir.
Spandrell bunu öğrenince planladığı intikam planını hayata geçirir.
Everard, Elinor’un bıraktığı notu okurken arkasından
yaklaşan Spandrell tarafından saldırıya uğrar.
Sopa sol şakağına indi. Sanki bir ışık sönüvermişti ansızın.
Everard yere yıkıldığını bile anlamadı.
Mr. Quarles, hamile bıraktığı Gladys meselesinden ve yarattığı
skandallardan kaçmak için "ölüyorum" maskesine bürünür.
33
Spandrell durmuş, elleri cebinde, ölüye bakıyordu.
Cesedi otomobile taşıma süreci…
34
İnsandan üstün olmaya kalkışanlar, her zaman insandan aşağı
olurlar.
35
Phil ölür.
36
Webley cinayeti faili meçhul olarak kalır
37
Beethoven, Heilige Dankgesang
Spandrell için bu müzik, dünyanın pisliğinden (cinayetten,
ahmaklıktan, kuraklıktan) kaçabileceği tek yerdir. Müziğin
"insanüstü" saflığıyla Tanrı'nın varlığını Rampion’a kanıtlamak
ister.
Rampion’a göre bu müzik "hadım edilmiş," bedensiz
ve soyut bir ruhun kanseridir.
Spandrell, polise (Britanyalı Hür Adamlar) kendi ihbar
mektubunu yazarak onları eve çağırır. Müzik en yüce noktasına ulaştığında,
polislerin kurşunlarıyla ölmeyi seçer. Bu bir intihardır; ancak başkasına
yaptırılan, trajik ve teatral bir intihardır.
İşte böylelerinden oluşur Tanrının Cenneti!
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder