13 Mayıs 2013 Pazartesi

John Reynold Williams – Heidegger’in Din Felsefesi


John Reynold Williams – Heidegger’in Din Felsefesi

Felsefeci bir düşünür olarak Tanrı, Tanrı / insan gibi ilişkileri ele alabilecek yeterliliğe sahip olamaz, bu nedenle Heidegger için bir din felsefecisi atfı söz konusu olamaz.

Teoloji, varlıkla varlık olması bakımından ilgilenen felsefeden mutlak surette farklılık göstermiş olur.

Teoloji objesi olan insan bir varoluş tarzı, örneği değildir. O bir yaşam tarzıdır, mutlaktır. Muğlak olmadığı için felsefenin çok ötesindedir.

Heidegger, teologların havari Paul’a ait bu tür felsefenin inanan için boş laf olduğu şeklindeki sözleri ciddiye almaları gerektiğini düşünür. Felsefe teolojinin yerine geçemez.

Ölümü beklemek, kişinin otantik varoluş imkânıdır.

Dasein’ın otantikliğinde kendini ortaya koyması; çağıran vicdan / vicdanın çağrısı

Heidegger bu şekilde vicdana başvurmayı bir bilince sahip olmayı isteme ya da kararlılık diye niteler.

Fanilik, Dasein’ın tarihselliğinin temelidir.

Heidegger için ölüm; insanın nihai sınırlanmasıdır.

Dil bizi ölüme götürür.

İnsanın, sonlu şeklimde de olsa varlıkla ilgili bilgisi, kendi inisiyatifinden kaynaklanmaz bilakis ona varlık tarafından verilmiştir. İnsan varlığı bilebilen bir varlık olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda insanın varlıkla ilgili bilgisinin kaynağı olarak hakiki varlığın insanın varlığının kaynağı olduğunu söyleyebiliriz.

Varlığın metafizik açıdan ihmal edilmesinin mantıksal sonucu olarak teknoloji insanları büyülemiştir.

Kutsal, bütünüyle yaratıcı ve bütünüyle canlı anlamında doğa –doğa kutsal olandır- doğanın tanrısı-dır kutsal- doğanın özüdür.

Doğa varlığın adıdır. Çünkü varlıktan öncedir. Varlıklar Var’lıklarını doğaya borçludurlar.

İnsanın kendi varlığının kendisine vermiş olduğu hediyeye karşı göstereceği uygun tepki teşekkürdür.
Düşünmek ve teşekkür etmek
Denken           Danken
Varlık hakkında düşünmek ve dünyada ikamet etmek aynıdır.

Olay, Varlık ve Zaman’dan önce olduğu için ve kesin anlamda onları kontrol ettiği için insanın özünü belirlemek zorundadır.

Zaman ve varlık sadece olay’da verilir olduğu için o bu niteliğe sahiptir.
İşte bu nitelik, varlığı otantik zamanda bulunabildiği kadarıyla anlayan insanı kendi özüne götürür. Böylece kararlı insan tam da olaya uygun düşer.

Olay, Heidegger felsefesinin nihai kavramıdır.

Olay, meydana getirir.

Ölecek olmamız, bizim kendi varlığımızın kaynağı olmadığımızı tersine varoluşumuz için dışımızdaki bir şeye bağlı olduğumuzu fark etmemizi sağlar.

Modern teknolojiyi karakterize eden varlıkların egemenliği, yeryüzündeki, böyle bir ikamet (yaşam) tarzına büsbütün karşıdır.

DaSein’ın ölüme – yönelik – varlık’ından ölümü varoluşunu dünya - içinde – varlık olarak olanaklı kılması
Ölümlü olarak insanın varoluşu

Dörtlü / Quadrant
Tanrılar
İnsanlar
Gök-ler / gökyüzü
Yer-ler / yeryüzü

Gök / Tanrılar, Tanrısal olanlar
Yer / İnsanlar, ölümlüler

İlahlar / Tanrının habercileri

Ölümlüler / İnşa etmek / Oturmak / yeryüzünde ölümlü olmak / Gökyüzünün altında olmak…

Tanrılar ile ölümlüler arasındaki ilişki / Beklemek

İnsanalar Tanrı’nın haberlerini mesajlarını İnsan’a iletir. İnsandan önce Şair’e iletir.
Tanrının artık kalmadığı, bulunmadığı bu zamana ait şiir/şair (Hölderlin).

Şair / Tanrıları işaret eden imtiyazlı ölümlü…

Şair / Kutsalı arar, adlandırır
Yer’de Tanrıların yokluğu söz konusu (Tanrının izleri kalmıştır)

Düşünmek şükretmektir.
Varoluş
Tanrının huzurunda durmak
Varoluş özü ile şiirseldir.

Şeyleri açığa çıkarma inşa etmektir.
İnşa etmenin özü bu şeylerin özelliğine uymasına dayanır.

Heidegger’in insan kavramı tanım olarak açıktır. Varlığa ve belki de aynı zamanda Tanrıya,
Onun hâkim Tanrılarından biri modern zamanlarda kutsalın anlamının kaybolmasıdır ki bu, hem felsefe hem de din için bir kayıptır.
Hölderlin, dünyanın bu kutsalı yitirişini kabul eden ilk kişilerden biridir.
Hölderlin’e göre bu çağ geçmişin göçüp gitmiş Tanrıları ile geleceğin Tanrısı arasında bulunmaktadır.
Bu muhtaç bir zamandır, fakat geleceğin Tanrısının gelmesi kesin olduğu için umutsuzluğa kapılmamalıdır.
Şairin görevi bu gerçeği insanlara hatırlatmaktır.
Böylelikle onlar makineleşen çağın birer dişlisi olup yokolmasınlar.
Heidegger için Varlığın açıklanması bir bağış olup insanın ona karşı en uygun tepkisi minnettarlıktır (Teşekkür olarak düşünmedir).

Olay onun nihai kavramıdır.
Bunun Tanrı olarak yorumlanıp yorumlanmayacağı Heidegger’in ele almadığı bir sorudur.

Sonuç olarak Heidegger bize kesin olarak sınırlı bir din felsefesi sağlamıştır.

Türkçeleştiren: Mehmet Türkeri
İzmir İlahiyat Vakfı Yayınları
2005, İzmir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder