1 Ağustos 2022 Pazartesi

Necip Fazıl Kısakürek - İdeolocya Örgüsü - Notlar

Necip Fazıl Kısakürek - İdeolocya Örgüsü

Büyük Doğu Yayınları

 


I) ADIMIZ, DÂVAMIZ, MÂNAMIZ

Büyük Doğu, sadece bir coğrafi terim değil, bir "ruh ve keyfiyet plânı"dır.

Maddi sınırlara değil, zaman ve mana çerçevesine odaklanır.

 

Büyük Doğu

Yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.

 

Orkestra, Senfonya ve Biz

Büyük Doğu, Batı’nın madde ağacını Doğunun ruh kökü üzerinde yetiştirmeyi hedefleyen bir "mefküre senfonyası"dır.

 

Doğu-Batı

Dâva, hakikatin her yeri kaplaması gerektiğine inanır ve Doğu-Batı ayırımını amelî bir istinat noktası olarak kullanır.

 

II) DOĞU VE BATI MUHASEBESİ

Batının Doğuya Bakışı

Batılı için Doğu, akıl haysiyetinden yoksun, karanlık hayaller peşinde koşan bir topluluktur.

 

Batının Kendisine Bakışı

Batı kendini Eski Yunan (akıl), Roma (nizam) ve Hristiyanlık (iç âlem) üzerine inşa etmiştir.

 

Doğunun Batıya Bakışı

İslamiyet’in zuhuruyla Batı’ya "dalâlet" gözüyle bakan Doğu, zamanla bu üstünlüğünü kaybetmiş ve Batı karşısında "apışıp kalmıştır".

 

Doğu ve Batı Birarada

Doğu ruhu zaptetmiş fakat maddeyi elinden kaçırmış; Batı ise maddeyi fethetmiş ancak ruhunu kaybetmiştir.

 

Batının Ucuzculuğu

Batı, kuru akıl ve makine hâkimiyeti içinde ruhî muvazenesini kaybetmiş, 20. asırda büyük bir buhrana düşmüştür.

 

III) TÜRKÜN MUHASEBESİ

Oluş

Türk, gerçek ruh dünyasına İslamiyet’le girmiş ve Osmanlı ile bu ruhu maddeye nakşetmiştir.

 

Ancak "sâf ve büyük tefekkür plânında" doğurucu olunamamış, hep taklitçi kalınmıştır.

 

Teşhis

Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri, Batı’yı yanlış anlayan "sahte kahramanlar" ve "kopyacı münevverler" eliyle ruhun tahrip edildiği süreçler olarak görülür.

 

Avrupalı Tuzağı

Batılılaşma gayretleri, Türk milletinin kendi kendini tahrip ve inkâr etmesi için kurulmuş bir tuzaktır.

 

Düşünemediğimizi düşünmedikçe düşünebilmekten uzak yaşayacağız.

 

IV) ANA KAYNAK: İSLÂM

İslam, sadece bir din değil; kâinat, insan, ahlâk, devlet ve siyaset görüşünün tek kaynağıdır.

 

Neye İnanıyoruz?

İnsan ve cemiyet hayatını her yönüyle tekeffül eden tek nizamın İslam olduğuna inanılır.

 

İslam ve Toplum

İslam'da fert ve cemiyet birbirini tamamlar; "bir kişinin herkes, herkesin de bir kişi olduğu" hakikati hakimdir.

 

İslam ve Devlet

Hakimiyet halkın değil, Hakkındır.

Devlet reisi (Ulü-l emr), Hakka esir bir ferttir.

 

Kendini Allaha esir ver ki, hürriyeti bulasın ve hayvan hürriyetinden kurtulasın!

 

V) TARİH HÜKMÜ: NASIL BOZULDUK

Bozulmanın kökenleri…

 

Kanunî Devri

Bozulma Kanunî Sultan Süleyman döneminde başlamıştır. Şeyhülislamlığın padişaha bağlanmasıyla fetva makamı hürriyetini kaybetmiştir.

 

Tanzimat, Meşrutiyet ve Sonrası

Bu dönemler İslam'ın "itibardan düşürülmek" istendiği, dıştan ve içten gelen ihanetlerle ruh kökünün kurutulduğu süreçlerdir.

 

Giden şey İslâm, gelen şeyse hiçti.

 

VI) BEKLEDİĞİMİZ İNKILAP

Daimâ Onu Bekliyoruz

400 yıldır beklenen inkılâpçı, Batı'nın fenniyle Doğu'nun ruhunu birleştirecek olandır.

 

Derin ve Gerçek Müslüman

İnkılâbı sadece şeriat, tasavvuf ve selim aklı birleştiren "gerçek mümin" gerçekleştirebilir.

 

Hedef

Ana hedef "Devrimbaz" sınıfıdır.

 

Vasıta

Vasıta ise fikir, sanat ve eğitimdir.

 

VII) BEKLEDİĞİMİZ İNKILÂBIN YÖNLERİ

İktisadî Nizam

Faiz yasak, zekât farzdır. Sermaye ve mülkiyet cemiyet hayrına "tedbirlidir".

 

Devlet

Necip Fazıl’a göre asıl olan, devletin hangi "ana fikir manzumesine" hizmet ettiğidir.

İslam inkılâbında devlet şekli donmuş bir kalıp değildir.

Devlet bir gaye değil, hakkı ve hakikati yeryüzünde hakim kılmak için bir vasıtadır.

 

Devlet, halkı "hastasını ona sormadan tedavi eden bir doktor" gibi yönetmelidir. Yani halkın ne istediğinden ziyade, halkın neye ihtiyacı olduğu (hakikat) esastır.

Karar mekanizmasının "başıboş kalabalıklar"ın (niceliğin) eline bırakılmasını reddeder. Onun yerine "nitelik" (keyfiyet) sahibi bir iradeyi savunur.

 

Yüceler Kurultayı: Cemiyetin her sahasında (ilim, sanat, ordu, ticaret) en üstün, "yüce" şahsiyetlerden oluşan bir meclis.

Başyücelik: Bu sistemin merkezindeki irade. Başyüce, hem halkın gerçek menfaatini temsil eder hem de mutlak hakikate (İslam’a) olan bağlılığıyla otoritesini meşrulaştırır.

 

Kadın

Kadın "edep hadleri" içinde cemiyette yer almalı.

 

Ordu

"Yeni Altun Ordu" kurulmalı.

 

Mektep

Mektep bir telkin ocağı olmalıdır.

 

VIII) DEVLET VE İDARE MEFKUREMİZ

Başyüce ve Kurultay

Devletin en üst iki organıdır. Kurultay vicdanı, Başyüce ise iradeyi temsil eder. Aralarındaki ilişki, "bir insanda iki cephe veya iki cephede bir insan" olarak tanımlanan mefkürevî bir ahenktir.

 

Başyüce

Herhangi bir devlet reisi değil, toplumsal bir semboldür. "Başyüce, milletini tek şahıs içinde yekünlaştıran baş örnek..." olarak tanımlanır. Emri katidir, ancak kanunlar manzumesine aykırı hareket edemez.

 

Yüceler Kurultayı

Milletin dinde, ilimde, sanatta ve her sahada en seçkin "aksiyoncu güzidelerinden" oluşur. Temel ilkesi "Hâkimiyet Hakkındır" düsturudur.

 

Başyücelik Hükümeti

11 vekillikten ve bunlara bağlı müsteşarlıklardan oluşur. Kurultaya karşı mesuldür.

 

Hükümetin 11 Davası

Ruh ve ahlak, irfan, köy, ordu, dış münasebetler gibi 11 temel mesele hükümetin ana odak noktalarıdır.

 

Yüce Din Dairesi

Devletin istişare merkezidir; dinde ihtisas sahiplerinden oluşur.

 

Halk Divanı

Halkın doğrudan Başyüce’ye hesap sorabildiği bir adalet tertibidir.

 

Başyücelik Akademyası

İlim, fen ve sanat dallarında mücerret çalışmalar yürüten bir "kültür erkân-ı harbiyesi"dir.

 

Başyücelikte İş Ölçüsü

Tufeyliliğe (asalaklığa) yer yoktur; herkes verimli bir işe memurdur.

 

Başyücelikte Ceza Ölçüsü

Ceza, suçun işlenmesini imkansız kılacak kesin bir maniadır. Kasıtla öldürmeye idam, hırsızlığa el kesme cezası öngörülür.

 

Baş Yücelikte Umumi Manzara

Sokaklarda edepsiz tavırlara izin verilmez, terbiye zabıtası kurulur.

Her türlü kumar, alkollü içki, uyuşturucu, zina ve faiz (ribâ) mutlak olarak yasaktır.

Sinema sıkı devlet murakabesi altındadır; dans "alenî zina" olarak kabul edilip yasaklanır; heykel putlaştırma kabul edildiği için reddedilir.

Matbuat hürriyeti "millî ve içtimaî felaket vesilesi" olarak görülür ve sıkı kontrole tabi tutulur.

Üniversite (Külliye): Özerklik kaldırılmıştır; tedrisat parasızdır ve kız-erkek ayrıdır.

 

IX) TEMEL PRENSİPLER

Büyük Doğu ideolojisinin "Dokuz Ölçü"sü

Ruhçuluk: Eşya ve hadiseleri madde üstü müessirlere bağlama anlayışıdır. "Büyük Doğu'nun gördüğü ruhçuluk... Allahtan gelen, Allaha giden..." bir niteliktedir.

Keyfiyetçilik: Çokluktan ziyade "tek"in kanunlarına ve sâf cevhere odaklanır.

Şahsiyetçilik: Hâkimiyetin, idrak çilesini doldurmuş üstün şahsiyetlere verilmesidir.

Ahlâkçılık: Temeli İslâm ahlâkıdır. "Bizim ahlâkımız; kökümüzün, kaynağımızın... ahlâkı" dır.

Milliyetçilik: Irk ve toprak yobazlığına karşı, ruh ve keyfiyet birliğine dayalı bir anlayıştır. "İslâma bağlı Türk ruhunun... milliyetçiliği" olarak tanımlanır.

Sermaye ve Mülkiyette Tedbircilik: Başıboş kapitalizme karşı, mülkiyet hakkını tanıyan ama sınırsız birikime engel olan bir sistemdir.

Cemiyetçilik: Fertle cemiyet arasındaki dengeyi, ferdi cemiyet içinde ikmal ederek kurar.

Nizamcılık: Hayatı fikir, insan ve nizam üçlüsü içinde değerlendirir.

Müdahalecilik: Devletin, ferdin öz nefsi üzerindeki murakabe hakkını cemiyet adına kullanmasıdır.

 

X) HAL VE MANZARA

Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e kadar olan tarihî süreç:

Asıl Dava Hep’çilikte: İslâm her şeyi kuşatacak bir bütünlükte temsil edilmelidir.

 

Uydurma Dil Felaketi: Öz Türkçecilik hareketi eleştirilir; dilin ruh köküne bir suikast olduğu belirtilir.

 

7 Ölüme Karşı Biz: Türk milletini bekleyen tehlikeler; ham yobazlık, köksüzlük, fikirsizlik, devrim ağaları, komünizm, faşizm ve emperyalizmdir.

 

İç ve Dış Düşman (Yahudi): Yahudilik, tarih boyunca her türlü fitne ve fesadın merkezi olarak suçlanır.

 

Makine ve İdeal: Makine ancak ruhun emrinde olursa saadettir. "Makineleşmek esarettir" uyarısı yapılır.

 

XI) ÇİLEMİZ VE DAVAMIZ

Büyük Doğu mücadelesinin zorlukları ve hedef kitlesi

Ocak Kızıştı!: Mücadele en kritik ve alevli noktasına gelmiştir.

Divanelere Muhtacız: Dava uğrunda her şeyini feda edebilecek, aşk ve vecd sahibi "müspet divanelere" ihtiyaç vardır.

Türk Gençliğine: Gençlik, bu büyük idealin yegâne taşıyıcısıdır. "Bütün ümidimiz sensin!" nidasıyla gençliğe seslenilir.

 

XII) EK

İslâm’ı Yenilemek: İslâm’ın özü değişmez, ancak onu anlama ve uygulama biçimi olan "aynayı yenilemek" gerekir.

"Güneş yenilenemez, Göz yenilenir"

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder