Necip Fazıl Kısakürek - Sahte Kahramanlar
Büyük Doğu Yayınları, 2007
Kitapta mutlak kahramanlar olarak peygamberler, nisbi
kahramanlar olarak ise tarihe yön vermiş fikir ve aksiyon adamları çeşitli
örneklerle irdelenir.
Kısakürek, özellikle Tanzimat döneminden itibaren Batı
taklitçiliğiyle ortaya çıkan figürleri sert bir dille eleştirerek, bu kişilerin
toplumu öz değerlerinden kopardığını ileri sürer.
I. BÖLÜM: SAHTE
KAHRAMANLAR
Müslüman-Türk toplumunun asırlardır içinde hapsolduğu
"mânevî zindan"dan kurtulması için gerçek ve sahte kahramanları ayırt
etmesi gerekir.
Kahraman / kendisini ve cemiyetini aşan, insanı ve cemiyeti
yoğuran ve nefslerini aşmaya davet eden, zamanı delen ve mekânı yırtan, hamle
örneği üstün insan
Kahramanların
Sınıflandırılması
Mutlak Kahramanlar: Allah'ın teyidiyle gelen peygamberlerdir.
Nisbi Kahramanlar: Cemiyetin üstüne çıksalar da Allah'ın teyidiyle
gelmeyen insanlardır.
Mutlak Kahramanlar
(Peygamberler)
Hz. İbrahim: Vahdaniyet dersini putları parçalayarak
vermiştir.
Hz. Musa: Sihirbazların asalarını yutan ejderhası ve denizi
yarmasıyla "mutlak kahramanlık levhası" sunar.
Hz. İsa: Mânâ üzerinde derinleşmiş, "melekiyette en
büyük dereceye" ermiştir.
Hz. Muhammed: Topyekûn zaman ve mekânın Peygamberi olup
"beşeriyette en büyük" mertebedir; nefsini yenme davası olan
"cihad-ı ekber"i getirmiştir.
Nisbi Kahramanlar ve
Fikir Adamları
Batı Dünyası: Sokrates fikirde kahramandır; Sezar madde
kahramanıdır.
Marcus Aurelius ise Roma nizamını "Çizmemde bir çivi
eksik olsa, Roma medeniyet bütünü yerinde değil demektir" sözüyle
özetleyen bir disiplin örneğidir.
İlim ve Sanat: Lavoisier gibi hayatını keşfine feda edenler
veya Yunus Emre gibi ruhun derinliğini getirenler gerçek mânâ erleridir.
Sahte Kahramanlığın Türleri
Özenti Kahraman: Don Kişot örneğinde olduğu gibi, olmadığı
halde nefsini "oldum" sananlardır.
Meccanî Kahraman: Kaderin cilvesiyle hak etmediği makamlara
gelen "bedavacılar"dır.
Sahte Kahraman: Kahramanlık sıfatını çalan, bunu zorla veya
rejim baskısıyla kabul ettirenlerdir.
Tanzimat ve
Sonrasındaki Sahte Kahramanlar
Mustafa Reşit Paşa:
Batı'nın imal ettiği, Avrupa'nın ayağına çömelmeyi politika sayan bir
"masondur".
Mithat Paşa:
Metinde "İslâm düşmanı, millet mudiili" olarak nitelenir; bayrağa
istavroz koyacak kadar ileri giden bir "sahte kahraman" olarak
eleştirilir.
Ziya Gökalp: İslâm
yerine Türkçülüğü ikame etmeye çalıştığı ve "Kur’ân’a Türkçe demek
topyekûn İslâm ölçülerini ve Allah’ı inkâr etmeye müsavidir" denilerek
eleştirilir.
II. BÖLÜM: İSLÂM VE
ÖBÜRLERİ
İdeolocya, fert ve cemiyet arası inanılan fikirler
manzumesidir.
Doğrumuz sadece İslâm, yanlışımız da İslâmdan başka her
şeydir.
İnsanlık "göklerden gelen senfoni"yi yani
yaşanmaya değer hayatı bulmak zorundadır.
Çin ve Hint: Konfüçyüs metafiziksiz bir ahlak, Buda ise bir
"yokluk (Nirvana) felsefesi" sunar; her ikisi de cemiyet inşasından
acizdir.
Yunan: Akıl ve "plastik dünya" idrakidir. Sokrat
metodu, Platon idealizmi, Aristo ise realizmi temsil eder.
Roma: Nizam ve hukuk medeniyetidir; fert haklarını ırkî bir
gurura bağlar.
Hristiyanlık: Şeriat ve dünya hükmü olmayan, tahrif edilmiş
bir dindir; bu sebeple Laisizm (din-devlet ayrımı) Batı için bir zorunluluk
olmuştur.
Demokrasi ve Liberalizm: İslâm'da hürriyet, Batı'daki gibi
başıboşluk değil, "hakikate esaret ve ondan sonra varılan huzurdur".
Sosyalizm ve Komünizm: Komünizm, İslâm'ın zekât ve faiz
yasağı gibi çözümler getirdiği mülkiyet sorununa "intihar" ile
karşılık veren maddeci bir yalandır.
"Para çoğaltanlar alçaktır" hadisi gerçek sosyal
adaletin temelidir.
Milliyetçilik: "Türk müslüman oldukça Türktür".
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder