1 Ağustos 2022 Pazartesi

Necip Fazıl Kısakürek - Sahte Kahramanlar - Notlar

Necip Fazıl Kısakürek - Sahte Kahramanlar

Büyük Doğu Yayınları, 2007

 


Kitapta mutlak kahramanlar olarak peygamberler, nisbi kahramanlar olarak ise tarihe yön vermiş fikir ve aksiyon adamları çeşitli örneklerle irdelenir.

Kısakürek, özellikle Tanzimat döneminden itibaren Batı taklitçiliğiyle ortaya çıkan figürleri sert bir dille eleştirerek, bu kişilerin toplumu öz değerlerinden kopardığını ileri sürer.

 

I. BÖLÜM: SAHTE KAHRAMANLAR

Müslüman-Türk toplumunun asırlardır içinde hapsolduğu "mânevî zindan"dan kurtulması için gerçek ve sahte kahramanları ayırt etmesi gerekir.

 

Kahraman / kendisini ve cemiyetini aşan, insanı ve cemiyeti yoğuran ve nefslerini aşmaya davet eden, zamanı delen ve mekânı yırtan, hamle örneği üstün insan

 

Kahramanların Sınıflandırılması

Mutlak Kahramanlar: Allah'ın teyidiyle gelen peygamberlerdir.

Nisbi Kahramanlar: Cemiyetin üstüne çıksalar da Allah'ın teyidiyle gelmeyen insanlardır.

 

Mutlak Kahramanlar (Peygamberler)

Hz. İbrahim: Vahdaniyet dersini putları parçalayarak vermiştir.

Hz. Musa: Sihirbazların asalarını yutan ejderhası ve denizi yarmasıyla "mutlak kahramanlık levhası" sunar.

Hz. İsa: Mânâ üzerinde derinleşmiş, "melekiyette en büyük dereceye" ermiştir.

Hz. Muhammed: Topyekûn zaman ve mekânın Peygamberi olup "beşeriyette en büyük" mertebedir; nefsini yenme davası olan "cihad-ı ekber"i getirmiştir.

 

Nisbi Kahramanlar ve Fikir Adamları

Batı Dünyası: Sokrates fikirde kahramandır; Sezar madde kahramanıdır.

Marcus Aurelius ise Roma nizamını "Çizmemde bir çivi eksik olsa, Roma medeniyet bütünü yerinde değil demektir" sözüyle özetleyen bir disiplin örneğidir.

 

İlim ve Sanat: Lavoisier gibi hayatını keşfine feda edenler veya Yunus Emre gibi ruhun derinliğini getirenler gerçek mânâ erleridir.

 

Sahte Kahramanlığın Türleri

Özenti Kahraman: Don Kişot örneğinde olduğu gibi, olmadığı halde nefsini "oldum" sananlardır.

Meccanî Kahraman: Kaderin cilvesiyle hak etmediği makamlara gelen "bedavacılar"dır.

Sahte Kahraman: Kahramanlık sıfatını çalan, bunu zorla veya rejim baskısıyla kabul ettirenlerdir.

 

Tanzimat ve Sonrasındaki Sahte Kahramanlar

Mustafa Reşit Paşa: Batı'nın imal ettiği, Avrupa'nın ayağına çömelmeyi politika sayan bir "masondur".

 

Mithat Paşa: Metinde "İslâm düşmanı, millet mudiili" olarak nitelenir; bayrağa istavroz koyacak kadar ileri giden bir "sahte kahraman" olarak eleştirilir.

 

Ziya Gökalp: İslâm yerine Türkçülüğü ikame etmeye çalıştığı ve "Kur’ân’a Türkçe demek topyekûn İslâm ölçülerini ve Allah’ı inkâr etmeye müsavidir" denilerek eleştirilir.

 

II. BÖLÜM: İSLÂM VE ÖBÜRLERİ

İdeolocya, fert ve cemiyet arası inanılan fikirler manzumesidir.

Doğrumuz sadece İslâm, yanlışımız da İslâmdan başka her şeydir.

İnsanlık "göklerden gelen senfoni"yi yani yaşanmaya değer hayatı bulmak zorundadır.

 

Çin ve Hint: Konfüçyüs metafiziksiz bir ahlak, Buda ise bir "yokluk (Nirvana) felsefesi" sunar; her ikisi de cemiyet inşasından acizdir.

Yunan: Akıl ve "plastik dünya" idrakidir. Sokrat metodu, Platon idealizmi, Aristo ise realizmi temsil eder.

Roma: Nizam ve hukuk medeniyetidir; fert haklarını ırkî bir gurura bağlar.

 

Hristiyanlık: Şeriat ve dünya hükmü olmayan, tahrif edilmiş bir dindir; bu sebeple Laisizm (din-devlet ayrımı) Batı için bir zorunluluk olmuştur.

Demokrasi ve Liberalizm: İslâm'da hürriyet, Batı'daki gibi başıboşluk değil, "hakikate esaret ve ondan sonra varılan huzurdur".

Sosyalizm ve Komünizm: Komünizm, İslâm'ın zekât ve faiz yasağı gibi çözümler getirdiği mülkiyet sorununa "intihar" ile karşılık veren maddeci bir yalandır.

 

"Para çoğaltanlar alçaktır" hadisi gerçek sosyal adaletin temelidir.

 

Milliyetçilik: "Türk müslüman oldukça Türktür".

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder