5 Kasım 2024 Salı

Friedrich Dessauer - Batı'nın Kültürel Mirası ve Gelecek Üzerine Düşünceler - Notlar

Friedrich Dessauer - Batı'nın Kültürel Mirası ve Gelecek Üzerine Düşünceler - Notlar

Reflexionen über Erbe und Zukunft des Abendlandes, Springer Fachmedien Wiesbaden, Köln, 1956

 


Tarihsel ve ruhsal bir inşa süreci olarak Batı kimliğini inceliyor.

 

Hindistan (Budizm/Hinduizm): Yaşam acıdır. Kurtuluş, arzuların sönmesi ve kişiliğin yok edilmesiyle (Nirvana) mümkündür.

İslam: Allah’a tam teslimiyet ve kadere (kısmet) rıza gösterme üzerine kuruludur.

Çin (Taoizm/Konfüçyüsçülük): Kişinin kendini evrensel düzene (Tao) entegre ederek uyum içinde yok etmesi esastır.

 

Batı'nın Farkı: Batılı, dünyadan kaçmaz veya içinde yok olmaz. Goethe’nin dediği gibi, onun için en büyük mutluluk "kişilik" sahibi olmaktır. Batı zihniyeti dünyayı bir kader olarak kabul etmek yerine, onu eylemle şekillendirmeyi ve bireyi geliştirmeyi seçer.

 

Batı kültürü üç ana kaynağı: Yunan, Roma, Hristiyanlık

Antik Yunanlılar, doğanın tanrıların keyfi kararlarıyla değil, değişmez yasalarla işlediğini keşfetti.

İnsanlar artık rüzgar tanrısına dua etmek yerine, doğanın "kozmos" (düzen) olduğunu anlayıp bu düzeni kavramaya çalıştılar.

Herakleitos ve Parmenides: Batı düşüncesinin iki kutbu burada oluştu: Sürekli değişim (Panta Rhei) ve rasyonel, değişmez varlık.

Yunanlılar teoride güçlüydü ancak toplumsal düzen kurmakta başarısız oldular.

 

Romalılar hukuk ve idare sistemiyle büyük kitleleri yönetmekte istikrar sağladılar.

Yollar, su kemerleri ve şehir planlaması gibi pratik yaşamı düzenleyen teknik beceriler geliştirdiler.

 

Roma imparatorluğu güç sarhoşluğuyla yozlaşırken, Filistin’den yayılmaya başlayan Hıristiyanlık Batı’nın ruhsal boşluğunu doldurdu.

Doğu gibi dünyayı reddetmedi; acıyı "bir haç gibi omuzda taşımayı" öğretti.

İsa’nın çarmıha gerilmesi, dünyevi bir yenilginin ruhsal bir zafer olabileceğini gösterdi. Bu, Batı’nın etik temeline "sevgi" ve "insan kardeşliği" kavramlarını yerleştirdi.

 

Batı mirası; Yunan aklı, Roma düzeni ve Hristiyan sevgisinin bir sentezidir.

 

Roma İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte gelen Kavimler Göçü, Batı'ya "ilkel bir kan" ve enerji taşıdı. Cermen halkları; Yunan ruhunu, Roma devlet yapısını ve Hristiyanlık asaletini benimseyerek modern Batı’nın temellerini attılar.

 

(Hümanizm ve Rönesans) İnsan kişiliğinin geliştirilmesi ve özgürleşme çabası, Batı'nın karakterini güçlendirdi.

 

Batı mirasında bir kırılma noktası Galileo

Doğaya sorular sormak ve deneyin yargısına boyun eğmek.

Doğanın yasalarının matematiksel denklemlerle ifade edilebileceğinin keşfi (modern teknolojinin kapısını açtı).

Bilgi, otoriteden değil, nesnel gözlem ve ölçümden türetilir (tümevarım).

 

J. J. von Uexküll

Hayvanlar: Çevrelerine bağlıdır ve onu değiştiremezler.

İnsanlar: Kendi çevrelerini teknoloji ve kültürle yeniden inşa ederler. Bugün neredeyse tamamen insan yapımı bir dünyada yaşıyoruz.

Bilimsel Akılcılık: Bu çevreyi inşa ederken kullanılan metodik yaklaşım (istatistik, organizasyon, araştırma), bugün hayırseverlik gibi alanlarda bile (Caritas örneği) etkisini gösterir.

 

Modern dünyada teknik bilgiyi (kullanım kılavuzlarını) öğrenmek kolaydır, ancak bu bilginin kökenini unutmak büyük bir tehlikedir.

Bilimin hangi mücadelelerle, hangi trajik kaderlerle (Galileo, Newton) elde edildiğini bilmeyen bir nesil, sahip olduğu gücü saygısızca kullanma eğilimindedir.

 

Batı, sadece dış tehditlerle (Doğu-Batı bloklaşması) değil, içsel bir boşlukla da karşı karşıyadır.

Her şeyde zayıflık arayan, başarıyı takdir edemeyen nihilizm Batı ruhunu felç eder.

Büyük keşifler ve ruhsal gelişim ancak "içsel panayırın" (hırs, kıskançlık, gürültü) sustuğu anlarda gerçekleşir.

İnsan, hayvani dürtülerinden (Pan) sıyrılıp sonsuzluktan gelen çağrıyı duyabildiği ölçüde Batı mirasını geleceğe taşıyabilir.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder