Friedrich Dessauer - Batı'nın Kültürel Mirası ve Gelecek Üzerine Düşünceler - Notlar
Reflexionen über Erbe und Zukunft des Abendlandes, Springer
Fachmedien Wiesbaden, Köln, 1956
…
Tarihsel ve ruhsal bir inşa süreci olarak Batı kimliğini
inceliyor.
Hindistan (Budizm/Hinduizm): Yaşam acıdır. Kurtuluş,
arzuların sönmesi ve kişiliğin yok edilmesiyle (Nirvana) mümkündür.
İslam: Allah’a tam teslimiyet ve kadere (kısmet) rıza
gösterme üzerine kuruludur.
Çin (Taoizm/Konfüçyüsçülük): Kişinin kendini evrensel düzene
(Tao) entegre ederek uyum içinde yok etmesi esastır.
Batı'nın Farkı: Batılı, dünyadan kaçmaz veya içinde yok
olmaz. Goethe’nin dediği gibi, onun için en büyük mutluluk "kişilik"
sahibi olmaktır. Batı zihniyeti dünyayı bir kader olarak kabul etmek yerine,
onu eylemle şekillendirmeyi ve bireyi geliştirmeyi seçer.
Batı kültürü üç ana
kaynağı: Yunan, Roma, Hristiyanlık
Antik Yunanlılar, doğanın tanrıların keyfi kararlarıyla
değil, değişmez yasalarla işlediğini keşfetti.
İnsanlar artık rüzgar tanrısına dua etmek yerine, doğanın
"kozmos" (düzen) olduğunu anlayıp bu düzeni kavramaya çalıştılar.
Herakleitos ve Parmenides: Batı düşüncesinin iki kutbu
burada oluştu: Sürekli değişim (Panta Rhei) ve rasyonel, değişmez varlık.
Yunanlılar teoride güçlüydü ancak toplumsal düzen kurmakta
başarısız oldular.
Romalılar hukuk ve idare sistemiyle büyük kitleleri
yönetmekte istikrar sağladılar.
Yollar, su kemerleri ve şehir planlaması gibi pratik yaşamı
düzenleyen teknik beceriler geliştirdiler.
Roma imparatorluğu güç sarhoşluğuyla yozlaşırken,
Filistin’den yayılmaya başlayan Hıristiyanlık Batı’nın ruhsal boşluğunu
doldurdu.
Doğu gibi dünyayı reddetmedi; acıyı "bir haç gibi
omuzda taşımayı" öğretti.
İsa’nın çarmıha gerilmesi, dünyevi bir yenilginin ruhsal bir
zafer olabileceğini gösterdi. Bu, Batı’nın etik temeline "sevgi" ve
"insan kardeşliği" kavramlarını yerleştirdi.
Batı mirası; Yunan aklı, Roma düzeni ve Hristiyan sevgisinin
bir sentezidir.
Roma İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte gelen Kavimler
Göçü, Batı'ya "ilkel bir kan" ve enerji taşıdı. Cermen halkları;
Yunan ruhunu, Roma devlet yapısını ve Hristiyanlık asaletini benimseyerek
modern Batı’nın temellerini attılar.
(Hümanizm ve Rönesans) İnsan kişiliğinin geliştirilmesi ve
özgürleşme çabası, Batı'nın karakterini güçlendirdi.
Batı mirasında bir kırılma noktası Galileo
Doğaya sorular sormak ve deneyin yargısına boyun eğmek.
Doğanın yasalarının matematiksel denklemlerle ifade
edilebileceğinin keşfi (modern teknolojinin kapısını açtı).
Bilgi, otoriteden değil, nesnel gözlem ve ölçümden türetilir
(tümevarım).
J. J. von Uexküll
Hayvanlar: Çevrelerine bağlıdır ve onu değiştiremezler.
İnsanlar: Kendi çevrelerini teknoloji ve kültürle yeniden
inşa ederler. Bugün neredeyse tamamen insan yapımı bir dünyada yaşıyoruz.
Bilimsel Akılcılık: Bu çevreyi inşa ederken kullanılan
metodik yaklaşım (istatistik, organizasyon, araştırma), bugün hayırseverlik
gibi alanlarda bile (Caritas örneği) etkisini gösterir.
Modern dünyada teknik bilgiyi (kullanım kılavuzlarını)
öğrenmek kolaydır, ancak bu bilginin kökenini unutmak büyük bir tehlikedir.
Bilimin hangi mücadelelerle, hangi trajik kaderlerle
(Galileo, Newton) elde edildiğini bilmeyen bir nesil, sahip olduğu gücü
saygısızca kullanma eğilimindedir.
Batı, sadece dış tehditlerle (Doğu-Batı bloklaşması) değil,
içsel bir boşlukla da karşı karşıyadır.
Her şeyde zayıflık arayan, başarıyı takdir edemeyen nihilizm
Batı ruhunu felç eder.
Büyük keşifler ve ruhsal gelişim ancak "içsel
panayırın" (hırs, kıskançlık, gürültü) sustuğu anlarda gerçekleşir.
İnsan, hayvani dürtülerinden (Pan) sıyrılıp sonsuzluktan
gelen çağrıyı duyabildiği ölçüde Batı mirasını geleceğe taşıyabilir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder