18 Temmuz 2016 Pazartesi

Medya Sosyolojisi: Bilim, Toplum, Sosyoloji ve İletişim Bağı

Bilim, Toplum, Sosyoloji ve İletişim Bağı
BİLİM VE BİLİMSEL AÇIKLAMA
Bilim, belirsizlikleri azaltarak bilme girişimini işaret eder.
Elde hiç bilgi yoksa ilk yapılması gereken tanımlama, adlandırmadır. Bunun ardından gruplandırma, ilişkiler kurma, tahmin ve kontrol gelir.

Tanımlama bilerek veya bilgisizlikten ötürü yanlış olabilir. Buna bağlı olarak da kurulan nedensellik bağıntıları da hatalı olur ve dolayısıyla çıkarımlar, tahminler vs. tüm süreç hataya götürür.

Doğruyu/gerçeği belirleyen, bir şeyin ne olduğu hakkındaki düşünceler, inançlar, hisler veya sağduyular değildir; çoğunluğun o düşüncede olması da değildir. Doğruyu/gerçeği belirleyen o şeyin kendisinin taşıdığı ve taşımadığı özelliklerdir (bir şeyin doğasıdır). Sosyal bilimsel açıklama bir şeyin doğasını sadece o şeyin kendisiyle değil, aynı zamanda içinde bulunduğu bağlamlarla açıklar.

Doğruluğun ölçütü, açıklanan şeyin içerdiği ve içermediği özelliklerin geçerli bir şekilde belirlenmesinde ve bu özelliklerin geçerli bir şekilde açıklamasında yatar.

Bilgi Üretimi ve Kontrolü
Örgütlü insan yaşamı tarihine baktığımızda, bilgi üretiminin ve iletişiminin topluma egemen güçlerin kontrolünde olduğunu görürüz.
Batı’da, Ortaçağ boyunca bilgi, Kilise’nin kontrolündeydi. Günümüzde ise bu kontrol kapitalizme aittir.
Sermaye, kendini korumak, ilerlemek (çoğalmak) için bilgiye ihtiyaç duyar. Rekabet edebilmek için bilgiyi saklamak/gizlemek ister (özellikle teknik bilgiyi saklamak ister).
Sermaye, üretim aşamalarında ürettiği ürünü tüketecek kitleyi de üretmek ister (Moda).
Kitlelerin insan hakları, demokrasi sözcükleri dillerine dolamaları sermaye çevrelerini memnun etmez; sömürüye açık insanların üzerinde sermaye daha hızlı yükselir. Bu durum, sermaye çevrelerini yönetim alanında da bilgilenmeye sevk etti (sosyolojinin tesisi de bu sürecin ürünüdür).

Kapitalizmde, kapitalizm için işlevsel olan birkaç tür bilgi üretir.
Birinci Tür İşlevsel Bilgi: Bilim ve Teknolojinin Üretimi: Toplumları kontrol eden güçlerin çıkarlarına uygun bilimsel gelişmeyi sağlayan bilginin üretimidir. Bu tür bilgi değerlidir, dolayısıyla gizlidir. Eğer, birisi gücün çıkarına aykırı olan bilgi üretirse, ya bilgi satın alınır, ya marjinal duruma itilir ya bilgiyi üreten “intihar eder” ya da “kazaya kurban” gider.

İkinci Tür İşlevsel Bilgi: Yönetimsel Bilgi: Birbirine bağlı birkaç temel üzerine inşa edilmiştir:
a) Örgütlenmiş din,
b) Örgütlenmiş ahlak,
c) Belirlenmiş bir düşman (terör, Batı toplumları için radikal İslam)
d) Bireysel çıkar düşüncesi,
Bu tür yönetim öncelikle hem resmî eğitim yoluyla hem de kitle iletişim araçları yoluyla yapılır. Bireyin hem ahlakı hem inancı hem de kendini düşünsel ve duygusal olarak üretmesi elinden alınır; her şey örgütlü yapılarda yeniden biçimlendirilir.
Bu tür işlevsel bilgiler, kitlelerin toplumu, hayatı ve yaşamlarını doğru anlama ve düzenleme bağlamında, yanlış yönlendirme işini görürler.
Biliş yönetimiyle ilgili ürünleri (örneğin, sinema filmleri) ve faaliyetleri (örneğin, eğlenceleri, futbol oyunları ve oyunlarla ilgili bilişleri) üretenler kapitalizm tarafından çok iyi ödüllendirilirler.

SOSYALİ BİLME VE SOSYOLOJİ
Sosyolojiyi “insanı ve toplumunu anlama” olarak ele aldığımızda, örgütlü olarak yaşayan ve bu yaşam üzerinde düşünen eski çağlardaki insanlara kadar gideriz.
Sosyoloji sosyal-psikolojiyle karışmış bir şekilde bireysel ve çekirdek örgütlenmeyle oluşan mikro-seviyeden toplum yapısı ve değişimini içeren makro seviyeye kadar çeşitlenen seviyelerde çalışır.

Tutucu Gelenek
Tanrının ve dünyadaki temsilcilerinin yönetimi temeli üzerine kurulmuş toplum anlayışı, Aydınlanma ile değişmeye başladı.
19. yüzyılda yoğunlaşan demokratik hak talepleri kitleleri daha yoğun kontrol etme gereğini ön plana çıkardı. Bu dönemde Batılı bilim adamlarının birçoğu kitlelere karşı düşmanca bir tutum takınmıştır (Malthus, Lombroso, Le Bon, Freud).
Sosyologlar iktidarın dizinin dibinden uzaklaşmamaya dikkat etmişlerdir. 1914’te Almanlar için savaştan yana olan Weber, işlerin kötüye gittiği 1918’de Amerikan mandasından yana olmuştur.
Comte, endüstri toplumunu, toplumsal evrimin en üst aşaması olarak kabul ediyor ve buna karşı olan kitlesel hareketleri doğaya ve evrime aykırı görüyordu. Sistemi, işleyişi korumak amacıyla düzen ve denetimin ilkelerini keşfetmeye çalışmıştır.
Darwin’in görüşleri de klasik dönem sosyologlarının ufkunu örtmüştür; güçlü olanın ayakta kalması önermesini, emperyalizmi ve bunun karşısında ezilenleri kuramsal bir düzleme taşımak üzere kullanırlar.

Sosyologlar 20. yüzyıldan itibaren toplumsal kontrol mekanizmaları üzerinde daha fazla kafa yordular. “Rızanın üretimi” bu dönemin ürünüdür.

Amerikan üniversitelerinde 1960’a kadar egemen yaklaşım Talcot Parsons’ın öncülüğünü yaptığı tutucu pozitivist yapısal işlevselcilik/görevselcilik yaklaşımı oldu.

Pozitivist gelenekte pozitivizm iki temel anlamda kullanıldı. Birincisi bilginin deneysel (deneye dayalı) yolla elde edilmesidir. İkincisi ise pozitivizm negatifin karşıtıdır. Pozitivizm var olan sistemde, kurallarda ve değerlerde iyilik yattığını belirtir.

“Functionalism/görevselcilik” kavramını ise Durkheim kullanmıştır. Malinowski ve Radcliffe-Brown, Durkheim ile çağdaş fonksiyonalizm arasında köprü kurmuştur. Fonksiyon, birimler arasındaki ilişki setlerinden ve yapının sürekliliği bu birimlerin etkinliğinden oluşur.

Toplum, tarihin akışında, sürekliliği tehlikeye girmeden, yapısını değiştirebilir. Bu görüş üzerine inşasını yapan Parsons’a göre sistem, en basit anlamıyla birimler ve birimler arası kalıplaşmış ilişkilerden oluşur.

İletişim sosyolojisi, Amerikan sosyolojisinin egemenliği altında gelişmiş ve dünyaya yayılmıştır. Medya sosyolojisi; Lazarsfeld, Merton ve benzerlerinin önderliğinde 1930lardan beri, izleyiciye ve etkiler üzerine eğilerek gelişti. Bu gelenekte, kitlelerin kontrolünde birincil amaç, ekonomik amaçlar için sosyal kontrolün (ekonomik yönetimden geçerek sosyal kontrolün) nasıl sağlanacağıydı.

Oluşum ve Gelişme: Liberal-Demokrat Gelenek
Durkheim ve Spencer’in geliştirdiği ilerici veya liberal gelenek sosyolojik düşüncede önemli yer alır.
Spencer toplumu biyolojik organizmaya benzetir ve toplumsal değişimi evrensel bir süreç olarak tanımlar. Spencer’a göre toplumlar askerî yapıdan endüstriyel yapıya doğru gelişir.
Durkheim, toplumu birbirine bağlı işlevsel birimler olarak gören sosyolojik fonksiyonalizmin kurucusu olarak bilinir. Toplumda kişinin altına girdiği denetim fiziki değil, “ahlaki”, yani toplumsaldır. Durkheim çağdaş toplumun “hastalıklarının” nedenini ahlakta bulur. Toplum ekonomik yoksulluktan değil, “tehlikeli ahlak yoksulluğundan” acı çekmektedir.  Durkheim’a göre, toplumsal denetim kötü bir şey değildir.
Liberal-demokratik geleneği 20. yüzyılın başında Dewey, Park, Cooley, Blumer ve Mead gibiler sürdürmüşlerdir. Bu yaklaşımda, demokrasinin gereklerine uymak gereği savunulur.

Oluşum ve Gelişme: Alternatif Yaklaşımlar
Karl Marx’ın “çatışma teorisi” toplum değişimini toplumsal üretim tarzının ve üretim ilişkilerinin karakterine bağlar. Marx’ın sosyolojik yaklaşımı, 20. yüzyılın başlarında Lenin, R. Luxemburg, G. Lukacs, Gramsci ve Austro-Marxistler tarafından takip edildi/geliştirildi.

1950’lerin sonunda C. W. Mills’in çalışmalarından yeni sosyoloji (new sociology) akımı doğdu. Bunun ardından eleştirel sosyoloji, dönüşümsel sosyoloji, etnometodolojik ve yapısalcılıktan etkilenen yaklaşımlar ortaya çıktı.
Bu yaklaşımlar/paradigmalar da pozitivizmi ve Marksizmi zamanı geçmiş büyük teoriler (grand theory) olarak niteleyip geçersiz saydılar. Ancak onlar da bireyi veya çeşitli kimlikleri ve alt-kimlikleri öne çıkarıp yücelttiler. Bu da yine sistemin “böl ve yut” politikalarına hizmet etmiş oldu.
1960’lardan itibaren kapitalizmin gerileme emareleri göstermesi pozitivizmi gözden düşürdü. Amerikan sosyolojisi krize çözüm olarak çatışma kuramlarına yöneldi. Dahrendorf’un çatışma teorisi Marksist kuramdan çok yapısal fonksiyonalizme yakındır.

İLETİŞİM,
İletişim özellikle sosyoloji içinde oluşmuş ve gelişmiştir.
Toplum insanların oluşturduğu yapay bir örgütlenmedir. Örgütlü yaşamla birlikte örgütlü iletişim gelişmeye başlar.
Sözlü gelenekte deneyim ve bilgi aktarımı için hatırlama önemlidir. İletişimin en eski ve egemen biçimi de budur.
Görsel iletişimin ilk örnekleri mağara duvarı resimleri/çizimleridir. İlk örnekleri yaklaşık 50 bin yıl kadar önceye uzanmaktadır. 
Yazılı iletişimde ilk örnekleri Çin ve Maya uygarlıklarında buluruz. İlk yazılı kayıtlar hesap işleriyle ilgilidir. 

İnsan toplum içinde hem fiziksel hem de toplumsal varlığını sürekli olarak üretir. Bunu yapabilmek için bazı ihtiyaçlarını gidermesi lazımdır: doğal ihtiyaçlar başlığı altında beslenmek, barınmak, korunmak gibi hayati olguları sayalım. Bir de üretilmiş ihtiyaçlar vardır: bu nokta çok önemli, üretilmiş ihtiyaçlar moda vs. diye geçiştirilebilir. Fakat kapitalist sistemin en kullanışlı kalıplarından biri bu, yapay ihtiyaçları doğal ihtiyaçlara yaklaştırabildiği ölçüde kazanç elde eden sistem bunu da iletişim olanaklarını kullanarak yapıyor.
İnsan doğal veya yaratılmış gereksinimler hisseder, bu gereksinimler, gereksinimi giderme olasılıkları ve faaliyetleri üzerinde düşünür, faaliyet ile gereksinimini gidermeye çalışır. Yaşam boyu gereksinim giderme amaçlı yaptıklarıyla hem kendini hem de toplumunu yeniden-üretir.

İhtiyaç / ihtiyaç üzerinde düşünme / ihtiyacı giderme yollarını seçmek / ihtiyaç gidermeye yönelik faaliyeti gerçekleştirebilme olanakları / ihtiyacı giderme

Toplumsal faaliyetler iletişim ağlarının içerisinde gerçekleşir.

Yönetimsel iletişimde, güven sağlamak için gönderici hakkında iyi imajlar yayılır; alıcı maddi değerler yerine manevi değerler ile ödüllendirilir.

Geri besleme, bir konuşmada verilen yanıttır, bir ilişkide gösterilen tavırdır.

Etkileşim ortaklaşa, karşılıklı birbirini etkileme demektir.

İletişimde anlam hem (1) içeriği örgütleyerek paketleyenin amacını hem de (2) o paketi kullananların amacını taşır. Dolayısıyla, en az iki taraf ve iki amaç vardır.

Gürültü, iletişimin çökmesine neden olabilir. Grev, iletişimin çökmesine örnektir.
Konu iletişim olunca, iletişimsizlik sözcüğü anlamsızdır. İletişimsizlik de bir tür iletişimdir.

Empati örgütlü ekonomik, siyasal ve kültürel yönetimde temel olarak iki amaçla kullanılır: (1) Hedefi bilme ve kontrol etme; (2) Hedefe “empati yoksulluğu” duygusu ve suçluluğu işleyerek yönetme.

İletişim Sorunları
a) Biyolojik sorunlar
b) Psikolojik sorunlar (bunlar toplumsal yapıyla ilişkilidirler)
c) Bilgi eksikliği, bilmediğini bilmeme durumundan kaynaklanan sorunlar
d) Yanlışa rıza gösterilmesinden kaynaklanan sorunlar (kişisel menfaatler söz konusu olduğunda takınılan “nemelazım” tavrı).
e) İnsanların karakterlerinden kaynaklı sorunlar (bencil ve açgözlü insanlarla iletişim kurmaya çalışmak…).

f) Egemen yapılarla kurulan ilişkilerde yaşanan sorunlar (iktidar her zaman ve her koşulda haklıdır durumu…).
---
Medya Sosyolojisi
Prof. Dr. İrfan Erdoğan
Anadolu Üniversitesi Yayın no: 2832
Eskişehir, Ocak 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder