18 Temmuz 2016 Pazartesi

Medya Sosyolojisi: Biyolojik, Kişisel ve Kişiler Arası Yapılar

Biyolojik, Kişisel ve Kişiler Arası Yapılar
İnsan vücudu DNA yapısından ve hücrelerden başlayarak organ sistemlerine kadar bütünleşen bir yapıya sahiptir. Bu dinamik sisteme “homoestasis sistem” (kendi kendini düzenleyen sistem) denir. Organizmalar sürekli iletişimlere sahiptir. Vücuttaki iletişim, sinir sistemi ve endokrin/salgı sistemi ile gerçekleştirilir.
Sinir sistemi tüm vücut organlarının çalışmasını, durumunu ve organlar arası ilişkileri kontrol eder ve düzenler.
Salgı sistemi, vücudun ilgili parçalarıyla salgıbezlerinden kana hormonlar salarak iletişimde bulunur.
İnsanın doğal içsel sisteminden hareket ederek toplumsal sistemi açıklamak sosyolojide ve sosyal psikolojide oldukça yaygındır. “Homeastis” anlayışından (kendini koruma) ve mikrobiyolojiden beslenen sosyoloji ve sosyal psikoloji ciddi sorunlara ve özellikle gaddarlıkların ve yanlışların meşrulaştırılmasına dayanır.

İnsanın içsel sistemi iki bütünleşik yapıdan oluşur:
1) Biyolojik yapı ve bu yapıdaki biyolojik iletişim.
2) Düşünsel yapı ve bu yapıdaki kendisiyle iletişim.
Birey kendini, düşüncesini ve ilişkilerini, kendisini içinde bulduğu koşullarda inşa eder. Dolayısıyla, içsel sistem kesinlikle insanın yaşadığı toplumsal ve fiziksel çevreden bağımsız bir niteliğe sahip değildir.

Kişinin “BEN” diye kendine özne olarak bakışı kendisini nasıl algıladığını ve değerlendirdiğini gösterir. Kişinin kendine bakışı, başkalarından geçerek “karşısındakinin veya başkalarının onu nasıl görecekleri” endişesini (düşüncesini) de taşır.
Biz önce diğer insanların gözüyle görürüz; dolayısıyla diğer insanların düşündükleri ve söyledikleri bizim kendimizi algılamamızda temeli oluştururlar.

“Tüketiyorum o hâlde varım”
Varlığını tüketimden geçerek tanımlayan bir insan, bilişsel olarak zavallılaştırılmış ve vicdansal olarak vicdanını mal sahipliğiyle ve gösterişle biçimlendirmiş bir yaratıktır. Korumak ve övünmek için hiçbir şeyi olmayanlara, korumak ve övünmek için soyut inançlar ve tüketim malları verilmiştir eğer satın alabilirlerse.
Kişiliğin biçimlenmesi ve gelişmesinde önde gelen evrensel etken ailedir.

Kendiyle İletişimin Temel Aşamaları
Bilgi toplama
Bilgi/enformasyon süreçten geçirme
Karar verme

KİŞİLER ARASI SİSTEMDE İLETİŞİM
Kişiler arası iletişim bireyler arası ikili ilişkileri içeren amaçlı girişimlerdir.
Dışını anlama: Kişiler arası iletişim insanın kendini ve dışını anlaması ve anlamlandırmasını gerektirir.
İnsan kendini ve dışını tanımaya başladığında, ilk ve en yoğun yaptığı faaliyet kişiler arası olandır.

Kişiler arası iletişimde araçlar insanların sesinin, gözünün, dilinin ve kulağının uzantısı olarak geliştirilmiş medyadır.
Yüz yüze iletişimde iletişimin gerçekleşmesi için kullanılan araçlar doğal araçlardır. Yüz yüze ilişkide zaman ve mekânda birlik vardır.

Tekil konuşma (Monolog, Soliloguy)
İkili konuşma (Diyalog)
Çoklu konuşma (polylog)

Kişiler arası iletişimin en temel ürünü kişinin kendisi ve ilişkilerinin doğasıdır.

Bir insan bizatihi iyi ya da kötü değildir, iyilik ve kötülük, ona bu sıfatları izafe eden kişilerle olan ilişkisinin doğasının ürünüdür.
Belirli sosyal/siyasal yapılar insanların iyi ve duyarlı olmalarına engel olur.
İlişkinin bağlamı, çok ender olarak özgür davranış ve karara izin verir.

İlişki kurma, kendini açma, bağlanma,
İlişki başladığında diğer kişi hakkında çok az şey bilindiği için, belirsizlikler çok fazladır. Bunun için de kişiler birbirlerinden enformasyon elde etmeye çalışırlar. Belirsizlik azaldıkça, enformasyon arama azalır. Düşük seviyedeki belirsizlik yüksek seviyede yakınlık üretir. Yüksek seviyedeki belirsizlik yüksek seviyede karşılıklılığı üretir

İlişkide Sorun ve Çözümler
Çatışma çok ender olarak “yanlış anlama” nedeniyle ortaya çıkar. Çatışma çok iyi anlama nedeniyle doğar.
Çatışmanın ve çözümlerin doğası örgütlü yer ve mekânlardaki mülkiyet ve güç ilişkilerine bağlıdır.

Sözsüz olan bir şeyi “görürüz” ama gördüğümüzü anlayabilmek için, sözsüz olarak şifreleneni (sözsüz dili) bilmemiz gerekir. Anlam verme öğrenilmiştir ve sosyaldir.

Mekân, mülkiyet yapısına ve güç ilişkilerine göre örgütlenen yerdir. Mekânın örgütlenmesiyle, egemenlikler kurulur ve yürütülür, bu yerlerde mücadeleler verilir.

Dokunma: Haptics

Jestler: Kinesics
Kinesics jestlerin kullanımıyla ilgilidir.

Bakışlar: Occulecsics

Zaman: Chronemics
Güçlü beklemez bekletir.

Ses Dili: Paralanguage

Maddeler: Artifacts

Kapitalist toplumda insanlar arası ilişkide giyilen, yenen, içilen ve kullanılan şeyler büyük önem taşır. Öz değerini yitirmiş insanlar veya kendilerine baktıklarında kendilerinde bir değer bulamayan insanlar, giyinen ayakkabının markası, çorabın rengi ve içilen sigaranın markası gibi “şeyler” yoluyla değer kazanır ve kaybederler.
---
Medya Sosyolojisi
Prof. Dr. İrfan Erdoğan
Anadolu Üniversitesi Yayın no: 2832
Eskişehir, Ocak 2013

1 yorum: