Hakkı
Yırtıcı - Çağdaş Kapitalizmin Mekansal Örgütlenmesi -
Notlar
2. Basım, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009
Önsöz
Gündelik yaşamın mekansal formatını kuran arka plandaki
güçler, nihayetinde modern kapitalist ekonominin toplumsal kurum ve kurallarıdır.
Modernliğin akışkanlığı karşısında "bilmek" ve
"farkında olmak", bireyin kendi yaşantısını anlamlandırması ve
kurması için yegane araçtır.
Mekanın üretimi ve tüketimi toplumsal bir örgütlenme ve bu
örgütlenmenin sosyo-ekonomik ve politik kriterleri çerçevesinde gerçekleşir.
Giriş
Mekanın ontolojisi
Fiziksel nesne olarak mekan: Somut olarak inşa edilen,
malzeme ve teknik bilgi gerektiren, tüketilen bir nesnedir.
Toplumsal olgu olarak mekan: Mekan sadece binaların toplamı
değildir. Kapitalist ekonominin gerektirdiği ilişkiler örüntüsü, sosyo-ekonomik
ve politik kriterler mekanı biçimlendirir.
Modernliğin en ürkütücü yanı sürekli bir kriz ve süreksizlik
durumu yaratmasıdır.
Birinci Bölüm - Çağdaş Dünyada Mekanı Yeniden Düşünmek
Küreselleşme dinamikleri ile mekansal değerler arasındaki
ilişkiyi inceliyor.
Kapitalist düzen, sermayenin akışkanlığı için mekansal
hareketliliği zorunlu kılar.
Mekan, ekonomik rasyonalite içinde altyapıya indirgenir,
nesnelleşir.
Mekan, verili doğal bir durum değil, toplumsal bir
uzlaşımdır.
İkinci Bölüm - Kapitalizmin Mekansal Hareketliliğinin Dinamikleri
Kapitalizmin iç kurallarının dünyadaki her türlü
manevi/kültürel değeri nasıl "parasal/niceliksel" hale getirdiği
incelenir.
Modernlik, geleneksel dünyadan kopuşu ve "niceliksel
kavram ve değerlerin aldığı bir ortamı" ifade eder.
Toprak ve emek, bağlamından koparılarak değişim değeri olan
birer "meta" haline gelir.
Nesnelerin kullanımı bir dizi ekonomik yapının
gerekliliğiyle doğrudan bağlantılıdır.
Para, mekan ve zamanı paranteze alarak sermayenin
akışkanlığını sağlar.
Fordist üretim tarzı, işi en küçük parçalara bölerek süreci
nicelleştirir.
Sermaye, merkez ve çevre bölgeler yaratarak eşitsiz mübadele
üzerinden mekan üzerinde hakimiyet kurar.
Fordizmden "esnek birikim" (Post-Fordizm) modeline
geçişle birlikte mekanın kullanımı daha esnek hale gelmiştir.
Üçüncü Bölüm - Mekanın Altyapısal Dönüşümü
Kapitalizmin mekanı inceleniyor.
Geleneksel dünyadaki "orada bulunma" durumu yerini
saat zamanına ve soyut mekana bırakmıştır.
Kapitalizm "zaman ve mekanın birbirlerinden
koparılarak, içlerinin boşaltılmasından" beslenir.
Fabrikalar ve alışveriş merkezleri mekan-zaman denetim
araçlarıdır.
Ritzer’in "McDonaldlaştırma" kavramına atıfla;
verimlilik, hesaplanabilirlik ve öngörülebilirlik mekanın yeni kriterleridir.
Mekan artık "metin tarafından istila edilmiştir"
ve kullanım kılavuzları aracılığıyla deneyimlenir.
Dördüncü Bölüm - Sermayenin Yeni Yaşam Alanlarını Yapılandırma Mantığı
Sermayenin nicelleştirdiği değerlerin fiziksel olarak
cisimleştiği yer olan metropoller inceleniyor.
Kent merkezinden çevreye yayılan, çok merkezli ve şebekesel
bir yapı (postmetropolis) oluşmuştur.
Edward Soja'nın Postmetropolis (Post-Metropol) kavramı
Fleksite (Esneklik-Kenti): Üretim ekonomisinin yerini
hizmetler, teknoloji ve bilgi akımı ağlarının aldığı; Fordist (kitle üretimine
dayalı) kentsel coğrafyanın esnek post-Fordist endüstriyel mekanlara dönüştüğü
yapıyı tarif eder.
Kozmopolis (Evrensel-Kent): Kentlerin bulundukları
yerel coğrafyadan koparak küresel sermaye, emek ve kültür ağlarının birer düğüm
noktası haline gelmesi. Şehir, uzağın ilişkileriyle belirlenir.
Eksopolis (Dış-Kent): Geleneksel kentsel çekirdeğin
ve "kentli olma" niteliklerinin tamamen dışına taşan, banliyö ile kır
arasında sıkışmış, yerli nüfusun dışa, göçmen işçilerin ise içe aktığı yeni
kentsel çeperler.
Metropolarite (Büyük-Kent Kutupsallığı): Sadece
klasik "işçi-patron" ikiliğiyle açıklanamayacak yeni toplumsal
kutuplaşmaların doğması. Bir yanda Yuppiler, üst düzey teknokratlar ve
"Dinks" (çift maaşlı/çocuksuz aileler) varken, diğer yanda çalışan
yoksullar, gettolar ve yeni yetimler (yalnız yaşlılar ve sokak gençliği) yer
alır.
Hapishane Toplum (Kale Kentler): Kültürel
karmaşıklığın ve kutupsallıkların yaratacağı patlama riskine karşı; göçmenlerin
ve yoksulların panoptik gözetim, kapalı siteler, duvarlar ve militarize edilmiş
kapatma teknolojileriyle denetim altında tutulması.
Simsiteler (Benzeşim Kentleri): Gündelik yaşamın
tamamen simülasyonlar ve gerçeküstü imgeler (temalı siteler, yapay cennetler)
üzerinden biçimlendirilmesi; ne yiyeceğimizden nasıl giyineceğimize kadar her
şeyin bu kentsel imgelemle kontrol edilmesi.
Çağdaş kapitalizmin mekan epistemolojisini açıklayan kavram çiftleri
Bağlam (Context) / Alan (Area): Mekanın çevresi ve
tarihiyle bağı kopmuş, sadece işgal ettiği soyut bir "alan"
kalmıştır.
Ölçek (Scale) / Büyüklük (Size): İnsan bedenini ve
oranları temel alan ölçek gitmiş; yerini metrekare bazlı, istatistiksel
"büyüklük" almıştır.
Biçim (Form) / Kabuk (Shell): İçerideki işlevle
diyalektik bağı olan biçim ölmüş; mekan, içi her an değişebilen jenerik bir
"kabuğa" dönüşmüştür.
Mekan (Space) / Altyapı (Infrastructure): Yaşanan,
deneyimlenen yer; sermayenin ve lojistiğin akışını kolaylaştıran bir
"servis/altyapı" hattıdır.
İşlev/Fayda (Function) / Servis (Service): Toplumsal
fayda üreten işlev; yerini tüketimi tetikleyen, paraya tahvil edilebilir
"servis"e bırakmıştır.
Kullanıcı (User) / Tüketici (Consumer): Mekanı
deneyimleyen aktif "özne/yurttaş", mekanın pasif nesnesi olan
"tüketici"ye indirgenmiştir.
Deneyim/Hafıza / Metin (Text): Mekanın tarihsel
tortusu ve biriktirdiği hafıza silinmiş; mekan, anlık tüketilen semiyotik bir
"metin" (göstergeler bütünü) olmuştur.
Kullanım (Use) / Montaj Hattı (Assembly Line): Özgür
kullanım pratikleri; yerini AVM'lerdeki gibi önceden koridorlarla çizilmiş, programlı
bir "tüketim montaj hattı"na bırakmıştır.
Olay (Event) / Gösteri (Spectacle): Rastlantısal
toplumsal karşılaşmalar ve olaylar; yerini Guy Debord'cu anlamda planlanmış
kentsel "gösteri"lere bırakmıştır.
Nitelik (Quality) / Nicelik (Quantity): Mekanın
estetik ve ruhsal derinliği (nitelik); yerini ranta, sayısal verilere ve
istatistiklere (nicelik) bırakmıştır.
Gerçek (Real) / Hipergerçek (Hyperreal): Somut
kentsel gerçeklik; yerini Baudrillard'cı anlamda aslından daha gerçek duran
yapay simülasyonlara (hipergerçek) bırakmıştır.
Beşinci Bölüm - Tüketim Mekanlarının Altyapısal Dönüşümü
Vurgunun üretimden tüketime kaymasıyla birlikte, sermayenin
yeni yoğunlaşma noktası olan hipermarketler inceleniyor.
Tüketim, nesnelerin kullanımı değil, bir "göstergeler
sistemi"dir. Hipermarketler ise "tüketim araçları" olarak
rasyonalize edilmiş organizasyonlardır.
Alan Çalışması (Carrefour ve Real)
Bağlam-Alan: Hipermarketler bağlamdan bağımsız,
"catchment area" (çekim alanı) analizlerine göre konumlanır.
Ölçek-Büyüklük: Bu yapılar "kritik bir kütlenin ötesine
geçen" büyüklükleri ile mimari sanatı gereksiz kılar.
Biçim-Kabuk: Dış cephe içerideki işlevden bağımsız, sadece
bir kılıf/reklam yüzeyidir.
Kullanıcı-Tüketici: Tüketiciler bu mekanlarda "gizli
bir montaj hattı" üzerinde hareket eder ve self-servis ile aslında birer
bedava işçi gibi çalışırlar.
Nitelik-Nicelik: Her şey (40.000 çeşit ürün, 46 kasa vb.)
miktar üzerinden tanımlanır.
Altıncı Bölüm - Mekansal Değerler Üzerine Bir Tartışma
Küreselleşmenin mekanı ve zamanı yok eden tavrı ile mekansal
direnç arasındaki gerilim inceleniyor.
Küreselleşme yerelliği yok etmez, onu sermayenin çıkarları
doğrultusunda yeniden kurgular.
Fordist Dönem: Mekansal Planlama
Mekan, rasyonel ve işlevselci kararlarla yukarıdan aşağıya
(tümdengelemci) dönüştürülen edilgen bir nesne ve homojen bir bütündür.
Şehir, işlevsel bölgelere (zoning: konut, sanayi, ticaret
alanları) ayrılmış, adeta dişlileri arasında sayısız dolayım bulunan rasyonel
bir makine gibi tasarlanır.
Post-Fordist Dönem: Mekansal Farklılaşma
Mekan artık edilgen değildir; coğrafi, sosyal ve kültürel
özgünlükleri (farklılıkları) içinde barındıran aktif bir unsurdur. Sermaye,
küresel ölçekte rekabet edebilmek için yerel farklılıkları keşfetmek ve bunları
piyasaya tahvil etmek zorundadır.
Sermaye, yerelliği ve kültürel farkları ancak ve ancak
ekonomik bir değere, yani bir "dolaşım/tüketim değerine"
dönüştürebildiği ölçüde yaşatır.
Küresel akışa ve tüketim ideolojisine entegre olamayan,
ranta tahvil edilemeyen sahici yerel değerler ve mekansal hafıza, bu sistem
içinde hızla ve acımasızca yok olmaktadır.
Küreselleşme,
"mekanın zaman tarafından yok edilmesi" sürecidir.
Sermayenin akışkanlığı
karşısında mimari gelenekler aşınır, yok olur.
Sermaye ne kadar akışkan
olursa olsun, her defasında coğrafi sürtünme (mesafe engeli) ve mekanın
direnciyle karşılaşır.
Kamu bilincinde mimarlık; var olmanın, gerçekliğin, yuvanın
ve barınağın ta kendisidir (tuğla ve sıva).
Mimarlık tarih boyunca hep yüce, aşkın ve mutlak bir
"nitelik" iddiasıyla var olmuştur (Doğru, iyi, işlevsel, rasyonel,
dürüst ve estetik olmak).
Nicelik (kuantite), yüksek etik ve dürüstlük içeren
"nitelik geleneğini" dışlar. Yerine tekrarın, sıradanlığın ve
fragmanter metropol deneyiminin bilgisini koyar.
Çağdaş Mekan Tipolojisi
X, Y ve Z eksenlerinde sonsuza kadar büyüyen tarifsiz,
sınırsız bir "Boş kutu".
Bu kutu; içine her an yeni bölücü panellerin, rafların,
metaların takılıp çıkarılabileceği, piyasa koşullarına göre hızla re-organize
edilebilecek esnek bir rant laboratuvarıdır.
Mimarlık, "boşluk tipolojisi"ni ve
"büyüklük" olgusunu anlamak için yeni bir epistemoloji kurmalıdır.
Sonsöz
Kapitalizme Karşı Yeni Direniş Stratejileri
Hegemonya karşısında geliştirilebilecek tek direnç
stratejisi egemen sistemin zihniyet kalıplarını, dilini ve işleyişini sekteye
uğratan, anarşist bir zihin yapısına dayalı, çok parçalı bir praksis (eyleme
dayalı düşünce) biçimidir. / Terör…
Sisteme karşı içeriden direnç stratejileri üretilmelidir.
Geleneksel diyalektik (tez-antitez-sentez), karşıtını yok
etmek veya onu kendi içinde eritmek üzerine kuruludur. Bu da kaçınılmaz olarak
yeni iktidar ilişkileri ve yeni ezme-ezilme biçimleri üretir.
Karşısındakini düşmanlaştırmadan, onun farkını kabul ederek
kendi özgün farkını kavrayan, hiyerarşilerden kaçınan bu düşünce biçimi, vahşi
dünyada sahici bir toplumsal uzlaşmanın ve direnişin yegane aracıdır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder