30 Haziran 2024 Pazar

Hakkı Yırtıcı - Çağdaş Kapitalizmin Mekansal Örgütlenmesi - Notlar

Hakkı Yırtıcı - Çağdaş Kapitalizmin Mekansal Örgütlenmesi - Notlar

2. Basım, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009

 


Önsöz

Gündelik yaşamın mekansal formatını kuran arka plandaki güçler, nihayetinde modern kapitalist ekonominin toplumsal kurum ve kurallarıdır.

 

Modernliğin akışkanlığı karşısında "bilmek" ve "farkında olmak", bireyin kendi yaşantısını anlamlandırması ve kurması için yegane araçtır.

 

Mekanın üretimi ve tüketimi toplumsal bir örgütlenme ve bu örgütlenmenin sosyo-ekonomik ve politik kriterleri çerçevesinde gerçekleşir.

 

Giriş

Mekanın ontolojisi

Fiziksel nesne olarak mekan: Somut olarak inşa edilen, malzeme ve teknik bilgi gerektiren, tüketilen bir nesnedir.

Toplumsal olgu olarak mekan: Mekan sadece binaların toplamı değildir. Kapitalist ekonominin gerektirdiği ilişkiler örüntüsü, sosyo-ekonomik ve politik kriterler mekanı biçimlendirir.

 

Modernliğin en ürkütücü yanı sürekli bir kriz ve süreksizlik durumu yaratmasıdır.

 

Birinci Bölüm - Çağdaş Dünyada Mekanı Yeniden Düşünmek

Küreselleşme dinamikleri ile mekansal değerler arasındaki ilişkiyi inceliyor.

 

Kapitalist düzen, sermayenin akışkanlığı için mekansal hareketliliği zorunlu kılar.

Mekan, ekonomik rasyonalite içinde altyapıya indirgenir, nesnelleşir.

 

Mekan, verili doğal bir durum değil, toplumsal bir uzlaşımdır.

 

İkinci Bölüm - Kapitalizmin Mekansal Hareketliliğinin Dinamikleri

Kapitalizmin iç kurallarının dünyadaki her türlü manevi/kültürel değeri nasıl "parasal/niceliksel" hale getirdiği incelenir.

 

Modernlik, geleneksel dünyadan kopuşu ve "niceliksel kavram ve değerlerin aldığı bir ortamı" ifade eder.

 

Toprak ve emek, bağlamından koparılarak değişim değeri olan birer "meta" haline gelir.

Nesnelerin kullanımı bir dizi ekonomik yapının gerekliliğiyle doğrudan bağlantılıdır.

 

Para, mekan ve zamanı paranteze alarak sermayenin akışkanlığını sağlar.

Fordist üretim tarzı, işi en küçük parçalara bölerek süreci nicelleştirir.

 

Sermaye, merkez ve çevre bölgeler yaratarak eşitsiz mübadele üzerinden mekan üzerinde hakimiyet kurar.

Fordizmden "esnek birikim" (Post-Fordizm) modeline geçişle birlikte mekanın kullanımı daha esnek hale gelmiştir.

 

Üçüncü Bölüm - Mekanın Altyapısal Dönüşümü

Kapitalizmin mekanı inceleniyor.

 

Geleneksel dünyadaki "orada bulunma" durumu yerini saat zamanına ve soyut mekana bırakmıştır.

Kapitalizm "zaman ve mekanın birbirlerinden koparılarak, içlerinin boşaltılmasından" beslenir.

 

Fabrikalar ve alışveriş merkezleri mekan-zaman denetim araçlarıdır.

Ritzer’in "McDonaldlaştırma" kavramına atıfla; verimlilik, hesaplanabilirlik ve öngörülebilirlik mekanın yeni kriterleridir.

Mekan artık "metin tarafından istila edilmiştir" ve kullanım kılavuzları aracılığıyla deneyimlenir.

 

Dördüncü Bölüm - Sermayenin Yeni Yaşam Alanlarını Yapılandırma Mantığı

Sermayenin nicelleştirdiği değerlerin fiziksel olarak cisimleştiği yer olan metropoller inceleniyor.

 

Kent merkezinden çevreye yayılan, çok merkezli ve şebekesel bir yapı (postmetropolis) oluşmuştur.

 

Edward Soja'nın Postmetropolis (Post-Metropol) kavramı

Fleksite (Esneklik-Kenti): Üretim ekonomisinin yerini hizmetler, teknoloji ve bilgi akımı ağlarının aldığı; Fordist (kitle üretimine dayalı) kentsel coğrafyanın esnek post-Fordist endüstriyel mekanlara dönüştüğü yapıyı tarif eder.

 

Kozmopolis (Evrensel-Kent): Kentlerin bulundukları yerel coğrafyadan koparak küresel sermaye, emek ve kültür ağlarının birer düğüm noktası haline gelmesi. Şehir, uzağın ilişkileriyle belirlenir.

 

Eksopolis (Dış-Kent): Geleneksel kentsel çekirdeğin ve "kentli olma" niteliklerinin tamamen dışına taşan, banliyö ile kır arasında sıkışmış, yerli nüfusun dışa, göçmen işçilerin ise içe aktığı yeni kentsel çeperler.

 

Metropolarite (Büyük-Kent Kutupsallığı): Sadece klasik "işçi-patron" ikiliğiyle açıklanamayacak yeni toplumsal kutuplaşmaların doğması. Bir yanda Yuppiler, üst düzey teknokratlar ve "Dinks" (çift maaşlı/çocuksuz aileler) varken, diğer yanda çalışan yoksullar, gettolar ve yeni yetimler (yalnız yaşlılar ve sokak gençliği) yer alır.

 

Hapishane Toplum (Kale Kentler): Kültürel karmaşıklığın ve kutupsallıkların yaratacağı patlama riskine karşı; göçmenlerin ve yoksulların panoptik gözetim, kapalı siteler, duvarlar ve militarize edilmiş kapatma teknolojileriyle denetim altında tutulması.

 

Simsiteler (Benzeşim Kentleri): Gündelik yaşamın tamamen simülasyonlar ve gerçeküstü imgeler (temalı siteler, yapay cennetler) üzerinden biçimlendirilmesi; ne yiyeceğimizden nasıl giyineceğimize kadar her şeyin bu kentsel imgelemle kontrol edilmesi.

 

Çağdaş kapitalizmin mekan epistemolojisini açıklayan kavram çiftleri

Bağlam (Context) / Alan (Area): Mekanın çevresi ve tarihiyle bağı kopmuş, sadece işgal ettiği soyut bir "alan" kalmıştır.

 

Ölçek (Scale) / Büyüklük (Size): İnsan bedenini ve oranları temel alan ölçek gitmiş; yerini metrekare bazlı, istatistiksel "büyüklük" almıştır.

 

Biçim (Form) / Kabuk (Shell): İçerideki işlevle diyalektik bağı olan biçim ölmüş; mekan, içi her an değişebilen jenerik bir "kabuğa" dönüşmüştür.

 

Mekan (Space) / Altyapı (Infrastructure): Yaşanan, deneyimlenen yer; sermayenin ve lojistiğin akışını kolaylaştıran bir "servis/altyapı" hattıdır.

 

İşlev/Fayda (Function) / Servis (Service): Toplumsal fayda üreten işlev; yerini tüketimi tetikleyen, paraya tahvil edilebilir "servis"e bırakmıştır.

 

Kullanıcı (User) / Tüketici (Consumer): Mekanı deneyimleyen aktif "özne/yurttaş", mekanın pasif nesnesi olan "tüketici"ye indirgenmiştir.

 

Deneyim/Hafıza / Metin (Text): Mekanın tarihsel tortusu ve biriktirdiği hafıza silinmiş; mekan, anlık tüketilen semiyotik bir "metin" (göstergeler bütünü) olmuştur.

 

Kullanım (Use) / Montaj Hattı (Assembly Line): Özgür kullanım pratikleri; yerini AVM'lerdeki gibi önceden koridorlarla çizilmiş, programlı bir "tüketim montaj hattı"na bırakmıştır.

 

Olay (Event) / Gösteri (Spectacle): Rastlantısal toplumsal karşılaşmalar ve olaylar; yerini Guy Debord'cu anlamda planlanmış kentsel "gösteri"lere bırakmıştır.

 

Nitelik (Quality) / Nicelik (Quantity): Mekanın estetik ve ruhsal derinliği (nitelik); yerini ranta, sayısal verilere ve istatistiklere (nicelik) bırakmıştır.

 

Gerçek (Real) / Hipergerçek (Hyperreal): Somut kentsel gerçeklik; yerini Baudrillard'cı anlamda aslından daha gerçek duran yapay simülasyonlara (hipergerçek) bırakmıştır.

 

Beşinci Bölüm - Tüketim Mekanlarının Altyapısal Dönüşümü

Vurgunun üretimden tüketime kaymasıyla birlikte, sermayenin yeni yoğunlaşma noktası olan hipermarketler inceleniyor.

Tüketim, nesnelerin kullanımı değil, bir "göstergeler sistemi"dir. Hipermarketler ise "tüketim araçları" olarak rasyonalize edilmiş organizasyonlardır.

 

Alan Çalışması (Carrefour ve Real)

Bağlam-Alan: Hipermarketler bağlamdan bağımsız, "catchment area" (çekim alanı) analizlerine göre konumlanır.

Ölçek-Büyüklük: Bu yapılar "kritik bir kütlenin ötesine geçen" büyüklükleri ile mimari sanatı gereksiz kılar.

Biçim-Kabuk: Dış cephe içerideki işlevden bağımsız, sadece bir kılıf/reklam yüzeyidir.

Kullanıcı-Tüketici: Tüketiciler bu mekanlarda "gizli bir montaj hattı" üzerinde hareket eder ve self-servis ile aslında birer bedava işçi gibi çalışırlar.

Nitelik-Nicelik: Her şey (40.000 çeşit ürün, 46 kasa vb.) miktar üzerinden tanımlanır.

 

Altıncı Bölüm - Mekansal Değerler Üzerine Bir Tartışma

Küreselleşmenin mekanı ve zamanı yok eden tavrı ile mekansal direnç arasındaki gerilim inceleniyor.

 

Küreselleşme yerelliği yok etmez, onu sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden kurgular.

 

Fordist Dönem: Mekansal Planlama

Mekan, rasyonel ve işlevselci kararlarla yukarıdan aşağıya (tümdengelemci) dönüştürülen edilgen bir nesne ve homojen bir bütündür.

Şehir, işlevsel bölgelere (zoning: konut, sanayi, ticaret alanları) ayrılmış, adeta dişlileri arasında sayısız dolayım bulunan rasyonel bir makine gibi tasarlanır.

 

Post-Fordist Dönem: Mekansal Farklılaşma

Mekan artık edilgen değildir; coğrafi, sosyal ve kültürel özgünlükleri (farklılıkları) içinde barındıran aktif bir unsurdur. Sermaye, küresel ölçekte rekabet edebilmek için yerel farklılıkları keşfetmek ve bunları piyasaya tahvil etmek zorundadır.

 

Sermaye, yerelliği ve kültürel farkları ancak ve ancak ekonomik bir değere, yani bir "dolaşım/tüketim değerine" dönüştürebildiği ölçüde yaşatır.

Küresel akışa ve tüketim ideolojisine entegre olamayan, ranta tahvil edilemeyen sahici yerel değerler ve mekansal hafıza, bu sistem içinde hızla ve acımasızca yok olmaktadır.

 

Küreselleşme, "mekanın zaman tarafından yok edilmesi" sürecidir.

Sermayenin akışkanlığı karşısında mimari gelenekler aşınır, yok olur.

 

Sermaye ne kadar akışkan olursa olsun, her defasında coğrafi sürtünme (mesafe engeli) ve mekanın direnciyle karşılaşır.

 

Kamu bilincinde mimarlık; var olmanın, gerçekliğin, yuvanın ve barınağın ta kendisidir (tuğla ve sıva).

 

Mimarlık tarih boyunca hep yüce, aşkın ve mutlak bir "nitelik" iddiasıyla var olmuştur (Doğru, iyi, işlevsel, rasyonel, dürüst ve estetik olmak).

 

Nicelik (kuantite), yüksek etik ve dürüstlük içeren "nitelik geleneğini" dışlar. Yerine tekrarın, sıradanlığın ve fragmanter metropol deneyiminin bilgisini koyar.

 

Çağdaş Mekan Tipolojisi

X, Y ve Z eksenlerinde sonsuza kadar büyüyen tarifsiz, sınırsız bir "Boş kutu".

Bu kutu; içine her an yeni bölücü panellerin, rafların, metaların takılıp çıkarılabileceği, piyasa koşullarına göre hızla re-organize edilebilecek esnek bir rant laboratuvarıdır.

 

Mimarlık, "boşluk tipolojisi"ni ve "büyüklük" olgusunu anlamak için yeni bir epistemoloji kurmalıdır.

 

Sonsöz

Kapitalizme Karşı Yeni Direniş Stratejileri

Hegemonya karşısında geliştirilebilecek tek direnç stratejisi egemen sistemin zihniyet kalıplarını, dilini ve işleyişini sekteye uğratan, anarşist bir zihin yapısına dayalı, çok parçalı bir praksis (eyleme dayalı düşünce) biçimidir. / Terör…

 

Sisteme karşı içeriden direnç stratejileri üretilmelidir.

 

Geleneksel diyalektik (tez-antitez-sentez), karşıtını yok etmek veya onu kendi içinde eritmek üzerine kuruludur. Bu da kaçınılmaz olarak yeni iktidar ilişkileri ve yeni ezme-ezilme biçimleri üretir.

 

Karşısındakini düşmanlaştırmadan, onun farkını kabul ederek kendi özgün farkını kavrayan, hiyerarşilerden kaçınan bu düşünce biçimi, vahşi dünyada sahici bir toplumsal uzlaşmanın ve direnişin yegane aracıdır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder