10 Nisan 2025 Perşembe

İbn Abdirabbih - el-İkdü'l-Ferid, Kültürel İnciler I - Notlar

İbn Abdirabbih - el-İkdü'l-Ferid, Kültürel İnciler I - Notlar

Mütercim: Musa Kazım Yılmaz, Ankara Okulu Yayınları, Ankara, 2021

 


İbn Abdirabbih (ö. 328/940)

860 yılında Kurtuba'da doğdu. Kurtuba’da çok yönlü bir eğitim aldı.

Birçok Emevi hükümdarının yanında saray şairi ve "nedim" (gece sohbeti yapan dost) olarak görev yapmıştır.

Şiirden ziyade el-İkdü'l-Ferfd adlı eserine çok önem vermiştir.

Ünü tüm Endülüs ve İslam dünyasına yayıldı.

 

Eserin orijinal adı sadece el-İkd (Gerdanlık) iken, sonradan gelenler eserin eşsizliğini vurgulamak için "eşsiz" anlamına gelen el-Ferîd kelimesini eklemişlerdir.

 

Pırlantalar Kitabı

Devlet başkanı toplumun merkezinde yer alan, hukuku ve dini ayakta tutan ana direk

Hükümdar, mazlumun sığınağı ve adaletin temsilcisidir.

Adil bir hükümdar, sağanak bir yağmurdan daha hayırlıdır. Zalim bir hükümdarsa devam eden bir fitneden daha hayırlıdır.

İmama itaat olmadan, iman tamamlanmış olmaz. İtaat olmadan, İslam gerçekleşmiş olmaz.

 

İbn Abbâs'ın babası, oğluna Hz. Ömer'in yanında nasıl davranması gerektiğini dört kuralda (sır saklamak, yalan söylememek, doğruyu söylemek, gıybet etmemek) özetler.

 

Yolsuzluğun azı veya çoğu olmaz.

Eğer sen az bir şeyde hainlik yaparsan, çok şeyde hainlik yapmış olursun.

 

Hz. Ömer, lüks içinde yaşayanlara Ahkâf suresini hatırlatarak şöyle der: "İyi ve güzel şeylerinizi dünya hayatınızda tükettiniz ve onlardan yararlandınız.

 

Ziyâd, halifenin yanında başkasına selam verilmemesi gerektiğini savunarak yeni bir gelenek başlatmıştır.

 

Yöneticiye doğrudan hatasını söylemek yerine, başkalarının kusurları üzerinden misaller vererek onun kendi hatasını anlamasını sağlamak tavsiye edilir.

Rüzgârlar kırar, uzun kayın ağacını, şiddetli olduğunda / Ancak hiçbir şey yapmaz katır tırnağına...

 

Ebû Kılâbe, kadılığı denize düşen bir yüzücünün çabasına benzeterek kurtuluşun zorluğunu vurgular.

 

Talepte bulunan kişiyi, işimizin başına getirmeyiz.

 

Devlet ve adalet iki kardeştir; biri temel, diğeri koruyucudur.

Köpeğini aç bırak, peşinden gelir; onu doyur ki seni yemesin.

 

Ebû Hâzim’in ifadesiyle sultan bir "çarşı" gibidir; orada ne talep edilirse tüccarlar onu getirir. Eğer lider adalete değer verirse halk adil olur, zulme meylederse halk da bozulur.

 

Çeşmenin düzelmesi, su kanallarına bağlıdır.

 

Önünüze çıkan fırsatlar bulutlar gibi çabuk geçer; kaçırılan fırsatın peşinden koşmak ise vakit kaybıdır.

 

Ömer, valilerini göreve getirirken mallarını kaydeder, görevden alırken de haksız kazanç şüphesi gördüğü her durumda mallarının yarısını (bazen daha fazlasını) beytülmâle (devlet hazinesine) aktarırdı.

 

Ömer / "Siz valiler malın başında oturup çocuklarınız için ateş topluyorsunuz"

 

Hasan-ı Basrî / Yezîd (Halife) konusunda Allah'tan kork, fakat Allah hakkında Yezîd'den korkma. Allah seni Yezîd'den korur ama Yezîd seni Allah'tan koruyamaz.

 

Yaratıcıya isyan içinde olan bir mahlûka itaat edilmez.

 

Yaşlının görüşü, gencin cesaretinden daha kıymetlidir.

 

Amr b. el-As, sırrını başkasına verip sonra o ifşa ettiğinde kimseyi suçlamaz. Çünkü sırrı tutamayan asıl kişi, onu başkasına emanet eden "dar göğüslü" sahibidir.

Sır bir kişide rehin kalır, iki kişide şüphe doğurur, üç kişide ise artık bir "cemaat sırrı" (yani herkesin bildiği) olur.

 

Senden istişare isteyene, o yanlış bir görüşte olsa bile şirin görünmek için ona hak vermek bir "alçaklıktır." Doğruyu söylememek ise "ihanettir."

Bedensel sıkıntı aklı bulandırır.

 

Mücevherler Kitabı

Kendisine muhalefet edilenin cemaati yoktur. Liderin otoritesinin sorgulanması, ordunun dağılması demektir.

Çok ses çıkarmak korkaklıktır.

 

Aslanların ve kahramanların kanı arkadan (kaçarken) değil, önden (saldırırken) akar.

 

Hz. Ömer'in Sa'd b. Ebî Vakkas'a yazdığı mektup: Ömer'e göre Müslüman ordusunun en büyük silahı silah sayısı değil, günah işlememektir. Eğer ordu düşmanı gibi günaha batarsa, düşmanın sayısal ve teknik üstünlüğü galip gelecektir.

 

Hâlid b. Velîd / Vücudumda yara almamış bir karış yer yok, ama şimdi yatağımda bir merkep gibi ölüyorum. Uyku girmesin korkakların gözüne!

 

At, sadece bir binek değil, aynı zamanda bir bereket ve savunma aracıdır

 

Asil bir Arap atının özellikleri:

3 Uzun: Kulaklar, boyun, kolan.

3 Kısa: Omurga, kuyruk sokumu kemiği, kamçı (penis).

3 Geniş: Alın, burun delikleri, incik altı damarı.

3 Saf: Deri, gözler, toynaklar.

 

Bir kap içindeki suyu içerken toynağını hareket ettirmeyen, omuzlarını sarsmayan at "asil" kabul edilir. Bu, atın soğukkanlılığını ve fiziksel dengesini ölçen bir yöntemdir.

 

Silah, karakterdir.

Kuvvet ok atmaktır

 

Silahın keskinliği onu tutan ele, hükümdarın gücü ise yaptığı istişarenin derinliğine bağlıdır.

 

Bir liderin yanında mutlaka olması gereken iki tip:

Geleneksel değerleri ve ahlakı temsil eden biri.

Hitabeti güçlü, kitap telif edebilen, savaş taktiklerini bilen ve liderin imajını güzelleştiren bir akıl hocası.

 

Ezârika / Kendinden olmayanı "müşrik" sayar, kadın ve çocukların öldürülmesini meşru görür.

 

Ziynetler Kitabı

Cömertlik sadece mal vermek değil, Allah ile kul arasındaki bir "alışkanlık" ve güven ilişkisidir.

 

Fakirlik korkusuyla mal biriktirmek, aslında gerçek fakirlik

 

Doğrusu gerçekten Var olan bir şeyi, muhtemelen olmayacak bir şeyin hatırı için terk etmeyeceğim.

Dünya malı sana yöneldiği zaman, ondan infak et; çünkü o tükenmez. Sırtını sana döndüğü zaman da ondan infak et; çünkü geride bir şey kalmaz.

 

Kişi ancak kendisinden sonraki bir konuşmadır.

İhtiyacın giderilmemesi, onu ehli olmayandan istemekten daha hayırlıdır.

 

İstemek bir sanattır; kabalık ve ısrar, cömerdi bile cimriye dönüştürebilir. Nazik bir talep, karşı tarafın gönlünü açar.

 

Vaadinden dönmek nifakın (münafıklığın) bir alametidir.

Bir asilzadenin en büyük özelliği, kılıcıyla kazandığını eliyle dağıtmasıdır.

İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.

Teşekkür etmek için gelenlere karşı Yahyâ'nın, "Onlar iyiliğe teşekkür ediyorlar, peki biz onların bu şükrüne (nezaketine) nasıl teşekkür edeceğiz?" demesi, cömertliğin zirve noktasıdır.

 

Fakir bir gün rahata erebilir ama cimrinin ruhu asla doymaz.

 

Mal gelip geçicidir, geriye sadece güzel hatıralar kalır / cömertlik üslup meselesidir.

 

İnciler Kitabı

Elçi sadece bir postacı değil, mensubu olduğu toplumun temsilcisidir.

 

Maddi gücü olmayan bir toplum, diliyle dev imparatorluklara geri adım attırabilir.

 

"Ağaçların budanmaması", "otlakların engellenmemesi" ve "su kaynaklarının korunması", İslam’ın doğaya bakışını yansıtır.

 

Söz, kılıçtan daha keskin bir silahtır.

 

Muâviye / Muhaliflerinin sözlerini (aleyhine olsa bile) sonuna kadar dinler ve onları ihsanla kazanmaya çalışır.

Ömer b. Abdülaziz / Şairleri ahlaki süzgeçten geçirir; sadece toplumsal fayda sağlayan şiire (Cerîr) değer verir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder