20 Kasım 2025 Perşembe

Bir Teknoloji Felsefesi Yöntemi Olarak Tekhneontoloji - Notlar

İbrahim Demirbaş - Bir Teknoloji Felsefesi Yöntemi Olarak Tekhneontoloji - Notlar

Yüksek Lisans Tezi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir, 2025

 

Çalışma, teknolojinin tarihsel bağlamlarda nasıl bir anlam kazandığını Heidegger, Stiegler ve Baudrillard gibi düşünürler üzerinden analiz eder. Tekhneontoloji, teknoloji ile gerçeklik ve varlık arasındaki çok katmanlı ilişkiyi inceleyen bir yöntemdir.

 

Felsefede "sorun çözmekten" ziyade, mevcut problemleri daha geniş kapsamlı hale getirerek "yeniden problemleştirme" amacı güdülür.

 

Giriş

Günümüzde teknoloji genellikle bir "iktidar veya mahkûmiyet" ikiliği içinde algılanır. Bu durum, teknolojinin insan varoluşuyla olan ontolojik bağını örtmektedir.

 

Eserin amacı teknoloji kavramının "varlık", "gerçeklik" ve "varoluş" gibi kadim problemlerle iç içe geçmiş yapısını açığa çıkarmaktır.

 

…yaygın güncel kullanımda, “teknoloji” üç farklı anlama gelmektedir: (1) Teknolojik ürünler olan araçların tümü ya da toplamı kastedilebilir.

(2) “Teknoloji” ile, pratik bir bilgi biçimi kastediliyor olabilir.

(3) Bir bilgisayar mühendisinin, yüksek öğrenim ile edindiği, cep telefonlarının nasıl çalıştığı ile ilgili sahip olunan “nasılın-bilgisi” hakkındaki teorik bilgisi.

 

“Logos” kavramı ise bu çalışmada herhangi bir kavramın anlam çerçevesini belirleyen düşünsel yapıyı, yani o kavramın “kapsam ve içeriğini kuran ilkeyi” gösterir. Bu yönüyle “tekhne-logos” kavramı, “yapıp-etme edimlerinin anlamı ve kapsamının ontolojik yapısı” olarak değerlendirilir.

 

Birinci Bölüm: Tekhne ve Logos’un Tarihselliği

Antik Yunan’da tekhne (sanat/zanaat) ve physis (doğa) arasında bir karşıtlık yoktur; her ikisi de birer meydana getirme (poiesis) faaliyetidir. Heidegger'in ifadesiyle: Tekhne, aletheuein’ın [örtüsüzlüğün/açığa çıkarmanın] bir modudur.

 

Modern dönemde tekhne, doğadan bir şey meydana getirmek yerine doğaya "meydan okuyan" bir yapıya bürünmüştür. Heidegger'in Ren Nehri örneğinde belirttiği gibi, doğa artık sadece emrimizde olan bir "kaynak" (bestand) olarak görülür.

 

İkinci Bölüm: Tekhne’nin Episteme’si

Teknolojiyi Düşünmenin Mantıksal Yasaları

Teknik nesneler "tümel" bir kategoride değil, ancak "tekil" (teorik nesne) ve "tikel" (bağlam içindeki işlevsel alet) olarak anlaşılabilir.

 

El-altındalık (Zuhandenheit) ve Elde-mevcutluk (Vorhandenheit)

Heidegger'e göre bir aletle kurulan en asli ilişki, ona bakmak değil onu kullanmaktır: Aletle olan bu ilgilenme, alete özgü olan ‘bir-şey-için’liğe tabidir.

 

Teknolojik Felsefe ve Teknoloji Felsefesi

Skolimowski'nin ayrımıyla; teknolojik felsefe teknolojiyi hazır bir varsayım olarak kabul ederken, teknoloji felsefesi teknolojiyi insan bilgisinin bir dalı olarak sorgular.

 

Modern teknolojinin "bilimin uygulaması" olduğu görüşü bir yanılsamadır. Skolimowski'ye göre: Bilim 'olan şey' ile, teknoloji ise 'olacak olan şey' ile ilgilenir.

 

Teknik, insana dışsal bir ek değil, insanı insan yapan kurucu bir unsurdur. Stiegler’e göre: Felsefe, tekniği bir düşünce nesnesi olarak bastırmıştır. Teknik düşünülmemiştir.

Ayrıca teknolojinin hem zehir hem ilaç olan "farmakon" karakteri vurgulanır.

 

Üçüncü Bölüm: Teknoloji ve Kriz

Teknoloji genellikle bozulduğunda veya toplumsal bir çatışma yarattığında görünür hale gelir.

 

Yeni tekniklerin yerleşik değerleri sarsmasıdır. Örneğin, teleskobun icadı Batı'nın "ahlaki merkezinde" bir çöküş yaratmıştır.

 

Teknolojinin meşruiyet ve kapsam arayışıdır. Bu bağlamda teknolojik determinizm, özcülük ve sosyal inşacılık tartışılır.

 

Gerçeklik ve varlık kavramlarının teknoloji dolayımıyla dönüşmesidir. Dijital ontoloji, gerçekliğin temel yapısının hesaplanabilir bir formda olduğunu savunur.

 

Baudrillard'a göre simülasyon çağında "gerçek" ortadan kalkmış, yerini "hipergerçek" almıştır. Gerçek ortadan kaybolmuştur.

 

Sonuç

Tekhneontoloji: Nesneden Varlığa

Klasik teknoloji felsefesi, teknolojiyi felsefenin "konularından biri" (etik, siyaset veya bilim felsefesinin bir alt dalı gibi) olarak görür. Ancak bu çalışma, teknolojiyi felsefenin kapsamı olarak yeniden tanımlar.

 

Teknolojiyi "gerçek" veya "yapay" gibi önceden kabul edilmiş metafizik kalıplarla anlamaya çalışmak, teknolojinin özünü kapatır.

Teknolojinin kendi mantığı (logos), gerçeklik kavramını dışarıdan bir müdahale ile değil, bizzat kendi işleyişiyle yeniden inşa eder.

 

Meta-verse = Meta-fizik Sonrası: Metaverse, sanal ile gerçeği ayıran eski ikiliği (dualizm) geçersiz kılar.

"Sanal olan gerçek değildir" tanımı metafizik bir ön kabuldür. Tekhneontolojik bakışta ise dijital kodlamalar, bizzat "varlığın yapıtaşları" haline gelerek yeni bir gerçeklik türü üretir.

Günümüzde yaşanan kriz, makinelerin insanı ele geçirmesi değil, insanın kendi ontolojisini teknoloji dolayımıyla tanıyamamasıdır.

 

İnsanı makinelerden kurtarmaya çalışan soyut hümanizm, aslında makineyi "insan-dışı" ilan ederek hata yapar (Simondon).

 

Teknoloji, felsefenin ilgilendiği nesnelerden biri değildir; aksine günümüzde felsefe yapabilmenin, varlığı ve bilgiyi düşünebilmenin tek yoludur. Eğer teknolojiye dışsal bir gözle (1. görüş) bakmaya devam edersek, yaşadığımız ontolojik krizi sadece "teknolojikleşmiş bir sorun" sanırız. Oysa teknoloji, bizzat düşüncenin odağı değil, kapsama alanıdır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder