Gülsüm Mamaş - Kaleden Kente, Osmanlı Döneminde Rize'nin Tarihsel
Dönüşüm Süreci
- Notlar
Doktora Tezi, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, 2025
1461 yılında Trabzon’un fethi ile Osmanlı topraklarına dâhil
olan Rize’nin tarihî süreç içerisinde zamanla bir Türk şehrine dönüşmesi bu
tezin ana konusudur.
Giriş
Literatür taraması
Rize, Karadeniz kıyısındaki kale-liman tipi yerleşimler
arasında değerlendirilir.
XVI. yüzyıl şairlerinden Cefâyî, Rize için şöyle demiş: “Ki
her bir bagcesi bir huld-i me’vâ / Sanasın cennet-i Firdevs-i a‘lâ”
Eserin temel kaynakları tahrir defterleri, şer‘iyye
sicilleri, mühimme ve ahkâm defterleridir.
Birinci Bölüm: Rhizaion’dan Kaza-l Rize’ye
Rize ismi / Rhizos, Rhizaion, Riza / kelimenin anlamlarından
biri “dağ dibi” veya “dağ eteği”
İriziyos / hem Şakir Şevket hem de Bıjışkyan, bu ifade ile
doğrudan pirinç ekilen bir alanı kastetmekte…
Osmanlı dönemi Rize merkezinin (nefs) sınırları beş ana
"hisse" üzerinden tanımlanmıştır: Konyat, Ayo Nikola, Yufa, Filibos
ve Zangel.
Rize bu dönemde Trabzon'a bağlı bir kaza olup bünyesinde
kadı, serasker ve subaşı gibi görevliler barındırmaktadır.
Gelirler; keten, hububat, meyve, balıkçılık (dalyan
mukataası) ve değirmenlerden sağlanmaktadır.
Zü Nidano ve Ayo Randeş Manastırları
Zü Nidano ismindeki manastırın kalede yer aldığı
belirtilmişti.
Ayo Randeş / manastırın yerinin surların içinde yer alan Ayo
Nikola hissesinin tepesindeki Peripoli’ye bağlı Garal Dağı’nda olması ihtimal
dâhilindedir.
Rize'nin ilk camisinin hangisi olduğu tartışılmakla
birlikte, veriler Dizdar Hüseyin Ağa Camisi’ni (Orta Cami) öne çıkarmaktadır.
1550’lerde inşa edildiği tahmin ediliyor.
Rize Kalesi / Kale; iç kale ve dış kale kısımlarından
oluşur. Savunma ve idari merkez işlevi görür.
Rize iskelesi, Trabzon iskelesine bağlı bir gümrük birimi
olarak işletilmiş; keten ve içki (hamr/arak) ticareti ile öne çıkmıştır.
Peripoli: Kelime anlamı şehri saran, çevreleyen banliyölerdir
ve nefse en yakın stratejik köydür.
Emade Köyü 1486 senesinde Rize kazasının dâhilinde yer alan
köyler içerisinde en fazla nüfusa sahip köy
İkinci Bölüm: Rize’nin Kasabalaşma Süreci
Rize XVI.-XIX. yüzyıllar arasında kasaba olarak ifade
edilirken XVIII. yüzyıla tarihlenen bir kayıtta 'medine' kelimesiyle nitelendirilmiştir.
XVII. yüzyılda bölgedeki kargaşa nedeniyle düzenli tahrir
yapılamamış, bilgiler daha çok sicil ve mühimme defterlerinden elde edilmiştir.
Bu dönemde kalitesiyle ünlü Rize keteni tüm Osmanlı
coğrafyasına pazarlanmaktaydı.
Bal aynı zamanda yörenin vergi alınan birimlerinden birini
de teşkil etmektedir.
Nefsin 1486’da iki hisseli yapısına baktığımızda Müslüman
bir hane bulunmazken 1515 senesinde Yufa hissesinde Hızır ve oğlunun Müslüman
olarak kayda geçtiği görülür.
1554 senesinde nefsin ilk Müslümanlaşan ailesi Ayo Nikola
hissesinde sakin bulunan Kosifler olmuştur.
1583 yılında teşkil edilen Cami-i Şerif Mahallesi, kasabanın
ilk Müslüman mahallesi olup "şehirli" statüsündeki zanaatkâr ve dindar
fukarayı barındırmıştır.
XVII. yüzyılda gayrimüslim nüfusta belirgin bir azalma
görülmektedir. Bunun temel sebepleri arasında "Muradhanlı Ömer Paşa’nın
baskıları nedeniyle reayanın Rumeli ve Kefe taraflarına göç etmesi" yer
almaktadır.
Rize’nin gelişiminde Muradhanzâde ve İslampaşazâde aileleri belirleyici
rol oynamıştır. Özellikle Ömer Paşa, Rize’yi adeta "küçük bir beylik"
gibi yönetmiş ve bölgede birçok vakıf eseri bırakmıştır.
XVII. yüzyıl, Rize için göç ve eşkıyalık (şekavet) asrıdır.
Kazak saldırıları ve yerel güçlerin (özellikle Eşkıya Ali Ağa) baskıları halkın
"celâ-yi vatan idüp perâkende ve perişân" olmasına neden olmuştur.
3. Bölüm: Modernleşmenin Eşiğinde Rize Kasabası
Kasabanın yapısal gelişimi, 18. yüzyılda inşa edilen ilk
medrese ile birlikte kendi doğal akışında şekillenmiştir.
18. yüzyılda Rize, Müslümanlaşan yerliler, bölgeye göç eden
Türkler ve "vazife-toprak" anlayışıyla hareket eden görevli zümreden
oluşan şahsına münhasır bir halk yapısına kavuşmuştur.
Bu dönemde ticaret ve gemicilikle zenginleşen aileler
"ayan" zümresini oluşturmuştur.
İdari yapıda kadıların rolü büyüktür.
XVIII. yüzyılda ayan ve eşrafın takdir ve hareketine göre
yeni bir düzene girmiştir.
Rize’deki askeri nüfusun artışı bu kimselerin vefatında
miraslarının taksim kayıtlarını tutacak bir kassamın görevlendirilmesini de
beraberinde getirmiştir.
18. yüzyılda timar sistemi artık âtıl bir hale gelerek
askeri harekatlarda orduyu desteksiz bırakmaktaydı.
Halk arasındaki ihtilaflar genellikle su kaynaklarının
işgali, sınır anlaşmazlıkları ve miras kavgaları üzerine yoğunlaşmıştır.
Özellikle meyve ağaçları (narenciye) ve değirmenlerin tasarrufu konusunda ciddi
hukuki mücadeleler verilmiş, bu süreçlerde müftülerden fetvalar alınmıştır.
16. yüzyıldan sonra ismi belgelerde azalan Ayo Randeş
Manastırı'nın, sonraki dönemlerde Vonit Mahallesi'ndeki Meryem Ana Kilisesi ile
bağlantılı olduğu düşünülmektedir.
1752'de faaliyete geçen bu medrese, Rize'nin ulema
yetiştirme kapasitesini göstermektedir.
Tuzcuoğlu ve Mataracıoğlu aileleri ticaret ve denizcilikle
güçlenmiş, devlet ile halk arasında bir köprü vazifesi görmüş; ancak zaman
zaman eşkıyalık faaliyetleriyle de anılmışlardır.
18. yüzyıl ortalarında Çepni gruplarının kasabayı basarak
yağmalaması ve yakması (60 kişiyi katletmiş, evleri yakmış) kasaba tarihinde
büyük bir kırılma yaratmıştır.
Kale, 1705 ve 1745'te onarım görmüş, Rus tehdidine karşı
toplarla takviye edilmiştir.
Kale, suçluların "ıslah-ı nefs" için tutulduğu bir
hapishane işlevi görmüştür.
Rize'nin en meşhur ürünü olan keten bezinin (Rize bezi)
üretimi ve damgalanarak ihraç edilmesi, kasabanın en büyük gelir kaynağıdır.
Sonuç
Trabzon ve Giresun’un gelişiminde XV ve XVI. yüzyıllarda
buraya yapılan Türk- Müslüman sürgünlerin önemli bir rolü bulunmaktayken
Rize’ye sürgün edilen timarlı sipahiler, kale görevlileri ve diğerleri dışında
bu anlamda bir göç yapılmamıştır.
Rize kasabasının sur içinde kalan kısmı, görevliler dışında
gayrimüslim yerel halktan oluşmaktaydı.
Komnenoslardan alınan kadim Rize’nin dini, dili ve sosyal
yapısı kendisini 1554 yılına kadar aynen muhafaza edebilmiştir.
Ayo Nikola/Piri Çelebi sınırlarında bulunan ve Cuma günleri
kurulan pazar
bu pazara hem görevli Türk-Müslüman kesim hem de civar
köylerde yeni Müslümanlaşan halk gelmeye başlamış
Pazarın kurulmasında Cuma gününün seçilmiş oluşu XIX.
yüzyıla kadar bozulmadan sürmüştür.
…her Cuma kurulan pazarla birlikte buraya gelen Müslümanlar
Cuma namazını topluca burada eda ediyorlardı.
Rize Kalesi dizdarı olan Hüseyin Ağa, kendi malından
vakfederek yine buraya yakın bir cami inşa ettirmişti.
…kasabanın kadim ailelerinden Kosifler nefsin ilk Müslüman
ailesi olmuştur.
Rize’de gömülü olduğuna inanılan Ayo Orientus’un mezarı
anlatıya göre kıyıda bulunuyordu; fakat hakikatte bunun Vonit Mahallesi’nde yer
aldığı tespit edilmiştir.
Hâlihazırda pazar ve çarşıya yakın konumda bulunan bu
caminin çevresinde bir de hamam yer almakta, günümüzde üzeri betonla kapatılmış
olsa da altından denize dökülen “Hamam Deresi” adı bu yapıya dayanmaktadır.
XVII. yüzyıla gelindiğinde artık kasabada ciddi bir Müslüman
nüfustan söz edilir
XVIII. yüzyılda şehrin ayanlarını meydana getirecek
sülalelerin “Rizeli” hüviyetini alacak bağları oluşmuştur. Tuzcu, Mataracı,
Tat, Lik, Tarakçı ve Akmehmedler bu dönemde tespit edilebilenler arasındadır.
XVIII. yüzyıl / Bu döneme ait herhangi bir tahririn
bulunmaması, avarız sayımlarında ise yalnızca mufassal defter esas alınarak
icmal defterlerle tekrar edilen ortalama rakamlar, Rize kasabasındaki Müslüman
ve gayrimüslim nüfusun yoğunluğunu yansıtmakta yetersiz kalmasına yol açmaktadır.
Rize’nin sosyal yapısı açısından gelişimine bakıldığında,
Komnenoslardan alınan Rize’nin “nefs” olarak tanımlanan beş hisseli alanında
yaşayan sakinlerin, ilk mufassal tahrir olan 1486 tarihli kayıtlarda ayrı ayrı
sülale, topluluk veya yer isimleriyle zikredildikleri görülmektedir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder