23 Ocak 2021 Cumartesi

Atatürk'ün Bütün Eserleri (Cilt: 17 - 18 - 20) - Notlar

Atatürk'ün Bütün Eserleri (Cilt: 17)

MEDRESELERİN AÇILMASINI İSTEYEN MÜFTÜLER HAKKINDA BAŞVEKİL İSMET PAŞA'YA (18 EYLÜL 1924) / s. 25

Şifre

Başvekil İsmet Paşa Hazretleri'ne

Bugün Rize'den ayrıldığım sırada Rize ve Atina müftülerinin temsil ettiği bir hoca heyeti, bütün memleket ve civar halkı önünde kapattırılan medreselerin açılmasını dilekçeyle talep ettiler.

Dilekçeyi okuduktan sonra çok kızdım. Yüksek ve şiddetli bir sesle kendilerini azarladım ve memleketin, milletin şimdiye kadar felaketi sebeplerinin kendileri olduğuna işaret ettim.

"Mektep istemiyorsunuz! Halbuki millet onu istiyor. Bırakınız, artık bu zavallı millet, bu memleketin evlatları yetişsin. Medreseler açılmayacaktır. Millete mektep lazımdır" diye bağırdım.

Bütün halk ve mektep talebesi "bravo!" sesleri ve heyecanlı alkışlarla karşıladılar. Ayrılmamdan sonra bu hocalara halkın bir fenalık yapmaları dahi muhtemeldir. Buna karşılık, Rize'deki liseyi canlandırmak elzemdir. Mektep binası ve eğitim aletleri yoktur.

Hocaları çok olan bu muhitte ilim ve irfan teşkilatımızın süratle faaliyete başlaması pek lüzumludur. Burada Osman Ağa'nın oğlu İsmail Bey, yirmi bin liralık bir mektep binası yapmak üzere imiş. Bunu taltif ederek, işin hızlandırılması ve hemen eğitim aletleri göndermek ve fazla alaka göstermek suretiyle, halkın taassuba karşı gösterdiği fiili tezahüre karşılık vermek icap eder.

18 Eylül 340 (1924)

Reisicumhur

Gazi M. Kemal

 

İNEBOLU TÜRK OCAGI'NDA NUTUK (27 AÖUSTOS 1925) / s. 283-286

…Efendiler, Türkiye Cumhuriyeti'ni tesis eden Türk halkı medenidir. Tarihte medenidir, hakikatte medenidir. Fakat medeni aleme -ben sizin öz kardeşiniz, arkadaşınız, babanız gibi söylüyorum- medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, fikriyle, zihniyetiyle medeni olduğunu ispat etmek ve göstermek mecburiyetindedir. Medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, aile hayatıyla, yaşayış tanıyla medeni olduğunu göstermek mecburiyetindedir. Kısacası medeniyim diyen, Türkiye'nin hakikaten medeni olan halkı, başından aşağıya kadar harici vaziyetiyle dahi medeni ve olgun insanlar olduğunu fiilen göstermeye mecburdurlar. Bu son sözlerimi çok açık beyan etmeliyim ki, bütün memleket ve cihan ne demek istediğimi kolaylıkla anlasın. Bu izahatımı yüksek heyetinize, hepinize bir soru yönelterek yapmak istiyorum, soruyorum:

Bizim kıyafetimiz milli midir'! (Hayır; hayır sesleri.)

Bizim kıyafetimiz medeni ve milletlerarası mıdır? (Hayır, hayır sesleri.)

Size iştirak ediyorum. Tabirimi mazur görünüz. Altı kaval üstü şişhane diye ifade olunabilecek bir kıyafet, ne millidir ve ne de milletlerarasıdır. O halde kıyafetsiz bir millet! Bu olur mu arkadaşlar? Böyle vasıflandırılmaya razı mısınız arkadaşlar? (Hayır, hayır, katiyen sesleri.) Çok kıymetli bir cevheri çamurla sıvayacak alemin gözleri önüne koymakta mana var mıdır? Ve bu çamurun içinde cevher gizlidir, fakat anlayamıyorsunuz demek isabetli midir? Cevheri gösterebilmek için çamuru almak elzemdir ve tabiidir. Cevherin muhafazası için bir mahfaza yapmak lazımsa onu altından veya platinden yapmak icap etmez mi? Bu kadar açık bir hakikat karşısında tereddüt caiz midir? Bizi tereddüde sevk edenler varsa, onların ahmaklığına ve bönlüğüne hükmetmekte hala mı tereddüt edeceğiz? Arkadaşlar, Turan kıyafetini araştırıp canlandırmaya mahal yoktur.

Medeni ve milletlerarası kıyafet bizim için çok cevherli, milletimiz için layık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz. Ayakta iskarpin veya fotin, bacakta pantalon, üstünde yelek, gömlek, kravat, yakalık, ceket ve bittabi bunların tamamlayıcısı olmak üzere başta siperlikli başlık... Bunu çok açık söylemek isterim; bu başlığın ismine şapka denir. Redingot gibi, bonjur gibi, smokin gibi, frak gibi, işte şapkamız. Buna caiz değil diyenler vardır.

Onlara diyeyim ki, çok gafilsiniz ve çok cahilsiniz ve onlara sormak isterim: Yunan başlığı olan fesi giymek caiz olur da şapkayı giymek neden olmaz ve yine onlara ve bütün m illetime hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel kisvesi olan cüppeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler! (…)

Arkadaşlar, bilhassa telaffuz ediyorum. Korkmayınız, bu gidiş zaruridir. Bu zaruret bizi yüksek ve mühim bir neticeye ulaştırıyor. İsterseniz bildireyim ki, bu kadar yüksek ve mühim bir neticeye ulaşmak için lazım gelirse, bazı kurbanlar da verelim. Bunun ziyanı yoktur.

 

KASTAMONU CUMHURİYET HALK FlRKASI'NDA NUTUK (30 AÖUSTOS 1925) / s. 292-296

Efendiler ve ey millet, iyi b iliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat. medeniyet tarikatıdır. (Sürekli alkışlar) Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kafidir. Tarikat reisleri bu dediğim hakikati bütün açıklığıyla idrak edecek ve kendiliklerinden derhal tekkelerini kapayacak. müridlerinin artık reşit olduklarını elbette kabul edeceklerdir.

(…)

İnebolu'da ve diğer bazı yerlerde söyledim. Bugünün meselesi gibi değerlendirilebileceğinden burada da bahsetmek isterim. Her milletin olduğu gibi bizim de milli bir kıyafetimiz varmış, fakat inkar edilemez ki, taşıdığımız kıyafet o değildir. Hatta milli kıyafetimizin ne olduğunu bilenler içimizde azdır bile. Mesela karşımda kalabalığın içinde bir zat görüyorum. (Eliyle işaret ederek) Başında fes, fesin üstünde bir yeşil sarık, sırtında bir mintan, onun üstünde benim sırtımdaki gibi bir ceket, daha alt tarafını göremiyorum. Şimdi bu kıyafet nedir? Medeni bir insan bu acayip kıyafete girip dünyayı kendine güldürür mü? (Hayır, güldürmez sesleri.)

 

ÇANKIRI'DA NUTUK (31 AGUSTOS 1925) / s. 298-

"Kıyafetin medeni bir şekle sokulması için kanun lazım değildir. Millet karar verir, yapar. Yalnız bir Diyanet İşleri Riyaseti ve bu makama mensup müftü, imam ve hatipler vardır. Bu sınıfa ait olan kıyafeti tanırız. Bu işlerle vazifeli olmayıp da haricinde kalanların aynı kisveyi giymeleri doğru değildir. Bu gibilerini kimse tanımaz ve kabul etmez.

Biz de medeni kisvenin bütün teferruatını kabul ettik. Bunu memurlar ve mebuslar lüzumu kadar tatbik ederek halka rehber olmalıdırlar. Tekkeler mutlaka kapanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, her şubede yol gösterecek kudrete sahiptir. Hiçbirimiz tekkelerin yol göstermesine muhtaç değiliz.

 

Atatürk'ün Bütün Eserleri (Cilt: 17 – 1924-1925), Kaynak Yayınları, 2005

 

Atatürk'ün Bütün Eserleri (Cilt: 18)

ŞAPKA GİYİLMESİ HAKKINDA BURSA'DA HALKA NUTUK (28 EYLÜL 1925) / s. 24-25     

Arkadaşlar! Bir zamanlar bu milletin başına fes giydirebilmek için şeyhülislamlar değiştirildi; fetvalar çıkarıldı. Şükrana ve övgüye değerdir ki, bugün milletimiz böyle hissiz, manasız, mantıksız vasıtaların hiçbirine ihtiyaç duymuyor. Bu gibi kılavuzlara ihtiyaç göstermiyor. Bizim kılavuzluğumuz ise milletimizden aldığımız ilhamdan başka bir şey değildir ve olamaz.

 

ŞAPKA MİTİNGLERİ YAPILMASI HAKKINDA BAŞVEKİL İSMET PAŞA'YA (30 EYLÜL 1925) / s. 29

Şapkanın İstanbul'da ve diğer şehirlerde henüz ekseriyetle memurlar kısmıyla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. 28 Eylül'de Bursalıların, herkes tarafından şapka giyilmesi hakkında yaptıkları miting ve bunun neticesinde alınan karar, şapkanın köylüler dahil bütün halk sınıfları arasında yayılmasını temin etmiştir. Her tarafta benzer mitingler yapılması faydalı görülmektedir.

Reisicumhur

Gazi M. Kemal

AKHİSAR TÜRK OCAGI'NDA NUTUK (l0 EKİM 1925) / s. 46

İnkılabın temellerini her gün derinleştirmek, takviye etmek lazımdır. Muhterem ahali, birbirimizi aldatmayalım. Medeni cihan çok ileridedir. Buna yetişmek, o medeniyet dairesine dahil olmak mecburiyetindeyiz. Bütün safsataları boş sözleri bertaraf etmek lazımdır. Şapka giyelim mi, giymeyelim mi gibi sözler manasızdır. Şapka da giyeceğiz, Batı'nın her türlü medeni eserlerini de alacağız.

Efendiler, medeni olmayan insanlar medeni olanların ayakları altında kalmaya maruzdurlar. Sevincimi, şükranımı tekrar ederim.

Atatürk'ün Bütün Eserleri (Cilt: 18 – 1925-1927), Kaynak Yayınları, 2006

 

Atatürk'ün Bütün Eserleri (Cilt: 20)

s. 352-353

Efendiler, milletimizin başında, cehalet, gaflet ve taassubun ve ilerleme ve medeniyet düşmanlığının alameti farikası gibi kabul olunan fesi atarak, onun yerine, bütün medeni alemce başlık olarak kullanılan şapkayı giymek ve bu suretle Türk milletinin medeni toplumlardan zihniyet itibariyle de hiçbir farkı olmadığını göstermek lüzumlu idi. Bunu, Takriri Sükun Kanunu cari olduğu zamanda yaptık. Bu kanun cari olmasaydı yine yapacaktık. Fakat, bunda, kanunun yürürlükte olması da kolaylık sağladı denirse, bu çok doğrudur. Hakikaten, Takriri Sükun Kanunu'nun yürürlükte oluşu, bazı mürtecilerin, milleti geniş ölçüde zehirlemesine meydan bırakmamıştır.

Atatürk'ün Bütün Eserleri (Cilt: 20 – Nutuk II, 1927), Kaynak Yayınları, 2007


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder