23 Ocak 2021 Cumartesi

Cumhuriyet Dönemi Din Devlet ilişkileri 3. Cilt

Hasan Hüseyin Ceylan - Cumhuriyet Dönemi Din Devlet ilişkileri 3. Cilt

 

Rize’de 15 Aralık 1925 Tarihinde Sekiz Alim Birden İdam Edildi

“Zorla şapka giymek istemiyoruz. Bizim sarığımız bize yeter” diyerek Rize Ulucami önünde toplanan halkın üzerine jandarmanın ateş açması sonucu onlarca müslüman şehit düşmüş ve 143 kişiden sekiz tanesi hemen Rize Ulucami önünde idam edilmişlerdir.”

Medreselerin kapatılması din eğiliminin her türlüsünün yasaklanması, Şer'iye Vekaletinin ilgası ve şeriat mahkemelerinin kaldırılmasıyla hemen her sahada dinin etkisinin müslüman halk nezdinde zaten belli oranda tepkiler meydana getirmişken, bir de 25 Kasım 1925 tarih ve 671 sayı ile "şapka kanunu" ve hemen abasından da 30 Kasım 1925 tarih ve 676-677 sayılı yasalarla Tekke Zaviye ve Türbelerin kapatılmasıyla halk nazarında haklı olarak “din elden gidiyor” düşüncesini gündeme getirmişti (s. 49).

 

Aralık 1925’ın ilk haftasında “şapka yüzünden” Erzurum'da 3.000 kişilik bir grubun üzerine askerlerce ateş açılması Maraş’ta Cami-i Kebir'e sığınan müslümanların cami içinde kurşuna dizilmeleri hemen her bölgede inanan insanların ayaklanmasını hızlandırmıştı.

Bu ayaklanmalardan bir tanesi de Aralık 1925’in ikinci haftasında meydana gelen Rize olayları idi.

Rize Ulu Cami imamlarından ve bölgenin en sevilen kişisi Hafız Şaban Hoca, Ulu Cami etrafında toplanan 1000 kadar kişiye, “Biz dinimize bağlılık isteriz. Akaid-i Diniye'ye hizmetkarlık isleriz, inanmayanlar inanmasın, fakat inananlara zulüm yapılmasın. Eğer bize zulmederlerse, biz de onlara zulmederiz. Tek isteğimiz sangımıza sakalımıza, cübbemize dokunulmasın. Şapkayı giyenler giysin, ama giymeyenler de hapse atılmasın...” diyerek bir hitabede bulunmuş ve o kalabalıkla birlikte hükümet konağına, oradan da jandarma karakoluna doğru yürüyüşe geçmişli.

Hatta Şaban Hoca ve Merkez Cami imamı Hafız Kamil Efendi bölgede çok etkin kişiler olduklarından bütün Rize ahalisi ve hemen hemen bütün köyler Şaban Hoca'nın istekleri doğrultusunda harekete geçmişlerdi.

Rize olayları bir haftalık bir zaman zarfında o kadar büyümüştü ve köylere kadar öylesine bir geniş alanda etkisini göstermişti ki hükümet halkı sindirmek için Rize Limanına dönemin en büyük savaş gemisi, Hamidiye Zırhlısını demirlemek mecburiyetinde kalmıştı.

Hamidiye Zırhlısı sık sık Rize'nin Bataniye bölgesine -ki Ulu Caminin bulunduğu bölgeye- doğru top atışları yaparak, halkın sindirilmesini sağlıyordu (s. 50).

 

15 Aralık 1925 tarihli Cumhuriyet Gazetesi ve Hakimiyet i Milliye, Rize olayları ile bildirdi:

"Rize'nin Bataniya bölgesinde Ulu Cami İmamı Hafız Şaban Hoca ile, Muhtar Yakup ve arkadaşları Rize’nin merkezinden ve çevre köylerden kalabalık bir halk kitlesini Ulu Cami önünde toplamıştı. Kalabalığa karşı dini bir nutuk irad eden Ulu Cami İmamı Şaban Hoca, "dinin elden gitmekte olduğunu, hükümetle din düşmanlığının baş gösterdiğini, herkesin şapka giymeye zorlandığını, giymeyenlerin hapisten-idama kadar çeşitli cezalara çarptırıldığını..." dile getirerek: "ayaklanma bu şartlarda vacip olur. Bütün bu yapılanlara karşı duyarsız kalmak dinimizce günahtır," diyerek kalabalık halk kitlesini galeyana getirip, hükümet binası ve jandarma karakoluna doğru yürüyüşe geçtiler. Hakimiyet-i Milliye'nin anlattıklarına göre hükümet binasını ele geçiren Şaban Hoca ve taraftarları: “Biz sadece dinimize bağlılık istiyoruz. Din düşmanlığı affedilmez bir suçtur. Biz herkes bizim dinimize girsin demiyoruz. Ama müslümanlara ve İslâm'a zulmedilmesine de asla müsaade etmeyiz!...” diyerek başkaldıran hemen herkesçe benimsenmesini sağlamışlardı. Ve nitekim öyle de oldu. 12 Aralık 1925 tarihine gelinildiğinde bütün Rize ve çevresi Şaban Hoca'nın ortaya koyduğu espri ile bütünleşmiş vaziyetleydi.

Ankara Hükümeti olayın çevre bölgelere de sıçrayabileceğini düşünerek bölgeye çok büyük bir askeri kuvvet göndermişti. Askerlerle halk arasında üç gün süren şiddetli silahlı çatışmalar meydana geldi ve yüzlerce Rizeli bu asker kurşunlarına hedef olarak canını kaybetti. Başkaldırı çok kanlı bir şekilde bastırılmıştı.

 

Sekiz Âlim İdam Ediliyor!

Çatışmalar sırasında ele geçen 143 kişi de hemen bölgeye yetişen gezici Ankara İstiklal Mahkemesine intikal ettirildi. Mahkeme olayda en çok imamların, şeyhlerin, hocaların ve özellikle de Ulu Cami İmamı Hafız Şaban Hocanın tesirinin olduğu kanaatine vararak 14 Aralık 1925 günü, bir günlük bir yargılama sonucunda 143 kişiyi çeşitli cezalara çarptırıverdi.

143 sanıktan 8’i hemen idama. 14 kişi 15'er yıl hapis. 22 kişi 10'ar yıl hapis, 19 kişi de 5 yıl hapis ve diğerleri de hafif cezalara çarptırılarak yargılama sona erdirilmiş oldu.

Mahkemenin, "bunlar İslâm devleti istiyorlar, hilafet bağlılığını arzuluyorlar, kendi şer düşüncelerine halkı da alet ediyorlar" diyerek idamına karar verdiği Rizeli sekiz kişi şunlardı (s. 51):

“Ulu Cami İmamı Hafız Şaban Hoca, Mahalle Muhtarı Tarikatçı Yakup Çavuş, İslahiye İmamı Hacı Hasan Efendi, Belediye Bekçisi Kadir Ağa, Rize Asli Mahkeme başkâtibi Hafız Osman Efendi ve kardeşi Avukat Hulusi Bey, Merkez Cami İmamı Hafız Kamil, Peçelioğullarından Mehmet ve Ahmet Arslan Çavuş kardeşler, Kamburoğlu Hafız Mehmet ve Nakşi Şeyhlerinden Şeyh Numan Sabit Efendi… / s. 52

 

 

Rehber Yayınları, Ankara, 1991


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder