23 Ocak 2021 Cumartesi

Sevan Nişanyan - Yalnış Cumhuriyet

Sevan Nişanyan - Yalnış Cumhuriyet

 

Şapka, alfabe ve medeni kanun gibi reformların, Batı uygarlığının teknik, ekonomik ve askeri gücüne olan muhtemel katkılarından ötürü benimsendiğini sanmak herhalde safdillik olur. Öyleyse bu reformların gerekçesi nedir?

(…)

Bu soruların cevabını, bir yandan kişi faktöründe, öbür yandan lslami kesime karşı girişilen siyasi mücadelede aramak gerekiyor (s. 295).

 

Atatürk'ün, "Batı kültürü" kavramından tam olarak ne anladığı, modern Türk tarihçiliğinin yeterince üzerinde durmamış olduğu bir konudur (s. 297).

 

"Laiklik" adı altında girişilen şey, bir tasfiye hareketidir: Milli Mücadeledeki ortaklığı sayesinde Osmanlı devletinde yüz yıldan beri sahip olamadığı bir güç ve ağırlığa kavuşan, devlet iktidarına ortak olan popüler İslamiyetin, siyasi sahneden silinmesi hedeflenmiştir.

(…)

Düşmanı çökertmek için seçilen yöntem, onun iaşe ve mühimmat kaynaklarına saldırmaktır. İslamcı siyasetin güç aldığı kaynak, Türk toplumunda derin kökleri olan dini kültürdür. O halde bu kültürün - örgütsel yapıları, dayanışma ve eğitim kurumları, literatürü, hukuku, ayırdedici simge ve kıyafetleri, gelenekleri, tarih bilinci, sanatı ve müziği ile birlikte - yokedilmesi gereklidir (s. 297).

 

Maksat, o halde, Batı kültürünü ilginç, güçlü ve güzel kılan şeyleri benimsemek değildir: siyasi nedenlerle düşman sayılan bir kesimin toplumsal dayanaklarını ortadan kaldırmaktır. İki hedef arasında mantıki bir ilişki bulunmaz. İslam kültürünü reddetmek, Batılılaşmak değildir. İkisi ayrı ayrı şeylerdir. Kemalist rejim Türkiye'de İslam kültürünün, İslami değer ve alışkanlıkların bir kısmını tahrip etmiş olabilir. Ama bundan Türkiye'nin Batı kültürüne yaklaştığı ya da Batı uygarlığına özgü fevkalade yaratıcılıktan pay almaya başladığı sonucu çıkmaz.

Nitekim "Batılılık" adına getirilen şeylerin olağanüstü yüzeyselliği, hatta anlamsızlığı oldukça erken bir tarihte farkedilmiş olmalı ki, 1930'lardan itibaren Tek Parti rejiminin ideolojik vurgusu artık "Batılılaşmak" değil, Ergenekon uygarlığının ihya edilmesine yoğunlaşacaktır.

1930'lara doğru Reisicumhurun söylemine hakim olan kültürel referans ise artık Batı değil, düşsel bir Orta Asya geçmişidir (s. 299).

Everest Yayınları, 6. Baskı, 2010


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder