21 Haziran 2010 Pazartesi

Baudelaire - Gülmenin Özü

Gülme, şeytansı, hınzırca bir şeydir; yani olabildiğince insanidir.
İnsandaki kendini yüksek görme düşüncesinin bir sonucu olarak vardır.
Gerçek şu ki, gülme öz olarak insansal olduğu içindir ki, gülme sonsuz bir yüceliğin ve aynı zamanda sonsuz bir düşkünlüğün imidir.
Sonsuz düşkünlük dediğimiz şey, mutlak varlık (tanrı); sonsuz yücelik dediğimiz şeyse hayvanlar karşısında algılanır. İşte gülmeyi bu iki sonsuzdan sürekli olarak ortaya çıkan düşüşler oluşturur.

Çeviren: İrfan Yalçın
İris, 97

Grek Felsefesi - Şema

1. İonialılar
1.1 Thales
1.2 Anaksimandros
1.3 Anaksimenes
1.4 Pythagoras
1.4.1 Timaios

2. Efesliler
2.1 Herakleitos

3. Elealılar
3.1 Ksenophanes
3.2 Parmenides
3.3 Zenon

4. Sokrates
4.1 Platon
4.1.1 Aristoteles
4.1.1.1 Karneades
4.1.1.2 Theophrastos
4.1.1.2.1 Yeni Platonculuk
4.1.1.2.1.1 Plotinos
4.1.2 Euklides
4.1.3 Cristippos

5. Leukipos
5.1 Anaksagoras
5.2 Demokritos

6. Şüpheciler
6.1 Phirhon
6.2 Timon

7. Sofistler
7.1 Protagoras
7.2 Gorgias
7.3 Hippias
7.4 Prodikos
7.5 Kallikles
7.6 Thrasymakhos

8. Stoacılar
8.1 Zenon(Kıbrıslı)
8.2 Kleantes
8.3 Khrysippos

Charles Taylor - Modernliğin Sıkıntıları

"Son insanların, rahatlıklarından başka bir beklentileri kalmamıştır yaşamdan."
Nietzsche
1) Bireycilik
2) Araçsal akıl
Öncelikli konumu teknolojiye verilen önem ve yarattığı atmosferde bu açıkça görülür.
Çevremizi kuşatan aygıtların gelir geçerliği (tüketim? probleminin konusu olarak) kalıcılık önündeki büyük engeldir.
3) Siyasal özgürlük
Bireysel bir özgürlük yok. Milli egemenlik tehdit altında.
Bunun nedeni insanın yönetim mekanızmasına sürekli olarak yabancılaşıyor olmasıdır.
- Bireycilikte "tanınma" gayreti.
- Öznelciliğin öne çıkışı
Postmodernizmi; retoriğin başarı için araç olarak öne çıktığını söyleyerek özetlemeye çalışan Habermas mantıksal tutarlılıkla da modernizmi işaret eder/savunur.

Anthony Giddens - Modernliğin Sonuçları

Anthony Giddens - Modernliğin Sonuçları

Modernliğin fırsat yönü en etkin biçimde toplumbilimin klasik kurucuları tarafından vurgulanmıştır.
Marx ve Durkheim modern çağı sorunlu bir dönem olarak gördüler. Modern çağın olumlu olanaklarının olumsuz yönleri örttüğünü öne sürdüler.
Weber ise modern dünyayı maddi ilerlemenin yalnızca bireysel yaratıcılığı ve özerkliği ezen bir bürokrasinin gelişmesi pahasına elde edildiği paradokssal bir ortam olarak görüyordu.
Faşizm, Yahudi soykırımı ve Stalinizm de modernliğin ürünü olarak görüldü.
Sosyolojinin kurucuları silah sanayiindeki modernleşmeyi tam anlamıyla görememiş ve modernliğin bu yönü karşısında kayıtsız kalmışlardır.
Kapitalizmin tanımına ilişkin; teknolojide ve insan faaliyetlerinin bürokratik biçimde örgütlenmesinde ifade edildiği biçimiyle rasyonelleşme, anahtar kavram konumundadır.
Birbirine tamamen ters iki filozof; Nietzsche ve Heidegger, modernliği tarihin bilginin rasyonel temellerinin tedrici biçimde temellük edilmesi olarak tanımlanabileceğini düşündüler.
Modernliğin üç ana kaynağı;
1) Zaman ve uzamnın ayrılması.
Sınırsız ölçekte uzam, zaman uzaklaşmasının bir koşuludur.
2) Yerinden çıkarma düzenekleri.
Toplumsal etkinliği yerelleşmiş bağlamlardan kaldırıp toplumsal ilişkileri geniş uzam-zaman uzaklıklarında yeniden düzenleme.
3) Bilginin düşünümsel temellükü.
Toplumsal yaşama ilişkin sistematik bilgi üretimi, toplumsal yaşam, geleneğin değişmezliklerinden uzaklaştırarak sistemin yeniden üretiminin bütünleyici bir parçası durumuna gelir.

Modernliğin kurumsal boyutları
- Gözetim
- Kapitalizm
- Endüstriyalizm
- Askeri dikta

Radikal modernizm
Bölünme ve dağılma duygusu yaratan girişimleri belirler.
Eşgüdümlü bir siyasal girişimi hem olanaklı hem zorunlu addeder.
Modernliğin yüksek etkili riskleri
- Totaliter gücün büyümesi
- Ekonomik büyüme düzeneklerinin çöküşü
- Nükleer çatışma -> Savaş
- Ekolojik çürüme -> Felaket

20 Haziran 2010 Pazar

Mukadder Yakupoğlu - Varoluşun Anlamı

Varoluş dilden ötededir, bu yüzden tanımlanamaz (!)
Sessizlikte varoluşun gerçeğine ulaşırız.
Bilgi, dil yoluyla oluştuğu için, varoluş bilgi alanının dışındadır. (s. 3)
Sözcükler ve şeyler buluştuğunda bilgi oluşur (s. 4/5)(soyut anlamları ne yaptık)
Dilin bittiği yerde ölüm vardır.
Şiddet, dilin yok olduğu anda varolur.
Şiddetin tek amacı ölümdür. (s. 6)
Tanrıtanımaz ben'in kendisine verildiğini reddeder. Böylelikle varoluş bir gerçeklik olarak algılanır, felsefe bu noktada başlar. (s. 7)
-> Sonsuz (Nietzsche)
-> Süreklilik (Bataille)
Ölüm -> erotizmin sürekliliği olarak kabul ediliyor,
Depresyon -> intiharın süreklilik kazanmış hali, (s. 9)
Kapitalizmin önerdiği -> mutluluk, tüketime bağımlıdır.
Nietzsche -> kalıpları içinde sıkışmış insanlarla konuşmak zaman kaybıdır (s. 18)
(kalıpları olmayan insan iletişim kurabilir mi)

Demokrasi = gürültü (s. 19)
düşünce, benliği parçalar (kalıpları parçalar)
Bilgi, iktidara endekslidir, bilgi kendini iktidar yoluyla kabul ettirir. (s. 34)
Varoluşun yaşama karşı en önemli eylemidir yazmak. (s. 40)
İç organların tüm çabası, yaşamı mümkün hale getirmektir (bak seeen)
Sefalet, varoluşun özüdür.

Bedenin kırılganlığı korkuya yol açar. (s. 51)
Yaşam, ölüme direnen güçlerin toplamıdır.
Xavier Bichat

Korkuyu yok eden olgu kayıtsızlıktır. (s. 59)
Korku inanca, inançda köleliğe yol açar. (s. 60)
Varoluşun anlamı -> sevgi
Yaşam -> Erotizm -> Ölüm (Bataille doğrusu)

Erotizm, varoluşun depresif yapısıyla özdeşleşerek sonsuz düşünceyle dinamik bir alış-verişe girer.
Erotizmin özü uyumsuzluktur. (s. 84)
Saldırganlık, sahip olma güdüsünün sonucudur.
Aşktada sahip olma güdüsü egemendir. (s. 84)
Devlet, iyi yaşayan azınlığı korur.
(buna karşılık) Terör, iyi yaşayanları kurban olarak seçer. (s. 109)
İnsan maddeye sahip olduğunu zanneder ne ki madde insana sahip olur. (s. 129)
Delilik, isteğin aklın boyunduruğundan kurtarılması deneyimidir. (s. 131)
Bilginin yaratıcısı insan dönüşüme uğrayıp bilgisinin nesnesi haline gelir. Foucault'ya göre bunun adı modernizmdir.
Kelimeler ve şeylerin buluşup bilgi olabilmesi için gerekli olan ortak mekanın adı episteme'dir.
Bataille'in iç deneyimlerinin uyarıcısı korkudur. (s. 173)
Varoluş, bilginin bittiği yerde başlar. Bilgisizlik, iç deneyim alanıdır.
Kurban etme, zır kutupların birleştirilmesidir.

Ankara, 95