3 Ocak 2018 Çarşamba

Adem'in Cennetten Yeryüzüne İnişi

Adem'in Cennetten Yeryüzüne İnişi
Yazarı: İbrahim Görener

Bakara suresinin ilk 29 ayetinde, Kur’an’ın kendisine güvenerek hükümlerine sığınanlar için yol gösterici bir kitap olduğu ifade edilmekte; ona inanan ve inanmayan insanların davranışları anlatılmaktadır.

Halife, sözlük anlamı itibariyle birinin yerine geçmek, ardından gelmek anlamına gelmektedir.

O, yeryüzünde bir halife tayin edeceğini meleklere söylemektedir.

Ayetten anladığımız kadarıyla meleklerin bildiği iki şey vardı. İnsanlar bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecektir.

“Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükâfatlandırır. Onlara şöyle denecektir: “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.” (76. İnsan, 12, 22)

Adem’in, cenneti hak ederek girmemiş olması,
Cennet nimetleri sınırsız olmasına rağmen Adem’e bu nimet kısıtlanmış,

Adem Cennette halife değildi. Öyle olsaydı Allah Adem’den yeryüzünde değil Cennette de “halife”lik beklerdi.

Onun Cennette yaşadığı deneyim bütün insanlığın deneyimidir. Her bir fert, şeytanların vesvesesiyle Allah’ın isteğine muhalif hareket edebilmekte, bunun bilincine varınca büyük bir pişmanlık ve utanç duymakta ve Rabbine tekrar sığınmayı arzulamaktadır.

Ayette Allah’ın meleklere hitaben “Haydi, bilebiliyorsanız bunların isimlerini bana söyleyin.” İfadesinin mefhumundan da anlaşılıyor ki isimleri sorulan şeyler (müsemma) var olan şeylerdir. Çünkü müsemma işaret zamiri ile anlatılmaktadır.

Ayette asıl altı çizilen husus, hisler aleminde bulunan bazı nesnelerin isimlerini –gaybî bilgiden dem vuran- meleklerin bilememeleri, öte yandan meleklerdeki mevcut bilgiye göre fitne çıkarıp kan dökecek bir mayası olan Adem’in bunları bilebilmesidir. Ayetteki temel vurgu ise “Allah kime öğretirse o bilir.” hükmüdür.

Adem yaratılmıştı ama henüz halife olarak görevlendirilerek yeryüzüne inmeye hazır değildi. Meleklerin itirazı da buna işaret etmektedir.

O, yeryüzüne inecek, nesli türeyecek, o ve çocukları Cenneti kendi eylemleriyle hak ederek sonsuza deyin kalmak üzere oraya gireceklerdir.

---

Görener, İbrahim. Adem'in Cennetten Yeryüzüne İnişi, Bilimname Dergisi, Cilt: 2010, Sayı: 1, s. 39-53


Kur'an'a Göre Hz. Adem'in Serüveni

Kur'an'a Göre Hz. Adem'in Serüveni
Yazarı: Gürbüz Deniz

(Adem) Arapça asıllı olan bu kelime, “yeryüzü” anlamına gelen, “edimu’l-ard”dan türemiştir.

Sümer dilindeki, “adamu=babam”, Asur-Babil dilindeki “adamu=yapılmış, çocuk, genç” veya Sabiî dilindeki “adam=kul”dan geldiği ileri sürülmüştür.

İbranice “adamah=toprak, yeryüzü” ve eski doğu dillerinde “Adam” kelimesinden; yani “yerden” veya “yere ait, insan insanlık” anlamlarına geldiği de rivayetler arasındadır. Adem kelimesinin ayrıca “ülfet” anlamında “edmi” ve “edme” sözcüklerinden türetildiğini ifade eden hadisler de bulunmaktadır.

…insanlar arasındaki üstünlük İslam’da sadece takva ile sınırlandırılmıştır.

Halife kelimesinin kök harfleri, “H-L-F” olup sözcükte arka manasına gelmektedir. Halef ise başkasının yerine geçen, bulunduğu bu makamı halefinin ardından işgal eden kimse demektir. Böylece yerine geçtiği kimsenin yürüttüğü işi yürüten kimseye halife denir.

Ayetin ifadesiyle melekler, Adem kadar eşyayı bilmedikleri/akledemedikleri için eşyayı/varlığı Allah adına kullanmaları da mümkün görünmemektedir. Eğer dünyadaki varlığı bilmeden birileri dünyadaki varlık üzerinde tasarrufta bulunursa bu durum, ne âlemde düzen bırakır ne de varlıkta hikmet barındırır.

Adem ve Havva yaşadıkları yerin ebedi bir yer olmadığını biliyorlar. Şeytan da buradan hareketle onları kandırmaya çalışıyor.

Adem ne ise diğer insanlar da odur. Günah işleyecek ve bunun neticesinde de ya tövbe edip eski konumunu kazanacak ya da İblis gibi diretip cehennemi hak edecektir. Hz. Adem ve Havva’nın yaptıkları biz insanların her gün yaptığımız işlerdendir.

İblis, Allah’tan Adem’i ve oğullarını kıyamete kadar saptırmak üzere izin istedi.
“Dedi ki ben Senin (Allah’ın) dosdoğru yolunun (sırat-ı müstakim) üzerinde oturacağım ve kullarını saptıracağım.”(Araf,7/16)
Çoğu zaman insanlar sırat-ı müstakim üzerinde olduklarını iddia ederler. Bu iddianın doğruluğu, yapılan işin Kur’an’a uygun olup olmadığının sürekli testinin yapılmasıyla mümkündür. Bunun için de Kur’an’ı bilmek büyük önem arzetmektedir. Bilmediğim bir şeyi sözüme ve fiilime ölçü yapamam.

Hz. Adem ve eşi, İblis’in iğvasına yenik düşüyor büyük pişmanlık duymaya başlıyorlar Fakat içlerinde biriken duyguları hangi kelimeler ile ifade edeceklerini bilmiyorlar. Veya bildikleri kelimeler pişmanlıklarını ifade etmede kifayetsiz kalıyor. Bunun üzerine Yüce Allah, Adem’e kelimeler ilka ederek, onun kendisine karşı duyduğu pişmanlığını ifade etmesine imkân tanıyor. “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (Araf 7/23)

Adem de İblis gibi kovulmuştu. Ama Adem, pişmanlık duyunca affedildi (yapıp ettiklerinin sorumluluğunu yüklendi ve af diledi), diğeri ise kendi varlığının Allah’ın emrinden daha kıymetli olduğu zehabına kapıldı ve ebediyen ilahî rahmetten kovuldu.

Adem’i bilmek, insanın menşeini bilmektir. Diğer taraftan Adem’i tanımak bilginin kaynağını, varlığını ve insanın meydana geliş tarzını da bilmek demektir.
---

Deniz, Gürbüz. Kur'an'a Göre Hz Adem'in Serüveni, Journal of Islamic Research, Cilt: 22, Sayı: 2, 2011, s. 89-105

26 Aralık 2017 Salı

Türkü: Budin Türküsü

Ötme bülbül ötme, yaz bahar oldu
Bülbülün figanı bağrımı deldi
Gül alıp satmanın zamanı geldi
Aldı Nemse (Nemçe) bizim nazlı Budin’i

Çeşmelerde abdest alınmaz oldu
Camilerde namaz kılınmaz oldu
Mamur olan yerler hep harâb oldu
Aldı Nemse (Nemçe) bizim nazlı Budin’i

Budin’in içinde uzun çarsısı
Orta yerde Sultan Ahmet Camisi
Ka’be suretine benzer yapısı
Aldı Nemse (Nemçe) bizim nazlı Budin’i

Budin’in içinde serdar kızıyım
Anamın babamın iki gözüyüm
Kafeste beşli kınalı kuzuyum
Aldı Nemse (Nemçe) bizim nazlı Budin'i

Cephane tutuştu aklımız şaştı
Selâtin camiler yandı tutuştu
Hep sabi sübyanlar ateşe düştü
Aldı Nemse (Nemçe) bizim nazlı Budin’i

Serhatler içinde Budin’dir başı
Kan ile yoğrulmuş toprağı aşı
Çerkeş Alemdardır şehitler başı
Aldı Nemse (Nemçe) bizim nazlı Budin’i

Kıble tarafından üç top atıldı
Perşembe günüydü güneş tutuldu
Cuma günüydü Budin alındı
Aldı Nemse (Nemçe) bizim nazlı Budin’i 

19 Aralık 2017 Salı

Şiir: Emin Bülent Serdaroğlu - Kin

Kin

Göster sema-yı mağribe yüksel de alnını,

Dök kalb-i saf-ı millete feyz-i beyanını!


Al bayrağınla çık, yürü sağken zafer nüma,

Bir gün şehit olunca sen, olsun kefen sana!


Ey makber-i muazzam-ı ecdadı titreten,

Düşman sadası, sus, yine yükselme gölgeden!


Kafir! Hilal-i rayet-i İslam'a hürmet et,

Toplar boğar hitabını dağlarda akıbet!


Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini,

Binlerce can dirilse de nakletse geçmişini!


Garbın cebin-i zalimi affetmedim seni,

Türk'üm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi!


Ben şurezar-ı kalbimi kinimle süslerim,

Kalbimde bir silah ile ferdayı beklerim.


Kabrinde müsterih uyu ey namdar atam!

Evladının bugünkü adı sade intikam!

11 Aralık 2017 Pazartesi

Şarkı sözü: İlhan İrem - Sekiz Bulut Dağının Prensesi

Havada uçuyordu
Duvarlardan geçiyordu
Elverdi şatlup & ışıktan geçti
Maya ağacının kökleri üzerinde melaikeler bekliyordu.

Odalarına gir cennet yüreğinin
Yıldızları yad et birbir.
Gecenin derinliklerinde anahtarlar şıkırdar
Hava kızları raksederler

Sis & gökyakutlarda
Sis & rüyalarda
Sis & yasak meyva
Sis & dudaklarda

Hüzün & yüzyıllar boyu
Tövbe & günahlara
Veda & zehirli elma
Gonca & dudaklarda

Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden
Sekiz bulut dağının prensesi
Mevsimlik heveslerini dökmüş çiçeklerin ecesi
Olan olmadı biten de bitmedi.

Gizli bahçelerde lirik bahar senfonileri
Geçmiş - an ve gelecek
Varolmuş ve olacak
Havadis avcısı adamotları topladı kehanet ırmağının kıyılarından

La mekan ! la kuyud !
Salamender'in tılsımı ateşte.
Tozdan geldin toza dön !
Ayna krallığının sihirli tacı görünmez oldu.
Kum yatağında kum. dikenler parçaladı avuçlarını
Silinip gitti.
Yüzü önce & sonra elleri & ve sonra tebessümü bile unutuldu.

Hırs akrebi vahşice kanırttı acımasız, meşum
Kim daha yükseklerde o mu ben mi ?
Başında kainatın sarkacı
Geçmiş - an ve gelecek
Varolmuş ve olacak.

Sekiz bulut dağının prensesi
Mevsimlik heveslerini dökmüş
Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden