6 Aralık 2018 Perşembe

Necati Demir - Trabzon ve Yöresi Ağızları


Necati Demir - Trabzon ve Yöresi Ağızları

1. Ağız grubu: Beşikdüzü, Şalpazarı bölgesi
Bu bölge Çepni ağızlarının doğu ucu, (s. 109)

Özellikleri
R, N sesleri “nazal n” sesine dönüşür
V sesi “ğ” veya “y” sesine dönüşür
İç sesteki ğ, k sesleri çoğunlukla düşer / söylenmez (?)
Ses düşmesi olduğu durumlarda ünlü uzaması görülür: Ağa / aâ

G, Ğ, H, K ünsüzleriyle biten sözcükler ek aldıklarında son sesteki bu sesler de düşmektedir.

Düzlük yuvarlaklık uyumu bu bölgede çok zayıftır.

Ünlü düşmesi: Ne oldu / noldu

Ünsüz düşmesi: Düğün / düün

Ünlü türemesi: Recep / irecep

Tonlulaşma: Kabak / gabak

Sızıcılaşma (Ğ / Y): Eğilim / eyilim

“R” sesiyle biten sözcük “l” ile ek aldığında “r” sesi “l” sesine dönüşür: Geliyorlardı / geleyollardı

“H” sesi iç seste sıklıkla yutulur: Mahalle / maâlle

Son sesi “n” olan sözcük “l” ile ek aldığında “l” sesi “n” sesine dönüşür: Alışkanlık / alişkannuk

Zamirler yönelme eki aldıklarında hece kaynaşması oluşur: Bana / baâ, bağa; sana / saâ, sağa

2. Ağız grubu: Akçaabat’tan itibaren ilin doğusu ve güneyinde görülen ağızlardır.
Uzun ünlüler bu bölgede görülen en belirgin özelliktir: Düğün / duun

L, M, N, R, Y seslerinden ikisinin arasında kalan ünlüler kalınlaşır: Gelir / celur; alır / alur, alu

Sözcük sonundaki I, U, Ü sesleri hemen her durumda “İ” sesiyle karşılanır: Kuzu / kuzi; karı / kari; ütü / uti

Düzlük yuvarlaklık uyumu bu ağız yöresinde de pek görülmez: Birincilik / birinciluk; yalnızlık / yalağuzluk

Ünlü düşmesi: İmece / meci

Ünlü türemesi (R, L sesleriyle başlayan sözcüklerde görülür): Limon / ilimon

Halk Kültürü
(Şalpazarı)
Hayvancılık, gurbetçilik
Tarım: patates, mısır

1 Mart: eve bir koç getirilir, yıl uğurlu gelsin-geçsin diye

5 Abril: bugünden sonrası vade yelidir. Vade Yeli hikâyesi (s. 9): Kış kıyamet, adam zorda kalmış, komşusuna gidip yiyecek istemiş, komşu zalim bir Yahudi, yiyecek verecek ama karşılık olarak adamın kızını istiyor. Adam evine dönüp durumu kızına anlatmış. Kız o gece sabaha kadar dua etmiş, kar-soğuk gitsin, havalar açsın, bu müşkülden kurtulmak, nasibinin Yahudinin kapısından kesilmesi için dua etmiş. Sabah olunca bakmışlar ki kar kalkmış, hava açmış. Hayvanlar otlamaya çıkmış. Bereket müjdeleyen bu manzarayı görünce dert sıkıntı kalmamış…

Erlik keçisi efsanesinde kadın 9 çocukludur. Yaylaya çıkarken birini ağaç kovuğunda bırakır. Diğer 8 çocuk yayladaki fırtınada kırılır. Geri dönerken bebeğini bıraktığı yerde bulur. Meğerse bir keçi yavruyu bakıp büyütmüş…
(s. 10) Yörede yaşayan Bayraktar ailesinin atalarının başından geçmiş bu olay, bu nedenle keçi avlamaz, keçi eti yemezler.

Köy fırını: 3x3 metre, üzeri kubbeli, bir cephesi açık, kubbenin altı kapalı, murada mısır unu kurutuluyor.

Giyim
Fistan üzerine kuşak sarar, bunun da üzerine peştamal giyer/sarar. Üstlük olarak gömlek giyilir,
Eskiden gelinler için özel bir kıyafet yok, fes, çember sarar, üzerini süslerler,

Mart ayında tarlalar bellenir, sonra kazar tohum ekersin,

Un helvası: mısırunu yağda kavrulur. Üzerine şerbet ilave edildikten sonra top haline getirilir.

Bayramlarda keşkek yapılır. Buğday ve fasulye haşlanır, haşlanmış et bunların üzerine ilave edilir.

İçecek olarak komposto tercih edilir,

Hıdırellez’de eve yeşillik sokulmaz, eline yük ipi (dırmaç) almazlar,

(Beşikdüzü)
Armut ve dut pekmezi yaparlar

Beyaz gelinlik yoktu eskiden, kırmızı bir elbise giyinirdi gelinler (s. 45),

Kazma, bel, kürek, tırpan, dırmaç, sepet, çay makası, orak, girebi, şelek, gelberi…

Mart 9, kabak dikerler,
Mart 18, fasulye ve mısır dikilir (s. 51),

Abril 5, bu tarihten önce ekin ekilmez,

Eylül, hac ayı,
Ekim, darı ayı, hayvancılık yapanlar bu aya koç katımı derler

Kiraz ayının 7’si denize gitme/girme zamanı (s. 52)

Veterinerlik: hasta hayvana tuz yalatırlar, suyuna tuz atarlar

Hekimlik: Dolama, damarotu ateşte soldurulup parmağa sarılır.
Eldeki çatlaklar için doruk ağacının zifti ellere sürülür.

Çeyiz için nakış, dantel hazırlanır. Masa örtüsü, çember, oya, patik çeyizde bulunur

Çocuk deliklikayadan geçirilirse yürümeye başlar,

Çocuğa meme vermeden kulağına ezan okunur,

Masır: Peştamal tezgâhı

(Tonya)
Askere gidecek olanlar için akşamüzeri horonlu, kemençeli eğlence tertip edilir.
Kalandar kırma: Şanslı bilinen kişi sabahtan çağrılır kalandarı kırsın diye… O gün kapı açılmayacağı için dışarıdan gelen kişi usulca ses eder içeriye,

Ğodiş: mısır / koliva

Armut çeşitleri: Hamza armudu, bal armudu, kasap armudu, eğri sap armudu, bambuğap armudu

Cenazelerde ağıt yakılır, birinin yorulup sustuğu yerde diğer bir kişi ağıda devam eder.
Cenazelerde fakir kişilere para dağıtılır.
Cenazeden sonra akşamları Kur’an okunur. 3. gün mevlit okutulur. 40 veya 52. günde de mevlit okutulur.

Hayvancılık ve bahçe tarım başlıca geçim kaynakları…

(Düzköy)
Veteriner: Hasta inek için çalı ve tavuk pisliğiyle tütsü yapılır,

Tarım ve hayvancılık yaygın
İlçede kireç taşı da bolca mevcut,

(Akçaabat)
Fasulye, mısır, tütün, fındık, gurbetçilik
Şeker fasulye: Beyaz fasulyeye deniyor

(Maçka)
Kalandar’da mısır pişirilir / haşlanır. Çörek, kek yapılır. Çocuklar yüzleri maskeli gezerler evleri, Eskiden kapı önlerini kazarlarmış; ya öleceğiz ya bize bir hediye diyerek, evden içeriye girip başlarlar horon oynamaya, hediyelerini alınca giderler.

Güneş Duası (s. 191)
Kusguzara
Yaylada daha çok çobanlar yapar bunu. Üç beş genç dua / tekerleme söyleyerek kapı kapı dolaşır, un, yağ, peynir tedarik ederler. Evden hediye aldıktan sonra, ev sahibi ocaktan aldığı birkaç parça közü, havaların ısınmasına-güneşin açmasına niyetlenerek- bunların ardından avluya atar. Sonra bunu pişirip (Kayağana – Kuymak) yerler.

Yazlık köyü – komşu köy – kızara köyü – Hazardan gelme Yahudiler varmış buralarda,
Mübadele zamanı bunlar din değiştirip Müslüman olmuşlar, Davut yıldızını taşımaya devam ederler (s. 203),

Kalandar eskiden yokmuş, Rus işgalinden sonra çıkmış bu adet (s. 209).

Hekimlik: Kuduz düğünü, ısırılan kişi, ısırıldığının 40. gününün akşamında sabaha kadar uyutulmaz, aksi halde, eğer uyursa kuduracağı düşünülür, onu uyutmamak için eğlence tertip edilir, horonlar oynanır (s. 209-210).

Kurt dede: Dedenin dedesine, veya ismini bilinen eskilerden en eski kişinin babasına denir.

Kalandar ezgisi
Şekerim var ezilecek
İnce tele dizilecek
Bekletme hanım yenge
Çok yer var gezilecek (s. 210)

Dört yol ağzında ateş yakıp ateşin üstünden atlarlar.
O gece muradını görmeye niyetlenip uyurlar. Niyetlendikleri için olup olmayacağını görecekleri rüyaya göre yorumlarlar.

(Ortahisar)
Düğün yemeği; tatlı, sütlaç, sarma, pilav, çorba, fasulye turşusu / yemeği…

(Yomra)
Küçük 11, eğri gündür, 1 sene boyu yaptığın kötülüklerden arınmak için 1 tane beyaz fasulye suya atılır, su fasulyeyi nasıl alıp götürürse yapılan kötülüklerin de aynı böyle gideceği umulur (s. 237).
O gün zifaf olmaz, yoksa çocuk eğri doğar.

Kömür: kuyu kazıp içine odun doldurup yakarlar. Odunlar kömüre dönünce ateşi söndürürler. Kömürü, ya satarlar ya da kışlık olarak saklarlar.

Gelin almaya kemençe ve of kavalıyla giderler.
Geçim: ağırlıkla hayvancılık ve bahçe tarımı, mısır ekilir, yaylacılık yapılır, gurbetçilik ve madencilik yapılır.
Maden köyü: Gelin taşı denilen yerden su çıkar. Bu sudan şifa ararlar.

(Arsin)
Abril 7, Gelin kayaya giderler (Üçpınar köyü), taşın üstündeki gölün suyu ellerin çatlaklarına iyi gelir. Şifalı su diye buraya gidenler çoktur (s. 261).

Kutlik otu: sütlü bir ot
Töş otu: turşusu yapılır
Tiken ucu: turşusu yapılır

Yolaç köyünde gelin kayası var, efsaneye göre gelin haber eder kaynanasına, ben gelene kadar evi terk et, diye. Kaynana beddua eder, gelin oracıkta taş kesilir (s. 265).

Çorap, kuşak, patik dokuyup satarlar.

Kendirden dokunan bezlerden kesilen pantolona şal pontul derler.
Küçük 7 ve Mayıs 7’de şifalı sulara gidilir (s. 268).

Seyirlik oyunlar
Biri sırtına post giyinir, diğerleri davul zurna çalar, post giyinen oynamaya başlar. Elindeki cecimle seyircilerinden hediye ister (ceviz, fındık vs.), Sınır çizerler kendi aralarında, güya sınır anlaşmazlığı yaşarlar ve tartışıp kavga ederler.

Damarca yaprağı vara, lahanaya benzer, yemeklerde kullanılır (s. 271).

Köy fırını: geceden sac yahut pileki içine konulan ekmeğin üzeri kapatılır ve bunun da üzeri külle veya fındık zülfüyle örtülür. Ekmek sabaha kadar pişer.

(Araklı)
Fındık ve hayvancılık başlıca geçim meşgaleleri

Değirmenci, öğütmek için bedel olarak undan bir miktar alır. Bunun ölçüsü 1 kebiçtir (s. 281).

Pilekide pişirilen ekmeğin altına lahana yaprağı serilir, böylece hamur kaba yapışmaz.

Araklı, Erenler köyünde Beşiktaş var, geline ah etmişler, o da orada elinde beşiğiyle taş kesilmiş.

Kilim dokunurdu eskiden. Erkekler dahi çorap örerler,

Mayıs 7, hava iyiyse derelere gider, çocukları yıkarlar (s. 295),

Düğün, geline eve girer, odasına geçer, kaynana su dolu tasın içinde bir yüzükle gelinin yanına varır. Gelinin elini yıkar, yüzüğü parmağına takar. Bundan sonra gelinin kucağına çocuk koyarlar. Sonra damat gelir, kızın yanına oturur. Davetliler gelip takılarını verirler (s. 304-305).

Ayı ile Geyiğin Masalı (s. 329)

(Köprübaşı)
Orak ayı, biçin ayı / zemheri, sığır koyan (sığırları ahıra koyuyorlar bu ayda, bu nedenle sığır koyandır adı.

Kalandarın ilk 6 günü ve önceki ayın son 6 günü gün sayılır.

Kalandar,
Gece kapıya gelenlerin tanınmayacak şekilde kılık değiştirmeleri önemlidir. Ev sahibi kapısına geleni tanırsa hediye verilmez.

Koban: Kendir döven değirmen çarkı

Kırklama: 41 kaşık su, lohusanın başından aşağıya dökülür.

---
3 Cilt, Gazi Kitabevi Yayınları, Ankara, 2006

Oktay Belli - Trabzon'da Türk Bakırcılık Sanatının Tarihsel Gelişimi


Oktay Belli & Gündağ Kayaoğlu - Trabzon'da Türk Bakırcılık Sanatının Tarihsel Gelişimi

İran’ın kuzeyinden gelen kervan yolu Zigana’yı geçip Trabzon’a iner, Suriye’nin kuzeyinden ülke topraklarına giren bir başka kervan yolu yine Trabzon’a iner. Limana gelen gemiler Karadeniz’in batısı ve kuzeyinden eşyalar getirir. Böyle bir ticaret noktasıdır Trabzon (s. 1)

Bölgede maden yatakları metal işçiliğinin gelişmesi neticesini vermiş,
Tel haline getirilen altın ve gümüşten yapılan örgü biçimindeki hasır bilezikler, Trabzon bileziği adıyla meşhur olmuştur (s. 1).

Zengin orman örtüsü dülgerlik zanaatının gelişmesini sağlamıştır.

Şebinkarahisar’dan çıkarılan şap, yüzyıllar öncesinden ihraç malı olarak bilgeye katkı sağlamıştır.

Trabzon’un güneybatısında missyoniklerin pirinç imal ettikleri eşyalar meşhur. Ergiyen bakırın içine % 20 oranında çinko ilave ederek pirinç elde ediyorlardı. Özellikle su taşıyan eşyalar için pirinç tercih ediliyordu (s. 8)s.

F. B. Pegolotti / Ticaret ajanı / 1335’te Trabzon’da

Cevhername / Mehmed Bin Mansur / Doğu Karadeniz’in bakır madenlerinden söz eder.

Osmanlı dönemi / bakırın askeri alanda bronz top dökümü için kullanılması, bakır üretimini daha da arttırmıştır (s. 25).

Trabzon’da bakırcı, kazancı, dökümcülerin oluşturduğu iş kolu öncelikle şehrin ve çevre illerin ihtiyaç duydukları eşya ve kapların üretimini yapmıştır.

Harp zamanlarında ordu ihtiyaçlarından dolayı hammadde İstanbul’a tophaneye gönderilir, bu durum zanaatkârların üretim için bakır bulmasını zora soktu.

1486’da Trabzon’da Müslüman nüfus, toplam nüfusun: % 19,22’si
1523’te (…) : % 14,32’si
1553’te (…) : % 46,72’si (s. 36)

16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Trabzon’daki en yaygın meslek dalı bakırcılık (s. 37).

Mesleğin icracıları ağırlıkla Hıristiyanlar (s. 40)

Isınma / Trabzon mangalları

Şehrin bakır ve kazan ustaları daha sonra başka illere giderek mesleklerini oralarda icra etmişlerdir.

19. yüzyılda bakır işçiliği halen en önemli işkoludur. Ancak artık bakır madenlerinin birçoğu kapatılmış ve hammadde yurtdışından gelmektedir (Cuinet). (s. 44)

İşgal yıllarında (1916-1918) şehirlerdeki bakır eşyalar yağmalandı

Mübadele ile Yunanistan’a gönderilen Rum bakırcıların birçoğu Selanik, Atina ve Yanya’da mesleklerini icra etmeye devam ettiler (s. 45).

Bakır eşyanın formu değişmeden yüzlerce yıl üretilmiş…
Eşyalar gösterişli değil, tasarımları sadedir, işlevsellik ön plandadır.

Üretilen eşyaların biçim bakımından bölge mimarisiyle uyumlu olduğu tespit edilmiş, ibrik ve güğümlerin gövdelerini kilise, cami vs. ye benzetmiş (s. 49)

Güğümler
Trabzon testisi: yuvarlak gövdeli ve kısa boyunludur. Keramik kap gövdelerine benzer (s. 50).

Stemli: Sivri kapaklı, dar boyunlu, geniş gövdelidir. Su taşımada kullanılır.

Trabzon güğümü: Ağız kısmında gaga biçimli su oluğu vardır. Kapağı sivri değil, gövdesi düz, geniş değil.

Kelkit güğümü: Bayburt’ta üretilirdi. Boynu silindirik, gövdesi şişmancadır.

İbrikler: Su oluğu ince güğüm ve testi formundadır. Doğu Karadeniz’de Giresun İbriği namıyla tanınır (s. 53).

Bakraç,

Halkosuplar: Yuvarlak gövdeli, geniş kısa boyunlu, kapaklı ve saplıdır. Bu kaplarda yemek de pişirilir. Bu yüzden kapaklarında delik bulunur.

Maşrapa: Uzun boyunlu, yuvarlak gövdeli ve saplıdır.

Mangallar: Ters üçgen biçiminde, sadece bakırdan yapılırlar. Kapakları yoktur ancak kullanılırken üzerlerine sac örtüldüğü görülür.

Kazanlar: Tutma kolu üstte olur. Böylece ateşlik zincirine asılabilir. Büyük boy olanlarına yal kazanı (lahmi kazani) da denir.

Tavalar: Hamsi tavaları kapaklı yapılır.
Tutma yerleri demirden yapılabilir (s. 59).

Tencereler, Sahanlar, Taslar, Hamur tekneleri
…
---
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2002

Takvim Kitabı


Takvim Kitabı

Kaşgarlı, Türklerde haftanın günün adı yok...
Bunlar İslamlıktan sonra bilindi (s. 6).

Eski Uygur dilinde Sogdca kökenli hafta tanımı var: Paxar / yetti / Pagarla

Harezm dilinde hafta / F. Haft
Kıpçak dilinde hafta / kalın seslilerle okunur: Hafta (s. 7-8)

s. 25 vd.
Akşam ile sabah arasında: Uzun kış geceleri için: Bubaş, obaş, arabaş

Obaş: Gecenin sabaha yakın vakti: Sahur
Bubaş: Akşamdan hemen sonra, yatsıdan önce
Arabaş: İşaret ettiği vakit belirsiz...

Tarih: Samitik: t.r.h. kökünden geliyor. Manası “ay”
Dolayısıyla tarih, ayın tarifi demek

s. 37 vd.
Ay adları kültürlere göre değişir.
Aynı tarih dilimini komşu iki köy farklı adlarla tanımlayabilir.
Ay adlarına o dönemde yapılan, yaşanan işlerden biri yakıştırılabilir.

Kaşgarlıya göre yılın ayları nevruzda başlar (s. 41).

Ay adları (s. 48 vd.)
Ocak: Tr. Ocak / fırın
Şubat: Sami. Şebat, şabat
Mart: Mars / Yn. / L. Martios/Martius
Nisan: Sami. İlk, birinci manasında
Mayıs: Yn. Maios / L. Maius magia, bereket tanrıçası
Haziran: Süryanice. Sıcak manasında
Temmuz: Akadca. Tammuz / Sümerde dumuzi, eril bereket tanrısı
Ağustos: L. Augustus, arttırmak, büyütmek
Eylül: Aramca. Elûl / Akad. Elul / Bağbozumu. Süryanice. Üzüm ayı
Ekim: Tr. Tohum ekiminden
Kasım: Süryanice. “bölen, ayıran” anlamında
Aralık: Tr. İki ay arası

Halk Takvimi
İlkbahar / Nevruz
Nevruzda doğan kuzular Hıdırellezde kesimlik olurlar.

Koçkatımı: Koçların boynuzlarına elma takarlar, yazma bağlarlar
Koçun sırtını boyarlar. Koçu sürüye katarken silah atarlar.
Koçun boynuzu yoksa elmaları ipe dizip koçun boynuzuna asarlar.

Mart dokuzu: Ekinoks / Nevruz

Aralık / Hustiyar, Hustiyanar
Hustiyar / Hustiyanar / Husreyinar / Husyana / Histiyanar / İstiyanar
Rum ortodoks kilisesi mensupları tarafından iyi noeller anlamına gelen, yünanca kutlama cümlesi olan “kala hristuyenna” bu aya ad olmuştur.

Rumlar Noel’i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Kala Hristuyenna! (Mesih’in doğumu kutlu olsun) Καλά Χριστούγεννα veya Mutlu Noeller!. (K. https://www.turkishnews.com/tr/content/2014/12/25/noel-isa-ve-hiristiyanlar/)

Takvime Bağlı İnanışlar
Minoloy
Yeni yılın ilk altı günü ve eski yılın son altı günü, bu 12 günde yeni yıl için gün tutulur (s. 107).

Nehis
Bazı günlerde iş yapılmaz. Nehis, günün belli bir zamanıdır, tüm gün sürmez. Abrilun sonları mayısa doğru olan günlerdedir.
Nehisler ya kuşluk vaktine ya da öğlene kadardır (s. 107-108).

Mayısın 7’sinde, Kirazın 5’inde, 24’ünde yayık yapılır, başka zaman yapılırsa iyi olmaz (s. 109).

Gunduro (Küçük ay) bu ayda kız verilmez, günleri kısa olur diye.

Salı ve Çarşamba günleri elbise kesilmez
İlk kez Çarşamba günü giyilen ayakkabı çabuk yıpranmaz
Salı günü yola çıkılmaz
Salı günü başlayan işler ters gider
Ay eskisinde Salı ve Çarşamba günleri yeni elbise giyilmez
Cuma günü ev süpürülmez
Cuma günü ekilen fasulye güzel olur
Perşembe günü ekilen fasulye çiçek döker
Akşama yakın vakitte ekilen kabak yakın yerde ürün verir
Abrilun 5’inde dikilen fasulye güzel olur
Pazar günü ekilen lahana bitlenir

Halk Takvimi
Geleneğe bağlıdır ve devam etmesi de tamamen geleneğin yaşatılmasına bağlıdır.
Takvimdeki adlandırmalarda belirleyici olan, bölgenin iklimi,hava olayları, tarla-bahçe işleridir.

Düğünler hemen her kültürde hasat sonunda yapılır.

Giresun Takvimi
Halk takvimi Hıristiyan takvimini 13 gün geriden takip eder.
Hıristiyan takvimindeki mart ayı, yerel takvimde birinci aydır.

Mart ayı – dert ayı, gırmaguk ayı = kedi-köpeğin çiftleşmesinden dolayı bu şekilde adlandırılır. Yine bu nedenle bu aya döl ayı da denir.

Mart bozumu / mart kırma / mart dokuzu
Mart 9’u / 21 Mart’a denk gelir.
Bu tarihte sahilde yaşayanlar denizden, iç kesimlerde yaşayanlar akarsulardan su alarak evin her köşesine serperler. Bazıları evin sakinlerinin üzerine de su serper.

Mart bozumu merasiminin tamamlanması için eve ayağı uğurlu birinin gelmesi beklenir. Bu misafir “martınızı bozuyorum” diyerek eve girer.
...eve uğursuz birinin girmesi durumunda hanedeki ahırda bulunan bir hayvanın (ökzü veya horoz) evin içine sokulmasıdır. Böyle yapılarak eve giren uğursuzluk savılmış olur.
Mart bozumuyla ilgili bir diğer uygulama, hanedeki hayvanların kuyruğuna ip / kurdele bağlamaktır. İp bağlandıktan sonra üç defa çekilerek “mart ben tuttum sen tutma” denir. Böylelikle hayvan soğuktan ve diğer uğursuzluklardan korunmuş olur.
Mart bozumunda eve yeşillik sokuolmaz, aksi halde o yıl eve haşere musallat olur.
Gün sayımı da Mart 9’undan itibaren yapılır.

Abril 23, yazın başlangıcıdır.
Mayıs 7’si, eskiden Çepni Bayramı olarak kutlanırdı (s. 129).

Kiraz ayı / güllük ayı = güllük otu, hayvan yemidir.

Akçaabat
Kalandarın 1’i ila 12’si arasında gün sayılır.
Kalandar akşamı 12 zeytin yaprağı her biri bir ayı temsil edecek şekilde ateşe atılır. Ateşe atılan yaprak yanarsa hava açık, yaprak alevin alazıyla savrulursa o ay rüzgârlı olacak demektir (s. 165).

Mart ayında duman olursa fındık olmaz.
Abril 5’te cazı dikeni / mayıs dikeni dikilir, ekinler iyi olsun diye
Mısır, Abril 5’ten sonra ekilir.

Kalandarda eve ilk girene göre yılın iyi ya da kötü olacağı tahmin edilir. Gelen kişi uğursuz biriyse ...eve uğursuz birinin girmesi durumunda hanedeki ahırda bulunan bir hayvanın (ökzü veya horoz) evin içine sokulmasıdır. Böyle yapılarak eve giren uğursuzluk savılmış olur.

Hıdırellezde lahana diken kişinin evinde gebe hayvan kesilir, yavrusunu düşürür veya sakat doğurur
Hıdırellezde iş yapılmaz, aksi halde 7 sene uğursuzluk yaşarlar
Kiraz’ın 23’ünde denize girilir. Çünkü bu deniz günüdür.

Yıldız kayması ölüm veya kaza habercisidir.

Yeni ayda ürün ekilmez
Yeni ayda ekilen tohum ota gider
Yeni ayda doğan kız olur, eski ayda doğan erkek olur
Yeni ayda turşu kurulmaz

---
Naskali, Emine Gürsoy ve Yanıklar, Burcu. (2018), Takvim Kitabı, Kitabevi Yayınları, İstanbul