10 Mayıs 2022 Salı

Emine Gürsoy Naskali - Yemin Kitabı - Notlar

Emine Gürsoy Naskali - Yemin Kitabı - Notlar

Kitabevi Yayınları, 2013

 


Giriş

Yeminle ilgili kayıtlara Osmanlı kroniklerinde yer verilmiştir.

Mahkemelerde verilecek yeminin de şekli be- lirliydi. Gülhane Hatt-ı Hümayunu olsun Kanun-ı Esasi olsun yemin gereğine ve biçimine değinmiştir. Tahlif mahalleri, gerek merkezde gerekse taşrada, belirlenmiştir. Millî Mücadele döneminde yapılan kongrelerde de yemin meselesi gündeme gelmiştir.

 

Devlette Yemin

15. Yüzyıl Osmanlı Kroniklerinde And/Yemin Kayıtları

Necdet Öztürk

Tatarların/Moğolların and bozması

Selçuklu Sultanı kaleyi kuşattığında kale kâfirleri barış istemiş, ancak Tatarların antlaşmayı bozması üzerine yağma başlamıştır.

Fakat birden Tatar yine yağı olup ‘and bozdu’ ve İslâm ülkesini yağma edip Müslümanların çoluk çocuğunu tutsak etti (Şükrullah, Behcetü’t-tevarih).

 

Osman Gazi’nin Çavdar Tatarlarına and vermesi

Pazara saldıran Çavdar Tatarlarını mağlup eden Osman Gazi, onları bağışlayarak yemin ettirmiştir: “Osman, ‘Bu zalimler, Müslümandırlar, onları öldürmek olmaz.’ diyerek, ‘and verip’ [yemin ettirip] azat etti. O zamandan ta Yıldırım Han zamanına kadar asla düşmanlık etmediler.”

 

II. Murad’ın Karamanoğlu’na and vermesi

Karamanoğlu pişmanlık bildirince II. Murad, elçi Mevlana Şükrullah aracılığıyla “bundan böyle hiçbir sebeple asla düşmanlık etmeyeceğine dair Karamanoğlu’na and verdi [yemin ettirdi].”

 

II. Mehmed’in Karamanoğlu’na and vermesi

Fatih Sultan Mehmed tahta çıktığında yalvaran Karamanoğlu İbrahim Bey'e Kasapoğlu Mahmud Bey elçiliğiyle “artık düşmanlık etmeyeceğine dair Karamanoğlu’na and verdi [yemin ettirdi].”

 

Karamanoğlu önünde yerel beyler yer öpüp “yüz döndürmemeye ahd edip, and içtiler.”

Varna Kalesi ileri gelenleri kaleyi Osmanlılara teslim etmek için “ittifak edip and içtiler.”

Daraka kâfirleri Veziriazam Ali Paşa'yı ikna için “Hırıstos’a [Hazreti İsa] ve İncil’e and içip, inandırdılar.”

 

Karamanoğlu’nun and içip, andını hile ile bozması

Karamanoğlu İbrahim Bey içtiği andı bozunca kendisine sorulmuş, o da hileli gerekçeler sunmuştur: “Ben o vakit ‘yıl’ demedim ‘yel’ dedim. O vakitden beri yedi yel değil yüz yel oldu. Yüz yel esti” ve “O vakit koynumda bir güvercin vardı. O can üzerine and içtim. Sonra güvercini salıverdim, and bozuldu.”

 

Osman Gazi’nin Ulubat Tekfuru’na ahdetmesi

Osman Gazi, Kite Tekfuru'nu teslim alırken köprüyü geçmeyeceğine dair yemin etmiş, Osmanlı soyu 15. yüzyıl sonuna dek “Ulubat Köprüsü’nden geçmeyip, sudan kayıkla geçtiler.”

 

Timur’un Yıldırım Bayezid’i inandırmak için yemin etmesi

Timur, Çelebi Mehmed'e zarar vermeyeceğine dair “çok büyük [gılâz u şidâd ile] yemin ederek Yıldırım’ı inandırdı.”

 

Musa Çelebi ve Çelebi Mehmed Yeminleri

Musa Çelebi, Çelebi Mehmed'in elini öpüp itaat yemini etmiş; Çelebi Mehmed ile Bizans Kralı arasında gemi sağlama ve ittifak üzerine yeminli andlaşma yapılmıştır.

 

Rüşvet almayacaklarına dair ‘kadılar’a yemin ettirilmesi

Yıldırım Bayezid döneminde kadıların rüşvet almasını önlemek amacıyla gelir bağlanmış ve “bu yolla kadıları ölmekten kurtarıp her birine yemin ettirip azat ettiler.”

 

Osmanlıda Yemin ve Tahlif

Güler Yarcı

 

Yemin sözlükte kuvvet demektir. Fıkıhta Allah'ın adı veya sıfatlarıyla yapılır; yemîn-i lağv, yemîn-i gamûs ve yemîn-i mün'akide olarak üçe ayrılır.

Şer’an yemin, bir işi yapmak veya yapmamak hususunda azme veya iddiaya kuvvet vermek için ya Allah Teâlâya kasem veya talâk ya da ıtlâk gibi bir şeye talik suretiyle yapılan bir akit’den ibarettir.

 

Prusya, Avusturya-Macaristan, İspanya, Almanya ve Rusya'daki taç giyme ve parlamenter yemin törenleri Osmanlı sefaretlerince yakından takip edilerek İstanbul'a rapor edilmiştir.

 

Biat kelimesi “elele tutuşup ahidleşmek” anlamındadır. Padişahların cülûs biatları ve kılıç kuşanma (taklid-i seyf) merasimleri bir nevi yemin töreni işlevi görmüştür.

 

Kapitülasyonlar ve gayrimüslimlere verilen imtiyazlar padişah yeminiyle bahşedilmiştir. Fatih Sultan Mehmed 1478 Bosna fermanında şöyle yemin etmiştir: “Yeri ve göğü yaratan Allah hakkı için, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V.) hakkı için, mushaf hakkı için... ve kuşandığım kılıç için en ağır yemin ile yemin ederim ki...”

 

II. Mahmud döneminden itibaren memurların tahlifine büyük önem verilmiş, Hırka-i Saadet Odası'nda Şeyhülislam huzurunda yemin usulü icra edilmiştir.

 

Sırp çetelerinin 1835'teki bağımsızlık yemini, Ortodoks papazların İncil ve Meryem tasviri üzerine sağ ellerini koyarak ettikleri yemin metinleri belgelerle sunulmuştur.

 

Gülhane Hatt-ı Hümayunu’ndan Kanun-ı Esasi’ye: Yemin ve Tahlif

Padişah Yemini: Tanzimat'ın ilanından sonra Sultan Abdülmecid Kur'an-ı Kerim'e el basarak yemin etmiştir.

 

Usûl-ü Tahlif & Hedâyâ-yı Memnû’a ve Tahlif Nizâmı: Memurların rüşvet ve hediye almasını önlemek için 1849'da tahlif nizamnamesi ilan edilmiş, tahlifler özel defterlere kaydedilmiştir.

 

Mülkiye, Ulema ve Askerî Sınıfın Tahlifi: Sadakat, rüşvet almama, devlet hazinesine zarar vermeme ilkeleri yemin metinlerine girmiştir.

 

Tahlif Mahalleri ve Taşrada Yemin: Taşrada cami ve meclislerde yüksek bir yere Kur'an konularak yemin törenleri icra edilmiştir.

 

Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid Dönemleri: 1876 Kanun-ı Esasi m. 46 ile mebus yemini getirilmiş; II. Abdülhamid döneminde Şeyhülislam Ahmed Es'ad Efendi'nin fetvasıyla tüm sivil ve askeri memurlara siyaseten yemin ettirilmesi zorunlu kılınmıştır.

 

Mecelle ve Ruhban Tahlifi: Mecelle m. 1744 gereğince mahkemelerde "Vallahi", "Billahi" veya Türkçe "Allah'a and içerim" ifadeleri kullanılmıştır. Ruhban sınıfının mahkemelerde kendi patrikhanelerinde ve ayinlerine uygun yemin etmesi kararlaştırılmıştır.

 

II. Meşrutiyet Dönemi: Kanun-ı Esasi m. 3 ve m. 46 tadil edilmiş; İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin hücre yapısındaki gizli yemin törenlerinde masada revolver, kama, Kur'an-ı Kerim, üç kırmızı önlük ve üç siyah peçe bulundurulmuştur. Tahlîf Kavâid-i Umûmiyesi (1914) ile askerlerin sancak ve Kur'an üzerine yemin usulü ayrıntılanmıştır.

 

Millî Mücadele ve Cumhuriyet Dönemi: Sivas Kongresi'nde İttihatçılık ve fırkacılık yapılmayacağına dair yemin metni oy birliğiyle kabul edilmiş; Misâk-ı Millî (Ahd-ı Millî) kabul edilmiş; TBMM ve 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile cumhurbaşkanı ve milletvekili yeminleri kabul edilerek zamanla dinî ibareler yerini namus ve şeref sözüne bırakmıştır.

 

Örf ve Ritüellerde Yemin

Balıkesir Yöresinde Kan Bağı ve Evlilik Dış Akrabalık İlişkilerinde Ant

Ali Duymaz, Berna Ayaz

 

Kan Bağı ve Evlilik Dışı Akrabalık İlişkileri Üzerine: Yerleşik toplumlarda kan bağı ve evlilik dışı akrabalıklarda gönüllülük esastır.

 

Ant Kavramı ve Oynadığı Rol: Ant kelimesi tüm Türk lehçelerinde ortak olup kökende yabancı ile kardeşleşme/dostlaşma törenini ifade eder.

 

Kan Kardeşliği: Parmakların kesilip kanların birbirine değdirilmesi veya aynı anda sünnet olan çocukların kan kardeşi sayılması usulüyle yapılır: “Eskiden sünnet çocuğu tek sünnet olmazdı... Aynı anda sünnet olunca onlar kan kardeşi olur. İlişkileri çok iyidir.”

 

Ahret Kardeşliği: Genellikle kadınlar arasında bu dünya ve ahirette dost olma bağıdır. Karşılıklı hediye/bohça alma alışverişi kardeşlik antlaşmasının temelidir: “Karşılıklı bohça getirme kardeşlik sözleşmesinin temelidir, başka bir ifadeyle bohça alışverişi ahret kardeşi olacak kadınlar arasında bir anttır, antlaşmadır.”

 

Musahiplik (Yol Kardeşliği): Alevi-Bektaşi topluluklarında evli çiftlerin "dört canın bir can olması" esasına dayanan bağdır. İkrar cemiyle kurulur ve "öl ikrar verme, öl ikrarından dönme" kuralı geçerlidir: “Musahiplik Alevi-İslam inancı içerisinde edep, erkân, adaba bağlı dört canın bir araya gelip birbirlerine söz vermesiyle beraber... ikrara bağlı kâmil insan olma yolunda yürüyecek canların dördünün bir araya gelmesiyle musahiplik yol erkânı içerisinde başlar.”

 

Türklerde ve Macarlarda And İçme ve Kan Kardeşliği

Erhan Aktaş

Eski Türklerde ve Moğollarda koldan açılan damardan kanın bir çanağa akıtılıp kımız veya sütle karıştırılarak içilmesi ("anda" olma) geleneği vardır.

 

1205 tarihli Macar yıllığı Gesta Hungarorum’da, yedi Macar alpının Han Álmos'a bir kâseye kanlarını akıtarak sadakat yemini ettikleri ve kan kardeşi oldukları aktarılır: “Sonra bu yedi kişi bir kâseye kanlarını akıtarak putperest tarzında Han Álmos’a yemin ettiler.”.

 

İnançlar, Tabular ve Yemin

İkrar Cemi ve Ritüelleri

Caner Işık

İkrar, inanç üzerine verilen açık sözdür ve bağlayıcıdır; “öl ikrar verme öl ikrarından dönme” düsturu hakimdir.

 

Alevi-Bektaşilerde İkrar Törenleri

Bektaşi Erkannamesi (1313): Çerağ uyandırma, rehber eşliğinde dâra durma, tîğ-ı bend takılması ve mürşid önünde ikrar verme adımları işlenir.

 

Geleneksel Abdal Musa Süreğinde İkrar: Talibin tarikat abdesti alması, kurban gibi sunulması, tığbent bağlanıp takke giydirilmesi ve dedenin "Seni senden aldım sana verdim" telkiniyle icra edilir.

 

Dertli Divani Dedeliğinde Yöresel Urfa / Kısas İkrar Cemi: Meydana kefeni simgeleyen beyaz çarşaf serilir: “Bu meydana serilen (beyaz çarşaf) post bizim derimiz oluyor. Nesimi’nin nasıl derisi yüzüldüyse, biz maddeye ait olan bütün varlığımızdan sıyrıldığımızı simgesel olarak ayrıldığımızı gösteriyoruz.” Talip eline, diline, beline sahip olacağına söz verir.

 

Üç And Bir Günde, Yalan Üçü De

Erkan Demir

Hz. Âdem ve Havva'nın cennetten çıkarılması hikayesinde Şeytan'ın Allah adına yalan yere üç ant vermiştir…

 

Şeytan, Tavus kuşu ve Yılan'ı Allah adına yalan yeminlerle kandırıp cennete girmiş ve Havva ile Âdem'e yasak meyveyi yedirmiştir: “Âdem ‘Ya ilahi, mübarek adına yalan yere and içildiğini bilmezdim!’ der.”

 

Kur’an’da Kasem ve Yemin Lafızları

İsa Yüceer

İnsanların Yemini: İnkârcıların dirilişi yeminle inkâr etmeleri, münafıkların yalan yeminleri ve yemini kalkan yapmaları, müşriklerin mucize yemini, ahirette suçluların yemini ve vasiyette şahit yemini açıklanmıştır.

 

Peygamber Kıssalarında Yeminler: İblis'in Âdem ve Havva'yı aldatmak için ettiği yemin anlatılır.

 

Allah’ın Yemin Etmesi: Allah'ın şafağa, geceye, aya, Mekke'ye, babaya ve çocuğa, yıldızlara, fecre yemin etmesi hikmetleriyle ele alınır.

 

Yemin Akdi ve Kefareti: Bilerek yapılan yeminlerin bozulması halinde kefaret 10 fakiri yedirmek/giydirmek veya 3 gün oruç tutmaktır.

 

Millete Yemin

20. Yüzyıl Kırım Tatar Şiirinde Ant Etme Motifi

Işılay Işıktaş Sava

 

Numan Çelebi Cihan ve "Ant Etkenmen"

Kırım Tatar Millî Marşı olan bu eserde şair milletinin yaralarını sarmaya ve hürriyeti için ölmeye ant içmiştir: “Ant etkenmen, milletimnin yarasını sarmağa! / Nasıl bolsın o zavallı qardaşlarım çürüsin?”

 

Diğer Şairler: Hamdi Giraybay ("Men de And Ettim", "Ant Etkenmen Aytaman"), İdris Asanin ("Menim Antım"), İsa Abduraman ("İç Bitmedi Küreşimiz") ve Şakir Selim ("Çelebi Cihannıñ Sonki Yırı") vatan ve millet uğruna ant etme motifini işlemişlerdir.

 

Yemin Sözleri

Eylem-Söz Dönüşümünde Ant

Gülşen Özçamkan

 

İnsan nesneleri ancak adlandırarak kavrayabilir. Ad koymak, düşüncedeki soyut tasarımı duyulabilir ve somut hâle getiren bir eylemdir.

Türkçe ve dünya dillerinde "yazmak" fiili köken olarak kazmak, oymak, çentmek, yırtmak, yarmak, çizmek eylemlerine dayanır. Türkçedeki yaz- fiili de yar- (yarmak/çentmek) fiilindeki r-z nöbetleşmesiyle ortaya çıkmıştır.

 

Toplumsal hayatta güven ve güvence ihtiyacı, taraflar arasındaki akitleri (sözleşmeleri) somut sembollere bağlamayı zorunlu kılmıştır.

 

Yazı yazmak için sert yüzeyleri çizme/kertme eylemi, doğrudan "söz verme" ve "gerçeklik" kavramlarına dönüşmüştür:

Dede Korkut'ta Kan Turalı'nın "kılıcını yere vurup kertmesi" ve beşik kertme adeti buna örnektir. Kaşgarlı Mahmud'da geçen kert- fiilinden türeyen kértü sözcüğü doğru, gerçek, sadık, güvenmek anlamlarına gelir ve günümüzdeki "gerçek" kelimesinin kökenini oluşturur.

İnsanoğlu geçmişte tutup değemediği soyut kavramları (karar, güven, ant, yargı) somut eylemlerle (kertmek, yarmak, biçmek, kesmek) ifade etmiş; bu fiziksel hareketler zamanla dilde yazmak, antlaşmak, gerçeklik ve hüküm bildirmek gibi soyut anlamlara evrilmiştir.

 

Borçalı (Gürcistan) Karapapak / Terekeme Türkleri Ağzında Yeminlerin Kullanılışı

Bahadır Güneş

Dinî değerlere dayalı yeminler: "Allah hakgı", "guran hakgı", "Mehemmet peygember hakgı", "atamın goru (kabri) hakgı".

 

Aile bireyleri ve yakın akrabaları konu alan yeminler: "atamın/anamın canı hakgı", "balalarımın canı hakgı", "anamın südü hakgı".

 

Tabiat unsurlarına ve olaylarına yönelik yeminler: "bu yer göy hakgı", "bu ahar su hakgı", "bu açılan savah hakgı".

 

Kargışa dayalı yeminler: Metindeki alıntılar: “yalan diyeni yer götümesin”, “yalançının öyü yıhılsın”, “bu çöreyh gözümü yumsun”, “gözüm şeker kimi ağarsın”.

 

Soyut kavramlar ve diğer unsurlar: "vijdanım hakgı", "ocah hakgı", "heykel başın hakgı", "südüm sümüğüm hakgı".

 

Kutsallık Atfedilen Kişiler Üzerinden Yemin - Güneydoğu Örneği

Bilal Altan, Cansel Kardaş

 

Şeyh Muhammed & Şeyh Şapur: Bi Serê Şex Muhammed Kim; Hazro'da Şex Şapur Limixê (Şeyh Şapur Beni Vursun).

 

Seyit Bilal & Sultan Şeyhmus: Gercüş'te Serê Seyd Bilal, Ocaxa Seyd Bilal; Mardin'de Bi Navê Siltan Şêxmus, Serê Siltan Şêxmus.

 

Zeynel Abidin & Seyit Mahmut: Nusaybin'de Gora Zeynel Abidin; Şırnak't: “Ew Seyd Mahmîdê Binê Bênâ Mendişânâ (Sarıyer’deki Çitlembik Ağacının Altındaki O Seyit Mahmut Üzerine)”.

 

Şeyh Ömer, Seyit Kadri, Şeyh Seyda, Ahmed-i Hani: Yakacık'ta Şêx Emerê Fêrîsîyê Gopalê Hesinê Ber Serâ; Cizre'de Cêdê Yabo Seyit Kadri, Serê Şêx Seyda Dıkım; Doğubayazıt'ta Serê Ehmedê Xani.

 

“Ekmek Beni Paramparça Yapsın” – Van Bölgesi Kırmanci Kürtçesi’nde Yeminler

Anna Grabolle-Çeliker

Somut Nesne ile Yemin: "Quran, kitêb!", "Kirasê Quranê!" (Kuran'ın çantası üzerine), "Vê nanê helal!" (Bu helal ekmeğin üzerine).

 

Nesne, Olay ve Ölmüş Şahsiyet ile Yemin: "Ayet!", "Qebra bavê min!" (Babamın mezarı üzerine), "Bi xwîna bavê min!" (Babamın kanı üzerine).

 

Felaket Çağrısı İçeren Yeminler (Kendi Kendine Beddua): Metindeki alıntılar: "Quran per per xenîmî min be!" ("Kuran beni sayfa sayfa çarpsın!"), "Nan min pirtî pirtî ke!" ("Ekmek beni paramparça yapsın!"), "Kurê min bimire!" ("Oğlum ölsün!").

 

Ant Kelimesinin Kökeni Üzerine

Orçun Ünal

And ~ Ant Kelimesinin İlk Şekli: Kelimenin ilk şeklinin uzun ünlü ve son seste /d/ ile ānd olduğu; Azerbaycan Türkçesinde and, Halaççada ānd, Moğolca ve Tunguzcada anda olarak korunduğu gösterilir.

 

Etimolojisi: Kelimenin kökü Eski Uygurcadaki anıt- ("hatırlamak, yad etmek") fiilinin geçişsiz kökü olan ān- / ānı- ("hatırlanmak, yad edilmek") fiilidir. Buna fiilden isim yapan -(U)dV eki eklenmiştir. Metindeki alıntı: “Bu durumda İlk Türkçe āndV kelimesinin temel anlamı ‘hatırlanan (bir şey)’dir. Ant da unutulmaması gereken verilmiş bir söz, edilmiş bir yemindir.”

 

Kırgızlarda Bir Gelenek Olarak Yemin Etme ve Yemin Kavramı İçin Kullanılan Kelimeler

Mayrambek Orozobaev

Törenin Eylem (Pratik) Kısmı: Ok tişteşip ant kılıp (ok ısırma), ak bolot mizin calaşıp (kılıç ağzı yalalama), boz kısrak/kara koyun kesip elleri kana batırma, ant çıbık (ince söğüt dalını ortadan kesme), ak buğday unu çiğneme gelenekleri uygulanır: “...ak boz beeni çalışıp, kolun kanga malışıp (‘boz kısrağı kurban keserek, elini kanına batırarak’)...”.

 

Kargış (Sözler) Kısmı: "Töbösü açık kök ursun! Töbösü tuyuk kör ursun!.. Enenin appak sütü ursun! Ak buudaydın nanı ursun!" kalıplaşmış ant şiirleri (ant ırları) okunur.

 

Edilen Yeminin Gerçekleştirilmesi ve Kelimeler: Yeminini bozanın yedi nesli cezalandırılır; Katagandın han Tursun, seni ant ursun! örneği verilir. Ant, şert, kasam, çıbık kırkuu (dal kesmek) ve can düşüü (çalınan mal için canı üzerine ant içmek) kavramları açıklanmıştır. Metindeki alıntı: “...Murunku Kırgız narkı eken, mal taanılsa can düşüü (‘Eski Kırgız âdetiymiş, çalınan mal tanınırsa canı üzerine ant içmek’).”

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder