Emine
Gürsoy Naskali - Yemin Kitabı -
Notlar
Kitabevi Yayınları, 2013
Giriş
Yeminle ilgili kayıtlara Osmanlı kroniklerinde yer
verilmiştir.
Mahkemelerde verilecek yeminin de şekli be- lirliydi.
Gülhane Hatt-ı Hümayunu olsun Kanun-ı Esasi olsun yemin gereğine ve biçimine değinmiştir.
Tahlif mahalleri, gerek merkezde gerekse taşrada, belirlenmiştir. Millî
Mücadele döneminde yapılan kongrelerde de yemin meselesi gündeme gelmiştir.
…
Devlette Yemin
15. Yüzyıl Osmanlı Kroniklerinde And/Yemin Kayıtları
Necdet Öztürk
Tatarların/Moğolların and bozması
Selçuklu Sultanı kaleyi kuşattığında kale kâfirleri barış
istemiş, ancak Tatarların antlaşmayı bozması üzerine yağma başlamıştır.
Fakat birden Tatar yine yağı olup ‘and bozdu’ ve İslâm
ülkesini yağma edip Müslümanların çoluk çocuğunu tutsak etti (Şükrullah, Behcetü’t-tevarih).
Osman Gazi’nin Çavdar Tatarlarına and vermesi
Pazara saldıran Çavdar Tatarlarını mağlup eden Osman Gazi,
onları bağışlayarak yemin ettirmiştir: “Osman, ‘Bu zalimler, Müslümandırlar,
onları öldürmek olmaz.’ diyerek, ‘and verip’ [yemin ettirip] azat etti. O
zamandan ta Yıldırım Han zamanına kadar asla düşmanlık etmediler.”
II. Murad’ın Karamanoğlu’na and vermesi
Karamanoğlu pişmanlık bildirince II. Murad, elçi Mevlana
Şükrullah aracılığıyla “bundan böyle hiçbir sebeple asla düşmanlık
etmeyeceğine dair Karamanoğlu’na and verdi [yemin ettirdi].”
II. Mehmed’in Karamanoğlu’na and vermesi
Fatih Sultan Mehmed tahta çıktığında yalvaran Karamanoğlu
İbrahim Bey'e Kasapoğlu Mahmud Bey elçiliğiyle “artık düşmanlık etmeyeceğine
dair Karamanoğlu’na and verdi [yemin ettirdi].”
Karamanoğlu önünde yerel beyler yer öpüp “yüz
döndürmemeye ahd edip, and içtiler.”
Varna Kalesi ileri gelenleri kaleyi Osmanlılara teslim etmek
için “ittifak edip and içtiler.”
Daraka kâfirleri Veziriazam Ali Paşa'yı ikna için “Hırıstos’a
[Hazreti İsa] ve İncil’e and içip, inandırdılar.”
Karamanoğlu’nun and içip, andını hile ile bozması
Karamanoğlu İbrahim Bey içtiği andı bozunca kendisine
sorulmuş, o da hileli gerekçeler sunmuştur: “Ben o vakit ‘yıl’ demedim ‘yel’
dedim. O vakitden beri yedi yel değil yüz yel oldu. Yüz yel esti” ve “O
vakit koynumda bir güvercin vardı. O can üzerine and içtim. Sonra güvercini
salıverdim, and bozuldu.”
Osman Gazi’nin Ulubat Tekfuru’na ahdetmesi
Osman Gazi, Kite Tekfuru'nu teslim alırken köprüyü
geçmeyeceğine dair yemin etmiş, Osmanlı soyu 15. yüzyıl sonuna dek “Ulubat
Köprüsü’nden geçmeyip, sudan kayıkla geçtiler.”
Timur’un Yıldırım Bayezid’i inandırmak için yemin etmesi
Timur, Çelebi Mehmed'e zarar vermeyeceğine dair “çok
büyük [gılâz u şidâd ile] yemin ederek Yıldırım’ı inandırdı.”
Musa Çelebi ve Çelebi Mehmed Yeminleri
Musa Çelebi, Çelebi Mehmed'in elini öpüp itaat yemini etmiş;
Çelebi Mehmed ile Bizans Kralı arasında gemi sağlama ve ittifak üzerine yeminli
andlaşma yapılmıştır.
Rüşvet almayacaklarına dair ‘kadılar’a yemin ettirilmesi
Yıldırım Bayezid döneminde kadıların rüşvet almasını önlemek
amacıyla gelir bağlanmış ve “bu yolla kadıları ölmekten kurtarıp her birine
yemin ettirip azat ettiler.”
…
Osmanlıda Yemin ve Tahlif
Güler Yarcı
Yemin sözlükte kuvvet demektir. Fıkıhta Allah'ın adı veya
sıfatlarıyla yapılır; yemîn-i lağv, yemîn-i gamûs ve yemîn-i
mün'akide olarak üçe ayrılır.
Şer’an yemin, bir işi yapmak veya yapmamak hususunda azme
veya iddiaya kuvvet vermek için ya Allah Teâlâya kasem veya talâk ya da ıtlâk
gibi bir şeye talik suretiyle yapılan bir akit’den ibarettir.
Prusya, Avusturya-Macaristan, İspanya, Almanya ve Rusya'daki
taç giyme ve parlamenter yemin törenleri Osmanlı sefaretlerince yakından takip
edilerek İstanbul'a rapor edilmiştir.
Biat kelimesi “elele tutuşup ahidleşmek”
anlamındadır. Padişahların cülûs biatları ve kılıç kuşanma (taklid-i seyf)
merasimleri bir nevi yemin töreni işlevi görmüştür.
Kapitülasyonlar ve gayrimüslimlere verilen imtiyazlar
padişah yeminiyle bahşedilmiştir. Fatih Sultan Mehmed 1478 Bosna fermanında
şöyle yemin etmiştir: “Yeri ve göğü yaratan Allah hakkı için, Peygamberimiz
Muhammed Mustafa (S.A.V.) hakkı için, mushaf hakkı için... ve kuşandığım kılıç
için en ağır yemin ile yemin ederim ki...”
II. Mahmud döneminden itibaren memurların tahlifine büyük
önem verilmiş, Hırka-i Saadet Odası'nda Şeyhülislam huzurunda yemin usulü icra
edilmiştir.
Sırp çetelerinin 1835'teki bağımsızlık yemini, Ortodoks
papazların İncil ve Meryem tasviri üzerine sağ ellerini koyarak ettikleri yemin
metinleri belgelerle sunulmuştur.
Gülhane Hatt-ı Hümayunu’ndan Kanun-ı Esasi’ye: Yemin ve
Tahlif
Padişah Yemini: Tanzimat'ın ilanından sonra Sultan
Abdülmecid Kur'an-ı Kerim'e el basarak yemin etmiştir.
Usûl-ü Tahlif & Hedâyâ-yı Memnû’a ve Tahlif Nizâmı:
Memurların rüşvet ve hediye almasını önlemek için 1849'da tahlif nizamnamesi
ilan edilmiş, tahlifler özel defterlere kaydedilmiştir.
Mülkiye, Ulema ve Askerî Sınıfın Tahlifi: Sadakat,
rüşvet almama, devlet hazinesine zarar vermeme ilkeleri yemin metinlerine
girmiştir.
Tahlif Mahalleri ve Taşrada Yemin: Taşrada cami ve
meclislerde yüksek bir yere Kur'an konularak yemin törenleri icra edilmiştir.
Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid Dönemleri: 1876
Kanun-ı Esasi m. 46 ile mebus yemini getirilmiş; II. Abdülhamid döneminde
Şeyhülislam Ahmed Es'ad Efendi'nin fetvasıyla tüm sivil ve askeri memurlara
siyaseten yemin ettirilmesi zorunlu kılınmıştır.
Mecelle ve Ruhban Tahlifi: Mecelle m. 1744 gereğince
mahkemelerde "Vallahi", "Billahi" veya Türkçe "Allah'a
and içerim" ifadeleri kullanılmıştır. Ruhban sınıfının mahkemelerde kendi
patrikhanelerinde ve ayinlerine uygun yemin etmesi kararlaştırılmıştır.
II. Meşrutiyet Dönemi: Kanun-ı Esasi m. 3 ve m. 46
tadil edilmiş; İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin hücre yapısındaki gizli yemin
törenlerinde masada revolver, kama, Kur'an-ı Kerim, üç kırmızı önlük ve üç
siyah peçe bulundurulmuştur. Tahlîf Kavâid-i Umûmiyesi (1914) ile
askerlerin sancak ve Kur'an üzerine yemin usulü ayrıntılanmıştır.
Millî Mücadele ve Cumhuriyet Dönemi: Sivas
Kongresi'nde İttihatçılık ve fırkacılık yapılmayacağına dair yemin metni oy
birliğiyle kabul edilmiş; Misâk-ı Millî (Ahd-ı Millî) kabul edilmiş; TBMM ve
1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile cumhurbaşkanı ve milletvekili yeminleri
kabul edilerek zamanla dinî ibareler yerini namus ve şeref sözüne bırakmıştır.
…
Örf ve Ritüellerde Yemin
Balıkesir Yöresinde Kan Bağı ve Evlilik Dış Akrabalık İlişkilerinde Ant
Ali Duymaz, Berna Ayaz
Kan Bağı ve Evlilik Dışı Akrabalık İlişkileri Üzerine:
Yerleşik toplumlarda kan bağı ve evlilik dışı akrabalıklarda gönüllülük
esastır.
Ant Kavramı ve Oynadığı Rol: Ant kelimesi tüm Türk
lehçelerinde ortak olup kökende yabancı ile kardeşleşme/dostlaşma törenini
ifade eder.
Kan Kardeşliği: Parmakların kesilip kanların
birbirine değdirilmesi veya aynı anda sünnet olan çocukların kan kardeşi
sayılması usulüyle yapılır: “Eskiden sünnet çocuğu tek sünnet olmazdı...
Aynı anda sünnet olunca onlar kan kardeşi olur. İlişkileri çok iyidir.”
Ahret Kardeşliği: Genellikle kadınlar arasında bu
dünya ve ahirette dost olma bağıdır. Karşılıklı hediye/bohça alma alışverişi
kardeşlik antlaşmasının temelidir: “Karşılıklı bohça getirme kardeşlik
sözleşmesinin temelidir, başka bir ifadeyle bohça alışverişi ahret kardeşi
olacak kadınlar arasında bir anttır, antlaşmadır.”
Musahiplik (Yol Kardeşliği): Alevi-Bektaşi
topluluklarında evli çiftlerin "dört canın bir can olması" esasına
dayanan bağdır. İkrar cemiyle kurulur ve "öl ikrar verme, öl ikrarından
dönme" kuralı geçerlidir: “Musahiplik Alevi-İslam inancı içerisinde
edep, erkân, adaba bağlı dört canın bir araya gelip birbirlerine söz vermesiyle
beraber... ikrara bağlı kâmil insan olma yolunda yürüyecek canların dördünün
bir araya gelmesiyle musahiplik yol erkânı içerisinde başlar.”
Türklerde ve Macarlarda And İçme ve Kan Kardeşliği
Erhan Aktaş
Eski Türklerde ve Moğollarda koldan açılan damardan kanın
bir çanağa akıtılıp kımız veya sütle karıştırılarak içilmesi ("anda"
olma) geleneği vardır.
1205 tarihli Macar yıllığı Gesta Hungarorum’da, yedi
Macar alpının Han Álmos'a bir kâseye kanlarını akıtarak sadakat yemini
ettikleri ve kan kardeşi oldukları aktarılır: “Sonra bu yedi kişi bir kâseye
kanlarını akıtarak putperest tarzında Han Álmos’a yemin ettiler.”.
İnançlar, Tabular ve Yemin
İkrar Cemi ve Ritüelleri
Caner Işık
İkrar, inanç üzerine verilen açık sözdür ve bağlayıcıdır; “öl
ikrar verme öl ikrarından dönme” düsturu hakimdir.
Alevi-Bektaşilerde İkrar Törenleri
Bektaşi Erkannamesi (1313): Çerağ uyandırma, rehber
eşliğinde dâra durma, tîğ-ı bend takılması ve mürşid önünde ikrar verme
adımları işlenir.
Geleneksel Abdal Musa Süreğinde İkrar: Talibin
tarikat abdesti alması, kurban gibi sunulması, tığbent bağlanıp takke
giydirilmesi ve dedenin "Seni senden aldım sana verdim"
telkiniyle icra edilir.
Dertli Divani Dedeliğinde Yöresel Urfa / Kısas İkrar Cemi:
Meydana kefeni simgeleyen beyaz çarşaf serilir: “Bu meydana serilen (beyaz
çarşaf) post bizim derimiz oluyor. Nesimi’nin nasıl derisi yüzüldüyse, biz
maddeye ait olan bütün varlığımızdan sıyrıldığımızı simgesel olarak
ayrıldığımızı gösteriyoruz.” Talip eline, diline, beline sahip olacağına
söz verir.
Üç And Bir Günde, Yalan Üçü De
Erkan Demir
Hz. Âdem ve Havva'nın cennetten çıkarılması hikayesinde
Şeytan'ın Allah adına yalan yere üç ant vermiştir…
Şeytan, Tavus kuşu ve Yılan'ı Allah adına yalan yeminlerle
kandırıp cennete girmiş ve Havva ile Âdem'e yasak meyveyi yedirmiştir: “Âdem
‘Ya ilahi, mübarek adına yalan yere and içildiğini bilmezdim!’ der.”
Kur’an’da Kasem ve Yemin Lafızları
İsa Yüceer
İnsanların Yemini: İnkârcıların dirilişi yeminle
inkâr etmeleri, münafıkların yalan yeminleri ve yemini kalkan yapmaları,
müşriklerin mucize yemini, ahirette suçluların yemini ve vasiyette şahit yemini
açıklanmıştır.
Peygamber Kıssalarında Yeminler: İblis'in Âdem ve
Havva'yı aldatmak için ettiği yemin anlatılır.
Allah’ın Yemin Etmesi: Allah'ın şafağa, geceye, aya,
Mekke'ye, babaya ve çocuğa, yıldızlara, fecre yemin etmesi hikmetleriyle ele
alınır.
Yemin Akdi ve Kefareti: Bilerek yapılan yeminlerin
bozulması halinde kefaret 10 fakiri yedirmek/giydirmek veya 3 gün oruç
tutmaktır.
Millete Yemin
20. Yüzyıl Kırım Tatar Şiirinde Ant Etme Motifi
Işılay Işıktaş Sava
Numan Çelebi Cihan ve "Ant Etkenmen"
Kırım Tatar Millî Marşı olan bu eserde şair milletinin
yaralarını sarmaya ve hürriyeti için ölmeye ant içmiştir: “Ant etkenmen,
milletimnin yarasını sarmağa! / Nasıl bolsın o zavallı qardaşlarım çürüsin?”
Diğer Şairler: Hamdi Giraybay ("Men de And
Ettim", "Ant Etkenmen Aytaman"), İdris Asanin ("Menim
Antım"), İsa Abduraman ("İç Bitmedi Küreşimiz") ve
Şakir Selim ("Çelebi Cihannıñ Sonki Yırı") vatan ve millet
uğruna ant etme motifini işlemişlerdir.
Yemin Sözleri
Eylem-Söz Dönüşümünde Ant
Gülşen Özçamkan
İnsan nesneleri ancak adlandırarak kavrayabilir. Ad koymak,
düşüncedeki soyut tasarımı duyulabilir ve somut hâle getiren bir eylemdir.
Türkçe ve dünya dillerinde "yazmak" fiili köken
olarak kazmak, oymak, çentmek, yırtmak, yarmak, çizmek eylemlerine dayanır.
Türkçedeki yaz- fiili de yar- (yarmak/çentmek) fiilindeki r-z nöbetleşmesiyle
ortaya çıkmıştır.
Toplumsal hayatta güven ve güvence ihtiyacı, taraflar
arasındaki akitleri (sözleşmeleri) somut sembollere bağlamayı zorunlu
kılmıştır.
Yazı yazmak için sert yüzeyleri çizme/kertme eylemi,
doğrudan "söz verme" ve "gerçeklik" kavramlarına
dönüşmüştür:
Dede Korkut'ta Kan Turalı'nın "kılıcını yere vurup
kertmesi" ve beşik kertme adeti buna örnektir. Kaşgarlı Mahmud'da geçen
kert- fiilinden türeyen kértü sözcüğü doğru, gerçek, sadık, güvenmek
anlamlarına gelir ve günümüzdeki "gerçek" kelimesinin kökenini
oluşturur.
İnsanoğlu geçmişte tutup değemediği soyut kavramları (karar,
güven, ant, yargı) somut eylemlerle (kertmek, yarmak, biçmek, kesmek) ifade
etmiş; bu fiziksel hareketler zamanla dilde yazmak, antlaşmak, gerçeklik ve
hüküm bildirmek gibi soyut anlamlara evrilmiştir.
Borçalı (Gürcistan) Karapapak / Terekeme Türkleri Ağzında Yeminlerin
Kullanılışı
Bahadır Güneş
Dinî değerlere dayalı yeminler: "Allah
hakgı", "guran hakgı", "Mehemmet peygember
hakgı", "atamın goru (kabri) hakgı".
Aile bireyleri ve yakın akrabaları konu alan yeminler:
"atamın/anamın canı hakgı", "balalarımın canı
hakgı", "anamın südü hakgı".
Tabiat unsurlarına ve olaylarına yönelik yeminler: "bu
yer göy hakgı", "bu ahar su hakgı", "bu
açılan savah hakgı".
Kargışa dayalı yeminler: Metindeki alıntılar: “yalan
diyeni yer götümesin”, “yalançının öyü yıhılsın”, “bu çöreyh
gözümü yumsun”, “gözüm şeker kimi ağarsın”.
Soyut kavramlar ve diğer unsurlar: "vijdanım
hakgı", "ocah hakgı", "heykel başın
hakgı", "südüm sümüğüm hakgı".
Kutsallık Atfedilen Kişiler Üzerinden Yemin - Güneydoğu Örneği
Bilal Altan, Cansel Kardaş
Şeyh Muhammed & Şeyh Şapur: Bi Serê Şex
Muhammed Kim; Hazro'da Şex Şapur Limixê (Şeyh Şapur Beni Vursun).
Seyit Bilal & Sultan Şeyhmus: Gercüş'te Serê
Seyd Bilal, Ocaxa Seyd Bilal; Mardin'de Bi Navê Siltan Şêxmus,
Serê Siltan Şêxmus.
Zeynel Abidin & Seyit Mahmut: Nusaybin'de Gora
Zeynel Abidin; Şırnak't: “Ew Seyd Mahmîdê Binê Bênâ Mendişânâ
(Sarıyer’deki Çitlembik Ağacının Altındaki O Seyit Mahmut Üzerine)”.
Şeyh Ömer, Seyit Kadri, Şeyh Seyda, Ahmed-i Hani:
Yakacık'ta Şêx Emerê Fêrîsîyê Gopalê Hesinê Ber Serâ; Cizre'de Cêdê
Yabo Seyit Kadri, Serê Şêx Seyda Dıkım; Doğubayazıt'ta Serê
Ehmedê Xani.
“Ekmek Beni Paramparça Yapsın” – Van Bölgesi Kırmanci Kürtçesi’nde Yeminler
Anna Grabolle-Çeliker
Somut Nesne ile Yemin: "Quran, kitêb!",
"Kirasê Quranê!" (Kuran'ın çantası üzerine), "Vê nanê
helal!" (Bu helal ekmeğin üzerine).
Nesne, Olay ve Ölmüş Şahsiyet ile Yemin: "Ayet!",
"Qebra bavê min!" (Babamın mezarı üzerine), "Bi xwîna
bavê min!" (Babamın kanı üzerine).
Felaket Çağrısı İçeren Yeminler (Kendi Kendine Beddua):
Metindeki alıntılar: "Quran per per xenîmî min be!"
("Kuran beni sayfa sayfa çarpsın!"), "Nan min pirtî pirtî
ke!" ("Ekmek beni paramparça yapsın!"), "Kurê min
bimire!" ("Oğlum ölsün!").
Ant Kelimesinin Kökeni Üzerine
Orçun Ünal
And ~ Ant Kelimesinin İlk Şekli: Kelimenin ilk
şeklinin uzun ünlü ve son seste /d/ ile ānd olduğu; Azerbaycan
Türkçesinde and, Halaççada ānd, Moğolca ve Tunguzcada anda
olarak korunduğu gösterilir.
Etimolojisi: Kelimenin kökü Eski Uygurcadaki anıt-
("hatırlamak, yad etmek") fiilinin geçişsiz kökü olan ān- / ānı-
("hatırlanmak, yad edilmek") fiilidir. Buna fiilden isim yapan -(U)dV
eki eklenmiştir. Metindeki alıntı: “Bu durumda İlk Türkçe āndV kelimesinin
temel anlamı ‘hatırlanan (bir şey)’dir. Ant da unutulmaması gereken verilmiş
bir söz, edilmiş bir yemindir.”
Kırgızlarda Bir Gelenek Olarak Yemin Etme ve Yemin Kavramı İçin Kullanılan
Kelimeler
Mayrambek Orozobaev
Törenin Eylem (Pratik) Kısmı: Ok tişteşip ant
kılıp (ok ısırma), ak bolot mizin calaşıp (kılıç ağzı yalalama), boz
kısrak/kara koyun kesip elleri kana batırma, ant çıbık (ince söğüt
dalını ortadan kesme), ak buğday unu çiğneme gelenekleri uygulanır: “...ak
boz beeni çalışıp, kolun kanga malışıp (‘boz kısrağı kurban keserek, elini
kanına batırarak’)...”.
Kargış (Sözler) Kısmı: "Töbösü açık kök
ursun! Töbösü tuyuk kör ursun!.. Enenin appak sütü ursun! Ak buudaydın nanı
ursun!" kalıplaşmış ant şiirleri (ant ırları) okunur.
Edilen Yeminin Gerçekleştirilmesi ve Kelimeler:
Yeminini bozanın yedi nesli cezalandırılır; Katagandın han Tursun, seni ant
ursun! örneği verilir. Ant, şert, kasam, çıbık
kırkuu (dal kesmek) ve can düşüü (çalınan mal için canı üzerine ant
içmek) kavramları açıklanmıştır. Metindeki alıntı: “...Murunku Kırgız narkı
eken, mal taanılsa can düşüü (‘Eski Kırgız âdetiymiş, çalınan mal tanınırsa
canı üzerine ant içmek’).”
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder