Emine
Gürsoy Naskali - Nuh Kitabı -
Notlar
Kitabevi Yayınları
Giriş
İslam dini Nuh’u bir peygamber olarak kabul ederken;
Musevilik ve Hristiyanlıkta Nuh peygamber değil, saygın bir ihtiyar adam olarak
görülür.
Türkçedeki inatçılık ifade eden "Nuh diyor Peygamber
demiyor" deyimi Müslümanların Nuh’u peygamber kabul etmesi, diğer Semavi
dinlerin ise onun peygamberliğini tanımaması yatmaktadır.
Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) bölümünde geminin oturduğu yer
sessiz harflerle "rrt" olarak geçer. Bu kelime yanlışlıkla
"Ararat" şeklinde okunmuş ve günümüzde Ağrı Dağı ile
ilişkilendirilmiştir.
Aslında "rrt" ile kastedilen kelime Urartu’dur.
Tevrat'a göre dünya üzerindeki insan ırkları Nuh'un üç oğlu
olan Sam, Ham ve Yafes'ten türemiştir.
Aşurenin, Nuh'un gemisinde yiyeceklerin tükenmesi üzerine
kilerde kalan son kırıntıların toplanıp pişirilmesiyle ortaya çıktığına
inanılır.
…
Tarih Metinlerinde Nuh
15. Yüzyıl Osmanlı Kroniklerinde Nuh Aleyhisselam
Necdet Öztürk
Osmanlı tarih yazarları, fevkalade olayları ve tabii
afetleri peygamberler devrindekilerle kıyaslayarak ve kronolojik tarihlemeleri
peygamberlerin zamanlarına göre yaparak anlatmışlardır.
İslam aleminde hicri takvim dışında Hz. Nuh'a göre yapılan
tarihlendirmeler mevcuttur. Enverî'nin Düstûrnâme adlı eserinde "Nuh’a
Âdem’den gelince bellü bil / İki bin iki yüz elli altı yıl"
mısralarıyla zaman hesaplaması aktarılır. Âşık Paşazade Tarihi'nde ise
Tufan'dan İskender'e, Raklatyanus'a, Hz. Muhammed'in hicretine ve Yezdicird
tarihine değin geçen süreler sıralanır.
Bütün Osmanlı kroniklerinde Hz. Nuh'un adı Osmanlıların soy
kütüğü vesilesiyle geçer; Osmanlı nesebi Hz. Nuh'un oğlu Yafes'e bağlanır.
Neşrî’deki Osmanlı şeceresi: "Bu büyük soy [Osmanlı
soyu], Nuh oğlu Yafes oğlu Bulcas evladından olan Kara Han oğlu Oğuz’a, şu
düzen üzerine ulaşır."
Oruç Beğ’deki Osmanlı şeceresi: Şecere "alâ-hâzâ
ced-ber-ced ibn-i Yâfes’e gelince ki, Nuh’un oğludur, o nesildendir"
şeklinde sonlanır.
Türkçe Anonim Tevarih’teki Osmanlı şeceresi: Soy kütüğü
"otuz altı neferdir ced be-ced ibn Yâfes’e çıkınca, kim Nuh’un
oğludur" ifadeleriyle belirtilir.
Kostantiniye kralları şecerelerinde: Kralların nesebi
"Sam, onun babası Nuh Aleyhisselam" şeklinde Hz. Nuh'a bağlamaktadır.
Savaşlardaki büyük kayıplar Tufan ile kıyaslanmıştır. Şair
Kemal eserinde "Ki şöyle kırdı şâh orada anı / Bulara irdi san Nuh’un
tufânı" ifadelerine yer verir. Oruç Beğ ise 1499'daki Tuna Geçidi
felaketini "Öyle bir afet ki, Nuh Peygamber tufanı gibi"
sözleriyle anlatır.
Nuh Aleyhisselam devrinden beri görülmemiş zelzele: Büyük
depremler metinlerde "Nuh, Hut, Salih ve Lut Peygamberler devrinden beri
hiç olmamıştı" kalıbıyla aktarılır.
Ayasofya'nın yapımında Hz. Süleyman'ın Hz. Nuh'un gemisinin
tahtalarından yaptırdığı kapıların getirildiği söylenir: "Şimdi
Ayasofya’nın mihrabının karşısında olan kapılar Nuh Peygamber’in gemisi
tahtasındandır derler."
Hz. Nuh; Osmanlı kroniklerinde soy kütüklerinde, büyük
felaket kıyaslarında ve kronolojik dönemlendirmelerde temel bir referans
noktasıdır.
…
Fütüvvetnamelerde Nuh
Fütüvvet-Nâmeler’de Nuh Aleyhi’s-Selâm
Erkan Demir
Gençlik, cömertlik ve yiğitlik anlamına gelen fütüvvet,
tasavvufi bir kavrama dönüşmüştür. Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Hz.
Muhammed fütüvvet geleneğinin dört nirengi noktasını ("çâr-pîr")
teşkil eder.
Hz. Nuh'un babası Lamek olup soy silsilesi Şît vasıtasıyla
Hz. Âdem'e çıkar.
İnsanlığın ikinci atası olan Hz. Nuh, fütüvvet geleneğinde
ikinci pîrdir. Gemicilerin, marangozların, sakaların (su dağıtıcıları),
alemdarların (bayraktar) ve ip cambazlarının/tuğ taşıyanların pîri kabul
edilir.
Cebrail Hz. Nuh'a tufanı haber vermiş; asi kavmin helakı
fütüvvetnamelerde sakınılması gereken ameller için çarpıcı bir örnek olarak
gösterilmiştir.
"Tekbir-i Fena" Hz. Nuh'a nispet edilir. Tıraş
erkânı ve beline şed kuşatılması, Cebrail'in Serendip Dağı dibinde Hz. Nuh'a
fütüvveti getirmesine dayanır. Cefne çanağında yapılan helva geleneği Hz.
Nuh'un tufan sonrası helva pişirip müminlere dağıtmasından kalmadır: "Cebrail
cennetten üzüm ve incir getürdi, birbirine karışdurdı, halvâ gibi oldı, Nuh’a
virdi."
Hz. Nuh bilgili, takva sahibi ve sabırlıdır. Allah
korkusuyla çok ağladığı için "İşi gece gündüz feryad edip ağlamaydı da
o yüzden ona Nûh lâkabını taktılar" ifadesi kullanılır.
Kur'an-ı Kerim'de geçen "Rabbim, yeryüzünde
kâfirlerden hiç kimseyi bırakma" duası fütüvvetnamelerde sıkça
zikredilir.
"Evvel hiraset içün kelb ittihaz iden Hz.
Nuh’tur" ifadesiyle gemiyi korumak için ilk köpek besleyen kişinin Hz.
Nuh olduğu belirtilir.
Cudi Dağı'nın tevazu gösterip baş eğmesi sebebiyle geminin
karargahı kılınması huşû babında örnek gösterilir.
Fütüvvetnameler, Türk halkının meslek etiği ve ahlaki
değerlerini Hz. Nuh gibi saygın pirlere dayandırarak telkin etmiştir.
Kısas-ı Enbiyalarda Nuh
Kısas-ı Enbiyâ’larda Nuh Nebi
Esra Keskinkılıç
Peygamber biyografilerini anlatan bu türün ilk müellifi Vehb
b. Münebbih'tir. En popüler eserler el-Kisâî ve es-Sa'lebî'ye aittir. Türkçe
yazılmış en eski örnek Rabguzî'nin Kısasü'l-Enbiyâsıdır.
Kendisine "Şeyhü'l-enbiyâ" ve "İkinci
Âdem" denir. Asıl adının "Şükr" veya "Abdulğaffar"
olduğu, çok ağlayıp inlediği için "Nuh" adını aldığı aktarılır.
Kavmi putlara tapan, içki içen bir toplumdur; Kral Dermesil
bin yedi yüz put yaptırmıştır. Hz. Nuh yüzyıllarca tebliğ yapmış, kavmi onu
bayıltıncaya kadar dövmüş, gübreliğe atmış ama o yolundan dönmemiştir. Çaresiz
kalınca "Ben mağlûbum, bana yardım et" diye niyaz etmiştir.
Cebrail'in rehberliğiyle üç katlı gemi inşa edilmiştir.
Tahtalar yontuldukça üzerlerinde peygamberlerin ve dört halifenin adları
belirmiştir. Canlılar çift çift gemiye yüklenmiş, Şeytan da hileyle eşeğin
kuyruğuna yapışarak içeri girmiştir.
Tufanın alameti "tennur"dan (tandır) su çıkması
olmuştur. Hz. Nuh'un inanmayan oğlu Kenan (Yam) boğulmuştur. Gemi Cudi Dağı'na
oturmuş, karaya çıkınca "Karyetü's-Semânîn" (Seksenler köyü)
kurulmuştur. İnsanlık Hz. Nuh'un üç oğlu Sam (Arap, Fars, Rum), Ham (Siyahiler)
ve Yafes'ten (Türkler) türemiştir.
14. Yüzyılda Eski Anadolu Türkçesine Çevrilmiş Bir Kısas-ı Enbiya Metninde
Nuh Peygamber Öyküsü
Emine Yılmaz & Nurettin Demir
Şis ve Kabil oğullarının karışmasıyla fesat artmış, Hz. Nuh
950 yıl kavmini davet etmiş ama kabul ettiremeyince beddua etmiştir. Sac ağacı
dikip 40 yıl büyümesini beklemiş, Cebrail'in öğretisiyle 3 katlı gemiyi
yapmıştır.
Gemide kadın-erkek ilişkisi yasaklanmış, bu yasağı çiğneyen
oğlu Ham'ın soyu kararmıştır. Tufanda dev Uc bin Unuk da sağ kalmıştır. Hz.
İsa, Nuh'un oğlu Sam'ı dirilterek gemideki mucizeleri (filin aksırmasından
domuz, arslanın aksırmasından kedi çıkması) anlattırmıştır. Muharremin 10'unda
karaya çıkılarak Aşure günü idrak edilmiştir.
Hadislerde Nuh
Bihâru’l-Envâr’da Hz. Nuh (as) Rivayetleri
Fazıl Agiş
Bâb 1 (Ömrü, Doğumu, Vefatı, Adları): Şiî hadis
ansiklopedisi olan Bihâru’l-Envârda Hz. Nuh'un 2500 yıl yaşadığı
belirtilir. Ölüm meleği geldiğinde "Bu dünyada geçirdiğim müddet,
güneşten gölgeye geçmem kadar oldu" demiştir. İsminin Seken,
Abdulgaffar veya Abdulmelik olduğu kaydedilir.
Bâb 2 (Ahlakı, İblis ile Olayı, Evlatları): Hz. Nuh
çok şükreden bir kuldur. Uykuda eteği açıldığında kendisine gülen Ham ve
Yafes'e beddua etmiş; Ham'ın soyundan siyahiler, Yafes'in soyundan Türkler ve
Çinliler, Sam'ın soyundan ise beyazlar türemiştir. Üzüm asması konusunda İblis
ile ortaklık kurmuştur.
Bâb 3 (Bi'seti ve Tufan Kıssası): Hz. Nuh kavmini
gece gündüz davet etmiş, sabrı sınanmıştır. Kufe Mescidi'nin bulunduğu yerde
gemiyi inşa etmiştir. Tufan fırının (tandır) fışkırmasıyla başlamış, Cudi
Dağı'na konulmasıyla son bulmuştur.
Şecerelerde Nuh
Kırgız Sancıra Geleneğinde Nuh Peygamber
Abdulselam Arvas
Kırgızlarda boy/şecere bilgisi "sancıra" olarak
adlandırılır ve kimlik korumada hayati önem taşır.
Sancıralarda tufanın sebebi insanların aşırı çoğalması veya
azgınlaşmasıdır. Yağmurun 7 gün 7 gece sürdüğü veya suyun yeri 6 ay kapladığı
aktarılır.
Bütün Türk boyları Hz. Nuh'un oğlu Yafes'e (Capas/Yapas)
bağlanır. Yafes'in eşi Turaniya'dan doğan Türk'ün soyundan Tütök, Karahan, Oğuz
Han ve Kırgız Han türemiştir.
Sancıralar milletlerin ortaya çıkışı ve Nuh Tufanı konusunda
hafızaya dayalı köklü sözlü gelenek verileridir.
Destanlarda Nuh
Gilgameş Destanında Tufan
Sedat Erkut
Mezopotamya tufan anlatısının en eski örneğidir. Akadca
metinde tufan kahramanı Utnapištim'dir.
Tanrılar tufan kararı alınca tanrı Ea, Utnapištim'e gizlice "Evini
parçala, bir gemi yap! Malını bırak yaşamı ara!" talimatını verir.
Utnapištim gemiyi yapıp ziftler, içine soyunu ve canlıları
doldurur. Tufan 6 gün 7 gece sürer. Gemi Nisir Dağı'na oturur. Güvercin,
kırlangıç ve karga salınır; karga dönmeyince karaya çıkılıp kurban sunulur.
Enlil, Utnapištim ve karısını ölümsüz kılar.
Sibirya Şamanist Türk Destanlarında Tufan ve Kıyamet
Abdülkadir İnan
Şamanist Altay Türklerinde Tengiz Han döneminde Nama adlı
kişiye Tanrı-Ülgen sandal ağacından gemi yapmasını söyler. Gemi Çomgoday
Dağı'na oturur; güvercin gagasında dalla döner. Nama sonradan Yayık Han adıyla
tanrılaşır.
Dünyanın sonu "Kalgançı Çak" olarak anılır. "Kalgançı
çak geldiği zaman gök demir, yer sarı bakır olur. Hanlar hanlara
saldırır...". Ülgen en sonunda ölüleri diriltecektir.
Sanatta Nuh
Hat San’atında Sefîne İstifleri ve Nuh’un Gemisi
Emily Neumeier – İrvin Cemil Schick
Hat sanatında gemi biçimindeki istiflere "sefîne"
denir.
Boston Güzel Sanatlar Müzesi'ndeki levha, doğrudan Hz.
Nuh'un gemisini temsil eden nadir bir yazay-resim örneğidir.
Geminin gövdesi Hûd Suresi 41. ayetin "ve kaale
irkebû fîhâ bismillâhi" (Ona binin, yüzmesi de durması da Allah'ın
adıyladır) kısmı ile oluşturulmuştur. Üzerinde "resmu Sefîne-i Hazret-i
Nûh alâ nebînâ ve aleyhisselâm" başlığı yer alır.
Nûh Aleyhisselâm Hilyeleri
İrvin Cemil Schick
Hilyeler, peygamberlerin fiziksel ve ahlaki vasıflarını
anlatan sözel portrelerdir.
Neşâtî'nin Hilye-i Enbiyâsında Hz. Nuh "Vechinün
levnini Hallâk-ı Mecîd / Sîm-i hâlis gibi itmişdi sefîd" (yüzünün
rengi halis gümüş gibi beyazdı) dizeleriyle, büyük başlı ve uzun sakallı olarak
tanımlanır.
Osmanlı dua mecmualarında dairesel hilye formları içinde Hz.
Nuh'un şemaline yer verilmiştir.
Dinar Sikkelerinde Nuh ve Tufan
M. Ertan Yıldız
Afyonkarahisar Dinar'daki antik Kelainai/Apameia kenti, MS
2.-3. yüzyıllarda Nuh Tufanı konulu bronz sikkeler basmıştır.
Sikkelerin arka yüzünde iki sahne vardır: Sandık biçimindeki
gemide Nuh ve karısı (tepelerinde zeytin dalı taşıyan güvercin) ve karaya ayak
basıp şükreden Nuh ile karısı. Sandık üzerinde "NΩE" (Nuh) yazar.
Kent "Kibotos" (sandık/kutu) takma adıyla anıldığı
ve yoğun bir Yahudi nüfusuna sahip olduğu için bu motif sikkelerde
kullanılmıştır.
Aşure
Aşure ve Muharrem
Yılmaz Eryiğit
Aşure ve Muharrem: Muharrem ayının 10. gününde
pişirilen aşure geleneksel bir tatlıdır.
Aşure ve Muharrem’e farklı bir bakış: Hicri 61'de
Muharrem 10'da Hz. Hüseyin Kerbela'da şehit edilmiştir; bu gün Şiiler ve
Aleviler için matem günüdür.
Osmanlıda aşure: Osmanlı'da Ehl-i Beyt sevgisi yaygın
olup aşure hem ikram hem de Kerbela'yı anma sentezi şeklinde idrak edilmiştir.
Günümüz Alevi-Bektaşilerinde aşure: Muharrem orucu
sonrası pişirilen aşure Kerbela şehitlerinin anısına dağıtılır.
Aşure Tarifi
Engin Akın
Aşurenin ilk defa Hz. Nuh'un gemisinde kilerde kalan son
malzemelerin karıştırılmasıyla yapıldığı rivayet edilir.
Temel malzemeler: dövme buğday, şeker, nohut, kuru fasulye,
badem, kestane, portakal kabuğu, kuru kayısı, kuru incir, gül suyu; üzeri için
ceviz, fıstık, nar ve kuşüzümüdür. Buğday helmelenince şerbet ve diğer
bakliyatlar eklenip pişirilir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder