10 Mayıs 2022 Salı

Emine Gürsoy Naskali - Nuh Kitabı - Notlar

Emine Gürsoy Naskali - Nuh Kitabı - Notlar

Kitabevi Yayınları

 


Giriş

İslam dini Nuh’u bir peygamber olarak kabul ederken; Musevilik ve Hristiyanlıkta Nuh peygamber değil, saygın bir ihtiyar adam olarak görülür.

Türkçedeki inatçılık ifade eden "Nuh diyor Peygamber demiyor" deyimi Müslümanların Nuh’u peygamber kabul etmesi, diğer Semavi dinlerin ise onun peygamberliğini tanımaması yatmaktadır.

 

Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) bölümünde geminin oturduğu yer sessiz harflerle "rrt" olarak geçer. Bu kelime yanlışlıkla "Ararat" şeklinde okunmuş ve günümüzde Ağrı Dağı ile ilişkilendirilmiştir.

Aslında "rrt" ile kastedilen kelime Urartu’dur.

 

Tevrat'a göre dünya üzerindeki insan ırkları Nuh'un üç oğlu olan Sam, Ham ve Yafes'ten türemiştir.

 

Aşurenin, Nuh'un gemisinde yiyeceklerin tükenmesi üzerine kilerde kalan son kırıntıların toplanıp pişirilmesiyle ortaya çıktığına inanılır.

 

Tarih Metinlerinde Nuh

15. Yüzyıl Osmanlı Kroniklerinde Nuh Aleyhisselam

Necdet Öztürk

Osmanlı tarih yazarları, fevkalade olayları ve tabii afetleri peygamberler devrindekilerle kıyaslayarak ve kronolojik tarihlemeleri peygamberlerin zamanlarına göre yaparak anlatmışlardır.

 

İslam aleminde hicri takvim dışında Hz. Nuh'a göre yapılan tarihlendirmeler mevcuttur. Enverî'nin Düstûrnâme adlı eserinde "Nuh’a Âdem’den gelince bellü bil / İki bin iki yüz elli altı yıl" mısralarıyla zaman hesaplaması aktarılır. Âşık Paşazade Tarihi'nde ise Tufan'dan İskender'e, Raklatyanus'a, Hz. Muhammed'in hicretine ve Yezdicird tarihine değin geçen süreler sıralanır.

 

Bütün Osmanlı kroniklerinde Hz. Nuh'un adı Osmanlıların soy kütüğü vesilesiyle geçer; Osmanlı nesebi Hz. Nuh'un oğlu Yafes'e bağlanır.

Neşrî’deki Osmanlı şeceresi: "Bu büyük soy [Osmanlı soyu], Nuh oğlu Yafes oğlu Bulcas evladından olan Kara Han oğlu Oğuz’a, şu düzen üzerine ulaşır."

 

Oruç Beğ’deki Osmanlı şeceresi: Şecere "alâ-hâzâ ced-ber-ced ibn-i Yâfes’e gelince ki, Nuh’un oğludur, o nesildendir" şeklinde sonlanır.

 

Türkçe Anonim Tevarih’teki Osmanlı şeceresi: Soy kütüğü "otuz altı neferdir ced be-ced ibn Yâfes’e çıkınca, kim Nuh’un oğludur" ifadeleriyle belirtilir.

 

Kostantiniye kralları şecerelerinde: Kralların nesebi "Sam, onun babası Nuh Aleyhisselam" şeklinde Hz. Nuh'a bağlamaktadır.

Savaşlardaki büyük kayıplar Tufan ile kıyaslanmıştır. Şair Kemal eserinde "Ki şöyle kırdı şâh orada anı / Bulara irdi san Nuh’un tufânı" ifadelerine yer verir. Oruç Beğ ise 1499'daki Tuna Geçidi felaketini "Öyle bir afet ki, Nuh Peygamber tufanı gibi" sözleriyle anlatır.

 

Nuh Aleyhisselam devrinden beri görülmemiş zelzele: Büyük depremler metinlerde "Nuh, Hut, Salih ve Lut Peygamberler devrinden beri hiç olmamıştı" kalıbıyla aktarılır.

 

Ayasofya'nın yapımında Hz. Süleyman'ın Hz. Nuh'un gemisinin tahtalarından yaptırdığı kapıların getirildiği söylenir: "Şimdi Ayasofya’nın mihrabının karşısında olan kapılar Nuh Peygamber’in gemisi tahtasındandır derler."

 

Hz. Nuh; Osmanlı kroniklerinde soy kütüklerinde, büyük felaket kıyaslarında ve kronolojik dönemlendirmelerde temel bir referans noktasıdır.

 

Fütüvvetnamelerde Nuh

Fütüvvet-Nâmeler’de Nuh Aleyhi’s-Selâm

Erkan Demir

Gençlik, cömertlik ve yiğitlik anlamına gelen fütüvvet, tasavvufi bir kavrama dönüşmüştür. Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed fütüvvet geleneğinin dört nirengi noktasını ("çâr-pîr") teşkil eder.

 

Hz. Nuh'un babası Lamek olup soy silsilesi Şît vasıtasıyla Hz. Âdem'e çıkar.

 

İnsanlığın ikinci atası olan Hz. Nuh, fütüvvet geleneğinde ikinci pîrdir. Gemicilerin, marangozların, sakaların (su dağıtıcıları), alemdarların (bayraktar) ve ip cambazlarının/tuğ taşıyanların pîri kabul edilir.

 

Cebrail Hz. Nuh'a tufanı haber vermiş; asi kavmin helakı fütüvvetnamelerde sakınılması gereken ameller için çarpıcı bir örnek olarak gösterilmiştir.

 

"Tekbir-i Fena" Hz. Nuh'a nispet edilir. Tıraş erkânı ve beline şed kuşatılması, Cebrail'in Serendip Dağı dibinde Hz. Nuh'a fütüvveti getirmesine dayanır. Cefne çanağında yapılan helva geleneği Hz. Nuh'un tufan sonrası helva pişirip müminlere dağıtmasından kalmadır: "Cebrail cennetten üzüm ve incir getürdi, birbirine karışdurdı, halvâ gibi oldı, Nuh’a virdi."

 

Hz. Nuh bilgili, takva sahibi ve sabırlıdır. Allah korkusuyla çok ağladığı için "İşi gece gündüz feryad edip ağlamaydı da o yüzden ona Nûh lâkabını taktılar" ifadesi kullanılır.

 

Kur'an-ı Kerim'de geçen "Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma" duası fütüvvetnamelerde sıkça zikredilir.

 

"Evvel hiraset içün kelb ittihaz iden Hz. Nuh’tur" ifadesiyle gemiyi korumak için ilk köpek besleyen kişinin Hz. Nuh olduğu belirtilir.

 

Cudi Dağı'nın tevazu gösterip baş eğmesi sebebiyle geminin karargahı kılınması huşû babında örnek gösterilir.

 

Fütüvvetnameler, Türk halkının meslek etiği ve ahlaki değerlerini Hz. Nuh gibi saygın pirlere dayandırarak telkin etmiştir.

 

Kısas-ı Enbiyalarda Nuh

Kısas-ı Enbiyâ’larda Nuh Nebi

Esra Keskinkılıç

Peygamber biyografilerini anlatan bu türün ilk müellifi Vehb b. Münebbih'tir. En popüler eserler el-Kisâî ve es-Sa'lebî'ye aittir. Türkçe yazılmış en eski örnek Rabguzî'nin Kısasü'l-Enbiyâsıdır.

 

Kendisine "Şeyhü'l-enbiyâ" ve "İkinci Âdem" denir. Asıl adının "Şükr" veya "Abdulğaffar" olduğu, çok ağlayıp inlediği için "Nuh" adını aldığı aktarılır.

 

Kavmi putlara tapan, içki içen bir toplumdur; Kral Dermesil bin yedi yüz put yaptırmıştır. Hz. Nuh yüzyıllarca tebliğ yapmış, kavmi onu bayıltıncaya kadar dövmüş, gübreliğe atmış ama o yolundan dönmemiştir. Çaresiz kalınca "Ben mağlûbum, bana yardım et" diye niyaz etmiştir.

 

Cebrail'in rehberliğiyle üç katlı gemi inşa edilmiştir. Tahtalar yontuldukça üzerlerinde peygamberlerin ve dört halifenin adları belirmiştir. Canlılar çift çift gemiye yüklenmiş, Şeytan da hileyle eşeğin kuyruğuna yapışarak içeri girmiştir.

 

Tufanın alameti "tennur"dan (tandır) su çıkması olmuştur. Hz. Nuh'un inanmayan oğlu Kenan (Yam) boğulmuştur. Gemi Cudi Dağı'na oturmuş, karaya çıkınca "Karyetü's-Semânîn" (Seksenler köyü) kurulmuştur. İnsanlık Hz. Nuh'un üç oğlu Sam (Arap, Fars, Rum), Ham (Siyahiler) ve Yafes'ten (Türkler) türemiştir.

 

14. Yüzyılda Eski Anadolu Türkçesine Çevrilmiş Bir Kısas-ı Enbiya Metninde Nuh Peygamber Öyküsü

Emine Yılmaz & Nurettin Demir

Şis ve Kabil oğullarının karışmasıyla fesat artmış, Hz. Nuh 950 yıl kavmini davet etmiş ama kabul ettiremeyince beddua etmiştir. Sac ağacı dikip 40 yıl büyümesini beklemiş, Cebrail'in öğretisiyle 3 katlı gemiyi yapmıştır.

Gemide kadın-erkek ilişkisi yasaklanmış, bu yasağı çiğneyen oğlu Ham'ın soyu kararmıştır. Tufanda dev Uc bin Unuk da sağ kalmıştır. Hz. İsa, Nuh'un oğlu Sam'ı dirilterek gemideki mucizeleri (filin aksırmasından domuz, arslanın aksırmasından kedi çıkması) anlattırmıştır. Muharremin 10'unda karaya çıkılarak Aşure günü idrak edilmiştir.

 

Hadislerde Nuh

Bihâru’l-Envâr’da Hz. Nuh (as) Rivayetleri

Fazıl Agiş

Bâb 1 (Ömrü, Doğumu, Vefatı, Adları): Şiî hadis ansiklopedisi olan Bihâru’l-Envârda Hz. Nuh'un 2500 yıl yaşadığı belirtilir. Ölüm meleği geldiğinde "Bu dünyada geçirdiğim müddet, güneşten gölgeye geçmem kadar oldu" demiştir. İsminin Seken, Abdulgaffar veya Abdulmelik olduğu kaydedilir.

 

Bâb 2 (Ahlakı, İblis ile Olayı, Evlatları): Hz. Nuh çok şükreden bir kuldur. Uykuda eteği açıldığında kendisine gülen Ham ve Yafes'e beddua etmiş; Ham'ın soyundan siyahiler, Yafes'in soyundan Türkler ve Çinliler, Sam'ın soyundan ise beyazlar türemiştir. Üzüm asması konusunda İblis ile ortaklık kurmuştur.

 

Bâb 3 (Bi'seti ve Tufan Kıssası): Hz. Nuh kavmini gece gündüz davet etmiş, sabrı sınanmıştır. Kufe Mescidi'nin bulunduğu yerde gemiyi inşa etmiştir. Tufan fırının (tandır) fışkırmasıyla başlamış, Cudi Dağı'na konulmasıyla son bulmuştur.

 

Şecerelerde Nuh

Kırgız Sancıra Geleneğinde Nuh Peygamber

Abdulselam Arvas

Kırgızlarda boy/şecere bilgisi "sancıra" olarak adlandırılır ve kimlik korumada hayati önem taşır.

 

Sancıralarda tufanın sebebi insanların aşırı çoğalması veya azgınlaşmasıdır. Yağmurun 7 gün 7 gece sürdüğü veya suyun yeri 6 ay kapladığı aktarılır.

 

Bütün Türk boyları Hz. Nuh'un oğlu Yafes'e (Capas/Yapas) bağlanır. Yafes'in eşi Turaniya'dan doğan Türk'ün soyundan Tütök, Karahan, Oğuz Han ve Kırgız Han türemiştir.

 

Sancıralar milletlerin ortaya çıkışı ve Nuh Tufanı konusunda hafızaya dayalı köklü sözlü gelenek verileridir.

 

Destanlarda Nuh

Gilgameş Destanında Tufan

Sedat Erkut

Mezopotamya tufan anlatısının en eski örneğidir. Akadca metinde tufan kahramanı Utnapištim'dir.

 

Tanrılar tufan kararı alınca tanrı Ea, Utnapištim'e gizlice "Evini parçala, bir gemi yap! Malını bırak yaşamı ara!" talimatını verir.

 

Utnapištim gemiyi yapıp ziftler, içine soyunu ve canlıları doldurur. Tufan 6 gün 7 gece sürer. Gemi Nisir Dağı'na oturur. Güvercin, kırlangıç ve karga salınır; karga dönmeyince karaya çıkılıp kurban sunulur. Enlil, Utnapištim ve karısını ölümsüz kılar.

 

Sibirya Şamanist Türk Destanlarında Tufan ve Kıyamet

Abdülkadir İnan

Şamanist Altay Türklerinde Tengiz Han döneminde Nama adlı kişiye Tanrı-Ülgen sandal ağacından gemi yapmasını söyler. Gemi Çomgoday Dağı'na oturur; güvercin gagasında dalla döner. Nama sonradan Yayık Han adıyla tanrılaşır.

 

Dünyanın sonu "Kalgançı Çak" olarak anılır. "Kalgançı çak geldiği zaman gök demir, yer sarı bakır olur. Hanlar hanlara saldırır...". Ülgen en sonunda ölüleri diriltecektir.

 

Sanatta Nuh

Hat San’atında Sefîne İstifleri ve Nuh’un Gemisi

Emily Neumeier – İrvin Cemil Schick

Hat sanatında gemi biçimindeki istiflere "sefîne" denir.

 

Boston Güzel Sanatlar Müzesi'ndeki levha, doğrudan Hz. Nuh'un gemisini temsil eden nadir bir yazay-resim örneğidir.

 

Geminin gövdesi Hûd Suresi 41. ayetin "ve kaale irkebû fîhâ bismillâhi" (Ona binin, yüzmesi de durması da Allah'ın adıyladır) kısmı ile oluşturulmuştur. Üzerinde "resmu Sefîne-i Hazret-i Nûh alâ nebînâ ve aleyhisselâm" başlığı yer alır.

 

Nûh Aleyhisselâm Hilyeleri

İrvin Cemil Schick

Hilyeler, peygamberlerin fiziksel ve ahlaki vasıflarını anlatan sözel portrelerdir.

 

Neşâtî'nin Hilye-i Enbiyâsında Hz. Nuh "Vechinün levnini Hallâk-ı Mecîd / Sîm-i hâlis gibi itmişdi sefîd" (yüzünün rengi halis gümüş gibi beyazdı) dizeleriyle, büyük başlı ve uzun sakallı olarak tanımlanır.

 

Osmanlı dua mecmualarında dairesel hilye formları içinde Hz. Nuh'un şemaline yer verilmiştir.

 

Dinar Sikkelerinde Nuh ve Tufan

M. Ertan Yıldız

Afyonkarahisar Dinar'daki antik Kelainai/Apameia kenti, MS 2.-3. yüzyıllarda Nuh Tufanı konulu bronz sikkeler basmıştır.

 

Sikkelerin arka yüzünde iki sahne vardır: Sandık biçimindeki gemide Nuh ve karısı (tepelerinde zeytin dalı taşıyan güvercin) ve karaya ayak basıp şükreden Nuh ile karısı. Sandık üzerinde "NΩE" (Nuh) yazar.

 

Kent "Kibotos" (sandık/kutu) takma adıyla anıldığı ve yoğun bir Yahudi nüfusuna sahip olduğu için bu motif sikkelerde kullanılmıştır.

 

Aşure

Aşure ve Muharrem

Yılmaz Eryiğit

Aşure ve Muharrem: Muharrem ayının 10. gününde pişirilen aşure geleneksel bir tatlıdır.

 

Aşure ve Muharrem’e farklı bir bakış: Hicri 61'de Muharrem 10'da Hz. Hüseyin Kerbela'da şehit edilmiştir; bu gün Şiiler ve Aleviler için matem günüdür.

 

Osmanlıda aşure: Osmanlı'da Ehl-i Beyt sevgisi yaygın olup aşure hem ikram hem de Kerbela'yı anma sentezi şeklinde idrak edilmiştir.

 

Günümüz Alevi-Bektaşilerinde aşure: Muharrem orucu sonrası pişirilen aşure Kerbela şehitlerinin anısına dağıtılır.

 

Aşure Tarifi

Engin Akın

Aşurenin ilk defa Hz. Nuh'un gemisinde kilerde kalan son malzemelerin karıştırılmasıyla yapıldığı rivayet edilir.

 


Temel malzemeler: dövme buğday, şeker, nohut, kuru fasulye, badem, kestane, portakal kabuğu, kuru kayısı, kuru incir, gül suyu; üzeri için ceviz, fıstık, nar ve kuşüzümüdür. Buğday helmelenince şerbet ve diğer bakliyatlar eklenip pişirilir.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder