Yaşamak için birisi olmak gerekir.
Bilinmeyenin bilgisi, yani hiçlik.
Bilinç hiçliktir.
Nerede makine varsa orada hep uçurum ve hiçlik var.
Özgür değiliz ve gökyüzü hala kafamızın üstüne düşebilir ve tiyatro da ilk önce bunu öğretmek için yapılmıştır.
Kendime karar verecek zamanı bulamadan yaşamın varlığı beni kendimden aldı.
Seslerden yoksun hece.
İnsan değilde dünya anormal olmuştur.
Van Gogh, mitosun hayatın en basit şeylerinden çıkarılmasının bilinmesi gerektiğini düşünmekteydi.
Resim çizmek nedir. O hissettiğimiz ile yapabileceğimiz arasında gibi bulunan görünmez demir bir duvarın içinden kendine yol açma eylemidir. Yavaş yavaş ve sabırla. (Van Gogh)
İntihar durumunda doğaya karşı kendi hayatından kendini yoksun etme eylemine vücudu karar verdirmek için bir kötü varlıklar ordusu gerekmektedir.
18 Haziran 2010 Cuma
15 Haziran 2010 Salı
Michael Meyer - Retorik
(Retorik)... zihnin söylem ve fikirlerle manipüle edilmesi olarak kabul edilmeye başlandı Platon'la birlikte.
- Retorik, dinleyicilerin manipüle edilmesidir (Platon)
- Retorik, güzel konuşma sanatıdır (Quantilianus)
- Retorik, ikna etmesi gereken ya da etmeyi amaçlayan argüman ve söylemlerin sergilenmesidir (Aristoteles)
Aristoteles'e göre retorik söylem, rasyonellik, dille ilişkilidir. Tek sözcük tanımlar bu üç boyutu: Logos.
Logos, dinleyici ve hatibi kendi kurallarına bağlar; dinleyici güçlü güçlü argümanlarıyla ikna eder ya da hitap ettiği kişileri heyecanlandıran güzel üslubuyla beğenisini, razı etmek ya da büyülemek istediği dinleyiciyi nitelemek amacıyla tek sözcük kullanır; Pathos
Ama rasyonel söylem ve tutkuları etkileyen söylem arasındaki farkı doğuran, heyecan yaratan ve işi mantığı unutturma noktasına kadar götüren Logos'tur. Aristoteles'e göre, retorik bir hatibin söylemidir ve dinleyiciyi ikna etmeyi ya da heyecanlandırmayı amaçlar. Bu bağlamda, kesinlikle var olan üç boyut sözün gücüyle entegre olmuştur.
Platon'a görer ise tersi geçerlidir. Ona göre, dili yönlendiren gerçek değil, Pathos ama aynı zamanda da sadece sonuçlarla ilgilenen ve kimi zaman taraf değiştiren, karşıt fikirleri savunmaktan ve çelişkili etkileri aramaktan sıkılmayan hatibin girişimidir. Akıl retoriğe yabancıdır, çünkü açık seçik olmak ister ve dolayısıyla sadece felsefeyle ilişkilidir. (s. 10/11)
Etik, sözcüğünü veren 'ethos' ve aynı zamanda Latince mores (ahlak) söz konusudur bu bağlamda...
Quintilianus'a göre, retorik iyi söyleme sanatıdır çünkü hem söylemin tüm yetkinliklerini hem de hatibin ahlakını kucaklar, çünkü iyi insan olmadan gerçekten iyi konuşmak mümkün değildir.
Pathos ve Logos; Ethos'un hatiplik değerine örtük biçimde katılsalar da ikincil gözükürler. Bu durumda güzel söz söyleme hem üslup etkilerine (logos), hem heyecana, hem de tutkuya (pathos) açılır.
Retorik, kişiler arası iletişimde ortaya çıkan sorunların analizidir, bu analize vesile olurlar ya da bu analiz içinde yer alırlar. (s. 15)
Retorik egemen bir düşünce modelinin silinmesiyle ve başka bir modelin beklenmesi sırasında ortaya çıkar.
Sofistlerin Yunanistan'ı, Aristoteles'in sistematizasyonunda özgür ve kendi kaderini kendisi belirleyen bir siteyle bulmuştur. (s. 21)
Yunanlılara göre ethos ben imgesi, karakter, kişilik, davranış özellikleri, yaşam ve amaç tercihidir (dolayısıyla da etik).
Ethos sorunların son noktasıdır.
Ethos cevaplara gönderme yapar, pathos ise sorunların kaynağıdır ve sorular tutkuların, heyecanların ya da sadece fikirlerin tanıklık ettiği bir çok nedenle ilişkilidirler. (s. 27/28)
Anlam, kesinlikle bir cevabın içindeki sorudur, söylenmiş olanın içindeki soru ama burada cevap yoktur, çünkü kullanılan sözcükler soru sözcükleri olmasa da her şey problemdir. (s. 33)
Ethos potansiyel olarak sonu gelmeyen sorulara bir son verebilme yeteneğidir. (s. 35)
Logos, sorusu olduğu şeylerin tümüdür.
Her yargı sorulan bir soruya cevaptır ve sorulmayan ve iletişimi mümkün kılan sorulara özet şeklindeki sözcüklerden oluşur. (s. 37)
Retorik sanatı temel olarak beşe ayrılır:
1) Yaratma
2) Düzenleme (ya da anlatma)
3) İfade biçimi (üslup)
4) Eylem
5) Bellek (s. 38)
Aristoteles'e göre, sergileme ya da düzenleme kanıtlamadan önce gelmelidir, kanıtlama savunulan tezle ilgili argümanı verir.
Cümlelerin çok uzun olduğu Alman dili bu uygulamaya çok uygundur ve böyle bir üsluba yüklenmek söylemin ikna edici özelliklerini artırır. (s. 40)
1) Sorunun arkasındaki niyetin (ethos) oluşmasına yönelik etkinlik
2) Bir soru-cevap ilişkisi değerlendirmesi (logos)
3) Zihnin cevabı kabullenmesi (pathos)
Ethos, ethos (burada kendisi)-logos-pathos ilişkisini anlama-uyum-ikna üçlemesine göre ele alır.
Pathos gerçek gerçekliği içinde olumlu değerlere benzerlikle etkin olur ve olumsuz olduğu kabul edilen değerleri reddeder. (s. 46)
Pathos ikna etmenin hedefidir. (s. 51)
Retorik, sıkıştırılmış bir kanıtlamadır.
Aristoteles'e göre, kanıtlamanın iki temel yöntemi tümevarım ve örnektir ve bu bağlamda az ya da çok olası genel bir kurala doğru gitmek ya da ondan yararlanmak benzer bir durumu dikkate almak söz konusudur. (s. 73)
Retorik benzerlik ve farklılık üstünde durduğundan mecazlara ihtiyacı vardır.
Birini vurgulamak ve yaratmak için öbürünü ihmal ederek ve bastırarak. (s. 80)
Bilinçdışı beden dilidir.
Beden bireyde farklılığı ya da daha doğrusu, herkesin farklılığını temsil eder.
Ölüm, mezarla insanileştirilir, tıpkı moda olan bir zevkle giyinmenin bir ihtiyaç olması gibi. (s. 90)
Beden zevklerinden doğan bütün tutkular retorikleşirler. Tutku bedenin retoriğidir, organik ve psikolojik arasındaki kaynaşma noktasıdır, problemi kesin bir zafer haline getiren dildir.
Tutku hem olmak istediğimiz hem istemediğimiz bir bedenin çelişkisini kimliğe dönüştürür ve bizi bedenin egemenliğine indirger ve hatta bu şekilde tanımlar.
Tutku bedenin olma ve olmama özgürlüğünü verir bana, çünkü mecazi olarak öyleyimdir. (s. 91)
Ben, toplumda her zaman retoriktir; kendini tasarlayarak ortaya çıkarır. (s. 96)
Edebiyat gösteriyle birlikte doğmuştur; okunmaktan çok anlatılıyordu ve o dönemde ideal olan, epik şairin anlattıklarını dinlemekten çok, eylemin kendisini seyretmekti. Heyecan ve eğlence Pathos'a bağlıdır. Retorik ve poetik uzun zamandan beri birleşmiştir ama çok açık seçik değildir bu.
Aristoteles'e göre retorik, olana ama olmayabilecek olana bağlıdır, poetik ise olmayana ama olabilecek olana, düşsel olana bağlıdır.
Aristoteles, ayrıca, retoriğin söylemle poetiğin ise eylemle ilgili olduğunu söyler ve buna göre destan ve trajedi örnek türlerdir onun gözünde. Epidik türle birlikte retorik 'poetik'e çok yakındır: söylemin mutlaka gerçek olması gerekmez ama iç açıcı olmalıdır, ahlaksal açıdan dinleyicinin onayını almalıdır, hatta seyircinin ya da okuyucunun da onayını almalıdır. Poetik ve retorik arasındaki sınır pek belirgin ve bu da edebiyat teorisinin niçin çok uzun zamandan beri retoriğin bir parçası olduğunu açıklar. (s. 105)
Güçlenen simgecilite birinci evre: yorumlama dönemi (Gadamer)
İkinci evre: yaklaşım okulu (H.R. Jauss, W. Iser)
Üçüncü evre: yapısöküm (Derrida)
Dördüncü evre: edebiliğin problematolojik anlayışı
Metin, okuyucu gibi hem cevap verir hem soru sorar.
Yapıt cevaptır.
Kafka bize çağdaş edebiyatın bir alegorisini verir:
Bir türlü iş bulamayan bir hizmetçi bir akşam kendisini -kişisel hizmetleri için yanına alabileceğini- söyleyen birine rastlar.
Bir görüşme yaparlar ama zavallı aday sorulan soruları bile anlamaz.
O zaman müstakbel patronu sorularına cevap veremeyen kişiyi işe alacağını söyler.
Tipik "Kafkaesk" bir durum söz konusudur burada; Ama saçmalık saptamasıyla yetinmemiz mi gerekir?
Hizmetçinin şato personeli içine dahil edilmesi edebiyata girişle ve patronun cevabı olmayan sorusu anlamın sorusuyla özdeşleştirilmek istenirse parabol aydınlanır.
Burada edebiyat olan şeyin bir alegorisi savaşlar ve katliamlarla parçalanmış, ideal olmaktan çıkmış modern dünyanın anlamsızlığını etkileyen anlamla ilgili bir söylem söz konusudur.
Gerçekliğin ve bu gerçeklikle ilgili edebiyatın anlamı bundan böyle anlam yitimidir ve bu anlamın sorduğu sorunun tek cevabı cevap olmadığıdır ki paradoksal bir durumdur bu, çünkü bu da (gene) bir cevaptır.
Birinin söylediği bir şeyde soru olan şeyi bilmek, söylediklerinin anlamına ulaşabilmektir. Bir edebi metin bir çok şey demektir ve ne kadar büyük olursa o kadar farklı sorunsallıklar içerir. (s. 114)
Pathos 'sen',Logos 'o' ve
Ethos da 'ben'dir.
Bu işlevlerin önceliği doğrultusunda farklı edebi türler ortaya çıkar. (s. 115)
Şiir, tarihin etkisiyle gitgide daha sorunsal olacaktır ve Ronsard'dan Mallarme'ye şiirsel uyumsuzluk, Ben'in parçalanmasına ve dağılmasına katılmak amacıyla hızlanır kesinlikle.
Ethos ->- Lirik tür, "ben" ->- şiir (şiir-roman)
Logos ->- Epik tür, "o" ->- destan (destan-tarih)
Pathos ->- Tiyatro türü, "sen" ->- trajedi (trajedi-komedi)
Kandırmak, aslında mesafenin yok edilmesini haber verir. (s. 133)
Çeviren: İsmail Yerguz
Dost, 2009
14 Haziran 2010 Pazartesi
Nietzsche - Böyle Buyurdu Zerdüşt
1. Bölüm
Ey ulu yıldız! Kendilerine ışık saçtıkların olmasaydı saadetin nerde kalırdı. 1.1.17
Her sabah bekledik seni biz. 1.1.17
Böyle başladı Zerdüşt'ün batışı. 1.1.17
Uyuyanlar arasında ne işin var senin. 1.2.18
Denizde gibi yaşardın yalnızlığında ve deniz taşırdı seni. 1.2.18
Bir şey verme onlara dedi ermiş, sen onlardan bir şey al daha iyi ve onlarla birlikte taşı. 1.2.18
Ben sadaka vermem. O kadar yoksul değilim. 1.2.18
Türkü söyleyerek, ağlayarak ve mırıldanarak benim tanrım olan tanrıyı övüyorum. 1.2.19
İnsan aşılması gereken bir şeydir. Onu aşmak için sizler ne yaptınız. 1.3.19
Bağlı kalın yeryüzüne ve inanmayın sizlere dünya ötesi umutlardan bahsedenlere. 1.3.19
Kirli bir ırmak Ademoğlu. 1.3.20
İnsanoğlu, sevenin üzerine çivilendiği çarmıh değil midir merhamet. 1.3.20
İnsan, hayvanla üst-insan arasında gerilmiş bir iptir. 1.4.21
Ben kendisi için bir nebze ruh ayırmayanı fakat bütünüyle erdemin ruhu olmak isteyeni severim. Böyle yürür o ruh olarak köprünün üstünde. 1.4.21
Ben, gönlü yaralıyken bile derin olanı ve hiçten bir şeyle yok olabileni severim. 1.4.22
Gözleriyle işitmeyi öğrensinler diye kulaklarını patlatmak mı gerek önce. 1.5.22
Anlamıyorlar beni, bu kulaklara göre ağız değilim ben. 1.5.23
Merak ile korku bile yorulur. 1.7.25
Uyuyan her şeyin yüzüne bakmayı severdi. 1.8.26
Nice ağır yükler vardır ruhlar için. 2.1.29
Yükünü almış deve nasıl hızlanırsa çöle doğru, ruhda öyle hız alır kendi çölüne. 2.1.29
Dünyayı kaybetmiş olan kendi dünyasını kazanır artık. 2.1.30
Uyumak, bütün gün uyanık kalmak gerekir onun uğruna. 2.2.31
İyi uyumak için uyanık kalmak. 2.2.32
Yorgunluk, bir sıçrayışla en sona erişmeyi isteyen bir ölüm sıçrayışıyla istemeyi bile artık istemeyen bir zavallı, bilgisiz yorgunluk, bu yarattı işte, bütün tanrıları ve öte dünyaları. 2.3.33
Bedeni hor görenler... 3.1.35
Kendi elinden böylesine ıstırap çeken için kurtuluş yoktur. Tez bir ölüm olmadıkça. 3.3.38
Yazılmış şeylerden ben yalnız kanla yazılmışı severim, kanla yaz; göreceksin ki kan ruhtur(tindir). 4.1.39
Yukarılara bakarsınız siz yücelmek isteyince; bense aşağılara bakarım, çünkü yücelmişim ben. 4.1.40
En yüce dağlara tırmanan, güler bütün acıklı oyunlara ve acıklı gerçeklere. 4.1.40
Doğru; severiz biz hayatı, ama yaşamaya alışmış olmamızdan değil, sevmeye alışmış olduğumuzdan. 4.1.40
Ve bana, hayatı seven bana öyle geliyor ki, kelebekler, sabun köpükleri ve bunlara benzeyen daha ne varsa insanlar arasında, onlardır mutluluğu en iyi bilenler. 4.1.40
Nice ruhlar keşfedilmeyecek hiçbir zaman, meğer ki onları önce icat ede insan. 5.1.41
Ne boş hayat. 6.1.43
Boş olan halbuki kendileri ve varlığın yalnız bir yüzünü gören gözleridir. 6.1.43
İnsan aşılması gereken bir şeydir. 7.1.45
Bütün soğuk canavarların en soğuğuna devlet denir. 8.1.46
Bir katilin eline düşmek, şehvetli bir kadının rüyalarına girmekten daha yeğ değil midir? 10.1.50
Ve bir parça et esirgeyince kendisinden, bir parça ruh için ne sevimlice bilir dilenmesini bu kancık şehvet iti. 10.1.50
Yalnız için dost, daima bir üçüncü kişidir; üçüncü, iki kişi arasındaki konuşmanın derinlere dalmasını önleyen bir mantardır. 11.1.51
Kadının aşkında sevmediği her şeye karşı insafsızlık ve körlük vardır. Kadının bilinçli aşkında bile aşığın yanı sıra daima umulmazlık, şimşek ve gece vardır hala. 11.1.52
Korumak için kendini değer biçti insan önce eşyaya. 12.1.53
İnsanlarla ilişki bozar kişiliği, hele kişilik yoksa. 13.1.55
Size ben en uzağı sevmeyi salık veririm. 13.1.55
Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini. Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki! 14.1.57
Erkek savaş için yetiştirilmeli, kadınsa savaşçının dinlenmesi için, bundan gerisi deliliktir. 15.1.58
Erkeğin mutluluğu "istiyorum"dur. Kadının mutluluğu "istiyor"dur. 15.2.59
Bunun böyle olması kadınlarda hiçbir şeyin imkansız olmayışından mı acep! 15.1.59
Kadına mı gidiyorsun, kırbacını unutma!. 15.1.59
Vaktinde öl! 18.1.62
Ruhumuzun simgelerle konuşmak istediği her saate dikkat edin, kardeşlerim; kaynağı oradadır erdeminizin. 19.1.65
Beni kaybetmenizi ve kendinizi bulmanızı diliyorum şimdi sizlerden; ve ancak hepiniz inkar ettiğiniz zaman beni, döneceğim sizlere.
Gerçekten başka gözlerle kardeşlerim, arayacağım o zaman kaybettiklerimi; başka bir sevgiyle seveceğim o zaman sizleri. 19.3.67
2 Bölüm
Tanrı öldü: İnsana merhametinden öldü Tanrı. 22.1.77
Yaratıcıların ise hepsi merhametsizdirler. 22.1.77
Yürüdükleri yola kandan işaretler yazarlardı ve çılgınlıkları onlara gerçeğin kanla kanıtlanacağını öğretirdi.
Oysa kan en kötü kanıtıdır gerçeğin; kan en saf öğretiyi zehirler, onu kuruntuya ve yürek kinine çevirir. 23.1.79
Ruh hayatın bağrına saplanan hayattır. 27.1.87
Ruhun da mutluluğu şudur; "kurbanlık bir hayvan gibi yağlanmak ve gözyaşlarıyla kutsanmak" biliyor muydunuz bunu. 27.1.87
Hiç durulmamış, hiç durulmayacak bir şey var içimde; söyelemek özlemi içinde. Bir sevgi arzusu var ki içimde, öz dilini söylüyor aşkın. 28.1.88
Kendilerinin ölçemediği derinlik, ölçülemez derinliktir. 29.1.90
Bana ettikleriniz yanında nedir ki adam öldürmek. 30.1.92
Yerine konmaz şeylerimi aldınız benden. 30.1.93
Bütün varlığı düşünülebilir hale getirmek istiyorsunuz.
Şüphe ediyorsunuz haklı olarak, düşünülebilir midir acep varlık diye. 31.1.94
Bütün hayat, zevk ve zevklenme üzerine bir tartışmadır. 32.1.97
Pek fazla uçmuşum geleceğe: Bir korkudur aldı beni.
Ve etrafıma baktığımda, şaşılacak şey! Zamandı tek çağdaşım. 33.1.99
Dün, ay doğarken, bir güneş doğuracak gibi geldi bana: Öylesine geniş ve gebe duruyordu ufukta.34.1.101
Doğru mahsulü topladık, peki neden bütün meyvelerimiz çürüdü yandı? Neydi düşen dün gece uğursuz aydan? 38.1.110
Külünü dağa taşıyan kim? 38.1.111
Ama böyle istedim ben. 38.1.116
Ama böyle istiyorum ben: Böyle isteyeceğim ben! 38.1.116
Uykuya dalanın dehşetini bilir misiniz siz? 40.1.119
3. Bölüm
İmkansızlık! 41.1.125
Bilgelik taşı! Yükseğe atmışsın sen kendini ama atılan her taş muhakkak düşer. 42.1.128
Cesaret, zira en iyi öldürendir. 42.1.128
İnsanoğlunun uçurum kenarında durmadığı yer var mıdır? Görmek bile uçurumlar görmek değil midir? 42.1.129
Böyle dedi Zerdüşt. Ve bütün gece umutsuzluğunu bekledi; boşuna bekledi ama, gece berrak ve sakin kaldı. Mutluluksa yaklaştıkça yaklaştı ona fakat sabaha karşı Zerdüşt gönlüne güldü de alaylı alaylı dedi; mutluluk koşuyor ardımdan, ben kadınlar ardından koşmadığımdan, mutluluk halbuki, kadındır. 43.1.133
Ve kim kutsayamazsa, lanetlenmeyi öğrenecektir, bu duru öğreti bana bu duru gökten indi; bu yıldız bu karanlık gecelerde bile durur göğümde.
Ama ben kutsayanım ve evet diyenım, yeter ki sen kuşatmış ol beni ey tertemiz, ey pırıl pırıl gök! Ey ışık uçurumu! Bütün uçurumlara götürürüm ben kutsal evet dememi. 44.1.135
Yalan söylememeli ayakla göz, birbirinin üstünede atmamalı yalanı, ama küçük insanlar arasında yalan çok olur. 45.2.138
Ayışığını korku alır geceleyin sokaklarda. 46.1.140
Alay ederim her türlü merhamete. 46.1.142/143
Bir yerde sevemiyorsa artık insan, geçip gitmeli oradan. 47.1.145
Kimsesizlik başka şey; yalnızlık daha başka şey; bunu öğrendim ben artık: İnsanlar arasında hep yaban ve garip kalacağını da. 49.1.148
Ve hatırlar mısın ey Zerdüşt: En sessiz saatinin erişip seni senden öte sürdüğünü ve uğursuz bir fısıltıyla dediğini: konuşta paramparça ol! 49.1.149
Buydu işte kimsesizlik. 49.1.149
Devekuşu en süratli attan daha hızlı koşar, başını da ama iyice sokar ağır toprağa; henüz uçamayan insan da böyledir işte. 51.2.155
Sevmek istemiyor, sevgiden geçiniyor ama. 51.2.157
Ben de öğrendim beklemeyi... ama ancak kendimi beklemeyi. 52.2.157
Yeni soyluluk için nice soylu ve nice çeşit soylular gerek! Ya da benzetmeceyle dediğim gibi bir zamanlar: Tanrının değil, tanrıların olması, tanrılığın ta kendisidir. 53.11.153/154
Edebi dönüşü öğretensin sen. 54.2.178
Ey benim gönlüm her şeyimi verdim artık sana ben. En son şeyimi bile ve ellerim boşaldı bütün, senin yüzünden. 55.1.181
4. Bölüm
Gözleri arandı... ama bu gözlerin görmek istediği kişi yoktu ortalıkta. 64.1.211
En büyük, en ağır ayakları olan, benim yürüdüğüm bütün yerlerde bozulur yol, yürüdüğüm bütün yolları ben mahveder bozarım. 64.1.212
Her şey birbirinden daha lüzumludur. 67.1.220
Saadet için ne kadar az şey gerek, saadet için. 67.1.221
Akıllı deliler daha iyi konuşurlar. 67.1.221
Umutsuzun birine cesaret vermek bunu başarabilecek kadar kuvvetli sanır herkes kendini. 68.1.223
Yalnızlarda bulunmayanda işte ekmektir asıl, ama yalnız ekmekle yaşanmaz. 69.1.227
Tanrı öldü; şimdi biz üst-insanın yaşamasını istiyoruz. 70.2.229
İnsan nasıl aşılacak. 70. 3.229
İnsan kendini en iyi, en uzun, en hoş olarak nasıl koruyabilir? Böylece işte bugünün efendileri olurlar.
Aşın bugünün bu efendilerini ey kardeşlerim, bu küçük insanları. Onlardır üstün insan için en büyük tehlike. 70.3.229
Korkuyu bilende, ama onu yenende vardır, yürek uçurumu görende ama ona gururla bakanda vardır. 70.4.230
Yalan söyleyemeyen bilemez gerçeğin ne olduğunu. 70.9.232
Cesaret, bana öyle gelir ki bütün tarih öncesidir insanın.
İnsan, en vahşi en cesur hayvanları kıskanıp bütün erdemlerini yağma etmiştir onların; böylece ancak insan olmuştu o. 72.1.242
Kimde var yeterli cesaret buna dayanacak. 76.3.255
Dünya derin, gündüzün düşündüğünden daha derin. 76.6.256
Çeviren: Osman Derinsu
Varlık, 8. Baskı, 1999
Theodor Zeldin - İnsanlığın Mahrem Tarihi
Kadın ve erkek bir ömür boyunca dahi birbirlerini anlayamayacaklardır. (D. Tannen) (s. 48)
Kadın konuşurken, dinleyicisinin desteğini ister.
Erkek daime çözüm peşindedir.
Anlaşılmıyor olmanın nedeni karşımızdakinin kalbini bilmiyor olmamızdır.
Konuşmak eşitliği sağlar.
Mekana tutunmuş olmak
Tutunmuş olunan duygunun kökenini bilmek
Merak
önemli - önemsiz
iyi - kötü
nötr
Yararlı - yararsız
tehdit
şiddet
(Bu kitap fazla "iyi", notlara daha sonra devam edecem)
Kadın konuşurken, dinleyicisinin desteğini ister.
Erkek daime çözüm peşindedir.
Anlaşılmıyor olmanın nedeni karşımızdakinin kalbini bilmiyor olmamızdır.
Konuşmak eşitliği sağlar.
Mekana tutunmuş olmak
Tutunmuş olunan duygunun kökenini bilmek
Merak
önemli - önemsiz
iyi - kötü
nötr
Yararlı - yararsız
tehdit
şiddet
(Bu kitap fazla "iyi", notlara daha sonra devam edecem)
Roger Daval - Fransız Düşünce Tarihçesi
Zamanımızın ruhu, hürriyet ruhudur (Diderot)
...Gargantua'nın fikirleri iki noktada toplanır. İnsanın eğitimiyle şahsiyetinin teesisi ve tabiat kanunlarına uygun hayal şekli.
Rabelais ve Montaigne, hikmet ve ahlak konularına hakimdirler.
Descartes'ın araştırma koşulları,
acele etme,
zoru parçalara böl,
varileri kolaydan zora doğru sırala,
sadeleştir,
Şüphe, hakikatin araştırılması için zorunludur.
Pascal'a göre bulmak, ispat etmek ve yanlıştan ayırt etmek, hakikatin araştırılması şekilleridir.
Bossuet, kraliyet yalakası,
İnsanlar bir arada yaşamaya meyyaldirler.
Ancak insan, insan için bir kurttur.
Hükümdar tanrının vekilidir.
Janseizm, inisiyatifi insanın eline verdiği için Bossuet tarafından tehlikeli bulundu.
Montesque'nun amacı da hangi tarz topluluğun insan için yararlı olabileceğiydi.
Voltaire -> Hümanizm
Laikliği tesis eden ansiklopedicilerdir.
"Hürriyet herşeyden daha önemlidir. Zira tabiat insanı özgür yaratmıştır." Rousseau
"İnsan başkaları için yaşarken bile kendi için yaşamış olur." Concordet
Yasalar milli iradenin sembolüdürler.
Saint Simon
Herkesin çalıştığı bir çeşit sanayi ütopyası kurdu.
Prudhon'a göre çalışmak tanrının mesaisini idame ettirmektir.
Comte ile birlikte sosyoloji mutlak bilim oldu.
İnsanlığın hissi gelişimi bencillikten arınmasıyla başlar. Davranışların formülü -> başkaları için yaşamak.
Özgürlük -> benliktir. (Bergson)
Şiddet azınlığın güç istencine karşı güçlü olanın tepkisidir. Georges Sorel
Fransız düşüncesi tamamen insan merkezlidir.
Fikri gelişimini bu sınır dahilinde sürdürmektedir.
Çeviren: Mehmet Ulaş
Hareket, 68
...Gargantua'nın fikirleri iki noktada toplanır. İnsanın eğitimiyle şahsiyetinin teesisi ve tabiat kanunlarına uygun hayal şekli.
Rabelais ve Montaigne, hikmet ve ahlak konularına hakimdirler.
Descartes'ın araştırma koşulları,
acele etme,
zoru parçalara böl,
varileri kolaydan zora doğru sırala,
sadeleştir,
Şüphe, hakikatin araştırılması için zorunludur.
Pascal'a göre bulmak, ispat etmek ve yanlıştan ayırt etmek, hakikatin araştırılması şekilleridir.
Bossuet, kraliyet yalakası,
İnsanlar bir arada yaşamaya meyyaldirler.
Ancak insan, insan için bir kurttur.
Hükümdar tanrının vekilidir.
Janseizm, inisiyatifi insanın eline verdiği için Bossuet tarafından tehlikeli bulundu.
Montesque'nun amacı da hangi tarz topluluğun insan için yararlı olabileceğiydi.
Voltaire -> Hümanizm
Laikliği tesis eden ansiklopedicilerdir.
"Hürriyet herşeyden daha önemlidir. Zira tabiat insanı özgür yaratmıştır." Rousseau
"İnsan başkaları için yaşarken bile kendi için yaşamış olur." Concordet
Yasalar milli iradenin sembolüdürler.
Saint Simon
Herkesin çalıştığı bir çeşit sanayi ütopyası kurdu.
Prudhon'a göre çalışmak tanrının mesaisini idame ettirmektir.
Comte ile birlikte sosyoloji mutlak bilim oldu.
İnsanlığın hissi gelişimi bencillikten arınmasıyla başlar. Davranışların formülü -> başkaları için yaşamak.
Özgürlük -> benliktir. (Bergson)
Şiddet azınlığın güç istencine karşı güçlü olanın tepkisidir. Georges Sorel
Fransız düşüncesi tamamen insan merkezlidir.
Fikri gelişimini bu sınır dahilinde sürdürmektedir.
Çeviren: Mehmet Ulaş
Hareket, 68
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

