24 Mayıs 2018 Perşembe

Anadolu Köy Düğünleri


Muallim Hasan Bahri - Anadolu Köy Düğünleri
 
Kırşehir Sancağı ve Çevresi
…kıza dünür, yani görücü giderler. Taraflar razı olurlarsa oğlan tarafı kıza (…) ağırlık verir. Bu para ile kıza çehiz yapılır.
…kapıda delikanlılardan birkaç kişi bekler.
Taraflarca uygun görüldüğü haberi dışarıya ulaşınca (…) oğlana haber vermek için koşarlar.
…hangi genç önce ulaşırsa (güveyin) kulağını çeker. Hemen delikanlının bahşişini verir.
Oğlan tarafı (…) kimi bir hafta, kimi üç gün eğlenti yapar.
Kız evinde ise (…) ağlaşmaktan başka hiçbir sevinç ve şenlik gösterilmez.

Erkekler bir tarafta, kadınlar bir tarafta eğlenti masaları kurulmuş, içkiye devam…

Klarnet, santur, sekiz on telli büyük bir Âşık Kerem sazı, adi deriden yapılmış küçük sistemde bir tef, dize dayayarak çalınan ve gelişigüzel ses veren bir kemandan oluşan çalgı takımı içeridedir. Sokakta kapının önünde ise davul ve zurna çalar. Bir iki köçek de sıçrayıp dolaşır. Meşaleler yakılır (s. 5).

…odalarda toplanıp eğlenti yapan gençler (…) odanın tavanına revolver atarak bir kat daha neşeli olurlar.

…türküler söylerler.
“Dam başında yatıyor
Yorgan göbek atıyor
Ak göbeğin altında
Divlek gibi yatıyor

Çoraplarım yaş idi,
Ayaklarım üşüdü aman aman
Yâr yoluna bakmamdan
Kirpiklerim yüşüdü canım aman

Bu türküden sonra bir kişi (…) bozlak okur.

Gelin almaya gidileceği zaman kadınlar (…) üçetekli entari, başlarında fes, arkasında püskül takarlar. 
Davul önde, köçek oynatarak hareket ederler.
Kızı, ağlaya ağlaya güçlükle, ölü çıkarır gibi arabaya bindirirler.
Oğlan evine geldiklerinde iki delikanlı sokağın bir ucundan tutarak ip gerer.
Bahşiş verilmedikçe geçilemez (s. 6).

Gelin, eşinin evindeki büyüklerle asla görüşmez ve sesini onlara duyurmak istemez.

Konya ve Afyonkarahisar Çevresindeki Yörüklerin Düğünü

Geyve İlçesinin Altı Saat Yukarısında Bulunan Taraklının Düğünleri

Kayseri Düğünleri

Lazlarda Nişanlanma ve Düğün
Evlenecek delikanlının annesi ya da (…) akrabasından bir kadın (…) kıza görücü giderler. Kızı uygun bulurlarsa oğlan tarafından köyün saygın ve sözü geçen kişilerinden dört beş erkek, akşamüzeri kız evine giderler. Geceyi orada geçirirler. …erkeğin gücü oranında 10, 20 lira ağırlığı teslim edip dönerler. …birkaç gün içerisinde oğlan tarafından nişan anlamında yüzük ya da küpe gibi şeyler gönderilir.
Bir iki ay kadar sonra kız tarafının hazırladığı çapula denilen iç çamaşırı, bir erkek ve bir kadın eliyle damada teslim edilir.
(Düğün hazırlıkları)
Oğlan ailesinin varlık ve toplumdaki yerine uygun olarak 50, 100, 200 ve daha çok tüfekli konuk, akşamdan gelir. Barut ve mermileri oğlan tarafından kendilerine dağıtılır. O gece, oğlan evinde kemençe ve düdükler iyice kızıştırılır. Oldukça ustalıklı bıçak oyunları oynanır.
Bıçak oyunu bitince yemek yenilir, kahve içilir.
Hora tepmeye başlarlar (s. 10).

(Ertesi gün) gelini getirecek kafilenin düzenlenmesi başlar. Kafilenin hareketine işaret olmak üzere ikişer el silah atarlar. Köy yaşlıları ve hocalar kafilenin önüne geçerler.
…kız evine yaklaştığı sırada, bütün kız tarafı topluluğun önüne çıkar. Herkes yaşıt ve dengi olanları onurlandırarak evlerine kabul ederler.
Gelenlere şerbet dağıtılır. Nikâh töreni de göreneğe göre yapıldıktan sonra (…) köylerine dönmek üzere kalkarlar. Tüfekli delikanlılar, namluları saçaklara tutarak kapılık denilen bahşişi isterler; bunlara ipekli mendil ya da sırmalı çevre verirler (s. 11).

Oğlanın köy ve evine yaklaştıklarında, oğlan tarafından iki üç delikanlı aracılığı ile kapılık denilen inek ya da öküzü, kızın yakınlarına göstererek, geline hediye ederler. Oğlan akşama dek kimseye görünmemek için gizli tutulan bir yerde saklanır. Akşam ezanından sonra ortaya çıkar. Yatsı namazını kıldıktan sonra evine gelir, odaya korlar (s. 12).

Laz Türküleri (s. 11-12)
Daldum dereye daldum,
Bir alabaluk aldum,
Bana baksana Fadime
Ben ne hallara kaldum.

Köpri dibine çiçek,
Çiçekler -biçilecek,
Ben Ibir çeşme yapturdum,
Bekâr kızlar içecek.

Çam dağlanın başunda,
Horosan (bir tür harç) kaynaturlar.
Lazistan çapkunlari
Çifte kız oynaturlar.

Dağda kestum gürgeni.
Yedi kariştur eni,
Sarul al um yatalum,
Senin adm Gülperi.

Sigaramu yandurdum,
Pencereye 'kondurdum,
O ala gözlerini,
Öptüm de uyandırdım.

Pencereye beş nişan.
Yanar aşkıma düşen,
Ayda bir kurban kessun,
Sevdasuna kavuşan.

Martinumun kurşuni,
Ben bilirum işumi,
O kirmizi yanaktan.
Takacağum dişumi.

Kurşun attum ariya,
Vurdu yani yariya,
Vuruldum öliyorum,
Bir kocali kariya.

İndum bağa uzume,
Diken batti yüzüme,
Eğuldum çıkarmağa.
Yar görundi gözüme,

Martine sürdüm fişek,
Kabardum oldum şişek,
Haram olsun a yarim,
Bensüz yattuğun döşek.

Ata vurdum' yulari.
Derenin kuyuları,
Uyu sevduğum uyu,
Sevdalık uykulaıi.

Armut dalda sallan ur.
Yere düşer ballanur,
Yavri senin koynunda
Cansız adam canlanur.

Dağa gittum iz olur,
Peştemalum toz olur,
Çenberun düştî suya,
Ben kaldursam söz olur.

Kurşun attum denize,
Rrladi çikti yüze,
Bu yıl işim olmadi,
Bakalum gelen güze.

Gidiyorum Batum’a,
Ne ismarladun bana,
Gel ara ceplerumi,
Neler geturdum sana.

Dağların başundayum,
On iki yaşmdayum.
On iki yaştan sonra,
Kizlarun peş ündeyim.

Çiktum dağın başına,
Armut döşüreceğim,
Yavru senun başına,
Neler geçüreceğum.

Çiktum çami budadum.
Dallaruni sakladum,
Annesinin yanında
Kizuni kucakladum.

Karşida Türk evleri,
Camdan pencereleri,
İçünde var bir güzel,
Terlemiş memeleri.

Hay finduğum finduğum.
Dallarına konduğum,
İki söyler beş güler,
Odur benum yanduğum.

Çiktum dağa kar iken,
İnemem yolum diken,
Uğradum sevdaluğa,
Yedi yaşumda iken.

Dağ başuna beklerum,
Vay benum emeklerum,
Yar üstüne yar sevdum,
Sızlayur kemiklerüm.

---
Kürt Düğünü

Çerkez Düğünleri

Anadolu Düğünlerine Özgü Bazı Gelenekler

Kız Kaçırma

Güreş

---
Muallim Hasan Bahri, (1979), Anadolu Köy Düğünleri, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Türk Halkbilimi Topluluğu Yayınları, Ankara


25 Nisan 2018 Çarşamba

Karadeniz Kıyı Kentleri


Ünsal Bekdemir - Karadeniz Kıyı Kentleri


1927 yılında toplam nüfusumuzun yaklaşık 2,3 milyonu (% 16,4’ü) kentlerde yaşıyordu.
1950 yılına gelindiğinde kentli nüfus 4,8 milyona (% 18,5) ulaşmıştır.

Türkiye, 1950’den sonra hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir.
Kentli nüfus oranı ilk defa 1985 yılında toplam nüfusumuzun yarısını aşmıştır.

Ordu-Hopa arasında kalan bölgede yaşayan insanlar asırlardan beri nispeten dışa kapalıdırlar.

Ordu kenti Boztepe’nin sert kuzey-batı rüzgârlarını engellemesi sayesinde gelişme şansı bulmuştur.

Doğu Karadeniz’in kıyı kesimlerinde yıllık sıcaklık ortalaması yaklaşık 140C’dir.

Kıyı şeridindeki bütün kentler az ya da çok korunaklı bir koyun kenarında bulunur.
Hemen bütün kent merkezleri, bir akarsuyun denize döküldüğü yerde kuruludur.
Coğrafi şartlardan dolayı bütün kıyı kentleri doğu batı ekseninde, kıyıya paralel uzanmaktadır. Gelişimleri de aynı doğrultuda devam etmektedir (s. 34-35).

Kentlerin Fonksiyonel Özellikleri
Yönetim, kültür, sağlık, ulaşım-iletişim, ticaret vs.

(Planlama, belli bir hedef gözetildiğinde düzgün ve anlamlı olabilir. Doğu Karadeniz sahili boyunca sıralanan kentlerin hemen tümünde göze batan plansız yapılaşma, hedefi olmayan ülke manzarasına örnektir)

---

Bekdemir, Ünsal, Karadeniz Kıyı Kentleri, Çizgi Kitabevi, Konya 2007


Türk Kültüründe Spor ve Sporculuk


Özbay Güven - Türk Kültüründe Spor ve Sporculuk

Türkler çok kahraman çıkaran bir millet olduğu için pehlivanlık kahramanlık ve güç timsali olarak görülmektedir. Barış zamanında bu kahramanlık hislerini okçuluk, güreş, gökbörü, at yarışları, çöğen/çevgan/polo, avcılık ve cirit gibi sporlara iştirak ederek tatmin ediyor, gurur kazanıyorlardı.

Savaşların beden gücünü dayandığı çağlarda spor, savaşa hazırlık dönemi oluşturmakta idi. Türkler de bu dönemlerde savaşa yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve destelenmişlerdir (s. 61).

Türklerde atın sosyal hayattaki yerinin çok fazla olması, atlı sporların geliştirilmesine sebep olmuştur.

Eskiden Türklerde çocuğa doğduğu zaman ad verilmezdi. Birçok Türk boylarında, doğumdan sonra baba ve annesinin verdikleri ad hiçbir zaman için çocuğun asıl adı olamamaktadır. Asıl adını alabilmesi için, muhakkak bir kahramanlık göstermesi gerekirdi (s. 62-63).

Eski çağlarda spor yapılan yerler ahlâkın öğretildiği yerler ve sporcular da ahlâklı insanlar olarak bilinirdi. Türklerde de "Er meydanı", "Okmeydanı", "Cirit meydanı" ve diğer spor meydanları; yiğitliğin, cesaretin, dürüstlüğün, yardımseverliğin, mertliğin ve cömertliğin gösterildiği meydanlardı (s. 63).

Osmanlı Devleti'nde her atıcının/kemankeşin bir yaycısı ve okçusu vardı. Bir yay ustasının yaptığı yayı ile rekor kıran atıcının rakibi, çok yüksek ücret verse dahi, yaycı o atıcıya yayını satmazdı.

Cirit oyununda ciritçinin/oyuncunun kin gütmemesi oyunun en başta gelen kuralıydı. Ayrıca oyunda ciridi ata atmak yasaklanmıştı. Bu, ata olan saygıdan dolayı konulan bir kuraldı. Yine geleneksel güreşlerde rakibini yukarıya kaldırıp üç adım atan pehlivan rakibini yenmiş sayılıyordu (s. 64).

Yaşar Doğu, şampiyonluklarla süslenen başarılı spor hayatına rağmen, tevazudan, efendilikten, hoşgörüden ve insanlıktan ayrılmayarak gerçek sporcunun adeta nasıl olması gerektiğinin örneği olmuştu (s. 67).


---
Güven, Özbay. (2011), “Türk Kültüründe Spor ve Sporculuk,” Samsun Sempozyumu 13-16 Ekim Samsun, Bildiriler Kitabı, Cilt: 3, s. 61-67, Samsun 2012

Tirebolu İplik Oyası


Şehdabe Markaloğlu - Tirebolu İplik Oyasının Yapılışı

Yaygın bir sanat değil.

İplik oyası, başörtülerin kenarlarına uygulanır.
İplik oyası, temel tekniklerinden olan zürafa ve piko ile gerçekleştirilir.
Zürafa ipliğinin rengi diğer renklerle uyumlu olacak şekilde seçilir.
--
Markaloğlu, Şehdabe. (1987), “Tirebolu İplik Oyasının Yapılışı,” Türk Folkloru Araştırmaları 1987, Sevinç Matbaası, Ankara, (s. 49-59)

Her Yönüyle Trabzon


Sebahattin Sınır - Her Yönüyle Trabzon

(kitap, çocuklar için yazılmış)


Fatih, 1461’de Trabzon’u aldıktan sonra burada görevlendirdiği ilk kumandan Hızır Bey’dir.
Trabzon’u yönetmiş bir diğer kumandan Zağnoş Paşa’dır. İlde her ikisinin ismiyle anılan mahalleler vardır.

Trabzon Boztepe’deki Rus toplarının sayısını öğrenmek üzere göreve talip olan Yüzbaşı Kahraman Bey (s. 16)
Harakalı Mustafa Ağa (s. 18)

(Ağız Özellikleri)
Vakfıkebir - Tonya halkı, “ö” yerine “e” der; Ömer / Emer
“e” yerine “ö” Erik / örük
“t” yerine “d”
Tabak / dabak (s. 42)

(Mutfak) Hamsili pilav
“Trabzondur yerimiz
Akçe tutmaz elimiz
Hamsi baluk olmazsa
Ne olurdu halimiz” (s. 47)

(Giyim)
Zıpka, yelek/cepken, kabut ve kukula çok eskiden giyilen eşyalardı.
Eski giysilerden bugün halan kullanılan sadece peştamaldır (s. 49).

Meşhurlar
İbrahim Cudi Efendi
Öğretmenlik yapmış, dinî konularda eserler yazmış bir de Lügat-ı Cudi adında sözlük hazırlamış. 1926’da vefat etmiş (s. 80).

Halil Nihat Boztepe
1882’de doğdu. 1927’de Gümüşhane mebusu olmuş. 1931’de Trabzon mebusu olmuş. 1949’da vefat etmiş.
Nedim’in şiirlerini 1921 yılında yayınlamış. Ayrıca kendisi de şiirler yazıp yayınlamış (s. 81).

Hasan Saka
1947-1949 tarihleri arasında başbakanlık yaptı.

Ali Naki
1820’de doğdu. 1876’de Trabzon mebusu olarak ilk mecliste yer almış. 1908’deki mecliste de en yaşlı üye olduğu için, ilk oturumda başkanlık yapmış.

Tarım
1966’da ekili alanlarda çoğunlukla fındık ve tütün var idi.

Akçaabat’ta sahil boyunda dar bir alanda zeytin yetişir.

Keten, tohum elde etmek ve liflerinden faydalanmak üzere çiftçilerin ektiği bitkilerdendir. Tohumundan bezir yağı yapılır. Yağı alınan tohumun küsbesi besleyici bir hayvan yemidir (s. 100).

Kalatina: Çevresi kafes gibi sarılmış, mısır kurutmak için kullanılan üstü açık ambar.

---
Sınır, Sebahatin. (1966), Her Yönüyle Trabzon, Sonhaber Basımevi, Trabzon