Ahmed
Bican - Envâru'l Âşıkîn - Notlar
Aşıkların Nurları
Tercüman, 1001 Temel Eser
Hazırlayan: Ahmet Kahraman
Çalışmada İstanbul Devlet Matbaası'nın 1267 baskısı esas
alınmıştır. Ayet mealleri eksiksiz nakledilmiş, gerekli açıklamalar dipnotlarla
desteklenmiştir.
…
Ahmed Bican
Salih (Salahuddin) el-Kâtip adlı bir katibin oğludur.
Babasının mesleğinden dolayı ağabeyi Mehmed Efendi ile birlikte
"Yazıcıoğlu" olarak tanınmıştır.
Gelibolu’da doğmuş ve yine Gelibolu’da (1454 veya 1455
tarihlerinde) vefat etmiştir. İstanbul’un fethi sırasında (1453) sağ olduğu ve
kabrinin Gelibolu’da kardeşinin yanında bulunduğu bilinmektedir.
Ahmed Bican, Muhammediyye adlı manzum eseriyle tanınan
Yazıcıoğlu Mehmed’in (ö. 855/1451) küçük kardeşidir.
Bayramiyye erkânından olan riyâzet sebebiyle devamlı oruç
tutup çile çıkarmasından veya yine Bayramiyye esaslarından olan aşk ve
muhabbetinin, âşıklığının çokluğundan yiyip içmekten kesilmek ve bedenen de çok
zayıflamakla “Bîcan” (cansız) sıfatıyla meşhur olduğu söylenmektedir.
Envârü’l-âşıkīn
Ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed’in Meġāribü’z-zamân
li-ġurûbi’l-eşyâʾ fi’l-ʿayn
ve’l-ʿıyân adlı Arapça
eserinin Türkçe serbest bir tercümesidir.
Envârü’l-âşıkīn, her biri belli bir konu etrafında gelişen
beş ana babdan oluşmaktadır. Bablar fasıllara, bazı fasıllar da “meb‘as” adı
verilen alt bölümlere ayrılmaktadır.
Birinci babda mevcûdatın nizamı, yerdeki ve gökteki
varlıklar, bunların yaratılışındaki ilâhî hikmet ve sırlar anlatılmıştır.
Eserin en uzun bölümü olan ikinci babda Hz. Âdem’den
başlayarak hemen bütün peygamberlerden, mûcizelerinden, vahiy ve vahyin
sırlarından, peygamberlerin karşılaştıkları zorluklardan bahsedilmiş, her
peygamberin hayatında önemli yeri olan olaylar ayrıca ele alınmıştır. Müstakil
bir kısas-ı enbiyâ hüviyeti gösteren bu bölüm oldukça ayrıntılı bir şekilde
kaleme alınmıştır.
Üçüncü babda Cebrâil, Mîkâil, İsrâfil, Azrâil, kirâmen
kâtibîn ve diğer melekler, bunların vazifeleri, ruhlar, ruhların makamları ve
görünmeyen varlıklar anlatılmıştır.
Dördüncü bab kıyamet günü hakkında verilen bilgilerle
başlamaktadır. Bu babda itikadî ve amelî hükümler, namaz, oruç, zekât, hac gibi
çeşitli ibadetler, ilim ve cehalet, emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker, cihad,
mübarek gün ve geceler, İslâm’ın şartları, sabır, sadaka vermenin fazileti,
dua, zikir, tesbih, tövbe ve istiğfar gibi konular üzerinde durulmuştur.
Eserin beşinci babında cennet, a‘râf, Allah’ın görülmesi,
cennet nimetleri ve cennet ehlinin durumu, şehidlerin cennetteki mertebeleri,
cehennem ve günahkârların hali gibi konular ele alınmıştır.
“Hâtime” başlığını taşıyan bölümde 850’de (1446) Gelibolu’da
yazmaya başladığı eserini 855 Muharreminde (Şubat 1451) tamamladığını söyleyen
yazar, gerek bu kitabın gerekse kardeşinin Muhammediyye’sinin önemli eserler
olduğunu belirttikten sonra mensur bir münâcâtla kitabını bitirmektedir (İslam Ansiklopedisi).
…
1. Cilt
BU, ENVARU'L AŞIKIN KİTABIDIR
Bismillahirrahmanirrahim
Allah ilk olarak Hz. Muhammed’in ruhunu ve nurunu yaratmış,
ardından diğer ruhlar yaratılmıştır.
Kitabın Yazılış Sebebi
Ağabeyi Mehmed Efendi 12 ilmin özetini içeren Arapça
Megâribü’z-Zamân adlı eseri yazmıştır.
Daha sonra Mehmed Efendi, bölge halkının (Anadolu insanının)
bu manevi ilimlerden istifade edebilmesi için eseri Türkçeye çevirmesini Ahmed
Bican’dan rica etmiş; o da Gelibolu’da Envârü’l-Âşıkîn’i tamamlamıştır.
Eser, beş vakit namaza işaret etmek üzere beş ana bölüm
(bab) halinde kurgulanmıştır:
1. Bölüm: Mevcudatın (varlıkların) tertibi ve nizamı.
2. Bölüm: Allah Teâlâ’nın yüce peygamberlere olan ilahi
hitapları.
3. Bölüm: Melekler (Melâike-i Kirâm).
4. Bölüm: Kıyamet günündeki ilahi hitaplar, ahiret halleri.
5. Bölüm: Yüce makamda Allah Teâlâ’nın kelimeleri ve
cennet/cemal tecellileri.
1. Bölüm: Mevcudatın (varlıkların) tertibi ve nizamı
Allah’ın on sekiz bin âlemi vardır. Dünya bunlardan biridir.
Allah evveldir (başlangıcı yoktur) ve âhirdir (sonu yoktur).
Yaratılmışlar kendi kendilerine bir hiçtir (yok
hükmündedir); ancak Allah’ın yaratması, lütfu ve ihsanı ile vardırlar.
İbadetlerin en büyüğü zikirdir.
İlk Yaratılanlar
Akıl
Yaratılan ilk şeydir. Gizli bir nurdan yaratılmış; ilim,
anlayış, zühd, haya, hikmet ve sabırla süslenmiştir.
Kalem
İlk olarak cevherden yaratılmış, kıyamete kadar olacak her
şeyi Levh-i Mahfûz'a yazması emredilmiştir. Kalem Besmele’yi yazarken
harflerinden (Bâ, Sîn, Nûn) nurlar saçılmış ve bu nurlar ümmet-i Muhammed'in
kısımlarına (hayra koşanlar, ortada olanlar, nefsine zulmedenler) ve Hz.
Peygamber'in nuruna işaret etmiştir.
Levh-i Mahfûz
İncidendir, etrafı kızıl yakuttandır. Olmuş ve olacak her
şey onda sabittir.
Arş
Yeşil cevherden yaratılmıştır. Allah’ın heybetle bakması
üzerine suya dönüşmüş, ardından rüzgar/yel yaratılarak Arş onun üzerine
kurulmuştur. Arş'ı kuşatan devasa bir yılan ve Arş'ı taşıyan dört büyük melek
(kıyamette sekiz olacaktır) vardır.
Ruh
…
İlliyyûn ve Kürsî
İlliyyûn, Arş'ın altında amellerin yazıldığı zebercedden bir
levhadır. Kürsî ise Arş'ın yanında asılı bir kandil gibidir; yedi kat gök ve
yer, Kürsî'nin yanında bir çölde bırakılmış halka kadar küçük kalır.
Kaf Dağı
Yeşil zebercetten yaratıldı ve o tüm dünyayı kuşatır.
Gökyüzünün yeşilliği Kaf Dağı’nın yeşilliğindendir.
Allah yedi kat yer yaratmıştır. Bunlar sırasıyla Dermekül,
Hulded, Guraf, Arba, Mülsa, Siccîn ve Ajba’dır.
Dördüncü yerin adı Arba’dır. Orada yılanlar vardır. Bir de
kavim vardır ki adı Celhan’dır; kanatları vardır, uçarlar, fakat gözleri
yoktur.
Bütün yer bir meleğin üzerindedir. Melek taş üzerindedir.
Taş öküzün üstündedir. Öküz de bir başka taş üzerindedir. O taş bir balığın
üzerindedir (balığın adı Behemût / Yehmûd). Balık suyun üzerindedir. Su hava
üzerindedir. Hava da zulmet (karanlık) üzerindedir.
Cennet sudan yaratıldı, Arş onun tavanıdır.
Cehennem yedi kapılıdır.
Nâr-ı Semûm’dan Cânn kavmi yaratıldı, İblis de bu gruptandır.
Melekler yelden, cinler ateşten, Âdem ise sudan yaratılan
topraktan türetildi.
2. Bölüm: Allah Teâlâ’nın yüce peygamberlere olan ilahi hitapları
Hz. Âdem
Meleklerin 10 Kusuru
Âdem’i kınadılar.
Âdem’i görmeden iftirada bulundular.
Âdem’i görmeden tanıklık ettiler.
Salih bir kişiye fasık dediler.
Arkadan hüküm verdiler.
Âdem’i şehvete ve gazaba hamlettiler.
Âdem’in faziletine haset ettiler.
Âdem’in hilafetine haris oldular.
Nefislerine kibir ettiler ve amellerini gördüler.
Rablerine itiraz ettiler.
Allah cinleri yeryüzünde, melekleri ise göklerde sakin
kılmıştı. Cinler yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökünce, Allah İblis
(Azâzîl/Haris) reisliğindeki melek askerlerini göndererek cinleri dağlara ve
adalara sürdü.
Azrail (a.s.) yeryüzünün dört tarafından toprak topladı
(insanların farklı renk ve surette olmalarının sebebi buna bağlanır). Cebrail
(a.s.) ve yakın melekler ise yerin kalbinden, Hz. Peygamber’in kabrinin
bulunduğu yerden toprak alıp Cennet sularıyla (Tasnîm, Rahîk, Selsebîl)
karıştırdılar.
Ruh, Âdem’in bedenine girmesi emredildiğinde orayı dar ve
karanlık buldu. Allah’ın "Güçlükle gir ve güçlükle çık" buyruğu
üzerine cesede girdi.
Ruh önce dimağda dolaştı, ardından gözlerine geldi; böylece
Âdem aslının toprak olduğunu görerek kibirlenmekten korundu. Ruh genzine
ulaştığında Âdem aksırdı ve "Elhamdülillah" dedi.
Cebrail (a.s.) Âdem’e Akıl, İman ve Haya getirdi; Âdem aklı
seçince iman ve haya da akılla birlikte kaldı.
Allah meleklere Âdem’e secde etmelerini emretti. İsrafil
(a.s.) Âdem’in alnında Kur’an nurunu görüp ilk secde eden melek oldu. İblis ise
kibirlenerek secde etmedi.
Âdem Cennette yalnızlık hissedince, Allah uykudayken onun
sol eğe kemiğinden Hz. Havva’yı yarattı. Meleklerin soruları üzerine Âdem, onun
diri yaratıldığı için "Havva" adını aldığını ve "Onda huzur
bulmak için" yaratıldığını ifade etti.
İblis yılanın içine gizlenerek Cennet kapısına geldi ve
ağlayarak hile yaptı. Hz. Havva’yı kandırdı; Havva da Âdem’i ikna etti.
Yasak meyveden yedikleri anda elbiseleri düştü ve çıplak
kaldılar.
Yılan: Ayakları kesildi, yüzü üzerinde sürünmeye ve toprak
yemeye mahkûm edildi.
İblis: Lanetlendi, huzurdan kovuldu; kendisine ve uyanlara
Cehennem vaat edildi.
Hz. Havva: Cidde’ye indirildi.
Hz. Âdem: Serendib (Hindistan) dağına indirildi. Yeryüzünde
uzun yıllar (300 yıl veya 40 yıl ağlayıp) günahına ağladı.
Cebrail (a.s.) Âdem’e buğday getirip ekmeyi, biçmeyi,
öğütmeyi ve ekmek yapmayı öğretti; ardından su çıkarmayı gösterdi.
Allah emaneti göklere, yere ve dağlara teklif etti; onlar
sorumluluğundan korkarak yüklenmekten kaçındılar. Âdem ise bu emaneti (dört
köşeli bir taş ile sembolize edilen sorumluluğu) yüklendi.
Hz. Havva’nın Hz. Âdem’e duyduğu özlemle döktüğü gözyaşları
inci ve mercana; Hz. Âdem’in Cennetten ayrıldığı için döktüğü gözyaşları ise
zencefil ve sıcak otlara dönüştü.
Allah Teâlâ, Cebrail (a.s.) vasıtasıyla ona dualar/kelimeler
öğretti ve duası kabul edildi.
Allah, Cennetten kırmızı bir yakut göndererek Kâbe’nin
yerine koydurdu. Meleklerin Arş’ı tavaf ettiği gibi Hz. Âdem’e de bu evi tavaf
etmesi emredildi.
Hz. Âdem ile Hz. Havva, Hac şartlarını yerine getirmek üzere
yürüyerek Arafat’a geldiler ve burada buluştular.
Ardından mağfiret diledikleri yere Mina adı verildi.
Allah Teâlâ, Hz. Âdem’in zürriyetini sırtından çıkardı.
Hz. Âdem, zürriyeti arasında Hz. Davud’u görüp onun 60
yıllık ömrünü az bularak kendi ömründen 40 yılını ona bağışladı. Melekler buna
şahit tutuldu.
İnsanların "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?"
sorusuna verdikleri söz (akid) bir deriye yazılıp şahitlik etmesi için
Hacer'ul-Esved’e emanet edilmiştir.
Hz. Âdem Cennetten ayrılırken yanında Asa (Hz. Musa'ya
kaldı), İncir Yaprağı, Yüzük (Hz. Süleyman'a kaldı) ve Gözyaşı (asi kullara
rahmet oldu) getirdi.
Kabil’in Habil’i Öldürmesi
Kabil, kurbanı kabul edilen kardeşini kıskanarak Habil’i
öldürdü. Yeryüzündeki ilk cinayet ve ilk putperestlik Kabil ile başladı.
Cürümden sonra toprak kanı emmeyi bıraktı ve yeryüzünde düzen bozuldu (tatlı
sular acılaştı, hayvanlar birbirine düşman oldu).
Azrail (a.s.) Hz. Âdem’e ölüm şarabını içirdi. Cennetten
getirilen kefenlerle melekler tarafından yıkandı; namazını oğlu Hz. Şit (a.s.)
kıldırdı (25'i tazim, 5'i vakit namazı olmak üzere 30 tekbir getirdi).
Hz. Âdem'den sonra yasa bürünen Hz. Havva da kısa süre sonra
(bir rivayete göre 40 gün, diğerine göre 1 yıl sonra) vefat etti ve Hz. Âdem’in
yanına defnedildi.
Hz. Şit
Habil'in öldürülmesinden sonra Hz. Âdem ve Hz. Havva derin
bir üzüntü yaşadı. Allah Teâlâ, Hz. Âdem’e Habil’e karşılık ve lütuf olarak Hz.
Şit’i bağışladı.
Hz. Şit’e 50 suhuf indirildi. Kavmini Allah’a davet etti,
pek çok kimse ona tabi oldu. Bin şehir inşa edip her birine birer minare
yaptırdı ve bu minarelerden tevhit ile risaleti nida etti.
Hz. İdris
Asıl adı Ahfuh (Ahnuh) olup ilim, yıldızlar, hesap ve
yazıyla çok meşgul olduğu için ona "İdris" denildi. İnsanlık
tarihinde ilk kez yazıyı yazan ve terzilik sanatını icat edip dikişli elbise
diken kişidir. Kendisine 30 suhuf verildi.
Dünyadan yüz çevirip yoğun ibadete yöneldi. Bir gün insana
bürünen Azrail ile sohbet etti, kendi isteğiyle ruhunun kabzedilmesini ve
tekrar diriltilmeyi deneyimledi.
Allah’ın izniyle Cehennemi ve ardından Cenneti gördü.
Cennetteki bir ağaca sarılarak ayetlerde geçen ("Her can ölümü
tadacaktır", "Oraya uğrayacaktır", "Oradan çıkarılacak
değillerdir") hükümleri delil gösterdi ve Cennetten çıkmak istemedi.
Allah’ın emriyle Cennette ebedi kılındı.
Hz. Nuh
Asıl adı Şâkir olan Hz. Nuh, kavmini Hak dine davet etti
ancak kabul görmedi. Kavminin suda boğulacağı takdir edilince gösterdiği feryat
ve üzüntü sebebiyle ona "Nuh" adı verildi.
Cebrail’in (a.s.) rehberliğiyle kuş göğsü biçiminde bir gemi
yaptı. Recep ayında başlayıp tufan süresince gemide kalan (80 kişilik mümin
grup) canlılar altı ay boyunca suda yüzdü. Hz. Nuh'un oğullarından Ken'an suda
boğulurken; Ham, Sam ve Yafes gemiye bindi.
Gemi Cudi Dağı’na oturdu. Gemiden çıkanlar
"Semanın" (Seksenler) köyünü kurdular. Hz. Nuh’un soyu oğulları
vasıtasıyla yeryüzüne yayıldı (Ham'ın soyu Afrika/siyahlar, Sam'ın soyu Orta
Doğu/Asya, Yafes'in soyu Anadolu/Türkistan/İran).
Hz. Hûd
Hz. Hûd, Yemen bölgesindeki Âd kavmine peygamber olarak
gönderildi. Onları kendilerine verilen zenginlik ve güce karşı nankörlük
etmemeye, putları bırakıp tek Allah’a inanmaya çağırdı.
İnkârda direnen kavim, üzerlerine gönderilen şiddetli,
dondurucu ve helak edici bir kuru rüzgâr (kasırga) ile evlerinden sökülerek yok
edildi. Hz. Hûd 150 yıl yaşadı ve Mekke’de Makam-ı İbrahim yanına defnedildi.
Hz. Salih
Şam ile Hicaz arasında yaşayan Semûd kavmine gönderildi.
Kavmi, peygamberliğini kanıtlaması için sert bir kayadan mucizevi niteliklere
sahip (altın, gümüş, yakut süslemeli) hamile bir devenin çıkarılmasını şart
koştu.
Hz. Salih’in duasıyla kaya yarılarak mucize deve ve yavrusu
ortaya çıktı. Bölge hükümdarı ve bir kısım halk iman ettiyse de inkârcılar
deveyi kesti, yavrusu ise kayanın içine kaçtı.
Hz. Salih’in bildirdiği üç günlük sürenin (yüzlerin
sararması, kızarması ve kararması) ardından inkârcı kavim gökten gelen korkunç
bir çığlık ve ateşle helak edildi. Hz. Salih 200 yıl yaşadıktan sonra vefat
etti ve Kâbe’de Rükün ile Makam arasına defnedildi.
Hz. İbrahim
Tufan'dan Hz. İbrahim'in doğumuna kadar 1160 yıl; Hz.
Adem'den Hz. İbrahim'e kadar 3330 yıl geçtiği rivayet edilir.
Dünya tarihinde ilk defa taç giyen hükümdar Nemrut'tur.
Kâhinler, o yıl doğacak bir çocuğun dinini değiştireceğini ve hükümranlığına
son vereceğini haber verince Nemrut doğan erkek çocukların öldürülmesini
emreder.
Hz. İbrahim mağarada doğar ve mucizevi bir şekilde
parmaklarından su, süt, bal ve yağ emerek hızla büyür.
Yıldız, Ay ve Güneş'e bakarak akıl yürütmesi (istidlal),
Allah'ı bulma yolundaki delil arayışıdır.
Putları kırar.
Nemrut tarafından zindana atılır ve dev bir mancınık
yaptırılarak ateşe atılır.
Ateşe atılırken meleklerin ve tabiat görevlilerinin yardım
teklifini "Allah bana yeter, O ne güzel vekildir" diyerek reddeder.
Hz. Âdem zamanında temelleri atılan ve Tufan'da göğe
kaldırılan Beyt-i Ma'mûr'un yerine Kâbe'yi Hz. İsmail ile birlikte yeniden inşa
eder.
Fıtrat icabı olan temel temizlik kurallarını ilk uygulayan
ve yayan kişidir.
Hz. İsmail
Sözünde sadık bir resuldü.
Şeytanın vesveselerine karşı Hacer validemiz, Hz. İsmail ve
Hz. İbrahim dik durur ve şeytanı taşlarlar.
Cebrail (a.s.) cennetten (Habil’in kurban ettiği) koçu
getirir.
Hz. İshak
Cebrail (a.s.) ve beraberindeki melekler Lut kavmini helak
etmeye giderken insan kılığında Hz. İbrahim’e uğrarlar.
İhtiyarlık çağında Hz. İbrahim (90 veya 120 yaşında) ve eşi
Hz. Sare'ye Hz. İshak, onun ardından da torunları Hz. Yakub müjdelenir.
Hz. Yakub
Hz. İshak’ın iki oğlu olur: İys ve Yakub. Yakub (a.s.) ikiz
kardeşinin ardından/topuğundan doğduğu için bu adı almıştır. İys'in
"Ruma" adındaki oğlundan Rum milletinin çoğaldığı rivayet edilir.
Hz. Yakub Ken'an halkına peygamber olarak gönderilmiştir ve
12 oğlu vardır.
Hz. Yusuf
Hz. Yusuf 12 yaşında rüyasında 11 yıldız, Güneş ve Ay'ın
kendisine secde ettiğini görür.
Kardeşleri kıskançlıkla Hz. Yusuf'u kuyuya atarlar ve kanlı
gömleğini Hz. Yakub'a getirip "Onu kurt yedi" derler. Hz. Yakub
ağlamaktan gözlerini kaybeder.
Kuyudan geçen bir kervan tarafından çıkarılan Hz. Yusuf,
Mısır’a götürülüp Maliye Vekili/Aziz’e satılır. Aziz'in eşi Zeliha, Hz.
Yusuf'un güzelliğine kapılır. Ancak Hz. Yusuf Allah korkusu ve iffetiyle
Zeliha’nın teklifini reddeder. Zeliha arkasından çekince gömleği arkadan
yırtılır.
Hz. Yusuf haksız yere zindana atılır. Zindanda saki ve
aşçının rüyalarını doğru tabir eder. Daha sonra Mısır Hükümdarı (Reyyan)’ın
gördüğü yedi semiz/yedi arık öküz ile başaklar rüyasını tabir ederek ülkeyi
kıtlıktan kurtaracak planı açıklar.
Zindandan çıkan Hz. Yusuf hazinelerin başına getirilir,
sonra hükümdar olunca Mısır’ın Azizi konumuna geçer. İlerleyen yıllarda Zeliha
ile evlenir (Efraim ve Mişa adında iki oğlu olur). Kıtlık senelerinde Mısır'a
buğday almaya gelen kardeşleriyle karşılaşır ve küçük kardeşi Bünyamin'in de
getirilmesini ister.
Hz. Yusuf, altın tası gizlice Bünyamin’in yüküne koydurur.
Tas aramalarda çıkınca Bünyamin alıkonulur. Kardeşler durumu babalarına
anlatır.
Hz. Yusuf gömleğini babasına gönderir. Hz. Yakub sekiz
günlük mesafeden gömleğin kokusunu alır. Gömlek gözlerine sürülünce Hz.
Yakub’un gözleri açılır. Aile Mısır’a giderek Hz. Yusuf ile kavuşur.
Hz. Yakub Mısır’da yıllarca yaşadıktan sonra vasiyeti
üzerine babası Hz. İshak ve dedesi Hz. İbrahim’in yanına (Kudüs/Hebron)
defnedilir. Hz. Yusuf ise 110-144 yıl arası bir ömür sürdükten sonra Mısır’da
vefat eder; tabutu Nil Nehri’ne konur, daha sonra Hz. Musa zamanında
çıkarılarak Kudüs’e taşınır.
Hz. Eyyüb
Şam bölgesinde yaşayan son derece zengin, yardımsever ve
cömert bir peygamberdir.
Şeytan, Hz. Eyyüb’ün şükrünü çekemeyerek onun malları,
evlatları ve sağlığı ile imtihan edilmesini ister. Evlatları ve malları yok
olur, ardından bedeninde ağır hastalıklar baş gösterir.
Hz. Eyyüb ağır bir hastalığa yakalanır. Şehir dışındaki bir
çöplük alanına çekilir. Eşi Rahime (Hz. Yusuf’un torunu) ona sadakatle hizmet
eder.
Hz. Eyyüb’ün duası kabul edilir. Allah’ın emriyle ayağını
yere vurur, çıkan sıcak ve soğuk pınarlarla yıkanıp içerek eski sağlığına ve
gençliğine kavuşur.
Hz. Şuayb
Hz. Şuayb, putlara tapan ve ölçü/tartıda hile yapan Medyen
kavmine peygamber olarak gönderilir. Güzel ve tesirli konuşmasından dolayı
kendisine "Peygamberlerin Hatibi" denmiştir.
Kavmi iman etmeyince üzerlerine şiddetli bir sıcaklık,
ardından bir bulut (gölge) ve ateş yağdırılarak helak edilirler.
Mişa Oğlu Hz. Musa
Hz. Yusuf’un Efraim ve Mişa adında iki oğlu vardı. Mişa’nın
oğluna da Musa adı verilmiştir.
Allah, Hz. Musa’ya kavmine hile ve sihirden uzak
durmalarını, yalnızca Kendisine sığınmalarını emreder.
Hz. Musa bu emirleri kavmine tebliğ ettikten sonra vefat
eder.
İbn Abbas’a göre Mısır Hükümdarı Reyyan ölünce yerine
Mus’ab, ardından oğlu Velid geçti. Dülgerlikten kaçtığı için kendisine
"Ferre an nefsihi" (kendiliğinden kaçtı) denmiş, bu kelime zamanla
"Firavun" lakabına dönüşmüştür. Firavun zamanla Mısır’a hükümdar
olmuş, kibirlenerek ilahlık iddiasında bulunmuştur.
Firavun, rüyasında Kudüs'ten çıkan bir ateşin Mısırdakileri
yaktığını görür. Müneccimlerin "İsrailoğulları'ndan doğacak bir çocuk seni
helak edecek" demesi üzerine doğan erkek çocukların öldürülmesini emreder.
Çocuk katliamının olmadığı yılda Hz. Harun, katliamın olduğu
yılda ise Hz. Musa doğar. Annesi onu korumak için bir sandığa koyup Nil Nehrine
bırakır; sandık Firavun'un sarayına ulaşır ve sarayda büyütülür.
"Musa" ismi, "Mu" (Su) ve "Sa"
(Ağaç) kelimelerinin birleşiminden gelmektedir.
Hz. Musa, istemeden bir adamın ölümüne sebep olunca
Mısır'dan ayrılır. Hz. Şuayb'ın yanında 10 yıl çobanlık yapar ve kızı Safüre
ile evlenir.
Hz. Şuayb, Hz. Adem'den peygamberlere miras kalan mucizeli
Asa'yı Hz. Musa'ya verir.
Mısır'a dönerken Tur Dağı'nda ilahi nuru ateş sanarak
yaklaşır. Allah kendisiyle konuşur ve ona peygamberlik verir.
Yere atıldığında ejderhaya dönüşen Asa ve koynuna sokup
çıkardığında ışık saçan Yed-i Beyza (Beyaz Eli) mucizeleri bahşedilir.
Sihirbazlar Hz. Musa'nın asasının kendi sihirlerini
yuttuğunu görünce secde edip iman ederler.
Firavun iman etmeyince Mısır'a kıtlık, tufan, çekirge, bit,
kurbağa ve kan gibi belalar gönderilir.
Hz. Musa, İsrailoğulları ile gece Mısır'dan çıkar. Deniz 12
yola ayrılır; İsrailoğulları karşıya geçer. Ardından takip eden Firavun ve
ordusu denizin kapanmasıyla suda boğulur. Firavun son anda iman etmek istese de
kabul edilmez ve cesedi ibret olsun diye karaya vurur.
Hz. Musa, Tevrat'ı almak için Tur Dağı'nda 40 gün oruç
tutarak ibadet eder.
Hz. Musa, İlahi kelamı işitince duyduğu derin sevgi ve
iştiyakla Allah'ı dünyada görmek ister ("Rabbim, kendini bana
göster").
Allah, hiçbir insanın buna dayanamayacağını bildirip
"Şu dağa bak" buyurur. İlahi nur dağa tecelli edince dağ parça parça
olur ve Hz. Musa bayılır.
Kendine gelince tövbe eder ve Allah'ın dünyada baş gözüyle
görülemeyeceğine yakinen inanır.
Cennet zebercedi/yakutundan levhalar halinde Tevrat
indirilir.
Musa - Hızır Kıssası
Gemi Olayı: Yoksul gemicilerin gemisinin, zalim hükümdarın
el koymasını engellemek için kusurlu hale getirilmesi.
Çocuk Olayı: İleride anne-babasını küfre sürükleyecek olan
çocuğun katledilip, yerine hayırlı bir evlat nasip edilmesi.
Yıkılan Duvar: İki yetim çocuğun duvarı altında bulunan
hazinenin, onlar büyüyene kadar korunması.
İnsanlar ilmi toklukta arar; halbuki ilim açlık ister.
İnsanlar arzuları tatmin ederek rıza arar; halbuki rızaya
arzuları terk ederek ulaşılır.
İnsanlar şerefi zenginin, güçlünün kapısında arar; halbuki
şeref Allah’a itaat edendedir.
İnsanlar mal biriktirerek zenginlik arar; halbuki zenginlik
kanaattedir.
İnsanlar dünyada rahatlık arar; halbuki rahatlık ahirettedir.
Allah Teala şöyle buyurmuş:
"Garip, benim gibi dostu olmayan kimsedir. Hasta, benim
gibi tabibi olmayan kimsedir. Fakir, benim nimetimden nasibi olmayan
kimsedir..."
Dokuz Büyük Hata
"Kibirdir, hırstır, hasettir, çok sevilmektir, çok
yemektir, çok uyumaktır, mal sevmektir, kendini methedeni sevmektir,
şükretmemektir."
Hz. Yûşa bin Nûn
Cuma günü biterken Cumartesi yasağı girmeden zafer kazanmak
isteyen Yûşa (A.S.) güneşe hitap etmiş ve dua etmiştir. "Ey güneş! Dur
yerinde! Sen de emir kulusun, ben de emir kuluyum... Bunun üzerine güneş
yerinde durdu... Yûşa kafirlerle cenk etti ve kafirleri yendi. Ondan sonra
güneş battı."
Nuri Oğlu Hz. Hızkıyal
Ölümün var olduğunu bildiği halde kendinde huzur bulur...
Şaşarım şu kimseye ki, dili alimdir, gönlü cahildir... Halkın ayıbını görür;
kendi ayıbını ve eksiğini görmez.
Ben sizi namazda sınadım; tembel ve gayretsizsiniz. Zekatta
sınadım, cimrisiniz...
Allah'a ve Allah'ın Resulüne iman eden tam mümin: Kötülük
edene iyilik eden, kendinden uzaklaşana yaklaşan, kendisine bir şey vermeyene
bir şeyler veren... ve kendisine hor bakana ikram eden kimsedir.
Cennetin sekiz kapısı vardır... Gözler onu görmüş değil,
kulaklar işitmiş değil ve gönüllerden geçmiş değildir...
Haramdan sadaka vermek, bevl ile abdest almak gibidir.
Zekatsız mal cansız ve ruhsuz tene benzer. Tövbesiz alim binasız kapı gibidir.
Hz. İlyas
İlyas (A.S.) kavmine gitti ve onları dine çağırdı. İtaat
etmediler ve daveti kabul etmediler... İlyas (A.S.) dedi: 'Onlara kıtlık ver ve
yağmur yağdırma. Otlar bitmesin. Kıtlıktan helak olsunlar.' Ondan sonra Hak Teâlâ
hazretleri onlara kıtlık verdi.
Hz. Yunus'u Diriltme Mucizesi
İlyas (A.S.) Allah'a niyazda bulundu. Onbeş günden sonra
Yunus (A.S.) yine sağ oldu, hayata kavuştu... O bey İlyas peygamberi öldürmek
istedi. İlyas (A.S.) kötülüğe başladıklarını görünce ulu bir dağa çıktı. Onun
adı Cebel-i Lübnan (Lübnan dağı)dır. Yedi yıl bu dağda kaldı.
Hz. Elyesa'nın Halife Tayin Edilmesi
Şimdi Elyesa'ı yerine halife, vekil koy. Ben onu İsrail
oğullarına halife kıldım... Ondan sonra Cebrail (A.S.) İlyas Peygambere gelip:
'Ey İlyas! Şimdiden sonra ister yeryüzünde, ister göklerde, nerede istersen
melekler gibi uç' dedi.
Hak Teâlâ hazretleri ölüm meleği Azrail'e: 'İlyas'ın canını
alma. Bana zikretmek için yaşamak ister, kendisi için istemez. Bırak onu
kıyamete kadar yürüsün, gezip dolaşsın' buyurdu.
Hz. Davud
Davud (A.S.)'a Zebur'u verdi. Zebur yüzelli sure idi. Tamamı
dua ve Allah'a sena (övgü) şeklinde idi. Helal ve haram, farzlar ve hudud
(cezalar) gibi hükümler onda yoktu.
Davud (A.S.)'ın hatası, şahid istemeden 'zulüm etti' diye
hemen aralarında hüküm vermiş olmasıdır... Davud hemen Secde'ye kapandı. Kırk
gece başını kaldırmadı.
Üriya'ya öyle şeyler veririm ki, onları gözler görmedi ve
kulaklar işitmedi. Üriya ona razı olur...
Davud (A.S.) tövbe ettikten sonra, otuz sene gece ve gündüz
ağladı... Hak Taala Hazretleri, demiri onun elinde hamur gibi etti ve demirden
gömlek (zırh) yapmayı ona öğretti.
Ey Davud! Şüphesiz hikmet doksan bölüktür. Yetmişini oğlun
Süleyman'a verdim. Yirmisini geri kalan halka verdim.
Zebur, Allah'ın kitabıdır. Allah onu Davud (A.S.)'a
indirdi... Kuşlar gelip başı üzerinde uçarlar, yel esmez ve su akmaz hepsi
Davud (A.S.)'ı dinlerlerdi.
Davud (A.S.): 'Ey Allah’ım! O nerededir?' dedi. Hak Teala
Hazretleri buyurdu: 'Ey Davud! Benim hazinem ezik ve yaralı gönüllerdedir.'
Bir kimsenin dört saat ömrü olsa bir saat münacatta
bulunması gerekir. Geri kalan bir saat da nefsini ıslah etmekle meşgul olması,
bir saat dostlarını görmek için gitmesi, bir saatte de helalinden kazanıp
nafaka edinmesi icap eder.
O alime söyle! Bir o kadar daha kitap yazsa şu üç şeyi
yapmadıkça ona fayda vermez: Biri; Dünyayı ve dünyada olanları sevmesin...
İkincisi; Şeytanla arkadaş olmasın... Üçüncüsü; Müminleri incitmesin...
Beni İsrail'den kırk bin kişi Davud (A.S.)'ın namazını
kıldılar. İbrahim (A.S.)'ın mağarasına defnettiler.
Hz. Süleyman
Cennete git! Hilafet yüzüğünü getir ve Süleyman’a ver...
Birinde şu yazılmıştı: (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah)... Diğer
köşesinde: (Mülk, büyüklük, yücelik ve saltanat ona aittir)...
Yüzüğün Kaybolması ve Tahtın Geri Kazanılması
Süleyman (A.S.) balığın karnını yardı ve yüzüğü içinden
çıkardı. Son derece rahatladı ve sevindi. Kendine geldi. Tekrar tahtına geçip
oturdu.
Cinleri ve Şeytanları mermer ve ak mermer getirmeye
gönderdi... Tavanını inci ve cevherlerle, duvarlarını da yakut ve incilerle
süslediler.
Mescid Bittiğindeki Üç Dileği: Birincisi: Doğru hüküm
vermeyi istedi, verildi. İkincisi: Hikmet istedi, verildi. Üçüncüsü: Kim bu
mescidde iki rekat namaz kılsa onun affını diledi. Hak Teâlâ hazretleri hepsini
verdi.
Garip bir Hüd Hüd kuşu gördü. Adı Ayferdi.
Belkısın on iki beyi, veziri ve komutanı vardı. Her beyin de
binlerce askeri vardı... Hüd-Hüd bu haberi işitince, O Hüd-Hüd'le gidip yerinde
gördüler ve geri döndüler. Fakat eğlendiler... Hüd-Hüd: 'Ey Süleyman Allah’ın
huzurunda duracağın günü hatırla' dedi. O sözü işitti affetti.
Hüd-Hüd pencereden girdi. Mektubu uyumakta olan Belkıs'ın
göğsü üzerine koydu.
Belkıs'ın Tahtının Getirilmesi
Asaf bin Berhiya: 'Gözünü açıp kapayıncaya kadar ben
getiririm' dedi ve anında getirdi.
'Sudan beri gel' dedi. Sırçayı su sanıp ayağını açtı, girdi.
Ayna olduğunu anladı ve utanıp elbisesi ile örtündü... Belkıs imana gelip
Müslüman oldu.
Adem oğlu (insanlar), cinler, şeytanlar, hayvanlar, kuşlar
ve yeller, maşrıktan mağribe (Doğudan Batıya), Onun emrinde ve fermanında
mahkum ve amade idi.
Belki de Yemendeki Belkıs'ın tahtı, Allah’ın izni ile yok
olmuş ve aynı anda Süleyman’ın huzurunda icad edilmiştir... Bütün eşya, her şey
göz açıp kapayıncaya kadar, Allah’ın yüce ve ulu kudreti ile yok olur veya
meydana gelebilir.
Hz. Lokman
Hak Teala hazretleri Lokman’a: 'Peygamberlik mi, yoksa
hikmet mi istersin?' diye sordu. O hemen hikmeti kabul etti... 'Ben bilirim ki,
hükmeden son derece müşkülat içindedir. Eğer doğru hüküm verirse iyidir. Şayet
zulmederse gideceği yer Cehennemdir.'
Saadetin nişanı dörttür: 1. Gerçekliktir, doğruluktur. 2.
Edeb, terbiyedir. 3. Bilimdir, ahlak güzelliğidir. 4. Emaneti hıfzına, sahibine
vermektir.
Zülkarneyn
Seni dili ayrı bir kavme davete gönderiyorum... Nuru ve
zulmeti (aydınlığı ve karanlığı) senin emrine verdim. Önünden nur, ardından
zulmet yürüsün ve sana itaat etsinler…
Zülkarneyn emretti. Demir, tunç ve madenler getirdiler.
Üçyüz millik iki dağın arasını su çıkıncaya kadar kazdırdı... Zülkarneyn bu
şekilde demirden ve bakırdan bir sed yaptı…
Ölünce benim sağ elimi tabuttan dışarı çıkarın, elime
altından yuvarlak bir top verin. O, benim dünyayı bir top gibi elime aldığımın
nişanıdır. Sol elimi de dışarı çıkarın, boş bırakın. Bu da dünyayı elime
aldığım halde ahirete boş gittiğimin nişanıdır.
…
2. Cilt
Hz. Eşiya (İşaya) ve Hz. Ermiya
İsrailoğulları fesada uğrayınca Sadukıya adında bir kral ve
Eşiya (a.s.) peygamber olarak gönderildi. Babil Hükümdarı Sencarib altı yüz bin
kişilik ordusuyla üzerlerine yürürken Sadukıya hastalandı. Sadukıya'nın samimi
duası ve niyazı üzerine Allah onun ömrünü uzattı ve Eşiya (a.s.)'ın tavsiye
ettiği incir suyu tedavisiyle iyileşti.
Allah'ın vaadiyle Sencarib'in ordusu (beş yazıcı hariç)
helak edildi.
Sencarib'in ölümünün ardından yerine Buhtunnasır
(Buhtunnesar) geçti.
İsrailoğulları tekrar asi olunca Eşiya (a.s.) onları uyardı.
Samimiyetsiz ibadetlerin, haram yemenin ve yalanın duaları engelleyeceği
bildirildi.
Kavmi Eşiya (a.s.)'ı öldürmek istedi. Dağdaki bir ağacın
içine saklanan peygamber, Şeytan'ın yerini göstermesi sonucu ağacın bıçkı ile
biçilmesiyle şehid edildi.
Ermiya (a.s.) kavmini uyarmakla görevlendirildi; ancak onu
dövüp hapse attılar. Bunun üzerine Buhtunnasır ordusuyla Kudüs'e girip şehri
harap etti.
Buhtunnasır'ın unuttuğu rüyayı (gövdesi altın, gümüş, bakır,
demir olan ve gökten düşen taşla parçalanan heykel) Hz. Daniyel ve yanındaki
peygamberler Allah'ın bildirmesiyle haber verip serbest kaldılar.
Hz. Üzeyir
Buhtunnasır Tevrat'ı yaktıktan sonra Üzeyir (a.s.) buna çok
üzüldü. Bir meleğin getirdiği özel suyu içmesiyle Tevrat'ın tamamı hafızasında
canlandı ve bunu kaleme alarak İsrailoğullarına yeniden sundu.
Yıkılmış bir şehri gören Üzeyir (a.s.)'ın ruhu Allah
tarafından alınıp 100 yıl ölü bırakıldı. Tekrar diriltildiğinde eşeğinin
çürümüş kemiklerinin gözlerinin önünde birleşip canlandığına şahit oldu.
Kaderi sorguladığı için uyarılan Üzeyir (a.s.)'a günahın
küçüklüğüne değil, karşı gelinen makamın büyüklüğüne bakılması gerektiği
öğütlendi.
Hz. Yunus
Yunus (a.s.), Ninova kavmini imana davet etti; reddetmeleri
üzerine üç gün içinde azap geleceğini bildirip şehirden ayrıldı. Karabulutu
gören kavim Aşure günü samimiyetle tövbe edince azap üzerlerinden kaldırıldı.
Yalancı çıktığını düşünerek şehri terk eden ve gemiye binen
Yunus (a.s.), çekilen kur'alarda adı çıkınca denize atıldı. Bir balık onu
yuttu. Balığın karnında tövbe etti, dua etti.
Balık onu zarar vermeden kıyıya bıraktı. Gölgelenmesi için
kabak ağacı ihsan edildi. Daha sonra ailesine ve iman eden kavmine yeniden
kavuştu.
Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya
Hz. Süleyman soyundan gelen dülger Zekeriya (a.s.), Hz.
Meryem'i Beyt-i Mukaddes'teki hücresinde himaye etti. Meryem'in yanında ilahi
rızıklar (yazın kış, kışın yaz meyveleri) buldu.
İhtiyar yaşında çocuk isteyen Hz. Zekeriya'ya melekler
aracılığıyla Yahya müjdelendi. Yahya (a.s.) küçük yaşta hikmet sahibi oldu,
Tevrat'ı kuvvetle tuttu ve ömrü boyunca hiç günah işlemedi.
Yahya (a.s.) Cehennem korkusundan çok ağlar, dağlara
çekilirdi. Bir gün İblis ile karşılaşmasında Şeytan; en sevdiği kişinin
"cimri mümin", en büyük düşmanının ise "cömert fasık"
(tövbe etme ihtimalinden dolayı) olduğunu söyledi.
Yahudilerin takibinden kaçarken bir ağacın kovuğuna gizlenen
Zekeriya (a.s.), Şeytan'ın saklandığı yeri göstermesi üzerine ağacın bıçkıyla
kesilmesi sonucu şehid edildi. Sabır göstermesi emredildiği için şehadeti
anında ah bile etmedi.
İsrailoğulları kralı kendi üvey kızıyla evlenmek istedi. Hz.
Yahya bunun Allah'ın kanununda haram olduğunu belirtmesi sonucunda düşmanları Hz.
Yahya’yı öldürdü.
Hz. İsa
Hz. Meryem’in Adanması
Hz. Meryem'in annesi Hanne onu Beyt-i Makdis'e adadı.
Çekilen kura sonucunda Hz. Zekeriya, Meryem'in bakımı ı
üstlendi.
Kış ortasında, kuru bir hurma ağacının altında Hz. İsa
doğdu.
Mesleği kassar (bez ağartan) olan 12 kişiyi
"günahlardan arınmaya" davet eder ve bu 12 kişi ona havari olur.
Mucizeye rağmen küfürde ve itaatsizlikte ısrar eden 330
kişi, cezalandırılarak suretleri maymun ve domuza dönüştürülür ve üç gün sonra
helak olurlar.
Yahudiler Hz. İsa'nın mucizelerine sihir deyip onu öldürmek
ister.
Hz. İsa Cebrail (A.S.) vasıtasıyla ikinci kat göğe
kaldırılır.
Hz. İsa'yı öldürmek için eve giren Eşya adlı şahıs, Allah'ın
takdiriyle Hz. İsa’nın suretine sokulur. Dışarı çıktığında kendi arkadaşları
tarafından Hz. İsa sanılarak çarmıha gerilir.
Hz. İsa'nın göğe yükselişinden sonra kavmi üç gruba ayrılır:
Nasturiyye (Hz. İsa'ya "Tanrı'nın oğlu" dediler).
Yakubiyye (Hz. İsa'ya "Tanrı'dır" dediler).
Meylikaiyye / Melkite (Üçlü tanrı/Teslis inancını
savundular).
Hz. İsa'nın kıyamete yakın Şam'daki Ak Minare'ye ineceği,
Deccal'i Kudüs yakınlarındaki "Lüd" kapısında öldüreceği, Hz.
Mehdi'ye tabi olup adaletle hükmedeceği rivayet edilir.
Peygamberlerin İlahi İsim ve Sıfatlara Mazhariyeti
|
Peygamber
|
Zat İsmi (Ruh)
|
Sıfat İsmi (Kalp)
|
Fiil İsmi (Nefis)
|
|
Hz. Âdem
|
Allah
|
Er-Rahmân, Er-Rahîm
|
El-Bedî'
|
|
Hz. Şit
|
El-Melik
|
El-Berr
|
El-Câmi', El-Muğnî
|
|
Hz. İdris
|
El-Kuddûs
|
El-Müteâl
|
Er-Râfi', El-Bâsıt
|
|
Hz. Nuh
|
Es-Selâm
|
Eş-Şekûr
|
El-Müntekim, El-Hafîz
|
|
Hz. Hûd
|
El-Mü'min
|
El-Kahhâr
|
El-Hâdî, Ez-Zârr
|
|
Hz. Salih
|
El-Müheymin
|
El-Muhsî
|
El-Fettâh, El-Kâbıd
|
|
Hz. İbrahim
|
El-Azîz
|
El-Halîm
|
Er-Razzâk, Er-Reşîd
|
|
Hz. İsmail
|
El-Cebbâr
|
El-Halîm
|
El-Mücîb, El-Hasîb, Er-Rakîb
|
|
Hz. İshak
|
El-Mütekebbir
|
Er-Ra'ûf
|
El-Vekîl, El-Bâis
|
|
Hz. Yakub
|
El-Kebîr
|
El-Vedûd
|
El-Hâlık, El-Bâri'
|
|
Hz. Yusuf
|
Nur/Cemal
|
El-Kâdir
|
El-Musavvir, El-Hafîz, El-Afüvv
|
|
Hz. Eyyüb
|
El-Ganıyy
|
Es-Sabûr
|
El-Vâsi', Et-Tevvâb
|
|
Hz. Şuayb
|
El-Mâcid
|
El-Kerîm
|
El-Hakem, El-Muksit
|
|
Hz. Musa
|
el-Celîl, el-Aliyy
|
el-Alîm
|
el-Muizz, el-Müzill
|
|
Hz. Harun
|
ez-Zâhir, el-Bâtın
|
el-Gaffâr
|
el-Gafûr, el-Latîf
|
|
Hz. İlyas
|
Celal ve Cemal
|
el-Cemîl
|
el-Vehhâb, el-Muktedir
|
|
Hz. Davud
|
el-Hakîm
|
el-Kaviyy
|
el-Mukaddim, el-Muahhır
|
|
Hz. Süleyman
|
el-Azîm
|
el-Metîn
|
el-Âdil, Mâlikü'l-Mülk, el-Hafîz, er-Râfi'
|
|
Hz. Üzeyir
|
el-Evvel, el-Âhir
|
es-Semî', el-Basîr
|
el-Vâli
|
|
Hz. Yunus
|
el-Vâcid
|
el-Gaffâr
|
el-Mukît, en-Nâfi'
|
|
Hz. Zekeriyya
|
el-Kayyûm
|
el-Hamîd
|
el-Muhyî, el-Mecîd
|
|
Hz. Yahya
|
el-Hakk
|
el-Vâris, eş-Şehîd, el-Bâkî
|
el-Velî
|
|
Hz. İsa
|
el-Ahad
|
el-Vâhid, el-Habîr
|
el-Muhyî, el-Mümît, el-Hâlık
|
Hz. Muhammed
O, bütün ilahi isim ve sıfatları şahsında toplamıştır.
Hz. Peygamber'in ruhu Arş'a ve Hz. Âdem'in sülbüne
aktarılmadan önce Kudret, Azamet, Minnet, Rahmet, Saadet, Keramet, Menzilet,
Hidayet, Nübüvvet, Rıf'at, Heybet ve Şefaat perdelerinde binlerce yıl zikirle
kaldı.
Hz. Peygamber'in önündeki nur Hz. Ebubekir, arkasındaki Hz.
Ömer, sağındaki Hz. Osman, solundaki ise Hz. Ali'nin nuru idi.
Cebrail (A.S.) gelip göğsünü yardı, nefsi arzuları
simgeleyen siyah kanı çıkardı ve Zemzem ile yıkadı.
Gölgesi yoktu.
Hanımlardan ilk Müslüman Hz. Hatice, erkeklerden Hz.
Ebubekir, çocuklardan Hz. Ali, yetişkin/kırkıncı Müslüman ise İslam'ın açıktan
tebliğini başlatan Hz. Ömer'dir.
Kur'an-ı Kerim, Ramazan ayının Kadir Gecesi'nde Levh-i
Mahfuz'dan dünya semasındaki Beyt-i İzzet'e toptan (inzal) indirilmiştir.
Buradan da Cebrail (A.S.) vasıtasıyla ihtiyaca göre 23 yılda parça parça
(tenzil) Peygamberimiz'e ulaştırılmıştır.
Burak'a binerek Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya
götürülmüştür. Orada bütün peygamberlerin ruhlarına imamlık yaparak iki rekat
namaz kıldırmıştır.
Gök Katları ve Peygamberler
1. Kat: Hz. Âdem
2. Kat: Hz. İsa ve Hz. Yahya
3. Kat: Hz. Yusuf
4. Kat: Hz. İdris
5. Kat: Hz. Harun
6. Kat: Hz. Musa
7. Kat: Hz. İbrahim
Sidretü'l-Münteha, yaratılmışların bilgisinin ve amellerinin
ulaştığı son sınırdır.
Hz. Ebû Bekir
Meleklerden Cebrail/Mikail benzerliğiyle anılır.
2 yıl 4 ay halifelik yapıp 63 yaşında vefat etti
Hz. Ömer
Müslüman olmasıyla (40. kişi) İslam Mekke’de aleni hale
geldi
Hz. Osman
12 yıllık halifeliğin ardından evinde Kur'an okurken şehit
edilir.
Hz. Ali
5 yıl halifelik yaptı, hilafet onunla 30 yıla tamamlandı.
3. Bölüm: Allah’ın Meleklere Vahyettiği Kelimeler
Gökleri, yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder
kanatlı elçiler yapan Allah’a hamdolsun. O, yaratışta ne dilerse onu artırır.
Şüphe yok ki Allah her şeye hakkıyla kadirdir." (Fâtır Suresi, 1. ayet)
Hak Teâlâ hazretleri İsrafil (A.S.)’ı yarattığından beri
ayakta durur ve utancından Allah Teâlâ’ya gözlerini kaldırıp bakmaz. Allah ile
arasında nurdan yetmiş bin perde vardır. Bir defa bakacak olsa idi yanardı.
Kıyamette üfleyeceği Sûr onun elindedir.
Cebrail (A.S.)’a; Emînü’l-Vahy (Vahiy emini), Rûhu’l-Emîn,
Rûhu’l-Kudüs, Nâmûs-ı Ekber ve Tâvûs-ı Melâike adları verilir, bu isimlerle
anılır.
İdris (A.S.) zamanında sınanmaları amacıyla Âzâ ve Âzâyâ
(Hârût ve Mârût) yeryüzüne indirilir. Sihir ile peygamberlik mucizeleri
arasındaki farkın anlaşılması için insanlara sihir sanatını öğreterek nefse
yenik düşerler.
Asiye hatun, Meryem hatun, Hatice hatun ve Fatıma hatun; bu
dördü Cennet hatunlarının üstün olanlardır.
Pazar günü yer ve dağlar, Pazartesi ağaçlar, Salı gökler,
Çarşamba nur, Perşembe canlılar ve Cuma günü ikindiden sonra son mahluk olarak
Hz. Âdem yaratılmıştır.
Kutup ve Abdallar
300'ler Mısır'da, 40'lar Kudüs'te, 7'ler Medine'de, 3'ler ve
Kutup Kabe'de
Kutup vefat edince alt kademedekiler sırayla üst kademeye
yükselir.
Allah Teâlâ Cennet’i rahmetinin, Cehennem’i ise azabının
tecellisi kılmıştır.
Azrail’in kâfirler için ateşten, münafıklar için
karanlıktan, müminler için etten (beşeri) ve peygamberler/sıddıklar için nurdan
olmak üzere dört yüzü vardır. Yanındaki rahmet ve azap melekleriyle ruhları
kabzeder. İnsanın eceli yaklaştığında Arş'ın altındaki ağaçtan ismi yazılı bir
yaprak düşer.
Ruhların Makamları
Peygamber ve Resullerin Ruhları: Adn Cenneti’ndedir.
Âlimlerin ve Velilerin Ruhları: Firdevs Cenneti’ndedir.
Saitlerin (İyi İnsanların) Ruhları: İlliyyîn’dedir.
Şehitlerin Ruhları: Cennette kuşlar gibi uçar, Arş’ın
altındaki altın kandillere konarlar.
Günahkâr Müminlerin Ruhları: Kıyamete kadar boşlukta asılı
vaziyette beklerler.
Müminlerin Çocuklarının Ruhları: Cennetteki miskten bir
dağda bulunurlar.
Münafıkların Ruhları: Bedenleriyle birlikte kıyamete kadar
kabirde azap görürler.
Kâfirlerin Ruhları: Bedenleriyle bağlantılı olarak Siccîn
Cehennemi’ne indirilir ve orada azap olunurlar.
4. Bölüm: Kıyamet günündeki ilahi hitaplar, ahiret halleri
Nefs-i Levvame: Nefsin kendi kusurlarını bilen, vicdan azabı
çeken ve kaçırdığı fırsatlara pişman olan halidir.
Gönül doğru olmadıkça iman, dil doğru olmadıkça gönül, amel
doğru olmadıkça dil doğru olmaz.
Ahir zamanda din, ibadet ve ilimden ziyade gösterişe
dökülecek; insanlar dünyalığa yönelip mescitleri harap edecek…
Sapık kabul edilen 6 ana akım
Hariciler: Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i tekfir
edenler.
Rafıziler: Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'i kabul etmeyip tekfir
edenler.
Kaderiyye: İlahî kaderi inkar edip, fiilin tek yaratıcısının
kul olduğunu savunanlar.
Cebriyye: Kulun iradesini ve gücünü tamamen reddedip, insanı
mecbur görenler.
Cehmiyye: Kur'an'ın mahluk olduğunu ve Allah'ın sıfatlarının
işlevsiz olduğunu iddia edenler.
Mürci'e: Ameli hiçe sayıp "Yalnızca iman etmek
yeterlidir" diyenler.
Küfür Çeşitleri
İnkarî Küfür: Allah'ı hiç bilmemek ve inanmamak.
Cuhudî Küfür: Kalben bilip diliyle söylememek (Firavun
gibi).
İnadî Küfür: Kalben bilip diliyle de söylediği halde
inadından dine girmemek (Ebu Talib gibi).
Nifakî Küfür: Diliyle inandım deyip kalbiyle kabul etmemek
(Münfıklar).
Cuma Günü
Cuma; günlerin efendisi, Müslümanların haccı ve vuslat
günüdür. Hz. Âdem ile Hz. Havva, Hz. Süleyman ile Belkıs, Hz. Musa ile Safura
ve Hz. Peygamber ile Hz. Hatice cuma günü nikahlanmış; Hz. Âdem o gün yaratılıp
cennete girmiştir.
…
3. Cilt
Zemahşeri’ye göre ramad (yanmış taş) kökünden gelir; sıcak
mevsimde oruç tutulduğu için bu ad verilmiştir. Hadis-i şerife göre ise Allah
bu ayda oruç tutanların günahlarını yaktığı
için Ramazan denmiştir.
Haccın Farzları
İhrama girmek, Arafat'ta vakfeye durmak, Ziyaret (Bayram
günü) tavafı yapmak.
Vacipleri: Müzdelife'de kalmak, Safa-Merve arası sa'y
etmek, şeytan taşlamak, tıraş olmak, Mikat'ı ihramla geçmek, Arafat'ta gün
batımına kadar beklemek, Kudûm tavafı, Mina'da gecelemek ve tertibe (sıraya)
uymak.
Kur'an
Kur'an okumakla meşgul olup Allah'tan bir şey isteyemeyene,
isteyenden daha çoğu verilir.
Kıyamet günü Allah, dünyada Kur'an okuyan kullarına Tâ-Hâ ve
Yâ-Sîn surelerini kendi sesinden okuyup dinletecektir. Tâ-Hâ ve Yâ-Sîn sureleri
yer ve gök yaratılmadan bin yıl önce okunmuştur.
Sureler ve Ayetlerin Faziletleri
Ayet'el-Kürsi: Evden çıkarken okuyana 70 bin melek istiğfar
eder; eve dönünce okuyanın yoksulluğu gider. Ölenlere bağışlanırsa kabirleri
nurla dolar.
Fatiha Suresi: Her derde şifadır. Kitabın Fatihası,
Ümmü'l-Kitap (Kitabın Anası) ve Seb'al-Mesani olmak üzere üç meşhur ismi
vardır. Mekke'de nazil olmuştur.
İhlas Suresi (Kulhüvellahü Ehad): En ulu suredir. Kur'an'ın
üçte birine denktir.
Bakara'nın Sonu (Âmener-Rasûlü): Rahmet hazinelerindendir.
Kadir Suresi (İnnâ Enzelnâhü): Kur'an'ın yemişidir.
Tekâsür Suresi: Günde bir defa okumak bin ayet okumaya denk
sevaptır.
Yâ-Sîn Suresi: Kur'an'ın kalbidir. Okumak 20 hatim sevabına
denktir.
İsm-i A'zam: Bakara Suresi 163. ayet (Ve ilâhüküm ilâhün
vâhid...) ve Âl-i İmrân Suresi 1-2. ayetlerindedir.
Nebe (Amme) Suresi imanı korur; Vâkıa Suresi yoksulluğu
önler; Mülk (Tebâreke) Suresi Kadir gecesini ihya etmiş gibi sevap kazandırır;
Kâfirûn Suresi Kur'an'ın dörtte birine (veya dört bağışından birine) denktir.
Seyrüsülûkun 10 Menzili
Her menzilde 10 makam vardır.
1. El-Bidâyât (Başlangıç Makamları)
El-Yakaza: Uyanıklık
Et-Tövbe: Günahlara tövbe etmek
El-Muhasebe: Nefis ve amellerin muhasebesini yapmak
El-İnabe: Yalvararak ve ağlayarak tövbe etmek
Et-Tefekkür: Düşünceye dalmak
Et-Tezekkür: Yapılan hareketlerin hatırlanması
El-İ'tisam: Allah'ın ipine (Kur'an'a) sarılmak
El-Karar: Tuttuğu yolda karar kılmak, kalmak
Er-Riyada: Yorucu ve disiplinli çalışma
Es-Sema': İlahi sesi dinleme ve duyma
2. El-Ebvâb (Hak Kapıları)
El-Hüzn: Erişilen makamın verdiği neşeden doğan üzüntü,
geçmişe acıma
El-Havf: Yalnız Allah'tan korkma, sakınma
El-İşfak: Yumuşaklık gösterme
El-Huşu': Yerlere kadar serilen alçak gönüllülük
El-Hayrat: İyilikler peşinde koşmak
Ez-Zühd: Allah'ın yasaklarından sakınmak
El-Vera': Aşırı sakınma, çekingenlik
Et-Tebettül: Kendini yalnız Allah'a vermek
Er-Reca: Ümitle bağlanmak
Er-Rağbe: C. Hakk'a aşırı meyil duymak
3. El-Muamelât (Allah Yolunda Yapılacak İşler)
Er-Riayat: Hakk'ı gözetme
El-Murakabe: Nefsi kontrol altında tutma
El-Hurme: Saygı duyma
El-İhlas: Allah rızasını gaye edinme
Et-Tehzib: Ahlakı kötülüklerden ayıklama
El-İstikame: Doğru yola girme
Et-Tevekkül: Sonunda yalnız Allah'a dayanma ve güvenme
Et-Tevfiyz: İradesini Hakk'a teslim etme
Eş-Sıkka: Allah yolunda sıkıntıya girme
Et-Teslim: Bütün varlığı ile kendini ilahi iradeye bırakma
4. El-Ahlâk (Ahlaki Davranışlar)
Es-Sabr: Her sıkıntıya katlanma
Er-Rıza: Hak'tan hoşnut olma
Eş-Şükr: Allah'ın nimetlerine teşekkür etme
El-Haya: İlahi huzurda hicab duyma
Es-Sıdk: Doğruluk
El-İysar: Her şeyini Allah yolunda saçma
El-Hulk: İyi huyla bezenme
Et-Tevazu: Alçak gönüllü olma
El-Fütüvve: Asalet ve vekar sahibi olma
El-İnbisat: Aşırı cömertlik
5. El-Usûl (Kaide ve Yollar)
El-Kasd: Niyet
El-Azm: Kesin karar ve tutum
El-İrade: Arzu ve istekler
El-Edeb: Terbiye ve erkan
El-Yakin: Sarsılmaz bir iman
El-Üns: Bulunduğu duruma alışmak
Ez-Zikr: Devamlı Allah'ı anmak
El-Fakd: Kendini kaybetme, kendinden geçme
El-Gına: Gönlü doymuş olma, gönül zenginliği
Makamü'l-Murad: İlahi makama kavuşma isteği
6. El-Edviye (Çareler)
El-İhsan: İyilik etme
El-İlm: Doğru ve sağlam bilgi edinme
El-Hikme: Mana ilmini elde etme
El-Basire: Hakikati görme
El-Ferase: Bir şeyi önceden anlama, sezme
Et-Ta'zim: Hakk'ı yüceltmek
El-İlham: Aniden fikretme, düşünme
Es-Sekine: Sükunete, sessizliğe erme
Et-Tuma'nine: Kalbin eksiksiz huzura ermesi
El-Himme: Kuvvetli arzu ve karar
7. El-Ahvâl (Haller)
El-Muhabbe: Aşırı ilahi sevgi
El-Yakin: Allah'ı görür gibi inanma
Eş-Şevk: Aşırı istek
El-Akl: Düşünme ve bilme
El-Atş: Murada erme susuzluğu
El-Vecd: Murada erme sevincinden kendini kaybetmek
Ed-Dehş: İlahi azametin dehşetinden kendinden geçme
El-Heyman: Yok olduğunu benliğinde duymak
El-Berk: İlahi nurun şimşeğinde kaybolmak
Et-Temkin: Murada doğru yükselmek
8. El-Velâyat (Velilikler - Allah'a Yaklaşmalar)
El-Hazz: Zevk alma
El-Vakt: İsteğe kavuşma
Es-Safa: Murada tam erme
Es-Sürur: Neş'e duyma
Es-Seyr: Makamları dolaşma
En-Nefs: Nefsi köstekleme, tam hakimiyet
El-Gurbe: Uzakta olma
El-Fırak: Ayrılık
El-Gaybe: Görünmeme durumu
Ez-Zevk: Lezzete kavuşma
9. El-Hakāik (Hakikatler)
El-Mükaşefat: Gizliliklerin açılması
El-Müşahede: Hakikati görme
El-Muayene: Maddi görgü, gözle görme
El-Hayat: Mana yaşayışına erme
El-Kabz: Hakikata kavuşma
El-Best: Yayılma ve genişleme
Es-Sekr: Mest olma, varlığını unutma
Es-Sahv: Uyanıklık
El-İttisal: Murada bağlı bulunmak
El-İnfaal: Dünya'dan alakayı kesmek
10. En-Nihâyât (Son Durumlar)
El-Ma'rife: Esrarı tanıma
El-Fena: Yok olma, «Fena fillah»a erme
El-Beka: Ebediyet sırrında kalmak
Et-Tahkik: Hakikati idrak etmek
Et-Telhis: Her türlü şüpheden kurtulmak
El-Vecd: Hakikatı bulmak
Et-Tecrid: Her şeyden kesilip Allah'a bağlanmak
Et-Tefrid: Hakk'ın tekliğini anlamak
El-Cem': Hakikatleri bir arada görmek
Et-Tevhid: İlahi birlikte karar tutmak
…
Kalbin 7 Mertebesi
Sadır (Göğüs): İslam'ın kaynağı.
Kalb: İmanın kaynağı.
Şığaf (Kalp İçi): Şefkatin kaynağı.
Fuad (Kalp Gözü): Müşahede ve basiretin kaynağı.
Habbetü'l-Kalb (Kalp Özü): İlahi sevginin kaynağı.
Süveyda (Kalbin Sevdası): İlim ve keşiflerin yeri.
Kalbin Canı (Ruh): Allah'ın nurlarını tecelli ettiği yer.
Kıyamet Alametleri
İlimin kalkıp cehaletin, zinanın ve içkinin yaygınlaşması,
kadın nüfusunun artması.
Veba/ölümlerin çoğalması, Kudüs'ün fethedilmesi, mal
hırsının artması.
Fitnelerin çoğalması, akrabalık ve ana-baba bağlarının
zayıflaması, mescitlerde dünya kelamı konuşulması.
Büyük Alametler
Duman (Duhan): Gökyüzünü kaplayan ve 40 gün kalan duman.
Deccal’in Çıkışı: Yeryüzünde fitne çıkarıp insanları
saptırmaya çalışması.
Hz. İsa’nın Gökten İnmesi: Şam'daki Akminare'ye inerek
Deccal'i ortadan kaldırması, adaleti sağlaması ve Hz. Mehdi ile buluşup namaz
kılması.
Ye'cüc ve Me'cüc: Yeryüzünü fesada vermeleri ve ardından
ilahi bir felaketle yok edilmeleri.
Dabbetü’l-Arz (34. Bölüm): Mekke'de Safa tepesinden çıkarak
Musa (a.s.)'ın asası ve Süleyman (a.s.)'ın yüzüğü ile müminleri ve kafirleri
işaretlemesi.
Güneşin Batıdan Doğması (35. Bölüm): Güneşin batıdan
doğmasıyla birlikte tövbe kapısının kapanması (36. Bölüm).
Yerin Batması ve Ateş Çıkması: Doğuda, batıda ve Arap
Yarımadası'nda çökmelerin olması; Yemen'den bir ateşin çıkması.
Kur'an'ın Yeryüzünden Kaldırılması: İnsanlar Kur'an ile amel
etmeyi bıraktığında mushaflardaki yazıların çekilmesi.
İsrafil (a.s.) Sûr’u
çaldığında yeryüzündeki ve göklerdeki tüm canlılar dehşete kapılır ve helak
olur.
Yeryüzü kırk yıl harap kaldıktan sonra gökten hayat suyu
yağdırılır.
İsrafil (a.s.) Sûr’u ikinci kez üflediğinde ruhlar
bedenlerine geri döner ve Mahşer alanındaki büyük hesaplaşma için kabirlerinden
kalkarlar.
Sûr’a ikinci üflemesiyle insanlar yeryüzüne dağılır.
İyilerin amelleri güzel kokulu binekler şeklinde gelip sahibini taşırken,
kötülerin amelleri çirkin ve kötü kokulu yükler olarak sahiplerinin sırtına
biner.
Gök katları birer birer yarılır ve melekler saf saf mahşer
alanına inerek insanları ve cinleri kuşatırlar.
Hz. Ali’den nakledilen rivayete göre kıyamette 50 durak
bulunmaktadır. İman, ameller ve kul hakları gibi konularda sorgulamalar
yapılır.
Amel defterleri sağ veya sol elden verilir. İyilikleri ağır
basanlar kolaylıkla kurtulurken, günahı ağır gelenler duraklarda uzun süre
bekletilir.
Cebrail (a.s.) ve görevli melekler Cehennem'i zincirlerle
mahşer meydanına getirirler.
Kafirler kör, dilsiz, yüzleri siyah ve şeytanlarıyla
birlikte zincirlere/bukağılara vurulmuş halde toplanır.
Allah'ın emriyle Cennet Arş'ın sağ tarafına, Cehennem ise
sol tarafına getirilir; Mizan ve Sırat kurulur.
Peygamber Efendimiz secdeye kapanarak ümmeti ve insanlık
için dualar eder. Allah-u Teâlâ dualarını kabul ederek ona Makam-ı Mahmud'u
(büyük şefaat makamını) bahşeder.
Hz. Peygamber'in şefaati; genel şefaat, hesapsız cennete
koyma, cehennemden çıkarma, cennetteki dereceleri yükseltme, cennete giriş izni
alma ve büyük günah sahiplerini affettirme gibi 7 farklı şekilde tecelli eder.
Hacılar Kâbe'nin örtüsüne tutunarak Sırat'ı geçer ve
Cennet'e girerler.
Hesaba Dair
İnsanoğlunun ömrünü nerede tükettiği, ameliyle ne yaptığı,
bedenini nasıl yıprattığı, malını nereden kazanıp nereye harcadığı
sorulacaktır.
Dört sınıf insana dört peygamber delil gösterilir:
Zenginlere Hz. Süleyman, kölelere Hz. Yusuf, fakirlere Hz. İsa, hastalara ise
Hz. Eyyub örnek gösterilerek mazeretleri geçersiz kılınır.
Müslümanların küçük yaşta vefat eden çocukları anne ve
babaları olmadan cennete girmeyi reddederler; Allah'ın izniyle anne-babalarını
bulup ellerinden tutarak cennete taşırlar.
Cebrail (a.s.) amelleri tartar. Mazlumlar zalimlerden
haklarını alır; zalimin sevabı yoksa mazlumun günahı zalime yüklenir.
Cehennemin Yedi Tabakası
Cehennem: Günahkar Muvahhidler (Tevhid ehli müminler -
cezalarını çekince çıkarlar).
Seîr: Hristiyanlar (Nasara).
Sakar: Yahudiler.
Cehîm: Yıldızlara tapanlar (Sâbiîler).
Lezâ: Ateşe tapanlar (Mecusiler).
Hutame: Müşrikler (Allah'a ortak koşanlar).
Hâviye: En alt tabakadır; Münafıklar ve Firavun burada yer
alır.
Sırat Köprüsü
Gözsüzler (Ama/Engelliler): Hz. Şuayb'ın sancağı altında.
Belaya Sabredenler: Hz. Eyyûb'un yeşil sancağı altında.
Köleler ve Hizmetçiler: Hz. Yusuf'un sancağı altında.
Allah İçin Ağlayanlar: Hz. Nuh'un alaca sancağı altında.
Şehitler: Hz. Yahya'nın kızıl sancağı altında.
Âlimler: Hz. İbrahim'in ak sancağı altında (Âlimlerin
mürekkebi şehitlerin kanından ağır tartılır ve âlimlere şefaat yetkisi
verilir).
Dervişler / Fakirler: Hz. İsa'nın sarı sancağı altında.
Zenginler (Şükreden/Zekat Veren): Hz. Süleyman'ın sancağı
altında (Hesapları 500 yıl sonra tamamlanır).
5. Bölüm: Allah'ın Yüce Makamdaki Sözleri
Dünya fena ve bela alemidir; Ahiret ise beka alemidir.
Cennetin tavanı Rahman'ın Arşı'dır.
Kısas-ı Enbiya'daki rivayetlere göre Cennet 8'dir:
- Dâru'l-Celâl
(İnciden)
- Dâru's-Selâm
(Kızıl yakuttan)
- Dâru'l-Me'vâ
(Yeşil zebercetten)
- Cennetü'l-Huld
(Sarı mercandan)
- Cennetü'n-Naîm
(Ak gümüştendir)
- Cennetü'l-Firdevs
(Kızıl altından)
- Cennetü'l-Karar
(Miskten)
- Cennetü'l-Adn
(Çok güzel inciden; en şerefli olanıdır)
Cennetliklerin boyları Hz. Âdem gibi 60 arşın, yaşları Hz.
İsa gibi 33, güzellikleri Hz. Yusuf, sesleri Hz. Davud, ahlakları ise Hz.
Muhammed'in (s.a.v.) ahlakı gibi olacaktır. Elbiseleri eskimez, hasta veya
ihtiyar olmazlar.
A'raf
Cennet ile Cehennem arasındaki yüksek sur/perdedir.
A'raf Ehli Kimlerdir?
Sevapları ile günahları eşit olan müminler.
Anne-babasına asi olup izin almadan savaşa giderek şehit
düşenler.
Zinadan doğan çocuklar, ergin olmadan ölen kafir çocukları
veya peygamberler arası fetret devrinde ölenler.
Akıbetleri: A'raf ehli hem Cennetlikleri hem
Cehennemlikleri görür. Sonunda Allah'ın rahmetiyle Cennete girerler.
Cennet halkı Cennete, Cehennem halkı Cehenneme girdikten
sonra ölüm bir koç suretinde getirilip Cennet ile Cehennem arasında boğazlanır.
Sonra nida edilir: 'Ey Cennet halkı! Ebedi kaldınız, artık
ölüm yoktur!' ve 'Ey Cehennem halkı! Ebedi kaldınız, artık ölüm yoktur!'
Cennet sekiz derecedir; en yükseği Adn Cenneti'dir. En yüce
makamı ise Peygamberimiz’e ait olan Vesile makamıdır. Tuba ağacı Adn
Cenneti’ndedir, kökü Peygamberimizin makamındadır. Kökünden iki pınar çıkar:
Biri Kâfûr, diğeri Selsebîl'dir.
Aşere-i Mübeşşere (Cennetle Müjdelenen 10 Sahabi): Hz. Ebu
Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Abdurrahman bin
Avf, Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas, Hz. Said bin Zeyd ve Hz. Ebu Ubeyde bin Cerrah.
Korkunun Beş Çeşidi
Rehbet: Cezadan ve kahırdan korkma (tasdikten doğar).
Haşyet: Akıl ve ilimden gelen, şüphelerden korkma.
Vecel: Kalp korkusu, kötü amelden korkma.
Hazer: Ruh korkusu, başkalarıyla meşgul olmaktan korkma.
Heybet: Sır korkusu, Allah'ın azamet ve vahdaniyetinden
doğan heybet.
…