Baltasar
Gracián - Düşmanını Nasıl Kullanırsın -
Notlar
How to use your enemies, Penguin, London, 2015
Yalnız başına aklı başında olmaktansa, kalabalıkla birlikte
delirmek daha iyidir...
Tüm kartları açık etmemek, niyetleri hemen ilan etmemek
hayranlık ve merak uyandırır. Açıkça ilan edilen kararlar eleştiriye ve
dirençle karşılaşmaya açıktır.
Üst kademedekilere/yöneticilere karşı üstünlük sergilemek
tehlikelidir. Tavsiyeler, bir öğüt gibi değil; unutulan bir şeyi hatırlatır
gibi verilmelidir.
Tahmin edilebilir olmak rakiplere avantaj sağlar. Hedefleri
gizlemek için eylem biçimlerini sürekli yenilemek gerekir.
Bütün yetenekleri tek seferde sergilememek, her zaman
keşfedilecek yeni bir taraf bırakmak sürdürülebilir saygı getirir.
Kurnaz stratejist, insanların kendisine minnet
duymasındansa, kendisine ihtiyaç duymalarını sağlar. İhtiyaç
bittiğinde saygı da biter.
Bilge ve zeki insanlarla vakit geçirmek dostluğu bir eğitime
dönüştürür.
Talihsizliği ve cehaleti bir kusur haline getirenlerden uzak
durulmalıdır.
Her insanın motive olduğu bir tutkusu (zevk, çıkar, itibar)
vardır. Bu itici gücü bilmek, iradelerin anahtarına sahip olmaktır.
Başlangıçtaki alkışlardan ziyade, sahneden çekilirken arkada
bırakılan izlenim ve özlem esastır.
Başarılı bir sonuç elde edildiğinde yöntem sorgulanmaz;
hedefe ulaşmak itibarsızlığı önler ve pragmatik bilgeliği doğrular.
Zorlu durumlar, doğrudan çatışma yerine zekice bir espri,
konuyu değiştirme veya bilmezlikten gelme taktikleriyle savuşturulmalıdır.
Farklı mizaçtaki insanlarla iletişim kurarken onların
yapısına göre şekil almak, esneklik göstermek insanları kazanmanın anahtarıdır.
İşitilen her şey doğrudan doğru bilgi değildir.
Akıllı insan için düşmanların eleştirisi dalkavukların
övgüsünden daha yararlıdır. Kin ve kıskançlık, hataları görmeyi sağlayan dürüst
bir ayna işlevi görür.
Belirsizlik ve merak, kesin kanıtlardan daha fazla saygı
yaratır.
Arzuları açık etmek rakiplere koz verir; hataları açık etmek
ise itibarı zedeler. Hata yapmak insani bir durumdur ancak asıl ahmaklık
yapılan hatayı gizlemeyi başaramamaktır.
Bilgi ve davranış bile çağın ruhuna uyarlanmalıdır. Dönemin
şartları göz önüne alınmalı, genel kabul gören uygulamalara göre hareket
edilmelidir.
Fırtınalı ve kriz dolu anlarda müdahale etmek durumu daha da
kötüleştirebilir. Bulanık bir suyu temizlemeye çalışmak yerine kendi haline
bırakmak berraklaştırır; zamanın akışına teslim olmak bazen en büyük zafere
götürür.
Şansın ve zihinsel berraklığın dönemsel olduğunu kabullenmek
gerekir. İşlerin kötü gittiği günlerde ısrar etmek yerine geri çekilmeli,
"şanslı yıldızın" parladığı anlar kollanmalıdır.
Tek bir kaynağa veya tek bir kişiye bağımlı kalmamak
esastır.
İlişkilerde cam gibi hassas ve alıngan olmak hem kişiye hem
çevresine zarar verir. Eleştirilere ve şakalara karşı dayanıklılık elmas gibi
sağlam olmalıdır.
İstediğinizi elde etmek için karşınızdakine onun kendi
çıkarını koruyormuş izlenimi verin; verilen hissedilen fayda, iradeyi ele
geçiren en etkili yemdir.
"Ne sevgi ne de nefret sonsuza dek" anlayışıyla,
bugünün dostuna bir gün düşman olabilecekmiş gibi temkinli yaklaşılmalı;
düşmanlara ise her zaman uzlaşma kapısı bırakılmalıdır.
İyilikler abartılı boyutta değil, küçük miktarlarda ve sık
sık yapılmalıdır. İnsanları kaldıramayacakları büyük yükümlülükler altına
sokmak minnettarlık yerine düşmanlık yaratır.
Her an ulaşılabilir veya her işe müdahil olmamak gerekir.
"İnsanları aç bırakmak" (arzuyu canlı tutmak), saygı ve ilgiyi
artıran bir püf noktasıdır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder