15 Haziran 2025 Pazar

Yalçın Küçük - Tekeliyet (Cilt 1) - Notlar

Yalçın Küçük - Tekeliyet (Cilt 1) - Notlar

Ansiklopedi - Birinci Cilt

İthaki Yayınları, 2003

 


Önsöz

Yalçın Küçük "Cumhuriyet" veya "Devlet" kavramlarının (özellikle Türkiye özelinde) tekrara dayalı ve yanlış olduğunu savunarak, bunların yerine daha yapısal bir karşılık olarak Tekeliyet'i önerir.

Tekelokrasi, onun gözünde demokrasinin yerini alan, modern dünyadaki iktidar ve tahakküm ilişkilerini tarif eden gerçek kavramdır.

 

Hobbes'un Leviathan'ını Tekelokrasi’nin anlaşılması için faydalı

 

Tekelokrasi’nin işlemesi için "korku" zaruridir.

 

Birinci Kitap - Teori

Birinci Bölüm - Orta Çağ

Siyasal arkeoloji

Modern toplum ilerlemiyor, geriye gidiyor.

 

Dante’nin İlahi Komedya’sında Cehennem’in en dibindekiler "ihanet" edenlerdir.

 

Orta Çağ düzeni sadakat akdine dayanır.

Bu düzenin bozulmasının ise sadece bir ahlak sorunu değil, devletin/yapının çöküşü anlamına gelir.

 

Marc Bloch / "vasalaj" feodalizmin özü bir başkasının adamı olmak

Ecevit-Özkan ilişkisi bu feodal "adamı olma" ritüeline dayanmaktadır.

 

Toplumun olayları çabuk unutması Orta Çağ'ın bir özelliği olan tarih bilincinden yoksunlukla ilişkili…

 

Yeni Feodalite Mi?

Modern devlet, rasyonalite, hukuk ve merkeziyetçilik üzerine kuruluydu. Ancak tekeliyet (oligarkların yönetimi) ile birlikte bu rasyonel merkez eridi.

Sanayi toplumunun "katı" ve "köşeli" yapısı yerini, şekilsiz ve akışkan "post-modern" bir Orta Çağ'a bırakıyor.

 

Hukuk Boşluğu / Devletin otoritesinin geri çekildiği, yasa ile yasa dışılığın, resmi ile gayri-resminin iç içe geçtiği alanlardır. Mafya ve Feodalite bu boşluklardan destek alır. Burada "modern devlet" yoktur; şatoları (holdingleri/merkezleri) olan efendiler ve onlara sadakatle bağlı "adamlar" (vasallar) vardır. Merkezi devlet, artık tek bir otorite değil; baronlar, oligarklar ve bölgesel güçler arasında paylaştırılmış bir "mülk" halindedir.

 

Devlet ve hukuk normlarından yoksun bir pazar, sadece cangıl’a benzer ve buradan da kaçınılmaz olarak mafya doğar (Alain Minc, "Yeni Orta Çağ")

 

"Yeni Orta Çağ"da insanın "eklemlenmiş" (artiküle olmuş) ve kendine güvenen bir birey olmaktan çıkıp, "sürü" haline getirilmesi temel bir ihtiyaçtır.

Sistem kendi bekası için "aklı olmayan ya da kullanmayan" (cehalete teşne) profilleri yönetici katına getirir.

 

Sanayicinin (üretenin) yerini, borsacı/tefeci/tüccarın aldığı bir düzende, toplum "üretim" üzerine değil, "rant ve sadakat" üzerine kurulu feodal bir işleyişe döner.

Korku, halkı kontrol etmek ve onları "yönetimden uzaklaştırmak" için kullanılan bağımsız bir siyasi araç haline gelmiştir.

Korku hakim olduğunda, rasyonel düşünme (logos) imkansız hale gelir.

Toplum, sadece hayatta kalma refleksleriyle hareket eden "sürü"ye dönüşür.

 

Sürekli reklam, tüketim ve propaganda bombardımanı, yurttaşı tarihsel bilinci olmayan, sadece "şimdi"ye odaklı, manipüle edilebilir bir nesneye dönüştürür.

 

Berdyaev / İnsan, makineleşerek özgürleşeceğini sanırken, aslında makinenin (ve onun efendilerinin) bir dişlisi haline gelmiştir.

 

Spengler: "Artık özgürce düşünebiliyoruz, fakat düşünemiyoruz." (Düşünce, sadece direktifleri düşünmeye indirgenmiştir).

Huizinga: "Yitik-akıl dünyası" (demented world).

Berdyaev: Makineleşen insanın çöküşü.

 

Bir yurttaş, neden, ne zaman ve kime karşı isyan ettiğini hatırlarsa tehlikelidir.

Huizinga’nın teşhis ettiği gibi, modern insan "her şeyden biraz bilen" ama hiçbir şeyi derinlemesine kavrayamayan bir "bilgi yığını"na hapsedilmiştir.

 

İrade, verileri işleme, kıyas yapma ve sonuç çıkarma yetisine dayanır.

Kütlede bu yetiler "silikleştiği" için, irade de imkansızlaşır.

 

1347 yılındaki Büyük Veba Salgını

Tıpkı 14. yüzyılda olduğu gibi, bugün de toplumsal yasakların kalktığı, hayasız bir cinselliğin, şiddetin ve tüketim çılgınlığının "yaşamak" sanıldığı bir dönemdeyiz.

Veba, o dönemin eğitimli bürokrasisini (kilise adamlarını) silip süpürdüğünde yerine "cahil bir parvenu" (sonradan görme) sınıfı geçmişti. Bugün de benzer şekilde, "teknoloji-mağruru" ama "kültürel olarak sefil" bir uzman/aparatçik sınıfı yönetimi ele geçirmiştir.

 

Amerikan yaşam tarzı (tüketim, popüler kültür, çizgi filmlerle çocuklaştırma), Sovyet sisteminin (ve genel olarak eski dünyanın) yarattığı ideolojik boşluğu doldurdu. Ancak bu, bir "uygarlık inşası" değil, zihinsel bir gerileme (puerilism/çocuklaşma) idi.

 

Modernite, kaleleri (sendikalar, üniversiteler, inteligentsia) kurmuştu; bugün ise post-modern/tekeliyet düzeni bu kaleleri "düzlemektedir".

İşçi sınıfının sendikaları veya aydınların üniversiteleri, toplumun "yapısal" direniş noktalarıydı.

 

Pirus

Pünik Zaferi (Pax Romana): Bir tarafın diğerini tamamen tasfiye ettiği, hegemonya kurduğu ve rakibi kendi sistemine entegre ederek "yeni bir düzen" (Pax) tesis ettiği zaferdir. Tarihsel olarak Roma'nın Kartaca'yı yok edişi gibi.

Pirus Zaferi (Yorgun Zafer): Kazananın, zaferin maliyeti altında ezildiği, enerjisini tükettiği, "kazandım ama bittim" dediği durumdur.

 

Korku ve Şiddet

Kale, korkunun somutlaşmış halidir. İçine giren korktuğu için girer, kuran korktuğu için kurar. Antikite'de tapınak ve saray varken, Orta Çağ’da "kale"nin (citadelle) ortaya çıkışı, kamusal otoritenin (Roma) çöküşüyle bireyin ve yerel kodamanın (magnate) "çıplak şiddet" karşısında yalnız kalmasının sonucudur.

Kale, aynı zamanda iktidarın tekelidir.

"Güvenlik arayışı", modern dünyadaki vatandaşlık bağının da atasıdır.

Orta Çağ zihninde bir yere ait olmak, bir lordun "mandası" (commend) altına girmek, gerçek özgürlüktür.

 

Kamusal otorite zayıfladığında, özel ordusu ve toprağı olan güç odakları (tekeller/mafyalar) yönetimi ele alır.

Bugünün devasa şirketlerinin ve holdinglerinin kamu politikalarını belirlemesi tam bir "Modern Feodalizm"dir.

 

Taşın yerini tahtanın alması (konstrüksiyon kaybı), medeniyetin kalıcılık iddiasından vazgeçmesidir. Taş işçiliği kolektif bir akıl ve süreklilik gerektirirken, tahta "geçicilik" ve "ilkellik"tir.

 

Şehirlerin yok olmasıyla okur-yazarlığın sadece kiliselere sıkışması, entelektüel üretimin durmasıdır. Şehir yoksa, fikir de yoktur. Kentten kopuş, zorunlu olarak köylüleşmeyi ve zihinsel bir çölleşmeyi beraberinde getirir.

 

Eskiden apartmanda komşunuz olan savcı, şimdi tel örgüler arkasındadır. Hapis iradeyi kırar ve zekayı yok eder. Toplumdan yalıtılmış bir "seçkin", yavaş yavaş zekasını da kaybeder.

 

Atlı savaşçıyı (şövalyeyi) finanse etmek için kilise topraklarına el konulması ve köylünün silahsızlandırılması, profesyonel bir savaşçı sınıfının (yönetenlerin) doğuşudur.

 

Kap-kaççı mülkiyeti tanımaz; riskten korkmaz çünkü hapishane ile dışarısı arasındaki fark (yaşam kalitesi açısından) yitmiştir.

 

Aydınlar ve yöneticiler halktan kopup "lojman/kale"lere sığınıyorsa, sokakta "kap-kaç" (razzia) sistematiğe dönüşmüşse, "Promenade" (kamusal yürüyüş/tartışma) bitmişse, orada Tekeliyet'in karanlık feodalizmi başlamış demektir.

 

Devletin en üst kademelerinde bulunmuş kişilerin bile "korunmaya alınanlar" listesinde olması, kamusal alanın güvenli olmaktan çıktığının ve yönetenlerin halktan kaçarak kendi küçük "kalelerine" çekildiğinin kanıtıdır.

 

Devlet kendi görevlisini koruyamıyor ve güvenliği taşeronlara (ÖGG) devrediyorsa, o artık modern bir devlet değil, bir "kale-devlet" veya feodal bir yapıdır.

 

Orta Çağ'da dış saldırılar (Arap, Viking, Macar) korkusuyla kalelere sığınıldı, şövalye sınıfı doğdu, köylü silahsızlandırıldı (pasifize edildi).

Modern dönemde iç huzursuzluklar ve "iç savaş" korkusuyla lojmanlara/sitelere sığınıldı, "özel güvenlikli" bir bürokrasi/burjuvazi doğdu, halk kamusal alandan (sokaktan) dışlandı.

 

Feodalite toplumu üç temel işleve böldü

Oratores (Dua Edenler/Konuşanlar): Din adamları.

Bellatores (Savaşanlar): Şövalyeler ve milisler.

Laboratores (Çalışanlar): Toprakla uğraşan rustici/rençberler.

 

Tekeliyet ve Feodalite

Her iki düzen de "tabansız" ve "halksız"dır. Yönetim, halktan izole edilmiş lojmanlarda, şatolarda veya yüksek korumalı plazalarda gerçekleşir.

Her iki çağda da hiçbir şey güvende değildir.

 

Şövalyelik sadece askeri bir meslek değil, aynı zamanda dinsel bir örgütlenmedir.

 

Haçlı Seferleri’nin sebebi / Avrupa’da Viking ve Macar saldırılarının bitmesinden sonra "işsiz kalan" muharip sınıfın (şövalyelerin) kendine yeni bir proje yaratmasıdır.

Haçlı Seferleri sürecinde "Avrupa" kavramı bir kimlik olarak kristalleşir.

 

Haçlılar, Selçuklu Sultanlığı’nı felç ederek Türklerin Avrupa’ya ilerlemesini yüzyıllarca geciktirmiştir.

Haçlı baskısı ve Selçuklu’nun zayıflaması, Anadolu’da "Babai" ve "Bektaşi" gibi resmi dinin dışındaki akımların doğmasına zemin hazırladı.

 

Haçlı Seferleri'nin ilk kurbanları Yahudiler / 1096

Hospitalyeler yardımseverlik (hastane/misafirhane) ile savaşı birleştirdiler

Tapınakçılar tarihin ilk büyük "devlet içinde devlet" ve "banker" organizasyonudur.

 

Aşık olmak, sadakat, kahramanlık, romantizm ve onur duyguları feodalitenin "korporatif" (bir vücuda bağlı) insanının özellikleridir.

Kapitalizm, bu bağları kopararak "Birey"i yaratmıştır.

 

Ölüsever ve İğreti

Albert Camus, Veba

Boccaccio, Decameron

 

Veba toplumunda insanlar yedikleriyle ve giyindikleriyle ilgilenmezler. Modern toplumda tektipleştirilmiş insanın durumu da farklı değildir.

Dante ilahi olanı (İlahi Komedya), Boccaccio ise insani olanı (Beşeri Komedya) yazmıştır.

Vebanın yarattığı "yarın öleceğiz" korkusu veya "hayatta kalma" güdüsü, yüzyıllık ahlak kalıplarını bir anda buharlaştırmıştır.

 

Bizans'ın veba nedeniyle deorganize olması ve nüfus kaybetmesi, 1356'dan itibaren Osmanlı akıncılarının Avrupa'da (Rumeli) kalıcı mevziler tutmasını kolaylaştıran temel dinamiklerden biridir.

 

Vebanın yarattığı nüfus kaybı, feodal bağları kopararak kapitalizmin önünü açan bir "yıkıcı güç" haline gelmiştir.

 

Veba öncesi uzun ve ağırbaşlı giysiler, yerini vücudu sergileyen, kısa ve "ahlaksız" bulunan kıyafetlere bırakmıştır. Bu, "yarın öleceğiz" duygusunun yarattığı bir tür hedonizm ve kurallara başkaldırıdır.

 

Vebanın kuyuların zehirlenmesi veya havanın kirletilmesi sonucu çıktığına dair batıl inançlar Yahudi kıyımlarına (pogrom) neden oldu.

Latince bilen elit kesimin veba tarafından "kazınması", yerel halk dillerinin (vulgaire) yükselmesine neden oldu.

 

1821 Yunan İsyanı sonucunda diplomatik güç olan Elen (Yunan) eliti tasfiye edildi yerine aceleyle Müslüman çocuklarından bir bürokrasi yaratıldı.

"Tercüme Odası"nda yetişen bu yeni elit, geleneksel Osmanlı bilimini (ulûm) bilmedikleri için eski değerlere bağlılık duymazlar ve yeniliklere (Batılılaşmaya) son derece yatkındırlar.

Bu grup, köklerinden kopuk olduğu için Batı hegemonyasına girmeye müsaittir.

 

Kırım Savaşının yarattığı büyük yıkım ve ölüm korkusunun ardından gelen "ümit", yerini çılgınca bir eğlenceye, dansa ve tüketime bıraktı.

Ahmet Mithat Efendi’nin "Dekadans" çığlığı bu çöküşe bir itirazdır.

 

Türkiye ekonomisinin TİT (Tekstil-İnşaat-Turizm) üçlemesi

Bu üç sektörün ayakta kalabilmesi için sürekli devalüasyon (Lira'nın değer kaybı) ve "esaret ücretleri" (çok düşük maaşlar) zorunludur.

Bu sektörler sendikasızlaşmaya, kaçak işçiliğe ve mafya tipi ilişkilere muhtaçtır.

 

Orta Çağ insanı için gelecek yoktur; sadece rüyalar, fallar ve tesadüfler (zar oyunları) vardır.

Sürekli bir belirsizlik ve tehlike altında yaşamak (prekarite), insanları can güvenliği için "gönüllü köleliğe" iter.

 

İkinci Kitap - Pratik

Birinci Bölüm - Bir Kıbrıs Tarihi

Osmanlı toplumunda "gizli Hristiyan" (kripto) nüfusun yaygınlığı

Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i

Hazar Yahudi İmparatorluğu

 

Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'ın Kudüs'e olan ilgisi / siyasal aidiyet

 

Kıbrıs'ın Fethi: Nasi

Yahudi tarih yazımı Kanuni’yi "En Büyük" (the greatest) ve "Büyük Şlomo" (Süleyman Peygamber) ile eş tutar.

 

Kapitülasyonlar Avrupa'daki Yahudileri koruyan bir "zırh"

 

Garsiya Nasi (Ha-Geveret) ve yeğeni Yasef Nasi

Nasi, Filistin’de (Taberiye) rüşeym halinde bir devlet kurmaya çalışmış, nihai hedefi ise Kıbrıs Krallığı olmuştur.

 

Kıbrıs'ın Terki: Disraeli

Benjamin Disraeli, 1878’de Kıbrıs’ı Osmanlı’dan İngiltere adına alan İngiltere Başbakanı

Disraeli’nin soyunu 1573 Venedik Barışı'nı hazırlayan Şlome Eşkenazi’ye bağlayan iddialar…

 

Tarihsel olarak Yahudilerin en büyük düşmanı Elenler (Yunanlar) oldu

Bu yüzden Yahudi çıkarları her zaman Yunanistan’ın zayıflatılması ve Türk-Yunan gerginliği üzerinden şekillendi

 

Kıbrıs'ın Paylaşılması: Kissinger

Kennedy "Yahudi Lobisi"ni bir engel olarak gördü / Kennedy’nin yerine geçen Johnson’un ise Siyonizm’e tam destek verdi

 

İsrail’in güvenliği ve bölgesel çıkarları için gerekli uygulamalar, Türkiye’de "milli" politika olarak piyasaya sürülür.

 

1973-1974 döneminde ABD dış politikası tamamen Henry Kissinger’ın kontrolünde

Kissinger’ın temel stratejisi, Sovyetler Birliği’ni Orta Doğu’dan tamamen tasfiye etmek ve Arapları İsrail-ABD ekseni karşısında yalnız bırakmaktır.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, sanıldığı gibi ABD’ye rağmen değil, bizzat Kissinger’ın "tahriki ve özendirmesiyle" gerçekleşmiştir.

İngiltere’nin 1973 savaşında Kıbrıs’taki üslerini ABD/İsrail yardımı için kullandırmaması üzerine Kissinger, Kıbrıs’ta İngiliz etkisini zayıflatacak ve Türk kontrolünde bir bölge oluşturacak bir senaryoyu (taksim) devreye soktu.

 

"Türk" Cephesinde

Onomastique

 

Ender Vangöl (Denktaş’ın kızı)

Mehmet Öz ve Derviş Oral (Denktaş'ın doktorları)

 

TMT Fatin Rüştü Zorlu’nun isteği ve Adnan Menderes’in yazılı onayı ile kuruldu

 

Ekler

Hürriyet’in kuruluş amacı

Türkiye’deki Yahudi cemaatini savunmak ve pro-İsrail bir kamuoyu oluşturmak

 

İkinci Bölüm - Paralel İsimler

"Onomastique" (İsim Bilimi) analizleri

 

Türkiye’de halkın genelinde olmayan bazı isimler (Cem, Ebru, Okan vb.) medya ve iş dünyasında (oligarşi) yoğundur.

 

Cem / "Şem/Sem" (Sam/Sami kökü) isminin Türkçeleşmiş bir formudur.

 

Ebru isminin içindeki "br" harfleri / İbranice'de "İbri" (İbrani), "Eber" veya "İbrahim" kelimelerine işarettir.

 

Öz ve Er / Özkan, Ersin gibi "Öz" ve "Er" ile başlayan isimler, eski Türkçülük maskesi altında yeni bir kimlik inşası için kullanıldı.

 

Okan / ismin kökeni İbranice "Ogan" (veya Oganalp/Ogansoy formunda)

 

Noyan / Oya / Moğolca bir unvan olan Noyan ismini, İbranice "Noya" (Güzel) ismiyle ilişkilidir.

 

Canan / Kenan

 

Gül / Güler / İzak (Isaac) ismi "gülen" anlamına gelir.

 

Berk / Berktay / Dağlı / Berg

 

Özal / Oz + Al

İbranice'de "Oz" (Güç) ve "Al/El" (Tanrı) kelimelerinin birleşimiyle "Tanrı’nın Gücü" anlamına gelir.

 

Üçüncü Bölüm - Bir Komplo Teorisi

Hegemonya ve İsmet Paşa

Osmanlı’nın son dönemindeki sabetayist seçkinlerin gücü Cumhuriyet ile kesilmedi

Cemal Gürsel

İhsan Doğramacı

Selim Sarper

 

Hürriyet Partisi ve MBK

Bülent Ecevit’in etrafındaki Turan Güneş, Deniz Baykal, Hikmet Çetin gibi isimler sabetayist kadrolarla devleti doldurdu

 

TİP Yıkıcılığı

TİP’in "içeriden" tasfiyesi

 

1965’te Meclis’e giren TİP hem Adalet Partisi (Demirel) hem de Sovyetler Birliği için bir "sorun" teşkil etti

 

1967 sonrası Türkiye SOL’danboşaltılıp İslam’la dolduruldu.

Aziz Mahmud Hüdayi, Mevlevilik ve Nakşibendilik içinde kripto-Yahudi veya sabetayist figürler bulunur.

Şerif Mardin gibi isimlerin Said-i Nursi’yi "göklere çıkarması" bu büyük planın parçasıdır.

 

İki Toplu İdam

1926 İzmir Suikastı Davası/Ankara İdamları: (Cavit Bey, Dr. Nazım, Yenibahçeli Naili, Filibeli Hilmi).

1961 İmralı İdamları: (Menderes, Zorlu, Polatkan).

 

Dördüncü Bölüm - Devalüasyon Yasası

Newton yerçekimini icat etmedi, buldu. Ancak bilim insanı, kâşiften (Columbus) farklı olarak bulduğunu stilize eder.

Her büyük devalüasyon bir büyük rejim değişikliğidir.

 

Altı Devalüasyon ve Altı Rejim

7 Eylül 1946: 1950 İktidar Değişimi / İhtilalci-Kemalistlerin tasfiyesi, Batı ile bütünleşme.

Ağustos 1958: 27 Mayıs 1960 Darbesi / Menderes'in idamı.

Ağustos 1970: 12 Mart 1971 Muhtırası / Demirel'in düşürülmesi, solun baskılanması.

Ocak 1980: 12 Eylül 1980 Darbesi / 24 Ocak kararları ve askeri müdahale.

Nisan 1994

Şubat 2001: AK Parti'nin Gelişi

 

1994

İslamizmin dönüşümü

Yeni kurulan İslam formu; anti-Arap, pro-İsrail ve halktan kopuk bir "oligarşi İslam'ıdır".

 

Kemal Derviş / İktisadi bilgisi zayıf, ehliyetsiz bir misyoner

 

Devalüasyon ve Anti-Restorasyon

28 Şubat / Devletin, Susurluk sonrası içine düştüğü illegaliteden kurtulma ve aşırılıkları budayarak "eski haline dönme" çabasıdır.

2001 sonrası bu çabanın tasfiyesi (anti-restorasyon) olarak okunabilir.

Restorasyon döneminin süper savcıları ve yüksek rütbeli subayları devalüasyon sonrası "seks kasetleri" ve emeklilik şuralarıyla tasfiye edildi.

 

Beşinci Bölüm: Deseleksiyon

Hem Bayezid Hem Cem

Beyazıt / "Yezid" (Emevi halifesi)

 

"Beyaz" (Beyazıt Öztürk) konuşma kusuru olan birinin sadece konuşarak büyük paralar kazanması tekeliyette liyakate yer olmadığını gösterir.

 

Şeyhler ve Sabetayistler

İsmail (Yişmael) / İbranice "duyacaklar" (Tanrı duyar) anlamına gelir.

İshak (Itzak/Isaac) / "Gülecekler" anlamına gelir.

 

Nur / Or / İbranice "Or" (ışık) karşılığıdır.

 

Üniversitelerdeki (Tıp, Hukuk, İktisat) profesörlük koltuklarının babadan oğula/kıza geçmesi (Demiroğlu, Alkin, Gök aileleri örneği) "Tekeliyet" düzeninin bir parçasıdır.

 

Sabetayistler, İslam’ın katı kurallarından ziyade, tasavvufun "hoşgörü" ve "serbestiyet" alanını kendilerine daha uygun bulmuşlardır.

Bir sabetayistin Bektaşi görünmesi, onun gerçek kimliğini (kabalist/mistik kökenlerini) koruması için mükemmel bir estetik kamuflajdır.

 

Sabetayist iki kabile / Kapancılar vs. Karakaşiler

İbrahim Cem (Karakaşi) ve Kemal Derviş (Kapancı): Bu iki ismin bir araya gelip parti kuramaması, cemaatin bu iki kolu arasındaki tarihsel rekabete ve "birbirinden kız alıp vermeme" taassubundan kaynaklanmıştır.

 

Payidar ve Paydar

 

Sabetayist Üniversitede

Hegemonik yapı, kendi varlığını sürdürebilmek için gerçek kabiliyetlerin önüne duvarlar örer.

Bu sayede cahilin profesör, tenekenin tenor, yalanın doğru olduğu bir dünya kurarlar.

 

Altıncı Bölüm - Gizli Dinli Yaşam

Kromni (Gümüşhane)

Kapadokya

 

Evlerin dışarıdan tamamen Osmanlı/Müslüman mimarisine uygun görünmesi, ancak iç mekânda bir katın şapel (gizli kilise) olarak kullanılması, kamusal alan ile özel alan arasındaki ontolojik bölünmeyi yansıtır.

 

Gizli kimliğin ifşa olmaması için cemaat dışından (Osmanlı/Müslüman) biriyle evlenmek en büyük tehlikedir.

 

Kripto (gizli) toplulukların hayatta kalması "aşırı disiplin" ve "mekânsal izolasyona" bağlıdır.

 

"Dua ederken el kaldırmama" veya "saf tutamama" bir "acemilik" veya "bilinçdışı bir direnç" göstergesidir. Kriptolar Müslüman gibi görünmeye çalışırken "kefaret" duygusuyla (Rabbi'nden af dileyerek) hata yapmaktadırlar.

Hülya / Ulya / Hulda

Zehra / Zohar

Kaya / Selah "Selah" (Selahattin isminin kökü)

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder