15 Haziran 2025 Pazar

Yalçın Küçük - Tekeliyet (Cilt 2) - Notlar

Yalçın Küçük - Tekeliyet (Cilt 2) - Notlar

Ansiklopedi - İkinci Cilt

İthaki Yayınları, 2003


 

Önsöz

Türkiye Cumhuriyeti / bir "Yahudi Partisi" yönetimi veya bir "rezerv devlet"

 

Birinci Kitap - Teori

Birinci Bölüm - Tekelokrasi

Demokrasi soyut bir "haklar manzumesi" değil, somut bir yerdir (topos)

 

Tekelokrasi kararların mecliste değil, büyük şirketlerin (tekellerin) bürolarında alındığı sistemdir.

 

Demokrasi, "yürütme ve yakalama gücünün ulaşamadığı yerlerin" varlığıdır. Eğer devletin otoritesi coğrafyanın her noktasına kesintisiz ulaşıyorsa, orada demokrasi yoktur.

 

Türkiye tarihini üç büyük iç savaş dönemi

1806-26, 1906-26, 1965-?

1960’lı yıllardaki üniversite forumları polisin (yürütmenin) giremediği birer "modern site" veya "Atina Demokrasisi" alanıdır.

 

Demokrasi, yürütmenin yavaşlatılması demektir.

Hızlı yasa çıkaran, hızlı karar alan ve engelleri ("takozları") hızla aşan bir yönetim demokratik değildir.

 

Feodal Demokrasi

Eğer tek bir merkezî otorite olsaydı, Avrupa'da da düşünce doğamazdı.

 

İnsan barınaksız (kalesiz) kaldığında, tıpkı Orta Çağ'da can korkusuyla törenle köle olan köylüler gibi, modern dünyada da "sürüleşme" eşiğine gelmiştir.

 

James Burnham / Burnham’a göre, bir evin tapusu sizde olsa da eğer içeri giremiyorsanız (kontrol edemiyorsanız) sahibi değilsinizdir.

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" yazısının arkasındaki meclisler artık birer "tiyatro sahnesi"dir. Kararlar artık parlamentoda değil, kapalı kapılar ardındaki bürolarda ve tekellerin merkezlerinde alınmaktadır.

 

Modern ulaşım ve iletişim ağları (teknolojinin) özgürlüğü artırmak yerine, totalitarizmin altyapısını oluşturdu

Teknoloji ve hız arttıkça, insanın kaçabileceği "kale" veya "sığınak" (off-grid alanlar) yok edilmektedir.

 

Demokrasinin temel şartı

Muhalif bir azınlığın iktidar dokunmak istediğinde kendisini koruyabileceği bir "kalesi" (hukuki, mekânsal veya kurumsal sığınağı) olmalıdır.

 

Tekelokrasi ve Özgürsüzlük / Ekonomi ile politikanın füzyon (birleşme) halinde olduğu Tekelokrasi düzeninde, sığınacak bir "ekonomi-dışı" veya "politika-dışı" alan kalmamıştır.

 

Fransa Modeli (Feodalite): Kralın yanında kendi ordusu ve kalesi olan baronlar vardır. Bu baronlar birer "kale"dir. Bu yüzden Fransa'yı zapt etmek kolaydır (baronlarla iş birliği yapılabilir) ama yönetmek zordur (her baron sürekli muhalefet eder).

Türk Modeli (Merkeziyetçilik): Sadece bir hükümdar ve onun "hizmetkarları" vardır. Arada bağımsız bir güç odağı (kale/baron) yoktur. Bu yüzden zaptı zordur ama bir kez merkez ele geçirildiğinde tüm ülke kolayca yönetilir.

 

Eğer merkezi otoritenin dışında bir yargı sistemi yoksa, oraya feodalite demek zordur.

 

Montesquieu a L’althusser

"Court" sözcüğü / hem saray, hem avlu, hem de mahkeme anlamına gelir.

Başlangıçta mahkemeler kralın avlusunda (sarayda) kurulurdu.

 

Niğbolu Zaferi, 1396

Avrupa’da yüzyıllar sürecek bir "Türk korkusu" ve "yenilmezlik" imajı (invincibility) yaratmıştır.

 

İnebahtı / Lepanto, 1571

Avrupa’da bu korku zırhı kırıldı ve kendine güven geri geldi. Siyaset felsefesi (Hobson, Bodin, Machiavelli) bu güvenlik/korku değişimlerinden doğdu.

 

Emperyalizm sadece ekonomik bir sömürü değil, aynı zamanda yurttaşın "sürüleştirilmesi" (mob) sürecidir. Tekelleşme, özgür bireyi yok ederek onu parazit bir zihniyete sokar.

 

Batı’daki sosyal haklar (ücretsiz eğitim, sağlık, süt dağıtımı), kapitalizmin iyiliğinden değil, Sovyetler Birliği korkusundan doğmuştur.

Refah devleti, Hobbes’un Leviathan’ı gibi her yerdedir; yatak odasına kadar girer. İnsanlar güvenli ve doygun oldukları için bu "yumuşak" köleliği (zincirlerini) fark etmezler.

 

Osmanlı (Süleyman) Avrupa’yı doğudan öyle bir sıkıştırmıştır ki, Avrupa mecburen "genişlemek" zorunda kalmıştır. Bu genişleme hem coğrafidir (Amerika’nın keşfi) hem de zihnidir (Reformasyon/Luther).

 

Erasmus

Machiavelli

Prens, İtalya’nın parçalanmışlığına (mini-states) karşı bir ulusal birlik cevabıdır.

Jean Bodin

 

Hobbes, devlet teorisini (Leviathan) güvenlik ve itaat üzerine kurar.

Hobbes’un siyaset teorisinin yakıtı korkudur.

Hobbes’un döneminde Civil Society (Sivil Toplum) veya Civitas, devletin dışı veya karşıtı değil, bizzat devletin içindeki örgütlü yaşamdır.

 

Egemen (kral/devlet), kendi koyduğu kanunlara tabi değildir

Hobbes’a göre bir rejime "demokrasi" diyenler onu beğenenler, "anarşi" diyenler ise ona itiraz edenlerdir.

 

Montesquieu / Bireyler, despotun karşısında sadece "kum taneleri" hükmündedir.

 

Monarşide Eğitim: Yüreği yükseltmeyi, "onur" (honneur) duygusunu kamçılamayı hedefler.

Despotizmde Eğitim: Yüreği çökertmeyi ve "serçe yürekliler" yaratmayı amaçlar. Burada eğitim, bilgiyi artırmak için değil, mutlak itaati (l'extreme obeissance) sağlamak için bir "cahilleştirme" aygıtı olarak çalışır. Korku aklı durdurur; eğitim ise bu durmuş aklı cahillikle tahkim eder.

 

Despotizm, işlerin en hızlı yürüdüğü rejimdir.

Despotizmde din, hukukun yerini alır.

 

İki Kumpanya Devlet

Devlet aygıtı, hayatta kalmak için "sürüye" ihtiyaç duyar.

Bir varlık aynı anda hem özerk bir "melek" (demokrasinin öznesi) hem de itaatkâr bir "aparatçik" (devletin nesnesi) olamayacaktır.

 

EIC’nin Hindistan’da kurduğu "factory"ler (temsilcilikler) ve bunları korumak için inşa edilen "fort"lar (kaleler), ticaretin sadece mal değiş tokuşu değil, mekânsal bir zapt etme hareketi olduğunu gösteriyor.

 

Feyzioğlu ve Rasyonalizm: 1961 Anayasası’nın mimarı olarak "çoğunluk istibdadına" karşı kurumları (Anayasa Mahkemesi) inşa eden bir hukukçu.

 

Avcıoğlu ve "Cici Demokrasi": Demokrasinin bu topraklarda ancak bir "çıkmaz sokak" olabileceğini savunan, devrimci bir kopuşu zorlayan aksiyon adamı.

Avcıoğlu için demokrasi, tek başına bir değer değil, halkın geri bırakılmasını gizleyen bir "at gözlüğü"dür.

 

Schmitt’in Dönüşü

Ahlak için "iyi-kötü", estetik için "güzel-çirkin" neyse, siyaset için de "Dost-Düşman" ayrımı odur.

Siyaset, bir uzlaşı alanı değil, bir "çatışma" alanıdır.

Liberalizm, "siyasal olanı" yok etmeye çalışır. Siyaseti tartışmaya (parlamentarizm) veya ekonomiye indirgeyerek çatışmayı gizler.

Bir demokrasi, kendi homojenliğini bozan "yabancı" veya "farklı" olanı dışlayabildiği ölçüde güçlüdür.

 

Despotizm İçin Kronoloji

 

İkinci Kitap: Pratik

Birinci Bölüm - Ampul Meselesi

Şerif Mardin Said-i Nursi’nin öğretilerini "Nur fabrikasının elektrik ampulleri" olarak tasvir eder.

"Ampul"ün saçtığı ışık ile "Nur"culuk arasındaki bağ partinin tarikat geleneğine olan bağının sembolik ifadesidir.

 

Reyan ve Reyyan

"Reyan" İbrani isim sözlüklerinde ve "Peygamberin Yahudi asıllı eşi/cariyesi" (Rayhana) bağlamında karşılık bulur.

 

Gur And Gur

Ramsey / Remzi Gür

"Gür" / İbranice "genç aslan" anlamına gelen "Gur" ile bağlantılı

 

Pelaya: Süreyya veya Ülke

Asım Ülker’in eski soyadı "Berksan"

"Ülker" ismi Tevrat’ta (Eyüp Babı) geçen bir yıldız kümesi (Pleiades)

 

Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan "Eylülist diktatoryanın çocukları"

 

12 Eylül darbesi solu ezmek için devlet eliyle İslamizasyonu başlattı

Ordu "Atatürkçülük" sloganları atarken, uygulamada İmam-Hatip okullarının önünü açmış ve din derslerini zorunlu kılmıştır.

 

Tay and Özyurt

Münevver Arınç (Tay)

Hayrünnisa Gül (Özyurt)

Onların başörtüsü takması kişisel bir tercihten ziyade, darbenin yarattığı dinsel iklimin ve kariyer kapılarının açılmasının bir sonucu

 

oç, Sabancı ve Ülker gibi grupların Arap pazarına girmesiyle birlikte, "Arabizm" ve "İslamizm" Türkiye’de egemen sınıfların yeni ideolojisi haline geldi.

 

Arınç ile Gül

 

Kürtler Vesaire

Baban Ailesi / "Baban" ismi İbranice "Baba/Bava" (kapı) sözcüğüyle ilişkili

 

Washington’un Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti kurma projesi 1970’lerden (Kissinger dönemi) beri devam eder

Erdoğan’ın milletvekili bile değilken Beyaz Saray'da kabul edilmesi… / AKP’nin 1 Mart Tezkeresi gayreti…

 

Egemen Bağış

Baruch College (Yahudi Üniversitesi iddiası) mezuniyeti

Beyaz Saray’daki tercümanlık geçmişi

 

Cüneyt Zapsu / Wolfowitz gibi Neocon/Siyonist figürlere yakın

 

Musa Anter

Anter anılarında Çanakkale’deki bir havrada ayine katıldığından söz eder

Musa Anter’in Ayşe Hale Zapsu ile evliliği

 

Ecevit’in İsrail’e yönelik "soykırım" suçlaması (2002 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, İsrail'in Filistin'deki eylemlerini (özellikle El-Aksa İntifadası dönemi) "soykırım" olarak nitelendirmişti)

Bu ifadeler Ecevit’in siyasi sonunu getirdi.

 

Süreyya Ayhan örneğinde olduğu gibi, bir figürün bir anda "fetiş" haline getirilmesi onun "Tekeliyet" tarafından keşfedilmesiyle ilgilidir.

 

Akif Beki / Erdoğan’ı "Musa Peygamberin soyuna" dayandırmaya çalışan yazısı var.

 

Muhafazakar sermayenin (Ülker ailesi) yükselişi ticari yeteneğe değil devletle ve askeri darbelerle kurulan simbiyotik ilişkiye dayanır.

 

GAP / aslında İsrail’in bölgeye dönüşü için bir alt yapı çalışması

 

Kürtler ve Yahudiler arasındaki genetik akrabalık

 

Barzani ailesi

Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa’nın İsrail ile olan stratejik ortaklığı (1968 ve 1973 ziyaretleri)

 

İkinci Bölüm - Çağrıştıran İsimler

Bedirhaniler

"Kürt" olarak bilinen Bedirhan sülalesinin üyeleri hep Yahudi veya Sabetayist kökenli ailelerle (Gövsa, Gönensay vb.) evlendi

Vasıf Çınar ve Cemal Kutay gibi önemli figürlerin bu aileden geldi

 

Nazım Hikmet (Ran) "Ran" veya Rani, İbranicede "şiir/şarkı" anlamına gelir

Refik Halid Karay / Karaim / Karaylar

 

Tarih-i Mehmet Ali

Türk tarihinde ve Osmanlı hanedanında "Mehmet Ali" isminin neredeyse hiç yok

Bu ismin asıl kaynağı Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa

 

"Mehmet"in (Muhammed) "övülen" anlamına gelir. "Yahuda" ismi de aynı anlama gelir.

"Ali" / "Eli" (Tanrım)

 

Jön-Türk mü, Öztürk mü?

Emre / Imre

Birinin "Öztürk" veya "Özkan" gibi bir soyadı alması, aslında kökenindeki şüpheyi bastırma veya aşırı vurguyla gizleme çabasıdır.

 

İsim tercihleri

1980-1990 arasında Fatma, Ayşe, Emine, Hatice ve Zeynep

1991-2000 Merve, Büşra, Elif ve Kübra

 

Murat ismi Arapça kökenli olsa da Ermeniler tarafından popülerleştirildi

 

Özgür / "Oz" (İbranice: Güç) ve "Gur" (İbranice: Aslan yavrusu)

 

"Can" İbranice "Hayyim" (Hayat) isminin bir çevirisi

 

"Alican" ismi İbranice "Eli-Hayyim" isminin Türkçeleştirilmiş hali

 

Barkan / "Bar-Kahana" (Kohen'in Oğlu)

 

"Ülgen", "Ülken", "Bayülgen" gibi isimlerin Sabetayist hiyerarşide birer "çilingir anahtarı"

 

Zara / "Sarah"

 

Üçüncü Bölüm - “-Gen” Eki Üzerine Not

Sevi-Gen Sevi-Gil mi?

Tahsin Banguoğlu (G)en ekinin fiillere gelerek alışkanlık yaptığını (çekingen, çalışkan) söyler.

"Özgen", "Ergen" veya "Sevigen" örneklerinde "Öz", "Er" ve "Sevi" kelimeleri fiil değildir.

 

Fransızca "gent" (kavim, tür, ırk) ve Latince "gen" (doğum, üretim, soy)

İsimlerin sonuna gelen "-gen" eki aslında Türkçedeki "-lı/-lu" (Selçuklu gibi) veya Batı dillerindeki "-ist" (Marksist gibi) ekinin işlevini görmektedir.

Sevigen / "Sevi soyundan olanlar", "Sevi kavmi" veya doğrudan "Sabetay Sevi taraftarı" anlamına gelir.

 

Reyhan-Torunu-Sevi

 

Dördüncü Bölüm - “S” Diaspora

Milli mücadele, Ermeni nüfusunun ve Amerikan misyoner okullarının yoğun olduğu bölgelerde (Doğu Anadolu ve Güney cephesi - Maraş, Antep, Urfa) başlamıştır.

İzmir’de bir "halk savaşı" çıkmadı çünkü şehirde Elenler (Rumlar), Yahudiler ve Sabetayistler güçlüydü.

1923 Mübadelesi

Giden zengin Rumların/Elenlerin bıraktığı mülklere, Selanik’ten gelen Sabetayistler yerleştirildi

 

Bir Hazine: Uçuk Anılar

Cahit Uçuk’un büyükannesi Selanik’teki mülklerine karşılık Antalya’da devasa araziler ve konaklar aldı…

 

Şişli Terakki Lisesi’nde okumak ve Şişli veya Ankara'da Selanik Caddesi gibi bölgelerde oturmak bu cemaatin değişmez kültürel kodlarıdır.

 

Serbest Cumhuriyet Fırkası

Nuri Conker ve Ali Fethi Okyar gibi isimler üzerinden, neredeyse tamamen Sabetayist bir tabana ve elit kadroya dayanan bir oluşum.

 

"S" Haritası

Sabetayistler sadece İstanbul ve Ankara'da değil;

Kıyı Şeridi ve Karadeniz: Samsun (Bafra, Alaçam), Sinop, Trabzon ve Giresun (Çırakman) gibi Karadeniz şehirleri ile Ege ve Marmara kıyıları, zengin Rum mirasının devralındığı ana merkezlerdir.

İç ve Güney Bölgeleri: Niğde, Manisa, Adana ve Şebinkarahisar gibi noktalar da bu haritaya dahildir.

 

Beşinci Bölüm - “Civ”-“Suda”-“Suden”

Civelek / "Civ" ve "-elek" / Civ - Cıfıt - Juif ilişkisi

 

Osmanlı padişahlarının isim seçimleri

Fatih çocuklarına "Cem" ve "Bayezid" gibi heterodoks isimler koydu

 

Bayezid İspanya'dan kovulan Yahudilere kapıları açtı

 

Musa (Moşe) ismi Koptça (Eski Mısır dili) "Mo" (su) ve "Uşa" (kurtarılan) kelimelerinden gelir / "sudan çıkarılmış"


  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder