Yalçın Küçük - Tekeliyet (Cilt 2) - Notlar
Ansiklopedi - İkinci
Cilt
İthaki Yayınları, 2003
Önsöz
Türkiye Cumhuriyeti / bir "Yahudi Partisi"
yönetimi veya bir "rezerv devlet"
Birinci Kitap - Teori
Birinci Bölüm - Tekelokrasi
Demokrasi soyut bir
"haklar manzumesi" değil, somut bir yerdir (topos)
Tekelokrasi kararların mecliste değil, büyük
şirketlerin (tekellerin) bürolarında alındığı sistemdir.
Demokrasi, "yürütme ve yakalama gücünün ulaşamadığı
yerlerin" varlığıdır. Eğer devletin otoritesi coğrafyanın her noktasına
kesintisiz ulaşıyorsa, orada demokrasi yoktur.
Türkiye tarihini üç büyük iç savaş dönemi
1806-26, 1906-26, 1965-?
1960’lı yıllardaki üniversite forumları polisin (yürütmenin)
giremediği birer "modern site" veya "Atina Demokrasisi"
alanıdır.
Demokrasi, yürütmenin yavaşlatılması demektir.
Hızlı yasa çıkaran, hızlı karar alan ve engelleri
("takozları") hızla aşan bir yönetim demokratik değildir.
Feodal Demokrasi
Eğer tek bir merkezî otorite olsaydı, Avrupa'da da düşünce
doğamazdı.
İnsan barınaksız (kalesiz) kaldığında, tıpkı Orta Çağ'da can
korkusuyla törenle köle olan köylüler gibi, modern dünyada da
"sürüleşme" eşiğine gelmiştir.
James Burnham / Burnham’a
göre, bir evin tapusu sizde olsa da eğer içeri giremiyorsanız (kontrol
edemiyorsanız) sahibi değilsinizdir.
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" yazısının
arkasındaki meclisler artık birer "tiyatro sahnesi"dir. Kararlar
artık parlamentoda değil, kapalı kapılar ardındaki bürolarda ve tekellerin
merkezlerinde alınmaktadır.
Modern ulaşım ve iletişim ağları (teknolojinin) özgürlüğü
artırmak yerine, totalitarizmin altyapısını oluşturdu
Teknoloji ve hız arttıkça, insanın kaçabileceği
"kale" veya "sığınak" (off-grid alanlar) yok edilmektedir.
Demokrasinin temel şartı
Muhalif bir azınlığın iktidar dokunmak istediğinde kendisini
koruyabileceği bir "kalesi" (hukuki, mekânsal veya kurumsal sığınağı)
olmalıdır.
Tekelokrasi ve Özgürsüzlük / Ekonomi ile politikanın füzyon
(birleşme) halinde olduğu Tekelokrasi düzeninde, sığınacak bir
"ekonomi-dışı" veya "politika-dışı" alan kalmamıştır.
Fransa Modeli (Feodalite): Kralın yanında kendi ordusu ve
kalesi olan baronlar vardır. Bu baronlar birer "kale"dir. Bu yüzden
Fransa'yı zapt etmek kolaydır (baronlarla iş birliği yapılabilir) ama yönetmek
zordur (her baron sürekli muhalefet eder).
Türk Modeli (Merkeziyetçilik): Sadece bir hükümdar ve onun
"hizmetkarları" vardır. Arada bağımsız bir güç odağı (kale/baron)
yoktur. Bu yüzden zaptı zordur ama bir kez merkez ele geçirildiğinde tüm ülke
kolayca yönetilir.
Eğer merkezi otoritenin dışında bir yargı sistemi yoksa,
oraya feodalite demek zordur.
Montesquieu a L’althusser
"Court" sözcüğü / hem saray, hem avlu,
hem de mahkeme anlamına gelir.
Başlangıçta mahkemeler kralın avlusunda (sarayda) kurulurdu.
Niğbolu Zaferi, 1396
Avrupa’da yüzyıllar sürecek bir "Türk korkusu" ve
"yenilmezlik" imajı (invincibility) yaratmıştır.
İnebahtı / Lepanto, 1571
Avrupa’da bu korku zırhı kırıldı ve kendine güven geri geldi.
Siyaset felsefesi (Hobson, Bodin, Machiavelli) bu güvenlik/korku
değişimlerinden doğdu.
Emperyalizm sadece ekonomik bir sömürü değil, aynı zamanda
yurttaşın "sürüleştirilmesi" (mob) sürecidir. Tekelleşme, özgür
bireyi yok ederek onu parazit bir zihniyete sokar.
Batı’daki sosyal haklar (ücretsiz eğitim, sağlık, süt
dağıtımı), kapitalizmin iyiliğinden değil, Sovyetler Birliği korkusundan
doğmuştur.
Refah devleti, Hobbes’un Leviathan’ı gibi her yerdedir;
yatak odasına kadar girer. İnsanlar güvenli ve doygun oldukları için bu
"yumuşak" köleliği (zincirlerini) fark etmezler.
Osmanlı (Süleyman) Avrupa’yı doğudan öyle bir sıkıştırmıştır
ki, Avrupa mecburen "genişlemek" zorunda kalmıştır. Bu genişleme hem
coğrafidir (Amerika’nın keşfi) hem de zihnidir (Reformasyon/Luther).
Erasmus
Machiavelli
Prens, İtalya’nın parçalanmışlığına (mini-states) karşı bir
ulusal birlik cevabıdır.
Jean Bodin
Hobbes, devlet teorisini (Leviathan) güvenlik ve itaat
üzerine kurar.
Hobbes’un siyaset teorisinin yakıtı korkudur.
Hobbes’un döneminde Civil Society (Sivil Toplum) veya
Civitas, devletin dışı veya karşıtı değil, bizzat devletin içindeki örgütlü
yaşamdır.
Egemen (kral/devlet), kendi koyduğu kanunlara tabi değildir
Hobbes’a göre bir rejime "demokrasi" diyenler onu
beğenenler, "anarşi" diyenler ise ona itiraz edenlerdir.
Montesquieu / Bireyler, despotun karşısında sadece "kum
taneleri" hükmündedir.
Monarşide Eğitim: Yüreği yükseltmeyi, "onur"
(honneur) duygusunu kamçılamayı hedefler.
Despotizmde Eğitim: Yüreği çökertmeyi ve "serçe
yürekliler" yaratmayı amaçlar. Burada eğitim, bilgiyi artırmak için değil,
mutlak itaati (l'extreme obeissance) sağlamak için bir
"cahilleştirme" aygıtı olarak çalışır. Korku aklı durdurur; eğitim
ise bu durmuş aklı cahillikle tahkim eder.
Despotizm, işlerin en hızlı yürüdüğü rejimdir.
Despotizmde din, hukukun yerini alır.
İki Kumpanya Devlet
Devlet aygıtı, hayatta kalmak için "sürüye"
ihtiyaç duyar.
Bir varlık aynı anda hem özerk bir "melek"
(demokrasinin öznesi) hem de itaatkâr bir "aparatçik" (devletin
nesnesi) olamayacaktır.
EIC’nin Hindistan’da kurduğu "factory"ler
(temsilcilikler) ve bunları korumak için inşa edilen "fort"lar
(kaleler), ticaretin sadece mal değiş tokuşu değil, mekânsal bir zapt etme
hareketi olduğunu gösteriyor.
Feyzioğlu ve Rasyonalizm: 1961 Anayasası’nın mimarı olarak
"çoğunluk istibdadına" karşı kurumları (Anayasa Mahkemesi) inşa eden
bir hukukçu.
Avcıoğlu ve "Cici Demokrasi": Demokrasinin bu
topraklarda ancak bir "çıkmaz sokak" olabileceğini savunan, devrimci
bir kopuşu zorlayan aksiyon adamı.
Avcıoğlu için demokrasi, tek başına bir değer değil, halkın
geri bırakılmasını gizleyen bir "at gözlüğü"dür.
Schmitt’in Dönüşü
Ahlak için "iyi-kötü", estetik için
"güzel-çirkin" neyse, siyaset için de "Dost-Düşman" ayrımı
odur.
Siyaset, bir uzlaşı alanı değil, bir "çatışma"
alanıdır.
Liberalizm, "siyasal olanı" yok etmeye çalışır.
Siyaseti tartışmaya (parlamentarizm) veya ekonomiye indirgeyerek çatışmayı
gizler.
Bir demokrasi, kendi homojenliğini bozan "yabancı"
veya "farklı" olanı dışlayabildiği ölçüde güçlüdür.
Despotizm İçin Kronoloji
…
İkinci Kitap: Pratik
Birinci Bölüm - Ampul Meselesi
Şerif Mardin Said-i
Nursi’nin öğretilerini "Nur fabrikasının elektrik ampulleri" olarak
tasvir eder.
"Ampul"ün saçtığı ışık ile "Nur"culuk
arasındaki bağ partinin tarikat geleneğine olan bağının sembolik ifadesidir.
Reyan ve Reyyan
"Reyan" İbrani isim sözlüklerinde ve
"Peygamberin Yahudi asıllı eşi/cariyesi" (Rayhana) bağlamında
karşılık bulur.
Gur And Gur
Ramsey / Remzi Gür
"Gür" / İbranice "genç aslan" anlamına
gelen "Gur" ile bağlantılı
Pelaya: Süreyya veya Ülke
Asım Ülker’in eski soyadı "Berksan"
"Ülker" ismi Tevrat’ta (Eyüp Babı) geçen bir
yıldız kümesi (Pleiades)
Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan "Eylülist
diktatoryanın çocukları"
12 Eylül darbesi solu ezmek için devlet eliyle İslamizasyonu
başlattı
Ordu "Atatürkçülük" sloganları atarken, uygulamada
İmam-Hatip okullarının önünü açmış ve din derslerini zorunlu kılmıştır.
Tay and Özyurt
Münevver Arınç (Tay)
Hayrünnisa Gül (Özyurt)
Onların başörtüsü takması kişisel bir tercihten ziyade,
darbenin yarattığı dinsel iklimin ve kariyer kapılarının açılmasının bir sonucu
oç, Sabancı ve Ülker gibi grupların Arap pazarına girmesiyle
birlikte, "Arabizm" ve "İslamizm" Türkiye’de egemen
sınıfların yeni ideolojisi haline geldi.
Arınç ile Gül
…
Kürtler Vesaire
Baban Ailesi / "Baban" ismi İbranice
"Baba/Bava" (kapı) sözcüğüyle ilişkili
Washington’un Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti kurma projesi 1970’lerden
(Kissinger dönemi) beri devam eder
Erdoğan’ın milletvekili bile değilken Beyaz Saray'da kabul
edilmesi… / AKP’nin 1 Mart Tezkeresi gayreti…
Egemen Bağış
Baruch College (Yahudi Üniversitesi iddiası) mezuniyeti
Beyaz Saray’daki tercümanlık geçmişi
Cüneyt Zapsu / Wolfowitz
gibi Neocon/Siyonist figürlere yakın
Musa Anter
Anter anılarında
Çanakkale’deki bir havrada ayine katıldığından söz eder
Musa Anter’in Ayşe Hale
Zapsu ile evliliği
Ecevit’in İsrail’e yönelik "soykırım" suçlaması (2002
yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, İsrail'in Filistin'deki eylemlerini
(özellikle El-Aksa İntifadası dönemi) "soykırım" olarak nitelendirmişti)
Bu ifadeler Ecevit’in siyasi sonunu getirdi.
Süreyya Ayhan örneğinde olduğu gibi, bir figürün bir anda
"fetiş" haline getirilmesi onun "Tekeliyet" tarafından
keşfedilmesiyle ilgilidir.
Akif Beki / Erdoğan’ı "Musa Peygamberin soyuna"
dayandırmaya çalışan yazısı var.
Muhafazakar sermayenin (Ülker ailesi) yükselişi ticari
yeteneğe değil devletle ve askeri darbelerle kurulan simbiyotik ilişkiye dayanır.
GAP / aslında İsrail’in bölgeye dönüşü için bir alt yapı
çalışması
Kürtler ve Yahudiler arasındaki genetik akrabalık
Barzani ailesi
Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa’nın İsrail ile olan
stratejik ortaklığı (1968 ve 1973 ziyaretleri)
İkinci Bölüm - Çağrıştıran İsimler
Bedirhaniler
"Kürt" olarak bilinen Bedirhan sülalesinin üyeleri
hep Yahudi veya Sabetayist kökenli ailelerle (Gövsa, Gönensay vb.) evlendi
Vasıf Çınar ve Cemal Kutay gibi önemli figürlerin bu aileden
geldi
Nazım Hikmet (Ran) "Ran" veya Rani, İbranicede
"şiir/şarkı" anlamına gelir
Refik Halid Karay / Karaim / Karaylar
Tarih-i Mehmet Ali
Türk tarihinde ve Osmanlı hanedanında "Mehmet Ali"
isminin neredeyse hiç yok
Bu ismin asıl kaynağı Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa
"Mehmet"in (Muhammed) "övülen" anlamına
gelir. "Yahuda" ismi de aynı anlama gelir.
"Ali" / "Eli" (Tanrım)
Jön-Türk mü, Öztürk mü?
Emre / Imre
Birinin "Öztürk" veya "Özkan" gibi bir
soyadı alması, aslında kökenindeki şüpheyi bastırma veya aşırı vurguyla gizleme
çabasıdır.
İsim tercihleri
1980-1990 arasında Fatma, Ayşe, Emine, Hatice ve Zeynep
1991-2000 Merve, Büşra, Elif ve Kübra
Murat ismi Arapça kökenli olsa da Ermeniler tarafından popülerleştirildi
Özgür / "Oz" (İbranice: Güç) ve "Gur"
(İbranice: Aslan yavrusu)
"Can" İbranice "Hayyim" (Hayat) isminin
bir çevirisi
"Alican" ismi İbranice "Eli-Hayyim"
isminin Türkçeleştirilmiş hali
Barkan / "Bar-Kahana" (Kohen'in Oğlu)
"Ülgen", "Ülken", "Bayülgen"
gibi isimlerin Sabetayist hiyerarşide birer "çilingir anahtarı"
Zara / "Sarah"
Üçüncü Bölüm - “-Gen” Eki Üzerine Not
Sevi-Gen Sevi-Gil mi?
Tahsin Banguoğlu (G)en ekinin fiillere gelerek alışkanlık
yaptığını (çekingen, çalışkan) söyler.
"Özgen", "Ergen" veya
"Sevigen" örneklerinde "Öz", "Er" ve
"Sevi" kelimeleri fiil değildir.
Fransızca "gent" (kavim, tür, ırk) ve Latince
"gen" (doğum, üretim, soy)
İsimlerin sonuna gelen "-gen" eki aslında
Türkçedeki "-lı/-lu" (Selçuklu gibi) veya Batı dillerindeki "-ist"
(Marksist gibi) ekinin işlevini görmektedir.
Sevigen / "Sevi soyundan olanlar", "Sevi
kavmi" veya doğrudan "Sabetay Sevi taraftarı" anlamına gelir.
Reyhan-Torunu-Sevi
Dördüncü Bölüm - “S” Diaspora
Milli mücadele, Ermeni nüfusunun ve Amerikan misyoner
okullarının yoğun olduğu bölgelerde (Doğu Anadolu ve Güney cephesi - Maraş,
Antep, Urfa) başlamıştır.
İzmir’de bir "halk savaşı" çıkmadı çünkü şehirde Elenler
(Rumlar), Yahudiler ve Sabetayistler güçlüydü.
1923 Mübadelesi
Giden zengin Rumların/Elenlerin bıraktığı mülklere,
Selanik’ten gelen Sabetayistler yerleştirildi
Bir Hazine: Uçuk Anılar
Cahit Uçuk’un büyükannesi Selanik’teki mülklerine karşılık
Antalya’da devasa araziler ve konaklar aldı…
Şişli Terakki Lisesi’nde okumak ve Şişli veya Ankara'da
Selanik Caddesi gibi bölgelerde oturmak bu cemaatin değişmez kültürel
kodlarıdır.
Serbest Cumhuriyet Fırkası
Nuri Conker ve Ali Fethi Okyar gibi isimler üzerinden,
neredeyse tamamen Sabetayist bir tabana ve elit kadroya dayanan bir oluşum.
"S" Haritası
Sabetayistler sadece İstanbul ve Ankara'da değil;
Kıyı Şeridi ve Karadeniz: Samsun (Bafra, Alaçam), Sinop,
Trabzon ve Giresun (Çırakman) gibi Karadeniz şehirleri ile Ege ve Marmara
kıyıları, zengin Rum mirasının devralındığı ana merkezlerdir.
İç ve Güney Bölgeleri: Niğde, Manisa, Adana ve
Şebinkarahisar gibi noktalar da bu haritaya dahildir.
Beşinci Bölüm - “Civ”-“Suda”-“Suden”
Civelek / "Civ" ve "-elek" / Civ - Cıfıt
- Juif ilişkisi
Osmanlı padişahlarının isim seçimleri
Fatih çocuklarına "Cem" ve "Bayezid"
gibi heterodoks isimler koydu
Bayezid İspanya'dan kovulan Yahudilere kapıları açtı
Musa (Moşe) ismi Koptça (Eski Mısır dili) "Mo"
(su) ve "Uşa" (kurtarılan) kelimelerinden gelir / "sudan
çıkarılmış"
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder