6 Şubat 2018 Salı

Birinci Dünya Harbinde Samsun ve Çevresinde Ermeni Tehciri Uygulamaları Üzerine Birkaç Belge


Hasan Babacan - Birinci Dünya Harbinde Samsun ve Çevresinde Ermeni Tehciri Uygulamaları Üzerine Birkaç Belge

İstanbul Galata’daki Ermeni Büyük Merkez Okulu’nda 1914 yılı Mayıs ayında, Patrikhane’den görevlendirilen rahip Gabriel Cevahirciyan’ın başkanlığında Taşnaksutyun, Veragazmiyal Hınçak, Ramgavar temsilcilerinden oluşan Birleşik Millî Ermeni Kongresi, “Ermenilerin Osmanlı Hükümetine sadık kalmaları” şeklinde bir karara vardı. Taşnaksutyun reisleri de bu şekilde propagandalar yaparak bu suretle Osmanlı Hükümetine güven vermek istediler.

Ermeni Komiteleri, (…) planlarını uygulamaya Rusya’da başladılar.
Ermeni gönüllüleri Rus ordusuna, çetelere, intikam alaylarına girmek üzere Kafkasya’ya toplanıyorlardı (s. 116).

Zeytun’da 30 Ağustos 1914’te çıkan ayaklanmayı Kayseri, Bitlis, Erzurum, Mamuretülaziz, Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Ankara, Van, İzmit, Adapazarı, Hüdavendigâr, Adana, Halep, İzmir, Canik ayaklanmaları takip etti (s. 117).


---
Babacan, Hasan. (2006), “Birinci Dünya Harbinde Samsun ve Çevresinde Ermeni Tehciri Uygulamaları Üzerine Birkaç Belge,” Geçmişten Geleceğe Samsun, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 115-133), Samsun

Düğün Sonrası Gelenekler Bağlamında Ondokuzmayıs Samsun Yörükleri


Fatma Yıldırmış - Düğün Sonrası Gelenekler Bağlamında Ondokuzmayıs Samsun Yörükleri

Bir milletin dini, dili, tarihi, coğrafyası, edebiyatı, sosyal ve siyasi hayatı, yaşam tarzı gibi birçok unsurla alakalı gelenek ve görenekler, örf, âdet ve inançlar, maddi ve manevi değerler (…) kültürünü korudukça ve yaşattıkça bir arada kalmayı başarırlar.

Kurtuluş Savaşı sonrası Samsun iline gelip bir köy kurarak yaşamını devam ettiren Yörükler, uzun süre dış çevreye kapalı olarak yaşamıştır.
Yörüklerde duvak, bohça hazırlayıp dağıtma ve yedilik olmak üzere düğün sonrasında yapılan üç gelenekten bahsedilebilir.

Çalışmada (…) Samsun ilinin Ondokuzmayıs ilçesindeki Yörükler köyünde bu geleneklerin geçmişte ve günümüzde nasıl devam ettiği incelenmiştir (s. 2259).

…yörük, “yörümek” fiilinden türemiş olup, Anadolu’ya gelerek, gittiği yerleri kendisine yurt edinen, göçebe Oğuz Boylarını (Türkmenleri) ifade eden bir kelimedir.

Yörükler; Sivas, Ankara, Bolu, Kastamonu, Balıkesir, Manisa, Kütahya, Afyon, Uşak, İzmir, Aydın, Antalya, Konya, Adana, Mersin, Hatay, Gaziantep ve Kahramanmaraş illerinin bulunduğu geniş bir alana yayılır. 17. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Devleti, Yörükleri, idari otoriteyi sağlamak için zorunlu iskâna tabi tutar.

Yörük kültüründe (…) Akrabalar, komşular büyük bir aile gibidir (s. 2262).

Yörükler, yazları serin yaylalarda, kışları ise sıcak veya ılık kışlaklarda geçirirler.

Yörede yaşayan Yörükler, Karakeçili aşiretine bağlıdır. 1900’lü yılların başında Yörükler, Eskişehir, Aydın, Kocaeli ve Sakarya illerinden bölgeye 13 çadır / aile olarak göçle gelir. İlk olarak Sinop iline gelerek Sinop yaylalarını kullanmışlardır.
…kışı daha hafif geçen Nebiyan Yaylasına geçmişler ve tamamen yerleşik hayata geçinceye kadar orada kalmışlardır. Karakeçili, Kızılkeçili, Şehitli, Çaparlı, Kaçar, Yeni Osmanlı, Manavlı, Tahtacı aşiretleri ve bu aşiretlere bağlı Topallı, Seçmezli, İbilli ve Araplı alt obaları bu bölgeye iki göç dalgası hâlinde gelmişlerdir. Samsun ilinde iki Yörük köyü vardır, biri Ondokuzmayıs ilçesindeki Yörükler Köyü diğeri Vezirköprü ilçesindeki Öz Yörük Köyü'dür.

Göçebe hayatı yaşarken hayvancılık yapan Yörükler, yerleştikten sonra tarım ve ticaret yapmaya başlamışlardır.

Yörede yaşayan Yörüklerin halkoyunlarından bazıları kasap, demirağa, ikileme, üçayak horon, dik horon ve telgrafın telleridir. Eski düğünlerde yer alan seğmen seken yaşlı veya halı dokuyan kişi kalmamıştır. Köyde hâlâ bir nevi Yörüklerin simgesi olan develer mevcuttur (s. 2263).

Yörük topluluklarının evlilik geçiş dönemiyle ilgili olarak önem verdiği konulardan birisi de düğünlerinin uzun sürmesi ve katılımın yüksek olmasıdır. Eskiden Yörük düğünlerinin en az üç gün sürdüğü, bunun yanında bir hafta ya da on gün süren düğünlere de sık rastlanıldığı Yörükler hakkında yazılmış kaynaklarda yer almaktadır (s. 2264-2265).

Çalışmaya konu olan sahada düğün sonrasında üç gelenek ve bu geleneklerin içinde çeşitli âdetler tespit edilmiştir. Bu gelenekler şunlardır: Bohça, duvak ve yedilik.

Bohça Hazırlama Geleneği
Bohça (…) yakın akrabaları için gelinin hazırladığı bir çeşit hediye paketidir. İçinde cinsiyete göre havlu, elbiselik, gömlek, seccade, tülbent, tespih, takke, yatak çarşafları, patik, çamaşır gibi eşyalar bulunur.
Bohça, bir nevi hediyeler paketidir ve farklı yörelerde farklı isimler alabilir. “Dürü” de bu isimlerden biridir. Kendisine dürü getirilen ev sahipleri gelin ve damada dürünün karşılığı olarak bir miktar para verirler. Dürü dağıtım işi bittikten sonra, böylece düğün merasiminin son halkası da bağlanmış olur.

Yörükler köyünde düğün sonrası geleneklerden ilki, bohça hazırlayıp damadın yakın akrabalarına hediye etme geleneğidir.
Yörüklerin hayatında, günümüzde şartların değişmesi ve yerleşik hayata geçişle birlikte önemli değişiklikler olmuştur. …hazırlanan bohçaların hem hacmi artmıştır hem de verilen akraba çevresi genişlemiştir. Eskiden sadece kayınvalideye namazlık (seccade), kayınpedere de heybe dokunup verilirken günümüzde damadın annesi ve babasına ilaveten amcaları, dayıları, yengeleri, halaları, teyzeleri gibi yakın akrabaları için de bohça hazırlanmaya başlamıştır (s. 2265).

Bohçanın içine koyulan eşyalar verildiği kişinin cinsiyetine ve yakınlık derecesine göre değişir.

Duvak Yapma Geleneği
Düğünden sonraki gün duvak diye adlandırılır.
Duvak kız tarafının, gelini yeni yuvasına yerleştirmesi anlamını taşır.
Duvak gününe ait adlandırmalar Anadolu’nun birçok yöresinde çeşitlilik gösterir. “Kâkül kesme”, “gelek kesme”, “zülüf kesme”, “duvak açma” veya “gâle” günü olarak bilinir. Öğleye doğru kadınlar erkek evinde toplanarak gelinin kâkülünü keserler. Bu tören genç kızlıktan kadınlığa geçişin başlangıcı olarak kabul edilir. Kâkülü kesilmiş olan bir kadının kadınlar meclisinde gelin olduğu bu şekilde bilinecek ve ona görücü gelmesinin önüne geçilecektir.

Duvak merasimi iki üç saat devam eder ve bu merasim esnasında gelin hep ayakta durur ve def çalındığı zaman oynar. Oyunda gelinin başından bir avuç buğday serpilir. Atılan buğdaydan herkes kapışır ve bereket olsun diye kilerine koyar. Gelinin düğünden önce odasına serilen çeyizleri duvak günü gelen misafirler tarafından görülür.

Yörükler köyünde düğün sonrası ikinci gelenek duvak geleneğidir. Yemekler hazırlanır, eğlence yeri düzenlenir. Gelin gelinliğini tekrar giyer ve bir yere oturur. Kadınlar, bir araya gelirler, oynarlar, eğlenirler; yerler içerler (s. 2266).

Duvak geleneği (…) bir nevi tanışma töreni olarak da kabul edilebilir.
…duvak geleneğinin son yıllarda iyice terk edilmeye başlandığı görülür.

Yediliğe Gitme Geleneği
Düğünden bir süre sonra gelin ve damadın kız evini ziyaret etmeleri çok yaygın bir gelenektir.
Kızın düğünden sonra baba evini ilk ziyareti kimi yerlerde düğünden hemen yedi gün sonra yapıldığından buna yedi veya yedileme denirken, bazı bölgelerde el öpme veya ayak dönmesi, yumurta yeme gibi isimler verilir.
Bu yemekte de dikkate değer bazı uygulamalar vardır. Bunlardan biri damada verilen hediyelerdir.
İlk ziyaretini baba evine yapan gelin, bundan sonra da kayınvalidesiyle birlikte en yakınlarından başlamak üzere, akraba ve komşularını ziyaret eder (s. 2267).

Yörükler köyünde düğün sonrasının son geleneği yediliktir. Geleneğe göre kız ve erkek tarafı bu sürede hiç görüşmezler, birbirinin evlerine gitmezler.
İlk önce kız tarafı dünürlerini ve kızlarını yemeğe çağırır. Daha sonra, oğlan tarafı kızın ailesini çağırır.
…yemeklerde kullanılan et, oğlan tarafının kına günü kız tarafına getirdiği kuzu veya büyükbaş hayvanın bir parçasıdır. Yörükler buna, “Kına kuzusu yemeğe geldik.” derler.
Kayınvalidesinin evine gelen yediliğe gelen damadın ayakkabısı saklanır. Genelde bu saklama işi, baldız tarafından yapılır. Damat evine gitmeden önce baldızlarına bahşiş vererek ayakkabısını alır (s. 2268).

---
Yıldırmış, Fatma. (2015), Düğün Sonrası Gelenekler Bağlamında Ondokuzmayıs-Samsun Yörükleri, Turkish Studies Dergisi,  Cilt: 10, Sayı: 8, (s. 2259-2270)

Dânişmendnâme’de Samsun


Ergin Ayan - Dânişmendnâme’de Samsun

Dânişmendnâme adlı Türkçe destansı mahiyetteki esere dayanarak, bu hânedân hakkında bize bilgi veren Cenâbî’ye göre de beyliğin kurucusu Dânişmend Gâzî (1085-1104) Malatyalıdır. Bizzat Dânişmendnâme’de verilen bilgiye göre Battal Gâzî’nin neslinden olan Dânişmend Gâzî, Abbâsîlerin Malatya emîri Ömer b. Ubeydullah el-Akta’nın kızı olan Nazîrülcemâl’ın oğlu idi
Dânişmend Gâzî’nin adının Taylu olduğunu, Türkmenlere muallimlik yaptığı için kendisine Dânişmend lâkâbının verildiğini ve melikliğe kadar yükseldiğini belirtiyor (s. 609).

Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, Dânişmend Gâzî’ye Kayseri, Zamantı, Sivas, Develu, Tokat, Niksar ve Amasya havalisini fethetme görevini verdi.

Dânişmendnâme’de yer alan kayıtlara göre, Samsun ordusu beş kez Dânişmenlilerle karşılaşmış, bu savaşların üçünde Samsun beylerinin adları verilmiştir; sırasıyla İstifanos, Totori ve Merdos. Son iki seferdeki Samsun ordusu beylerinin isimleri verilmemektedir. Daha geniş bir coğrafi alana hâkim olan Canik beyleri ise Şartın, Matrobid ve Manul olmak üzere üç tanedir. Bu sonuncusu attığı okla Melik Dânişmend’in ölümüne sebep olmuştur (s. 620-621).

---
Ayan, Ergin. (2006), “Dânişmendnâme’de Samsun,” Geçmişten Geleceğe Samsun, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 609-622), Samsun


Amerikalı Misyonerlerin Samsun ve Çevresindeki Faaliyetleri


Erdal Açıkses - Amerikalı Misyonerlerin Samsun ve Çevresindeki Faaliyetleri

Anadolu'da birçok misyoner kuruluşu olmakla beraber en etkili rolü oynayan, “Amerikan Board” olarak isimlendirdiğimiz "1810 yılında Amerika'nın Boston kentinde kurulmuş olan "American Board of Commissioners for Foreign Mission" adlı kurumdur. Bu kuruluş 1819 yılında Türkiye'yi de programına alarak misyonerlerini buraya göndermeye başlamıştır (s. 176).

Tepki çekmemek için sadece okur-yazar yetiştiren okullar açarak işe başlayan misyonerler önce yerli halktan destek görmüş…

1852 yılından beri Merzifon'a gelmeye başlayan misyonerler 1854 yılında bir okul açtılar.

Bütün Amerikan Koleji'nde olduğu gibi başkan Amerikalı olmak üzere 5'i Pontus Protestan Derneği 5'i de Amerikan Board misyonerlerinden olmak üzere bir de mütevelli heyeti seçildi.

1898-1899 öğretim yılında 151 Ermeni ve 55 Rum'dan oluşan öğrenci kadrosu 55 farklı köyden 11 farklı şehirden gelmekteydi 45. Merzifon misyonu merkez olmak üzere kendine bağlı uç istasyonların da başlıcaları Amasya, Tokat, Çarşamba, Çorum, Samsun ve Ünye'dir (s. 184-185).

Merzifon'daki Ermeni olayları, 1892 yılında mühür yerine mermi basılmış komite bildirilerinin cami avlularına atılmasıyla başlamıştır 51. Olayların odak noktasının Merzifon Amerikan Koleji olduğu belirlenmiştir. Olayların çıkışında etkin rol oynayan Küçük Ermenistan İhtilal Komitesi'nin merkezi Merzifon'daydı ve bu komitenin yöneticileri de Merzifon Amerikan Koleji'nde görevli Karabet Tomaiyan ve Ohannes Kayayan idi (s. 186).

Olaylar sırasında zarar gören okulların tamiri için Amerika Devleti de tehditkâr bir tavırla bunlara tazminat ödenmesini istemiş (…) yüz bin dolarlık tazminat 1901 yılında ödenir.

Olaylar Ermeni ve Rumları Merzifon'daki okula daha yakınlaştırmış ve öğrenci sayısı artış göstermiştir.

16 Şubat 1921 tarihinde okul arazisinde ve okulda oldukça önemli belgeler ele geçer. Pontus Rum Teşkilatı'nın teşkilatlandığı ve eylemlerinin burada planlandığını tespit edilir.

29 misyoner Samsun yoluyla sınır dışı edilmiştir.

Amerikalı Misyonerler
8 Ocak 1924 tarihinde American Girls’ School of Life (Amerikan Kız Hayat Okulu) adı altında yeniden açıldı.
1938 yılında kapandı (s. 193).

---
Doğanay, Rahmi. (2006), “İstiklal Harbinde Samsun’daki Amerikan Filosu,” Geçmişten Geleceğe Samsun, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 175-197), Samsun


İngiliz The Times Gazetesi’ne Göre Samsun (1908 – 1925)


Enis Şahin - İngiliz The Times Gazetesi’ne Göre Samsun (1908 – 1925)

II. Meşrutiyet döneminde The Times gazetesinde Samsun’a ait ilk haber, bir sürgün hadisesi sebebiyledir. Hatta bu haber, çok erken bir tarihte, 1908 yılının Şubat ayında olması nedeniyle oldukça ilginçtir.
Aynı yılın Ekim ayında yayınlanan başka bir haber ve değerlendirme yazısında ise, II. Meşrutiyet gelişmeleriyle ilgili olarak, Samsun ve Diyarbakır arasında bulunan Kürtler ve Ermeniler arasındaki gerilimin devam ettiği konusunda bilgiler mevcuttu (s. 201).

1910 yılından itibaren The Times’ta Samsun’la ilgili olarak bulunan haber ve bilgiler arasında Balkanlarla ilgili gelişmeler önemli bir yer tutmaktadır (s. 202).

The Times gazetesinde Samsun’la ilgili en yoğun haber gruplarından birisi, demiryollarıyla ilgilidir (s. 203).

Ermeni Meselesi
The Times’ın koleksiyonlarında Samsun’la ilgili en yoğun kısımlardan da birini oluşturmaktadır (s. 208).

Merzifon Amerikan Koleji’nin kapatılması ve bazı öğretmenlerin tutuklanması, gazete tarafından soykırım olarak adlandırılmıştır (s. 217).

Mehmet Ali Ünal - XVI. Yüzyılda Sinop Tersanesi İçin Canik Sancağı’ndan Malzeme Temini

---
Şahin, Enis. (2006), “İngiliz The Times Gazetesi’ne Göre Samsun (1908 – 1925),” Geçmişten Geleceğe Samsun, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 199-227), Samsun