5 Kasım 2023 Pazar

Türkiye’de Ahşap Ev’in Bölgelere Göre Yapısal Olarak İncelenmesi ve Restorasyonlarında Yöntem Önerileri

 

Türkiye’de Ahşap Ev’in Bölgelere Göre Yapısal Olarak İncelenmesi ve Restorasyonlarında Yöntem Önerileri

 

1. Bölümde; Tarihsel süreç içerisinde, yerleşik düzene geçiş ile başlayıp, Türkiye’de çeşitli kültür bileşenlerinin izlerim taşıyarak gelişen konut mimarisinin, büyük bölümünü oluşturan ahşap evlerin, kökeni ve gelişimi irdelenmektedir.

2. Bölümde; Genel olarak ılıman, yağışlı ve ormanlık bölgelerin ürünü olarak ortaya çıkan ahşap evler, 18.yüzyıl ortalan ve 20.yüzyıl başlan olarak tarihlenebilen, 36 adet örnek evin özellikleri doğrultusundaki yapısal sistemleri ile İncelenmektedir.

3. Bölümde; geleneksel ahşap evin günümüz koşullarında yapısal koruma sorunları, yapısal bozulma nedenlerine bağlı olarak ortaya konulmaktadır.

…

 

İncelenen ahşap evler, 18.yüzyıl sonlan ve 20.yüzyıl başlan arasındaki süreçte inşa edilmişlerdir.

…ahşabın bünyesinde bulundurduğu fiziksel olanaklarla, her dönemde yaşam koşullarına uyum sağlayacak nitelikte ve kolay oluşturulması, islami inanışlarla şekillenen dünya malı dünya da kalır, felsefesinden hareketle kalıcılık özelliği aranmayan konstrüktif yapım yöntemleri ile çabuk üretilmesi, ahşap evlerin yaygınlaşmasında önemli etmendir.

 

19.yüzyıl başlarına kadar gelmiştir. Endüstri Devriminin öncesi “Zenaate Dayalı” düzeninde önemli bir yeri olması nedeniyle ahşap işçiliği gelişmiş ve çok güzel eserler verilmiştir.

 

S.H.Eldem, geleneksel ev plan tiplerinin dört ana grupta toplamıştır;

• Sofasız plan tipi

• Dış sofalı plan tipi

• İç sofalı plan tipi

• Orta sofalı plan tipi

 

Geleneksel ev mimarisinde toprak, taş, tuğla, ağaç olmak üzere dört çeşit malzeme kullanılmıştır. Topraktan yapılan binalara kerpiç, taştan ve tuğladan yapılanlara kârgir, ağaçtan yapılanlara ahşap veya yansı kârgir, yansı ahşap olanlara yanmkârgir bina denilmektedir / s. 15

 

Ahşap, Türk ev yapımında oldukça yaygın kullanılan malzeme olmuştur.

 

Geleneksel Ahşap ev yapı sistemlerini üç ana başlıkta toplamak mümkündür.

1. Ahşap Yığma Sistem; Ağacın doğal halde veya işlenerek yatay bir düzende birbiri üstüne konması ve köşelerinin geçme tekniği ile birleştirilmesidir.

2. Ahşap Karkas Sistem; Temel veya yığma (taş, kerpiç, ahşap) sistem üzerine ahşapların çatılarak taşıyıcı bir sistem oluşturmasıdır. Bu sistem duvar yüzeyi oluşturulurken kullanılan tekniğe göre aşağıda belirtilen alt gruplara ayrılmıştır.

Ahşap karkas sistemin arasının kerpiç, tuğla, taş veya ağaç ile dolgu yapılması,

- Ahşap karkas sistemin arasının tuğla, taş veya kerpiç ile düzgün olmayan bir teknikte doldurulması ve bağdadi sıvanması veya tahta kaplanması,

Ahşap karkas sistemin belirgin modüler (panel) kurgu sistemi ile oluşturulup arasının tahta veya taş ile dolgu yapılması,

Ahşap karkas sistemin arasının boş bırakılıp dış taraftan tahta kaplanıp, iç taraftan bağdadi tekniğinde sıvanması biçiminde uygulanmıştır.

3. Karma Sistem; Farklı yapı sistemlerinin bir arada kullanılmasıdır.

Bu üç ana başlıkta belirtilen yapı sistemleri ile oluşturulan ve ana taşıyıcı malzemesi ahşap olan evler, tez konusu içinde “ahşap ev” olarak kabul edilmiştir. / s. 20

 

Ahşapta, genellikle hücrelerin yapısı; yumuşak bir madde olan, selüloz (C6 H10O5) dan, liflerin yapısı ise sert bir madde olan, lignin (C10H13O3) x den meydana gelmiştir.

Ağaç yaşlandıkça bünyesinde lignin artmaktadır.

 

İklimsel veriler, ahşap evlerin biçimlenişinde ve yerleşim dokularının oluşturulmasında belirleyici en önemli etken olmuştur.

 

Batı Karadeniz Bölgesi Plan Tipleri: 18.yüzyıl sonuna kadar açık sofalı plan tiplerini korumuşlardır

Açık sofalı planda iki odalı tipler kareye yakın bir dikdörtgen plan üzerine kurulmuştur.

Doğu Karadeniz Bölgesi Plan Tipleri: Sofalar açık olmayıp, korunaklı yapılmışlardır

Hayatlı ya da açık sofalı planlar Ardanuç, Artvin ve Trabzon evlerinin bazılarında uygulanmıştır

Trabzon'da 17.yüzyıhn son yıllan 19.yüzyıl arası açık sofalı ev plan tipi görülmüştür. Geniş sofalar doğuda avluya baktırılarak, geniş dış manzaradan faydalandırılmıştır

Trabzon'un batısında ise toprak zeminli aşhane yerine ayrı bir mutfak planda yerini almış ve yemek pişirilen, ev halkının zaman zaman oturma, yemek yeme eylemlerini karşılayan bir mekan olmuştur. / s. 46

 

Tahta yığma olarak üretilen evlere, Trabzon ve doğusunda kalan bölgede “taraba” denilmektedir.

 

Çatı Yapım Yöntemi: Ahşap yığma olarak inşa edilmiş evlerde, ağaç öğelerinin sonuncusu taban aşığı olarak kullanılmış, mahyada düzenlenen aşıklar üzerine 30-60 cm aralıklarla yerleştirilmiş yuvarlak veya yontulmuş ağaç merteklerle basit eğimli sistem kurulmuştur

Ahşap karkas evlerde uygulanan eğimli çatılarda, ilke olarak çatı bağlantısı ve makası kullanılmamış, genelde oturtma sisteminde çözümlenmiştir. / s. 54

 

Saçak; Çok yağışlı bir bölge olduğu için, genelde geniş saçak yapışmıştır. Saçak genişlikleri 80-1.80 cm arasında değişmiş, saçak ucunda oluk yapılmamış, yağmur sularının bir an önce toprağa iletilmesine çalışılmıştır.

 

Çatı örtüsünün diğer bir çeşidi olan işlenmiş ağaç malzeme ile oluşturulmuş örneklere / Bolu-Artvin ve çevresinde rastlanmıştır.

(bu çatı örtüsüne) Rize ve Artvin’de “hartama” / Bolu-Gerede, Safranbolu ve çevresinde / “pedavra” denilmiştir. / s. 56

 

Doğu Karadeniz bölgesine özgü orta mekan olan aşhanede sürekli ateş yanan büyük ocaklar yapılmış ve çoğunlukla bu mekanda baca olmayıp, dumanlar çatı arasında bırakılan deliklerden atılmıştır.

Dumanın evin içinde yayılmasını önlemek için ocağın veya ateş yanan yerin üstüne gelen bölümde tavandan sarkan aşhane perdesi denilen bir ayırıcı yapılmıştır. / s. 62

 

Orta Anadolu Bölgesi / s. 104 vd.

 

Batı Anadolu Bölgesi / s. 135 vd.

 

Güney Anadolu Bölgesi / s. 168 vd.

 

Marmara Bölgesi / s. 195 vd.

…

 

Dışa kapalı geleneksel aile yapısı, ailenin toplum içindeki yeri ve günlük yaşantısındaki genel özelliklerin etkisi ve islami inanışlar ile bütün bölgelerde benzer tasarlanan planlar görülmektedir. Bu etki ile biçimlenen evlerde, servis mekanlarına sahip alt katlar dışa kapalı ve iç kısımda bir bahçe veya avlu oluşturmakta, üst katlar ise ortak bir yaşama mekanı ile buraya açılan odalardan meydana gelmektedir.

 

GELENEKSEL AHŞAP EVİN YAPISAL KORUMA SORUNLARI

 

Yapım, Onarım Hataları: Evlerin ilk yapımında veya onaranında, yanlış malzeme seçimi detay hatalarına bağlı gelişen tahribatlardır. Yakın çevreden (ekonomik ve kolay bulunması) elde edilen ve genellikle yumuşak dokulu (çam, köknar, kavak) ağaçlar, fazla işlenmeden kabuklan soyularak yapıda kullanılmıştır. / s. 272

 

Koruyucu kaplamaların (özellikle üst örtü) bakımsızlığı yapıyı ısı ve su yalıtımı açısından zayıflatır.

 

Evlerin gelir getirisi için yıkılmaya terkedilmesi veya yakılmasıdır. Çeşitli nedenlerle terkedilen evlerin, malzeme temini için (kapı, dolap, tavan ve benzeri süsleme elemanlarının sökülüp alınması) tahrip edilmesi Anadolu’da oldukça yoğun görülen bozulma nedenidir.

 

Aile yapısının değişmesi ve çekirdek aile yapışma dönüşmesi ev boyutlarını etkilemiş, mevcut evler bölünerek kullanılmaya başlanmış, yeni evler de daha küçük ve daha çok insanı barındırmaya yönelik olarak hızla üretilmiştir. Sahip değiştiren evler, yeni sahiplerine uygun yapısal değişimlere uğramıştır.

 

…rutubet artarsa ahşabın boyutları büyümekte, azalırsa boyutlar küçülmekte, bu olay pratikte “ahşap çalışır” şeklinde ifade edilmektedir.

Ahşabın doğal kusurları olan budaklar, yarıklar, yaralar, urlar gibi anatomik bozukluklar, ahşabın boyuna çalışmasını arttırmaktadır. / s. 290

 

SONUÇ; GELENEKSEL AHŞAP EV’İN YAPISAL KORUNMASI İLEİLGİLİ KURAMSAL VE YAPISAL AÇIDAN ÖNERİLERİN GELİŞTİRİLMESİ

12-17 Haziran 1995 de Finlandiya Soumenline’de yapılmış olan ICOMOS Uluslararası Eğitim Komitesi toplantısında kabul edilen metinde olduğu gibi “koruma eyleminin amacı anıtın gizli kalmış değerlerini ve özelliklerini göz önüne alarak en üst seviyede bir uygulama standardına ulaşmak için koruma eylemi sorumluluğu yüklenebilecek bir uzman yönetiminde çeşitli meslek guruplarının ortak çalışması ile gerçekleştirilmeli ve yapıya müdahale gerekli olan en az düzeyde tutulmalıdır / s. 298

…

Çobancaoğlu, Tülay (1998), Türkiye’de Ahşap Ev’in Bölgelere Göre Yapısal Olarak İncelenmesi ve Restorasyonlarında Yöntem Önerileri, Doktora Tezi, Mimar Sinan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul

…

Türk Konut Mimarisinde Tarihsel Süreklilikler Orta Asya ve Anadolu

Türk Konut Mimarisinde Tarihsel Süreklilikler Orta Asya ve Anadolu

Geçmişte kendisini Batı – Doğu dünyası ayrımı ve tarihsel toplumların yönetici sınıflarına has prestijli, anıtsal ve askeri yapılarla sınırlandıran mimarlık tarihi, günümüzde, geçmiş toplumlardaki tüm ekonomik-sosyal tabakalara özgü mekânsal özellikler ve yerleşme kalıplarının araştırılmasını hedeflemektedir.

 

Orta Asya kaynaklı göçer Türk mimarisinde mekânsal algıdan söz edildiğinde insan-çevre bütüncüllüğü öne çıkar.

 

Mekân tarifi mimarlığın özünü oluşturur ve sınırsız doğanın içerisinden çeşitli hacimlerin insani eylemler ile eşleştirilerek tanımlanmasını içerir.

 

“Yer” tanımına geri dönülürse mekânsal kurgunun iki boyutundan söz edilebilir: fiziksel kurgu ve işlevsel kurgu.

 

Orta Asya Türklerinin temel yaşam birimi olarak kabul edilen “yurt” ele alındığında mimari form üretiminin çevresel ve kültürel referansları anlaşılabilir. Anadolu’da “topak ev” olarak adlandırılan yurt geometrik form olarak silindir bir kaidenin üstüne oturtulan eşit çaplı yarım küreden (kubbe) oluşur. Yurt üç boyutta hasır örgü mantığı ile teşekkül ettiği ve keçeyle örtüldüğü için hafiftir. Katlanabilir olan hasır strüktür sayesinde yurt kolayca taşınabilir.

 

Pişirme yeri (ocak) dairesel planın merkezinde yer alırken çeperlerin oturma, yatma, yeme vb. çeşitli işlevler ile yüklendiği ve bu işlevleri karşılayan elemanların taşınmaya hazır biçimde oldukları görülür

 

…bozkırda mekân tanımının başlama noktasını yurt oluşturur.

 

Kazakistan-Çu Vadisi, Türkmenistan, Aral Gölü çevresi ile Sırderya Boyları’nda ortaya çıkan ve Ortaçağa ait olduğu kabul edilen konutlar Türklerin Anadolu’da oluşturdukları yapı çevreleriyle mekânsal süreklilikler göstermektedirler

 

Güncel bulguları dikkate alan daha geniş bir bakış açısından hareket ile Türk mimarisinde tarihsel sürekliliklerin araştırılmasında “göçebe” ve “yerleşik” kategorilerinin anlamsızlaştığı görülmektedir.

 

XI. ve XII. yüzyıllardan itibaren Türk topluluklarının Anadolu’daki nüfus artışı ile bu coğrafyaya has çevresel özellikler ve yapı gelenekleriyle harmanlanmış sivil konut mimarisi oluşmuştur.

 

Anadolu çevresindeki coğrafyalar ile kültürel etkileşimleri değerlendiren Doğan Kuban Anadolu’nun coğrafi özellikleriyle ilişkili bir “Türk Evi Tipi” ortaya koyar

 

Mekânda işlevsel esneklik, çok amaçlılık, dönüştürülebilirlik, hafiflik, yalınlık değişik coğrafyalara yayılan Türk toplumlarında konut mekânının zaman üstü ilkeleri halini almıştır.

 

Anadolu geleneksel konut mimarisinde de mekânsal kurguyu

araştırırken birbiriyle bütünleşik iki düzeyden söz etmek mümkündür:

i. İşlevsel Kurgu:

ii. Fiziksel Kurgu:

 

Türk evindeki odaların en önemli özellikleri kendi başlarına, yapı içinde belirli eylemleri karşılayan birimler olmalarıdır.

 

Küçükerman tarafından Türk evi odası ve topak ev arasında kurulan benzerlikte öne sürülen ortak noktalardan olan “çok amaçlı orta alan” ve “oturma için biçimlenen çevresel alan” Alexander’in öne sürdüğü “kalıp” tanımına uyum sağlamaktadır. Bu kalıplar Batı Anadolu’da Yörüklerin kullandığı kara çadırlarda da görülmektedir

 

…alaçık adı verilen ve topak evin türevi olarak görülen çadır sisteminin ön uzantısı olarak ortaya çıkan talvar dikkat çekicidir. Talvar Anadolu’nun farklı yörelerindeki yerleşik düzen konutlarında hayat, köşk veya ayazlık adı verilen açık ve yarı açık mekânlar ile işlevsel manada bir akrabalık sergiler.

 

Günümüzde Anadolu’da halen kullanılmakta olan geleneksel konutların Orta Asya kültürü ve antik Anadolu kültürleriyle ilişkileri konusunda tarihin derinliklerinden elde edebildiğimiz malzemeler kesin yargılara varmak için yetersizdir.

 

…mimaride kültürel özgünlüklerin aranması noktasında esas incelenmesi gereken bir mimari kalıbı oluşturan bağlam – problem – çözüm çakışması ya da işlev – form – teknik çakışmasıdır. Mekân kurgusunda işlev – malzeme örtüşmeleriyle kültüre özgü nitelikler, kültürel yaklaşımları ve çevre duyarlıkları açığa çıkacaktır.

…

Kavas, Kemal Reha (2012), Türk Konut Mimarisinde Tarihsel Süreklilikler Orta Asya ve Anadolu, Belleten, Cilt: 76, Sayı: 276, s. 503-538

…


Türk Doğu Karadeniz Evlerinin Geleneksel Mimarisi ve Tasarım Özellikleri

 

Türk Doğu Karadeniz Evlerinin Geleneksel Mimarisi ve Tasarım Özellikleri

Coğrafyaya bağlı özellikler/nitelikler yöredeki mimari karaktere biçimini veren etkenlerin başında gelir. Yerleşimler dağınıktır; iki ev arasında 1-2 km mesafe olabilir.

Geleneksel mimari; malzemeler doğal çevreden temin edilir; dolayısıyla olumlu anlamda ekolojik değeri vardır.

Evin planı, sosyal yapıyla ilişkili olarak şekillenir; evin büyüklüğü, oda sayısı ailenin ihtiyacına göre şekillenir. Bölgede kıyı şeridine paralel olarak batından doğuya gidildikçe evler büyür; Ardeşen-Hopa tarafında konak biçiminde evlere tesadüf edilir.

Evlerin planı arazi eğimi, manzara ve güneş ışığına göre belirlenir.

…

Fidan, Muhammed Said vd. (2016), Türk Doğu Karadeniz Evlerinin Geleneksel Mimarisi ve Tasarım Özellikleri, Mugla Journal of Science and Technology, Cilt: 2, No: 2, s. 24-29

…

Tüketim Kültürünün Mekansallaşması Bodrum Örneği

 

Tüketim Kültürünün Mekansallaşması Bodrum Örneği

Bodrum, tatile, dinlenilmeye gidilen ‘başka’ bir yer değil, İstanbul’un bir kesiminin taşındığı uzak bir ‘sayfiye semti’dir

 

Tüketim / tüketim simülasyonu vs.


Esmer, Gizem (2012), Tüketim Kültürünün Mekansallaşması Bodrum Örneği, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü

…

Tarihi Kent Dokusu ve Mimari Mekânların Geleceğe Taşınmasında Bir Yöntem Önerisi Sivas Örneği

Tarihi Kent Dokusu ve Mimari Mekânların Geleceğe Taşınmasında Bir Yöntem Önerisi Sivas Örneği

 

Birlik (2006) doktora çalışmasında kimlik, görsel kimlik ve tarihi çevre kavramlarını araştırarak Trabzon kenti örneğinde sit alanlarında sivil mimari yapıların cephe tipolojileri incelenmiştir.

 

Çöl (1998)’ün isimli çalışmasında kent kimliği kavramı araştırılmıştır.

Demir (2006) tarafından hazırlan çalışmada kentlerin kimlik probleminin sosyal, mimari, siyasi ve kültürel boyutlarını araştırmıştır

Deniz (2004)’in “Konya'da Farklı Üç Kentsel Mekânda Kent Kimliği Üzerine Bir Araştırma” isimli araştırmada kent kimliğini ve şehirlerin kimliklerinin değişimi Konya örneklemi üzerinden incelemiştir.

 

Deniz (2021) “Kentsel bellek bağlamında Tarsus Tarihi Ticaret Merkezi'nin değerlendirilmesi” isimli çalışmasında / belleğin korunarak geleceğe aktarılması için öneriler geliştirmiştir.

 

Mutlu (2020) “Yeniden yapılanma sürecinde kentsel bellek mekânlarının korunması” isimli çalışmasında birey veya grup ile mekân arasında kurulan anlamlı bağların, kimlikli şehirlerin oluşumu için potansiyel bir güç taşıdığını ifade etmiştir.

 

Mekânın sözlük anlamı "yer, bulunulan yer" olarak tanımlanırken, kentsel kelimesi ise sözlükte "kentle ilgili, şehirle ilgili" şeklinde yer alır

 

Kentlinin kullanamadığı ve içine giremediği bir mekân kentsel mekân olarak değerlendirilemez.

 

Kamusal alan, 1962 yılında yayınlanan Jürgen Habermas'ın Kamusallığın Yapısal Dönüşümü kitabında ön plana çıkmıştır.

 

Kültür ve tarih kentin kimliğini belirleyen en önemli faktörlerdir.

 

Bir kenti başka bir kentten ayıran özellik tarihi yapıları, kent tasarımıdır

 

Toplumların kendilerini yaşadıkları kente ait hissedebilmeleri için kent kimliğinin korunması gerekmektedir. Bu açıdan kentsel kimliğin korunabilmesi, kent içinde yer alan tarihsel dokuların gündelik yaşama entegre edilerek korunmaları ile mümkündür

 

Sivas kenti Anadolu coğrafyasının ortasında, İç Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Kızılırmak bölümünde yer almaktadır

Deniz seviyesinden ortalama 1000-1500 m yükseklikte

 

Sivas isminin kaynağı

‘Sebaste’ Sebasteia eski Yunancada (Augustus Şehri) ismi, bu ismin Pontus kralı Polemon’un hanımı Pitodoris tarafından verildiği düşünülmektedir. Sebaste isminin tarihi süreçte “Sivas”a dönüştüğü bir başka rivayettir. Başka bir görüş de, bugün “Sivas” olarak kullanılan ismin “Sipas”tan geldiğidir. Bir başka rivayet de “üç göze” anlamına gelen “Sipas”tan kaynaklandığı ve zamanla “Sivas”a dönüştüğü yönündedir.

 

Sivas’ta geçmişte; Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Romalılar ve Bizanslılar hâkimiyet sürmüştür. Türklerin hâkimiyeti ise Alparslan'ın Anadolu'yu fethiyle birlikte başlamıştır.

 

Türklerin Sivas’ta inşa ettiği bilinen ilk yapı 1197 tarihli Sivas Ulucamisi’dir.

 

Sivas kent gelişimi ve tarihi süreç içerisinde yapılan uygulama imar planları değerlendirildiğinde 1915 Badrik planlarından başlayarak korunması gereken eserlere özel önem verildiği görülmektedir. Özellikle 70’li yıllardan itibaren artan tarihi dokuların ve mimari mekanların korunmasına yönelik 23.07.1983 tarihinde yürürlüğe konulan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Türkiye’de koruma bilinci daha da artmıştır. Kanun ve ilgili mevzuatların Sivas özelinde planlara yansıması 2000’li yıllarda gerçekleşmeye başlamıştır. Sivas merkezde yer alan çok sayıda sivil mimari örnekleri 90’lı yıllarda tescil edilememiştir. 2005 yılında Bakanlar Kurulu yazısına istinaden koruma kurulunun çalışmalarına başlaması Sivas için yeni bir dönem oluşturmaktadır. Belediyesince yaptırılan 2012 yılı Revizyon İmar Planında taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu imar adalarında ve çevresinde konut ve ticaret fonksiyonlarının yerine yeşil alan ve sosyal donatı fonksiyonlarının getirildiği görülmektedir. Ancak 2017 Kısmi Revizyon İmar Planı ile birlikte kamu yükü getiren bu alanların birçoğu yeniden eski haline getirilmiştir. Söz konusu değişikliklerin bazıları plana itirazlar neticesinde kısmen tekrar yeşil alan ve sosyal donatı fonksiyonlarına kavuşmuştur. 2020’li yıllarda ise Sivas Belediyesi paydaş kurumlarla ortak hareket ederek Güdük Minare ve çevresi, Taşhan çevresi ve birçok tescilli camii çevresi gibi tescilli yapıların bitişindeki ve komşuluğundaki ada ve veya parsellerin plan değişikliğine giderek kamulaştırma çalışmalarını sürdürmektedir. / s 145-146

 

…

Türk, Haydar (2022), Tarihi Kent Dokusu ve Mimari Mekânların Geleceğe Taşınmasında Bir Yöntem Önerisi Sivas Örneği, Doktora Tezi, Konya Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

…