29 Ocak 2016 Cuma

Franz Kafka - Yargı


Yargı

(BÜTÜN ÖYKÜLER (3. Baskı), 2012, Cem, s. 59-72)
İlkbaharın en güzel zamanı,
Georg Bendemann / evlerden birinin ilk katındaki odasında oturuyordu.
Arkadaşı, Petersburg'ta bir mağaza işletiyordu
…konuşup görüştüğü yoktu, ama kentin yerli aileleriyle de hemen hiç görüşmüyor, kendini ilerisi için kesinlikle bir bekar yaşamına hazırlıyordu.
Arkadaşı üç yılı aşkın zamandır yurdunu görmeye gelmemişti

Nişanlısına sık sık arkadaşından ve onunla mektuplaşmasından söz açıyordu. "Demek bizim düğüne hiç gelmeyecek?" demişti

Sonunda mektubu cebine sokup çıktı kapıdan.
"Bak sen, Georg!" diyerek hemen onu karşıladı babası
"Babam hala dev gibi!" diye geçirdi içinden Georg.

"Dinle bak! Sen bu işi bana danışmak üzere geldin. Bu, şüphe yok seni yücelten bir davranıştır. Ama şimdi bana gerçeği bütün çıplaklığıyla söylemezsen, bir hiç olmaktan ileri gitmez bu davranışın, hatta o kadarcık bile önem taşımaz. (…) doğruyu söyle bana! Gerçekten Petersburg'ta böyle bir arkadaşın var mı?"

Dışarıdaki hava sana çok iyi gelecekken, tutup pencereyi kapıyorsun. Hayır, baba hayır! Gidip doktoru çağıracağım ve o ne derse yapacağız.

Petersburg'ta arkadaşın yok senin.

Düşünürsen anımsayacaksın: Rus Devrimi'yle ilgili inanılmaz olaylar anlatmıştı arkadaşım.

Georg, kollarına alıp yatağa taşıdı babasını.

"İyice örtüldü mü üstüm?" diye sordu babası
"Merak etme, örtüldü."
Sonra babası, yorganı büyük bir güçle üzerinden sıyırıp attı.
Derken babası, yatakta doğrulup dikildi ayağa.
Şu an ne kadar güçsüz olursam olayım, gene de gücüm seninle başa çıkmaya yeter, yeter de artar bile.

Georg, gözlerini kaldırarak babasının korkunç yüzüne baktı.

Eteklerini işte böyle, böyle ve böyle kaldırdığı için peşinden koştun onun ve üzerinde rahatsız edilmeden zevkini gidermek isteyerek valdemizin hatırasını kirlettin
Sanıyor musun, seni sevmezdim ben?
Şimdi babam yüzükoyun kapaklanacak, diye düşündü Georg.

Nişanlının koluna gir de karşıma çık! Bak nasıl onu bir üfleyişte uçuruyorum yanından, hem de nasıl! "

"Demek pusuda beni kollayıp durdun hep!" diye haykırdı Georg.
“…söyleyeceklerime kulak ver: Seni şimdi suda boğularak ölmeye mahkûm ediyorum.”
Georg, odadan kovulmuş hissetti kendini.
Derken kapıdan sokağa attı kendini. İçinden bir dürtü, onu yolu geçip suya varmaya zorluyordu.
…suya düşerken çıkaracağı sesi kolaycacık bastıracak bir otobüsün gelmesini bekledi, ardından usulcacık; 11 Sevgili anneciğim, sevgili babacığım! Her vakit sevdim sizi!” sözleriyle kendini aşağı bıraktı.


Franz Kafka - Şosede Çocuklar


Şosede Çocuklar

(BÜTÜN ÖYKÜLER (3. Baskı), 2012, Cem, s. 27-31)
Çitin önünden arabaların geçtiğini işitiyordum
Derken kuşlar havalandı
Mum ışığında akşam yemeğini yemeye koyuldum.
Biri pencereden bir şey soracak oldu mu, bir dağa ya da salt bir boşluğa bakar gibi kendisine bakıyordum.
Başlarımızla geceyi delip geçiyorduk.
…şosede koşmaya başlıyorduk.
Güneydeki o kente varmaktı amacım; öyle bir kent ki, köyde kendisiyle ilgili olarak şöyle konuşuluyordu:
"Hani ne insan şu oradakiler! Düşünsenize, hiç uyudukları
yok."
"Neden?"
"Yorulmuyorlar da ondan."
"Neden yorulmuyorlar?"
“Çünkü aptal hepsi.”
"Aptallar yorulmaz mı?”
"Aptallar yorulur mu hiç!"


Franz Kafka - Prometheus


Prometheus

(BÜTÜN ÖYKÜLER (3. Baskı), 2012, Cem, s. 538-544)
Prometheus'tan söz açan dört söylence bulunuyor elimizde…
Söylence, açıklanamayanı açıklamaya uğraşıyor. Bir gerçeklik temelinden çıkıp geldiği için, yine ister istemez açıklanamaz'da sonlanacaktır.
Elimde beş çocuk tüfeği var. Dolabımda asılı duruyor hepsi
…birlik ve beraberlik bozulmamalı, birlik ve beraberlik bozulursa yerimizde sayarız.
İki elim bir savaşa tutuştu. Okuduğum kitabı trak diye kapatıp, kendilerini kavgada rahatsız etmemesi için bir kenara ittiler.
Madem benim kendi elim ikisi de, hakyemez bir hakem rolünü oynamalıyım…
Sol elime karşı kötü bir niyet beslemeksizin, yaşam boyu hep sağ elimi üstün tuttum.

Dün ilk kez müdüriyete gittim.
…bir insan göçüp gitti mi, bir insan göçüp gitmiş demektir.

Franz Kafka - Cezalılar Kolonisi


Cezalılar Kolonisi

(BÜTÜN ÖYKÜLER (3. Baskı), 2012, Cem, s. 133-164)
Subay, "Bambaşka bir araç bu," dedi inceleme gezisine çıkmış konuğa…
Konuğun aygıttan anladığı yoktu

…kocaman bir şeydi aygıt.

Konuk, mahkuma şöyle bir göz attı.

Suç, her zaman hiç kuşkuya yer bırakmayacak gibi kesindir.

Siz, bu son davayla ilgili bir açıklama istemiştiniz; bu dava da bütün ötekiler gibi basit: Sabahleyin bir yüzbaşı gelip, kendisine emir eri olarak verilen ve evinin kapısının önünde yatan bu adamın görev sırasında uyuduğunu bildirdi.

Subay, sıçrayıp merdivenden çıktı yukarı; bir tekerleği döndürüp aşağıya seslendi: "Dikkat! Kenara çekilin lütfen! " Birden aygıt çalışmaya başladı. Çarkın gıcırdaması olmasa, şahaneydi doğrusu.

Aygıt pek çok parçadan oluşuyor, yer yer bir şey kopup kırılacak elbet

Olayı yakından izlemek isteyen herkesin isteği yerine getirilemezdi. Keskin görüşlü kumandan, en başta çocukların dikkate alınmasını buyurmuştu. Ancak ben, işim dolayısıyla her infazda hazır bulunabiliyor, çokluk sağunda bir, solumda bir olmak üzere kollarımda iki yavrucak, oracığa çömüp oturuyordum.

Yarın kumandanlıkta bütün yüksek görevlilerin katılacağı büyük bir toplantı yapılıyor.
Toplantıya sizin de çağrılacağınız kesin
…kumandana doğru haykırın, evet haykırın görüşünüzü!
…sonunda vermesi gereken yanıtı verdi: "Hayır! "
"Ben, yargılama yönteminizin karşısındayım," dedi konuk.

Subay, mahkuma dönüp onun diliyle, "Serbestsin," dedi. Mahkum ilkin inanamadı.

…subay ilkin yazıyı heceledi, ardından hecelemeden okudu tümüyle. "Adil ol! " yazıyor dedi. "Sanırım okuyabilirsin artık."

…subay, aygıta dönmüştü yüzünü. Aygıtın dilinden iyi anladığı daha önce görülmüşse de, şimdi onu nasıl kullandığına ve isteklerine aygıtın nasıl boyun eğdiğine tanık olmak insanı adeta şaşkına çeviriyordu.

…konuğun içinde subayın yardımına koşması gerektiği gibi bir duygu belirdi.

Tırmık yazmıyor, uçlarını cilt içine batırmakla yetiniyordu, yatak ise vücudu bir yerden bir yere yuvarlamıyor, onu sadece kaldırıp iğnelerin ağzına veriyordu.

Kendisi subayın ayaklarından itecek, karşıdan da her ikisi subayın başını tutacak, böylece onu kaldırıp iğnelerin altından alacaklardı. Ama erle mahkum yardıma gelmekte duraksadı…


Franz Kafka - Mutsuz Olmak


Mutsuz Olmak

(BÜTÜN ÖYKÜLER (3. Baskı), 2012, Cem, s. 53-57)
Artık dayanılmaz olup Kasımda bir akşamüstü…
…sustuğu zaman bile sona ermek bilmeyen çığlığı işitmek için, yalnız ve yalnız bunun için bir çığlık koyvermem üzerine duvarda bir kapı açıldı
Sağ dirseğiyle açık kapı önünde duvara yaslanan çocuk kendini dimdik tutuyor, dışarıdan gelen esinti ayak bileklerini, boynunu ve şakaklarını yalayıp geçiyordu.
"Günaydın! " dedim
…bir bu konuk eksikti sanki
Sahi, bana mı gelmek istediniz? Bir yanlışlık olmasın da? Çünkü bu koca evde yanılmak öyle kolay ki!
Ben bir çocuğum; ne diye benim için kendinizi bu kadar zahmete sokuyorsunuz?
…yabancı birinin size göstereceği yakınlık, benim bir kez doğamda var.
Benim odam bu, benim duvarım.
Merdivenlerde, benimle aynı katta oturan bir kiracıya rastladım.
"Gene mi sokağa çıkıyorsunuz, sizi çapkın sizi?" diye sordu.
"Ne yapayım?" dedim. "Odama bir hayalet geldi."
Doğrusu rahat rahat gezmeye gidebilirdim artık. Ama kendimi pek yalnız hissediyordum, en iyisi yukarı çıkıp yatağıma uzandım.