16 Mart 2021 Salı

Uğur Mumcu - Suçlular ve Güçlüler - Notlar

Uğur Mumcu  - Suçlular ve Güçlüler - Notlar

29. Basım, UM:AG Vakfı Yayınları, Ankara, 1996

 


Uğur Mumcu’nun ölümünün ardından ailesi tarafından, Mumcu'nun fikri mirasını korumak, arşivini araştırmacılara açmak ve genç gazetecileri mesleğe kazandırmak amacıyla Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) kurulmuştur.

 

Atatürkçü, laik, cumhuriyetçi, demokrat bir Türkiye'nin yılmaz savunucusu; devrimci, hep emekten yana, araştıran ve sorgulayan gazeteci Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 günü otomobiline konan bir bomba ile, inandığı tüm bu değerler uğruna yaşamını yitirdi.

 

Önsöz (Doğan Avcıoğlu)

12 Mart Üzerine

12 Mart'ı ve onu hazırlayan ekonomik, toplumsal ve siyasal nedenleri dikkatle incelemekte yarar var.

1969 ve 1970 yıllarının ekonomik sıkıntıları…

Büyüme hızı 1969'da yüzde 9,4 iken 1970'te yüzde 2,5'e geriledi, işçi ücretleri ise durma noktasına geldi

Bu koşullarda işverenlerin hoşnutsuzluğu büyürken, işçi kesiminin tepkileri çoğalmıştır. Çok sayıda sert grevler görülmüş ve 16 Haziran 1970 olaylarıyla işçi tepkisi doruğa ulaşmıştır.

Devamlı suçlanan bir iktidar, ağırlaşan sorunları çözmekte güçsüz kalmıştır

 

CIA, büyük burjuvazinin güçsüz olduğu Yunanistan ve benzeri ülkelerde iç işlere müdahale olanağını bürokrasinin üst kesimlerindeki etkili kişileri ve gizli polis örgütünü kontrol altında tutarak sağlamaktadır.

 

12 Mart sonrası kurulan Birinci Erim Hükümeti başlangıçta iyiniyetli reform projeleri (toprak ve vergi reformu gibi) hazırladı

Ancak büyük sermaye, kısa vadeli çıkarları nedeniyle bu ekibe karşı cephe aldı ve reformlar başarısızlığa uğradı

İkinci Erim Hükümeti ve sonraki 12 Mart hükümetleri tamamen büyük sermayenin güvenini kazanmaya yönelik adımlar attı

 

Bu ekonomi politikası neticesinde holdingleşen büyük sermaye ve özel bankalar devasa karlar elde ederken; tarım kredileri daraltıldı, küçük esnaf, işçiler ve ücretliler yüksek enflasyon (%70'e yakın) altında ezildi ve reel ücretler geriledi

 

Ankara 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Ali Elverdi: "Bu solcuların dirijanlarından yurdumuz kurtulursa bu memleket refaha, huzura kavuşur."

 

Sıkıyönetim Mahkemeleri

İdarenin yargı denetiminden kaçma çabaları

Hukuk devleti ilkesini taşıyorsa, bunun zorunlu sonucu yargı denetiminin kabulüdür

Kitap toplatmalar, haksız tutuklamalar…

Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması

 

Milli İstihbarat Örgütü

Sınırsız yetkilerle donatılmış, gizliliğe dayanan ve yurttaşları izleyen bir yapı "faşist" bir düzen yaratır.

 

MİT 1965 tarihli ve 644 sayılı yasa ile Başbakanlığa bağlı olarak kuruldu

Görevleri tamamen "Devletin Güvenliği" ve "Milli Politikası" ile sınırlandırıldı

 

Büyüklere Masallar

Süleyman Demirel'in yolsuzluk dosyalarını kapatma "sanatı", Nihat Erim'in "jeopolitik sosyalizm" ve "balyoz" söylemleri, Turhan Feyzioğlu'nun siyasal oportünizmi

 

Belgeden Bilgiye

Mahir Kaynak, Uğur Sani ve Erdal Gökyüzü gibi isimlerin belgelerle kanıtlanmış ajanlık faaliyetleri

 

Suçlu yakalamak veya suç kanıtı üretmek amacıyla "tahrikçi ajan (ajan provokatör)" kullanılması hem evrensel hukuk ilkelerine hem de yürürlükteki yasalara tamamen aykırı

 

Uğur Sani: Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisiyken fikir kulüpleriyle birlikte Çetin Altan'ın bir yazısını bildiri olarak dağıtmaktan yargılanmış, ancak Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin (Esas 1969/134, Karar 1973/220) kararıyla emniyet adına çalıştığı kanıtlanarak beraat ettirilmiştir.

 

Mahir Kaynak: İstanbul İktisat Fakültesi asistanıyken devrimci öğrencilerle ve sendikalarla ilişkiler kurmuş, Madanoğlu davasıyla birlikte MİT görevlisi olduğu ortaya çıkmıştır.

 

ODTÜ'deki eylemlere ve 5 Mart 1971'deki kanlı çatışmaya katılan iki öğrenci Eyüp Temeltaş ve Mahmut Erdoğan

MİT Müsteşarı Korgeneral Nurettin Ersin imzalı 1 Eylül 1971 tarihli resmi yazısı:

“ODTÜ öğrencisi EYÜP TEMELTAŞ, teşkilatımızca kendisinden uzun süre istifade edilmiş bir kimsedir. Adı geçenin durumunun açığa vurulması gerek kendisi, gerekse teşkilatımız yönünden birtakım sakıncalar tevlit edecektir. Bu bakımdan Eyüp Temeltaş'ın durumunu deşifre etmeden takibat dışı bırakılması yerinde bir tedbir olacaktır.”

 

Milli Savunma Bakanına

TİP yöneticilerinin tutuklanmasına karşı çıkan Hakim Yarbay Besim Doğuşlu, Behice Boran ve Sadun Aren'i tahliye eden Hakim Albay Süha Umurhan, yazar Emil Galip Sandalcı'yı tahliye eden Hakim Yarbay Necati Akagündüz ve yazarın kendi davasında (Uğur Alacakaptan ile yargılandığı dava) tahliye kararı veren Topçu Albay Azmi Işıklar derhal görevden uzaklaştırılmıştır.

 

Erim Ansiklopedisi

 

Hukukçu ve Cellat

Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddeleri

1936 (Mussolini Kaynağı): İtalya'dan alınan maddelerin ilk halinde sadece "şiddet kullanarak" kurulu düzeni devirmek suç sayılmıştı.

1938 Değişikliği: "Şiddet kullanmak" tanımı suçun ana unsuru olmaktan çıkarılıp ceza artırım nedeni yapıldı, cezalar düşürüldü.

1946 Değişikliği: Maddelere yeni fıkralar eklenerek cezalar yeniden artırıldı.

1949 Değişikliği: Metindeki "zümre" kelimeleri yerine "sınıf" kelimesi getirildi, cezalar yükseltildi.

1951 Değişikliği: Çok partili dönemde "şiddet" koşulu tamamen çıkarıldı, 141. maddenin cezası 8-15 yıla çıkarılırken bazı suçlar için ölüm cezası öngörüldü.

 

Batı'da demokrasi, söz ve örgütlenme özgürlüğüne dayalı, sınıflar arası barışçıl bir denge rejimidir. Türkiye'de ise demokrasi; mali oligarşinin ve toprak ağalarının çıkarlarını koruma düzenine dönüşmüştür.

 

Sormayalım Mı?

Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Türkiye İşçi Partisi (TİP) yöneticileri sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanırken, aynı mahkemece kapatılan sağ-islamcı Milli Nizam Partisi (MNP) sorumluları serbestçe dolaşmaktadır.

 

Okul işgallerine katılan solcu öğrenciler mahkeme önündeyken, aynı eylemleri yapan sağcı öğrencilere dokunulmamaktadır.

 

Ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak, uyan uyan Gazi Kemal, şu dünyanın işine bak...

 

Taylan Özgür / İstanbul'da güpegündüz vurulmuş, katil zanlısı polis memuru İhsan Çakıcı bu olaydan sonra komiserliğe terfi ettirilmiştir.

 

Milliyetçilik Bu Mu?

12 Mart Muhtırası ile AP iktidarı sarsılsa da, sağ koalisyonlar (AP, DP, MGP) mali oligarşinin çıkarlarını korumak için birleşmiştir.

 

Milliyetçilik; 40 bin köyü okulsuz, yolsuz bırakan, insanları hastane kapılarında öldüren, Anadolu çocuklarını Münih sokaklarında çöpçü yapan düzene karşı halkın insanca yaşaması için verilen savaştır. Halkçı olmayan bir milliyetçilik, faşizmden ve siyasi dolandırıcılıktan başka bir şey değildir.

 

Marifetler

MSP’li bakan, olağanüstü durumlarda ve savaş anında personeli silah altına alınmayacak (sakıncalı/muaf) fabrika ve kurumları listelemiştir. Listenin içinde ünlü moda devi Vakko, İstanbul Giyim, Titiz Konfeksiyon gibi lüks moda "kreasyonlarına" devam edecek kuruluşlar vardır.

Gıda Tarım Bakanı Korkut Özal’ın biraderi Turgut Özal’ın koordinatörlüğünü yaptığı Hacı Ömer Sabancı Holding kuruluşları da seferberlik dışı bırakılmıştır. Dahası, bir savaş anında üretimi durursa "milli felaket" olacağı düşünülen Bohemia Kristal Avize, Görbon Işıl Avize, Jumbo Çatal Bıçak, Arçelik, Eczacıbaşı Seramik gibi tam 572 özel şirket korunmaya alınmıştır.

 

Quısling Kimdir?

İkinci Dünya Savaşı sırasında Norveç’te Hitler’le işbirliği yaparak ülkesini bir müstemleke valisi gibi yöneten Başbakan Vidkun Quisling savaş sonrası idama mahkum edilir.

 

Fransa’da Hitler ordusuyla anlaşarak Vichy Hükümeti’ni kuran Mareşal Petain ve Başbakan Laval ile Türk tarihindeki Vahdettinler, Damat Feritler, Anzavurlar ve Ali Kemaller, kendi siyasal çıkarları ile müstevlilerin (işgalcilerin) emellerini birleştiren tarihsel ihanet simgeleridir.

 

Emperyalizm, günümüzde yoksul ülkelerdeki ulusçu uyanışları ve reform isteklerini bastırmak için "Yeni Quislingler" yani yerli işbirlikçiler kullanmaktadır.

 

Topaçlar

Metin Toker, 12 Mart sonrasında kaleme aldığı "Solda ve Sağda Vuruşanlar" çalışmasında Doğan Avcıoğlu’nun Türkiye’nin Düzeni kitabındaki anti-emperyalist ve tam bağımsızlıkçı fikirleri "beyinleri bulandıran aldatmacalar" olarak niteler.

Toker'in 1 Kasım 1969 tarihli Milliyet gazetesindeki yazısı:

Toker o tarihte aynı kitap için "507'nci sayfasının dibine kadar imzamı atarım, nefis bir inceleme" demiştir.

 

Dostlar

Yılmaz Ergenekon: Adalet Partisi İstanbul Milletvekili

Devlet Planlama Teşkilatı’ndayken nüfuzunu kullanarak Has Holding ve Coca-Cola gibi büyük sermaye gruplarına yüz binlerce dolarlık döviz transferleri sağladı

Ardından bu kurumlardan yüksek maaşlarla yöneticilik (menajerlik) kaparak zenginleşti

Adil Özkol: Ankara Hukuk Fakültesi asistanı ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) yöneticisi

Fikirleri sebebiyle sıkıyönetim mahkemesince 12 yıl 6 ay hapse mahkum edildi

 

Bizi Kim İşletiyor

Türkiye doğuya doğru giden bir gemide, batıya doğru koşan bir adama benzer.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder