Uğur
Mumcu - Suçlular
ve Güçlüler - Notlar
29. Basım, UM:AG Vakfı Yayınları, Ankara, 1996
Uğur Mumcu’nun ölümünün ardından ailesi tarafından,
Mumcu'nun fikri mirasını korumak, arşivini araştırmacılara açmak ve genç
gazetecileri mesleğe kazandırmak amacıyla Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik
Vakfı (um:ag) kurulmuştur.
Atatürkçü, laik, cumhuriyetçi, demokrat bir Türkiye'nin
yılmaz savunucusu; devrimci, hep emekten yana, araştıran ve sorgulayan gazeteci
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 günü otomobiline konan bir bomba ile, inandığı tüm bu
değerler uğruna yaşamını yitirdi.
Önsöz (Doğan Avcıoğlu)
12 Mart Üzerine
12 Mart'ı ve onu hazırlayan ekonomik, toplumsal ve siyasal
nedenleri dikkatle incelemekte yarar var.
1969 ve 1970 yıllarının ekonomik sıkıntıları…
Büyüme hızı 1969'da yüzde 9,4 iken 1970'te yüzde 2,5'e
geriledi, işçi ücretleri ise durma noktasına geldi
Bu koşullarda işverenlerin hoşnutsuzluğu büyürken, işçi
kesiminin tepkileri çoğalmıştır. Çok sayıda sert grevler görülmüş ve 16 Haziran
1970 olaylarıyla işçi tepkisi doruğa ulaşmıştır.
Devamlı suçlanan bir iktidar, ağırlaşan sorunları çözmekte
güçsüz kalmıştır
CIA, büyük burjuvazinin güçsüz olduğu Yunanistan ve benzeri
ülkelerde iç işlere müdahale olanağını bürokrasinin üst kesimlerindeki etkili
kişileri ve gizli polis örgütünü kontrol altında tutarak sağlamaktadır.
12 Mart sonrası kurulan Birinci Erim Hükümeti başlangıçta
iyiniyetli reform projeleri (toprak ve vergi reformu gibi) hazırladı
Ancak büyük sermaye, kısa vadeli çıkarları nedeniyle bu
ekibe karşı cephe aldı ve reformlar başarısızlığa uğradı
İkinci Erim Hükümeti ve sonraki 12 Mart hükümetleri tamamen
büyük sermayenin güvenini kazanmaya yönelik adımlar attı
Bu ekonomi politikası neticesinde holdingleşen büyük sermaye
ve özel bankalar devasa karlar elde ederken; tarım kredileri daraltıldı, küçük
esnaf, işçiler ve ücretliler yüksek enflasyon (%70'e yakın) altında ezildi ve
reel ücretler geriledi
Ankara 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Ali Elverdi:
"Bu solcuların dirijanlarından yurdumuz kurtulursa bu memleket refaha,
huzura kavuşur."
Sıkıyönetim Mahkemeleri
İdarenin yargı denetiminden kaçma çabaları
Hukuk devleti ilkesini taşıyorsa, bunun zorunlu sonucu yargı
denetiminin kabulüdür
Kitap toplatmalar, haksız tutuklamalar…
Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması
Milli İstihbarat Örgütü
Sınırsız yetkilerle donatılmış, gizliliğe dayanan ve
yurttaşları izleyen bir yapı "faşist" bir düzen yaratır.
MİT 1965 tarihli ve 644 sayılı yasa ile Başbakanlığa bağlı
olarak kuruldu
Görevleri tamamen "Devletin Güvenliği" ve
"Milli Politikası" ile sınırlandırıldı
Büyüklere Masallar
Süleyman Demirel'in yolsuzluk dosyalarını kapatma
"sanatı", Nihat Erim'in "jeopolitik sosyalizm" ve
"balyoz" söylemleri, Turhan Feyzioğlu'nun siyasal oportünizmi
Belgeden Bilgiye
Mahir Kaynak, Uğur Sani ve Erdal Gökyüzü gibi isimlerin
belgelerle kanıtlanmış ajanlık faaliyetleri
Suçlu yakalamak veya suç kanıtı üretmek amacıyla
"tahrikçi ajan (ajan provokatör)" kullanılması hem evrensel hukuk
ilkelerine hem de yürürlükteki yasalara tamamen aykırı
Uğur Sani: Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisiyken fikir
kulüpleriyle birlikte Çetin Altan'ın bir yazısını bildiri olarak dağıtmaktan
yargılanmış, ancak Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin (Esas 1969/134, Karar
1973/220) kararıyla emniyet adına çalıştığı kanıtlanarak beraat ettirilmiştir.
Mahir Kaynak: İstanbul İktisat Fakültesi asistanıyken
devrimci öğrencilerle ve sendikalarla ilişkiler kurmuş, Madanoğlu davasıyla
birlikte MİT görevlisi olduğu ortaya çıkmıştır.
ODTÜ'deki eylemlere ve 5 Mart 1971'deki kanlı çatışmaya
katılan iki öğrenci Eyüp Temeltaş ve Mahmut Erdoğan
MİT Müsteşarı Korgeneral Nurettin Ersin imzalı 1 Eylül 1971
tarihli resmi yazısı:
“ODTÜ öğrencisi EYÜP TEMELTAŞ, teşkilatımızca kendisinden
uzun süre istifade edilmiş bir kimsedir. Adı geçenin durumunun açığa vurulması
gerek kendisi, gerekse teşkilatımız yönünden birtakım sakıncalar tevlit
edecektir. Bu bakımdan Eyüp Temeltaş'ın durumunu deşifre etmeden takibat dışı
bırakılması yerinde bir tedbir olacaktır.”
Milli Savunma Bakanına
TİP yöneticilerinin tutuklanmasına karşı çıkan Hakim Yarbay
Besim Doğuşlu, Behice Boran ve Sadun Aren'i tahliye eden Hakim Albay Süha
Umurhan, yazar Emil Galip Sandalcı'yı tahliye eden Hakim Yarbay Necati
Akagündüz ve yazarın kendi davasında (Uğur Alacakaptan ile yargılandığı dava)
tahliye kararı veren Topçu Albay Azmi Işıklar derhal görevden
uzaklaştırılmıştır.
Erim Ansiklopedisi
Hukukçu ve Cellat
Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddeleri
1936 (Mussolini Kaynağı): İtalya'dan alınan maddelerin ilk
halinde sadece "şiddet kullanarak" kurulu düzeni devirmek suç
sayılmıştı.
1938 Değişikliği: "Şiddet kullanmak" tanımı suçun
ana unsuru olmaktan çıkarılıp ceza artırım nedeni yapıldı, cezalar düşürüldü.
1946 Değişikliği: Maddelere yeni fıkralar eklenerek cezalar
yeniden artırıldı.
1949 Değişikliği: Metindeki "zümre" kelimeleri
yerine "sınıf" kelimesi getirildi, cezalar yükseltildi.
1951 Değişikliği: Çok partili dönemde "şiddet"
koşulu tamamen çıkarıldı, 141. maddenin cezası 8-15 yıla çıkarılırken bazı
suçlar için ölüm cezası öngörüldü.
Batı'da demokrasi, söz ve örgütlenme özgürlüğüne dayalı,
sınıflar arası barışçıl bir denge rejimidir. Türkiye'de ise demokrasi; mali
oligarşinin ve toprak ağalarının çıkarlarını koruma düzenine dönüşmüştür.
Sormayalım Mı?
Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Türkiye İşçi Partisi
(TİP) yöneticileri sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanırken, aynı mahkemece
kapatılan sağ-islamcı Milli Nizam Partisi (MNP) sorumluları serbestçe
dolaşmaktadır.
Okul işgallerine katılan solcu öğrenciler mahkeme
önündeyken, aynı eylemleri yapan sağcı öğrencilere dokunulmamaktadır.
Ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak, uyan uyan Gazi
Kemal, şu dünyanın işine bak...
Taylan Özgür / İstanbul'da güpegündüz vurulmuş, katil
zanlısı polis memuru İhsan Çakıcı bu olaydan sonra komiserliğe terfi
ettirilmiştir.
Milliyetçilik Bu Mu?
12 Mart Muhtırası ile AP iktidarı sarsılsa da, sağ
koalisyonlar (AP, DP, MGP) mali oligarşinin çıkarlarını korumak için
birleşmiştir.
Milliyetçilik; 40 bin köyü okulsuz, yolsuz bırakan,
insanları hastane kapılarında öldüren, Anadolu çocuklarını Münih sokaklarında
çöpçü yapan düzene karşı halkın insanca yaşaması için verilen savaştır. Halkçı
olmayan bir milliyetçilik, faşizmden ve siyasi dolandırıcılıktan başka bir şey
değildir.
Marifetler
MSP’li bakan, olağanüstü durumlarda ve savaş anında
personeli silah altına alınmayacak (sakıncalı/muaf) fabrika ve kurumları
listelemiştir. Listenin içinde ünlü moda devi Vakko, İstanbul Giyim, Titiz
Konfeksiyon gibi lüks moda "kreasyonlarına" devam edecek kuruluşlar
vardır.
Gıda Tarım Bakanı Korkut Özal’ın biraderi Turgut Özal’ın
koordinatörlüğünü yaptığı Hacı Ömer Sabancı Holding kuruluşları da seferberlik
dışı bırakılmıştır. Dahası, bir savaş anında üretimi durursa "milli
felaket" olacağı düşünülen Bohemia Kristal Avize, Görbon Işıl Avize, Jumbo
Çatal Bıçak, Arçelik, Eczacıbaşı Seramik gibi tam 572 özel şirket korunmaya
alınmıştır.
Quısling Kimdir?
İkinci Dünya Savaşı sırasında Norveç’te Hitler’le işbirliği
yaparak ülkesini bir müstemleke valisi gibi yöneten Başbakan Vidkun Quisling savaş
sonrası idama mahkum edilir.
Fransa’da Hitler ordusuyla anlaşarak Vichy Hükümeti’ni kuran
Mareşal Petain ve Başbakan Laval ile Türk tarihindeki Vahdettinler, Damat
Feritler, Anzavurlar ve Ali Kemaller, kendi siyasal çıkarları ile müstevlilerin
(işgalcilerin) emellerini birleştiren tarihsel ihanet simgeleridir.
Emperyalizm, günümüzde yoksul ülkelerdeki ulusçu uyanışları
ve reform isteklerini bastırmak için "Yeni Quislingler" yani yerli
işbirlikçiler kullanmaktadır.
Topaçlar
Metin Toker, 12 Mart sonrasında kaleme aldığı "Solda ve
Sağda Vuruşanlar" çalışmasında Doğan Avcıoğlu’nun Türkiye’nin Düzeni
kitabındaki anti-emperyalist ve tam bağımsızlıkçı fikirleri "beyinleri
bulandıran aldatmacalar" olarak niteler.
Toker'in 1 Kasım 1969 tarihli Milliyet gazetesindeki yazısı:
Toker o tarihte aynı kitap için "507'nci sayfasının
dibine kadar imzamı atarım, nefis bir inceleme" demiştir.
Dostlar
Yılmaz Ergenekon: Adalet Partisi İstanbul Milletvekili
Devlet Planlama Teşkilatı’ndayken nüfuzunu kullanarak Has
Holding ve Coca-Cola gibi büyük sermaye gruplarına yüz binlerce dolarlık döviz
transferleri sağladı
Ardından bu kurumlardan yüksek maaşlarla yöneticilik
(menajerlik) kaparak zenginleşti
Adil Özkol: Ankara Hukuk Fakültesi asistanı ve Türkiye İşçi
Partisi (TİP) yöneticisi
Fikirleri sebebiyle sıkıyönetim mahkemesince 12 yıl 6 ay
hapse mahkum edildi
Bizi Kim İşletiyor
Türkiye doğuya doğru giden bir gemide, batıya doğru koşan
bir adama benzer.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder