15 Nisan 2022 Cuma

George Thomson - Tragedyanın Kökeni / Aiskhylos ve Atina - Notlar

George Thomson - Tragedyanın Kökeni - Notlar

Aiskhylos ve Atina

Mütercim: Mehmet H. Doğan, 2. Basım, Payel Yayınları, 2004

 


Önsöz

Kitabın amacı Aiskhylos’un oyunlarını Yunan toplumunun genel evrimi ve özellikle kabile toplumundan devlete geçiş süreci çerçevesinde yeniden yorumlamaktır.

 

Antik Yunan tragedyaları derslikler için değil; büyük ulusal şenliklerin parçası olarak geniş halk kitlelerine hitap eden tiyatrolar için yazıldı.

 

Giriş

Yunan tragedyası, Atina demokrasisinin rastlantısal bir ürünü değil, doğrudan belirleyici bir işlevidir. Biçimi, içeriği ve çöküşü, içinde doğduğu toplumsal yapının (kabile toplumundan kent-devlete geçiş) evrimine bağlıdır.

 

Ege coğrafyasının adalar ve vadilerle parçalanmış yapısı, merkezi siyasal iktidarları zorlaştırmış, iç gelişmenin ve özerk kent-devletlerin (polis) önünü açmıştır. Bu durum, geleneklerin bozulmadan korunmasını ve toplumsal aşamaların gözlemlenebilmesini sağlamıştır.

 

Aiskhylos hem dövüşen bir demokrat hem de kökleri eski Attika soyluluğuna ve ilkel kabile geleneklerine dayanan bir yurttaştır.

Aiskhylos’un zihnindeki temel soru şudur: Kabile toplumundaki kutsal gelenekler, nasıl oldu da demokratik kent-devletine (polis) evrildi? Onu anlamak, Avrupa uygarlığının ve toplumsal dönüşümün kökenlerini anlamaktır.

 

Yunanlıların yaşam görüşü veya sanatı, onların "ırksal doğasından" değil, maddi varlıklarını sürdürme tarzlarından (üretim biçimleri) doğmuştur.

 

Geçmişi yazan kişi, bugünün toplumsal ilişkilerinden etkilenir.

Mevcut düzeni onaylayanlar Yunan tarihinde sabit ve mutlak değerler arar.

Değişimi savunanlar (devrimci bakış) ise Yunan tarihini sürekli bir değişim ve mücadele süreci olarak görür.

 

Kent-devleti anlamak için, onun artık ne olmadığını (kabile yapısını) anlamak gerekir.

 

BİRİNCİ BÖLÜM: KABİLE TOPLUMU

Totemcilik

Kabile toplumunun ilkel aşamalarındaki temel dinsel örgütlenme biçimi totemciliktir.

Kabileyi oluşturan klanlar, kendilerini belirli bir doğal nesneyle (totemle) akraba sayarlar; totemi yemeleri yasaklanmıştır (tabu) ve onun sayısını artırmak için ritüeller düzenlerler. Totemcilik, ilkel sürünün besin kaynaklarına ulaşmak için bölünmesi ve klanların birbirleri için üretim yaparak dayanışması ilkesine dayanır.

Kabilenin yapısı, ekonomik değişikliklere bağlı olarak dağılınca, insanların ve hayvanların birbiriyle akraba oldukları fikri de son bulur ve yabanıl çığlıkları, kendinden geçme hareketleri ve esritici ritmiyle yansılama töreni çok çeşitli, ikinci dereceden etkinliklere dönüşür; şiir, müzik ve dans sanatları da bunlardan ortaya çıkar.

 

Dıştan Evlenme

Hint-Avrupa dillerindeki akrabalık terimleri (örneğin phrater) özgün olarak tekil biyolojik kardeşliği değil, fratri içindeki yoldaşlığı ve sınıflandırma ilkesini ifade eder.

Yunan toplumunun erken evrelerinde, Minos Girit'inde ve mitolojik aktarımlarda (Kekrops miti, Calydonia avı) anayanlı soy-sop ve anayanlı kalıtçılık izleri mevcuttur. Ancak Hint-Avrupa göçleri ve fetihler sonucu babayanlı düzen egemen olmuş, yerli ana tanrıça ile göçmen baba tanrının birleşmesi tanrıbilime yansırken kadının toplumdaki konumu gerilemiştir.

Servet birikimi, konuksever hediye değişimini takasa dönüştürmüş ve klan içi çatışmaları tetiklemiştir.

 

Mülkiyet

Kabile toplumunda servetin kolektif dağıtılışı Moira (pay, kader) kavramıyla kavranmıştır.

Moira fikri sırasıyla yiyeceğin paylaşılması (avcılık), ganimetin bölünmesi ve toprağın kurayla bölüştürülmesi (tarım) aşamalarından evrimleşmiştir.

Üç Kader Tanrıçası (Moirai: Klotho, Lachesis, Atropos) doğumu, toplumsal işbölümünü ve klan törelerini simgeler.

Klan uğraşlarının kalıtsallaşması tanrılar arasındaki işbölümüne yansımış; yerleşik sınırların ve payların aşılması ise ceza yetkesini taşıyan Erinysler ve Dike (Adalet) kavramıyla denetlenmiştir.

 

İKİNCİ BÖLÜM: KABİLEDEN DEVLETE

Monarşi

Ege coğrafyasındaki göçler ve Dor akınları sonrasında Minos uygarlığı yıkılmış, askeri fatihler zengin hazineleri yağmalayarak askeri hanedanlıklar ve monarşiler kurmuşlardır.

Askeri fethe dayalı bu yönetici sınıf, kabile kurumlarından bağımsız kişisel bağlılıklara dayanan bir yapı geliştirmiştir. Bu dönemde dinsel ritüellerden bağımsızlaşan epik şiir sanatı (Homeros destanları) doğmuş; eyleme hazırlayan kolektif koral şiirin aksine, askeri aristokrasinin dinlenmesini ve bireysel kahramanlık serüvenlerini öven saray ozanlığı gelişmiştir.

Monarşinin çöküşüyle ozanlar halk arasına dağılmış, Hesiodos ile çiftçilik ve halk bilgeliği öğretici şiire dönüştürülmüştür.

 

Aristokrasi

Monarşinin gerilemesiyle toprak mülkiyetinin temeli olan özel kabile toprakları (temenos) aristokratik ailelerin (Eupatridai) elinde toplanmış, ortak klan toprakları çitle çevrilerek köle emeğiyle işlenmeye başlanmıştır.

Aristokratlar dinsel geleneklerin ve adaletin sözcüsü kesilerek yetkilerini mülkiyetlerini korumak için kullanmış ve kabileden devlete geçişi sağlamışlardır. Kan davalarının ve adam öldürme yasasının klandan devlete devredilmesi bu geçişin göstergesidir. Bu toplumsal altüst oluş İonia felsefesine kaynaklık etmiş; Anaksimandros evrenin düzenini (kosmos) kabile düzeni, lonca rekabeti ve adalet (dike) terimleriyle açıklamıştır.

 

Tiranlık

Ticaretin gelişmesi ve para ekonomisine geçişle birlikte tüccar sınıfı güçlenmiş, soyluların politik tekelini yıkan tiranlık rejimleri ortaya çıkmıştır.

Atina'da köylülerin borç tefeciliği yüzünden topraksızlaşması üzerine Solon reformları yapılmış, köylüler özgürleştirilse de toprak dağıtılmadığı için ucuz sanayi emeği oluşmuştur.

Tiran Peisistratos köylüleri desteklemiş, aristokratik klan tapımlarına karşı halka ait Dionysos tapımını resmileştirerek Dionysia Kenti festivalini kurmuş ve Homeros şiirlerini düzenletmiştir.

Tiranlık devrimci bir aşama olmuş, feodal zihniyete ağır bir darbe indirirken sermaye egemenliğine zemin hazırlamıştır.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DRAMANIN KÖKENİ

Erginleme

İlkel avcı kabilelerde topluluğa ve ergin yaşama katılım simgesel ölüp yeniden doğma ritüellerini içeren erginleme (initiation) törenleriyle gerçekleşir. Bu törenlerde ergenlik çağına gelen aday sembolik olarak bir ruh tarafından yutulur ve yeniden kusulur veya öldürülüp diriltilir.

Sparta'daki agela eğitimi, Atina'daki Apatouria şenlikleri ve epheboi kurumu bu kabile erginlemesinin izlerini taşır.

Zeus ve Dionysos'un doğumu mitleri (Kureta'ların Zeus'u saklaması, Titanların Dionysos'u parçalaması) erginleme ritüellerinin dinsel mitleşmesidir.

Eleusis Gizemleri (Mysteria) de başlangıçta kabilenin tarımsal erginleme ve bereket büyüsü töreniyken zamanla devlet kontrolünde gizem dinine dönüştürülmüştür.

 

Dionysos

Yunan tanrıları yerel kabile ritüellerinin evrimleşmiş ürünleridir.

Dionysos tapımı temelde tarımsal büyüye, mevsimlik doğa döngülerine (kışın ölümü, baharda doğanın yeniden dirilişi) ve cinsel erginlemeye dayanır.

Euripides'in Bakkhalar oyununda görülen Pentheus'un parçalanması (sparagmos), kadınlardan oluşan gizli büyü cemiyetlerinin (thiasos) ilkel totemci adak ve komünyon ayinlerinin trajik yansımasıdır. Bu cemiyetlerde geyik, boğa veya sarmaşık kılığına girilip tanrı parçalanıp yenir, böylece doğanın bereket gücü yenilenir.

 

Orfecilik

Tiranlar döneminde Dionysos tapımı kentleşirken, toprağından sürülmüş köylülerin, madencilerin ve ezilen kitlelerin acılarını yansıtan mistik bir alt-kültür olarak Orfecilik (Orphism) doğmuştur.

Orfeci mitolojide insanın ruhu ilahi (Dionysos), bedeni ise çamur/kötü (Titan) parçalardan oluşur. Kölelik ve ağır çalışma koşullarını ifade eden "zorunluluk" (ananke) ve "boyunduruk" kavramları Orfecilikte "Doğum/Kader Çemberi" simgesine dönüştürülmüştür. İnsan bu çemberden arınma ritüelleriyle kurtulup ölümden sonra esenliğe (eudaimonia) kavuşmayı amaçlar.

 

Dithyrambos

Kent Dionysia festivali ilk gün bir geçit alayı (pompe), kurban törenleri, koroların yarışması (agon) ve zafer/eğlence yürüyüşü (komos) sırasını izlerdi. Bu festivalde söylenen Dithyrambos, dinsel bir ilahi olup başlangıçta kadınların thiasos ayinlerine aitti.

Thiasos'ların dağılması ve koro önderinin (exarchon) orkestranın ortasındaki altarda durup koro ile karşılıklı söyleşmeye girmesiyle dinsel ritüel tiyatroya evrilmiştir.

Aristoteles'in de belirttiği gibi tragedya sanatı dithyrambos önderlerinin koro ile girdiği bu lirik diyalogdan doğmuştur.

 

Tragedya

Tragedya sahnesinde birinci oyuncuyu Thespis, ikinci oyuncuyu Aiskhylos, üçüncü oyuncuyu ise Sophokles eklemiştir. İkinci oyuncunun eklenmesiyle koro aradan çıkarılarak iki oyuncu arasında doğrudan diyalog kurulabilmiş ve olay dizisi geliştirilmiştir.

Eski dithyrambos ve erginleme ayinlerinin izleri tragedyada korunmuştur: koro orkestraya girer (parados), stasimon söyler, tanınma (anagnorisis), talih değişimi (peripeteia), ağıt (kommos) ve bilmece gibi dizelerle yapılan soru-yanıt diyalogları (stichomythia) gerçekleşir. Sahne binası (skene) köylerde gezgin arabalarla dolaşan oyuncu loncalarının çadırından evrilmiştir.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: AİSKHYLOS

Demokrasi

Kleisthenes'in reformları eski aristokratik klanların güç kaynağı olan kabile ve fratri yapısını bozmuş; yerellik esasına dayalı 10 yeni kabile ve 30 trittyes kurmuştur. Böylece soysoyluluk ayrıcalıkları yıkılmış, orta sınıfın yükselişiyle isonomia (yasa önünde eşitlik) ilkesi egemen olmuştur.

Felsefede Pythagorasçıların "zıtların uzlaşması ve ortalamada erimesi" kuramı, sınıf savaşımının demokrasi içinde çözüldüğü düşüncesini ve toplumsal barışı yansıtmıştır. Aiskhylos bu demokratik devrimin zaferini ve zıtların uzlaşmasını şiirinde harmanlamıştır.

Zıtların ortalamada erimesi kuramı, orta sınıfın toprak sahipleriyle serfler arasında bir aracı olarak yükselişiyle doğmuştu... Demokratik devrimden sonra / dünya düzeni, birbirine karışarak, birbiri içinde eriyerek artık zıt olmaktan çıkmış olan zıtların uzun süren kavgasının durması olarak görünüyordu onlara...

 

Atina ve Pers Eli

Atina toplumunun yapısı, köle emeğinin gelişmesi ve Pers aleyhtarı konfederasyonun bir Atina İmparatorluğuna dönüşmesiyle alttan alta fakat hızla biçim değiştiriyordu...

Demokratik kent-devlette eski klan gelenekleri yerini kurumsal yasalara bırakırken, Atina imparatorlaşma yoluna girmiş ve köle emeği yaygınlaşmıştır. Toplumsal çatışmaların çözümü aristokrasinin dinsel tekelinden çıkarılıp halk mahkemelerine devredilmiş, tiyatro bu devrimci dönüşümün kamusal arenası haline gelmiştir.

 

Dörtleme

Kent Dionysia yarışmalarında her tragedya yazarı üç tragedya ve bir satir oyunundan oluşan bir "dörtleme" (tetralogy) sunardı.

Satir oyunu tragedya yapısında fakat burlesk/komik tonda olup korosu yarı insan yarı hayvan satirlerden oluşurdu.

Aristoteles'in tragedyanın başlangıçta "satir benzeri ve hafif/kaba" olduğu ifadesi, tragedyadaki komik öğenin zamanla ayırt edilip satir oyuna ve komedyaya aktarıldığını gösterir.

Komedya (komoidia = komos şarkısı) ise bereket ritüellerindeki fallus ilahilerinden ve sahte dövüşlerden evrilmiştir.

Aiskhylos üç tragedyayı organik bir bütün (üçleme) halinde birleştirerek üç kuşağın tarihsel/toplumsal çatışmasını işlemiştir.

 

Oresteia

Oresteia üçlemesi (Agamemnon, Sunu Taşıyanlar, Hayırlı Tanrıçalar) Atreus soyunun üç kuşaklık lanetini anlatır.

Agamemnon kızı İphigenia'yı kurban ettiği için karısı Klyteimnestra tarafından öldürülür; Orestes babasının öcünü almak için annesi Klyteimnestra'yı öldürür; anasının Erinysleri (öç cinleri) Orestes'in peşine düşer. Son oyunda Athena Atina'da Areopagus mahkemesini kurar; jüri oyları eşit çıkınca Athena'nın oyuyla Orestes aklanır ve Erinys'ler kentin koruyucu tanrıçalarına (Eumenides) dönüştürülür.

Bu mit ilkel anasoylu kan davası ve kabile töresi ile babasoylu devlet hukuku ve demokratik yargı arasındaki tarihsel geçişi ve uzlaşmayı simgeler.

 

İlk Oyunlar

Aiskhylos'un günümüze ulaşan ilk oyunları Persler, Thebai'ye Karşı Yedi Kişi ve Yakarıcılardır. Persler tarihsel bir olayı (Salamis zaferini) işler; aşırı zenginlik ve gururun (hybris) tanrısal cezalandırılışını Pers sarayının gözünden anlatır.

Thebai'ye Karşı Yedi Kişi, Oidipus'un laneti yüzünden iki kardeşin (Eteokles ve Polyneikes) birbiriyle savaşıp ölmesini ve klanın çöküşüne karşın devletin yaşamasını konu alır. Yakarıcılar ise Mısır'dan Argos'a kaçan Danaos kızlarının kuzenleriyle zorla evlenmeye karşı çıkışını işler; kız kalıtçı yasası ve ataerkil bağımlılık tartışılır.

 

Prometheus

Zincire Vurulmuş Prometheus üçlemesinde Prometheus, insanlığa ateşi, uygarlığı, el zanaatlarını ve bilimi verdiği için Zeus tarafından kayaya zincirlenir.

Zeus tiranlığı ve amansız gücü, Prometheus ise insanlığın ilerlemesini, direnişini ve aklı simgeler. Üçlemenin sonraki oyunlarında (Kurtulmuş Prometheus, Ateşi Taşıyan Prometheus) Herakles'in araya girmesi ve Prometheus'un gizini açıklamasıyla Zeus ile Prometheus uzlaşır.

İnsanın acı çekerek akıllanması ve zorunluluğa karşı uygarlık mücadelesi felsefi boyutta işlenir.

 

Aiskhylos'tan Sonra

Aiskhylos'tan sonra Sophokles ve Euripides döneminde bağlı üçlemeler terk edilmiş, tekil tragedyaya dönülmüştür.

Sophokles'te (Kral Oidipus, Elektra) insanın trajik yazgısı ve eylemlerinin kendi zıttına dönüşmesi (peripeteia) işlenir; kahraman kendi niyetinin tersi sonuç doğurarak felaketini hazırlar.

Euripides ise kent-devletin ve devlet dininin çöküşünü, kadınların ve kölelerin ezilmişliğini, tutkuların ve akıldışılığın yıkıcılığını (Medea, Bakkhalar, Troyalı Kadınlar) radikal bir eleştirellikle sergiler.

Peloponnesos Savaşları ve sınıfsal bölünmeler tragedyayı kolektif bir tapım olmaktan çıkarıp bireysel kadere dönüştürmüş, zamanla tiyatro gerilemiştir.

 

Acıma ve Korku

Aristoteles'e göre tragedyanın toplumsal ve psikolojik işlevi, seyircide acıma ve korku duyguları uyandırarak ruhsal bir arınma (katharsis) gerçekleştirmektir.

Aristoteles tragedyanın işlevinin 'acıma ve korku yoluyla bu tür coşkuların bedenden temizlenmesini gerçekleştirmek' olduğunu söylerken, tiyatroya gidenlerin yaşantısını, aslında kökenini aldığı dinsel yaşantı terimleriyle anlatmış oluyordu.

Katharsis kavramının kökeni dinsel ayinlerdeki (Dionysos cümbüşleri, Korybant dansları) histeri ve coşkunluk nöbetlerinin ritüel aracılığıyla boşaltılmasına dayanır.

Toplumsal değişimin ve sınıfsal çatışmaların bireyde yarattığı ruhsal baskılar ve kaygılar, tiyatroda trajik kahramanın kaderi üzerinden dışa vurularak hafifletilir ve toplumsal denge korunur.

 

Zamandizinsel Tablo

M.Ö. 2800: Ege'de Tunç Çağı'nın başlangıcı.

M.Ö. 1800: Yunan göçlerinin başlangıcı.

M.Ö. 1450 - 1400: Knossos'un düşüşü, Akha hegemonyası ve Mykene'nin yükselişi.

M.Ö. 1230 - 1184: Theseus'un Atina krallığı, Thebai Seferi ve Troya'nın Düşüşü (Mitosların ve Homeros destanlarının tarihsel arka planı).

M.Ö. 1050: Demir Çağı'nın başlangıcı, Dor yayılması ve İonia kolonizasyonu.

M.Ö. 900 - 800: İlyada ve Odysseia destanlarının teşekkülü.

M.Ö. 750 - 700: İtalya ve Sicilya kolonizasyonu; Phrygia Kralı Midas dönemi.

M.Ö. 687 - 652: Lydia Kralı Gyges dönemi ve İonia'da metal paranın yayılması (Sınıflı toplumun gelişiminde kritik dönüm noktası).

M.Ö. 632 - 621: Atina'da Kylon darbe girişimi ve Drakon Yasaları.

M.Ö. 600 - 590: Korinthos, Lesbos ve Sikyon tiranlıkları; Solon Reformları (Atina'da borç köleliğinin kaldırılması ve toplumsal sınıfların yeniden düzenlenmesi).

M.Ö. 561 - 527: Peisistratos Tiranlığı (Sürgünler, restorasyonlar ve Atina kentsel kültürünün/şenliklerinin gelişimi).

M.Ö. 546 - 538: Perslerin Sardis'i fethi, Asya Yunanistanı'nı işgali ve Babil'i alışı (Doğu tehdidinin belirmesi).

M.Ö. 508 - 507: Kleisthenes Reformları (Kabile temelli yapıdan bölgesel/demokratik demos yapısına geçiş — Atina demokrasisinin doğuşu).

M.Ö. 499 - 494: İonia Ayaklanması ve Miletos'un düşüşü.

M.Ö. 490: Maraton Savaşı (Aiskhylos'un bizzat katıldığı savaş).

M.Ö. 480: Salamis Deniz Savaşı (Perslere karşı zafer ve Atina deniz gücünün yükselişi).

M.Ö. 463 - 461: Areopagus Konseyi Reformu (Eski soylular meclisinin yetkilerinin sınırlandırılması).

M.Ö. 431 - 404: Peloponnesos Savaşı'nın patlaması (Sparta - Atina çatışması).

M.Ö. 429: Perikles'in ölümü.

M.Ö. 411 - 403: Atina'da oligarşik karşıdevrimler, Otuz Tiranlar dönemi ve Spartan müdahalesi.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder