George
Thomson - Tragedyanın Kökeni -
Notlar
Aiskhylos ve Atina
Mütercim: Mehmet H. Doğan, 2. Basım, Payel Yayınları, 2004
Önsöz
Kitabın amacı Aiskhylos’un oyunlarını Yunan toplumunun genel
evrimi ve özellikle kabile toplumundan devlete geçiş süreci çerçevesinde
yeniden yorumlamaktır.
Antik Yunan tragedyaları derslikler için değil; büyük ulusal
şenliklerin parçası olarak geniş halk kitlelerine hitap eden tiyatrolar için
yazıldı.
Giriş
Yunan tragedyası, Atina demokrasisinin rastlantısal bir
ürünü değil, doğrudan belirleyici bir işlevidir. Biçimi, içeriği ve çöküşü,
içinde doğduğu toplumsal yapının (kabile toplumundan kent-devlete geçiş)
evrimine bağlıdır.
Ege coğrafyasının adalar ve vadilerle parçalanmış yapısı,
merkezi siyasal iktidarları zorlaştırmış, iç gelişmenin ve özerk
kent-devletlerin (polis) önünü açmıştır. Bu durum, geleneklerin
bozulmadan korunmasını ve toplumsal aşamaların gözlemlenebilmesini sağlamıştır.
Aiskhylos hem dövüşen bir demokrat hem de kökleri eski
Attika soyluluğuna ve ilkel kabile geleneklerine dayanan bir yurttaştır.
Aiskhylos’un zihnindeki temel soru şudur: Kabile
toplumundaki kutsal gelenekler, nasıl oldu da demokratik kent-devletine (polis)
evrildi? Onu anlamak, Avrupa uygarlığının ve toplumsal dönüşümün kökenlerini
anlamaktır.
Yunanlıların yaşam görüşü veya sanatı, onların "ırksal
doğasından" değil, maddi varlıklarını sürdürme tarzlarından (üretim
biçimleri) doğmuştur.
Geçmişi yazan kişi, bugünün
toplumsal ilişkilerinden etkilenir.
Mevcut düzeni onaylayanlar Yunan tarihinde sabit ve mutlak
değerler arar.
Değişimi savunanlar (devrimci bakış) ise Yunan tarihini
sürekli bir değişim ve mücadele süreci olarak görür.
Kent-devleti anlamak için, onun artık ne olmadığını (kabile
yapısını) anlamak gerekir.
BİRİNCİ BÖLÜM: KABİLE TOPLUMU
Totemcilik
Kabile toplumunun ilkel aşamalarındaki temel dinsel
örgütlenme biçimi totemciliktir.
Kabileyi oluşturan klanlar, kendilerini belirli bir doğal
nesneyle (totemle) akraba sayarlar; totemi yemeleri yasaklanmıştır (tabu)
ve onun sayısını artırmak için ritüeller düzenlerler. Totemcilik, ilkel sürünün
besin kaynaklarına ulaşmak için bölünmesi ve klanların birbirleri için üretim
yaparak dayanışması ilkesine dayanır.
Kabilenin yapısı, ekonomik değişikliklere bağlı olarak
dağılınca, insanların ve hayvanların birbiriyle akraba oldukları fikri de son
bulur ve yabanıl çığlıkları, kendinden geçme hareketleri ve esritici ritmiyle
yansılama töreni çok çeşitli, ikinci dereceden etkinliklere dönüşür; şiir,
müzik ve dans sanatları da bunlardan ortaya çıkar.
Dıştan Evlenme
Hint-Avrupa dillerindeki akrabalık terimleri (örneğin phrater)
özgün olarak tekil biyolojik kardeşliği değil, fratri içindeki yoldaşlığı ve
sınıflandırma ilkesini ifade eder.
Yunan toplumunun erken evrelerinde, Minos Girit'inde ve
mitolojik aktarımlarda (Kekrops miti, Calydonia avı) anayanlı soy-sop ve
anayanlı kalıtçılık izleri mevcuttur. Ancak Hint-Avrupa göçleri ve fetihler
sonucu babayanlı düzen egemen olmuş, yerli ana tanrıça ile göçmen baba tanrının
birleşmesi tanrıbilime yansırken kadının toplumdaki konumu gerilemiştir.
Servet birikimi, konuksever hediye değişimini takasa
dönüştürmüş ve klan içi çatışmaları tetiklemiştir.
Mülkiyet
Kabile toplumunda servetin kolektif dağıtılışı Moira
(pay, kader) kavramıyla kavranmıştır.
Moira fikri sırasıyla yiyeceğin paylaşılması (avcılık),
ganimetin bölünmesi ve toprağın kurayla bölüştürülmesi (tarım) aşamalarından
evrimleşmiştir.
Üç Kader Tanrıçası (Moirai: Klotho, Lachesis,
Atropos) doğumu, toplumsal işbölümünü ve klan törelerini simgeler.
Klan uğraşlarının kalıtsallaşması tanrılar arasındaki
işbölümüne yansımış; yerleşik sınırların ve payların aşılması ise ceza
yetkesini taşıyan Erinysler ve Dike (Adalet) kavramıyla
denetlenmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM: KABİLEDEN DEVLETE
Monarşi
Ege coğrafyasındaki göçler ve Dor akınları sonrasında Minos
uygarlığı yıkılmış, askeri fatihler zengin hazineleri yağmalayarak askeri
hanedanlıklar ve monarşiler kurmuşlardır.
Askeri fethe dayalı bu yönetici sınıf, kabile kurumlarından
bağımsız kişisel bağlılıklara dayanan bir yapı geliştirmiştir. Bu dönemde
dinsel ritüellerden bağımsızlaşan epik şiir sanatı (Homeros destanları) doğmuş;
eyleme hazırlayan kolektif koral şiirin aksine, askeri aristokrasinin
dinlenmesini ve bireysel kahramanlık serüvenlerini öven saray ozanlığı
gelişmiştir.
Monarşinin çöküşüyle ozanlar halk arasına dağılmış, Hesiodos
ile çiftçilik ve halk bilgeliği öğretici şiire dönüştürülmüştür.
Aristokrasi
Monarşinin gerilemesiyle toprak mülkiyetinin temeli olan
özel kabile toprakları (temenos) aristokratik ailelerin (Eupatridai)
elinde toplanmış, ortak klan toprakları çitle çevrilerek köle emeğiyle
işlenmeye başlanmıştır.
Aristokratlar dinsel geleneklerin ve adaletin sözcüsü
kesilerek yetkilerini mülkiyetlerini korumak için kullanmış ve kabileden
devlete geçişi sağlamışlardır. Kan davalarının ve adam öldürme yasasının
klandan devlete devredilmesi bu geçişin göstergesidir. Bu toplumsal altüst oluş
İonia felsefesine kaynaklık etmiş; Anaksimandros evrenin düzenini (kosmos)
kabile düzeni, lonca rekabeti ve adalet (dike) terimleriyle
açıklamıştır.
Tiranlık
Ticaretin gelişmesi ve para ekonomisine geçişle birlikte
tüccar sınıfı güçlenmiş, soyluların politik tekelini yıkan tiranlık rejimleri
ortaya çıkmıştır.
Atina'da köylülerin borç tefeciliği yüzünden
topraksızlaşması üzerine Solon reformları yapılmış, köylüler özgürleştirilse de
toprak dağıtılmadığı için ucuz sanayi emeği oluşmuştur.
Tiran Peisistratos köylüleri desteklemiş, aristokratik klan
tapımlarına karşı halka ait Dionysos tapımını resmileştirerek Dionysia Kenti
festivalini kurmuş ve Homeros şiirlerini düzenletmiştir.
Tiranlık devrimci bir aşama olmuş, feodal zihniyete ağır bir
darbe indirirken sermaye egemenliğine zemin hazırlamıştır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DRAMANIN KÖKENİ
Erginleme
İlkel avcı kabilelerde topluluğa ve ergin yaşama katılım
simgesel ölüp yeniden doğma ritüellerini içeren erginleme (initiation)
törenleriyle gerçekleşir. Bu törenlerde ergenlik çağına gelen aday sembolik
olarak bir ruh tarafından yutulur ve yeniden kusulur veya öldürülüp diriltilir.
Sparta'daki agela eğitimi, Atina'daki Apatouria
şenlikleri ve epheboi kurumu bu kabile erginlemesinin izlerini taşır.
Zeus ve Dionysos'un doğumu mitleri (Kureta'ların Zeus'u
saklaması, Titanların Dionysos'u parçalaması) erginleme ritüellerinin dinsel
mitleşmesidir.
Eleusis Gizemleri (Mysteria) de başlangıçta kabilenin
tarımsal erginleme ve bereket büyüsü töreniyken zamanla devlet kontrolünde
gizem dinine dönüştürülmüştür.
Dionysos
Yunan tanrıları yerel kabile ritüellerinin evrimleşmiş
ürünleridir.
Dionysos tapımı temelde tarımsal büyüye, mevsimlik doğa
döngülerine (kışın ölümü, baharda doğanın yeniden dirilişi) ve cinsel
erginlemeye dayanır.
Euripides'in Bakkhalar oyununda görülen Pentheus'un
parçalanması (sparagmos), kadınlardan oluşan gizli büyü cemiyetlerinin (thiasos)
ilkel totemci adak ve komünyon ayinlerinin trajik yansımasıdır. Bu cemiyetlerde
geyik, boğa veya sarmaşık kılığına girilip tanrı parçalanıp yenir, böylece
doğanın bereket gücü yenilenir.
Orfecilik
Tiranlar döneminde Dionysos tapımı kentleşirken, toprağından
sürülmüş köylülerin, madencilerin ve ezilen kitlelerin acılarını yansıtan
mistik bir alt-kültür olarak Orfecilik (Orphism) doğmuştur.
Orfeci mitolojide insanın ruhu ilahi (Dionysos), bedeni ise
çamur/kötü (Titan) parçalardan oluşur. Kölelik ve ağır çalışma koşullarını
ifade eden "zorunluluk" (ananke) ve "boyunduruk"
kavramları Orfecilikte "Doğum/Kader Çemberi" simgesine
dönüştürülmüştür. İnsan bu çemberden arınma ritüelleriyle kurtulup ölümden
sonra esenliğe (eudaimonia) kavuşmayı amaçlar.
Dithyrambos
Kent Dionysia festivali ilk gün bir geçit alayı (pompe),
kurban törenleri, koroların yarışması (agon) ve zafer/eğlence yürüyüşü (komos)
sırasını izlerdi. Bu festivalde söylenen Dithyrambos, dinsel bir ilahi
olup başlangıçta kadınların thiasos ayinlerine aitti.
Thiasos'ların dağılması ve koro önderinin (exarchon)
orkestranın ortasındaki altarda durup koro ile karşılıklı söyleşmeye girmesiyle
dinsel ritüel tiyatroya evrilmiştir.
Aristoteles'in de belirttiği
gibi tragedya sanatı dithyrambos önderlerinin koro ile girdiği bu lirik
diyalogdan doğmuştur.
Tragedya
Tragedya sahnesinde birinci oyuncuyu Thespis, ikinci
oyuncuyu Aiskhylos, üçüncü oyuncuyu ise Sophokles eklemiştir. İkinci oyuncunun
eklenmesiyle koro aradan çıkarılarak iki oyuncu arasında doğrudan diyalog
kurulabilmiş ve olay dizisi geliştirilmiştir.
Eski dithyrambos ve erginleme ayinlerinin izleri tragedyada
korunmuştur: koro orkestraya girer (parados), stasimon söyler, tanınma (anagnorisis),
talih değişimi (peripeteia), ağıt (kommos) ve bilmece gibi
dizelerle yapılan soru-yanıt diyalogları (stichomythia) gerçekleşir.
Sahne binası (skene) köylerde gezgin arabalarla dolaşan oyuncu
loncalarının çadırından evrilmiştir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: AİSKHYLOS
Demokrasi
Kleisthenes'in reformları eski aristokratik klanların güç
kaynağı olan kabile ve fratri yapısını bozmuş; yerellik esasına dayalı 10 yeni
kabile ve 30 trittyes kurmuştur. Böylece soysoyluluk ayrıcalıkları
yıkılmış, orta sınıfın yükselişiyle isonomia (yasa önünde eşitlik)
ilkesi egemen olmuştur.
Felsefede Pythagorasçıların "zıtların uzlaşması ve
ortalamada erimesi" kuramı, sınıf savaşımının demokrasi içinde çözüldüğü
düşüncesini ve toplumsal barışı yansıtmıştır. Aiskhylos bu demokratik devrimin
zaferini ve zıtların uzlaşmasını şiirinde harmanlamıştır.
Zıtların ortalamada erimesi kuramı, orta sınıfın toprak
sahipleriyle serfler arasında bir aracı olarak yükselişiyle doğmuştu...
Demokratik devrimden sonra / dünya düzeni, birbirine karışarak, birbiri içinde
eriyerek artık zıt olmaktan çıkmış olan zıtların uzun süren kavgasının durması
olarak görünüyordu onlara...
Atina ve Pers Eli
Atina toplumunun yapısı, köle emeğinin gelişmesi ve Pers
aleyhtarı konfederasyonun bir Atina İmparatorluğuna dönüşmesiyle alttan alta
fakat hızla biçim değiştiriyordu...
Demokratik kent-devlette eski klan gelenekleri yerini
kurumsal yasalara bırakırken, Atina imparatorlaşma yoluna girmiş ve köle emeği
yaygınlaşmıştır. Toplumsal çatışmaların çözümü aristokrasinin dinsel tekelinden
çıkarılıp halk mahkemelerine devredilmiş, tiyatro bu devrimci dönüşümün kamusal
arenası haline gelmiştir.
Dörtleme
Kent Dionysia yarışmalarında her tragedya yazarı üç tragedya
ve bir satir oyunundan oluşan bir "dörtleme" (tetralogy)
sunardı.
Satir oyunu tragedya yapısında fakat burlesk/komik tonda
olup korosu yarı insan yarı hayvan satirlerden oluşurdu.
Aristoteles'in tragedyanın başlangıçta "satir benzeri
ve hafif/kaba" olduğu ifadesi, tragedyadaki komik öğenin zamanla ayırt
edilip satir oyuna ve komedyaya aktarıldığını gösterir.
Komedya (komoidia = komos şarkısı) ise bereket
ritüellerindeki fallus ilahilerinden ve sahte dövüşlerden evrilmiştir.
Aiskhylos üç tragedyayı organik bir bütün (üçleme) halinde
birleştirerek üç kuşağın tarihsel/toplumsal çatışmasını işlemiştir.
Oresteia
Oresteia üçlemesi (Agamemnon, Sunu
Taşıyanlar, Hayırlı Tanrıçalar) Atreus soyunun üç kuşaklık lanetini
anlatır.
Agamemnon kızı İphigenia'yı kurban ettiği için karısı
Klyteimnestra tarafından öldürülür; Orestes babasının öcünü almak için annesi
Klyteimnestra'yı öldürür; anasının Erinysleri (öç cinleri) Orestes'in
peşine düşer. Son oyunda Athena Atina'da Areopagus mahkemesini kurar;
jüri oyları eşit çıkınca Athena'nın oyuyla Orestes aklanır ve Erinys'ler kentin
koruyucu tanrıçalarına (Eumenides) dönüştürülür.
Bu mit ilkel anasoylu kan davası ve kabile töresi ile
babasoylu devlet hukuku ve demokratik yargı arasındaki tarihsel geçişi ve
uzlaşmayı simgeler.
İlk Oyunlar
Aiskhylos'un günümüze ulaşan ilk oyunları Persler, Thebai'ye
Karşı Yedi Kişi ve Yakarıcılardır. Persler tarihsel bir olayı
(Salamis zaferini) işler; aşırı zenginlik ve gururun (hybris) tanrısal
cezalandırılışını Pers sarayının gözünden anlatır.
Thebai'ye Karşı Yedi Kişi, Oidipus'un laneti yüzünden
iki kardeşin (Eteokles ve Polyneikes) birbiriyle savaşıp ölmesini ve klanın
çöküşüne karşın devletin yaşamasını konu alır. Yakarıcılar ise Mısır'dan
Argos'a kaçan Danaos kızlarının kuzenleriyle zorla evlenmeye karşı çıkışını
işler; kız kalıtçı yasası ve ataerkil bağımlılık tartışılır.
Prometheus
Zincire Vurulmuş Prometheus üçlemesinde Prometheus,
insanlığa ateşi, uygarlığı, el zanaatlarını ve bilimi verdiği için Zeus
tarafından kayaya zincirlenir.
Zeus tiranlığı ve amansız gücü, Prometheus ise insanlığın
ilerlemesini, direnişini ve aklı simgeler. Üçlemenin sonraki oyunlarında (Kurtulmuş
Prometheus, Ateşi Taşıyan Prometheus) Herakles'in araya girmesi ve
Prometheus'un gizini açıklamasıyla Zeus ile Prometheus uzlaşır.
İnsanın acı çekerek akıllanması ve zorunluluğa karşı
uygarlık mücadelesi felsefi boyutta işlenir.
Aiskhylos'tan Sonra
Aiskhylos'tan sonra Sophokles ve Euripides döneminde bağlı
üçlemeler terk edilmiş, tekil tragedyaya dönülmüştür.
Sophokles'te (Kral Oidipus, Elektra) insanın
trajik yazgısı ve eylemlerinin kendi zıttına dönüşmesi (peripeteia)
işlenir; kahraman kendi niyetinin tersi sonuç doğurarak felaketini hazırlar.
Euripides ise kent-devletin ve devlet dininin çöküşünü,
kadınların ve kölelerin ezilmişliğini, tutkuların ve akıldışılığın yıkıcılığını
(Medea, Bakkhalar, Troyalı Kadınlar) radikal bir
eleştirellikle sergiler.
Peloponnesos Savaşları ve sınıfsal bölünmeler tragedyayı
kolektif bir tapım olmaktan çıkarıp bireysel kadere dönüştürmüş, zamanla
tiyatro gerilemiştir.
Acıma ve Korku
Aristoteles'e göre tragedyanın toplumsal ve psikolojik
işlevi, seyircide acıma ve korku duyguları uyandırarak ruhsal bir arınma (katharsis)
gerçekleştirmektir.
Aristoteles tragedyanın işlevinin 'acıma ve korku yoluyla bu
tür coşkuların bedenden temizlenmesini gerçekleştirmek' olduğunu söylerken,
tiyatroya gidenlerin yaşantısını, aslında kökenini aldığı dinsel yaşantı
terimleriyle anlatmış oluyordu.
Katharsis kavramının kökeni dinsel ayinlerdeki (Dionysos
cümbüşleri, Korybant dansları) histeri ve coşkunluk nöbetlerinin ritüel
aracılığıyla boşaltılmasına dayanır.
Toplumsal değişimin ve sınıfsal çatışmaların bireyde
yarattığı ruhsal baskılar ve kaygılar, tiyatroda trajik kahramanın kaderi
üzerinden dışa vurularak hafifletilir ve toplumsal denge korunur.
Zamandizinsel Tablo
M.Ö. 2800: Ege'de Tunç Çağı'nın başlangıcı.
M.Ö. 1800: Yunan göçlerinin başlangıcı.
M.Ö. 1450 - 1400: Knossos'un düşüşü, Akha hegemonyası
ve Mykene'nin yükselişi.
M.Ö. 1230 - 1184: Theseus'un Atina krallığı, Thebai
Seferi ve Troya'nın Düşüşü (Mitosların ve Homeros destanlarının tarihsel arka
planı).
M.Ö. 1050: Demir Çağı'nın başlangıcı, Dor yayılması
ve İonia kolonizasyonu.
M.Ö. 900 - 800: İlyada ve Odysseia
destanlarının teşekkülü.
M.Ö. 750 - 700: İtalya ve Sicilya kolonizasyonu;
Phrygia Kralı Midas dönemi.
M.Ö. 687 - 652: Lydia Kralı Gyges dönemi ve İonia'da
metal paranın yayılması (Sınıflı toplumun gelişiminde kritik dönüm noktası).
M.Ö. 632 - 621: Atina'da Kylon darbe girişimi ve
Drakon Yasaları.
M.Ö. 600 - 590: Korinthos, Lesbos ve Sikyon
tiranlıkları; Solon Reformları (Atina'da borç köleliğinin kaldırılması ve
toplumsal sınıfların yeniden düzenlenmesi).
M.Ö. 561 - 527: Peisistratos Tiranlığı (Sürgünler,
restorasyonlar ve Atina kentsel kültürünün/şenliklerinin gelişimi).
M.Ö. 546 - 538: Perslerin Sardis'i fethi, Asya
Yunanistanı'nı işgali ve Babil'i alışı (Doğu tehdidinin belirmesi).
M.Ö. 508 - 507: Kleisthenes Reformları (Kabile
temelli yapıdan bölgesel/demokratik demos yapısına geçiş — Atina
demokrasisinin doğuşu).
M.Ö. 499 - 494: İonia Ayaklanması ve Miletos'un
düşüşü.
M.Ö. 490: Maraton Savaşı (Aiskhylos'un bizzat
katıldığı savaş).
M.Ö. 480: Salamis Deniz Savaşı (Perslere karşı zafer
ve Atina deniz gücünün yükselişi).
M.Ö. 463 - 461: Areopagus Konseyi Reformu (Eski
soylular meclisinin yetkilerinin sınırlandırılması).
M.Ö. 431 - 404: Peloponnesos Savaşı'nın patlaması
(Sparta - Atina çatışması).
M.Ö. 429: Perikles'in ölümü.
M.Ö. 411 - 403: Atina'da oligarşik karşıdevrimler,
Otuz Tiranlar dönemi ve Spartan müdahalesi.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder