6 Şubat 2018 Salı

XVI. Yüzyılda Canik (Samsun) Sancağında Eşkıyalık Faaliyetleri


XVI. Yüzyılda Canik (Samsun) Sancağında Eşkıyalık Faaliyetleri

Osmanlı hukuk sisteminde eşkıyalık, had cezası gerektiren suçlardan biridir.

…haramîlik olarak da adlandırılan bu suç için idam cezasının uygulanmasına ise “siyâset” denilmektedir.

Konu ile ilgili olarak kullanacağımız temel kaynak, Mühimme defterleri olacaktır.

…merkezî otorite boşlukları bu tür faaliyetlerin hız kazanmasına yol açmaktaydı. Nitekim Kanuni’nin oğulları Selim ile Bayezid arasındaki çatışmalar esnasında eşkıyalık faaliyetleri daha çok gözlemlenmiştir.
Ladik kazasından Çölmekoğlu adlı bir suhtenin 25 kişiden oluşan arkadaşları ile birlikte Amasya ve Samsun arasındaki bölgede yaptıkları zulümleri anlatmıştır. (s. 57)

Halka zulüm, sadece eşkıya taifesi tarafından değil, bölgeye gönderilen devlet görevlileri tarafından da yapılmıştır.

1588’li yıllarda özellikle Rum vilâyetinde eşkıyalık faaliyetinde bulunan ve kayıtlarda suhte başbuğu olarak geçen bir diğer şakî ise Kalın Dudak adıyla meşhur olan Deli Budak’tır.

XVI. yüzyıl sonlarında bölgenin ünlü Celali elebaşılarından biri de Karayazıcı’dır.

(1567-1569, yıllarında Çelengoğlu yol kesiyor bu havalide)

(1577’de Kara Deli yol kesiyor)

Samsun ve çevresinde gerçekleştirilen eşkıyalık faaliyetlerinin önemli bir kısmı suhte (softa) denilen medrese talebeleri, bir kısmı ise bölgeye gönderilen devlet görevlileri tarafından yapılmıştır. (s. 62)
---
Erdoğan, Emine. (2006), “XVI. Yüzyılda Canik (Samsun) Sancağında Eşkıyalık Faaliyetleri,” Geçmişten Geleceğe Samsun, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 55-63), Samsun

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Samsun Limanı


Coşkun Topal - Cumhuriyetin İlk Yıllarında Samsun Limanı

Sonuç olarak Dünya ekonomik buhranının yaşandığı bir dönemde Samsun, liman ve liman tesislerinin olmamasının da etkisiyle Samsun-Sivas hattının sağladığı avantajdan yeterince yararlanamadı ve hinterlandının büyük bir bölümünü ile yaptığı transit ticareti İstanbul, Mersin ve İskenderun lehine kaybetti. Ayrıca bu dönemde belediyenin, gelirlerini arttırmak amacıyla iskelelerden aldığı vergileri yüksek tutması limandaki ticarî faaliyeti olumsuz etkiledi. Şehrin hinterlandı Tokat, Çorum, Amasya ve Samsun ile sınırlı kaldı. Orta Anadolu’nun diğer yörelerinden ve Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dan, Sivas’ta toplanan ticarî emtia, Ankara üzerinden İstanbul’a, Kayseri-Ulukışla üzerinden Mersin’e gönderilmeye başlandı (s. 331).

---
Topal, Coşkun. (2006), “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Samsun Limanı” Geçmişten Geleceğe Samsun, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 327-331), Samsun








XIX. Yüzyılda Samsun'un Kentsel Gelişimine Dair Bir Kaç Mimari Örnek


A. Şevki Duymaz - XIX. Yüzyılda Samsun'un Kentsel Gelişimine Dair Bir Kaç Mimari Örnek

İlkçağlardan günümüze önemli bir kıyı şehri olma özelliğini taşıyan Samsun kenti, Aminsos, Amisos, Enete, Sampson, Simisso, Pompeiopolis gibi birçok adla anılmaktadır.

Samsun, Osmanlı idaresinde önce Amasya, daha sonra da Sivas vilayetine bağlanmıştır.

Tanzimat’a kadar Sivas eyaletine bağlı sancak olarak idare olunan Samsun, bundan sonra Trabzon vilâyetine bağlandı. Birinci Meşrutiyet’ten önce bir ara müstakil liva haline dönüştürülen Canik sancağının merkezi konumundaki Samsun sonra yine Trabzon’a bağlandı (s. 449).

II. Meşrutiyet döneminde de tekrar Trabzon’dan ayrılarak müstakil hale getirilen Samsun, Cumhuriyet dönemiyle birlikte il haline dönüştürülmüştür.

İngiliz seyyah J. Mc Donald Kinneir, 1813–1814 yıllarındaki Anadolu seyahati sırasında Samsun(dan söz etmiş).

J. Brant, 1836 yılında Samsun merkez nüfusunun 10.000 olarak tahmin (etmiş).

1850’de Samsun’a gelen A. D. Mordtmannn, şehrin havasının fena olduğunu, Türklerin merkezde, Rum ve Ermenilerin ise yarım saatlik mesafedeki yüksekçe bir yer olan Kadıköy civarında oturduklarını (anlatmış).

1864 yılında şehre, Çerkez muhacirler getirtilerek iskân edildiler. Bunu, 1878 yılında Varna’dan gelen Çerkes-Tatar muhacirlerin yerleşmesi izler (s. 451).

Sonuç
Bir kentin gelişmesinde, ihtiyaca bağlı olarak; sosyal ve kültürel faktörler, yönetime bağlı faktörler, ekonomik faktörler ve coğrafi faktörler önemli rol oynar.

XIX. yüzyılda kentin gelişmesindeki önemli faktörlere bağlı olarak görebileceğimiz etkenler, liman ticareti, tütün ekimi ve coğrafi konumdur.

---
Duymaz, A. Şevki. (2006), “XIX. Yüzyılda Samsun'un Kentsel Gelişimine Dair Bir Kaç Mimari Örnek,” Geçmişten Geleceğe Samsun, Ed. Cevdet Yılmaz, Cilt: 1, (s. 449-462), Samsun

19. Yüzyıl Samsun'da Bir Grup Konut Mimarisi


Nadire Tuba Yiğitpaşa & Funda Uz - 19. Yüzyıl Samsun'da Bir Grup Konut Mimarisi

19.yüzyıl (…) Osmanlı sanatı açısından da bir değişim noktası olarak kabul edilmektedir. Osmanlı sivil mimari örnekleri daha belirgin bir biçimde bu (dönemde) Avrupalı tarzlara yönelirken, dini mimari eserleri gelenekçi yapısını korumaya çalışmış, daha ziyade cephe düzenlemeleri ve süslemede batı etkisi kendini hissettirmiştir.
Osmanlı içerisindeki gayrimüslim ve Levantenlerin etkileşimleri, ağırlıklı olarak yaşadıkları yerleşimlerdeki mimari yapılara, özellikle konutlara yansımıştır.
19. yüzyılda Samsun’un liman ticaretinin iç kesimle olan yol bağlantısıyla ana arter durumunda olması gibi etkenler (…) kentte sivil yapıların gelişmesinde de önemli bir rol oynar.

1927’de yapılan ilk sayımda şehrin nüfusu, hemen hepsi Türk- Müslüman olmak üzere, 30.372 kişidir.

Yörede Doğu Karadeniz ve Orta Anadolu Bölgelerinin etkisinde bir konut mimarisi gelişmiştir. Köylerde toprağın neminden korunmak amacıyla taşlara oturtularak zeminden yükseltilmiş kare planlı evler yaygındır. Yapıların kuzeyinde üstü örtülü, cepheleri ahşap parmaklıklı bir çardak vardır. Lâdik gibi iç kesimlerde Anadolu’nun geleneksel mimarlığını yansıtan yığma taş, kerpiç ve bağdadi sıvalı evlere rastlanmaktadır. Havza ve Vezirköprü ilçelerinde özgün ahşap yapılar görülmektedir.
Genellikle zemin üzeri iki katlı olan binaların dış cephesi yığma tuğladan(bazı büyük yapıla taştan), iç bölmeleri bağdadi olarak yapılmıştır. İkinci katta bir çıkma mevcuttur. Çıkma bazı yapılarda iki adet (bazen dört) ahşap veya taş direkle taşınmakta, bazı yapılarda demir çubuklarla desteklenmektedir. Kırma çatısı alaturka kiremitle örtülü, saçak altları ahşaptır.
İç mekânda ortada bir sofa yer almakta, diğer odalar bu sofaya açılmaktadır. Taban ve tavan ahşap malzemelidir.
Samsun il ve ilçe merkezlerinde (…) farklı bir sivil mimari ile karşılaşılmaktadır. Bu evler düzgün kesme taştan özenli bir işçilikle yapılmışlardır. Ayrıca il merkezinde Rum ve Ermeni evleri de yoğun olup mimari yapıları ile diğerlerinden kolaylıkla ayrılmaktadırlar.
Samsun 1869 yılında tümüyle yanmış ve bu tarihten sonra yeni bir yapılanmaya gidilmiştir. Şehir Fransız mimarının planına göre yeniden kurulmuştur (s. 24).

Samsun’da eğimli arazinin fazla oluşundan dolayı arazinin eğimine uygun olarak bodrum ve zemin katlar üzerine bir, iki veya üç katlı olarak inşa edilen yapılar da katlar arasındaki bağlantı, merdivenlerle sağlanmıştır.
Şehrin en eski evleri Kale Mahallesi, Pazar Mahallesi, Hançerli Mahalle, Selahiye Mahallesi ve Saitbey Mahallesinde görülmektedir. Buradaki evler çoğunlukla iki veya üç katlıdır. Sivil mimari ahşap veya ahşap karkaslı ve bağdadi sıvalıdır (s. 25).

Samsun evlerinde çok yaygın bir uygulama cephede alınlıkların bulunmasıdır. Bu tip cepheye sahip pek çok ev vardır Samsun Hükümet Konağının giriş cephesinin üzeri üçgen alınlıklıdır (s. 27).

Samsun Evlerinin Plan Özellikleri
Samsun evleri çoğunlukla iç sofalı plan özelliği göstermektedir. İç sofalı plan tipi karnıyarık olarak da adlandırılır. Bu plan tipinde sofanın iki yanına odalar sıralanmıştır. Evlerde odaları birleştiren en önemli kısım sofadır.
Sofanın bir ucunda merdiven, tuvalet ve banyo yer alır.
Evler bodrum kat üzerine iki katlı olarak yapılmıştır.

Samsun Evlerinin Süsleme Özellikleri
Samsun evleri (…) zengin süsleme özelliklerine sahip değildir. Süsleme ögelerinin daha çok giriş cephesinde toplandığı evlerin cumba, oda ya da balkon çıkmalarını taşıyan konsollar cephede en çok dikkat çeken mimari unsurdur.
Pencere, balkon korkuluklarında, kapı alınlıklarında ise metal işçiliği görülür.

Samsun Evlerinin Malzeme Özellikleri ve Uygulanan Teknikler
Binaların dış cephesi yığma tuğladan(bazı büyük yapılar taştan), iç bölmeleri bağdadi olarak yapılmıştır. Bodrum kat duvarlarında moloz taştır. Moloz taş su basman seviyesine kadar çıkarılmıştır.
Ahşap malzeme taşıyıcı, dolgu, kaplama ve süsleme gibi farklı işlevlerde kullanılmıştır.
Taş malzeme çoğunlukla temel ve zemin kat duvarlarında görülür.
…çatılarda kırma çatı sistemi görülür. Çatı üzeri alaturka ve Marsilya kiremidiyle kaplıdır.

Tanzimat’tan başlayarak Batı’nın etkisiyle değişen aile yaşantısı, devlet işleri, ticaretle uğraşan ve şehrin önde gelen isimlerinin evlerinde değişikliklere yol açmıştır. 19.yy’da (1838-1841) Samsun’da yedi mahalle bulunmaktadır. Bu yedi mahallenin ikisi Ermeni ve Rum Mahallesidir. Rumlar kentin yüksek kesimlerinde ve vilayet konağı çevresinde, Ermeniler ise Selahiye Mahallesinde oturuyordu. Samsun’da nüfusun Müslümanlardan ve göçle gelen azınlıklardan oluşması en çok da sivil mimariye yansımıştır (s. 30).

Günümüze ulaşan evlerin Çoğunluğu 1869 Büyük Samsun yangınından sonra yapılan evlerdir.

Yiğitpaşa, Nadire Tuba ve Uz, Funda. (2016), 19. Yüzyıl Samsun'da Bir Grup Konut Mimarisi, Uluslararası Amisos Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 1, (s. 22-43)


3 Şubat 2018 Cumartesi

Samsun ilinin Vezirköprü ilçesindeki Geleneksel Meslekler


Samsun ilinin Vezirköprü ilçesindeki Geleneksel meslekler - Özet

Günümüz dünyasında kültürler arası farklılıklar gitgide yok olmaktadır.

İnsanlar (…) bulundukları iş ortamında istikrarın ve huzurun sağlanması adına belli kurallar belirlenmiştir. Bu kurallar da iş ahlâkını meydana getirir (s. 3).

…iş yerindeki ahlâki değerlerimizi, geleneksel ahlâk anlayışımızı devraldığımız öğeleri dikkate almak, öte yandan da dünyadaki her boyutlu değişimle bunu harmanlamak zorundayız.

Türk kültüründe iktisat-ahlâk ilişkisini uygulayan modellerden biri Ahiliktir (s. 5).

Ülgener, hayatta iktisadî değerlendirmelerin üstünde olan bir anlayışın toplumun her katmanında baskın olduğunu belirtir. Üst katmandaki ağalık ve efendilik bilinci mal ve servete düşkünlüğün gerçek amaç, kâr ve rant değil, itibar sahibi olmak, saltanat sürmek, unvan ve asalet satmaktır.
…ahiler, iktisadî niteliklerinden çok, dinî, toplumsal ve siyasal değerler çevresindeki bütünleşmeleriyle tanınmış (s. 6).

Ortaçağ esnafının ve lonca anlayışının sanat anlayışında önemli olan nicelik değil, niteliktir. Bir ürünün sayıca fazlalığından çok kaliteli ve sunuma lâyık olması en önemli amaçtır. Sanat, sabır gerektiren bir olgunlaşma sürecidir (s. 7-8).

Sabri Ülgener’e göre “zanaat, ortaçağ esnafınca, bu kapalı zümrelere ait bir "sır"dır. …nesilden nesle yine bir sır olarak devamlı, ihtimamlı bir bakımla nakledilir.

…çalışma-bilgi-ahlâk üçgeni üzerine kurulan Ahilik, (…) sanat ve meslek yönüyle toplumun ekonomik yapısını hazırlarken, ahlakî yönüyle de devlet yapısının temel niteliklerini belirlemiştir (s. 10).  

Ahi Teşkilâtında standartlara uymayarak, düşük kaliteli mal ve hizmet üreten esnafa çeşitli ceza; iyi performans gösterenlere ise ödül verilmiştir (s. 12).

…şehirli toplum yapısıyla birlikte hemen her yerde olduğu gibi Vezirköprü’de de geleneksel pek çok sanatı ve zanaatı ortadan kaldırmıştır. Otomobilin çıkması ile birlikte semercilik; çelik tencere ve teflon tavalarla birlikte bakırcılık ve dolayısıyla kalaycılık; tekstil fabrikalarının kurulmasıyla birlikte dokumacılık, yemenicilik ilk akla gelip de günümüzde sayılı ustalarının kalmış olduğu zanaat dallarıdır.

Bakırcılık
Çok fazla emek isteyen bir zanaat kolu olan bakırcılıkta bakıra çeşitli âletler (makas, maşa, pergel, çekiç, örs, tokmak, zımba vb.) yardımıyla şekil verilir ve istenilen ürün elde edilir.
Vezirköprü’de bakırcılar yoğun olarak ilçenin merkezindeki, Köprülü Mehmet Paşa’nın kayınbabası Yusuf Ağa tarafından 1660 yılında yaptırılan bedestende bulunmaktadır (s. 29).

(Bakırcılıkta) İşler 8. ayda başlar, 12. aya kadar sürer. Ondan sonra biter.

Demircilik
Ateşten gül alan bir sanattır

Demircilik genel olarak sıcak ve soğuk demircilik olmak üzere iki şekilde yapılır.

Demircilikte önceleri örs, çekiç, balyoz ve kıskaç vb. âletler kullanılırken günümüzde bu araç gereçlerin yanında matkap, kaynak makinesi vb.leri eklenmiştir (s. 34-35).

Vezirköprü’deki demirciler, Demirciler Çarşısı’nda bulunmaktadır.

Kalfa her türlü malzemeyi yapabilecek duruma gelince ustalığa geçebilir. Bu durum ustası tarafından ilân edilir. Tören olacağına dair de bir kalfa esnafın tamamına haber verir. Tatil günü bütün esnaf kıra gider. Kır gezisine cami imamı da götürülür. Yemekler yenir, eğlenceler olur ve bu törene “erfene” denir. Usta ustalığa geçecek olan kalfasını diğer ustalara duyurur. Bütün ustalar daire biçiminde oturur. Kalfa, ustasının ve imamın elini öper. İmam uzun bir dua okur. Sonrasında kalfaya “bütün meşin” giydirilir. Usta olan kalfa bütün ustaların ellerini öper ve böylece ustalığa girmiş olur. O günkü törende yer almayan bir usta varsa, ustalığa geçen kişi, gelmeyen ustanın da elini daha sonra mutlaka öper ve duasını alır. Yeni usta olan kişi fakirse erfenenin masrafını kendi ustası veya bütün ustalar birlikte öder. Yeni usta fakirse bütün ustaların birleşmeleriyle yeni bir dükkân açılır. Ustası zengin ise, o açar ya da yanına ortak alır. Bazen yapılan yardım, erfene sırasında para olarak yeni ustaya verilir (s. 36-37).

…artık ustalık, kalfalık törenleri bitti, herkesin elinde ustalık belgesi var!

Demircilik mesleğinin piri Hz. Davut A.S.’dır. Davut A.S., kızgın demiri eliyle tutar ve elini ateşe sokarmış. Çırağı ile çalışır dururmuş. Bir öğle üzeri eve yemeğe gitmiş, yerine çırağını bırakmış. Çırak, demirleri ustası gibi tutmak ve elini ateşe sokmak istemiş. Ancak elleri yanmış. Bir türlü ustasının tembih ettiği işleri yapamamış. O arada dükkâna bir köpek girmiş. Ön ayaklarını çapraz yaparak yere oturmuş. İki bacağı arasında bir parça ekmek varmış. Çırak bu durumu görünce aklına birdenbire sıcak demire el sürmeden tutabilecek bir âlet yapmak gelmiş. İki düz demiri ortalarından delmiş ve perçinlemiş. İki demiri uçlarından sıkarak diğer iki ucun arasına sıcak demiri sıkıştırmış. Böylece demircilikte ilk kıskacı bu çırak yapmış. Meğer bu köpek kılığına girmiş Hızır
A.S. imiş ve Davut A.S.’ın sırrının çözülmesi için bu çırağa iyilik etmeye gelmiş. Kıskaç yapıldıktan sonra da köpek, yani Hızır A.S. kaybolmuş gitmiş. Davut A.S. her şeyden habersiz işinin başına dönmüş. Yine eli ile sıcak demiri tutmak istemiş. Fakata eli yanmış. Anlamış ki sırrı çözülmüş (s. 38).

Kalaycılık
…bakırcılığın geçmişteki ve günümüzdeki durumu kalaycılığı da direkt olarak etkiler.
…bakırın zehirlenmeye yol açmaması için yılda en az bir kez kalaylanması gerekir.

Semavercilik
Türk edebiyatında adına hikâyeler, şiirler yazılan, evlerin köşesinde kaynayarak insanlara moral olan semaver etnografik ürünler içinde en güzel örneklerden biridir.
Ana Britannica ansiklopedisine göre semaverin Rus Çarlığı'nın çayla tanışmasının ardından 18. yüzyılda Urallarda icat edildiği, Tula bölgesinde geliştirildiği ve ilk semaver fabrikasının 1778 yılında Tula'da kurulduğu belirtilmektedir (s. 42).

Semaverin en az yüz elli yıldır Vezirköprü merkez ve köylerinde kullanıldığı bilinmektedir. Tatarlar Havza ve çevresinde semaver kültürünün tanınmasına ve yaygınlaşmasına vesile olmuşlardır (s. 43).

Kalaylı tenekeden imal edilen bir semaver suyla çabuk tepkimeye girip oksitlenmesi nedeniyle hem sağlıklı değildir hem de iki ay gibi kısa bir sürede çürümektedir. Galvanizli saçtan yapılan semaver de fazla dayanmaz. Fakat pirinç, krom-nikel ve bakırdan üretilen semaverler hem estetik açıdan daha güzel, sağlık açısından daha sağlıklı hem de dayanıklılık bakımından daha sağlamdır.

En basitleri tenekeden olanlardır. Çok da dayanmaz. Galvanizli olanlar biraz daha iyidir. Ama o da uzunca gitmez. En iyileri bakırdan olanlar. İstediğin kadar kullan (s. 44).

Yassı semaver Vezirköprü’ye has olan semaver çeşididir.

Vezirköprü’deki semaverciler 100 bin Euro’luk projeyi hayata geçirmişlerdir. Bedesten Çarşısı’nda 15 metrekarelik atölyelerinde semaver üreten imalatçılar, semaverleri daha kaliteli ve pazarlanabilir hale getirmek amacıyla 3 yıl önce ‘Yerel Kalkınma Girişimi’ isimli bir proje hazırladı. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı aracılığı ile Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği’ne gönderdikleri projenin 2007 yılında AB’nin onaylaması üzerine 90 bin Euro tutarında hibe alan semaver ustaları, kalan 10 bin Euro’yu Vezirköprü Semaverciler Kooperatifi’nden sağlayarak ortak kullanım atölyesi kurmuştur (s. 47).

Gelişen teknoloji, endüstrileşme ve küreselleşme süreci mesleklerin ekonomi içindeki pazar paylarını azaltmıştır. Bu durum, genç nüfusun başka iş kollarına yönelmelerine sebep olmakla birlikte zanaatçıların yeni çıraklar yetiştirememeleri neticesini doğurmuştur. Günümüzde sayıları gitgide azalan ustaların yerine yenilerinin gelmeyişi de bu iş kollarının tamamen yok olması demektir (s. 49).

---
Tezgel, Aycan Özentürk. (2008), Samsun İlinin Vezirköprü İlçesindeki Geleneksel Meslekler, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara