1 Ağustos 2026 Cumartesi

İhsan Oktay Anar - Antik Yunan Felsefesinde Zaman Kavramı - Özet - Notlar

İhsan Oktay Anar - Antik Yunan Felsefesinde Zaman Kavramı - Notlar

Doktora  Tezi, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir, 1994

 

Önsöz

…belki de "zamanın bir problem olarak görülmemiş olması nedeniyle", "zaman"dan çok antik Yunan kozmoloji öğretilerinin zaman ile ilgili olduğuna inandığımız cepheleri üzerinde durmak zorunda kaldık.

 

Giriş

Antik filozofların argümanları mantıksal bir "doğruluk/yanlışlık" süzgecinden ziyade, dönemin düşünce yapısına uygun bir "rekonstrüksiyon" ve tarihsel gerçeklik anlayışıyla değerlendirilmiştir.

 

Antik Yunan dünyasında zaman ve hareket ilişkisi ile temel zaman kavramları analiz edilmiştir: Khronos, Kairos ve Aion

Khronos zamanın niceliksel/sayılabilen yönünü ("ne kadar zaman geçti?"), kairos niteliksel yönünü ("hangi vakitte?" / uygun zaman), aion ise "çağ, ömür, sonsuzluk" anlamlarını taşır.

 

Arkaik dönemde zaman bir özne/fail olarak görülmüş ve teolojik problemlere yol açmıştır.

 

Zamanın algılanma yetisi olan hafıza (mneme) ve zamanın döngüsel yapısı (kyklos), geleceğin de hatırlanabileceği (kehanet) düşüncesini doğurmuş, Platon'da anamnesis öğretisine zemin hazırlamıştır.

 

Sokrates-öncesi dönemde yaşayan herhangi bir filozof, zaman ile hareketi özdeşleştirmektedir.

 

Thales Öncesi Dönemlerde Zamanın Gökküreyle İlişkisi

Platon (Timaios), zamanın göklerle (gezegenler, Güneş, Ay, sabit yıldızlar) birlikte meydana geldiğini söyler. Zamanın sadece belirsiz bir "süre" hissi olmaktan çıkıp ölçülebilir "zaman" haline gelmesi için Aristoteles’in de vurguladığı gibi düzenli, belirli ve sayılabilen bir hareketin bulunması gerekir.

 

Periekhon: Yunanca "kuşatan, çevreleyen, kapsayan şey" (dünyayı kuşatan gökküre/küre). Aetius'a göre Pythagoras zamanı (khronos) periekhon ile bir tutmuştur.

Aither: Gökkürenin maddesi olan kutsal unsur.

Lawu (Asurca): "Çevreleyen/kuşatan" demektir (periekhon’un tam karşılığı).

Leviathan (Eski Ahit / İbrani Geleneği): Asurca lawu sözcüğünden türemiştir. Yeryüzünü bir halka gibi çevreleyen, zodyakı (burçlar kuşağını) taşıyan deniz yılanı/ejderhası olarak tasarlanmıştır.

Tehom (İbranice): Okyanus, boşluk veya uçurum (Khaos).

Tiamat (Babil): Evrenin ilk durumunu temsil eden tuzlu su okyanusu/kaos yılanı.

Tethys & Okeanos (Yunan Mitolojisi): Homeros’ta Okeanos yeryüzünü çevreleyen devasa ırmaktır (a-cayana-h Sanskritçede "kuşatan" demektir). Akhilleus’un kalkanındaki tasvirlerde ve Pompei fresklerinde Okeanos veya onu simgeleyen yılanlar, Zodyak burçlarıyla (zamanın simgesiyle) ilişkilendirilir.

 

Damascius'un aktardığı Orpheusçu kozmogonide ilk ilkeler olan su ve balçıktan (toprak) üçüncü bir ilke doğar: Bir yılan şeklinde tasarlanan Zaman (Khronos/Herakles).

 

Yılan biçimindeki Khronos; Aither, Khaos ve Erebos’u üreterek ortada bir Yumurta meydana getirir.

Orpheusçular evreni bir yumurtaya benzetir. Yumurtanın dış zarı/kabuğu, evreni çepeçevre saran katı gökküreyi (periekhon) temsil eder.

Yumurtanın üst kısmı Ouranos (Gök), alt kısmı Ge (Yer) olur. Bu iki ilkenin birleşmesinden Moiralar (Klotho, Lakhesis, Atropos) doğar. Platon ise Devlet eserinde Ananke'nin kızları olan bu üç Moira'nın zamanın üç boyutunun şarkısını söylediğini aktarır.

 

Arkaik düşüncede bir şeyden meydana gelmek (generasyon), o şeyin kendisi olmakla bir tutulur. Su -> Yılan -> Yumurta diziliminde; sudan çıkan Khronos (yılan) ve onun oluşturduğu Yumurta (gökküre) aslında özde niteliksel olarak aynı gerçekliğin/maddenin aşamalarıdır.

 

Hesiodos'ta Khaos -> Gece -> Gündüz sıralamasında olduğu gibi; mitolojik ve erken felsefi anlatılardaki aşamalar/tanrılar soyu, evrenin belirsiz/formsuz bir durumdan, belirli/düzenli/ölçülebilir (zamansal) bir yapıya doğru geçişindeki ara durumları ifade eder.

 

Moiralar, Hafıza (Mnemosyne)

Moira kelimesi astronomide "derece" ve Zodyak bölümleri anlamına gelmektedir. Arkaik inanışta zamanı algılama yetisi olan hafıza (Mnemosyne) ile Moiralar bağlantılıdır.

 

İbranilerdeki Leviathan ve Babil'deki Tiamat, zodyak yıldızlarını taşıyan ve gökküreyi çevreleyen (periekhon) deniz yılanlarıdır. Yunan dünyasında Homeros döneminde yeryüzünü kuşatan Okeanos, bu Semitik su/yılan motiflerinin bir kalıntısıdır. Ancak Yunan gök anlayışında gökküreyi kaplayan ana unsur "su" değil, "aither" olmuştur.

 

Aither, havanın (aer) aksine göğün üst bölgesinde yer alan, Yunanca aitheō ("yakıyorum") ve aithomai ("ışıldıyorum") köklerinden gelen parlak, ateşsi bir maddedir.

 

Platon zamanın gezegen hareketleriyle/göklerle doğduğunu savunurken, Demokritos zamanı "gündüz ve gece kılıklı bir görüntü" olarak tanımlar. Her iki görüşün ortak paydası, zamanı ölçen aracın (gök cisimleri veya gündüz/gece) zamanın kendisiyle özdeşleştirilmesidir.

 

Hesiodos'un Theogonia metninde Khaos'tan Erebos ve Gece'nin; onlardan da Aither ve Gündüz'ün doğduğu anlatılır. Demokritosçu yaklaşımla Gündüz ve Gece'nin belirmesi Khronos'un (Zaman) meydana gelmesidir. Khaos sadece ilk durum değil, evrensel düzende varlığını sürdüren sınırsız bir karanlıktır.

 

Pherecydes'te Zaman Tasarımı

Pherecydes'in yaşadığı döneme ilişkin M.Ö. VII. yüzyıl ile M.Ö. VI. yüzyıl ortaları arasında değişen farklı tanıklıklar (Eusebios, Suidas, Freeman) mevcuttur. M.Ö. VII. yüzyıl tarihlendirmesinin tiran Pythagoras ile filozof Pythagoras'ın karıştırılmasından kaynaklandığı, Pherecydes'in filozof Pythagoras'ın çağdaşı olduğu değerlendirilmektedir. Düzyazı (prose) formunda yazan ve doğa/tanrılar üzerine ilk eser veren düşünürlerden biri olarak anılmaktadır.

 

İlk Çağ düşüncesinde zamanın her şeyi yaratan veya yok eden bir fail/yaratıcı olarak düşünülmesi teolojik sorunlar yaratmıştır. Farklı gelenekler bu sorunu üç yolla çözmüştür:

Zerdüştçülük (Zurvanizm): Zaman (Zurvan) dünyayı bizzat yönetmek yerine tanrıları (Ahura Mazda ve Ehrimen) yaratıp geri çekilir.

İbrani/Ahit Geleneği: Zamanı simgeleyen ejderha/yılan (Leviathan) Yahwe tarafından yenilerek saf dışı bırakılır, tek fail Yahwe kalır.

Pherecydes'in Çözümü: Zaman'ın (Khronos) kendisi ile baş-tanrıyı (Zas/Zeus) doğrudan özdeşleştirmek.

 

Diogenes Laertius, I. 119: “Zas her zaman vardı, Khronos her zaman vardı, bir de Khthonie."

Pherecydes, Zas ve Khronos'u bir tutmuş olabilir.

 

Khronos'un dölüyle oluşan ateş, hava ve su ile toprağı simgeleyen Khthonie'nin birleşimi ve bunları kuşatan (periekhon) 5. unsur olan dodekahedron (küre/zaman) "beş bucak" (pentemukhos) kavramını oluşturur. Zas'ın şala çizdiği Ogenos (Okeanos) ve onun "evleri" (domata) ise antik gelenekteki Zodyak burçları ve zaman dilimleriyle ilişkilendirilir.

 

Pherecydes'in teolojik müşkülleri aşmak adına Zas (Zeus) ile Khronos'u özdeşleştirmiş olma ihtimali yüksek…

 

Milet Okulunda Küre ve Zaman

Thales

Antik tanıklıklara (Diogenes Laertius, Herodotus, Proclus, Gellius) göre Miletli Thales, Fenike kökenli soylu bir aileden gelmektedir. Geometri bilgisini Mısır'dan Yunan dünyasına getirmiş, Fenikelilerin denizde yön bulmak için kullandığı Küçük Ayı takımyıldızını ölçme/kullanma yöntemini aktarmıştır. Aristoteles onu felsefenin kurucusu (arkhegos tes toiautes philosophias) olarak görse de; Thales'in "Yedi Bilge" arasına girmesi "her şeyin sudan geldiği" yönündeki doktrininden ziyade, Doğu kaynaklı bu pratik geometri, astronomi ve navigasyon bilgisinden kaynaklanmaktadır.

 

Musevilikte Tanrı, zaman ve mekân dışı, aşkın, algılanamaz ve soyuttur ("Ben ne isem oyum"); insanoğlu Tanrı hakkında ancak O'nun tebliğ ettiği/vahyettiği kadar pasif bir bilgiye sahip olabilir. Aşkın bir Tanrı'nın maddedeki olayları yönlendirmesi için "ateş sütunu" gibi cisimleşmesi gerekir. Thales ve Yunan düşüncesinde ise kutsal olan (su/madde) zaman ve mekân içindedir, cisimseldir ("her şey daimonlarla doludur"). Bu durum Yunanlıların doğayı teolojik kabullerle değil, değişen şeylerin arkasındaki ezeli-ebedi canlı maddeyi inceleyerek "doğa bilimi" yapmalarına zemin hazırlamıştır.

 

Miletli filozofların ezeli-ebedi (aidios), kutsal (theios), ölümsüz (athanatos) ve hükmedici (kubernas) olarak gördükleri temel maddenin aynı zamanda sıcak, soğuk, kuru veya yaş gibi fiziksel nitelikler taşıması teolojik bir sorun doğurmuştur. Çözüm, bu maddeyi fiziksel nitelikler bakımından "belirsiz" (apeiron) kılmaktır.

Pherecydes bu belirsizliğe Hesiodos'tan ilhamla "Khaos" derken; Anaksimandros ve Anaksimenes apeiron terimini tercih etmiştir. Rengi, kokusu ve tadı olmayan suyun ya da görünmez havanın da bu filozoflarca "belirsiz" bir madde olarak düşünülmüş olma ihtimali yüksektir.

 

Apeiron

Apeiron kelimesi Yunancada sadece "belirsiz" veya "sınırsız" anlamına gelmez; aynı zamanda "çember", "daire" ve taşsız yüzükler için kullanılan bir biçimsel belirsizliği / sonu-başı olmamayı ifade eder. Ksenophanes tanrıyı "her yönden kendine eşit, apeiron olan bir küre" olarak tanımlamıştır. Cicero ve Aetius'un tanıklıkları, Thales'in göğü kuşatan ve "kuşaklar" (zonas) adı verilen beş çemberden oluşan ilk gökküre modelini yaptığını gösterir. Böylece kuşatıcı (periekhon) olan apeiron çember/küre tasarımı felsefi ve astronomik bir boyut kazanır.

 

Küre

Başlangıcı ve sonu olamayan şey matematiksel ve biçimsel olarak küredir.

Platon ve Pythagorasçılara göre biçimsel açıdan en mükemmel ve güzel şekil küredir.

Pythagorasçılar zamanı küre ile bir tutmuştur.

Bütün kosmosu kuşatan (periekhei) küresel mekândır.

Kosmosu kuşatan, ona hükmeden küresel yapının/aitherin tezahürleridir.

 

Thales'e soruldu: En bilge olan kimdir? Cevap verdi: Khronostur (zaman), çünkü her şeyi açığa çıkarır.

 

Thales’in küre sembolizmini kullandığına dair doğrudan bir kayıt yoktur.

Tarihçi, eğer bir olayı yazmadıysa bu iki nedene dayanır: Ya öyle bir olay olmamıştır ya da o olay herkesçe bilinen, sıradan, malum ve aşikâr bir olaydır.

Thales su, tanrı, nous (akıl) ve "en yaşlı olan" (presbytaton) kavramlarını bir tutar.

 

Küre sembolizminin izleri Anaksimandros’ta da görülür.

Anaksimandros gökküre modeli inşa etmiş ve apeironun gökleri kuşattığı belirtilmiştir.

Anaksimenes, yıldızların "kristalimsı bir maddeye çivi gibi tespit edildiğini" söyler. Döngüsel harekete sahip ve göğü kuşatan (periekhon) bu katı yapının biçimi de yine bir küreye işaret etmektedir.

 

Miletli filozoflar için birincil madde niteliklerden muaf (belirsiz) olmalıdır. Belki de bundan yola çıkılarak onun şeklinin de küre olması gerektiği görülmüştür.

 

Anaksimandros

"Kata ten tou khronou taksin" (zamanın düzenine uygun olarak)

"zamanın düzeni" / mevsimlerin, günlerin, ayların ve yılların düzeni…

 

Niteliksel olarak belirsiz olan apeirondan sıcak ve soğuk nasıl çıkıyorsa, zamansal bakımdan belirsiz olandan da belirli süreler (gün, ay, yıl) çıkar.

 

Apeirondan ayrışan ateş küresi ve çemberler, güneş, ay ve yıldızları oluşturmuştur. Gök cisimleri apeironu belirleyen (tattein) araçlardır.

 

Pythagorasçı’lık'ta Dekad ve Apeıron

Pythagorasçı felsefenin temelini, evrendeki her şeyin sayılardan ve sayısal oranlardan oluştuğu düşüncesi oluşturur. Milet okulunun aksine Pythagorasçılar, belirsiz olanı (apeiron) sınırlayan (peras) bir ilke koyarak varlığın bilinebilirliğini sayılara bağlamışlardır.

 

Dekad (On Sayısı)

Pythagorasçılıkta 10 sayısı (Dekad), mükemmelliği ve ilahi düzeni temsil eder. Dekad; ömür, çağ ve sonsuzluk anlamına gelen aion ile ilişkilendirilir. Platon'da aion hareketsiz sonsuzluğu, khronos ise sayıya göre hareket eden zamanı temsil ederken; Pythagorasçılarda aion, kairos (uygun zaman) ile birlikte değerlendirildiğinde bir nesnenin ya da evrenin kendi formuna eriştiği "ömrü" veya döngüsel "Büyük Yıl"ı ifade eder.

 

Tetraktys

Zamanı algılamanın bir aracı olan hafıza, Pythagorasçılıkta sadece geçmişe dönük bir yeti değildir. Zamanın döngüsel olduğu ve olayların sürekli tekralandığı kabul edildiği için hafıza, aynı zamanda geleceği görme ve kehanette bulunma yetisiyle de özdeşleşir. Hafıza ve kehanet ilkesi, 10 sayısını oluşturan tetraktys ile bağdaştırılır.

Delphoi'daki kâhin nedir? Kendisinde Sirenlerin şarkı söylediği, harmonianın bizzat kendisi olan tetraktys.

 

1'den 4'e kadar olan sayıların toplamı (1+2+3+4=10) olan tetraktys, evrensel uyumun (harmonia) anahtarıdır. Müzikteki oktav (2/1), beşinci (3/2) ve dördüncü (4/3) gibi temel ses aralıklarının (intervalllerin) sayısal oranları, ilk dört sayının birbirine oranlanmasıyla elde edilir. Bu durum, matematiğin müziksel ahenkle birleştiği noktayı gösterir.

 

Pythagorasçı kozmolojide merkezde bir ateş bulunur ve onun etrafında sistemin mükemmelliğini (10 sayısını) tamamlamak adına eklenen "karşı yer" (antikhton) dâhil olmak üzere 10 gök cismi döner. Bu gök cisimleri uzayda hızla hareket ederken yırtılan havayla birlikte eş zamanlı ve orantılı sesler çıkarırlar. Oluşan bu evrensel müzik (kürelerin uyumu), doğumumuzdan beri sürekli var olduğu için kulağımız tarafından kanıksanır ve duyulmaz.

 

Gökyüzünü ve yıldızları seyretmek insana sayı, zaman ve felsefeyi kazandırırken; müzik ve gök cisimlerinin hareketi insan zihnindeki düşünceleri düzene sokar. Pythagorasçılara göre felsefenin (philosophia) özü, evreni ve doğayı pasif bir hırsla değil, bilgece "seyretmek/temaşa etmek"tir.

 

Zaman hareketin sayısı iken, ses hareketin hızının ölçüsüdür. Farklı hızlarda dönen 10 gök cisminin hareketinden iki temel ürün doğar: Zaman (khronos) ve evrensel uyum (harmonia). 10 sayısı (Dekad/Tetraktys); aion, hafıza, tetraktys ve gök cisimleriyle kurulan bu kozmik düzenin ortak paydasıdır.

 

Pythagorasçılar zamanı, her şeyi kapsayan evrenin küresi (periekhon) ile bir tutmuşlardır. Bu kürenin maddesi klasik dört unsurdan (ateş, su, hava, toprak) farklı olarak beşinci unsur olan aither ve 12 beşgen yüzeyden oluşan dodekahedrondur. Dodekahedron (12 yüzlü geometrik figür), Zodyak’ı ve evrenin kabuğunu simgeler.

 

Guthrie, Pythagorasçıların zaman ile özdeşleştirdikleri kürenin aither olabileceğini belirtir.

 

Pythagorasçı felsefede ruh bedene hapsedilmiş cisimsiz bir harmonidir, sayılar aracılığıyla bedende yer alır ve ölümden sonra varlığını sürdürür.

 

Platon, Epinomis’te (984d) ruhu şöyle anlatır; havada dolaşan daimonlardır ve üstün bir zekadan pay almışlardır.

 

Olaylar bir döngü içinde tekrar ettiği için güçlü bir hafıza, kehaneti mümkün kılar.

 

Herakleitos’ta Döngü ve Aion

Herakleitos'un fragmanlarında ateş; "ölçülere göre yanan ve ölçülere göre sönen, her zaman canlı olan (aeizoon)", "akıllı (phronimon)" ve "ezeli-ebedi (aionion)" olarak tanımlanır.

Herakleitos'ta ateş, logos, tanrı ve savaş kavramları aynı şeyin farklı isimleri veya cihetleri olarak okunabilir.

 

Herakleitos, nesnelerin oluşumunu ateşin dönüşümleriyle açıklar.

Ruhlar için su olmak ölümdür, çünkü su için toprak olmak ölümdür. Topraktan su, sudan da ruh meydana gelir.

 

Gece ile gündüz bir’dir.

 

Dairenin çevresindeki başlangıç ve son ortaktır.

 

Herakleitos'un aşağı ve yukarı giden yollar kuramı, unsurların birbirine dönüşümünü ve zamanın tezahürlerini açıklar.

Yukarı ve aşağı giden yol bir ve aynıdır.

 

Herakleitos'ta ateş, alevden ziyade "kuru buhar" anlamına gelir; ruh da bu kuru buhardan ibarettir.

 

Ateşin yanıp sönmesi; aşağı ve yukarı giden yollar, ateşin suya, suyun toprağa ve tekrar ateşe dönüşmesi (tropai) süreciyle doğrudan ilişkilidir.

 

Zaman her şeyin ilki ve sonuncusudur. Kendisinde her şeyi barındırır. Hem birdir, hem değildir. Daima varlıktan (ex ontos) kesilir ve karşıt yoldan (tēn enantian hodon) yine ona gelir.

 

Güneş: Herakleitos’a göre her şeyi meydana getiren mevsimleri (horas hai panta pherousi) ve değişimleri sınırlaması, yargılaması ve gözler önüne sermesi ve aydınlatması itibariyle, bu ölçünün, sınırlarının ve dönemlerinin koruyucusu ve gözeticisidir.

 

Aiōn

Aiōn oynayan, dama oynayan bir çocuktur; krallık çocuğa aittir.

 

Clement ve Apollonius’a göre Aiōn çocuklaşan Zeus’tur. Hippolytos’a göre ise Logos ile Aiōn birdir. Zaman, ateş, Zeus ve Logos bütünleşmektedir.

 

Ruh, sıcak bir buhar (anathymiasis), aither veya ateş maddesidir. Akıllı ve canlı olan bu ateş doğası gereği hem şimdiyi hem geleceği kavrama yetisine sahiptir.

 

Elea Okulu ve Sonrası

Hos Estin ("O Vardır") İfadesi

Varlığa dair araştırmada iki yol:

Varolanın varolduğu ve varolmamasının imkânsız olduğu yol (Hakikate ve iknaya götürür).

Varolanın varolmadığı ve varolmamasının zorunlu olduğu yol (Bilinemez, dile getirilemez ve güvenilmez yoldur).

 

Hos estin ("O vardır") / "Varolan var olandır" demek bilgi içermez; bu mantıksal bir zorunluluk ve totolojidir.

 

Parmenides değişimleri, niceliği araştırmasının dışında bırakır; o vardır…

 

Tanrı'nın Musa'ya "Ben, Ben olanım" (I am who I am) diyerek kendisini kendisi dışındaki tüm yüklemlerden tenzih etmesi, Parmenides'in "Varolan'ın varolduğu" tespitine benzer.

 

Parmenides’in varlığa dair zaman anlayışı Melissos ile örtüşür:

Melissos /  Varolanın başlangıcı ve sonu yoktur; o her zaman var idi, şimdir vardır ve her zaman var olacaktır.

Parmenides / Varolan için "var idi" (geçmiş) veya "var olacak" (gelecek) denemez. O; bölünmez, sürekli ve bütün olarak "Şimdi" vardır.

 

Parmenides: Düşünülmek (noein) ile varolmak aynı şeydir.

Nous/Noein: Antik Yunan'da saf rasyonel zihinden ziyade anlık bir aydınlanma, zihinle görme veya duyusal algıyla (örneğin gözle görmeyle) doğrudan bağlantılı bir kavramdır.

 

Hatırlama, zamanı algılayan temel duyusal algı yetisinin bir işlevidir. Zihinde canlandırılan veya hatırlanan bir şey (geçmişte kalmış veya uzakta olan - apeonta), düşünüldüğü anda zihinde hazır (pareonta) hâle gelir.

 

Elealı Zenon hareketin ve zamanın imkânsızlığını kanıtlamaya çalışır:

Uçar görünen bir ok, uçuşunun her bir "anında" kendisine eşit bir mekân kaplar. Kendisine eşit bir mekânda bulunan şey ise sükûnet halindedir (hareketsizdir).

Parmenides'in "olmak" fiilinden Zenon "mekânda olmak" fiiline geçer (Mekânda Olmak (Einai en topo).

 

Miletlilerin kutsal ve belirsiz ilkesi olan apeiron (sınırsız), Pythagorasçılarda profan bir unsura (boşluk/hava/zaman) dönüşmüş ve peras (sınır/biçim) tarafından sınırlandırılarak belirli şeyler (örneğin geometrik biçimler, ateş, sayılar) meydana getirilmiştir.

 

Eğer apeironun sınırlanmadan önce ne olduğunu sorarsanız; onun ateş, soğuk, yaş veya kutsal olmadığını kabul etmek zorundasınız. 'O, x veya y olmayan şeydir' dediğiniz anda, aslında onun var olmadığını (hiçlik olduğunu) söylemiş olursunuz.

 

Parmenides, bilginin nesnesi olarak sadece sade, yalın ve değişmez olan "estin"i (vardır/olduğunu) kabul etmiştir. Bu durum, çok şey bilmeyi amaçlayan geleneksel ansiklopedik anlayış (polymatheia) için bir felakettir.

Bu katı çıkmazdan kurtulmak için Presokratik filozoflar "varlığın ne olduğunu" açıklamaya çalıştılar.

 

Empedokles

Pythagorasçılar havayı "boşluk" (yokluk/var olmayan) sayarken; Empedokles (klepsidra/su saati deneyiyle) havanın bir boşluk olmadığını, onun da cisimsel bir "varolan" (to eon) olduğunu kanıtlamıştır.

Empedokles evreni 4 ana unsur (ateş, su, hava, toprak) ile onları birleştiren Sevgi (Philia) ve ayıran Nefret (Neikos) ilkeleriyle açıklar.

 

Sevginin tam egemen olduğu dönemde unsurlar birbirine mükemmelen nüfuz eder. Plutarchos'un aktarımıyla bu durum birincil karışımdır (Prote Krasis). Hiçbir unsur diğerine üstün gelmediği için bu durum bir "apeiron" (belirsizlik), bir küre, tanrı ve zihindir (phren hiere).

 

Anaksagoras

Anaksagoras, yokluktan varlığa geçişin imkânsızlığı ilkesinden yola çıkar. Beslenme gözlemi yapar: Yediğimiz tek tip ekmek ve sudan saç, et, kemik oluşur. Demek ki ekmeğin içinde zaten az miktarda da olsa et ve saç mevcuttur.

Evren başlangıçta hiçbir rengin ve niteliğin ayırt edilemediği, her şeyin bir arada olduğu sonsuz bir karışımdır (apeiron). Bir şeyin ekmek olarak görünmesinin sebebi, içindeki ekmek parçacıklarının çoğunlukta olmasıdır.

 

Demokritos ve Leukippos "dolu" olanı (atomlar) varolan, "boş" olanı (seyrek ortam) ise varolmayan olarak tanımlar.

 

Miletlilerde kutsal/tanrısal vasıfları olan apeiron, Demokritos’ta sadece mekan/boşluk anlamında sekülerleşmiş (profanlaşmış) bir kavrama dönüşmüştür. Tanrısallık veya yöneticilik vasıfları artık Nous (Anaksagoras) veya Sevgi (Empedokles) gibi ilkelere devredilmiştir.

 

Filozoflar, başlangıçtaki kaotik kütleden (apeiron) unsurların ayrışmasını sağlayan fail olarak döngüsel hareketi / girdabı (dynes) öne sürerler.

 

Bu dönemde zaman artık soyut veya mistik bir fail değil; kozmik girdabın yarattığı gün, gece, aither, hava gibi doğal ve meteorolojik olayların/ürünlerin bir sonucudur.

 

Platon’da Zaman Bilgi ve Döngü

Platon’da zaman döngüseldir ve gök cisimlerinin hareketleriyle ilişkilendirilir. Ancak Parmenidesçi gelenek gereği idealar ezeli-ebedi (aionios), durağan ve zaman-dışıdır.

 

İnsandaki bilme ilkesi olan ruh aynı zamanda hareketin ilkesidir ve düşünmek bir harekettir. (Bu durumda) Sükunet halindeki (durağan, zaman-dışı) bir İdeayı (örneğin İyi İdeasını) düşünmek, hareket halinde olan bir ruh için nasıl mümkündür?

İdeanın bilgisine sahip olmak ile o İdeayı düşünmek farklıdır. Zaman-dışı bir gerçeklik, zaman içinde gerçekleşen bir zihinsel eylemle (düşünme) nasıl kavranabilir?

 

Platon’un Kozmolojisi

Demiurgos (Mimar/Yaratıcı): Evrene düzen veren ilahi akıl. İyi olduğu için evrenin kendisine benzemesini istemiştir.

 

Paradeigma (Örnek/Model): Demiurgos'un esas aldığı sonsuz İdealar modeli.

 

Prekozmik Malzeme ve Mekan: Demiurgos'un üzerinde çalıştığı biçimsiz kütle.

 

Evren yaratılmadan önce hypodokhe dengesiz güçlerle (sıcak, soğuk, kuru, yaş) doludur ve kaotik bir biçimde sallanıp sarsılmaktadır.

 

Ananke (Zorunluluk / Tesadüf)

Bu düzensiz hareketin nedeni Ananke’dir. Ananke, malzemenin doğasındaki kusuru, sapmayı, bozulmayı ve tasarlanmamış (rastlantısal) olayları temsil eder.

 

Kozmos, Aklın Zorunluluğu ikna etmesiyle oluşur. Demiurgos Zorunluluğu yok etmez, onu oran, sayı ve gayeler (teloi) doğrultusunda hizaya sokar.

 

Kaotik ve belirsiz durum olan Ananke, Akıl tarafından ikna edilince sükunete kavuşarak khoraya dönüşür. Ardından oran ve sayılar aracılığıyla dört unsuru oluşturan "üçgenler" (geometrik biçimler) meydana gelir.

 

Platon, Pythagorasçıların apeiron (sınırsız) kavramı yerine "Belirsiz Dyad"ı (Büyük ve Küçük / Az ve Çok) koymuştur. Philebus diyaloğunda "daha sıcak-daha soğuk" gibi derece bildiren ikiliklere bir "sınır" (oran) konulduğunda uyum (örneğin sağlık) elde edilir.

 

Dünya Ruhu; Varlık (Ousia), Aynılık (Tauton) ve Başkalık (Thateron) unsurlarının birleşiminden oluşur.

 

Bu üç unsurun her biri kendi içinde "bölünemez" (idealar alanına ait) ve "bölünebilir" (cisimler alanına ait) olmak üzere ikiye ayrılır. Demiurgos bunlardan birer "ara Varlık", "ara Aynılık" ve "ara Başkalık" oluşturarak Dünya Ruhunun harcını/malzemesini hazırlar.

 

Geometrik Kozmoloji

Hazırlanan bu malzeme şerit halinde uzatılır ve Yunancadaki Khi ($\chi$) harfi şeklinde çaprazlanarak iki halka/çember haline getirilir.

Dış Çember (Aynılık): Bölünmeden bırakılır, sağa doğru döner ve ekvator boyunca doğudan batıya hareketi simgeler.

İç Çember (Başkalık): Altı yerinden bölünerek 7 ayrı çember/yörünge haline getirilir. Sola doğru (ekliptik boyunca) döner ve Güneş, Ay ile diğer 5 gezegenin (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn) yörüngelerini oluşturur.

 

Demiurgos malzemeyi bölerken şu temel diziyi elde eder: 1, 2, 3, 4, 8, 9, 27 (20, 21, 31, 22, 23, 32, 33)

İkili ve üçlü aralıklar harmonik ve aritmetik ortalamalarla doldurulur:

2:1 -> Oktav

3:2 -> Beşinci (Kuinat / Quint)

4:3 -> Dördüncü (Kuarte / Quart)

9:8 -> Ton

256:243 -> Leimma (yarı ton)

 

Dünya Ruhuna verilen bu sayısal oranlar, evrendeki düzensizliği/kakofoniyi ortadan kaldırarak ona akli, sayısal ve müziksel bir uyum (harmoni) kazandırır. Bu durum, aklın zorunluluğu (Ananke) ikna etmesi ve forma sokması anlamına gelir.

 

Gün, gece, ay ve yıl zamanın parçalarıdır.

İnsanlar sadece Güneş ve Ay'ın hareketleriyle tanımlanan yıl ve ayı ölçerler.

Platon'a göre diğer 5 gezegenin dönme periyotları da adlandırılmamış birer "zaman parçası/süre birimidir". Bütün bu 8 hareketin döngülerini tamamlayıp aynı hizaya geldiği an "Büyük Yıl"ı oluşturur.

 

Varlık, Aynılık ve Başkalık ilkeleri Sophist diyalogunda (252e-253c) formların birleşme ilkeleri/temel kategorileri olarak karşımıza çıkar.

Aynılık: Bir şeyin kendisi olması (estin / "is").

Başkalık: Bir şeyin başka bir şeyden farklı/ayrı olması (ouk estin / "is not").

 

Varlık Hiyerarşisi

Aion (Eternity / Sonsuzluk): Sonsuz (Eternal), Tek/Bir ve Hareketsizdir. Zamanın kendisinin bir kopyası olduğu en üst ilkedir. İdealar dünyasını ve gökler ötesini (hyperouranios topos) temsil eder.

 

Aynılık (Tauton): Ezeli-ebedi (Everlasting / aidios), Tek/Bir ve Hareketlidir. Hiyerarşide Başkalığın üstünde yer alır; hareketine "üstünlük ve düzen" verilmiştir.

 

Başkalık (Thateron): Ezeli-ebedi (aidios), Çok ve Hareketlidir. 7 gök cismine/yörüngeye bölünmüştür.

 

Tikeller: Ölümlü (mortal), Çok ve Hareketli. Oluş ve yok oluşa tabi olan maddi varlıklardır.

 

Oluş ve yok oluşa tabi oldukları için tikeller hakkında "idi", "şimdi böyledir" ve "olacaktır" kipleri rahatlıkla kullanılır.

 

Timaios'taki Aynılık, zamansal değişime uğramayan, kendi içinde sabit ve bölünmez yapısıyla Sophist diyalogundaki varlığı ve özdeşliği belirten "is" (vardır/dir) ifadesine karşılık gelir.

 

Platon'a göre doğrusal (lineer) hareketler sınırlı evrende son bulacağı için değişime tabidir. Mükemmel, kesintisiz ve ezeli-ebedi olan tek hareket döngüsel harekettir. Görme duyusu insanlara, akıl gökteki bu kusursuz ve ezeli döngüleri seyretsin de kendi düzensiz düşünme döngülerini göğün bu düzenine uydursun diye verilmiştir.

 

Aristoteles'te ruhun düşündüğü nesnenin formunu alarak onunla biçimlenmesi gibi, Platon'da da ruh bir "düşünce uzayı" (hypodokhe) işlevi görür. Ruh, zaman-dışı olan İdeayı (örneğin İyi İdeasını) temaşa ettiği ve kavradığı an, o form tarafından enforme edilir (belirlenir/biçimlenir). Zaman içinde hareket eden ruhun zaman-dışı bir ideayı temaşa etmesi, ruhun döngüsel hareket yapmasıyla mümkün olur.

 

Ahşap malzemenin ancak "masa formunu" taşıdığında masa olabilmesi gibi, insan ruhu da ancak İyi İdeası'nın formunu taşıdığı ve onunla enforme edildiği takdirde iyi ve erdemli olabilir. Bu yüzden erdem, sadece ve sadece İyi'nin bilgisine sahip olmak ve ruhu bu formla şekillendirmektir.

 

Sonuç

Zaman başlarda (Arkaik / Erken Doğu Kültürleri) kişileştirilmiş bir "fail", yaratıcı veya yok edici bir güç (tanrı) olarak görülmüştür. Ancak bu durum teolojik krizlere (tanrı yanında ikinci bir güç) yol açtığı için monoteist/monist eğilimlerle zaman geri plana itilmiş ya da tek tanrıyla özdeşleştirilmiştir (örn. Zurvan, Yahwe, Pherecydes'in Zeus'u).

 

Milet Okulu ve Pythagorasçılarda zaman, gök cisimlerinin hareketi ve gökküre ile bir tutulmuştur. Pythagorasçılarda evrenin dışındaki belirsiz/sınırsız süre (apeiron / hava / zaman), gök cisimlerinin hareketiyle sınırlanıp belirlenerek ölçülebilir zaman parçalarına (gün, ay, yıl) dönüştürülür.

 

Herakleitos zamanı (khronos) ateşle bir tutarak kutsal bir fail saymış; Aion kavramını ise insan ömrü değil, 30 yıllık döngüler veya 10.000 yıllık "Büyük Yıl" olarak ele almıştır.

 

Parmenides ve Elea Okulu oluş, yok oluş ve hareketi reddetmiş; zamanın geçmiş ve gelecek boyutlarını silerek varlık için yalnızca "O şimdi vardır" anlayışını getirmiştir.

 

Atomcular göksel düzenli zamanın yerine mekanik/meteorolojik bir "girdap" (vortex) hareketini koyarak zamanı edilgen/ilineksel kılmışlardır.

 

Platon zamanı yeniden gök cisimlerinin döngüsel ve düzenli hareketine bağlar. Zaman, prekozmik alandaki düzensiz hareketin Aklın (Nous) Zorunluluğu (Ananke) ikna etmesi sonucu "sayı ve oran" verilerek düzenlenmiş halidir.

En düzenli hareket olan döngü, hem gök cisimlerinin hem de düşünen ruhun hareketi olup Zorunluluğun (Ananke) en aza indirindiği, akla ve sükunete en yakın mükemmel durumdur.

 


Transkripsiyon Anahtarı

 

Yunanca Harf

Transkripsiyon

Alfa

a

Beta

b

Gamma

g

Delta

d

Epsilon

e

Zeta

z

Eta

ē / e

Theta

th

Iota

i

Kappa

k

Lambda

l

Mi

m

Nü

n

Ksi

ks

Omikron

o

Pi

p

Rho

r

Sigma

s

Tau

t

Upsilon

y

Phi

ph

Khi

kh

Psi

ps

Omega

ō / o


 


Yunanca Terimler Sözlüğü

aei: Daima, her zaman

aionios: Sonsuz

aion: Sonsuzluk

aidios: Ezeli-ebedi

alloiosis: Dönüşüm

ananke: Zorunluluk

apeiron: Sınırsız, belirsiz

apokrisis: Ayrışma

 

demiurgos: Yaratıcı

den: Şey, cisim

dekad: On olma

doma: Ev

dyad: İkilik

 

einai: Olmak

ekkrisis: Ayrışma

erebos: Karanlık

erga: İşler

estin: Vardır

 

genea: Soy, nesil

gegonos: Olmuş olan

genesomenon: Olacak olan

gignomenon: Olmakta olan

 

hodos: Yol

hyios: Oğul

hypodokhe: İçine alan şey, kap

 

kairos: Uygun zaman

kallistos: En güzel

kenon: Boşluk

khiton: Örtü, elbise

khora: Mekan

koinos: Ortak

kyklos: Döngü

 

manon: Seyrek

mē on: Var olmayan şey, (öyle) olmama, var olmama

mneme: Hafıza

mnemosyne: Hatırlama yeteneği

moira: Hisse, nasip, pay

 

noein: Düşünmek

noeton: Zihinsel, akılla kavranan

nous: Zihin, akıl

nun: Şimdi, an

 

oikia: Ev

on (eon): Var olan, Olan

 

pareonta: Burada, hazır bulunan şey

peithein: İkna etmek

peras: Sınır

periekhon: Kuşatan, saran şey

pneuma: Nefes, ruh

poioun: Etken, yapan

psykhe: Ruh

pyr: Ateş

 

sophotatos: En bilge

sphairos: Küre

 

taksis: Düzen

telos: Amaç

thalassa: Deniz

theion: Kutsal

theos: Tanrı

trope: Dönüşüm


… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder