11 Ekim 2026 Pazar

Madeline Miller - Ben, Kirke - Özet / Notlar

Madeline Miller - Ben, Kirke - Notlar

Circe

Mütercim: Seda Çıngay Mellor, İthaki Yayınları, 2019

 


1

Ben doğduğumda, olduğum şeyin bir ismi yoktu.

 

Anlatıcı Kirke (Atmaca), kendi doğumunu, tanrılar arasındaki hiyerarşiyi ve çocukluğunun geçtiği saray atmosferini anlatır.

Güneş Tanrısı Helios ile Okeanos’un kızı naiad Perseis’in evliliğinden dünyaya gelen Kirke, tanrılar dünyasının en alt basamağında yer alan bir nympha (gelin/küçük tanrıça) olarak doğar.

 

…nympha sözcüğü, geleceğimizin enini ve boyunu belirliyordu. Nympha bizim lisanımızda sadece tanrıça değil, aynı zamanda gelin anlamına da geliyordu.

 

(İnsan)

'Biçimlerinin bize benzediğini söyleyebilirsin,' demişti babam, 'ama ancak bir solucanın balinaya benzediği kadar.' Annem daha basit bir açıklama getirmişti: Çürümüş etle dolu iğrenç torbalara benzerler.

 

Gözlerinin sarılığı, sesinin çirkin bulunması ve gücünün yetersizliği nedeniyle ailesi tarafından hor görülür ve dışlanır.

 

2

Prometheus'un cezalandırılması

İntikam tanrıçası Erinys tarafından kanlar içinde bırakılana kadar kırbaçlanan Prometheus, en ufak bir zayıflık göstermez ve af dilemeyi reddeder.

 

Saraydaki diğer tanrılar bu vahşi manzaradan sıkılıp ziyafetlerine dönerken, Kirke yalnız başına kalan Prometheus'a nektar götürür.

 

Hayatım çamurdan ve derinlikten oluşuyordu ama ben o karanlık suların bir parçası değildim. O suların içindeki bir varlıktım.

 

3

Prometheus, Kafkaslar'da kayaya zincirlenerek ve her gün karaciğeri bir kartal tarafından deşilmek üzere ezici bir cezaya mahkûm edilir.

 

Girit Kralı Minos ile Pasiphae'nin evliliği vesilesiyle Olymposlular ve ölümlüler bir araya gelir.

Bu düğün, Kirke’nin ölümlü dünyayla ve insanlarla ilk kez yüz yüze gelmesini sağlar.

 

4

Balıkçı Glaukos

Glaukos’un yaşam mücadelesini ve yoksulluğunu gören Kirke, ona yardım etmek ister ancak kendi zayıf tanrısal gücü buna yetmez.

Büyükannesi Tethys'ten yardım ister. Onun yardımıyla Glaukos’un ağları balıklarla dolar.

 

Glaukos'un ölümlü olduğunu, yaşlanıp öleceğini fark eden Kirke, onu ölümsüz kılmak için çareler arar. Tanrıların bile korktuğu ve yasaklı güçler barındıran "farmakon" (şifalı/büyülü otlar) sırrını öğrenmeye çalışır.

 

5

Kirke, savaş alanlarından topladığı özel farmakon (büyülü/güçlü) çiçeklerinin özsuyunu uyuyan Glaukos'a içirir. Çiçeklerin gücüyle Glaukos bir ölümlüden masmavi derili, sakallı, yüzgeçli ve güçlü bir deniz tanrısına dönüşür.

Tanrı mertebesine yükselen Glaukos, eski sefil ölümlü geçmişini çabucak unutur ve kibre kapılır. Kirke’nin kendisine olan aşkını ve bu dönüşümdeki katkısını görmezden gelerek, sarayın en güzel ve kıskanç nympha'larından biri olan Skylla’ya tutulur.

Kirke derin bir yıkım ve öfke yaşar. Kıskançlık ve nefretle hareket ederek Skylla'nın içindeki tüm kötülüğü ve çirkinliği dışa vurmasını sağlamak için farmakon çiçeklerinin özsuyunu bu kez Skylla’nın her gün yıkandığı koyun sularına döker.

 

6

Skylla büyünün etkisiyle on iki kemiksiz bacak ve beş havlayan kafalı bir deniz canavarına dönüşür.

Glaukos eski aşkını çabucak unutur ve yeni nympha'ların peşine düşer.

 

Hayatımın diğer bütün günlerinde kıvrılıp kendi üstüme kapanır ve ağlardım. O gün babamın azarı kuru kavların üstüne düşen kıvılcım gibiydi. Ağzımı açtım. 'Yanılıyorsun,' dedim.

 

Gücünü tanrılar arasındaki güç dengelerini bozmak üzere kullanan Kirke suçlu bulunur.

Başka hiçbir tanrının baş edemeyeceği ya da zarar göremeyeceği uzak, ıssız bir adaya (Aiaie) sürgün edilir. Annesi Perseis ise Helios'tan bir daha çocuk yapmama cezası alır.

 

7

Babası Helios tarafından ıssız Aiaie adasına bırakılan Kirke, başta Prometheus gibi büyük bir işkenceyle cezalandırılmayı bekler; ancak karşılaştığı şey konforlu, tertemiz ama tamamen boş bir ev ve vahşi bir doğadır.

 

Yeni evim buydu işte: Babamın gururuna dikilmiş bir anıt.

 

Otları toplamayı, onları kaynatmayı ve büyü yapmanın zahmetli ama tatmin edici angaryasını öğrenir.

 

Büyücülüğün ne olmadığını söyleyeyim: Bir düşünce ve bir göz kırpışıyla gelen ilahi güç değil. Yapılması, üstünde çalışılması, planlanması, araştırılması, kazılıp çıkarılması, kurutulması, doğranıp öğütülmesi, pişirilmesi, onunla konuşulması, ona şarkı söylenmesi gerekiyor.

 

Nesneleri ve hayvanları dönüştürme konusunda ustalaşır.

 

8

Hermes’in Ziyareti

Skylla’nın denizde bir boğazı mesken tuttuğunu, oradan geçen gemilere saldırıp denizcileri yutan acımasız bir canavara dönüştüğünü öğrenir.

Yaptığı büyünün vicdani yükü Kirke’yi sarsar.

Adanın en ücra köşesinde babası Helios’un dökülen kanından biten, kötülüğü ve lanetleri def eden kadim Moly (Kök) çiçeğini arayıp bulur.

Kökler bir an şiddetle direndikten sonra boyun eğdi. Siyah ve kalındılar, maden ve tuz kokuyorlardı.

 

9

Adaya gelen Daidalos, Pasiphae’nin bir bebek dünyaya getireceğini ve doğuma Kirke’nin yardımını istediğini haber verir.

Kirke, bu davetin arkasındaki tuhaflığı ve olası bir tuzağı sezmesine rağmen, kardeşine meydan okumak için gitmeyi kabul eder.

Deniz yolculuğunda Skylla’nın mesken tuttuğu tehlikeli boğazdan geçerler.

 

10

Minotauros'un Doğumu

Yedinci günün sonunda Knossos’a vardılar.

Pasiphae, insan vücutlu ve boğa kafalı, son derece yırtıcı ve insan etiyle beslenen devasa bir yaratık doğurur: Minotauros

Doğum sırasında yaratık Kirke’nin parmaklarını ısırıp kopararak yer. Pasiphae’nin, tanrıların kutsal olarak gönderdiği bembeyaz boğayla çiftleşebilmek için Daidalos’a tahtadan içi boş bir inek yaptırdığı ortaya çıkar.

Kirke, kuyu suyunda gördüğü kehanet sayesinde yaratığın bebekken öldürülemeyeceğini, gelecekte bir ölümlü kahraman tarafından katledileceğini öğrenir.

Kirke, parmaklarını şifalı geyikotu ile iyileştirdikten sonra kutsal Dikti Dağı'na tırmanır; burada doğanın kadim güçlerini toplayarak büyülü bir iksir hazırlar. Bu iksir yaratığın açlığını senenin üç mevsimi boyunca bastıracak, ancak her hasat mevsiminde yaratığın insan etiyle beslenmesi gerekecektir.

 

11

Yaratık, gelecekte bir kahraman tarafından öldürülene kadar sarayın altındaki özel bir dehlizde (Labyrinthos) kilit altında tutulacaktır.

Daidalos'un küçük oğlu İkaros ile tanışan Kirke, ölümlülerin sevgisinin ve aile bağlarının derinliğini gözlemler. Girit'ten ayrılırken Daidalos ona kendi elleriyle yaptığı muhteşem bir sedir ağacı dokuma tezgahı hediye eder.

 

12

Kirke adadaki rutinine, dokuma tezgahının başına ve büyü çalışmalarına döner.

Atina Prensi Theseus, iplik ve kılıç sayesinde labirente girip Minotauros'u öldürür.

 

13

Kirke, bir gün kumsala yanaşan iki yabancıyla karşılaşır. Bunlar argonotların lideri İason ve Kolkhis Kralı Aietes’in kızı, yani Kirke’nin yeğeni Medeia'dır.

Medeia’nın, babası Aietes’in sarayından Altın Post'u çalabilmek için İason'a nasıl yardım ettiğini, boğaları nasıl alt ettiğini ve hatta peşlerinden gelen babasını yavaşlatmak için kendi küçük kardeşini parçalayıp denize attığını öğrenir.

 

14

Kirke yalnızlık ve hüzünle boğuşurken, adaya, başlarında deneyimli bir kaptanın bulunduğu yirmi kişilik yorgun ve hırpani bir denizci grubu gelir. Kirke, yıllardır aradığı insan sıcaklığını ve onarabileceği "kırık bir şey" bulma umuduyla onları ziyafetle karşılar.

Kaptan, savunmasız anından yararlanarak Kirke’ye tecavüz eder. Mürettebatın diğer üyeleri de onu izler. Şefkat ve sevecenliğin bedelini ihanete uğrayarak ödeyen Kirke, kendisine saldıranları domuza dönüştürür.

 

15

Odysseus

Kirke, tecavüz travmasının öfkesiyle adasına gelen her yabancı erkeği domuza çevirmeye devam eder. Bu durum onun için bir tür "özsavunma ve kontrol" mekanizmasına dönüşür.

Böyle bir dönemde İthaka Kralı Odysseus, adamlarıyla birlikte adaya gelir.

Odysseus, tanrı Hermes'in önceden verdiği ve büyülere karşı koruyucu etkisi olan moly adlı sihirli ot sayesinde Kirke’nin domuz yapma büyüsünden etkilenmez. Kirke, karşısındakinin diğer yağmacı korsanlar gibi olmadığını; zekası, tedbirliliği ve keskin diliyle dikkat çeken bir kahraman olduğunu anlar. Odysseus, Kirke'ye saldırmak yerine durumu mantık çerçevesinde çözmeye çalışır.

Kirke, hayatında ilk defa kendisine korkuyla ya da kurbanca yaklaşmayan bir erkekle karşılaşmış olmanın şaşkınlığı içindedir.

Şaşkınlık ve merak duyguları içinde Styx Nehri üzerine yemin ederek onunla bir anlaşma yapar.

 

16

Kirke Odysseus’la eşit şartlarda, derin ve entelektüel bir bağ kurar. Odysseus’un geçmişteki savaş hikayelerini, Troya Kuşatmasını, karşılaştığı zorlukları dinlerken stratejik zekasına hayranlık duyar.

Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka ve ortak bir hayata dönüşür. Odysseus, adamlarıyla birlikte adayı onarır, bahçelerle ilgilenir.

Ancak Odysseus, ne kadar mutlu olursa olsun aklından ve kalbinden İthaka'daki evini, sadık karısı Penelope'yi ve oğlunu çıkaramaz.

 

17

Baharın gelişiyle birlikte Odysseus ve adamlarının ayrılık vakti yaklaşır. Kirke, Odysseus'u adasında tutmak ister. Tanrı Apollon, ona kaçınılmaz kehaneti bildirir: Odysseus yolculuğuna devam etmek zorundadır. Ancak Thrinakie adasına ulaşmadan önce Yeraltı Dünyası'na inmeli, kahin Teiresias'tan öğüt almalı ve geçmişin ruhlarıyla yüzleşmelidir.

Kirke, kederini ve hiddetini bastırarak Odysseus'a Ölüler Ülkesi'ne nasıl gireceğini, ruhları kanla nasıl çağıracağını anlatır.

Odysseus ölüler diyarına gidip geri döndüğünde; kederli, sarsılmış ama kararlı bir şekilde İthaka'ya döneceğini öğrenmiştir.

Kirke ona yol üzerindeki diğer tehlikeleri anlatır: Sirenler, canavar Skylla ve Helios'un kutsal sığırlarının bulunduğu Thrinakie adası.

 

Odysseus, Laertes'in oğlu, büyük seyyah, kurnazlıkların, hilelerin ve binbir numaranın prensi. Bana yara izlerini göstermiş, karşılığında da benim hiç yaram yokmuş gibi yapmama izin vermişti.

 

18

Telegonos

Odysseus'un ayrılışının ardından Kirke, o güne kadar deneyimlemediği şiddetli bulantılarla sarsılır ve bir ölümlüden / Odysseus'tan hamile kaldığını anlar.

Adayı yabancılara karşı koruyucu bir yanılsamayla kapatır, uzun ve zorlu sancıların ardından oğlu Telegonos'u dünyaya getirir.

Tanrıça Athena, Telegonos'un gelecekte büyük bir felakete yol açacağını ve bu yüzden ölmesi gerektiğini söyleyerek Kirke'den bebeği kendisine vermesini ister.

Kirke, tanrıçanın bu zalim teklifini ve tehditlerini reddeder.

 

19

On altıncı doğum gününde Telegonos, annesinden gizli olarak kumsaldaki mağarada kendi elleriyle küçük bir tekne inşa ettiğini gururla açıklar.

Hermes, Telegonos'a babası Odysseus'tan bahsetmiş, onu babasını bulmaya teşvik etmiştir.

Yalanlar ve hileler tanrısı Hermes'in oğlunu ölümlülerin ve tanrıların tehlikeli dünyasına kurban etmeye çalıştığını anlar.

 

20

Trygon

Annesinin bütün uyarılarına ve korkularına rağmen Telegonos, adadan ayrılmaya kararlıdır.

Kirke geminin ahşaplarını güçlü koruma büyüleriyle kaplar, yol boyunca karşılaşacağı tehlikeleri anlatır.

 

Kirke sürgün yasağını çiğneyerek okyanusun en derin, karanlık dibine inip kadim deniz tanrısı Trygon’la yüzleşir.

Trygon'un kuyruğundaki zehir tanrılara sonsuz acı veren evrendeki en korkunç silahtır.

Kirke, bu zehirli kuyruğu almak için her türlü bedeli ödemeye hazırdır. Trygon, Kirke'nin evladı için gösterdiği bu kararlılığı ve cesareti takdir ederek kuyruğunu kesip ona verir.

 

‘Bu dünyaya bir an daha dayanamayacağım,' diye düşündüm.

Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.

 

Adasına dönen Kirke, bu zehirli kuyruğu Telegonos'un mızrağının ucuna bağlar.

Telegonos ufukta kaybolurken Kirke, bir anne olarak yapabileceği her şeyi yapmış olmanın huzuru ve kederiyle ufku seyreder.

 

21

Telegonos, kısa süre sonra adaya geri döner. Kraliçe Penelope ve Telemakhos da yanındadır.

Telegonos, İthaka’ya vardığında Odysseus onu yağmacı zannederek üzerine saldırmış, boğuşma sırasında Telegonos’un mızrağının ucundaki zehir ölümüne sebep olmuştur.

 

Mızrağı yakalayıp beni geri çekti. / Küçük bir çizikti. Ucu yanağına değdi. / Onu uyarmaya çalıştım. Çalıştım... Boğulurcasına sustu.

 

Kirke, Odysseus’un kendi elleriyle verdiği Trygon zehriyle öldüğünü öğrenince kaderin ironisi karşısında sarsılır. Penelope ile ortak bir yas paydasında buluşur.

 

22

Penelope, Odysseus'un ölümünün ardından İthaka'da kalmanın imkansızlaştığını, kocasının adını taşıyan ve onun savaş mirasını sürdürmeye zorlanan Telemakhos'un omuzlarındaki yükü hafifletmek için adaya sığındıklarını itiraf eder.

 

Penelope, Odysseus'un Troya'dan döndükten sonra huzur bulamadığını, sıradan bir hayatı ve barışı kabullenemediğini; Athena'nın sürekli olarak kulaklarına yeni maceralar ve hırslar fısıldayarak onu rahat bırakmadığını anlatır.

Athena'nın, Odysseus'un ölümünden sonra onun kanından gelen bir sonraki hedefe (Telemakhos'a) göz dikeceğini bilen Penelope, oğlunu bu kader döngüsünden kurtarmak için Kirke'nin koruyucu büyülerine sığınmıştır.

 

23

Hermes adaya gelir; Athena’nın Telemakhos'a göz diktiğini haber verir.

 

24

Telegonos, annesinin endişelerine ve korkularına rağmen kendi kaderini çizmek, dünyayı görmek ve yeni bir krallık kurmak üzere Athena’nın çağrısını kabul eder.

Hayırla gitmesini dileyerek elimi kaldırdım ve oğlumu dünyaya verdim.

 

25

Kirke, babası Helios'u çağırarak sürgününün son bulmasını ister.

Helios izin vermez ama Kirke kararlıdır.

Kirke ile birlikte Telemakhos adadan ayrılırlar.

Aiaie'de kalan Penelope, Kirke'nin bıraktığı şifalı otlar ve uyku iksirleriyle kendi düzenini kurar.

Kirke, gemiz boğazdan geçerken Telemakhos'un yardımıyla Skylla'yı öldürür, canavar taşa dönüşür.

 

26

İkili, Kirke'nin yüzyıllar önce Glaukos'u bir deniz tanrısına ve Skylla'yı bir canavara dönüştürmek için kullandığı Kronos'un kanından fışkıran sarı dönüştürücü çiçekleri toplamak üzere Kirke’nin doğduğu eski sahiline gider. Kirke, kaderini ve varoluşunu dönüştürecek son büyü için gerekli olan bu sarı çiçekleri toprağıyla birlikte itinayla söküp yanında getirir.

Aiaie'ye dönerler.

Kirke, Aiaie'nin koruyuculuğunu ve cadılık mirasını Penelope'ye devreder.

 

27

Kirke, topladığı dönüştürücü sarı çiçeklerin özünü bir kasede bir araya getirir. Zihninde ölümlü bir geleceğin hayalini kurar.

Ölümsüzlüğün soğuk ve değişmez zırhına karşılık, ölümlülüğün risklerle dolu ama gerçek olan güzelliğini kabul eder.

Hazırladığı iksiri içer.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder