Madeline
Miller - Ben, Kirke - Notlar
Circe
Mütercim: Seda Çıngay Mellor, İthaki Yayınları, 2019
1
Ben
doğduğumda, olduğum şeyin bir ismi yoktu.
Anlatıcı Kirke (Atmaca), kendi doğumunu, tanrılar arasındaki
hiyerarşiyi ve çocukluğunun geçtiği saray atmosferini anlatır.
Güneş Tanrısı Helios ile Okeanos’un kızı naiad Perseis’in
evliliğinden dünyaya gelen Kirke, tanrılar dünyasının en alt basamağında yer
alan bir nympha (gelin/küçük tanrıça) olarak doğar.
…nympha sözcüğü, geleceğimizin enini ve boyunu
belirliyordu. Nympha bizim lisanımızda sadece tanrıça değil, aynı zamanda gelin
anlamına da geliyordu.
(İnsan)
'Biçimlerinin bize benzediğini söyleyebilirsin,' demişti
babam, 'ama ancak bir solucanın balinaya benzediği kadar.' Annem daha basit bir
açıklama getirmişti: Çürümüş etle dolu iğrenç torbalara benzerler.
Gözlerinin sarılığı, sesinin çirkin bulunması ve gücünün
yetersizliği nedeniyle ailesi tarafından hor görülür ve dışlanır.
2
Prometheus'un cezalandırılması
İntikam tanrıçası Erinys tarafından kanlar içinde bırakılana
kadar kırbaçlanan Prometheus, en ufak bir zayıflık göstermez ve af dilemeyi
reddeder.
Saraydaki diğer tanrılar bu vahşi manzaradan sıkılıp
ziyafetlerine dönerken, Kirke yalnız başına kalan Prometheus'a nektar götürür.
Hayatım çamurdan ve derinlikten oluşuyordu ama ben o
karanlık suların bir parçası değildim. O suların içindeki bir varlıktım.
3
Prometheus, Kafkaslar'da kayaya zincirlenerek ve her gün
karaciğeri bir kartal tarafından deşilmek üzere ezici bir cezaya mahkûm edilir.
Girit Kralı Minos ile Pasiphae'nin evliliği vesilesiyle
Olymposlular ve ölümlüler bir araya gelir.
Bu düğün, Kirke’nin ölümlü dünyayla ve insanlarla ilk kez
yüz yüze gelmesini sağlar.
4
Balıkçı Glaukos
Glaukos’un yaşam mücadelesini ve yoksulluğunu gören Kirke,
ona yardım etmek ister ancak kendi zayıf tanrısal gücü buna yetmez.
Büyükannesi Tethys'ten yardım ister. Onun yardımıyla
Glaukos’un ağları balıklarla dolar.
Glaukos'un ölümlü olduğunu, yaşlanıp öleceğini fark eden
Kirke, onu ölümsüz kılmak için çareler arar. Tanrıların bile korktuğu ve
yasaklı güçler barındıran "farmakon" (şifalı/büyülü otlar) sırrını
öğrenmeye çalışır.
5
Kirke, savaş alanlarından topladığı özel farmakon
(büyülü/güçlü) çiçeklerinin özsuyunu uyuyan Glaukos'a içirir. Çiçeklerin
gücüyle Glaukos bir ölümlüden masmavi derili, sakallı, yüzgeçli ve güçlü bir
deniz tanrısına dönüşür.
Tanrı mertebesine yükselen Glaukos, eski sefil ölümlü
geçmişini çabucak unutur ve kibre kapılır. Kirke’nin kendisine olan aşkını ve
bu dönüşümdeki katkısını görmezden gelerek, sarayın en güzel ve kıskanç
nympha'larından biri olan Skylla’ya tutulur.
Kirke derin bir yıkım ve öfke yaşar. Kıskançlık ve nefretle
hareket ederek Skylla'nın içindeki tüm kötülüğü ve çirkinliği dışa vurmasını
sağlamak için farmakon çiçeklerinin özsuyunu bu kez Skylla’nın her gün
yıkandığı koyun sularına döker.
6
Skylla büyünün etkisiyle on iki kemiksiz bacak ve beş
havlayan kafalı bir deniz canavarına dönüşür.
Glaukos eski aşkını çabucak unutur ve yeni nympha'ların
peşine düşer.
Hayatımın diğer bütün günlerinde kıvrılıp kendi üstüme
kapanır ve ağlardım. O gün babamın azarı kuru kavların üstüne düşen kıvılcım
gibiydi. Ağzımı açtım. 'Yanılıyorsun,' dedim.
Gücünü tanrılar arasındaki güç dengelerini bozmak üzere
kullanan Kirke suçlu bulunur.
Başka hiçbir tanrının baş edemeyeceği ya da zarar
göremeyeceği uzak, ıssız bir adaya (Aiaie) sürgün edilir. Annesi Perseis ise
Helios'tan bir daha çocuk yapmama cezası alır.
7
Babası Helios tarafından ıssız Aiaie adasına bırakılan
Kirke, başta Prometheus gibi büyük bir işkenceyle cezalandırılmayı bekler;
ancak karşılaştığı şey konforlu, tertemiz ama tamamen boş bir ev ve vahşi bir
doğadır.
Yeni evim buydu işte: Babamın gururuna dikilmiş bir anıt.
Otları toplamayı, onları kaynatmayı ve büyü yapmanın
zahmetli ama tatmin edici angaryasını öğrenir.
Büyücülüğün ne olmadığını söyleyeyim: Bir düşünce ve bir
göz kırpışıyla gelen ilahi güç değil. Yapılması, üstünde çalışılması,
planlanması, araştırılması, kazılıp çıkarılması, kurutulması, doğranıp
öğütülmesi, pişirilmesi, onunla konuşulması, ona şarkı söylenmesi gerekiyor.
Nesneleri ve hayvanları dönüştürme konusunda ustalaşır.
8
Hermes’in Ziyareti
Skylla’nın denizde bir boğazı mesken tuttuğunu, oradan geçen
gemilere saldırıp denizcileri yutan acımasız bir canavara dönüştüğünü öğrenir.
Yaptığı büyünün vicdani yükü Kirke’yi sarsar.
Adanın en ücra köşesinde babası Helios’un dökülen kanından
biten, kötülüğü ve lanetleri def eden kadim Moly (Kök) çiçeğini arayıp bulur.
Kökler bir an şiddetle direndikten sonra boyun eğdi.
Siyah ve kalındılar, maden ve tuz kokuyorlardı.
9
Adaya gelen Daidalos, Pasiphae’nin bir bebek dünyaya
getireceğini ve doğuma Kirke’nin yardımını istediğini haber verir.
Kirke, bu davetin arkasındaki tuhaflığı ve olası bir tuzağı
sezmesine rağmen, kardeşine meydan okumak için gitmeyi kabul eder.
Deniz yolculuğunda Skylla’nın mesken tuttuğu tehlikeli
boğazdan geçerler.
10
Minotauros'un Doğumu
Yedinci günün sonunda Knossos’a vardılar.
Pasiphae, insan vücutlu ve boğa kafalı, son derece yırtıcı
ve insan etiyle beslenen devasa bir yaratık doğurur: Minotauros
Doğum sırasında yaratık Kirke’nin parmaklarını ısırıp
kopararak yer. Pasiphae’nin, tanrıların kutsal olarak gönderdiği bembeyaz
boğayla çiftleşebilmek için Daidalos’a tahtadan içi boş bir inek yaptırdığı
ortaya çıkar.
Kirke, kuyu suyunda gördüğü kehanet sayesinde yaratığın
bebekken öldürülemeyeceğini, gelecekte bir ölümlü kahraman tarafından
katledileceğini öğrenir.
Kirke, parmaklarını şifalı geyikotu ile iyileştirdikten
sonra kutsal Dikti Dağı'na tırmanır; burada doğanın kadim güçlerini toplayarak
büyülü bir iksir hazırlar. Bu iksir yaratığın açlığını senenin üç mevsimi
boyunca bastıracak, ancak her hasat mevsiminde yaratığın insan etiyle
beslenmesi gerekecektir.
11
Yaratık, gelecekte bir kahraman tarafından öldürülene kadar
sarayın altındaki özel bir dehlizde (Labyrinthos) kilit altında tutulacaktır.
Daidalos'un küçük oğlu İkaros ile tanışan Kirke, ölümlülerin
sevgisinin ve aile bağlarının derinliğini gözlemler. Girit'ten ayrılırken
Daidalos ona kendi elleriyle yaptığı muhteşem bir sedir ağacı dokuma tezgahı
hediye eder.
12
Kirke adadaki rutinine, dokuma tezgahının başına ve büyü
çalışmalarına döner.
Atina Prensi Theseus, iplik ve kılıç sayesinde labirente
girip Minotauros'u öldürür.
13
Kirke, bir gün kumsala yanaşan iki yabancıyla karşılaşır. Bunlar
argonotların lideri İason ve Kolkhis Kralı Aietes’in kızı, yani Kirke’nin
yeğeni Medeia'dır.
Medeia’nın, babası Aietes’in sarayından Altın Post'u
çalabilmek için İason'a nasıl yardım ettiğini, boğaları nasıl alt ettiğini ve
hatta peşlerinden gelen babasını yavaşlatmak için kendi küçük kardeşini
parçalayıp denize attığını öğrenir.
14
Kirke yalnızlık ve hüzünle boğuşurken, adaya, başlarında
deneyimli bir kaptanın bulunduğu yirmi kişilik yorgun ve hırpani bir denizci
grubu gelir. Kirke, yıllardır aradığı insan sıcaklığını ve onarabileceği
"kırık bir şey" bulma umuduyla onları ziyafetle karşılar.
Kaptan, savunmasız anından yararlanarak Kirke’ye tecavüz
eder. Mürettebatın diğer üyeleri de onu izler. Şefkat ve sevecenliğin bedelini
ihanete uğrayarak ödeyen Kirke, kendisine saldıranları domuza dönüştürür.
15
Odysseus
Kirke, tecavüz travmasının öfkesiyle adasına gelen her
yabancı erkeği domuza çevirmeye devam eder. Bu durum onun için bir tür
"özsavunma ve kontrol" mekanizmasına dönüşür.
Böyle bir dönemde İthaka Kralı Odysseus, adamlarıyla
birlikte adaya gelir.
Odysseus, tanrı Hermes'in önceden verdiği ve büyülere karşı
koruyucu etkisi olan moly adlı sihirli ot sayesinde Kirke’nin domuz yapma
büyüsünden etkilenmez. Kirke, karşısındakinin diğer yağmacı korsanlar gibi
olmadığını; zekası, tedbirliliği ve keskin diliyle dikkat çeken bir kahraman
olduğunu anlar. Odysseus, Kirke'ye saldırmak yerine durumu mantık çerçevesinde
çözmeye çalışır.
Kirke, hayatında ilk defa kendisine korkuyla ya da kurbanca
yaklaşmayan bir erkekle karşılaşmış olmanın şaşkınlığı içindedir.
Şaşkınlık ve merak duyguları içinde Styx Nehri üzerine yemin
ederek onunla bir anlaşma yapar.
16
Kirke Odysseus’la eşit şartlarda, derin ve entelektüel bir
bağ kurar. Odysseus’un geçmişteki savaş hikayelerini, Troya Kuşatmasını,
karşılaştığı zorlukları dinlerken stratejik zekasına hayranlık duyar.
Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka ve ortak bir hayata
dönüşür. Odysseus, adamlarıyla birlikte adayı onarır, bahçelerle ilgilenir.
Ancak Odysseus, ne kadar mutlu olursa olsun aklından ve
kalbinden İthaka'daki evini, sadık karısı Penelope'yi ve oğlunu çıkaramaz.
17
Baharın gelişiyle birlikte Odysseus ve adamlarının ayrılık
vakti yaklaşır. Kirke, Odysseus'u adasında tutmak ister. Tanrı Apollon, ona
kaçınılmaz kehaneti bildirir: Odysseus yolculuğuna devam etmek zorundadır.
Ancak Thrinakie adasına ulaşmadan önce Yeraltı Dünyası'na inmeli, kahin
Teiresias'tan öğüt almalı ve geçmişin ruhlarıyla yüzleşmelidir.
Kirke, kederini ve hiddetini bastırarak Odysseus'a Ölüler
Ülkesi'ne nasıl gireceğini, ruhları kanla nasıl çağıracağını anlatır.
Odysseus ölüler diyarına gidip geri döndüğünde; kederli,
sarsılmış ama kararlı bir şekilde İthaka'ya döneceğini öğrenmiştir.
Kirke ona yol üzerindeki diğer tehlikeleri anlatır:
Sirenler, canavar Skylla ve Helios'un kutsal sığırlarının bulunduğu Thrinakie
adası.
Odysseus, Laertes'in oğlu, büyük seyyah, kurnazlıkların,
hilelerin ve binbir numaranın prensi. Bana yara izlerini göstermiş,
karşılığında da benim hiç yaram yokmuş gibi yapmama izin vermişti.
18
Telegonos
Odysseus'un ayrılışının ardından Kirke, o güne kadar
deneyimlemediği şiddetli bulantılarla sarsılır ve bir ölümlüden / Odysseus'tan
hamile kaldığını anlar.
Adayı yabancılara karşı koruyucu bir yanılsamayla kapatır, uzun
ve zorlu sancıların ardından oğlu Telegonos'u dünyaya getirir.
Tanrıça Athena, Telegonos'un gelecekte büyük bir felakete
yol açacağını ve bu yüzden ölmesi gerektiğini söyleyerek Kirke'den bebeği
kendisine vermesini ister.
Kirke, tanrıçanın bu zalim teklifini ve tehditlerini
reddeder.
19
On altıncı doğum gününde Telegonos, annesinden gizli olarak
kumsaldaki mağarada kendi elleriyle küçük bir tekne inşa ettiğini gururla
açıklar.
Hermes, Telegonos'a babası Odysseus'tan bahsetmiş, onu babasını
bulmaya teşvik etmiştir.
Yalanlar ve hileler tanrısı Hermes'in oğlunu ölümlülerin ve
tanrıların tehlikeli dünyasına kurban etmeye çalıştığını anlar.
20
Trygon
Annesinin bütün uyarılarına ve korkularına rağmen Telegonos,
adadan ayrılmaya kararlıdır.
Kirke geminin ahşaplarını güçlü koruma büyüleriyle kaplar, yol
boyunca karşılaşacağı tehlikeleri anlatır.
Kirke sürgün yasağını çiğneyerek okyanusun en derin,
karanlık dibine inip kadim deniz tanrısı Trygon’la yüzleşir.
Trygon'un kuyruğundaki zehir tanrılara sonsuz acı veren
evrendeki en korkunç silahtır.
Kirke, bu zehirli kuyruğu almak için her türlü bedeli
ödemeye hazırdır. Trygon, Kirke'nin evladı için gösterdiği bu kararlılığı ve cesareti
takdir ederek kuyruğunu kesip ona verir.
‘Bu dünyaya bir an daha dayanamayacağım,' diye düşündüm.
Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.
Adasına dönen Kirke, bu zehirli kuyruğu Telegonos'un
mızrağının ucuna bağlar.
Telegonos ufukta kaybolurken Kirke, bir anne olarak
yapabileceği her şeyi yapmış olmanın huzuru ve kederiyle ufku seyreder.
21
Telegonos, kısa süre sonra adaya geri döner. Kraliçe
Penelope ve Telemakhos da yanındadır.
Telegonos, İthaka’ya vardığında Odysseus onu yağmacı
zannederek üzerine saldırmış, boğuşma sırasında Telegonos’un mızrağının ucundaki
zehir ölümüne sebep olmuştur.
Mızrağı yakalayıp beni geri çekti. / Küçük bir çizikti.
Ucu yanağına değdi. / Onu uyarmaya çalıştım. Çalıştım... Boğulurcasına sustu.
Kirke, Odysseus’un kendi elleriyle verdiği Trygon zehriyle
öldüğünü öğrenince kaderin ironisi karşısında sarsılır. Penelope ile ortak bir yas
paydasında buluşur.
22
Penelope, Odysseus'un ölümünün ardından İthaka'da kalmanın
imkansızlaştığını, kocasının adını taşıyan ve onun savaş mirasını sürdürmeye
zorlanan Telemakhos'un omuzlarındaki yükü hafifletmek için adaya sığındıklarını
itiraf eder.
Penelope, Odysseus'un Troya'dan döndükten sonra huzur
bulamadığını, sıradan bir hayatı ve barışı kabullenemediğini; Athena'nın
sürekli olarak kulaklarına yeni maceralar ve hırslar fısıldayarak onu rahat
bırakmadığını anlatır.
Athena'nın, Odysseus'un ölümünden sonra onun kanından gelen
bir sonraki hedefe (Telemakhos'a) göz dikeceğini bilen Penelope, oğlunu bu kader
döngüsünden kurtarmak için Kirke'nin koruyucu büyülerine sığınmıştır.
23
Hermes adaya gelir; Athena’nın Telemakhos'a göz diktiğini
haber verir.
24
Telegonos, annesinin endişelerine ve korkularına rağmen
kendi kaderini çizmek, dünyayı görmek ve yeni bir krallık kurmak üzere Athena’nın
çağrısını kabul eder.
Hayırla gitmesini dileyerek elimi kaldırdım ve oğlumu
dünyaya verdim.
25
Kirke, babası Helios'u çağırarak sürgününün son bulmasını
ister.
Helios izin vermez ama Kirke kararlıdır.
Kirke ile birlikte Telemakhos adadan ayrılırlar.
Aiaie'de kalan Penelope, Kirke'nin bıraktığı şifalı otlar ve
uyku iksirleriyle kendi düzenini kurar.
Kirke, gemiz boğazdan geçerken Telemakhos'un yardımıyla
Skylla'yı öldürür, canavar taşa dönüşür.
26
İkili, Kirke'nin yüzyıllar önce Glaukos'u bir deniz
tanrısına ve Skylla'yı bir canavara dönüştürmek için kullandığı Kronos'un
kanından fışkıran sarı dönüştürücü çiçekleri toplamak üzere Kirke’nin doğduğu
eski sahiline gider. Kirke, kaderini ve varoluşunu dönüştürecek son büyü için
gerekli olan bu sarı çiçekleri toprağıyla birlikte itinayla söküp yanında
getirir.
Aiaie'ye dönerler.
Kirke, Aiaie'nin koruyuculuğunu ve cadılık mirasını
Penelope'ye devreder.
27
Kirke, topladığı dönüştürücü sarı çiçeklerin özünü bir
kasede bir araya getirir. Zihninde ölümlü bir geleceğin hayalini kurar.
Ölümsüzlüğün soğuk ve değişmez zırhına karşılık, ölümlülüğün
risklerle dolu ama gerçek olan güzelliğini kabul eder.
Hazırladığı iksiri içer.
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder