Wolf Schmid - Anlatıbilimin Unsurları - Notlar
Elemente der Narratologie, Walter de Gruyter, Berlin, 2005
Önsöz
Kitap, yazarın Rusça yayınlanan Anlatıbilim adlı eserinin
genişletilmiş ve Almanca okura uyarlanmış bir versiyonudur. Rus biçimciliği
(Şklovski, Propp, Bahtin) ve Moskova-Tartu ekolünün katkılarını Batı
anlatıbilimiyle sentezlemeyi amaçlar.
Kurgusal Eserlerde Anlatının Özellikleri
Edebiyat araştırmalarında iki ana anlatı anlayışı mevcuttur:
Anlatı ve olaysallık
Klasik Anlatı Teorisi:
Anlatıyı, bir "anlatıcının" varlığına bağlar. Käte Friedemann'a göre:
Anlatıcı / dünyayı kendi içinde olduğu gibi değil, düşünen bir zihnin
ortamından geçmiş haliyle kavradığımız şeklindeki epistemolojik görüşü simgelemektedir.
Yapısalcı Anlatıbilim:
Anlatıyı bir temsil özelliği olarak değil, anlatılanın yapısı (durum
değişikliği) olarak görür.
Anlatım ve Açıklama:
Anlatı metinleri dinamik değişimleri içerirken, betimleyici metinler statik
durumları temsil eder. Ancak bu sınırlar değişkendir; metnin karakterini
bölümlerin sayısı değil, eser bağlamındaki genel işlevi belirler.
Mimetik Anlatı
Metinleri: Yazar, "geniş anlamda anlatı" (durum değişikliği
içeren her şey) ile "dar anlamda anlatı" (bir anlatıcı aracılığıyla
sunulan) arasında ayrım yapar.
Olay ve Olaylılık
Her durum değişikliği bir "olay" (event) teşkil
etmez. Olay, "normdan önemli sapma" veya "yasak sınırı
aşma" olarak tanımlanır.
Olay Koşulları:
Bir değişimin olay sayılması için kurgusal dünya içinde "gerçeklik"
ve "sonuç" (kalıcılık) taşıması gerekir.
Derecelendirilebilir
Olaylılık
Bir değişimin "olaylılık" derecesini belirleyen
kriterler şunlardır: İlgililik, öngörülemezlik, ardışıklık, geri
döndürülemezlik ve edebiyat dışılık.
Zamansal ve Zamansal
Olmayan Bağlantı
Anlatı sadece zamansal bir dizge değil, aynı zamanda
"eşdeğerlik" gibi zaman dışı bağlantılar üzerine kuruludur. Özellikle
şiirsel düzyazıda (süslemecilik) eşdeğerlikler ön plana çıkar.
Lev Tolstoy'un belirttiği gibi, sanatın özü kelimelerle
ifade edilemeyen o "sonsuz zincirler labirentinde" gizlidir.
Kurgusallık
Kurmaca, gerçekliğin karşıtıdır ve metnin temsil ettiği
dünyanın "hayali" olmasıdır.
Kurgu ve Mimesis:
Aristotelesçi anlamda kurgu, var olanın taklidi değil, olası bir gerçekliğin sanatsal
bir inşasıdır. Metin ile dış dünya arasındaki doğrudan ilişki kopmuştur; insanlar,
mekânlar, zamanlar, eylemler / hepsi kurmacadır.
Kurgu Sinyalleri:
Kurgusal metinler, üst-iletişimsel sinyaller (önsözler, başlıklar) veya
metinsel semptomlarla (iç dünyanın temsili) kendilerini belli ederler. En güçlü
sinyal, başka bir öznelliğin iç dünyasına erişimdir: Kişi ancak kurgusal
ötekinin iç dünyasına dalarak kendi kimliğine dair bir fikir oluşturma
fırsatına sahip olur.
Anlatı Çalışmasının Örnekleri
İletişim Seviyeleri
Modeli: Anlatı çalışması; Yazar İletişimi, Anlatı İletişimi ve Kişisel
İletişim olmak üzere üç katmandan oluşur.
Soyut Yazar (Abstract
Author): Belirli (somut) yazardan farklı olarak, metnin tamamından okuyucu
tarafından inşa edilen imgedir. Ses sahibi bir karakter değil, kişileştirilmiş
çalışma niyetidir.
Soyut Okuyucu
(Abstract Reader): Yazarın zihnindeki ideal alıcıdır. "Varsayılan
muhatap" (kodları paylaşan) ve "ideal alıcı" (eseri en iyi
anlayan) olarak ikiye ayrılır.
Kurgusal Anlatıcı:
Öyküyü sunan kurgusal otoritedir. Açık (kendini tanıtan) veya Örtülü
(semptomlarla var olan) olabilir. Roland Barthes onu bir "kağıttan
yaratık" olarak tanımlar.
Tipolojiler:
Anlatıcının hikayeye dahil olup olmamasına göre Öyküsel (Diegetic) veya Öyküsel
Olmayan (Non-diegetic) ayrımı yapılır.
Kurgusal Okuyucu:
Anlatıcının hitap ettiği hayali muhataptır. Anlatıcı ile muhatap arasındaki
ilişki "itiraz" (appeal) ve "yönlendirme" (orientation) üzerinden
kurulur.
Diyalojik Anlatı
Monoloğu: Özellikle Dostoyevski eserlerinde görülen bu türde, anlatıcı
aktif olarak tepki veren hayali bir dinleyiciye hitap eder. Bu yapı, monologun
diyalojik olarak sahnelenen bir çeşididir.
Anlatı Perspektifi
Anlatıbilimin merkezinde yer alan perspektif (bakış açısı),
"anlatıcının anlatılan hikayeyle ilişkisine" işaret eder.
F. K. Stanzel "yazar", "kişisel" ve
"birinci şahıs" olmak üzere üçlü bir anlatı durumları tipolojisi
sunar. Bu model; Kişi (kimlik/kimliksizlik), Perspektif (iç/dış) ve Mod
(anlatıcı/yansıtıcı) karşıtlıklarına dayanır.
G. Genette perspektif tartışmalarında "Kim
görüyor?" (mod) ve "Kim konuşuyor?" (ses) sorularını birbirinden
ayırır. Genette’e göre perspektif, "görüş alanının kısıtlanması"
(odaklanma) olarak tanımlanır ve üç düzeye ayrılır: sıfır odaklanma, iç
odaklanma ve dış odaklanma. Mieke Bal ise odaklanmayı, "'vizyon', gören
fail ve görülen arasındaki ilişki" olarak yeniden tanımlar.
B. A. Uspenskij, perspektifin ideolojik, ifade bilimi,
uzay-zamansal ve psikolojik olmak üzere dört düzeyde kendini gösterdiğini
savunur. Lintvelt ve Rimmon-Kenan da benzer şekilde algısal, psikolojik ve
ideolojik yönleri içeren çok katmanlı modeller önermişlerdir.
Anlatı Perspektifinin Modeli
Perspektif / bir olayın algılanması ve temsili için iç ve
dış faktörlerin oluşturduğu koşullar kompleksi.
Perspektif olmadan bir hikayenin var olması mümkün değildir;
çünkü bir hikaye, olayların seçici ve hiyerarşik bir perspektife tabi
tutulmasıyla oluşur.
Perspektif Parametreleri
Uzamsal perspektif: Olgunun algılandığı konum ve görsel alan
kısıtlamalarıdır.
İdeolojik bakış
açısı: Gözlemcinin bilgi, düşünce biçimi ve değerlendirme tutumunu kapsar. İdeolojik
perspektif, gözlemcinin bir olguyla öznel ilişkisini belirleyen çeşitli
faktörleri içerir.
Zamansal perspektif: İlk algılama ile olayın anlatılması
arasındaki mesafeyi ifade eder.
Dilsel bakış açısı: Olayın temsilinde kullanılan ifade ve
tonlama seçimleridir.
Algısal perspektif: Anlatıcının dünyayı kimin gözüyle (prizmasıyla)
algıladığına odaklanır.
Anlatı ve Kişisel
Bakış Açısı
Anlatıcı, bir olayı kendi perspektifiyle (anlatısal) veya
bir karakterin gözüyle (kişisel) sunabilir. Anlatıcı, yalnızca olay anlarının
seçilmesi yoluyla da olsa anlatı eserinde her zaman mevcuttur.
Anlatı Perspektifi Türleri: Metinlerin gerçekliğinde dört
tür perspektif birleşimi ortaya çıkar: diegetik olmayan/anlatısal, diegetik
olmayan/kişisel, öyküsel/anlatısal ve öyküsel/kişisel.
Kompakt ve Dağıtıcı Perspektif: Tüm parametrelerde (algı,
ideoloji, uzay, zaman, dil) aynı kararın verildiği durumlara kompakt,
parametreler arasında kararların farklılık gösterdiği durumlara ise dağıtıcı
perspektif denir.
Analiz Metodolojisi: Metin analizinde üç temel soru sorulur:
Olay anlarının seçiminden (algı), değerlendirilmesinden (ideoloji) ve dilsel
biçiminden (dil) kim sorumludur?
Anlatıcı Metni ve Karakter Metni
Anlatı metni, anlatıcı konuşması ve karakterlerin konuşmaları
olmak üzere iki ana unsurdan oluşur.
Karakterlerin konuşmaları, anlatıcı tarafından bir araya
getirilerek metne dahil edilir ve bu süreçte üslupsal değişikliklere
uğrayabilir.
Süslü Nesir ve Skaz
Süslü Nesir:
Anlatı metninin şiirselleşmesi ve dilin bir sanat formu olarak ön plana
çıkmasıdır. Bu türde "anlatı sanatının ideali, olaylı düzyazının şiire
yayılmasıdır".
Skaz: Yazardan
uzak, profesyonel olmayan bir karakterin kendi konuşma tarzıyla yaptığı
anlatıdır. Skaz, "sözcük, sözdizimi ve tonlama seçimi açısından bir
anlatıcının sözlü konuşmasına yönelik bir yönelim gösteren bir tür anlatı
düzyazı" olarak tanımlanır.
Anlatı Metni ile Karakter Metninin Karışması
Metin müdahalesi (Text interference), anlatıcı metni ile
karakter metninin birbirine karıştığı melez bir yapıdır. Bu yapıda bir ifade,
aynı anda hem anlatıcıya hem de karaktere ait özellikler taşıyabilir.
Metinlerin
Karşıtlıkları ve Özellikleri: Metinler sekiz özellik (tema, değerlendirme,
kişi, zaman, işaretleme sistemi, dil işlevi, sözlük ve sözdizimi) üzerinden
ayırt edilebilir.
Metin Müdahalesi
Biçimleri
Doğrudan Konuşma:
Karakterin metninin özgün temsili gibi sunulur.
Dolaylı Konuşma:
Karakterin konuşmasının anlatıcının dilbilgisi kurallarına göre
dönüştürülmesidir.
Deneyimli Konuşma:
Karakterin düşünce ve algılarının, üçüncü şahıs ve geçmiş zaman kullanılarak,
ancak karakterin ifade biçimlerini koruyarak sunulmasıdır. Deneyimlendiği gibi
konuşma, ne grafiksel ne de herhangi bir açık referansla işaretlenmez.
İç Monolog: Bir karakterin iç konuşmasının doğrudan veya
deneyimlenmiş şekilde genişletilmiş sunumudur.
Doğrudan Kişisel Adlandırma: Anlatı metni içinde karakterin
kullandığı spesifik kelimelerin alıntılanmasıdır.
Asılsız (Özgün Olmayan) Anlatım: Anlatıcının kendi
konuşmasında karakterin değerlendirmelerini ve isimlerini benimsemesidir.
İşlevler, Belirsizlik ve Çift Metinlilik: Metin müdahalesi,
anlatıcı ve karakterin seslerinin iç içe geçmesiyle "çift metinlilik"
yaratır. Bu durum metinde bir belirsizliğe yol açar ve okuyucunun aktif
katılımını gerektirir. Deneyimlendiği gibi konuşmanın atanmasının belirsizliği
okuyucuyu harekete geçirir. Prosedür, karakterle empati kurma veya onu ironik
bir mesafeyle eleştirme amacıyla kullanılabilir.
Anlatı Dönüşümleri: Olaylar - Hikaye - Anlatı - Anlatının Sunumu
Anlatı oluşturma modelleri, bir yapıtın oluşumunu zaman dışı
bir gelişim süreci olarak ele alan ideal genetik modellerdir. Bu modellerin
amacı, anlatı materyalini gözlemlenebilir bir metne dönüştüren temel anlatı
işlemlerini belirlemektir.
Rus Formalizminde "Masal" ve "Konu"
(Fabula ve Sujet)
Uluslararası anlatıbilim üzerinde en büyük etkiye sahip
model, Rus formalistlerinin ortaya attığı masal-konu ikilemidir.
Sklovsky için konu (sujet), sanatsal bir inşa süreci ve
biçim anıdır. Alıntı: Konu bir üslup olgusudur, eserin kompozisyon yapısıdır.
Sklovsky'ye göre masal, sadece konuyu oluşturmaya yarayan bir malzemedir.
Petrovsky, "masal" ve "konu" terimlerini
tersine çevirerek kullanmıştır. Ona göre konu, henüz bireysel yaratıcı
çalışmanın sonucu olmayan bir olaylar sistemidir. Konu her zaman hammaddesini
oluşturan yaşamın dönüşümüdür. Her şeyden önce konu bir seçimdir.
Sanat psikolojisi üzerinden formalizmi eleştiren Vygotsky,
malzemenin (masal) estetik etkideki önemini vurgular.
…yapının teması veya malzemesi, sanat eserinin tamamının
psikolojik etkisine hiçbir şekilde kayıtsız kalmıyor.
Tomasevskij, masalı doğal kronolojik sıra olarak, konuyu ise
olayların eserdeki sanatsal organizasyonu olarak tanımlar. Kısaca masal
'gerçekte ne olduğu', konusu ise 'okuyucunun bunu nasıl öğrendiğidir.
Biçimci İndirgemeciliğin Üstesinden Gelmek
Fransız
Yapısalcılığında Tarih ve Söylem
Barthes ve Todorov gibi isimler masal-konu yerine tarih
(histoire) ve söylem (discours) ikilemini getirmişlerdir.
Üç Seviyeli Modeller
Gerard Genette, anlatı, tarih ve "anlatım"
(narration) arasında üçlü bir ayrım önermiştir. Mieke Bal ise metin - hikaye -
masal üçlemesini kullanır. Karlheinz Stierle, olaylar - tarih - hikayenin metni
ayrımını getirerek anlatı oluşumuna yeni bir boyut katmıştır.
Dört Anlatım Düzeyi
1. Olmak (Geschehen): Anlatılanların şekilsiz bütünlüğüdür. Olay,
anlatı çalışmasında açıkça veya dolaylı olarak temsil edilen durumların,
kişilerin ve eylemlerin şekilsiz bütünlüğüdür.
2. Hikaye (Geschichte): Olaydan yapılan bir seçim sonucudur.
Belirli olay anlarının ve niteliklerin seçilmesiyle oluşur.
3. Anlatı (Erzählung): Seçilen olayların bir kompozisyon
(doğrusallaştırma ve permütasyon) ile yapay bir düzene getirilmesidir.
4. Anlatının Sunumu (Präsentation der Erzählung): Anlatının
dilsel veya medyaya özgü bir ortamda sözelleştirilmesi (verbalizasyon)
düzeyidir.
Anlatı perspektifi, anlatı oluşumunun her aşamasında
(olaydan hikayeye, hikayeden anlatıya) kendini gösteren bir fenomendir.
Olaylardan Tarihe
(Seçim ve Perspektif)
Hikaye anlatmak, sonsuz olaylar içinden bir anlam çizgisi
çekmeyi gerektirir. Bu seçim, zorunlu olarak bir bakış açısını içerir.
Anlatılan zaman ile anlatma zamanı arasındaki ilişki, olay
anlarının ne kadar detaylı seçildiğine bağlıdır.
Okuyucu, sadece seçilenleri değil, bilinçli olarak dışarıda
bırakılanları da dikkate almalıdır. Okuyucu, eserde yapılan seçimin olumsuzluk
niteliğinin / farkında olmalıdır.
Anlatısallık
(Narrativität): Dar anlamda anlatı, olayların bir anlatıcı aracılığıyla
sunulmasıdır.
Olaylılık
(Ereignishaftigkeit): Bir durum değişikliğinin "olay" sayılması
için sınır ihlali, öngörülemezlik ve geri dönülmezlik gibi kriterleri
karşılaması gerekir. Bir olay, / uygunluk, öngörülemezlik, ardışıklık, geri
dönülmezlik ve tekrarlanmama koşullarını yerine getiren durum değişimidir.
Kurgusallık
(Fiktionalität): Kurgusal bir metinde tüm unsurlar (tarihsel kişilikler
dahil) aynı derecede kurgusaldır. Napolyon var Savaş ve Barış'ta en az Nataşa
Rostova kadar kurgusal.
İletişim Düzeyleri:
Anlatı metni; yazar, anlatıcı ve okuyucu arasındaki farklı iletişim
katmanlarını (soyut yazar, kurgusal anlatıcı vb.) içerir.
Anlatıbilimin ana disiplini hâlâ edebiyat çalışmalarıdır;
çünkü edebiyat, hikaye anlatımının olanaklarını en üst düzeyde test eden
alandır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder