22 Mayıs 2024 Çarşamba

Wolf Schmid - Anlatıbilimin Unsurları - Notlar

Wolf Schmid - Anlatıbilimin Unsurları - Notlar

Elemente der Narratologie, Walter de Gruyter, Berlin, 2005

 


Önsöz

Kitap, yazarın Rusça yayınlanan Anlatıbilim adlı eserinin genişletilmiş ve Almanca okura uyarlanmış bir versiyonudur. Rus biçimciliği (Şklovski, Propp, Bahtin) ve Moskova-Tartu ekolünün katkılarını Batı anlatıbilimiyle sentezlemeyi amaçlar.

 

Kurgusal Eserlerde Anlatının Özellikleri

Edebiyat araştırmalarında iki ana anlatı anlayışı mevcuttur: Anlatı ve olaysallık

 

Klasik Anlatı Teorisi: Anlatıyı, bir "anlatıcının" varlığına bağlar. Käte Friedemann'a göre: Anlatıcı / dünyayı kendi içinde olduğu gibi değil, düşünen bir zihnin ortamından geçmiş haliyle kavradığımız şeklindeki epistemolojik görüşü simgelemektedir.

 

Yapısalcı Anlatıbilim: Anlatıyı bir temsil özelliği olarak değil, anlatılanın yapısı (durum değişikliği) olarak görür.

 

Anlatım ve Açıklama: Anlatı metinleri dinamik değişimleri içerirken, betimleyici metinler statik durumları temsil eder. Ancak bu sınırlar değişkendir; metnin karakterini bölümlerin sayısı değil, eser bağlamındaki genel işlevi belirler.

 

Mimetik Anlatı Metinleri: Yazar, "geniş anlamda anlatı" (durum değişikliği içeren her şey) ile "dar anlamda anlatı" (bir anlatıcı aracılığıyla sunulan) arasında ayrım yapar.

 

Olay ve Olaylılık

Her durum değişikliği bir "olay" (event) teşkil etmez. Olay, "normdan önemli sapma" veya "yasak sınırı aşma" olarak tanımlanır.

 

Olay Koşulları: Bir değişimin olay sayılması için kurgusal dünya içinde "gerçeklik" ve "sonuç" (kalıcılık) taşıması gerekir.

 

Derecelendirilebilir Olaylılık

Bir değişimin "olaylılık" derecesini belirleyen kriterler şunlardır: İlgililik, öngörülemezlik, ardışıklık, geri döndürülemezlik ve edebiyat dışılık.

 

Zamansal ve Zamansal Olmayan Bağlantı

Anlatı sadece zamansal bir dizge değil, aynı zamanda "eşdeğerlik" gibi zaman dışı bağlantılar üzerine kuruludur. Özellikle şiirsel düzyazıda (süslemecilik) eşdeğerlikler ön plana çıkar.

Lev Tolstoy'un belirttiği gibi, sanatın özü kelimelerle ifade edilemeyen o "sonsuz zincirler labirentinde" gizlidir.

 

Kurgusallık

Kurmaca, gerçekliğin karşıtıdır ve metnin temsil ettiği dünyanın "hayali" olmasıdır.

 

Kurgu ve Mimesis: Aristotelesçi anlamda kurgu, var olanın taklidi değil, olası bir gerçekliğin sanatsal bir inşasıdır. Metin ile dış dünya arasındaki doğrudan ilişki kopmuştur; insanlar, mekânlar, zamanlar, eylemler / hepsi kurmacadır.

 

Kurgu Sinyalleri: Kurgusal metinler, üst-iletişimsel sinyaller (önsözler, başlıklar) veya metinsel semptomlarla (iç dünyanın temsili) kendilerini belli ederler. En güçlü sinyal, başka bir öznelliğin iç dünyasına erişimdir: Kişi ancak kurgusal ötekinin iç dünyasına dalarak kendi kimliğine dair bir fikir oluşturma fırsatına sahip olur.

 

Anlatı Çalışmasının Örnekleri

İletişim Seviyeleri Modeli: Anlatı çalışması; Yazar İletişimi, Anlatı İletişimi ve Kişisel İletişim olmak üzere üç katmandan oluşur.

 

Soyut Yazar (Abstract Author): Belirli (somut) yazardan farklı olarak, metnin tamamından okuyucu tarafından inşa edilen imgedir. Ses sahibi bir karakter değil, kişileştirilmiş çalışma niyetidir.

 

Soyut Okuyucu (Abstract Reader): Yazarın zihnindeki ideal alıcıdır. "Varsayılan muhatap" (kodları paylaşan) ve "ideal alıcı" (eseri en iyi anlayan) olarak ikiye ayrılır.

 

Kurgusal Anlatıcı: Öyküyü sunan kurgusal otoritedir. Açık (kendini tanıtan) veya Örtülü (semptomlarla var olan) olabilir. Roland Barthes onu bir "kağıttan yaratık" olarak tanımlar.

 

Tipolojiler: Anlatıcının hikayeye dahil olup olmamasına göre Öyküsel (Diegetic) veya Öyküsel Olmayan (Non-diegetic) ayrımı yapılır.

 

Kurgusal Okuyucu: Anlatıcının hitap ettiği hayali muhataptır. Anlatıcı ile muhatap arasındaki ilişki "itiraz" (appeal) ve "yönlendirme" (orientation) üzerinden kurulur.

 

Diyalojik Anlatı Monoloğu: Özellikle Dostoyevski eserlerinde görülen bu türde, anlatıcı aktif olarak tepki veren hayali bir dinleyiciye hitap eder. Bu yapı, monologun diyalojik olarak sahnelenen bir çeşididir.

 

Anlatı Perspektifi

Anlatıbilimin merkezinde yer alan perspektif (bakış açısı), "anlatıcının anlatılan hikayeyle ilişkisine" işaret eder.

 

F. K. Stanzel "yazar", "kişisel" ve "birinci şahıs" olmak üzere üçlü bir anlatı durumları tipolojisi sunar. Bu model; Kişi (kimlik/kimliksizlik), Perspektif (iç/dış) ve Mod (anlatıcı/yansıtıcı) karşıtlıklarına dayanır.

 

G. Genette perspektif tartışmalarında "Kim görüyor?" (mod) ve "Kim konuşuyor?" (ses) sorularını birbirinden ayırır. Genette’e göre perspektif, "görüş alanının kısıtlanması" (odaklanma) olarak tanımlanır ve üç düzeye ayrılır: sıfır odaklanma, iç odaklanma ve dış odaklanma. Mieke Bal ise odaklanmayı, "'vizyon', gören fail ve görülen arasındaki ilişki" olarak yeniden tanımlar.

 

B. A. Uspenskij, perspektifin ideolojik, ifade bilimi, uzay-zamansal ve psikolojik olmak üzere dört düzeyde kendini gösterdiğini savunur. Lintvelt ve Rimmon-Kenan da benzer şekilde algısal, psikolojik ve ideolojik yönleri içeren çok katmanlı modeller önermişlerdir.

 

Anlatı Perspektifinin Modeli

Perspektif / bir olayın algılanması ve temsili için iç ve dış faktörlerin oluşturduğu koşullar kompleksi.

Perspektif olmadan bir hikayenin var olması mümkün değildir; çünkü bir hikaye, olayların seçici ve hiyerarşik bir perspektife tabi tutulmasıyla oluşur.

 

Perspektif Parametreleri

Uzamsal perspektif: Olgunun algılandığı konum ve görsel alan kısıtlamalarıdır.

 İdeolojik bakış açısı: Gözlemcinin bilgi, düşünce biçimi ve değerlendirme tutumunu kapsar. İdeolojik perspektif, gözlemcinin bir olguyla öznel ilişkisini belirleyen çeşitli faktörleri içerir.

Zamansal perspektif: İlk algılama ile olayın anlatılması arasındaki mesafeyi ifade eder.

Dilsel bakış açısı: Olayın temsilinde kullanılan ifade ve tonlama seçimleridir.

Algısal perspektif: Anlatıcının dünyayı kimin gözüyle (prizmasıyla) algıladığına odaklanır.

 

Anlatı ve Kişisel Bakış Açısı

Anlatıcı, bir olayı kendi perspektifiyle (anlatısal) veya bir karakterin gözüyle (kişisel) sunabilir. Anlatıcı, yalnızca olay anlarının seçilmesi yoluyla da olsa anlatı eserinde her zaman mevcuttur.

 

Anlatı Perspektifi Türleri: Metinlerin gerçekliğinde dört tür perspektif birleşimi ortaya çıkar: diegetik olmayan/anlatısal, diegetik olmayan/kişisel, öyküsel/anlatısal ve öyküsel/kişisel.

 

Kompakt ve Dağıtıcı Perspektif: Tüm parametrelerde (algı, ideoloji, uzay, zaman, dil) aynı kararın verildiği durumlara kompakt, parametreler arasında kararların farklılık gösterdiği durumlara ise dağıtıcı perspektif denir.

 

Analiz Metodolojisi: Metin analizinde üç temel soru sorulur: Olay anlarının seçiminden (algı), değerlendirilmesinden (ideoloji) ve dilsel biçiminden (dil) kim sorumludur?

 

Anlatıcı Metni ve Karakter Metni

Anlatı metni, anlatıcı konuşması ve karakterlerin konuşmaları olmak üzere iki ana unsurdan oluşur.

Karakterlerin konuşmaları, anlatıcı tarafından bir araya getirilerek metne dahil edilir ve bu süreçte üslupsal değişikliklere uğrayabilir.

 

Süslü Nesir ve Skaz

Süslü Nesir: Anlatı metninin şiirselleşmesi ve dilin bir sanat formu olarak ön plana çıkmasıdır. Bu türde "anlatı sanatının ideali, olaylı düzyazının şiire yayılmasıdır".

 

Skaz: Yazardan uzak, profesyonel olmayan bir karakterin kendi konuşma tarzıyla yaptığı anlatıdır. Skaz, "sözcük, sözdizimi ve tonlama seçimi açısından bir anlatıcının sözlü konuşmasına yönelik bir yönelim gösteren bir tür anlatı düzyazı" olarak tanımlanır.

 

Anlatı Metni ile Karakter Metninin Karışması

Metin müdahalesi (Text interference), anlatıcı metni ile karakter metninin birbirine karıştığı melez bir yapıdır. Bu yapıda bir ifade, aynı anda hem anlatıcıya hem de karaktere ait özellikler taşıyabilir.

 

Metinlerin Karşıtlıkları ve Özellikleri: Metinler sekiz özellik (tema, değerlendirme, kişi, zaman, işaretleme sistemi, dil işlevi, sözlük ve sözdizimi) üzerinden ayırt edilebilir.

 

Metin Müdahalesi Biçimleri

Doğrudan Konuşma: Karakterin metninin özgün temsili gibi sunulur.

Dolaylı Konuşma: Karakterin konuşmasının anlatıcının dilbilgisi kurallarına göre dönüştürülmesidir.

Deneyimli Konuşma: Karakterin düşünce ve algılarının, üçüncü şahıs ve geçmiş zaman kullanılarak, ancak karakterin ifade biçimlerini koruyarak sunulmasıdır. Deneyimlendiği gibi konuşma, ne grafiksel ne de herhangi bir açık referansla işaretlenmez.

 

İç Monolog: Bir karakterin iç konuşmasının doğrudan veya deneyimlenmiş şekilde genişletilmiş sunumudur.

 

Doğrudan Kişisel Adlandırma: Anlatı metni içinde karakterin kullandığı spesifik kelimelerin alıntılanmasıdır.

 

Asılsız (Özgün Olmayan) Anlatım: Anlatıcının kendi konuşmasında karakterin değerlendirmelerini ve isimlerini benimsemesidir.

 

İşlevler, Belirsizlik ve Çift Metinlilik: Metin müdahalesi, anlatıcı ve karakterin seslerinin iç içe geçmesiyle "çift metinlilik" yaratır. Bu durum metinde bir belirsizliğe yol açar ve okuyucunun aktif katılımını gerektirir. Deneyimlendiği gibi konuşmanın atanmasının belirsizliği okuyucuyu harekete geçirir. Prosedür, karakterle empati kurma veya onu ironik bir mesafeyle eleştirme amacıyla kullanılabilir.

 

Anlatı Dönüşümleri: Olaylar - Hikaye - Anlatı - Anlatının Sunumu

Anlatı oluşturma modelleri, bir yapıtın oluşumunu zaman dışı bir gelişim süreci olarak ele alan ideal genetik modellerdir. Bu modellerin amacı, anlatı materyalini gözlemlenebilir bir metne dönüştüren temel anlatı işlemlerini belirlemektir.

 

Rus Formalizminde "Masal" ve "Konu" (Fabula ve Sujet)

Uluslararası anlatıbilim üzerinde en büyük etkiye sahip model, Rus formalistlerinin ortaya attığı masal-konu ikilemidir.

 

Sklovsky için konu (sujet), sanatsal bir inşa süreci ve biçim anıdır. Alıntı: Konu bir üslup olgusudur, eserin kompozisyon yapısıdır. Sklovsky'ye göre masal, sadece konuyu oluşturmaya yarayan bir malzemedir.

 

Petrovsky, "masal" ve "konu" terimlerini tersine çevirerek kullanmıştır. Ona göre konu, henüz bireysel yaratıcı çalışmanın sonucu olmayan bir olaylar sistemidir. Konu her zaman hammaddesini oluşturan yaşamın dönüşümüdür. Her şeyden önce konu bir seçimdir.

 

Sanat psikolojisi üzerinden formalizmi eleştiren Vygotsky, malzemenin (masal) estetik etkideki önemini vurgular.

…yapının teması veya malzemesi, sanat eserinin tamamının psikolojik etkisine hiçbir şekilde kayıtsız kalmıyor.

 

Tomasevskij, masalı doğal kronolojik sıra olarak, konuyu ise olayların eserdeki sanatsal organizasyonu olarak tanımlar. Kısaca masal 'gerçekte ne olduğu', konusu ise 'okuyucunun bunu nasıl öğrendiğidir.

 

Biçimci İndirgemeciliğin Üstesinden Gelmek

Fransız Yapısalcılığında Tarih ve Söylem

Barthes ve Todorov gibi isimler masal-konu yerine tarih (histoire) ve söylem (discours) ikilemini getirmişlerdir.

 

Üç Seviyeli Modeller

Gerard Genette, anlatı, tarih ve "anlatım" (narration) arasında üçlü bir ayrım önermiştir. Mieke Bal ise metin - hikaye - masal üçlemesini kullanır. Karlheinz Stierle, olaylar - tarih - hikayenin metni ayrımını getirerek anlatı oluşumuna yeni bir boyut katmıştır.

 

Dört Anlatım Düzeyi

1. Olmak (Geschehen): Anlatılanların şekilsiz bütünlüğüdür. Olay, anlatı çalışmasında açıkça veya dolaylı olarak temsil edilen durumların, kişilerin ve eylemlerin şekilsiz bütünlüğüdür.

 

2. Hikaye (Geschichte): Olaydan yapılan bir seçim sonucudur. Belirli olay anlarının ve niteliklerin seçilmesiyle oluşur.

 

3. Anlatı (Erzählung): Seçilen olayların bir kompozisyon (doğrusallaştırma ve permütasyon) ile yapay bir düzene getirilmesidir.

 

4. Anlatının Sunumu (Präsentation der Erzählung): Anlatının dilsel veya medyaya özgü bir ortamda sözelleştirilmesi (verbalizasyon) düzeyidir.

 

Anlatı perspektifi, anlatı oluşumunun her aşamasında (olaydan hikayeye, hikayeden anlatıya) kendini gösteren bir fenomendir.

 

Olaylardan Tarihe (Seçim ve Perspektif)

Hikaye anlatmak, sonsuz olaylar içinden bir anlam çizgisi çekmeyi gerektirir. Bu seçim, zorunlu olarak bir bakış açısını içerir.

 

Anlatılan zaman ile anlatma zamanı arasındaki ilişki, olay anlarının ne kadar detaylı seçildiğine bağlıdır.

 

Okuyucu, sadece seçilenleri değil, bilinçli olarak dışarıda bırakılanları da dikkate almalıdır. Okuyucu, eserde yapılan seçimin olumsuzluk niteliğinin / farkında olmalıdır.

 

Anlatısallık (Narrativität): Dar anlamda anlatı, olayların bir anlatıcı aracılığıyla sunulmasıdır.

 

Olaylılık (Ereignishaftigkeit): Bir durum değişikliğinin "olay" sayılması için sınır ihlali, öngörülemezlik ve geri dönülmezlik gibi kriterleri karşılaması gerekir. Bir olay, / uygunluk, öngörülemezlik, ardışıklık, geri dönülmezlik ve tekrarlanmama koşullarını yerine getiren durum değişimidir.

 

Kurgusallık (Fiktionalität): Kurgusal bir metinde tüm unsurlar (tarihsel kişilikler dahil) aynı derecede kurgusaldır. Napolyon var Savaş ve Barış'ta en az Nataşa Rostova kadar kurgusal.

 

İletişim Düzeyleri: Anlatı metni; yazar, anlatıcı ve okuyucu arasındaki farklı iletişim katmanlarını (soyut yazar, kurgusal anlatıcı vb.) içerir.

Anlatıbilimin ana disiplini hâlâ edebiyat çalışmalarıdır; çünkü edebiyat, hikaye anlatımının olanaklarını en üst düzeyde test eden alandır.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder