Marilia P. Futre Pinheiro, Marilyn
B. Skinner, Froma I. Zeitlin - Arzuyu Anlatmak - Notlar
Antik Romanda Eros ve
Cinsiyet
Narrating Desire Eros, Sex, and Gender in the Ancient Novel,
Walter de Gruyter, Berlin, 2012
Kitap Dördüncü Uluslararası Antik Roman Konferansı'nda (ICAN
IV) sözlü sunum için seçilen on dört makaleyi bir araya getirmeye karar veren
üç editör arasındaki işbirliğinin bir ürünüdür.
…
Giriş
Manila P. Futre Pinheiro, Marilyn B. Skinner, Froma I.
Zeitlin
Geçmişte küçümsenen antik roman türü, günümüzde özellikle
feminist eleştiri ve queer çalışmaları sayesinde yeniden değer kazanmıştır.
David Konstan'ın vurguladığı gibi, ideal Yunan romanının en
benzersiz özelliği, hem erkek hem de kadının arzu öznesi olduğu ve benzer
sınavlardan geçtiği bir "cinsel simetri" sunmasıdır.
Aşıkların birbirlerini öldü sanıp yas tutmaları ve ardından
yeniden kavuşmaları, bu türün en önemli anlatısal klişelerinden biridir.
Michel Foucault, Cinselliğin Tarihi / Foucault sadece seçkin
erkeklerin "kendini yönetme" pratiklerine odaklandı ve kadın sesini,
köleleri veya marjinal kimlikleri dışladı.
Lacancı psikanaliz (Jean Alvares), mekan teorisi ve
sosyo-tarihsel veriler (yazıtlar, mezar taşları) kullanılarak Foucault'nun
"erkek merkezli" odağı aşmaya çalışır.
Antik romandaki cinsiyet rolleri sabit değil, istikrarsız ve
akışkandır.
Aşil Tatius gibi yazarlarda erkek bedeni şiddete maruz kalır,
korku duyar ve bazen kadınsı roller üstlenir (Brethes'in "Geri Dönüşümlü
Karakter" kavramı).
Kadınlar sadece arzu nesnesi değil, bazı eserlerde "rıza
gösteren ve arzuyu başlatan" aktif özneler olarak (Chloe örneği) karşımıza
çıkar.
Yatak odasındaki gizli eylemlerle mahkeme salonundaki
kamusal cezalandırma arasında gerilim yaratılır.
Yunan romanındaki "ideal aşk" anlayışına karşılık
Roma romanı (Petronius ve Apuleius) bu kavramları tersyüz eder: Petronius'un
Encolpius karakteri, Latin aşk şiiri (Ovidius) geleneklerinde parodiye dönüştürülür.
Antik roman sadece "kaçış edebiyatı" değil, kimliklerin
müzakere edildiği, eril hegemonyanın bazen onaylanıp bazen alt üst edildiği
karmaşık bir kültürel laboratuvardır.
Lacancı Teori: Bazı Keşifler
John Alvares
Jacques Lacan'ın psikanalitik teorilerini Yunan aşk romanlarına
uygular.
Lacan, ihtiyacı arzudan ayırır; arzu "hayali, ilkel
(ama imkansız) tam bir kişisel bütünlük" arayışıdır. Aşık, sevilen kişide
aslında var olmayan nitelikleri gördüğü bir "fantastik anlatı"
yaratır.
"İlk görüşte aşk" olgusu, aşığın sevgiliyi arzunun
gerçek nesnesi olan nesne a olarak yanlış tanımlamasıdır.
Sabit bir kişisel kimlik olmadığı için istikrarlı bir hikâye
de yoktur.
"Babanın Sözü" olarak adlandırılan Yasa, arzuyu
kısıtlayan ve toplumsal kuralları koyan düzendir.
Antik Yunan Romanında Mekan ve Cinsiyet
Elena Redondo Moyano
Yunan romanlarındaki mekânlar, geleneksel toplumsal cinsiyet
rollerini yeniden tanımlayan bir arka plan oluşturur.
(Makro-uzay) Kahramanların evlerinden uzakta yaşadıkları
tehlikeli olayların geçtiği geniş coğrafi alandır. Bu alanda "sadakate
dayalı iffetli bir aşk ve evlilik" savunulur.
(Mikro-uzay) Longus gibi yazarlarda görülen, çiftlerin
günlük yaşamının geçtiği sınırlı alanlardır; burada genellikle "erkek
otoritesinin her zaman yeniden öne sürüldüğü" modeller aktarılır.
Daha Sonraki İki Antik Romanda Cinsiyetlendirilmiş Yerler
(Aithiopika, Apollonius'un Tarihi)
Donald Latiner
Ev ve yatak odası gibi kapalı alanlar biyososyal güvenliği
temsil eder; ancak romanlar "güzel genç kadınları ebeveynlerinin koruması
alanından kopararak" bu beklentileri istismar eder.
Hapishaneler, genelevler ve mezarlar gibi "istemsiz
izolasyon" alanları…
Zeki karakterler, hareketliliklerini geri kazanmak için bu
sınırları manipüle ederler.
'Kallimachos ve Chrysorrhoe' Bahçeleri
Antony Littlewood
Bizans romanındaki bahçe betimlemeleri
Bahçeler hem erotik gelişimin aşamalarını simgeler hem de
"Adem ile Havva'nın Cennet Bahçesi" gibi dini alegorilerle
ilişkilendirilir.
Performans Paideia: Chariton'da Kamusal ve Özel Erkeklik
Meriel Jones
Antik dünyada "eğitimli adam" (pepaideumenos)
olmak sadece kitap okumak değil, aynı zamanda belirli bir ahlaki duruş
sergilemekti.
Eğitimli erkek; arzuları üzerinde kontrol sahibi olan,
talihsizliklere erkekçe katlanan ve hem başkalarıyla hem de kendiyle (içsel bir
diyalogla) mantıklı bir şekilde konuşabilen kişidir.
Logos (akıl/konuşma) sadece mahkemede nutuk atmak için
değil, kişinin kendi iç kargaşasını dindirmesi için de bir araçtır.
Sempozyum (içkili meclis), bir erkeğin statüsünü kanıtladığı
en önemli kamusal alanlardan biridir.
Dionysios, Callirhoe’ye olan aşkını (bir köleye aşık olmanın
utancını) gizlemek için sessiz kalır. Ancak bir sempozyumda sessizlik,
"çocukça" (meirakion) bir durum olarak algılanır.
Dionysios, statüsünü korumak için kullandığı paideia
(gizleme becerisi) yüzünden, tam tersine daha çok dikkat çeker. Bu durum,
toplumsal cinsiyet performansının ne kadar hassas olduğunu gösterir.
Dionysios, duyguları ile toplumsal beklentiler arasında
sıkışmış, ancak eğitimli kimliği sayesinde bu çatışmayı (en azından kamusal
düzeyde) başarıyla yönetmiş bir karakterdir.
Aşil'de Cinsiyet Belirsizlikleri, Melez Oluşumlar ve Beden Hayali
Froma I. Zeitlin
Aşil Tatius, bedeni sadece estetik bir obje olarak değil,
aynı zamanda bilimsel ve klinik bir gözlem nesnesi olarak ele alır.
Roman, bir öpücüğün anatomisinden gözyaşının fizyolojisine kadar
bedensel tepkimeleri analiz eder. Beden, dış dünyaya karşı hem
"geçirgen" (arzuyu kabul eden) hem de "kapalı" (bütünlüğünü
korumaya çalışan) bir yapıdadır.
Bekaretin bozulmasının bir "yara" veya "kan
dökme" eylemi (Longus’un metnindeki gibi) olarak hayal edilmesi, arzuyu
bir tür şiddetle (Thanatos) birleştirir.
Murex kabuğundan mor boyanın çıkış hikâyesindeki "kanlı
ağız" ve "mabedin açılması" metaforları, cinsel birleşmenin hem
kutsal hem de travmatik bir "ihlal" olarak algılandığını gösterir.
Nasıl Erkek Olunur: Aşil Tatius'un Romanında Benliğin Cinsel Tanımına Doğru
Romain Brethes
Clitophon'un kimliğini "sorunlu bir kimlik" olarak
tanımlar. Karakter, "kadınlarla bir erkeği taklit eden ama erkeklerle
kadına dönüşen" bir aşık olarak gösterilerek erkeklik ve kadınlık
arasındaki sınırlar sarsılır.
‘Erkek Gibi Almak’: Toplumsal Cinsiyet, Kimlik ve Beden
Daniel King
Leucippe'nin işkence ve zorluklar karşısındaki direncini
Hıristiyan şehit hikayeleriyle karşılaştırır. Leucippe, "atletik
rekabet" (agon) diliyle kendi fiziksel deneyiminin anlamını
şekillendirerek erkeksi bir otorite kazanır.
Kri'air İçeride: Heliodoros'un Bedtrick Üzerine Çeşitlemeleri
Saundra Schwartz
Zina senaryolarını ve "yatak hilesi" (bedtrick)
motifini inceler. Karanlık yatak odasında yaşanan yanlış kimlik durumları,
genellikle "gerçeğin ortaya çıkarılması için mahkeme salonunun
yeterliliğini test eden" adli duruşmalara yol açar.
Longus ve Alciphron'da Kadın Cinselliği
Melissa Funke
Chloe ve Alciphron'un fahişelerini "arzulayan
özneler" olarak karşılaştırır. Her iki yazar da, kadınların erotik
ilişkilerinde "rıza, arzunun görsel olarak başlatılması ve eyleme
geçme" yoluyla aktif bir rol üstlendiğini gösterir.
Fortunata ve Azat Edilmiş Kadınların Erdemleri
Marilyn B. Skinner
Trimalchio'nun karısı Fortunata'yı "ideal azat edilmiş
kadının karısı" modeli üzerinden analiz eder. Fortunata, kocasının imajını
korumaya çalışan "sadık ve çalışkan" bir eştir, ancak ziyafette
uğradığı aşağılanma sosyal konumunun ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.
Kaygı ve Etki: Ovid'in Amores 3.7 ve Encolpius'un İktidarsızlığı
Judith P. Hallett
Petronius'un, Encolpius'un cinsel başarısızlığını anlatırken
Ovid'in iktidarsızlık konulu şiirini parodileştirdiğini savunur. Petronius,
Ovid'in "erkek cinsel işlev bozukluğunun yol açabileceği acıyı ve
aşağılanmayı gizlediğini" ima eder.
Petronius'un Giton'u: Cinsiyet ve Tür
John F. Makowski
Giton karakterinin destan, trajedi ve pandomim
kahramanlarıyla kurulan parodik ilişkisini inceler. Giton'un cinsiyet
rollerindeki akışkanlık, romanın "edebiyat türleri arasındaki
dalgalanmasını" yansıtması bakımından "tüm zamanların en çok yönlü
drama kraliçelerinden biri" olarak görülür.
Cinsiyet Dönüşümleri Apuleius'un Metamorfozlar'ı
Anna McCullough
Apuleius'ta kadınların cinsiyet değiştirmesi, fiziksel bir
kılık değiştirmeden ziyade bir "ruh göçü" gibidir. Kadın, zayıf kabul
edilen doğasını (sadakatsizlik, korku, şehvet) terk edip, erkeksi nitelikleri
(animus masculus) kuşanır.
Charite: Kocasının intikamını alırken "erkek
ruhuyla" hareket eder.
Plotina: Kocasını sürgünde korumak için saçlarını keser ve
sadece kıyafetini değil, karakterini de "erkekçe bir dayanıklılığa"
dönüştürür.
Psyche: Korkusunu yenip elinde bıçakla Cupid’in üzerine
giderken "cinsiyetini cesaretle değiştirmiş" sayılır.
Erkekler için kadın kılığına girmek (travestizm), hiçbir
zaman içsel bir dönüşüm olarak kabul edilmez. Bu ya bir kurnazlık
(Tlepolemus/Haemus) ya da bir ritüel/eğlence (İsis alayı) aracıdır.
Haemus: Kadın kıyafeti giymesi onun erkekliğini eksiltmez;
aksine bu kılık değiştirme yeteneği onun stratejik zekasını (eril bir
yetkinlik) kanıtlar.
Cinaedi (Hadım Rahipler): Kadınsı tavırlar sergileseler de,
Roma bakış açısıyla onlar "kadın" değil, "kusurlu/bozulmuş
erkekler"dir. Cinsiyetleri statiktir ama kalitesi düşüktür.
Apuleius'ta erkek bedeni "eşek" gibi bir hayvana
dönüşse bile ruhu (Lucius örneğinde olduğu gibi) insan ve erkek kalmaya devam
eder. Ancak kadınlar, ruhsal bir sıçrama yaparak "erkek" mertebesine
yükselebilirler. Bu, Roma kültüründe erkekliğin bir zirve noktası olarak
görülmesinden kaynaklanır; zirveye tırmanmak (kadından erkeğe) bir başarıyken,
aşağı inmek (erkekten kadına) bir dönüşüm değil, sadece bir
"yozlaşma" veya "maske" olarak kabul edilir.
Roma ahlak sisteminde bir kadının kocasına olan sadakati
(fides), sadece pasif bir bekleyiş değil, gerektiğinde fiziksel risk alan aktif
bir korumadır.
Laudatio Turiae (Turia Övgüsü): Analizinizde belirttiğiniz
gibi, Turia sadece evi çekip çeviren bir eş değil, haydutlara karşı mülkünü
savunan ve Octavianus'un karşısına dikilen bir figürdür. Bu, Roma
"matrona"sının (saygın ev kadını) gerektiğinde kamusal ve askeri bir
kararlılık sergileyebileceğinin kanıtıdır.
Arria ve Lucretia: Bu figürler, "erkeksi bir ölüm"
seçerek bedensel zayıflığı aşarlar. Charite’nin zehir yerine kılıcı seçmesi,
onun sadece bir kurban değil, Roma onuruna sahip bir "vir"
(erkek/kahraman) gibi öldüğünü simgeler.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder