Arne de Boever, Alex Murray,
Jon Roffe, Ashley Woodward - Gilbert Simondon,
Varlık ve Teknoloji - Notlar
Gilbert Simondon, being and technology, Edinburgh University
Press, Edinburgh, 2022
Simondon, Nihayet
Arne De Boever, Alex Murray, Jon Roffe, Ashley Woodward
"Varlık ve Teknoloji", Simondon felsefesinin iki
ana sütununu temsil eder.
Simondon için varlık, sabit bir töz değildir; bir süreçtir.
"Bireyleşme", bir varlığın oluşma sürecidir. Örneğin, bir kristalin
oluşumu veya bir insanın kişiliğinin gelişimi, Simondon için benzer ontolojik
ilkelerle işler.
Teknik Nesnelerin Varoluş Biçimi Üzerine adlı eserinde,
makinelerin de tıpkı canlılar gibi bir içsel evrimi ve "bireyselliği"
olduğunu savunur.
Bachelard ve Canguilhem’in öğrencisi olan Simondon, doğa
bilimleri (fizik, biyoloji) ile felsefe arasında sağlam bir köprü kurar.
Simondon’un etkileri
Gilles Deleuze: Simondon'un "bireyleşme" ve
"fark" teorilerini kendi ontolojisinin merkezine koymuştur.
Bernard Stiegler: Teknolojinin insan evrimi üzerindeki
rolünü Simondon'un izinden giderek geliştirmiştir.
Bruno Latour ve Isabelle Stengers: Bilim ve toplum arasındaki
ilişkileri Simondoncu bir bakışla yeniden yorumlamışlardır.
Simondon, canlı (organik) olan ile mekanik (teknik) olan
arasındaki keskin ayrımı yıkar. Ona göre teknik nesneler, insan ve doğa
arasında bir aracıdır ve onlara "düşman" gibi davranmak yerine,
onların "kültürel değerini" tanımalıyız.
Simondon, makinelerle nasıl daha barışçıl ve anlamlı bir
ilişki kurabileceğimize dair bir yol haritası sunuyor.
…
Teknik Zihniyet
Gilbert Simondon, Arne De Boever
"Teknik zihniyet" (mentalité technique) sadece
makinelerle ilgili bir beceri değil, modern insanın dünyayı algılama, hissetme
ve ahlaki değerler üretme biçimidir.
1. Bilişsel Şemalar: Bilginin Aktarımı
Teknik zihniyet, dünyayı "parçalara bölünebilir"
ve "işleyiş rejimleri" üzerinden anlaşılabilir bir yer olarak görür.
Kartezyen Mekanizma (Zincir Modeli): Bilginin ve gücün
kayıpsız aktarımıdır. Bir binanın temeli gibi, her adım bir sonrakini
destekler.
Sibernetik (Geri Bildirim Modeli): Sistemin kendi kendini
düzenlemesi ve çevreye uyum sağlamasıdır. Bu model, sadece makineler için
değil, canlılar ve iklim olayları için de bir "anlaşılabilirlik
şeması" sunar.
2. Duygusal Modaliteler: Zanaatkârdan Endüstriye
Zanaatkâr Modalite: Enerji ve bilgi aynı kişidedir (usta).
Usta, malzemeyle (deri, ahşap) doğrudan temas halindedir; işi bir
"hile" veya "beceri"dir.
Endüstriyel Modalite: Enerji (doğadan gelen güç) ve bilgi
(insan zekası) birbirinden ayrılır. Makine bir "röle" görevi görür.
Bu ayrım, insanın yaptığı işe yabancılaşmasına ve "mutsuz mucit" veya
"insanlıktan çıkmış işçi" figürlerinin doğmasına neden olur.
3. Gönüllü Eylem ve Ağlar (Retiküler Yapı)
Açık Nesne: Kapalı ve bozulduğunda atılan nesnelerin aksine,
teknik zihniyet "açık" nesneler üretir. Bu nesneler, sürekli
güncellenebilir, parçaları değiştirilebilir ve geliştirilebilir (Örneğin:
elektrik şebekeleri, iletişim ağları).
Doğa ile Sentez: Teknik ağlar doğaya tecavüz etmez; aksine,
doğanın kilit noktalarını (yüksek yerler, vadiler) birleştirerek onu bir
"koşum takımına" dönüştürür.
Eskime ve Sosyal Baskı: Arabalar gibi nesnelerin hızla
"eskimesi" teknik bir sorun değil, sosyal bir "prestij" ve
"psikososyal kepek" sorunudur. Gerçek teknik nesne, saf işleviyle
(bir kargo gemisi gibi) modanın ötesindedir.
Teknik zihniyetin en yüksek değeri Açıklıktır.
İyi bir teknik tasarım, genişletilmeye ve tamamlanmaya izin verir. Bu, sadece
mühendislikte değil, mimaride (Le Corbusier örneği) ve hatta insan
ilişkilerinde de "bütüncü" (holistic) önyargıları yıkan, parçaları ve
işleyiş eşiklerini cömertçe inceleyen yeni bir ahlakın habercisidir.
…
'Teknik Zihniyet' Yeniden Ele Alındı: Brian Massumi, Gilbert Simondon
Hakkında
Arne De Boever, Alex Murray, Jon Roffe
(Brian Massumi ile yapılan röportaj)
Simondon’un düşüncesi, geleneksel felsefi kategorilerin
(özne-nesne, doğa-kültür, zihin-madde) ötesine geçen bir "oluş
felsefesi" sunar.
Simondon, "varlık"tan önce "oluş"un
(ontogenez) geldiğini söyler.
İcat geçmişteki bir modelin (hilomorfizm) maddeye
dayatılması değil, gelecekteki bir işleyiş rejiminin şimdiki zamana müdahalesidir.
Simondon için teknik bir nesne üretmek, dışarıdan bir form
dayatmak değil; maddenin içindeki potansiyelleri uyandırarak yeni bir varoluş
düzlemi "icat etmektir."
İcat, mühendisin zihnindeki bir kopyanın (bilişsel şema)
maddeye aktarılması değildir.
İcat, petrol ve su gibi farklı enerji alanlarının,
gelecekteki bir işleyiş rejimi adına "işlevsel dayanışmaya"
girmesidir. Bu, maddenin içine gizlenmiş bir zihniyet dokunuşudur.
Teknik nesne, parçaların adım adım birleşmesiyle değil, bir
kuantum sıçramasıyla doğar. Bu an, nesnenin kendi özerkliğini kazandığı,
dairesel bir nedenselliğin (kendi kendini sürdürme) başladığı andır.
Kimlik ve Bireyselleşme: Bazı Feminist Düşünceler
Elizabeth Grosz
Simondon’un bireyleşme teorisini feminist ve politik düşünce
açısından yorumu
Kristaller ve Zarlar: Bireyselleşme ve Zamansallık
Anne Sauvanargues, Jon Roffe
Simondon için varlık, bir kap içine dökülmüş donmuş bir
madde değil; sürekli bir faz kayması, bir gerilim ve bir çözüm arayışıdır.
Odak noktası "var olan varlık" değil,
"varlığa gelme süreci" olan ontogenezdir.
Kristalleşme stabil haldeki maddenin oluşa geçme sürecini
ifade eder.
Kristalden canlıya geçiş, topolojik bir devrimle
gerçekleşir: Zar.
Zar, pasif bir sınır değil, aktiftir. Neyin içeri gireceğine
(yararlı) ve neyin dışarıda kalacağına (zararlı) karar vererek içselliği
yaratır.
Bilgi, bir mesajın içeriği değil, sistemin kendi içindeki
uyumsuzluğu çözmek için attığı kuantum sıçramasıdır.
Gilbert Simondon'da Kaygı Sorunu
Igor Krtolica
Kaygıdaki öznelliğin genişlemesi, "bireyselleşmiş
varlığın yıkımını" kabul ederek yeni bir doğuş arayışıdır.
Infra-Psişik Bireyselleşme: Transdüktif Bağlantılar ve Yaşam Tekniklerinin
Doğuşu
Marie-Pier Boucher
Sentetik biyoloji ve "protohücre" (ilkel hücre)
teknolojileri
'Dirileri yakalayan ölülerden':Simondonian Ontolojisi Bugün
Jean-Hugues Barthelemy, Justin Clemens
Yaşamın içinde "yaşam dışı" olan
Simondon’un mekanizmayı reddedişi, yaşamın fiziksel
yasalarla açıklanamayacağı anlamına gelmez. Aksine, hem fiziksel hem de hayati
olanın, her ikisinden de önce gelen bir "birey-öncesi"
(pre-individual) gerçeklikten türediğini savunur. Yaşam, fiziksel bireyleşmenin
bir devamı, bir "neoteni" (başlangıç aşamasının korunması) gibidir.
Parmaklarımızın oluşumu için aradaki dokuların "intihar
etmesi" gerekir. Yaşam, ölü hücrelerden bir heykel yontar. / Halbuki insan taştan yontulmuyor.
Gilbert Simondon'un Estetiği: Çağdaş Estetik Deneyimin Öngörüsü
Yves Michaud, Justin Clemens
Estetik, teknik ve dinin ayrılmasıyla kaybedilen
"dünyadaki büyülü birliği" yeniden kurma çabasıdır.
Teknik nesneler, doğada tekil bir noktayı öne
çıkardıklarında (örneğin bir baraj veya deniz feneri) estetik bir değer kazanırlar.
Gilles Deleuze, Gilbert Simondon Okuyucusu
Sean Bowden
Simondon’un Deleuze üzerindeki etkisi
Bilim ve Ontoloji: Merleau-Ponty'nin 'İndirgeme'sinden Simondon'un
'Transdüksiyon'una
Miguel de Beistegui
Merleau-Ponty ile Simondon arasındaki ilişki
Georges Canguilhem ve Gilbert Simondon'da Bireyin Sorunu
Dominique Lecourt, Arne De Boever
Yaşamak, sadece hayatta kalmak değil, bir çevreyi (milieu)
bir referans merkezinden hareketle anlamlı bir şekilde yapılandırmadır.
Canguilhem birey kavramını ontolojik bir "şey"
olmaktan çıkarıp bir "sonuç" olarak görmeye başlar:
Aristotelesçi Özün Boşaltılması: Birey, kendi başına bir
ilke değildir. O, "birey-öncesi" (potansiyeller yükü) ve
"trans-bireysel" (kolektif/teknik) ağlar arasındaki bir düğüm
noktasıdır.
Bireyleşme Süreci: Önemli olan "birey" değil,
sürekli devam eden "bireyleşme" operasyonudur.
1950'lerde DNA'nın keşfiyle Canguilhem'in
"bütüncül/romantik" bireyi sarsılır. Ancak Canguilhem, bu bilimsel
şoku felsefi bir zaferle karşılar:
Bilgi Olarak Yaşam: Canguilhem, genetik kodu "yaşama
kazınmış kavram" olarak selamlar. Ona göre bu, Aristoteles'in entelechia
(formun maddeyi yönetmesi) fikrinin modern, ayrık ve biyokimyasal bir
kanıtıdır.
Biçimden Bilgiye: Artık "anlam", organizmanın
küresel formundan ziyade, moleküler düzeydeki "bilgi aktarımında"
aranır.
Hücrelerin bir "dili" veya "bilgisi"
olduğu iddiası ancak bir metafordur. İnsan bireyi, epigenetik süreçler
(deneyimle şekillenen beyin yapısı vb.) nedeniyle basit bir genetik programın
sonucu olamaz.
Bireyleşme Tiyatrosu: Simondon ve Heidegger'de Faz Değişimi ve Çözünürlük
Bernard Stiegler, Kristina Lebedeva
Batı felsefesi tükendi ve yeni bir "başlangıca"
(restart) ihtiyaç var.
Stiegler Heidegger'in "Varlık sorusu"ndaki
sıçramayı, Simondon'un "kuantum sıçraması" ve "faz
değişimi" (phase shift) kavramlarıyla birleştirir.
Bununla statik bir varlık anlayışından, dinamik bir
ontogenez (oluş süreci) anlayışına geçmeyi amaçladı.
Günümüzün hiper-endüstriyel sistemleri, bireylerin kendi
tekilliklerini kaybetmesine neden olur. Reklamlar, algoritmalar ve "gerçek
zamanlı" medya, herkesi aynı "Onlar" potasında eriterek bir
bireysizleşme (deindividuation) süreci başlatır.
Heidegger tekniği sadece bir "hesaplama"
(Ge-stell) olarak görür ve onun varoluşu kurucu gücünü ıskalar.
Simondon ise bilgiyi (information) teknik destekten
(madde/mesaj) bağımsız bir süreç olarak düşünerek, dijital teknolojinin
yaratacağı "entropik" (yıkıcı) etkiyi ve bireyselleşme kaybını
göremez.
Felsefenin görevi teknolojinin yarattığı düzensizliğe
(entropi) karşı, yeni bir düzen ve anlam (negentropi) yaratmak olmalı.
(Trans-bireyselleşme) Bireyin tek başına değil, kolektif bir
hafıza ve teknik araçlar yardımıyla kendini yeniden icat etmesi.
Heidegger "Biz"i (kolektif tekilliği) unutur ve
her şeyi "Varlık Tarihi"nin kaderine bırakır. Bu da onu, modern
teknolojiyi sadece bir "çerçeveleme" (Ge-stell) olarak görüp pasif
bir bekleyişe (Gelassenheit) iter.
Simondon teknolojiyi sadece düzen yaratan (negentropik) bir
süreç olarak görür ve insanı sibernetik makinelerin "orkestra şefi"
olarak hayal ederek fazla iyimser bir ustalık söylemine kapılır.
Bireyleşme, sürekli bir birleşme ve ayrışma dinamiğidir.
Modern dijital teknolojilerin yarattığı
"bireysizleşme" (deindividuation) dalgasına karşı, tekniği reddetmek
yerine onun "üçüncül tutum" olma karakterini (anlam taşıyıcılığını)
yeniden kazanmak gerekir.
Gilbert Simondon'un Eserlerindeki Elli Anahtar Terim
Jean-Hugues Barthelemy
Simondon’a göre yabancılaşma sadece ekonomik bir mülkiyet
sorunu değil, daha derinde bir psiko-fizyolojik sorundur.
El aletleri döneminde insan "teknik birey"dir.
Ancak sanayi devrimiyle bu statü makineye geçer ve insan, makinenin basit bir
yardımcısı (hizmetkarı) konumuna düşerek yabancılaşır.
Çözüm makineleri kınamak değil, onları "açık
makineler" haline getirerek özerkleştirmektir. Böylece insan, bir
operatörden ziyade, teknik bireyler orkestrasının şefi ve bakıcısı olur.
Ontogenez: Varlığın kendi bireyleşme süreci içindeki
gelişimini incelemek demektir.
Teknik ilerleme, soyut olanın somutlaşmasıdır.
Metastabilite: Bir sistemin (örneğin aşırı doymuş bir
çözeltinin) tam dengede olmaması, her an bir değişim potansiyeli taşımasıdır.
Bilgi, bu potansiyeli bir bireyleşmeye dönüştüren tetikleyicidir.
Neoteni: İnsanın biyolojik olarak "erken doğmuş"
ve tamamlanmamış olmasıdır. Bu tamamlanmamışlık, insanın teknik protezlerle
(aletlerle) kendini sürekli yeniden inşa etmesini sağlar.
Biyo-psişik Özne: Özne olma durumu insana özgü değildir;
kendi içinde bir iç-dış ayrımı (somato-psişik bölünme) yaratan her canlı
"özne"dir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder