21 Aralık 2024 Cumartesi

Arne de Boever, Alex Murray, Jon Roffe, Ashley Woodward - Gilbert Simondon, Varlık ve Teknoloji - Notlar

Arne de Boever, Alex Murray, Jon Roffe, Ashley Woodward - Gilbert Simondon, Varlık ve Teknoloji - Notlar

Gilbert Simondon, being and technology, Edinburgh University Press, Edinburgh, 2022

 


Simondon, Nihayet

Arne De Boever, Alex Murray, Jon Roffe, Ashley Woodward

"Varlık ve Teknoloji", Simondon felsefesinin iki ana sütununu temsil eder.

Simondon için varlık, sabit bir töz değildir; bir süreçtir. "Bireyleşme", bir varlığın oluşma sürecidir. Örneğin, bir kristalin oluşumu veya bir insanın kişiliğinin gelişimi, Simondon için benzer ontolojik ilkelerle işler.

Teknik Nesnelerin Varoluş Biçimi Üzerine adlı eserinde, makinelerin de tıpkı canlılar gibi bir içsel evrimi ve "bireyselliği" olduğunu savunur.

 

Bachelard ve Canguilhem’in öğrencisi olan Simondon, doğa bilimleri (fizik, biyoloji) ile felsefe arasında sağlam bir köprü kurar.

 

Simondon’un etkileri

Gilles Deleuze: Simondon'un "bireyleşme" ve "fark" teorilerini kendi ontolojisinin merkezine koymuştur.

Bernard Stiegler: Teknolojinin insan evrimi üzerindeki rolünü Simondon'un izinden giderek geliştirmiştir.

Bruno Latour ve Isabelle Stengers: Bilim ve toplum arasındaki ilişkileri Simondoncu bir bakışla yeniden yorumlamışlardır.

 

Simondon, canlı (organik) olan ile mekanik (teknik) olan arasındaki keskin ayrımı yıkar. Ona göre teknik nesneler, insan ve doğa arasında bir aracıdır ve onlara "düşman" gibi davranmak yerine, onların "kültürel değerini" tanımalıyız.

Simondon, makinelerle nasıl daha barışçıl ve anlamlı bir ilişki kurabileceğimize dair bir yol haritası sunuyor.

 

Teknik Zihniyet

Gilbert Simondon, Arne De Boever

"Teknik zihniyet" (mentalité technique) sadece makinelerle ilgili bir beceri değil, modern insanın dünyayı algılama, hissetme ve ahlaki değerler üretme biçimidir.

1. Bilişsel Şemalar: Bilginin Aktarımı

Teknik zihniyet, dünyayı "parçalara bölünebilir" ve "işleyiş rejimleri" üzerinden anlaşılabilir bir yer olarak görür.

Kartezyen Mekanizma (Zincir Modeli): Bilginin ve gücün kayıpsız aktarımıdır. Bir binanın temeli gibi, her adım bir sonrakini destekler.

Sibernetik (Geri Bildirim Modeli): Sistemin kendi kendini düzenlemesi ve çevreye uyum sağlamasıdır. Bu model, sadece makineler için değil, canlılar ve iklim olayları için de bir "anlaşılabilirlik şeması" sunar.

 

2. Duygusal Modaliteler: Zanaatkârdan Endüstriye

Zanaatkâr Modalite: Enerji ve bilgi aynı kişidedir (usta). Usta, malzemeyle (deri, ahşap) doğrudan temas halindedir; işi bir "hile" veya "beceri"dir.

Endüstriyel Modalite: Enerji (doğadan gelen güç) ve bilgi (insan zekası) birbirinden ayrılır. Makine bir "röle" görevi görür. Bu ayrım, insanın yaptığı işe yabancılaşmasına ve "mutsuz mucit" veya "insanlıktan çıkmış işçi" figürlerinin doğmasına neden olur.

 

3. Gönüllü Eylem ve Ağlar (Retiküler Yapı)

Açık Nesne: Kapalı ve bozulduğunda atılan nesnelerin aksine, teknik zihniyet "açık" nesneler üretir. Bu nesneler, sürekli güncellenebilir, parçaları değiştirilebilir ve geliştirilebilir (Örneğin: elektrik şebekeleri, iletişim ağları).

Doğa ile Sentez: Teknik ağlar doğaya tecavüz etmez; aksine, doğanın kilit noktalarını (yüksek yerler, vadiler) birleştirerek onu bir "koşum takımına" dönüştürür.

Eskime ve Sosyal Baskı: Arabalar gibi nesnelerin hızla "eskimesi" teknik bir sorun değil, sosyal bir "prestij" ve "psikososyal kepek" sorunudur. Gerçek teknik nesne, saf işleviyle (bir kargo gemisi gibi) modanın ötesindedir.

 

Teknik zihniyetin en yüksek değeri Açıklıktır. İyi bir teknik tasarım, genişletilmeye ve tamamlanmaya izin verir. Bu, sadece mühendislikte değil, mimaride (Le Corbusier örneği) ve hatta insan ilişkilerinde de "bütüncü" (holistic) önyargıları yıkan, parçaları ve işleyiş eşiklerini cömertçe inceleyen yeni bir ahlakın habercisidir.

 

'Teknik Zihniyet' Yeniden Ele Alındı: Brian Massumi, Gilbert Simondon Hakkında

Arne De Boever, Alex Murray, Jon Roffe

(Brian Massumi ile yapılan röportaj)

Simondon’un düşüncesi, geleneksel felsefi kategorilerin (özne-nesne, doğa-kültür, zihin-madde) ötesine geçen bir "oluş felsefesi" sunar.

 

Simondon, "varlık"tan önce "oluş"un (ontogenez) geldiğini söyler.

İcat geçmişteki bir modelin (hilomorfizm) maddeye dayatılması değil, gelecekteki bir işleyiş rejiminin şimdiki zamana müdahalesidir.

 

Simondon için teknik bir nesne üretmek, dışarıdan bir form dayatmak değil; maddenin içindeki potansiyelleri uyandırarak yeni bir varoluş düzlemi "icat etmektir."

İcat, mühendisin zihnindeki bir kopyanın (bilişsel şema) maddeye aktarılması değildir.

İcat, petrol ve su gibi farklı enerji alanlarının, gelecekteki bir işleyiş rejimi adına "işlevsel dayanışmaya" girmesidir. Bu, maddenin içine gizlenmiş bir zihniyet dokunuşudur.

 

Teknik nesne, parçaların adım adım birleşmesiyle değil, bir kuantum sıçramasıyla doğar. Bu an, nesnenin kendi özerkliğini kazandığı, dairesel bir nedenselliğin (kendi kendini sürdürme) başladığı andır.

 

Kimlik ve Bireyselleşme: Bazı Feminist Düşünceler

Elizabeth Grosz

Simondon’un bireyleşme teorisini feminist ve politik düşünce açısından yorumu

 

Kristaller ve Zarlar: Bireyselleşme ve Zamansallık

Anne Sauvanargues, Jon Roffe

Simondon için varlık, bir kap içine dökülmüş donmuş bir madde değil; sürekli bir faz kayması, bir gerilim ve bir çözüm arayışıdır.

 

Odak noktası "var olan varlık" değil, "varlığa gelme süreci" olan ontogenezdir.

 

Kristalleşme stabil haldeki maddenin oluşa geçme sürecini ifade eder.

Kristalden canlıya geçiş, topolojik bir devrimle gerçekleşir: Zar.

Zar, pasif bir sınır değil, aktiftir. Neyin içeri gireceğine (yararlı) ve neyin dışarıda kalacağına (zararlı) karar vererek içselliği yaratır.

 

Bilgi, bir mesajın içeriği değil, sistemin kendi içindeki uyumsuzluğu çözmek için attığı kuantum sıçramasıdır.

 

Gilbert Simondon'da Kaygı Sorunu

Igor Krtolica

Kaygıdaki öznelliğin genişlemesi, "bireyselleşmiş varlığın yıkımını" kabul ederek yeni bir doğuş arayışıdır.

 

Infra-Psişik Bireyselleşme: Transdüktif Bağlantılar ve Yaşam Tekniklerinin Doğuşu

Marie-Pier Boucher

Sentetik biyoloji ve "protohücre" (ilkel hücre) teknolojileri

 

'Dirileri yakalayan ölülerden':Simondonian Ontolojisi Bugün

Jean-Hugues Barthelemy, Justin Clemens

Yaşamın içinde "yaşam dışı" olan

 

Simondon’un mekanizmayı reddedişi, yaşamın fiziksel yasalarla açıklanamayacağı anlamına gelmez. Aksine, hem fiziksel hem de hayati olanın, her ikisinden de önce gelen bir "birey-öncesi" (pre-individual) gerçeklikten türediğini savunur. Yaşam, fiziksel bireyleşmenin bir devamı, bir "neoteni" (başlangıç aşamasının korunması) gibidir.

 

Parmaklarımızın oluşumu için aradaki dokuların "intihar etmesi" gerekir. Yaşam, ölü hücrelerden bir heykel yontar. / Halbuki insan taştan yontulmuyor.

 

Gilbert Simondon'un Estetiği: Çağdaş Estetik Deneyimin Öngörüsü

Yves Michaud, Justin Clemens

Estetik, teknik ve dinin ayrılmasıyla kaybedilen "dünyadaki büyülü birliği" yeniden kurma çabasıdır.

Teknik nesneler, doğada tekil bir noktayı öne çıkardıklarında (örneğin bir baraj veya deniz feneri) estetik bir değer kazanırlar.

 

Gilles Deleuze, Gilbert Simondon Okuyucusu

Sean Bowden

Simondon’un Deleuze üzerindeki etkisi

 

Bilim ve Ontoloji: Merleau-Ponty'nin 'İndirgeme'sinden Simondon'un 'Transdüksiyon'una

Miguel de Beistegui

Merleau-Ponty ile Simondon arasındaki ilişki

 

Georges Canguilhem ve Gilbert Simondon'da Bireyin Sorunu

Dominique Lecourt, Arne De Boever

Yaşamak, sadece hayatta kalmak değil, bir çevreyi (milieu) bir referans merkezinden hareketle anlamlı bir şekilde yapılandırmadır.

 

Canguilhem birey kavramını ontolojik bir "şey" olmaktan çıkarıp bir "sonuç" olarak görmeye başlar:

Aristotelesçi Özün Boşaltılması: Birey, kendi başına bir ilke değildir. O, "birey-öncesi" (potansiyeller yükü) ve "trans-bireysel" (kolektif/teknik) ağlar arasındaki bir düğüm noktasıdır.

Bireyleşme Süreci: Önemli olan "birey" değil, sürekli devam eden "bireyleşme" operasyonudur.

 

1950'lerde DNA'nın keşfiyle Canguilhem'in "bütüncül/romantik" bireyi sarsılır. Ancak Canguilhem, bu bilimsel şoku felsefi bir zaferle karşılar:

Bilgi Olarak Yaşam: Canguilhem, genetik kodu "yaşama kazınmış kavram" olarak selamlar. Ona göre bu, Aristoteles'in entelechia (formun maddeyi yönetmesi) fikrinin modern, ayrık ve biyokimyasal bir kanıtıdır.

Biçimden Bilgiye: Artık "anlam", organizmanın küresel formundan ziyade, moleküler düzeydeki "bilgi aktarımında" aranır.

 

Hücrelerin bir "dili" veya "bilgisi" olduğu iddiası ancak bir metafordur. İnsan bireyi, epigenetik süreçler (deneyimle şekillenen beyin yapısı vb.) nedeniyle basit bir genetik programın sonucu olamaz.

 

Bireyleşme Tiyatrosu: Simondon ve Heidegger'de Faz Değişimi ve Çözünürlük

Bernard Stiegler, Kristina Lebedeva

Batı felsefesi tükendi ve yeni bir "başlangıca" (restart) ihtiyaç var.

 

Stiegler Heidegger'in "Varlık sorusu"ndaki sıçramayı, Simondon'un "kuantum sıçraması" ve "faz değişimi" (phase shift) kavramlarıyla birleştirir.

Bununla statik bir varlık anlayışından, dinamik bir ontogenez (oluş süreci) anlayışına geçmeyi amaçladı.

 

Günümüzün hiper-endüstriyel sistemleri, bireylerin kendi tekilliklerini kaybetmesine neden olur. Reklamlar, algoritmalar ve "gerçek zamanlı" medya, herkesi aynı "Onlar" potasında eriterek bir bireysizleşme (deindividuation) süreci başlatır.

 

Heidegger tekniği sadece bir "hesaplama" (Ge-stell) olarak görür ve onun varoluşu kurucu gücünü ıskalar.

Simondon ise bilgiyi (information) teknik destekten (madde/mesaj) bağımsız bir süreç olarak düşünerek, dijital teknolojinin yaratacağı "entropik" (yıkıcı) etkiyi ve bireyselleşme kaybını göremez.

 

Felsefenin görevi teknolojinin yarattığı düzensizliğe (entropi) karşı, yeni bir düzen ve anlam (negentropi) yaratmak olmalı.

 

(Trans-bireyselleşme) Bireyin tek başına değil, kolektif bir hafıza ve teknik araçlar yardımıyla kendini yeniden icat etmesi.

 

Heidegger "Biz"i (kolektif tekilliği) unutur ve her şeyi "Varlık Tarihi"nin kaderine bırakır. Bu da onu, modern teknolojiyi sadece bir "çerçeveleme" (Ge-stell) olarak görüp pasif bir bekleyişe (Gelassenheit) iter.

 

Simondon teknolojiyi sadece düzen yaratan (negentropik) bir süreç olarak görür ve insanı sibernetik makinelerin "orkestra şefi" olarak hayal ederek fazla iyimser bir ustalık söylemine kapılır.

 

Bireyleşme, sürekli bir birleşme ve ayrışma dinamiğidir.

Modern dijital teknolojilerin yarattığı "bireysizleşme" (deindividuation) dalgasına karşı, tekniği reddetmek yerine onun "üçüncül tutum" olma karakterini (anlam taşıyıcılığını) yeniden kazanmak gerekir.

 

Gilbert Simondon'un Eserlerindeki Elli Anahtar Terim

Jean-Hugues Barthelemy

Simondon’a göre yabancılaşma sadece ekonomik bir mülkiyet sorunu değil, daha derinde bir psiko-fizyolojik sorundur.

El aletleri döneminde insan "teknik birey"dir. Ancak sanayi devrimiyle bu statü makineye geçer ve insan, makinenin basit bir yardımcısı (hizmetkarı) konumuna düşerek yabancılaşır.

Çözüm makineleri kınamak değil, onları "açık makineler" haline getirerek özerkleştirmektir. Böylece insan, bir operatörden ziyade, teknik bireyler orkestrasının şefi ve bakıcısı olur.

 

Ontogenez: Varlığın kendi bireyleşme süreci içindeki gelişimini incelemek demektir.

 

Teknik ilerleme, soyut olanın somutlaşmasıdır.

 

Metastabilite: Bir sistemin (örneğin aşırı doymuş bir çözeltinin) tam dengede olmaması, her an bir değişim potansiyeli taşımasıdır. Bilgi, bu potansiyeli bir bireyleşmeye dönüştüren tetikleyicidir.

 

Neoteni: İnsanın biyolojik olarak "erken doğmuş" ve tamamlanmamış olmasıdır. Bu tamamlanmamışlık, insanın teknik protezlerle (aletlerle) kendini sürekli yeniden inşa etmesini sağlar.

 

Biyo-psişik Özne: Özne olma durumu insana özgü değildir; kendi içinde bir iç-dış ayrımı (somato-psişik bölünme) yaratan her canlı "özne"dir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder