25 Aralık 2024 Çarşamba

Simon Moser - Techne, Teknik, Teknoloji - Notlar

Simon Moser - Techne, Teknik, Teknoloji - Notlar

Techne, Technik, Technologie, Verlag Dokumentation, 1973

 


Editörlerin Önsözü

Günümüz dünyası "teknolojik çağ" olarak nitelendiriliyor. Bunun bir sonucu olarak, felsefenin teknoloji sorunlarını merkezine alması gerekir.

Felsefi tartışmalar, teknik gelişmelerin hızına ayak uyduramamış, kavramsal bir boşluk doğmuştur.

 

Friedrich Dessauer teknolojiyi, tanrısal bir planın parçası ve aşkın bir "fikrin" gerçekliğe dönüşmesi olarak görüyordu.

 

Teknoloji felsefesi için disiplinlerarası çalışma ve işbirliği gereklidir.

 

Simon Moser: Geleneksel Teknoloji Felsefesinin Eleştirisi

Teknoloji hem bilimsel ön koşullara sahip hem de pratik (insan ihtiyaçlarına yönelik) olması nedeniyle kendine özgü zorluklar barındırır.

Mühendislerin kavramsal araçları teknolojinin evrenselliğini kavramada yetersiz kalır.

 

Donald Brinkmann teknolojiyi "irrasyonel, psikolojik bir itici güç" olarak tanımlar.

Moser'e göre teknoloji, sadece bir araç sistemi değil, Batı'daki sekülerleşme süreciyle bağlantılı, insanların kendi çabalarıyla "kurtuluş" aradığı metafizik bir boyuta sahiptir.

 

Bilim ve teknoloji arasındaki fark deney yapma biçimlerinde ortaya çıkar.

Fizikçi doğayı sorgularken, mühendis "yapaylaştırılmış bir doğaya" sorular yöneltir.

Deney sadece bir bilgi aracı değil, aynı zamanda bir eylem odaklı karakter taşır.

 

Moser, Dessauer'in icadı bir "varoluş halinin keşfi" olarak nitelemesini Platoncu bir yaklaşım olarak değerlendirir ve eleştirir.

Dessauer’in en radikal iddiası, her teknik sorunun önceden belirlenmiş (pre-established) bir çözüm formuna sahip olduğudur. Ona göre mucit, bu formu icat etmez; onu kozmik uykusundan uyandırır, yani keşfeder.

Dessauer, makinelerin ebedi "fikirleri" (ideaları) olduğunu varsayar. Bir uçak veya araba fikri, o icat edilmeden önce de "dördüncü bir alanda" mevcuttur.

Dessauer, Kant’ın üç "Eleştiri"sine (Saf Akıl, Pratik Akıl, Yargı Gücü) ek olarak teknoloji için dördüncü bir alan önerir.

Kant’a göre nesnelerin özü bilinemezken, Dessauer teknik nesnenin (örneğin mikroskobun) özünün mucidin zihninde tam olarak kavranabileceğini savunur.

 

İcat, önceden belirlenmiş bir rayda yürümek değil, hayal gücüyle yeni bir gerçeklik inşa etmektir.

Antik dünyada tuğla, "ev yapmaya uygun bir malzeme" iken; modern teknolojide tuğla, fiziksel ve kimyasal analizlere indirgenmiş bir atomik yapıdır.

Antik zanaatkar doğayı taklit eder veya içgüdüsel kullanırken; modern mühendis doğa yasalarını (fizik/kimya) birer yapı taşı olarak kullanır. Burada teknoloji, doğayı taklit etmekten ziyade, doğanın sunduğu imkanlar dahilinde yeni bir doğa (yapay eser) yaratmaktır.

 

Dessauer’a göre teknoloji, Tanrı’nın yaratma eylemine katılımıdır. "Yeryüzüne hükmedin" emrinin bir gereğidir.

Bir de teknolojinin Kain (Cain) soyundan geldiği ve "şeytani" bir doğası olduğu iddiası var.

Teknolojiyi ne ilahileştirmek ne de şeytanlaştırmak gerekir. Teknoloji, insanın doğayı araçsallaştırdığı nesnel bir fenomendir.

 

Teknik nesnenin biçimi, onun işlevi ile belirlenir.

 

Platon'un teknik kavramı

Platon’da techne basit bir el becerisi, rutin veya doğuştan gelen bir yetenek değildir.

Bir faaliyetin techne sayılabilmesi için onun bir logos’a (akli ilke) sahip olması gerekir. Örneğin, yemek pişirmek veya retorik (hitabet) Platon için birer techne değil, sadece ampirizmdir (deneyimden gelen alışkanlık). Çünkü bu alanlar, yaptıklarının "nedenini" (aitia) açıklayamazlar.

Platon’da aritmetik, geometri ve astronomi gibi teorik disiplinler de birer techne olarak kabul edilir. Çünkü bunlar da kesin ölçüm ve akli çıkarıma dayanır.

 

Platon’un geç dönem eserlerinde (Yasalar, Sofist, Timaeus), teknoloji anlayışı ilahiyatla birleşir.

Demiurgos: Tanrı, evreni rastgele bir güçle değil, ilahi bir techne (zanaat) ile yaratmıştır. Doğa, akılsız bir mekanizma değil, ilahi bir zekanın (Nous) ve planın (Logos) ürünüdür.

İnsan üretimi (insani techne), ilahi üretimin bir yansıması veya taklididir. Ancak her ikisi de bir şeyi "yoktan var etmek" değil, bir fikri (Eidos) maddeye aktarmaktır.

 

Bir tornacı mekik yaparken, elindeki kırık mekiğe değil, zihnindeki "mekiğin özüne" (Eidos) bakar.

 

Platon bilim (episteme) ve tekniği (techne) iç içe görmeye meyillidir.

Aristoteles kesin bir ayrım yapar. Bilim, "başka türlü olamayacak" (ezeli-ebedi) şeylerle; teknik ise "başka türlü de olabilecek" (insan müdahalesiyle değişen) şeylerle ilgilenir.

 

Doğanın meydan okuyan, sorgulayan bir açığa çıkarması olarak modern teknoloji,

(Martin Heidegger)

Bir ağacın özü ağaç olmadığı gibi, teknolojinin özü de makineler, devreler veya iskeleler değildir.

Teknolojiyi sadece "bir amaca ulaşmak için araç" (antropolojik tanım) olarak görmek doğrudur ama "hakiki" değildir. Bu bakış, teknolojinin bizi içine ittiği varoluşsal durumu gizler.

Heidegger için teknoloji bir "açığa çıkarma" (Entbergen) biçimidir. Hakikatin nasıl ortaya çıktığıyla ilgilidir. Eskiden bir zanaatkâr gümüş bir kaseyi "meydana getirirken" (Poiesis), gümüşün ve kase formunun potansiyelini nazikçe gün ışığına çıkarırdı.

Modern teknolojiyi antik zanaat bilgisinden ayıran şey, onun doğaya karşı tutumudur. Heidegger buna Gestell der.

Modern teknoloji doğaya bir "kaynak" (Bestand) olarak meydan okur. Ren Nehri artık akan bir su değil, bir hidrolik santral için "basınç kaynağı" veya turizm endüstrisi için bir "nesne"dir.

Tarla artık rızık veren toprak değil, "mekanize gıda endüstrisi" için bir hammadde sahasıdır.

 

Tarihsel olarak fizik teknolojiden önce gelmiş gibi görünse de, özsel olarak modern fizik, doğayı "hesaplanabilir bir kuvvetler sistemi" olarak gören teknolojik zihniyetin (Gestell) bir sonucudur.

Heidegger'e göre modern teknoloji bizi doğayı ve kendimizi sadece "kaynak" olarak görmeye mahkum eder.

 

Hans Rumpf: Mühendislik Bilimleri Felsefesi Üzerine Düşünceler

Rumpf, mühendislik bilimlerinin nesne alanını "ölçülebilir nicelikler" (Doğa-M) olarak tanımlar.

Teknik olguları, insan müdahalesiyle şekillenen araçsal olarak ölçülebilir olaylar olarak ayırır.

Bilimin güdülere (saf veya uygulamalı) göre tanımlanmasının yanlış olduğunu, bilimin her zaman nesnel bilgiye yönelmesi gerektiğini savunur.

 

Mühendislik ve doğa bilimleri her iki alan da ölçülebilir olaylarla ilgilenir.

Doğa bilimleri neden? sorusuna, mühendislik ise bir şey nasıl yapılır? sorusuna odaklanır.

Mühendislik, karmaşık olayları sistematik olarak analiz eder ve uygulanabilirlik için modeller geliştirir.

 

Friedrich Rapp: Teknoloji ve Doğa Bilimleri - Metodolojik Bir İnceleme

Doğal olan ile yapay olan arasındaki ayrım modern bilimde silindi, çünkü bilimsel araştırmanın kendisi de teknik aygıtlara bağımlıdır.

 

Doğa bilimleriyle teknoloji modern bilimde iç içe geçmiştir.

 

Kurt Hübner: Teknolojinin Felsefi Soruları

Teknolojinin tarihsel gelişimi

 

Köleliğin kaldırılmasıyla insan emeğinin yerini doğal güçlerin (su, rüzgar) alması. Bu süreç, teknolojiyi "oyun" olmaktan çıkarıp kültürel bir güç haline getirmiştir.

Rönesans ile birlikte teorik bilginin pratikle birleşmesi. Artık teknoloji tesadüfi buluşlara değil, sistematik bir "icat etme metodolojisine" dayanır.

 

Teknolojinin özü, sibernetik üzerinden okunabilir.

Teknolojik süreçlerin matematiksel modellerle ifade edilmesi, teknolojiyi somut araçlardan koparıp "saf bir rasyonellik" alanına taşır.

Modern teknoloji sadece eski ihtiyaçları karşılamaz, sürekli olarak yeni ihtiyaçlar yaratır.

 

Günter Ropohl: Yeni Genel Teknoloji Taslağına Giriş

Teknoloji madde, enerji ve bilgi akışlarını dönüştüren bir sistem modeli üzerinden tanımlanır.

 

Ulf Niederwemmer: Teknolojiye Dayalı Bir Sosyal Felsefe İçin Programatik Taslak

Teknoloji karşıtı literatür rasyonelliği ve teknolojiyi "şeytani" bir güç gibi kurgular.

Rasyonelliğin ve teknoloji ruhunun (Faustvari) doğuşu.

Büyücü çırağının (insanın), çağırdığı ruhları (teknolojiyi) artık kontrol edememesi.

Felaket, değerlerin çöküşü ve insanın makineleşmesi.

 

Modern bilimler insanı "Doğal Varlık" (biyoloji/genetik) ve "Ruhsal Varlık" (sanat/felsefe) olarak ikiye böler.

Bu bölünme nedeniyle teknoloji, "insan fikrinden" koparılmış ve "ruhsuz madde" alanına itilmiştir.

 

İnsan, hayvanın aksine "uzmanlaşmamış" ve içgüdüsel programları zayıf bir varlıktır.

Bu "eksikliği" telafi etmek için insan, içgüdü yerine "Eylem" (Action) geliştirir.

Teknoloji, insanın biyolojik yetersizliğini telafi eden ve çevresini yaşanabilir kılan zorunlu bir eylem sistemidir. Bu bakış açısıyla teknoloji, insanın "ruhuna" aykırı bir dışsal güç değil, onun biyolojik varoluşunun ayrılmaz bir parçasıdır.

 

İnsanı "ruh" ve "beden" olarak ayıran klasik beşeri bilimler programı terk edilmelidir.

Teknoloji, bir altyapı ve eylem sistemi olarak sosyal bilimlerin merkezine yerleştirilmelidir.

 

Hans Lenk: Teknoloji Felsefesine Yönelik Yeni Yaklaşımlar Üzerine

Teknoloji felsefesinin geleneksel dogmatik yorumlardan (metafizik, şeytanlaştırma) kurtulup daha analitik ve disiplinlerarası bir yapıya kavuşması gerekir.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder