Manfred Schröter - Teknoloji Felsefesi - Notlar
Philosophie der Technik, Handbuch der Philosophie, Oldenbourg
Wissenschaftsverlag, 1934
Kitap, teknolojinin sadece mühendislik bir faaliyet değil,
kültürün asli ve kurucu bir parçası olduğunu savunuyor.
Önsöz
Teknolojinin Üç Temel Disiplini
Teknoloji Ansiklopedisi: Teknik alanların sınıflandırılması
ve genel bakışı.
Teknoloji Metodolojisi: Teknik yaratım süreçlerinin ve
araştırma prosedürlerinin incelenmesi.
Teknoloji Tarihi: Teknolojinin kültürel süreçteki nesnel
gelişimi ve seyri.
Mühendisler felsefeyi, filozoflar ise tekniği
anlamamaktadır.
Teknoloji sadece insan yapımı araçlarla sınırlanamaz. Doğanın
kendi içindeki yaratıcı etkinlik de bir tür içkin teknolojidir.
Bu bakış açısı, insan teknolojisini doğanın geniş yaratım
süreçlerinin bir uzantısı olarak gören metafizik bir sonuca varır.
Makine Teknolojisinin Tarihi ve Metodolojisi Üzerine
Giriş
Teknoloji yalnızca bir "ihtiyaç giderme" aracı
değil, yaratıcı bir tinin (ruhun) ürünüdür. Teknolojiyi bilimsel keşiften
ayıran temel fark "doğayı anlama" isteği değil, "doğayı amaçlı
bir şekilde biçimlendirme" iradesi olmasıdır.
Teknoloji, sanata benzer bir içsel anlama sahiptir.
Teknisyen için eserin anlamı, tıpkı sanatçı için olduğu gibi, o eserin
tasarımında ve varlığında gizlidir.
Teknoloji, doğanın işleyiş yasalarını (fizik, termodinamik)
kullanarak onu dönüştürme sanatıdır.
İlkel sabandan modern türbine kadar teknoloji, insanın
dünyadaki varoluş biçimidir.
Modern teknoloji evrimsel bir süreçten ziyade, Watt'ın buhar
makinesini icadıyla yaşanan ani bir sıçramadır.
Watt'ın dehası, mevcut Newcomen motorunu tamir ederken
yaptığı analitik incelemede yatar. Watt, silindirin hem ısıtılıp hem
soğutulmasının muazzam bir enerji kaybı olduğunu nicel ölçümlerle kanıtladı. Glasgow'daki
o meşhur Pazar yürüyüşünde, buharın ayrı bir kapta yoğunlaşabileceği fikri
(ayrı kondansatör), ısının mekanik işe dönüşümünün "ilkel olgusunu"
kavramasını sağladı. Watt'ın makinesi, sadece bir icat değil, doğanın
depolanmış enerjisinin (kömür/ısı) insan emrine verildiği yeni bir çağın
kapısıdır.
Teknoloji modern döneme kadar felsefi inceleme nesnesi olamadı
bunun nedenleri:
Bir kültür, ancak olgunlaştığında kendi üzerine felsefi
olarak düşünebilir.
Teknoloji, antik ve orta çağda organik bir şekilde yaşamın
içindeyken; 19. yüzyıldaki devasa genişlemesiyle birlikte "sorun"
haline gelmiştir.
S. Carnot'un Teorik
Temeli
Teknoloji sadece somut aletler yapmak değil, evrenin enerji
yasalarını kavramsal olarak fethetmektir.
James Watt buhar makinesini icat ederek somut bir
"kuvvet" yaratmış, Sadi Carnot da bu kuvvetin ardındaki gizli yasayı,
yani Isı Teorisi'ni keşfetmiştir.
Enerji Bilimlerinin
Mezuniyet Düzeyinde Geliştirilmesi
Enerjinin iki temel karakteri arasındaki gerilim
Birinci Yasa (Enerjinin Korunumu): Mayer ve Joule tarafından
formüle edilmiştir. Enerji yok olmaz, sadece biçim değiştirir (Isı - İş).
İkinci Yasa (Enerjinin Bozulması/Entropi): Clausius ve
Thomson (Lord Kelvin) tarafından netleştirilmiştir. Enerji korunsa da, her iş
sürecinde bir miktar enerji "kullanılamaz" hale gelir ve evrendeki
düzensizlik (Entropi) artar.
Fikir ve Bilim
Tarihinin Bağlamı
Termodinamik, klasik mekaniğin (Galileo/Newton) bir
uzantısıdır
Mekanik: Hareketin ve ivmenin yasalarını, kütle ve kuvvet
kavramlarıyla açıklar.
Termodinamik: İş sürecini ve enerjinin
"kalitesini", sıcaklık ve entropi üzerinden tanımlar.
Mutlak sıfır (-273°C) noktasının nasıl saptandı
1700'lerde Amontons, izole bir hava hacminin her 1°C artışta
basıncının 1/273 oranında arttığını keşfetmiştir. Bu, tersine gidildiğinde
basıncın sıfıra ineceği o teorik "mutlak durgunluk" noktasını işaret
eder.
Makine Mühendisliğine
Yeniden Uygulama Gelişim
Teknolojinin gelişimi: bir icadın yapılması - teorisinin kurulması
- teorinin yeni icatlara yol açması şeklindeki bir döngüdür.
1794'te Paris'te kurulan École Polytechnique, teknik eğitimi
bir "uygulamalı matematik" disiplini haline getirerek dünya
genelindeki teknik üniversitelere model olmuştur.
Teknik Yaratımın
Temel Özelliği
Teknoloji sadece "uygulamalı doğa bilimi"
değildir. Çünkü teknoloji, yapıcı hayal gücü ve tasarım unsurlarını içerir.
Teknolojinin varlık nedeni sadece kâr veya ihtiyaç giderme
değildir.
Piramitler veya katedraller sadece ihtiyaçtan değil, manevi
ve estetik dürtülerle inşa edilmiştir. Teknoloji, zekâ, duygu ve iradenin
birleştiği bir mutluluk kaynağıdır.
Teknik Yaratım Üçlüsü
Araştırma (Zekâ): Bilginin dış dünyadan özümsenmesi.
İcat (Duygu/Hayal Gücü): Bilginin yaratıcı bir fikre dönüştürülmesi.
Yaratım (İrade): Fikrin somut bir eser (makine/yapı) olarak
hayata geçirilmesi.
Kültürel Sistematiğe İlişkin Yapısal Teori
Kültürel Felsefe
Vakfı
(Dilthey'in "psikolojik yapı"
(Strukturzusammenhang) kavramı) Ruhun düzenlilikleri toplumsal kültür
sistemlerine dönüşür.
Biliş (bilim) ve İrade (sosyal/siyasal eylem) iki zıt kutup
olarak dururken, bunların tam ortasında Sanat ve Teknoloji yer alır.
Sanat, "alıcı kavrayış" ile "yaratıcı
eylemi" birleştirir.
Teknoloji de benzer şekilde, bilimsel bilgi (algı) ile
ekonomik/sosyal hedef (irade) arasında köprü kuran yaratıcı bir
"biçimlendirme" alanıdır.
Önceki Formüllere Bir
Bakış
St. Augustinus: Memoria (Hafıza/Varlık), Intelligentia
(Anlayış/Bilgi) ve Voluntas (İrade/Sevgi) üçlüsüyle ruhun ilahi bir yansıması
olduğunu savunmuştur.
Modern Dönem: Kant'ın üç eleştirisi (Saf Akıl, Pratik Akıl,
Yargı Gücü) ve Hegel'in "Mutlak Tin" üçlüsü bu yapının felsefi
zirveleridir.
Yapısal Şema ve
Kültürel Görev
Sağlıklı bir kültürde bilgi (bilim) ve eylem (irade),
merkezi bir noktada (sanat, din, felsefe) birleşerek bir bütün oluşturur.
Günümüzde büyüme güçleri mevcuttur ancak bunlar birbirine
paralel akar ve birleşemezler. Bilim kendi alanında, sosyal eylem kendi
alanında uzmanlaşmış; kültürün "merkezi" boş kalmıştır.
Teknik çalışmanın derinliğinde dört temel anlam (Mit, Logos,
Ethos, İş) iç içe geçer.
Anlam: Eserin ontolojik varlığı.
Değer: Yaşamsal önem.
Akıl: Bilimsel temellendirme.
Amaç: Pratik hedef.
Teknoloji, sadece dışsal bir araç değil, kültürün
"maddi temelidir". Modern krizden çıkış yolu, teknolojiyi ruhsuz bir
üretim aracı olarak görmekten vazgeçip, onu bilgi ve iradenin organik olarak
birleştiği yaratıcı bir merkez olarak yeniden tanımlamaktır. Teknik yaratım,
bireye "yaratma sevinci" vererek zekâ, duygu ve iradeyi uyumlu bir
dengeye kavuşturur.
Kültürel Bir İşlev
Olarak Teknoloji
Teknoloji, insanlığın doğadan (kaostan) ayrıldığı ilk andan
itibaren mevcuttur.
Toprağı işlemek, ilk aleti yapmak; hem bir bilgi (algı) hem
de bir irade (eylem) eylemidir.
İlkel toplumlarda çiftçi, zanaatkâr ve rahip birdir. İş ve
inanç, teknik ve sanat iç içedir. Modernite bu alanları birbirinden ayırarak
kültürü parçalamıştır.
Teknoloji, yapısal olarak "merkezi" bir
konumdadır. Bilim (teori) ve Ekonomi (pratik) arasında durarak, bu iki zıt
kutbu yaratıcı bir "iş" (performans) içinde birleştirme potansiyeline
sahiptir.
Teknoloji ve Ekonomi.
Burada bilgi ve irade, fiziksel dünyayı dönüştürmek için birleşir.
Din, Felsefe ve Sanat.
Burada bilgi ve irade, mutlak birliğe ve anlama ulaşmak için birleşir.
Kültürel gelişimin
sağlıklı yönü, bu iki kutbun dengeli bir şekilde "merkeze" doğru
büyümesidir.
Sistematik
Gereksinimler ve Tipoloji
Yunanca "Techne" kelimesi hem sanat hem de
zanaat/teknik anlamına gelir.
Sanat, "yukarıda" (anlam dünyasında) bilgi ve
iradeyi birleştirir.
Teknoloji, "aşağıda" (maddi dünyada) aynı
birleşmeyi gerçekleştirir.
Bir mimar veya usta bir zanaatkâr, bu iki dünyanın tam
kesişim noktasında durur.
Diğer Görüşlerle
Karşılaştırma
Max Scheler teknolojiyi "doğaya egemen olma
isteği" ile ilişkilendirir.
Scheler, bilgiyi üç kategoriye ayırır:
Kurtuluş Bilgisi: Dini/metafizik amaçlı.
Eğitim Bilgisi: Kişisel gelişim ve kültür amaçlı.
Performans/Egemenlik Bilgisi: Doğayı kontrol etme amaçlı
(Teknoloji).
Scheler'e göre teknoloji, bilimin sonradan uygulanması
değildir; aksine, dünyayı kontrol etme isteği bilimsel düşüncenin yönünü en
baştan belirler.
Richard Kroner teknolojiyi insanın teorik (bilgi) ve pratik
(irade) benliği arasındaki boşluğu kapatan bir "büyü" gibi gördüğünü
söyler ancak buna karşı çıkar. Teknoloji, bilimi "içgüdüsel
ihtiyaçların" hizmetine sunarak onu basitleştirir. Teknoloji bir
"ideal" yaratmaz, sadece ihtiyaçları karşılar.
Friedrich Dessauer, Kroner'in aksine teknolojiyi ilahi bir
yaratımın devamı olarak görür. İcat yapmak, zihindeki bir fikri fiziksel
gerçekliğe dönüştürmektir. Dessauer buna "kendinde şey" (Ding an
sich) ile karşılaşma der.
Eduard Spranger / Spranger'in ünlü "altı temel
tipi" (teorik, ekonomik, estetik, sosyal, politik, dini) arasında
"Teknik Tip" yoktur. Spranger teknolojiyi; bilim, ekonomi ve
siyasetin bir "karışımı" (melez tip) olarak görür.
Psikoloji Etiği ve Teknolojinin Tarihsel Felsefesi Üzerine
Teknolojinin Etik
Sorunu
Teknolojinin etik değeri, sağladığı toplumsal faydadan
(faydacılık) değil, yapılan işin "nesnel saflığından" gelir.
Bir mucidin dâhice buluşu ile bir işçinin sıradan görevini
yapması arasında özsel bir fark yoktur. Her iki durumda da etik değer, eldeki
görevin "mükemmel" ve "saf" bir şekilde çözülmesinde yatar.
Hermann Lufft’a göre, içsel bir bağlılıkla çalışan herkes
yaratıcıdır. Çalışırken sadece bir nesne üretmeyiz; "geçici zamanı"
kişiliğimizin kalıcı bir parçası olan "öze" dönüştürürüz.
Gerçekliğin
Kültürel-Kritik Standardı Saflık
Bir kişi düşük nitelikli iş yaptığı için köle olmaz; işini
düşük nitelikli bir ruhla yaptığı için köleleşir. İçsel disipline sahip bir
işçi, en basit montaj hattında bile özsel bir değer yaratabilir.
İşçinin yetenekleri geliştikçe, organizasyonun ona yeni sorumluluklar
(daha üst bir denge) sunması teknik bir gereklilik değil, etik bir
zorunluluktur.
Çalışan Kişiye ve
İşine İlişkin Etik Talep
Makine tabanlı çalışmanın sadece verimlilik (hız) için
değil, "çalışmanın anlamı" üzerinden insanın ruhsal bütünlüğüyle
yeniden bağlanmasını sağlamak gerekir.
Hedef, makinenin insanı yönetmesi değil, insanın makine
üzerinde tam bir "ustalık" kurarak onu ruhsal bütünlüğünün bir aracı
haline getirmesidir.
Protestan iş etiği (Püritanizm) ile kapitalizm arasındaki
bağ…
Endüstriyel insanın oluşumunda Katolik sosyal doktrininin
etkileri…
Teknoloji, insanı mekanikleştirmek zorunda değildir. Aksine,
doğru bir organizasyon ve içsel bir kavrayışla teknoloji, insanın bilgi (kuram)
ve darbe (eylem) yeteneklerini birleştirdiği en saf alan olabilir.
Eser ve Kültürel
Entegrasyonu Konusunda Etik Talep
Heinrich Hardensett’in çalışmaları
Ekonomi: Kar, rekabet ve pazar odaklıdır; "değişim
değeri"ne bakar.
Teknoloji: Yaratım, iş birliği ve atölye odaklıdır; hizmet
değerine bakar.
Teknik adam bir romantik değil, "ölçü ve yasa"
insanıdır. O, sonsuz kârın peşinde değil, mükemmel ve tamamlanmış bir
"dünyevi yapı"nın peşindedir.
Teknolojinin
Değerlendirmesinde Kültürel-Etik Denge
Devlet, teknolojiyi ekonomik yozlaşmadan (kapitalist
bencillikten) koruyup ulusal çıkarlara yönlendirebilir.
Gerçek bir etik devlet ile gerçek bir etik teknoloji, özünde
zaten uyumludur; çünkü her ikisi de "kamu yararı"na hizmet eder.
Eugen Diesel, teknolojinin artık ulusal sınırları aştığını
ve "gezegenel bir durum" yarattığını savunur.
Süper İmparatorluk: Dünya artık teknolojiyle tamamen
kuşatılmıştır.
Ortak Kader: Teknoloji, tüm uluslar için ortak bir "iş
kaderi" yaratmıştır. Bu, eski anlamdaki dünya pazarının yerini alan
"anlamlı bir bütünlük" fikridir.
Carl Schmitt'in eleştirel bakışı, teknolojinin
"politikadan bağımsız" olduğu illüzyonunu yıkar.
Teknoloji kendi başına ne barışçıl ne de savaşçıldır; o
sadece gücü artırır.
Teknolojiyi "mekanik bir canavar" olarak görmek
yanlıştır; teknolojik aktivizmin arkasında yatan şey (iyi veya kötü) bir
ruhtur.
Gerçek teknolojiye dönüş, mühendisin sadece bir uzman değil,
etik bir birey olarak kendini yeniden inşa etmesiyle mümkündür.
Teknolojinin
Tarihsel-Felsefi Sorunu
Teknoloji Batı tarihinin ve kültürünün kaçınılmaz bir
felsefi sonucudur.
Teknoloji, Orta Çağ’dan bu yana süregelen kültürel egemenlik
değişimlerinin (Din -> Devlet -> Bilim -> Ekonomi) ulaştığı son
duraktır.
Teknoloji, ekonominin yarattığı kaosu devralan yeni bir
"merkezi güç" adayıdır:
16. Yüzyıl (Din): Mezhepsel gerilimler birliği bozdu.
17. Yüzyıl (Devlet): Mutlakiyetçi devlet egemenliği
yükseldi.
18. Yüzyıl (Bilim/Akıl): Aydınlanma ve rasyonel doğa
bilimleri hakim oldu.
19. Yüzyıl (Ekonomi): Kapitalizm ve burjuvazinin
yükselişiyle ekonomi her şeyi belirler hale geldi.
20. Yüzyıl (Teknoloji): Ekonomik krizlerin ardından,
teknolojinin "organik bir düzenleyici" olarak merkeze yerleşip
yerleşemeyeceği sorusu sorulur.
Tarihsel-Felsefi
Dünyanın Önlemleri
Oswald Spengler (Karamsar): Teknolojiyi Batı'nın (Faustçu
insan) intihar aracı olarak görür. İnsanın makineye köle olduğunu ve Batı
teknolojisinin "renkli halklara" (Avrupalı olmayanlar) teslim
edilerek Batı'nın sonunu hazırladığını savunur.
Ernst Jünger (İyimser/Aktivist): Teknolojiyi yeni bir insan
tipinin ("İşçi") elinde dünyayı şekillendirecek bir güç olarak
selamlar. Teknoloji statik, düzenli ve "organik" bir dünya devletinin
temel biçimi olacaktır.
Kültür Sorununa Olası
Teknolojik Çözümler
Teknoloji, tüm dünyayı yönetilebilir bir savaş alanına veya
ortak bir atölyeye çevirmiştir.
Almanya, Avrupa'nın "trajik atölyesi" olarak,
gelişmekte olan bu teknolojik güç ile ulusal kültür arasındaki doğru dengeyi
kurmak zorundadır. Bu, Batı ile Doğu (Amerika ile Rusya-Asya) arasında bir
köprü olma misyonudur.
Teknoloji tarafsız değil, muazzam bir güç potansiyelidir.
Teknoloji, sönmekte olan bir medeniyetin ölü bir kalıntısı
mıdır, yoksa yeni bir büyümenin tohumu mu?
Doğa ve Metafizik Felsefesi Üzerine
Teknolojinin Doğal
Felsefi Sorunu
Yeni teknoloji felsefesi, morfolojik (biçimsel) bir
yaklaşımla doğayı ve tekniği birleştirir.
Mekanizma: Sadece neden-sonuç ilişkisine bakar (ölü doğa).
Teleoloji: Sadece amaca bakar (bilinçli yaratım).
Teknik İlke: Bu ikisinin ortasında durur; hem doğa
yasalarına uyar hem de bir anlam/biçim alanı açar.
Nedensellik,
Sonluluk, Uygunluk, Bütünlük
İnsan bir nesne tasarlarken aslında farkında olmadan
kozmosun derin yasalarını "yeniden keşfeder". Bu, insan zihni ile
evrenin yaratıcı gücü arasındaki içsel akrabalığın bir kanıtıdır.
Arıların en az malzemeyle en geniş hacmi yaratan altıgen
petekleri, doğanın "bilinçsiz" ama mükemmel bir teknik ustalık
sergilediğinin en somut örneğidir.
Doğal Metafizik
Problemi ve Olası Çözümü
Bilim ve felsefe, parçalara değil "bütünlüğe"
(Ganzheit) ve organik olana dönmektedir.
Teknoloji, soğuk bir hesaplama aracı (teknokrasi) olmaktan
çıkıp, toplumun etik ve kültürel dokusuna entegre olmuş "canlı bir
organ" haline gelmelidir.
Teknolojide Sorunun
Konumunun Sistematik Önemi
Teknoloji, Batı kültürünün nihai ve en güçlü sonucudur.
Teknoloji artık gezegensel bir olaydır ve Avrupa, kendi
yarattığı bu "dev gücü" doğru ellere teslim etme sorumluluğuyla karşı
karşıyadır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder