24 Aralık 2024 Salı

Manfred Schröter - Teknoloji Felsefesi - Notlar

Manfred Schröter - Teknoloji Felsefesi - Notlar

Philosophie der Technik, Handbuch der Philosophie, Oldenbourg Wissenschaftsverlag, 1934

 


Kitap, teknolojinin sadece mühendislik bir faaliyet değil, kültürün asli ve kurucu bir parçası olduğunu savunuyor.

 

Önsöz

Teknolojinin Üç Temel Disiplini

Teknoloji Ansiklopedisi: Teknik alanların sınıflandırılması ve genel bakışı.

Teknoloji Metodolojisi: Teknik yaratım süreçlerinin ve araştırma prosedürlerinin incelenmesi.

Teknoloji Tarihi: Teknolojinin kültürel süreçteki nesnel gelişimi ve seyri.

 

Mühendisler felsefeyi, filozoflar ise tekniği anlamamaktadır.

Teknoloji sadece insan yapımı araçlarla sınırlanamaz. Doğanın kendi içindeki yaratıcı etkinlik de bir tür içkin teknolojidir.

Bu bakış açısı, insan teknolojisini doğanın geniş yaratım süreçlerinin bir uzantısı olarak gören metafizik bir sonuca varır.

 

Makine Teknolojisinin Tarihi ve Metodolojisi Üzerine

Giriş

Teknoloji yalnızca bir "ihtiyaç giderme" aracı değil, yaratıcı bir tinin (ruhun) ürünüdür. Teknolojiyi bilimsel keşiften ayıran temel fark "doğayı anlama" isteği değil, "doğayı amaçlı bir şekilde biçimlendirme" iradesi olmasıdır.

 

Teknoloji, sanata benzer bir içsel anlama sahiptir. Teknisyen için eserin anlamı, tıpkı sanatçı için olduğu gibi, o eserin tasarımında ve varlığında gizlidir.

Teknoloji, doğanın işleyiş yasalarını (fizik, termodinamik) kullanarak onu dönüştürme sanatıdır.

İlkel sabandan modern türbine kadar teknoloji, insanın dünyadaki varoluş biçimidir.

 

Modern teknoloji evrimsel bir süreçten ziyade, Watt'ın buhar makinesini icadıyla yaşanan ani bir sıçramadır.

Watt'ın dehası, mevcut Newcomen motorunu tamir ederken yaptığı analitik incelemede yatar. Watt, silindirin hem ısıtılıp hem soğutulmasının muazzam bir enerji kaybı olduğunu nicel ölçümlerle kanıtladı. Glasgow'daki o meşhur Pazar yürüyüşünde, buharın ayrı bir kapta yoğunlaşabileceği fikri (ayrı kondansatör), ısının mekanik işe dönüşümünün "ilkel olgusunu" kavramasını sağladı. Watt'ın makinesi, sadece bir icat değil, doğanın depolanmış enerjisinin (kömür/ısı) insan emrine verildiği yeni bir çağın kapısıdır.

 

Teknoloji modern döneme kadar felsefi inceleme nesnesi olamadı bunun nedenleri:

Bir kültür, ancak olgunlaştığında kendi üzerine felsefi olarak düşünebilir.

Teknoloji, antik ve orta çağda organik bir şekilde yaşamın içindeyken; 19. yüzyıldaki devasa genişlemesiyle birlikte "sorun" haline gelmiştir.

 

S. Carnot'un Teorik Temeli

Teknoloji sadece somut aletler yapmak değil, evrenin enerji yasalarını kavramsal olarak fethetmektir.

 

James Watt buhar makinesini icat ederek somut bir "kuvvet" yaratmış, Sadi Carnot da bu kuvvetin ardındaki gizli yasayı, yani Isı Teorisi'ni keşfetmiştir.

 

Enerji Bilimlerinin Mezuniyet Düzeyinde Geliştirilmesi

Enerjinin iki temel karakteri arasındaki gerilim

Birinci Yasa (Enerjinin Korunumu): Mayer ve Joule tarafından formüle edilmiştir. Enerji yok olmaz, sadece biçim değiştirir (Isı - İş).

İkinci Yasa (Enerjinin Bozulması/Entropi): Clausius ve Thomson (Lord Kelvin) tarafından netleştirilmiştir. Enerji korunsa da, her iş sürecinde bir miktar enerji "kullanılamaz" hale gelir ve evrendeki düzensizlik (Entropi) artar.

 

Fikir ve Bilim Tarihinin Bağlamı

Termodinamik, klasik mekaniğin (Galileo/Newton) bir uzantısıdır

Mekanik: Hareketin ve ivmenin yasalarını, kütle ve kuvvet kavramlarıyla açıklar.

Termodinamik: İş sürecini ve enerjinin "kalitesini", sıcaklık ve entropi üzerinden tanımlar.

 

Mutlak sıfır (-273°C) noktasının nasıl saptandı

1700'lerde Amontons, izole bir hava hacminin her 1°C artışta basıncının 1/273 oranında arttığını keşfetmiştir. Bu, tersine gidildiğinde basıncın sıfıra ineceği o teorik "mutlak durgunluk" noktasını işaret eder.

 

Makine Mühendisliğine Yeniden Uygulama Gelişim

Teknolojinin gelişimi: bir icadın yapılması - teorisinin kurulması - teorinin yeni icatlara yol açması şeklindeki bir döngüdür.

 

1794'te Paris'te kurulan École Polytechnique, teknik eğitimi bir "uygulamalı matematik" disiplini haline getirerek dünya genelindeki teknik üniversitelere model olmuştur.

 

Teknik Yaratımın Temel Özelliği

Teknoloji sadece "uygulamalı doğa bilimi" değildir. Çünkü teknoloji, yapıcı hayal gücü ve tasarım unsurlarını içerir.

Teknolojinin varlık nedeni sadece kâr veya ihtiyaç giderme değildir.

Piramitler veya katedraller sadece ihtiyaçtan değil, manevi ve estetik dürtülerle inşa edilmiştir. Teknoloji, zekâ, duygu ve iradenin birleştiği bir mutluluk kaynağıdır.

 

Teknik Yaratım Üçlüsü

Araştırma (Zekâ): Bilginin dış dünyadan özümsenmesi.

İcat (Duygu/Hayal Gücü): Bilginin yaratıcı bir fikre dönüştürülmesi.

Yaratım (İrade): Fikrin somut bir eser (makine/yapı) olarak hayata geçirilmesi.

 

Kültürel Sistematiğe İlişkin Yapısal Teori

Kültürel Felsefe Vakfı

(Dilthey'in "psikolojik yapı" (Strukturzusammenhang) kavramı) Ruhun düzenlilikleri toplumsal kültür sistemlerine dönüşür.

 

Biliş (bilim) ve İrade (sosyal/siyasal eylem) iki zıt kutup olarak dururken, bunların tam ortasında Sanat ve Teknoloji yer alır.

 

Sanat, "alıcı kavrayış" ile "yaratıcı eylemi" birleştirir.

Teknoloji de benzer şekilde, bilimsel bilgi (algı) ile ekonomik/sosyal hedef (irade) arasında köprü kuran yaratıcı bir "biçimlendirme" alanıdır.

 

Önceki Formüllere Bir Bakış

St. Augustinus: Memoria (Hafıza/Varlık), Intelligentia (Anlayış/Bilgi) ve Voluntas (İrade/Sevgi) üçlüsüyle ruhun ilahi bir yansıması olduğunu savunmuştur.

Modern Dönem: Kant'ın üç eleştirisi (Saf Akıl, Pratik Akıl, Yargı Gücü) ve Hegel'in "Mutlak Tin" üçlüsü bu yapının felsefi zirveleridir.

 

Yapısal Şema ve Kültürel Görev

Sağlıklı bir kültürde bilgi (bilim) ve eylem (irade), merkezi bir noktada (sanat, din, felsefe) birleşerek bir bütün oluşturur.

 

Günümüzde büyüme güçleri mevcuttur ancak bunlar birbirine paralel akar ve birleşemezler. Bilim kendi alanında, sosyal eylem kendi alanında uzmanlaşmış; kültürün "merkezi" boş kalmıştır.

 

Teknik çalışmanın derinliğinde dört temel anlam (Mit, Logos, Ethos, İş) iç içe geçer.

Anlam: Eserin ontolojik varlığı.

Değer: Yaşamsal önem.

Akıl: Bilimsel temellendirme.

Amaç: Pratik hedef.

 

Teknoloji, sadece dışsal bir araç değil, kültürün "maddi temelidir". Modern krizden çıkış yolu, teknolojiyi ruhsuz bir üretim aracı olarak görmekten vazgeçip, onu bilgi ve iradenin organik olarak birleştiği yaratıcı bir merkez olarak yeniden tanımlamaktır. Teknik yaratım, bireye "yaratma sevinci" vererek zekâ, duygu ve iradeyi uyumlu bir dengeye kavuşturur.

 

Kültürel Bir İşlev Olarak Teknoloji

Teknoloji, insanlığın doğadan (kaostan) ayrıldığı ilk andan itibaren mevcuttur.

Toprağı işlemek, ilk aleti yapmak; hem bir bilgi (algı) hem de bir irade (eylem) eylemidir.

İlkel toplumlarda çiftçi, zanaatkâr ve rahip birdir. İş ve inanç, teknik ve sanat iç içedir. Modernite bu alanları birbirinden ayırarak kültürü parçalamıştır.

Teknoloji, yapısal olarak "merkezi" bir konumdadır. Bilim (teori) ve Ekonomi (pratik) arasında durarak, bu iki zıt kutbu yaratıcı bir "iş" (performans) içinde birleştirme potansiyeline sahiptir.

 

Teknoloji ve Ekonomi. Burada bilgi ve irade, fiziksel dünyayı dönüştürmek için birleşir.

Din, Felsefe ve Sanat. Burada bilgi ve irade, mutlak birliğe ve anlama ulaşmak için birleşir.

Kültürel gelişimin sağlıklı yönü, bu iki kutbun dengeli bir şekilde "merkeze" doğru büyümesidir.

 

Sistematik Gereksinimler ve Tipoloji

Yunanca "Techne" kelimesi hem sanat hem de zanaat/teknik anlamına gelir.

 

Sanat, "yukarıda" (anlam dünyasında) bilgi ve iradeyi birleştirir.

Teknoloji, "aşağıda" (maddi dünyada) aynı birleşmeyi gerçekleştirir.

Bir mimar veya usta bir zanaatkâr, bu iki dünyanın tam kesişim noktasında durur.

 

Diğer Görüşlerle Karşılaştırma

Max Scheler teknolojiyi "doğaya egemen olma isteği" ile ilişkilendirir.

Scheler, bilgiyi üç kategoriye ayırır:

Kurtuluş Bilgisi: Dini/metafizik amaçlı.

Eğitim Bilgisi: Kişisel gelişim ve kültür amaçlı.

Performans/Egemenlik Bilgisi: Doğayı kontrol etme amaçlı (Teknoloji).

Scheler'e göre teknoloji, bilimin sonradan uygulanması değildir; aksine, dünyayı kontrol etme isteği bilimsel düşüncenin yönünü en baştan belirler.

 

Richard Kroner teknolojiyi insanın teorik (bilgi) ve pratik (irade) benliği arasındaki boşluğu kapatan bir "büyü" gibi gördüğünü söyler ancak buna karşı çıkar. Teknoloji, bilimi "içgüdüsel ihtiyaçların" hizmetine sunarak onu basitleştirir. Teknoloji bir "ideal" yaratmaz, sadece ihtiyaçları karşılar.

 

Friedrich Dessauer, Kroner'in aksine teknolojiyi ilahi bir yaratımın devamı olarak görür. İcat yapmak, zihindeki bir fikri fiziksel gerçekliğe dönüştürmektir. Dessauer buna "kendinde şey" (Ding an sich) ile karşılaşma der.

 

Eduard Spranger / Spranger'in ünlü "altı temel tipi" (teorik, ekonomik, estetik, sosyal, politik, dini) arasında "Teknik Tip" yoktur. Spranger teknolojiyi; bilim, ekonomi ve siyasetin bir "karışımı" (melez tip) olarak görür.

 

Psikoloji Etiği ve Teknolojinin Tarihsel Felsefesi Üzerine

Teknolojinin Etik Sorunu

Teknolojinin etik değeri, sağladığı toplumsal faydadan (faydacılık) değil, yapılan işin "nesnel saflığından" gelir.

Bir mucidin dâhice buluşu ile bir işçinin sıradan görevini yapması arasında özsel bir fark yoktur. Her iki durumda da etik değer, eldeki görevin "mükemmel" ve "saf" bir şekilde çözülmesinde yatar.

 

Hermann Lufft’a göre, içsel bir bağlılıkla çalışan herkes yaratıcıdır. Çalışırken sadece bir nesne üretmeyiz; "geçici zamanı" kişiliğimizin kalıcı bir parçası olan "öze" dönüştürürüz.

 

Gerçekliğin Kültürel-Kritik Standardı Saflık

Bir kişi düşük nitelikli iş yaptığı için köle olmaz; işini düşük nitelikli bir ruhla yaptığı için köleleşir. İçsel disipline sahip bir işçi, en basit montaj hattında bile özsel bir değer yaratabilir.

 

İşçinin yetenekleri geliştikçe, organizasyonun ona yeni sorumluluklar (daha üst bir denge) sunması teknik bir gereklilik değil, etik bir zorunluluktur.

 

Çalışan Kişiye ve İşine İlişkin Etik Talep

Makine tabanlı çalışmanın sadece verimlilik (hız) için değil, "çalışmanın anlamı" üzerinden insanın ruhsal bütünlüğüyle yeniden bağlanmasını sağlamak gerekir.

 

Hedef, makinenin insanı yönetmesi değil, insanın makine üzerinde tam bir "ustalık" kurarak onu ruhsal bütünlüğünün bir aracı haline getirmesidir.

 

Protestan iş etiği (Püritanizm) ile kapitalizm arasındaki bağ…

Endüstriyel insanın oluşumunda Katolik sosyal doktrininin etkileri…

 

Teknoloji, insanı mekanikleştirmek zorunda değildir. Aksine, doğru bir organizasyon ve içsel bir kavrayışla teknoloji, insanın bilgi (kuram) ve darbe (eylem) yeteneklerini birleştirdiği en saf alan olabilir.

 

Eser ve Kültürel Entegrasyonu Konusunda Etik Talep

Heinrich Hardensett’in çalışmaları

Ekonomi: Kar, rekabet ve pazar odaklıdır; "değişim değeri"ne bakar.

Teknoloji: Yaratım, iş birliği ve atölye odaklıdır; hizmet değerine bakar.

Teknik adam bir romantik değil, "ölçü ve yasa" insanıdır. O, sonsuz kârın peşinde değil, mükemmel ve tamamlanmış bir "dünyevi yapı"nın peşindedir.

 

Teknolojinin Değerlendirmesinde Kültürel-Etik Denge

Devlet, teknolojiyi ekonomik yozlaşmadan (kapitalist bencillikten) koruyup ulusal çıkarlara yönlendirebilir.

Gerçek bir etik devlet ile gerçek bir etik teknoloji, özünde zaten uyumludur; çünkü her ikisi de "kamu yararı"na hizmet eder.

 

Eugen Diesel, teknolojinin artık ulusal sınırları aştığını ve "gezegenel bir durum" yarattığını savunur.

Süper İmparatorluk: Dünya artık teknolojiyle tamamen kuşatılmıştır.

Ortak Kader: Teknoloji, tüm uluslar için ortak bir "iş kaderi" yaratmıştır. Bu, eski anlamdaki dünya pazarının yerini alan "anlamlı bir bütünlük" fikridir.

 

Carl Schmitt'in eleştirel bakışı, teknolojinin "politikadan bağımsız" olduğu illüzyonunu yıkar.

Teknoloji kendi başına ne barışçıl ne de savaşçıldır; o sadece gücü artırır.

Teknolojiyi "mekanik bir canavar" olarak görmek yanlıştır; teknolojik aktivizmin arkasında yatan şey (iyi veya kötü) bir ruhtur.

 

Gerçek teknolojiye dönüş, mühendisin sadece bir uzman değil, etik bir birey olarak kendini yeniden inşa etmesiyle mümkündür.

 

Teknolojinin Tarihsel-Felsefi Sorunu

Teknoloji Batı tarihinin ve kültürünün kaçınılmaz bir felsefi sonucudur.

Teknoloji, Orta Çağ’dan bu yana süregelen kültürel egemenlik değişimlerinin (Din -> Devlet -> Bilim -> Ekonomi) ulaştığı son duraktır.

 

Teknoloji, ekonominin yarattığı kaosu devralan yeni bir "merkezi güç" adayıdır:

16. Yüzyıl (Din): Mezhepsel gerilimler birliği bozdu.

17. Yüzyıl (Devlet): Mutlakiyetçi devlet egemenliği yükseldi.

18. Yüzyıl (Bilim/Akıl): Aydınlanma ve rasyonel doğa bilimleri hakim oldu.

19. Yüzyıl (Ekonomi): Kapitalizm ve burjuvazinin yükselişiyle ekonomi her şeyi belirler hale geldi.

20. Yüzyıl (Teknoloji): Ekonomik krizlerin ardından, teknolojinin "organik bir düzenleyici" olarak merkeze yerleşip yerleşemeyeceği sorusu sorulur.

 

Tarihsel-Felsefi Dünyanın Önlemleri

Oswald Spengler (Karamsar): Teknolojiyi Batı'nın (Faustçu insan) intihar aracı olarak görür. İnsanın makineye köle olduğunu ve Batı teknolojisinin "renkli halklara" (Avrupalı olmayanlar) teslim edilerek Batı'nın sonunu hazırladığını savunur.

Ernst Jünger (İyimser/Aktivist): Teknolojiyi yeni bir insan tipinin ("İşçi") elinde dünyayı şekillendirecek bir güç olarak selamlar. Teknoloji statik, düzenli ve "organik" bir dünya devletinin temel biçimi olacaktır.

 

Kültür Sorununa Olası Teknolojik Çözümler

Teknoloji, tüm dünyayı yönetilebilir bir savaş alanına veya ortak bir atölyeye çevirmiştir.

Almanya, Avrupa'nın "trajik atölyesi" olarak, gelişmekte olan bu teknolojik güç ile ulusal kültür arasındaki doğru dengeyi kurmak zorundadır. Bu, Batı ile Doğu (Amerika ile Rusya-Asya) arasında bir köprü olma misyonudur.

 

Teknoloji tarafsız değil, muazzam bir güç potansiyelidir.

 

Teknoloji, sönmekte olan bir medeniyetin ölü bir kalıntısı mıdır, yoksa yeni bir büyümenin tohumu mu?

 

Doğa ve Metafizik Felsefesi Üzerine

Teknolojinin Doğal Felsefi Sorunu

Yeni teknoloji felsefesi, morfolojik (biçimsel) bir yaklaşımla doğayı ve tekniği birleştirir.

Mekanizma: Sadece neden-sonuç ilişkisine bakar (ölü doğa).

Teleoloji: Sadece amaca bakar (bilinçli yaratım).

Teknik İlke: Bu ikisinin ortasında durur; hem doğa yasalarına uyar hem de bir anlam/biçim alanı açar.

 

Nedensellik, Sonluluk, Uygunluk, Bütünlük

İnsan bir nesne tasarlarken aslında farkında olmadan kozmosun derin yasalarını "yeniden keşfeder". Bu, insan zihni ile evrenin yaratıcı gücü arasındaki içsel akrabalığın bir kanıtıdır.

Arıların en az malzemeyle en geniş hacmi yaratan altıgen petekleri, doğanın "bilinçsiz" ama mükemmel bir teknik ustalık sergilediğinin en somut örneğidir.

 

Doğal Metafizik Problemi ve Olası Çözümü

Bilim ve felsefe, parçalara değil "bütünlüğe" (Ganzheit) ve organik olana dönmektedir.

 

Teknoloji, soğuk bir hesaplama aracı (teknokrasi) olmaktan çıkıp, toplumun etik ve kültürel dokusuna entegre olmuş "canlı bir organ" haline gelmelidir.

 

Teknolojide Sorunun Konumunun Sistematik Önemi

Teknoloji, Batı kültürünün nihai ve en güçlü sonucudur.

 

Teknoloji artık gezegensel bir olaydır ve Avrupa, kendi yarattığı bu "dev gücü" doğru ellere teslim etme sorumluluğuyla karşı karşıyadır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder