Gilbert Simondon - Tekniklerde İcat - Dersler ve Konferanslar - Notlar
Mütercim: Öznur Karakaş, İnka Yayınları, 2024
Sunuş
Teknik nesne, "doğa ve insan arasında aracı" olan
bir gerçekliktir.
Makine yabancıdır; insanın içine kapatıldığı, tanınmayan,
maddileşmiş, köleleştirilmiş ancak yine de insani kalan bir yabancı.
Tekniklerin İcadı ve Gelişimi (1968-1969)
Önsöz
Tekniğin gelişimi: Bilim-öncesi (senkretik analiz),
bilim-sonrası (bireysel sentez) ve günümüzün paralel etkileşimi (transdüktif
süreçler).
Tekniklerin Sorununu İncelemek Üzere Genel Plan
İşlevselliği icadın organizma ve ortam arasındaki sorun
çözme sürecidir.
Araç ve aletten önce, ortamı değiştiren "teknik
yöntemler" mevcuttur.
Alet dolayımı, teknik görevlerin parçalılığını azaltarak
insanı toplumsal kısıtlamalardan özgürleştirir.
Aygıtlar ve cihazlar insan organizmasına bağlı kalmadan
kendi başına işlev görebilen nesnelerdir. Örneğin yağ lambası, aktif
enformasyon sayesinde kendini düzenleyecek şekilde inşa edildiğinde istikrarlı
bir işlev sağlar.
Makineler, enerji ve enformasyon açısından özerkleşme sürecidir.
Tam bir makine o halde enformasyon açısından çifte özerkliğe sahiptir (program
ve oto-regülasyon).
Teknik ilerleme, sürekli (adaptasyon) ve süreksiz (icat)
aşamaların dalgalanmasıyla gerçekleşir.
Birkaç Tekniğin Daha Ayrıntılı İncelemesi
Altyapı şebekeleri teknik ağların ilk örnekleridir.
Tekniklerin Parçaları (Bileşenleri) Üzerine
Sanayi devriminden sonra basit mekanik düzeneklerin yerini
motorlu araçlar / makineler almaya başladı.
Bireyleşmiş Teknik Nesne ve Ağlar
Bireyleşmiş nesne, insani boyuta en doğrudan tekabül eden ve
"somutlaşma" yoluyla mükemmelleşen nesnedir.
Teknik nesne, biyolojik bir organizmadan radikal bir kopuş
değildir. Hayvanların yuva yapması veya alet kullanması, tekniğin biyolojik
sürekliliğin bir parçası olduğunu gösterir.
Canlılar nasıl bir embriyodan karmaşık bir yetişkine
evriliyorsa, teknik nesneler de "soyut" bir fikirden
"somut" bir işleyişe doğru evrilir.
Hem canlılar hem de teknik nesneler dış dünyadan enerji
alır, bunu işler (metabolizma/devre) ve çevreden gelen bilgiyi kullanarak
kendilerini düzenlerler.
Endüstri Öncesi Teknik: Bu aşamada teknikler, doğal seçilime
benzer şekilde birbirleriyle rekabet eder. Kötü uyum sağlayan alet elenir; doğanın
yüzü bir takozla açılır.
Modern teknoloji ise rekabetten ziyade birleşme ve
bütünleşme yoluyla ilerler. Parçalar birbirine uyum sağlar, bir bileşen
diğerinin işlevini destekler.
Bir teknik nesne geliştikçe, parçaları arasındaki içsel
dayanışma artar. Başlangıçta birbirine eklemlenmiş ayrı parçalar (soyut nesne),
evrimleştikçe bir bütünün ayrılmaz organları haline gelir (somut nesne).
Teknik nesne somutlaştıkça, canlı bir organ gibi "en az
dirençle en yüksek verimi" verecek şekilde nötrleşir ve mükemmelleşir.
İlerleme, eskiyi yok etmek veya rakipleri ortadan kaldırmak
değil, sistemi daha yüksek bir ağ seviyesinde (merkezi ve nihai unsurlar
olarak) yeniden örgütlemektir.
Tekniklerde İcat (1971)
İcadın iki temel vasfı
İçsel oto-korelasyon (istikrar için) ve ortama adaptasyon
(fayda için).
Endüstri çağı aynı zamanda motorların çağıydı; çünkü bunlar
denklik sistemleri ve tersine çevrilebilirliğe yakın sistemlerdir.
Tahayyül ve İcat (1965-1966)
İcat, zihinsel imge döngüsünün dördüncü aşamasıdır ve
"sorun teşkil eden bir durumun yarattığı süreksizliğin çözüm
sürecinde" aranır.
İmge, durağan bir kopya değil bir döngüdür. Bu döngü,
bireyin içinde başlar ama doygunluğa ulaştığında dünyayı değiştiren bir
"icat" olarak dışarı taşar.
Bir nesnenin (örneğin Roma yolu) kendi içinde tutarlı olmasına
“içsel uygunluk” denir.
Nesnenin hem "vahşi doğaya" (dağlar, nehirler) hem
de "özneye" (yürüyen insan, giden motorlu araç) uyum sağlamasına
dışsal uygunluk denir.
Mercanların inşa ettiği yapılar veya termit yuvaları ile
insan mühendisliği arasında bir derece farkı vardır, öz farkı yoktur.
İnsanı ayıran şey, icat edilen nesne ile doğa arasına giren
"aracıların" (alet yapan aletler, karmaşık makineler, bilgi ağları)
sonsuzca artmasıdır.
Zanaat: İcat, işin (görevin)
içine dağılmıştır. Usta, işi yaparken o ana özgü küçük icatlar yapar ama bu
icat işin dışına taşmaz.
Endüstri: İcat, uygulamadan
(işten) ayrılmıştır. Önce icat edilir (tasarım), sonra binlerce kez uygulanır.
Sanat: İcat ve uygulama aynı
anda ve aynı boyutta gerçekleşir. Sanat eseri, her ayrıntısı organize edilmiş,
mutlak ve tekil bir çözülmüş sorundur.
Sorunların Çözümü (1974)
İnsan tekniklerini ayıran temel özellik, üretilen aracın
kültür ve imalat süreçleri sayesinde zaman içinde birikerek muhafaza
edilmesidir.
İcat ve Yaratıcılık (1976)
İcat, yapısal ve işlevsel bir yeniden düzenleme iken;
yaratıcılık, bir grubun veya bireyin çok sayıda fikir üretme kapasitesidir.
İcat, bir anda olup biten bir "parlak fikir"
değildir; nesiller boyu süren, teknik ve bilimsel birikimin doygunluğa ulaştığı
anlarda gerçekleşen süreksiz bir sıçramadır.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder