25 Mayıs 2015 Pazartesi

İbn Bâcce

İbn Bâcce (470/1077 - 533/1139)
Endülüs'ün kuzeyindeki Sarakusta (Zaragoza) şehrinde doğdu. Asıl adı Ebû Bekr Muhammed b. es-Saig`dir. Batı literatüründe genellikle Avempace diye anılır. Geleneksel eğitimini tamamladıktan sonra kendini geliştirmiştir, müzik alanında yetkin bir otoritedir. Devlet işleriyle meşgul olup bir dönem vezirlik yapmıştır.
Aristoteles ve Fârâbî’nin eserlerine şerhler yazmıştır. Birçok eserinde insanın mutluluğu, ahlak ile siyaset ilişkileri, bu bağlamda akli bilgiye ulaşmanın imkânı ve önemini tartışmıştır. Bu çerçevede faal aklın rolünü de incelemektedir.
Felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur:
1) Tabiî,
2) duyusal ve
3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır.
İnsanın idrak süreci duyusal, hayalî ve aklî olmak üzere üç bölüme ayrılır. Bu aynı zamanda dış dünyadaki eşyanın soyutlama sürecidir. Soyutlama faaliyeti sırasıyla his, tahayyül ve akletme aşamalarından geçer.
Duyusal ve hayalî idrak dış dünyadaki tekil nesneleri temsil ederler. Aklın ise maddîlikle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Zira akıl, kendi idrakinin de bilincindedir.
İnsanın en yüksek ve yetkin boyutu ise akıldır. En temel fiili ise tümel kavramlar oluşturmaktır. Ortak duyu, hayal ve hafıza yetilerine hayvanlar da sahiptir. İnsanın mutluluğu bu seviyelerin üstündeki akıl aracılığıyla mümkündür. İbn Bâcce’ye göre filozof bilgi ve idrak mertebelerinde yükselip kendisine mutlak saadeti tattıracak olan faal akılla ittisâl mertebesine ulaşmak için duyu algılarının verilerinden başlayıp, ortak duyu, hayal ve hafıza güçlerinin kullanılması ve aklî soyutlamalar aracılığıyla bir tür mânevî yükselişi gerçekleştirmek zorundadır. İnsan, son aşama olan müstefâd akıl mertebesine ulaşıp faal akılla ittisâl edince, yani felsefî hikmet idealine ulaşınca metafizik dünya ile irtibata geçmekte ve bu dünya hakkında bilgi edinebilmektedir.
Şeylerin gerçek bilgisi soyutlamaya dayalı ve dolaylı bir kavrayıştır. İnsanın bilgisi duyu, mütehayyile ve akıl duraklarından geçerek oluşur. İbn Bâcce gerçek bilginin tümel olanın bilgisi olduğunu, bunu ise ancak aklın elde edebileceğini özellikle belirtir. Filozof ya da mütevahhidin bu gaye için kullanacağı yol ise aklî, teorik çalışmalardır.

Aklî yetkinliklerin dereceleri
1. Cumhûr (sıradan insanlar) mertebesi: Bu seviyede olan insanlar aklın konusu olan şeyleri ancak “maddî sûretler aracılığıyla idrak edebilmektedir.
2. Nuzzâr: Bu sınıf tabiat bilimleri ve matematiksel bilimlerle uğraşan kimselerdir. Soyut sûretleri cisimlerin idrakleri olarak değil de kendinde varlığı olan ma’kûller olarak idrak edebilmektedirler.
3. Su’edâ (mutlu insanlar): İbn Bâcce’ye göre bu son grup filozoflardır. Yetkinleşme sonucunda ma‘kûlleri doğrudan idrak edebilir, eşyanın mahiyetini ayniyle kavrar. Böylece akıl akledilen suretlerle aynileşir. İbn Bâcce bu hale müstefâd akıl adını verir. Bu son yetkinlik halinde insan aklı faal akılla ittisâl eder. Mutluluğa akli bilgi olmaksızın ulaşmak imkânsızdır.

Ahlâk ve Siyaset
İbn Bâcce, insan fiilinin ortaya çıkışını istek, öfke ve akıl güçlerinin çatışmasında açıklar. Yönetim çeşitlerini bireyin kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi ve şehir yönetimi olmak üzere üçe ayırır.
Bozuk bir toplumda yaşayan entelektüel kabiliyetleri gelişmiş bir filozof nasıl erdemli kalabilir ve mutluluğa ulaşabilir? Tedbîrü’l-mütevahhid adlı eseri bu soruya cevap arar.
Mütevahhid, yalnız adam, toplumun geneli gibi yaşamayan aykırı ve sıra dışı kişidir. İbn Bâcce bu tür insanlar için nevabıt “ayrık otu” kavramını kullanır. “Onlar garîbdirler, çünkü: kendi vatanlarında, akranlarıyla ve komşularıyla beraber olsalar bile, fikirleriyle onlara yabancıdırlar. Bu fikirleriyle kendileri için vatan olacak başka bilgi ve idrak mertebelerine yükselerek zihinsel bir göç gerçekleştirmişlerdir.” Hakikat peşinde koşan bu insan için yalnızlık zorunlu bir kaderdir. Yalnız insan, gelecekteki erdemli yönetimi mümkün kılacak metafiziksel ve diğer teorik bilgileri edinmektedir.
---
İSLÂM DÜŞÜNCE TARİHİ
Editör: Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar
Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 2070
Eylül 2010, Eskişehir


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder