13 Mayıs 2015 Çarşamba

Modernleşme ve Bilinç

Peter L. Berger, Brigitte Berger, Hansfried Kellner - Modernleşme ve Bilinç


Geleneksel toplum yapısında kendisini evinde hisseden insan, modern toplumda tam anlamıyla yalnızlaşmış “evsiz, yurtsuz” kalmıştır.

Modernizasyon (…) evrensel bir dindir ve kendine özgü kavramları, kendine özgü bir yaşama biçimi, belirlenmiş bilinç yapıları vardır. (s. 8)

Modern bilinç problemi / Giriş bölümünde bunun ne anlama geldiği açıklanmaktadır.

İkinci bölümde modernizasyon süreci incelenecektir.

Üçüncü bölümde, protesto niteliğinde olaylar incelenecek.

Sonuç bölümünde ise çalışmamızın politik ve pragmatik tezahürleri tartışılacaktır.

(Moden sözcüğü, kelimeyi duyduğumuz anda “yeni” olanı çağrıştırır, modernlikle ilgili tüm tartışmalarda muhalif fikirlerin karşısındaki ilk handikap bu algıdır; modern, yeniyi çağrıştırırken onun karşısına çıkan her fikir “eski, geri” anlam bağlamına mahkûmdur. Modern, sırf bu algı nedeniyle tartışmanın başında üstün pozisyonda konumlandırır kendini.

Gerçek olmayan, sadece bilinçteki algıya dayanan bu üstünlük sanısı, modernlik probleminin temelidir.

Modernliğin keskin, sınırları belirgin bir tanımının yapılmaması, anlam bağlamının geniş ve ucu açık bırakılması (bu durum kastidir) modern sözcüğünün bilinçlerde yer tutmuş anlamlarının korunması amacına hizmet eder. Modernite ciddi biçimde sorgulanmaya başlandığında, modernliğin üstü örtülü savunucuları, bugün post-modern dediğimiz söylemlerle sözcüğün tanımlanma girişimlerini geçersiz kılan bir epistemoloji geliştirmeye çalıştılar. Her halükârda modernlik problemi tanımlanırken dahi müthiş bir çeşitlilik çıkarır karşımıza ve bu yolla ıslaha yönelik her girişimi geçersiz bırakmayı başarır. Lafı uzatmadan şunu belirtelim; tanımlanırsa artık “yeni” algısı geçerli kalamaz, eskimeye mahkûm olur. En çok da bu nedenle modern sözcüğü ısrarla “yeni” olan herhangi bir metaya, nesneye iliştirilerek kullanılır. Öyleyse nedir modernlik? Kapitalist üretim modelinin çerçevelediği yaşa(yama)ma biçiminin adıdır modernite. Bu bir yaşama biçimi olduğu için çağımızın dinidir. Modern insan, bu kümenin içindeki insandır.)

Notlar
…bilgi sosyolojisinin ilk görevi, bilincin mihenk taşlarının sistematik bir betimlemesi olmalıdır. (s. 25)

Bilgi sosyolojisi daima belirli bir sosyal durumun muhtevası dahilinde bilinç ile ilgilenir. (s. 28)

Modern bilinç / kişiliğin anonimleştirilmesi

Teknolojik üretim ve bürokrasi
Her ikisi de modernliğin çağdaş olaylarıdır.

Çağdaş toplumda birey, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, teknolojik üretim ve bürokrasi sahalarıyla karşılaşır.
Bu farklı kurumsal sahalar arasında bir ilişki kurma durumunda olan birey, farklı zamanlarda farklı bilgi edinme tarzları ile hareket etmeyi öğrenmek zorundadır. (s. 67)

Bürokrasi ile temas eden birey, kendi özel yaşamındakinin ötesinde anlam yapıları ile karşı karşıya gelmeye daha çok zorlanır.

Birey, hiç değilse özel yaşamında kendisine özgü olacak diğer bireylerinkinden farklı bir tarz arar. İşin tuhaf yanı (…) Amerika’da hepsi aynı dili konuşan, hepsi aynı şekilde giyinen, aynı estetik değerlere bağlı olan ama bu arada da kendisinin diğerlerinden farklı, kendisine özgü bir kişiliğinin olduğunu iddia eden milyonlarca insan vardır. (s. 87-88)

Kişilik ile bireylerin kendilerini tanımladıkları tavrı ifade ediyoruz. Kişilik, bilincin özel yapısının esas kısmıdır.

Modern kişilik, alışılmışın dışında, tuhaf denilecek derecede farklılıklar arz eder.
Pre-modern veya modernlikten önceki diye vasıflandırabileceğimiz toplumların insanları, yaşamlarını daha tutarlı bir dünyada sürdürmekte idiler.

Modern bireyin sosyal dünyaların çokluğu karşısındaki durumu, onu bu dünyaların birbirlerine göre olan konumlarını değerlendirmeye zorlar.

Bireyin kendine ait değerlendirmeleri, objektif sosyal dünyaya ait değerlendirmelerinden daha gerçekçi gibi gelir. Bu nedenle de birey realitede ayak basacağı sağlam yeri, kendi içinde arar…

Sübjektiflik / derinlik kazanır. (s. 90-91)

Modern insanın sürekli bir kişilik krizinden mustarip olması bu nedenle sürpriz sayılmamalıdır.

Din; insanın evrende kendisini evinde hissetmesini sağlayan kognitif ve normatif yapı olarak tanımlanabilir.
Yaşamın farklı kesitlerine şimdi birbirinden farklı anlamlar ve anlam sistemleri yön vermektedir. / Ev algısı bu yolla yitirilir.

Çoğulculuk, dinin toplum ve birey üzerindeki etkisini zayıflatır.

Entelektüeller
Şeref ve iffet kavramlarına pek iltifat etmezler.

Modernliğin oluşmasında kapitalizm çok önemli bir kuvvet olmakla beraber modernliği yaratan tek kuvvet değildir.

Weber’in yaklaşımının esası, kurumsal süreçlerle bilinç düzeyindeki süreçler arasındaki karşılıklı nedensel ilişkiler oluşturur. Bu karşılıklı ilişki, Weber’in söyleyişi ile “tercih temayülü”dür.
Weber’in çalışmasında ana önem Protestan Ahlakı’nın doğuşu üzerindedir. Weber’e göre bu değer (…) modern kapitalizmin doğması için son derece gerekli idi. (s. 117)

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler
Seçkin bir insan gurubu tarafından gerçekleştirilir (etiketli insanlar).
Toplumun sadece pek küçük bir kesimi bu seçkin inanlar gurubunda yer alır(herkes bilim adı etiketi taşımaz). Oysa bu seçkinlerin faaliyetleri kendi dışında kalan büyük gurubun özel yaşamını etkilemekte yetinmez, bilinçlerini de etkiler. (s. 121)

Modern insan ve onun dünya görüşü ile ilgili (…) teorilere (…) şüpheci bir nazarla bakılması gerektiği görüşündeyiz.
Bunların tamamı, soruna meseleyi basitleştirerek, meseleyi muğlak, bulanık hale sokarak yaklaşmışlardır. (s. 126)

Teknolojik üretim
Bu üretim biçiminden türetilen temalar sosyal yaşamın realitelerinin biçimlendirilmesinde başrolü oynamaktadırlar.

Modernliğin sembolik evren için en önemli temalar:
- Bizzat toplumun kendisinin konu olması (bürokrasi, bir yandan da toplumu düzene sokmak için çalışır)

İnsanlık tarihi boyunca sosyal yaşamın tanımlanma biçimi ile özellikle çeliştiğinden toplumun bu manzarası hem rahatlatıcı hem de can sıkıcı olabilir.

- Bürokrasinin (…) çoğulculuğun tehditlerini hafifletici bir yol olarak konu etmesi.
Bürokratik sınıflandırma, bu çeşitliliği düzene koymak için bir yoldur.

- Belirli yetki alanlarının özel yaşama tahsisi.

- …bürokratik olarak tanınan haklara bağlı insan hakları görüşü…
Böylece evrensel insan haklarından evrensel bürokrasinin gerekliliği görüşüne doğru uzanan bir gelişme söz konusudur. (s. 131-132)

Modernizasyon, belirli kurumsal birikimlerin ve bilinç içeriklerinin nakledildiği, taşındığı, iletildiği bir süreç olarak düşünülmelidir.

Toplumlar söz konusu temaların frekansı ve yığılma derecesine göre farklılık arz ederler.

Bu süreç sadece sosyal bir değişim değil, aynı zamanda bir kültür empoze etme olayıdır. (s. 134)

Modern ekonomi, daha önce el değmemiş olan bölgelere kollarını uzatır.
Modern ekonominin ilk etkileri yapıcı olmaktan çok yıkıcı bir tarzda ortaya çıkar. (s. 139)

Ekonomik âlem, birey yaşamının son derece özel ve bağımsız bir alanı olarak kavranmaya başlayacaktır.

Modernizasyon kavramı, teknolojik üretimden daha çok bürokratik bilinç yapılarının etkisi altında kalarak şekillenmiştir. (s. 146)

Özel yaşam ve toplum yaşamı ikilemi modernliğin en önemli sosyal karakteristiklerinden birisidir.

Tunus köylüsünün bilgi taksonomisi
Tüm bilgi Allah’a aittir ve iki parçaya ayrılmıştır: Gizli bilgi ve görünen açık bilgi.
Gizli bilgi Allah tarafından gizlenmiştir, gözlerden saklanmıştır ve beş parçaya ayrılır: Kanun koymak, keramet, rahmeti ruhlar ve cinler.
Görünür bilginin üç parçası vardır: Politika, insan ve şeytanın bilgisi.
Şeytanın bilgisinin de dört parçası vardır: Şeytana has bilgi, felsefe politikası, geometri ve endüstri.
…bunlardan sadece dört tanesi Avrupa’da mevcuttur.
Endüstri ve geometri dinlerini inkâr etmiş olanlar içindir. (s. 161-162)

Modernizasyona üç tip ideolojik yanıt verilmektedir.
Modernizasyonu ödüllendiren veya modernizasyonun meşruiyetini tasdik eden ideolojiler…
Modernizasyona muhalif olarak gelişmiş, esas amacı modernizasyona direnç göstermek olan ideolojiler.
Modernizasyonu kontrol veya ihtiva etmek yollarını arayan ideolojiler. (s. 178)

Modernizasyona karşı tepkiler (…) sınırsız ideolojiler olmaktan çok kontrol ideolojileridir.

Daha çok yaşamın geleneksel sembollerini ve desenlerini koruyarak modernizasyon ile gelişmeyi kombine etmeyi amaçlayan ihtiras dolu çabalar vardır. (s. 183)

Modernizasyona verilen ideolojik yanıtların en güçlüsü milliyetçiliktir.
Millet ve millet-devlet düşüncesinden doğan milliyetçilik, özellikle Batı yapısıdır.

İşin ilginç yanı, milliyetçilik özellikle bir modern ideolojidir, burjuvazinin bir ürünüdür. (s. 186)

İllich
Latin Amerika üzerine modern dünya tarafından empoze edilmiş kurumlar olarak nitelendirdiği okulları inceledi.
Kapitalist sömürüye açık fikirlerin okullar tarafından aşılandığı görüşünü savundu.
Kamu sağlığı, taşıma ve konut sorunları ile başa çıkmaya çalışan modern sistemlerle ilgilendi ve her seferinde de bu kurumların henüz yeni yeni gelişmekte olan Latin Amerika ülkelerinde özgürlük getirmek yerine köleliği teşvik ettiği yolundaki görüşünü sergilemeye çalıştı.

İllich’in kültür devrimi
Eğer öğretilenler günlük yaşamın ilgi alanıyla doğrudan doğruya ilgili iseler (öyle midirler?)…

Eğer bir kimse modernizasyonu kontrol etmek istiyorsa, bu kimse modernliğin gereklerine yanıt verebilecek şekilde görüş ve yeteneğe sahip olmalıdır. (s. 197-198)

Geniş halk tabakaları için politik yaşam, anonim, anlaşılmaz ve yabancı olmuştur.

Modern toplumun belli başlı tüm kurumları soyut hale gelir.
Bu kurumların tamamı bireyin günlük yaşamında hiç anlamı olmayan (…) formel ve son derece uzak varlıklar olarak vücut bulurlar.

Genel olarak bu hoşnutsuzluklar “evsizlik” başlığı altında toplanabilir.

Modern bir toplumda insanlar (…) kendilerine yer yurt edinecek bir köşe bulamazlar.

Fiziksel hareketliliğin bilinç düzeyinde de uzantıları, izleri mevcuttur.

Bireyin hayatının çoğulculuk kazanmasının bir sonucu olarak devreye giren gerek kognitif ve gerekse normatif manalardaki genel belirsizlik, dine güvenirlik konusunda ciddi krizleri de beraberinde getirmiştir. (s. 205)

Sanayi devriminden bu yana eğitim süreci hızla uzadı. (s. 213-214)
(okullar, özellikle de temel eğitimden sonraki sürece yönelik eğitim veren kurumlar, bireyleri kapitalist sisteme entegre etmek için rehabilitasyon kurumları olarak işlev görürler. Okul hayatı 15-20 yıla çıkarılarak insanlara çok uzun süren bir gençlik dönemi sunulur. Bu süreç, bireylerin ekonomik ve politik hayat dâhil olmalarını geciktirir, bu gecikme çok önemli çünkü insanların yaratıcı ve hatta devrimci düşüncelere en fazla gebe oldukları süreç bu uzatılmış gençlik dönemi içinde kalmakta ve ciddi bir sorumluluğu olmayan, sınavdan sınava sürekli bir maraton içinde kalan birey, topluma katkı yapacak düşünce alanının yanına bile yaklaşamamaktadır. İşte bu, kapitalizme hem yeni köleler kazandırır hem de direniş potansiyelinin eritilmesini, sindirilmesini sağlar).

Gençlik, buharlı makine ile aynı zamanda icat edildi.

Toplumun empoze ettiği koşulların gençler tarafından kabul edilmesi hemen hemen imkânsızdır. (s. 217)

Gençlik kültürü, genel hatları itibarıyla, her türlü planlamaya, hesaba ve sistematik projelere karşı düşmanca hisler beslemektedir.
Bu tavırları giyinme tarzları, dil kullanımları ve genel itibariyle davranışlarından gözlenebilir.

Fonksiyonel rasyonelliğe karşı doğa tutkusu (gençlerde göze çarpan tepki)

Modernliğin çok ilişkili düzenine karşılık gençlik kültürü basitlik için şiddetli bir arzu duymaktadır. (s. 232)

Modernizasyonun global etkisini “evsizlik” olarak tarif edecek olursak, demodernize tepkilerin en önemli arzusunun toplum içerisinde “evde olma” arayışından ibaret olduğunu ifade edebiliriz. (s. 240)

Demodernizasyon, sosyal hareketliliği hızlandırmak suretiyle, isyan ettiği modern yapıların varlığını sürdürmesine, daha bir canlılık kazandırmasına dolaylı olarak da olsa hizmet etmektedir. (s. 246)

---

The Homeless Mind
Türkçeleştiren: Cevdet Cerit
Pınar Yayınları

İkinci baskı, Aralık 2000

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder