30 Mayıs 2015 Cumartesi

Kartezyenler


Kartezyenler
Arnold Geulincx (1624-1669)
Descartes’ın zihin-beden düalizmini mantıksal temelde çözmeye çalıştı. Ona göre bilincin içerikleri ikiye ayrılır: Bilincin kendisinden devşirdiği edimler; istemek, düşünmek, yargıda bulunmak gibi. Bunlardan ayrı olarak bir de duyumlar vardır. Duyumlar doğrudan bilinçte yaratılmış olmayıp dış etkenlerin sonucu olarak bilinçte oluşurlar.
Beden ruhtaki duyumların nedeni olmadığı gibi, ruhta meydana gelen isteme de bedendeki devinimlerin nedeni değildir. Dıştan gelen uyarım ile içten gelen istek, ruhta bir duyum, vücutta bir devinim yaratan asıl nedenler değil, sadece ara-nedenler ya da vesiledirler.
Vesilecilik (occasionalizm) ruhtaki isteme ile bedendeki devinim arasındaki ilişkinin Tanrı tarafından kurulduğu ve Tanrı’nın tek gerçek neden olduğu görüşüne dayanan bir felsefi yaklaşımdır.
Geulincx insandaki ruh-beden etkileşimini Tanrı’nın gerçekleştirdiğini öne sürer.
Geulincx’e göre ruh, hiçbir gerçek ilişki içinde olmadığı madde dünyasından bir şey ummamalı, kendisini bütünüyle Tanrı’ya ve akla adayarak yaşamalıdır. En yüksek erdem Tanrı ve akıl sevgisidir.

Nicolas Malebranche (1638-1715)
1664’te rahip olarak atanmıştır. Augustinusçuluğu Descartesçilikle özgün biçimde birleştirme yoluna gitti. Başlıca yapıtları: Doğa ve İnayet üzerine İnceleme (1660) Doğrunun Aranması (1675), Hıristiyanca Düşünceler (1683), Metafizik ve Din Üzerine Görüşler (1688).
Malebranche’a göre ruh ile beden arasında bir etkileşim değil, bir paralellik bulunur. Buna ruhsal-fiziksel paralellik denir.
İnsan ruhu tinseldir ve maddeyle doğrudan ilişkisi yoktur. Tanrı da tinsel olduğu için insan ruhu sadece Tanrı’yla dolaysızca ilişki kurabilir.
Malebranche da, Descartes gibi, bizi yanıltan şeyin duyular değil, istencimiz (irademiz) olduğunu söyler.
Ona göre bir duyumda dört öge bulunur. Bunlar nesnenin eylemi (örneğin parçacıkların devinimi), bedendeki duyusal düzenek (duyu organları, sinirler ve beyin), ruhtaki duyum ya da algı ve buna ilişkin ruhun ortaya koyduğu yargıdır.
Malebranche’a göre insan Tanrı’nın özünü yani mutlak varlığını asla bilemez. İnsan ancak Tanrı’daki ideleri bilebilir. Bunlar öncesiz sonrasız gerçekliklerin ideleri, salt uzam idesi, öncesiz sonrasız ahlak yasalarıdır.
Malebranche’ın felsefesi Tanrı-merkezli değilse de Tanrı kavramını merkeze oturtan bir felsefedir. Ne nesneler birbirinin nedenidir, ne de ruh herhangi bir şeyin nedenidir. Evrendeki her şeyin biricik gerçek nedeni Tanrı’dır.
---

Modern Felsefe I
Prof. Dr. Sara Çelik
Anadolu Üniversitesi Yayınları, Yayın No: 2588
Haziran 2012, Eskişehir


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder